İnsan Hakları ve Adalet Hareketi'den 15 Temmuz Açıklaması

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi'den 15 Temmuz Açıklaması
15 Temmuz 2017 Cumartesi Saat 17:41 0

İnsan Hakları ve Adalet Hareketi 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde basın açıklamasında bulundu.

Türkiye’de askeri darbe, post-modern darbe vb yöntemlerle neredeyse 10 yılda bir yaşanan darbeler sırasında ve sonrasında hukuksuzluklar, yargısız infazlar, çatışma ve ölümler yaşanmıştır. Bu darbelere bazı ülkelerin destek vermesi ve alkış tutması ise Türkiye kamuoyu açısından bilinen bir gerçektir.

Darbelerle, seçimle gelen siyaset kesintiye uğratılarak siyasi partiler kapatılmış ve siyasetçiler yasaklanmıştır. Türkiye halkı için bu dönemlerde yaşanan acılar hala yakinen hissedilmektedir.

Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi de yine bir askeri darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. 15 Temmuz askeri darbe girişimi ile, şeffaf, geniş katılımlı ve seçimle yönetime gelen bir hükümetin, Türkiye dışından da destek alınarak düşürülmesi planı uygulamaya konulmuştur. Ancak hafızalarda hala sıcaklığını koruyan darbe acılarının yeniden yaşatılmasına karşı olan Türkiye halkı sokaklara çıkarak tankların ve silahların önüne geçmiştir. Tanklar yolları kesmiş, başta TBMM olmak üzere sivil ve askeri kurumlar, emniyet binaları vb. kamu kurumları bombalanmış ve ele geçirilmeye kalkışılmıştır. Farklı siyasi görüşten insanlar, Türkiye’nin her tarafında, ortak söz ve duruşla sokaklara çıkmıştır. O gece halk tarafından en çok kullanılan slogan “bir daha asla” olmuş, tekrar bir darbe yaşanmasına müsaade edilmeyeceği haykırılmıştır.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) yapılanmasının kimi hile ile kimi rutin yollarla elde ettikleri devlet yetkilerini tamamen hukukun dışında darbe için kullanması ile gerçekleştirdiği çok kısa sürede anlaşılan bu darbe girişiminde toplam

249 kişi hayatını kaybetmiş,
2193 kişi yaralanmış,
300 milyar TL’nin üzerinde maddi zarar meydana gelmiştir. Sonraki sonuçları açısından bakıldığında ise birçok farklı siyasi, sosyal, ekonomik vb etkiden de bahsedilebilir.

Herhangi bir toplumsal sorun ya da çatışmanın yaşanmadığı, herhangi bir darbe olabileceği ihtimalinin konuşulmadığı, kaosun sokak olaylarının olmadığı bir ülkede darbe beklentisi olmaz. Bu nedenle Türkiye’de tam olarak ne olduğu dünya kamuoyunca da anlaşılamamıştır. Her ne kadar toplumun farklı görüşlerdeki tüm kesimleri bunun bir darbe girişimi olduğu, sivil halkın o gece katledildiği, TBMM’in bombalandığı, askeri, emniyet, idari birçok binaların ya bombalandığı ya da silahlı güçlerle ele geçirilmeye çalışıldığı, bu operasyonlarda hem resmi görevli hem de hiçbir görevi olmayan sivil kişilerin emir komutasında bu darbenin gerçekleştiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde aşikar oldu ise de, 15 Temmuz Darbesine tıpkı Mısır’daki darbeye olduğu gibi açık ya da örtülü destek verenler Türkiye’deki sürece de sessiz kalmayı tercih etmiştir. Mısır’da bütün açıklığıyla yaşanmış olan askeri bir darbeye “Darbe” demeyenler Türkiye’de de Mısır’daki sonucu ummuşlardır. Bu sessizliğin arkasında yatan gerçeğin küresel sisteme boyun eğen ve sadece güç odaklarına üretim yapan ülkelere Türkiye’deki itirazın örnek olması korkusudur. Dünyadaki adaletsizliği üreten sisteme halklardan yükselen vicdani rahatsızlığın harekete dönüşmesinden korkanlar, 15 Temmuz gecesindeki darbeye halkın karşı duruşundan da korkmuşlardır.

15 Temmuz darbe girişimi, kapitalist küresel sistemin yeni maskesini düşürürken, bu darbeye direnen ve engelleyen halkı da mazlumların, zulme rıza göstermeyenlerin gücü olarak örnekledi. Bu aynı zamanda adaletin tesisi, ayrımcılığın ve hukuksuzluğun önlenmesi, insan haklarının ve özgürlüklerinin halkın iradesi ile garanti altına alınması anlamına da geliyordu. Türkiye halkı, insan hakları ve demokrasiyi Suriye, Irak, Afganistan vb. ülkelere bomba olarak taşıyanların, Türkiye’de “mutedil bir dini grup” gibi gösterilenler eliyle darbeye giriştiği gerçeğini gördü ve buna müsaade etmedi. Bu darbeyi engellemek hem halkın özgür iradesine sahip çıkmak, hem Türkiye’de söz sahibi olmak isteyen devletlere bu yolu kapatmak, yani bağımsız olmak, hem de yargıdaki, emniyetteki ve diğer resmi kurumlardaki hukukun dışına çıkan her türlü yapılanmanın son bulması anlamına da gelecekti. Bu karşı koyuş bu ülkede hangi görüşten olursa olsun herkesin adalete erişebildiği, kimsenin kimliğine dayalı özel yetki kullanmadığı, herkesin devletin adalet hizmetinden emin olduğu bir talebin garanti altına alınmasıydı. Ellerindeki silahı kendi milletine doğrultan askere bu itiraz her fikirdeki darbe girişimine yapılan itirazdı.

Darbe püskürten Türkiye halkı, bu darbeyle ilgisi olanların yargılanması ve cezalandırılmasını beklemeye başladı. Bu yargı süreçleri ile ilgili suçluların gereği gibi yargılanması ve cezalandırılması konusunda yanlışlar ve eksikler yapıldığı, FETÖ ile olan ilişki ve fiillere bakılmadan mağduriyetler oluşturulduğuna dair birçok iddialar bu süreçte dile getirildi. FETÖ yapılanması ile ilgili OHAL kapsamında KHK’lar ile gerçekleşen idari tasarruflarda yapılan yanlışlar, oluşturulan haksızlıklar ve bu süreçte mağdur olduğunu iddia edenler için itiraz mekanizmalarının olmaması, olanların işletilememesi gibi birçok ihlal oluşturmaya devam ediyor.

İHAK olarak 15 Temmuz Darbe Girişiminde rolü olan, hassaten tanklarla bomba ve silahlarla sivil insanların hayatına kıyanların hak ettikleri cezayı ivedilikle çekmeleri, yargı süreçlerinin hızlı ve adil yargılanma kurallarına uygun şekilde sonuçlandırılması ve adaletin yerini bulması beklentisi içerisindeyiz. Hassaten darbeyi komuta eden FETÖ mensubu asker ve emniyet mensupları ile bunlara doğrudan destek verdiği tespit edilen bürokrat, siyasetçi, medyacı ve sivillerin öncelikli olarak hak ettikleri cezayı almaları beklenmektedir. Yurtdışına kaçmış olan suçluların Türkiye’ye getirilmesi ya da bulundukları ülkelerde haklarında gerekli soruşturma ve davaların açılması gerektiğine inanıyoruz. Unutulmamalıdır ki, 15 Temmuz Darbesini yapmaya kalkanlar özgürlükleri askıya almak ve tam anlamıyla dışa bağımlı adaletsiz bir ortam/yönetim oluşturmak için bu darbeye giriştiler. Ne olursa olsun 15 Temmuz sonrası tüm idari, siyasi ve yargısal süreçlerde hiç kimseye haksızlık yapmayacak şekilde “adaletin tesisi”ne gayret etmek en başta 15 Temmuz şehitlerine olan borcumuzdur. Bu nedenle tüm ilgili ve yetkilileri, darbeye teşebbüs eden, halka silah sıkan FETÖ mensubu veya değil tüm sorumluları hızlıca yargılamaya, bu yargılamalar sonucunda, FETÖ yapılanmasıyla ilgisi olmadığı iddiasındaki kişileri de ayıklayarak, sosyal hayatlarına dönmelerine yardımcı olmaya çağırıyoruz. Bu çağrı cevap bulursa, Türkiye bağımsızlığını, özgürlüğünü ve adalet mekanizmasını güçlendirmiş bir ülke olacaktır. 15 Temmuz gecesi darbeye karşı sokağa çıkan bizler ve herkes Allah’ın razı olmadığına Allah için itiraz etmek üzere sokaklardaydık. Ve yine biliyoruz ki, Allah’ın razı olmadığı “ZULÜM”, razı olduğu ise “ADALET”tir.

15 Temmuz Şehitlerini rahmetle anıyor, yakınlarına sabır, yaralılara şifa diliyoruz. Darbelere, zulme ve haksızlıklara karşı direnenlere şükranlarımızı sunuyoruz. Türkiye’nin, insan haklarının ve özgürlüklerin korunduğu, garanti altına alındığı, hukukun adaleti sağladığı, adaleti sağlayan hukukun üstün olduğu, kimseye küçücük de olsa haksızlığın olmadığı bir esenlik ülkesi olması dileğiyle.


YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

GÜNCEL HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

Hastalar artık gökyüzünü izleyerek tedavi olacaklar

Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, THY Genel Mü [...]

1 gün önce...

Vali Erin, tebdili kıyafetle hastaneleri denetledi

Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, tebdili kıyafetle [...]

12 saat önce...

MARSU'dan Su'ya Zam Yapılmamış Açıklaması!

Mardin Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon Ge [...]

11 saat önce...

Ormanlık alanda yangın

Mardin'de ormanlık alanda yangın[Fotoğraf: AA]ABON [...]

1 gün önce...

Vali Demirtaş, Amine'nin talebini yerine getirdi

Mardin'de yetiştirme yurdunda kalan 18 yaşındaki g [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN