İş’le Buluşmalar toplantılarının bu seferki durağı Mardin

İş’le Buluşmalar toplantılarının bu seferki durağı Mardin
11 Mayıs 2011 Çarşamba Saat 16:19 0

Türkiye İş Bankası’nın “İş’le Buluşmalar” toplantılarının bu seferki durağı Mardin oldu. Üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantıda, “Geçmişten Geleceğe Bereket Kapısı Mardin” konuşuldu.

Türkiye İş Bankası’nın “İş’le Buluşmalar” toplantılarının bu seferki durağı Mardin oldu. Üst düzey yöneticilerin katıldığı toplantıda, “Geçmişten Geleceğe Bereket Kapısı Mardin” konuşuldu.

Mardin Yay Grant otelinde "Geçmişten Geleceğe Bereket Kapısı: Mardin" ana başlığı ile "İş'le Buluşmalar" toplantısı düzenlendi.

Günümüz ekonomi ve piyasa koşullarında bölgesel ve uluslararası fırsatlar, yeni iş alanları ve sektörel gelişim fikirlerinin ele alındığı ve ana başlığı; “Geçmişten Geleceğe Bereket Kapısı Mardin” olan “İş’le Buluşmalar” toplantısı, bu defa kültür ve turizmin en önemli merkezlerinden biri olan Mardin’de gerçekleşti.

Toplantının açılış bölümünde; İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Mardin Valisi Turhan Ayvaz ve Mardin TSO Başkanı Mehmet Ali Tutaşı sırasıyla birer konuşma yaptı.

Toplantıya, Mardin Valisi Turhan Ayvaz, Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Dicle Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Abdullah Erin, Mardin TSO Başkanı Mehmet Ali Tutaşı, İş Bankasının üst düzey yöneticileri, yanı sıra oda başkanları, sivil toplum örgütleri ve iş adamları katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Mardin’in UNESCO’ya alınmayı sonuna kadar hak eden bir kent olduğunu belirterek, İş Bankası’nın arşivlerinde 63 yıl önce yazılan bir İş Bankalı müfettişin raporuna değinerek Mardin’in ileri gelenlerinin 1948’de bir şube talebinde bulunduğunu 1 yıl sonra şubeyi açıtlıklarını 62 yıldır tarihi kentte hizmet verdiklerini söyledi.

İş Bankası olarak dünya bankası olma yolunda hızla ilerlediklerini ifade eden Bali şunları söyledi:

“2010 yılında 93 milyon dolarlık bir ithalat gerçekleşmiş Mardin’de. 2011’in ilk 3 ayında ise yüzde 59’lık artışla 34,5 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirilmiş. Türkiye’nin 2010 yılı ihracatına baktığınızda 114 milyar dolarlık bir rakam görüyoruz. İthalat ise 185 milyon doların üzerinde. Dolayısıyla 71 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı söz konusu. Hem bu bölgenin hem bu ülkenin sadece kısa dönemli çıkarları kast ederek değil, uzun dönemde ve tahammüllü bir oyuncu olduğumuz için 62 yıl önce buradaydık, Mardindeydik. Yani Mardin geliştikten sonra bu bölgeyi keşfedenlerden değiliz. Bizim için Memleketin önceliği her şeyden önce geliyor. Kardan ve kazançtan da önce. Biz sadece karlı(kazançlı) yerlere değil karlı yerlere de gidiyoruz. Kolay işlerin kolay yerlerin bankası değiliz. Uzun dönemli sürdürülebilir kazançlar hem de sadece kendimiz için değil müşterilerimizi de içerecek şekilde gözetiyoruz. Kısa mesafe koşucusu değil maraton koşucusuyuz onun içinde nefesimiz kesilmiyor. Kazançları karları bir yana bırakınız, zor dönemlerde dahil bölgeye bakışımız asla değişmedi. Bundan sonra da değişmeyecek. Mardin’de 1949’da açtığımız şube dahil 4 şube ile hizmet veriyor, Çarşı Mardin şubemizi de bu yıl açmayı düşünüyoruz. Mardin ilindeki kredi ve mevduat nakdi krediler 135 milyon TL ve bunun daha çok bölümü 78 milyon TL si ticari krediler çekiyor. Bu bir kamu bankasından sonra ikinci sırada Mardin’de, Nakdi kredilerde özel bankalar arasında ise lideriz. 120 milyonun üzerinde mevduatımız var ve iki kamu bankasından sonra geliyoruz ki yine özel bankalar arasında lideriz. İş Bankası KOBİ’ler değer yaratma için lig atlamak isteyen 1.3 milyonu aşkın 14 milyar TL’yi aşmış durumda. Nakdi ticari kredilerde en yakın rakibimizden 1 milyar dolar, diğer 2 büyük rakibimizden ise 7 şer milyar dolar daha ilerideyiz. 2010 sonunda başarılı bilanço performansı ile hem aktif büyüklüğünü yüzde 17 artırarak, 151 milyar TL aktif değerini, 19 milyar TL’de bir öz kaynağa ulaştı. Karımızda 3.2 milyar TL geçmiş durumda. Ayrıca Şube ve personel sayımızı artırdık ve artırmaya devam edeceğiz."dedi.

Panelde kendisine yönetilen sorulara da cevaplayan Adnan Balı ise “Hiç kimseyi hiçbir müşterimizi dışlayıcı mahiyette olması mümkün değildir. Müşterimiz başımızın tacıdır. Gereğini yaparız. Şimdi mesele bir yetki meselesi değil aslında. Yetkiyi şube müdürünüze bir seviyeye kadar veriyorsunuz. Ya da belli genel müdürlük kademelerinde de veriyorsunuz.  Örneğin benim yetkim bir şube müdürünün çok üzerinde ama benim red ettiğim kredi yok mu? Çok. Önemli olan yetkinin büyüklüğünden ziyade yetkinin kullanılması sırasında olumlu cevap verebileceğiniz, bir niyete bir metodolojiye ve elinizdeki teklifinde, taleplerinde bunu koşullarını sağlıyor olması lazım.

Bankada kredilere verdiğimiz para bize ait değil. Bize vekalet verilmiş. Biz de o vekalete bağlıyız. Bankacılık sektörü kadar kısmı karşılıkla çalışan başka sektör yoktur. Yani biz kefaletle çalışıyoruz. Dolayısı ile hepimiz emanete sağlam şekilde sahip çıkmalıyız.  Bu şunu gerektirir. Kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk,  söylemiş; dikkat iffet ve metodolojik tutarlılıkla çalışmak yani hem doğru çalışacağız, hem de namuslu çalışacağız. Şimdi bunları bir araya getirdiğiniz zaman bizim yetkisinden ziyade kredilendirilebilecek işlerle ilgili vurgumuz olmaktır. Bir banka maliyetlerle fon aldığına göre ve tek kazancı da bunu sağlıklı bir şekilde plase etmek olduğuna göre bir bankanın kendi kazancına olan bir kredi için olumsuz karar vermesi beklenemez.

Bizim aslı işimizdir kredi vermek. Baştan zaten niyetli olduğumuz gönüllü olduğumuz iş yapma biçimimiz bu. Yani siz kendi işinizde satış yapmamayı seçebilir misiniz? Bizim krediyi vermemiz böyle bir şeydir. Mümkün değildir. O zaman dükkânı kapatmanız lazımdır. Büyüyoruz müşterimizle birlikte büyüyoruz, değer katıyoruz. Dünyanın başına bu global krizlerde gelen şey gerçek satın alma gücüne dayanmayan tüketiciyi kredilendirmek gerçek fizibiliteye ve tutarlığa dayanan iş planları olmayan tacirleri işleri yatırımcıları kredilendirmek sureti ile geldi. Kime zarar verdiler. Bir tek kendilerine mi zara verdiler?  Hayır bütün sisteme zarar verdiler. 

         Konya’da bir müşterimiz bana aynı şunu söyledi eskiden bankalardan kredi almak için bankaların önünde yatıyorduk. Bizden ipotek istiyorlardı şunu istiyorlar, bunu istiyorlardı ama sonra ne oldu bu sefer bankalar bize kredi vermek için kapımızda yatmaya başladı. Bizde buradan kredi aldık ve olumsuz bir sürece sürüklendik.

Fizibilitesiz verilen krediler tüketici ve tüccarlar için bir afyon gibidir.  Kampanya gibi kredilendirme söylemi bir bank için doğru bir söylem değildir. Genel kredi konspeti içinde gerek sulama gerek sera, gerek tarımda çeşitliğe gitme anlamında her türlü kredilendirmeye hazırız. Bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız.”

Toplantıda bir konuşma yapan Mardin Valisi Turhan Ayvaz de ülkelerin kalkınmasında, gelişmesinde ve istikrarında en kritik sürecin bankacılıktan geçtiğini söyledi.

Üretim olmayınca ekonomide de ilerleme olmayacağını ifade eden Ayvaz, “İrlanda’nın batışı Yunanistan ve Portekiz’in batışı üretmemekten dolayıdır. Hele komşu yiyip batma noktasına geldi. Hatta bir yerde yazılmıştı, 50 milyar doları bastıran bu ülkeyi satın alır derecesine geldi.3 konu ise oda ihracat. İhracat olmayınca da ülke çökme noktasına gelir. Biliyorsunuz yıllarca komşularımız düşman olarak bildik. Bu batının bize bir yutturmacası gibi bir şeydi. Kuzey taraflarını diğer taraflarını anlıyorum da, Suriye ırak taraflarını hiç aklım almıyor, düşman denilen kimseler bakıyorsunuz bizim akrabalarımız. Nihayet o sendromu da yendik. Hükümetimizin, devletimizin komşularla sıfır sorun politikasından sonra ihracatımız artık, aritmetik değil geometrik artmaya başladı. Mardin’in önü açık. 560 milyon dolar ihracatı var. en kısa sürede 1-2 yıl içinde milyar dolarlık ihracat yapan şehirlerimizden biri olalım. İşte bu üç unsur güzel olduğu zaman başarılı olabilirsiniz."şeklinde konuştu.

Açılış konuşmaların ardından, "Geçmişten Geleceğe Bereket Kapısı Mardin" konulu panele geçildi.

Bahçeşehir Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Taner Berksoy’da yaptığı sunumda "The Economist dergisi özellikle iş çevrelerinde çok etkili. Geçtiğimiz hafta sonunda Türkiye ile ilgili bir yazı yayınladı. Belki dergi için önemli değildi ama bizde bomba gibi patladı. Bende Economist dergisi ile hemen hemen aynı düşünüyorum. 2010 yılının 2. 3 ayından itibaren olumlu performans gösteriyor. Görünümü, Türkiye ekonomisinin olumlu. The Economist dergiside alenen Böyle söylemiyor kabaca bunlar iyi görünüyor ama bunların sorunları var yılın ikinci yarısında ortaya çıktığında sıkıntı olacak" diyor. Türkiye çok hızlı büyüdü krizden çıkış için olumlu ama sürdürülebilir bir hız değil. Bunu zorladığınızda ekonomiyi daha sıkıntılı işlere sürükleme ihtimalimiz var."dedi.

Panelistlerden Halim Bulutoğlu ise panelde şu ifadelere yer verdi:

“Turizm, kültürlerarası diyalogun kurulması, toplumların birbirlerini tanıması, kültürel geçişkenliğin sağlanması ve karşılıklı olarak elde edilen olumsuz imajın olumlanmasında, “toplumların diğer toplumlar üzerindeki imajını yenileme, sosyal, kültürel, doğal ve tarihi zenginlikleriyle dünya rekabet ortamında etkinliğini artırmada” önemli bir göreve sahiptir. Mardin’in kalkınması açısından burada hayata geçirilecek projeler çok önemli. Bu kapsamda bölgedeki kalkınma ajansları büyük önem kazanıyor. Mardin turizminin yanında sanayisini ve ticaretini de geliştirmek adına hem komşu illerle, hem de komşusu olduğu ülkelerle iyi bir strateji izlenmeli.

Bugün 2010 verilen göre ilimizi ziyaret eden konuk sayısı günübirlik ziyaretlerle birlikte bir milyon 100 bine ulaşmış. Geceleyen turist sayısı ise 210 bin civarında, bu sayı 2008’de 83 bin. 2010 yılında ilimize gelen yabancı konuk sayısı 90 bin, yani gelenlerin sadece yüzde 10’u yabancı.

İlimizde mevcut durumda 3 tane 4 yıldızlı otel, 3 tane 3 yıldızlı otel, 1 tane 2 yıldızlı otel, özel belgeli 4 tane tesis, belediye belgeli 10 tesis ve kamu misafirhanelerine ait 6 tesis olmak üzere il genelinde 2 bin 700 yataklı toplam 27 tesisimiz mevcut. 5 yıldızlı Erdoba Elegance oteli tamamlanmak üzere, 415 yatak 1 ay içinde tamamlanması beklenmektedir. Hilton’un inşaatı devam ediyor.

2023 yılı için Mardin Kültür, Turizm ve Tanıtım Derneği Başkanı Şeyhmus Dincel hedeflerinin, 5 bin yatak olduğunu söylerken belediye başkanımız ise 10 bin yatak hedeflediklerini ifade ediyor.  Herkes tarafından 2023 yılında hedeflenen turist sayısı ise 5 milyon.

Bu veriler ışığında ihtiyaç duyulan otel çeşitlemesi konusunda bir araştırma yapıldı mı? Yatak artışında bir planlama düşünülüyor mu? Bu konuda Valilik, belediye, turizm müdürlüğü, bakanlık, meslek kuruluşları, temsilcilerinin katıldığı bir yerel oluşum var mı? Dicle Kalkınma Ajansı ile nasıl bir işbirliği var?

Komşu illerle işbirliği ve ilişkiler ne durumda? Komşu ülkelerle işbirliği konusu Suriye, Irak, Kuzey Irak ve İran..

Neler yapılabilir? Kültür ve turizme özel ülkelerarası bir çalışma komitesi oluşturulabilir mi? Her yıl bir ülkede toplanıp, durum değerlendirmesi, yapmak gibi bir gündemle mesela…

Son on yılın turizm rakamlarına bakıldığında insanların seyahat etme isteklerinin arttığı, seyahat güdüsünün oluşumunda dünyadaki eğilimlerden etkilendikleri5, buna bağlı olarak turizm pazarının genişlediği görülmektedir.”

Panelde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Mortan,"1980’den 2011’e Mardin’in Ekonomik Seyir Defteri" ile ilgili olarak bir sunum yaptı. Mortan sunumunda şu ifadelere yer verdi:

“Mardin son 25 yılda nereye gelmiş. Bunu n için bir defter karıştırmak lazım. Tarım olmadı çünkü sulama yatırımları bitmedi. 90’lı yıllar serbest bölge ümidi vardı o da olmadı. 2000 yıllarında burada bir Temel Koçaklar dönemi gelir. Temel bey bu bölgeyi nasıl dalgalandırırım diye düşünerek buranın kültür potansiyelini de göz önünde bulundurarak turizm şehir olma yolunda büyük bir çalışma başlattı.

Kuzey Mezopotamya’nın,  Turabdin bölgesi ve Kültür Medeniyet şehri Mardin büyük bir kültürel zengin potansiyele sahip. Çok zengin kültürel ve mimari mirasımız var. Şuan yeraltında ve yerüstündeki mimari arkeoloji desenlerimizin tam envanterine sahip değiliz. Mardin sadece Mardin’den ibaret değildir. Kızıltepe’den, Nusaybin’e,  Midyat’tan, Savur’a kadar her tarafta çok önemli tarihi eserlerimiz vardır. Sulanabilir arazi miktarı 180 bin hektar yani 1 milyon 800 bin dönümdür çok ciddi bir potansiyeldir. Harran Ovası’ndan daha fazladır. Her gün İstanbul- Anakaraya uçak seferleri yapılmaktadır. Komşumuz Suriye ile son zamandaki  gelişmelerle bu potansiyelimizin artması konusunda çok ciddi kazanımlar meydana getirecektir.

Mardin, kopuşlara karşın, tarihsel engelleri kırarak, çeşitli badireleri atlatarak günümüze geldi. Şimdiki Mardin’i anlamak için dünkü Mardin’i anlamamız gerekiyor. Sosyal dokusuyla, kültürel çoğulculuğuyla, inançlarıyla örnek bir şehir olsa da, yaralı yüreğiyle, duyarlı insanlara hüznünü ve umudunu aynı anda haykırıyor. Kuşatıcı ve dolgun sesinin yükselmesi, tarihsel kodlarındaki değerlerin değerlendirilmesine bağlıdır.”

Panelde bir sunum yapan Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt ise şu ifadelere yer verdi:

“Mardin, dünyada en çok etkilendiğim şehirlerden biri. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki Mardin’de üretim becerisi ve kültür potansiyeli olan bir ilimiz. Aynı zamanda Mardin’imizin yüzü hem batıya hem doğuya dönük. Bu ilimizde Süryanisinden Yezidisinde, Ermenisinden Müslümanına sahip olduğu zenginlikle her ülkeden turist çekebilecek bir potansiyeli var. Bunları doğru bir şekilde değerlendirip tümünü bir araya getirdiğinizde turizmde büyük başarılara imza atabilir. Bunun için kentteki bütün güç dengeleri bir seferberlik yapmalı. Dünya ekonomisindeki güç dengesi kaymaya başladı. Yapacağımız her ticari faaliyette yeni güç odaklarını da dikkate almamız gerekiyor. Dünya ekonomisinde güç dengeleri değişiyor.Güç dengeleri arasına gire turizmden hak ettiğimiz payı almamız lazım. Ekonomik güçte ABD ve AB'den doğuya ve Çin'e ve Hindistan'a doğru kayıyor. Bu iki ülkenin büyüme oranları ABD ve AB ülkelerinden daha büyük. Artık biz de bir iş yaparken, bu ülkeleri de takip etmek zorundayız. Bu, bakkalından sanayicisine hepimiz için geçerlidir. Örneğin bir oyuncakçı dükkânı açacaksak Çin oyuncağını dikkate almak durumundayız.

Artık günümüzde bilgi bakımından değer üretmeyenlerin iş yaşamında yeri olmayacaktır. Türkiye bilgi çağını yakalamada çok önemli avantajlara sahip bır ülke konumunda. Öncelikkle Türkiye'nin elinde çok iyi bir girişimci yapısı var. Elinde çantasıyla dünyanın her yerinde iş yapmak isteyen bir Türk girişimciye rastlayabilirsiniz. Bunun yanında yurt dışından devlet başkanlarını, bakanlarını, işadamlarını ülkemize getiren ticaret organizasyonları kuran sivil toplum kuruluşları var. Cumhurbaşkanımızdan başbakanımıza kadar tüccar mantığıyla hareket eden bir yönetime sahibiz. İkincisi, Manş Denizi'nden Çin'e kadar en iyi fabrika altyapısına sahibiz. Son 5 yıl içinde kurduğumuz bütün fabrikalar yeni. Yine genç, dinammik ve nisbi olarak eğitimli bir nüfusa sahibiz. Komşularıyla sıfır problem diyen komşularıyla ticaret oranını sürekli artıran bir ülkeyiz.”



YORUMLAR :::

Yorum Yaz GİRİŞ YAP

EKONOMİ HABERLERİ :::

YORUMLANANLAR :::

Meclis toplantısı devam ediyor

Mardin Büyükşehir Büyükşehir Belediyesi, ağustos a [...]

1 gün önce...

Türk ve Çinli çiftin çocuklarına Nusaybin'de sünnet

Türk ve Çinli çiftin çocuklarına Nusaybin'de sünne [...]

1 gün önce...

Eczacılardan Eczacıya şiddet açıklaması

Mardin’de bir süre önce bir eczacının darp edilmes [...]

1 gün önce...

PKK operasyonu: 11 gözaltı

Mardin’de düzenlenen PKK operasyonunda 11 kişi göz [...]

1 gün önce...

Sınırda çıkan yangın paniğe neden oldu

Suriye’nin Kamışlı ilçesi ile Mardin’in Nusaybin i [...]

1 gün önce...

MARDİNLİFE TV CANLI YAYIN


YAZARLAR :::

Bütün Yazarlar
Nezir Güneş
Nezir Güneş

Bugün günlerden...!

1
Faraç Çobanoğlu
Faraç Çobanoğlu

Yolum Maraş'a Düşünce

2
Fırat Ensari
Fırat Ensari

Yaşamın Adaleti

3
Mustafa Aydın
4
Kadir Üründü
Kadir Üründü

Ters Açı...

5
Abdurrahim Akdağ
Abdurrahim Akdağ

Girdi, Sermaye, Kaynak

6
Muhammed Dağ
Muhammed Dağ

Aydın(lık) Sorunsalı

7