İş Hakkı Yasası

   Pandemi süreci tüm Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de yaşam tarzını ciddi bir şekilde etkiledi ve bir çok alışkanlığı değiştirdi.Sosyal mesafe kavramı-kuralı yaşamımıza dahil olduğu gibi ekonomik hayatta bu süreçten payına düşen kısmı ne yazık ki almak zorunda kaldı.Pandemi sürecinin dünya’ya yaşattığı hiçbir olumsuz durum insan hayatıyla kıyaslanamaz elbette,ama bu sürecin bize öğrettiği ve düşündürdüğü şeylerin olduğu gerçeğini de gözardı etmememiz gerekiyor.

      Örneğin,İş Hakkı’nın da Yaşam Hakkı kadar kutsal olduğu gibi somut gerçekler dipdiri karşımızda durmakta.Coronavirüsü sürecinde İş yaşamına yönelik açıklanan paketler oldu ve işten çıkarmalar 3 ay süreyle kısıtlandı.Geldiğimiz nokta da bu 3 aylık süre bir defa daha uzatıldı ve belli koşulların getirildiği ve yine durumu bu koşullara uyan çalışanların maaşlarının %60’ının merkezi hükümet tarafından karşılanmasına karar verildiği yöntemler benimsendi.Tabi bunun ne kadar yeterli olduğu veya daha fazla nasıl genişletilebilir hale getirileceği tartışılması gereken konuların başında,ama bu süreçte ele alınan bu uygulamalar aslında İş Hakkı’nın içinden geçtiğimiz pandemi sürecinden etkilenmeden garantiye alınmasına yönelik uygulamalardan bir kaçıydı.

      Zaman zaman dile getirilen ve kavram olarak benimde katıldığım psikolojik iklim tamda bu süreçte “İş Hakkı Yasası”nı konuşmamız için oldukça uygun aslına bakarsanız.Sosyal Devlet olmanın gereklerinden biri her zaman her koşulda kendi vatandaşının haklarını kalıcı yasalarla garanti altına almaktır.Geçici uygulamaların kalıcılığı olmayacağı gibi size pek bir ilerleme de kazandırmaz.Konu İş Hakkına geldiğinde devletler-hükümetler bu konunun getireceği maliyetten ne yazık ki korkar,bu tüm dünyada genel geçer bir durum halini almıştır.

      Bizde pandemi sürecinde ki bir takım uygulamalar(işten çıkarma kısıtlamaları ve %60 maaş desteği) aslında bu psikolojik iklimi yakalamanın kıyısında olduğumuzu gösteren işaretlerden.Bu konuyu konuşmak,tartışmak ve uygun zamanda uygulamaya koymanın vaktinin geldiğini düşünenlerdenim.Özellikle Ülkemizdeki genç-üniversite mezunlarında işsizlik oranının geldiği nokta da düşünüldüğünde artık “İş Hakkı Yasası”nı hayata geçirmemiz gerekiyor.

    Belli kriterleri içerecek İş Hakkı Yasası ile bugün ailelerin en büyük problemi haline gelen evlatlarının gelecek kaygısının önüne geçmek hedeflerden en önemlisidir.Daha İlköğretim çağında okul müfredatında okutularak hayatımıza dahil edebileceğimiz ‘İş Hakkı Yasası’ elbette belirli kriterleri de içermek zorunda.Bunları siyasi partiler yasa teklifi esnasında çeşitlendirebilir ama akla hemen gelen birkaç öneri sunmakta da fayda var sanırım,
Örneğin Devlet başvurulması durumunda ‘İş Hakkı Yasası’ şartlarının içerdiği;
1-Üniversite mezunu olma şartı
2-Herhangi bir suça bulaşmamış ve sabıkası olmama şartı gibi temel ilkelerin tamamını yerine getiren kişilere 6 ay içerisinde iş bulmak zorunda olacaktır.Okul müfredatında yer alacak ‘İş Hakkı Yasası’ ile Ülkemizin yarınlarını oluşturacak çocuklarımız,hem Suça bulaşırlarsa İş Haklarını kaybedeceklerini bilerek yetişecekler(Suç ile mücadelede de önemli bir katkı sunacaktır.) hemde Yüksek tahsil yapmaları teşvik edilerek daha güvenli yarınlara adım atmaları bizatihi devlet tarafından garanti altına alınmış olacaktır.

     Dediğimiz gibi kriterler çoğaltılıp zorlaştırılmadan zenginleştirilebilir ama asıl olarak İş Hakkını ve Yasasını konuşmamızın vakti sizce de gelmedi mi?

Gürsel Ekmen Miroğlu

1960 Doğumluyum, İlk ve orta öğrenimimi tamamladıktan sonra evlilik nedeni ile uzun bir süre öğrenimime ara verdim. Dışarıdan katıldığım sınavlarla Mardin Lisesini tamamladım. İki yıl Uluslar arası Hu

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle