# 13. Kabile - Arthur Koestler Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> 13. Kabile kimin eseri? 13. Kabile kitabının yazarı kimdir? 13. Kabile konusu ve anafikri nedir? 13. Kabile kitabı ne anlatıyor? 13. Kabile PDF indirme linki var mı?  13. Kabile kitabının yazarı Arthur Koestler kimdir? İşte 13. Kabile kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/13-kabile-arthur-koestler-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-30T08:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-06-30T08:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/30/arthur-koestler-kimdir-arthur-koestler-kitaplari-ve-sozleri-258400.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Arthur Koestler 
 Çevirmen: Belkıs Çorakçı Dişbudak 
 Orijinal Adı: The Thirteenth Tribe 
 Yayın Evi: Plato Film Yayınları 
 İSBN: 9789756381236 
 Sayfa Sayısı: 297 
--reklam--
13. Kabile Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Koestler'in yerleşik düşünceleri provoke eden muhteşem eseri.. Hiçbir şey beceri, zarafet ve bilgiden daha tahrik edici olamaz savını kendi olguları, konuları ele alışı ve teorileriyle destekliyor..
Fitzroy Maclean New York Times Book Review Bu kitapla ilgilenmek için Yahudi olmanıza gerek yok.. Günümüz Yahudileri gerçekten Sami ırkına mı mensuplar, yoksa asimile olmuş Hazar Türklerinin torunları mı?... Bu özlü ve ilginç kitap, modern tarihte sıkça karşılaştığımız trajikomik suçlamaları imaları sorgulamakta... Gerçekten büyüleyici...
Edmund Fuller Wall Street Journal
--reklam--
13. Kabile Alıntıları - Sözleri
Tarihçiler genellikle taraflıdır.
"Kağanın yönetim süresi kırk yıldır. Eğer bu süreyi bir gün bile aşarsa, adamları, 'mantığı körleştiği, sezgilerinin bulanıklaştığı' gerekçesiyle onu öldürürler."
Hazarların dünya tarihine en büyük katkısı, Arapların kuzey yönündeki saldırılarına karşı Kafkasları geçilmez bir engel haline getirmeleridir.
"Mademki kurban gerekli, bari başımıza dert açabilecek olanlardan kurtulalım."
'Türkler' derken, Hazarları kastediyor.
Oğuzlardan bir Türk, birlikte yola çıktıkları İslam misyoneri İbni Fadlan’a sitem etmiş: “Halife bizden ne istiyor? Öldürecek bizi bu soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk” demiş. İbni Fadlan cevap olarak; “Bütün istediği ‘Allah’tan başka Tanrı yoktur’ demeniz” diye karşılık verince, Türk gülmüş:
“Doğru olduğunu bilsek, söylerdik” demiş.
"Fazla şey bilirsen, seni asarlar. .
"Çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar ..
Kağanın yönetim suresi 40 yıldır. Eğer bu süreyi birgün bile aşarsa, adamları, mantığının korlestigini, sezgilerinin bulaniklastigi gerekçesiyle onu öldürür.
MS 1.yüzyılda Çinliler bu istenmeyen Hun komşularını batıya sürmüş ve yüzyıllar boyu Asya'dan kopup Avrupa'ya akacak çığı başlamışlardır. 1.yüzyıldan başlayarak sürekli olarak batıya akan bu gruplar çoğunlukla genel bir sözcük olan "Türk" sözcüğüyle tanımlanmıştır. Bu sözcüğün de Çinceden geldiği ve gerçekte bir tepenin adından alındığı öne sürülmektedir. Ama sonradan bu sözcük, belirli özelliklere sahip dilleri konuşan, yani "Türki" dilleri konuşan bütün kavimlere mal edilmiştir. Dolayısıyla Türk deyimi, Ortaçağ yazarlarının ve bazı çağdaş yazarların kullandığı anlamda bir ırktan çok, bir dil grubunu anlatan bir deyimdir. Bu açıdan bakıldığında Hunlar ve Hazarlar da "Türki" uluslardır.
" Türkler yönetici sınıflara " beyaz"deyip, toplumun alt kesimlerine "kara" diye tanımlama alışkanlığına sahipti.
Aziz Vlademir'in, gençliğinde Aziz Augustine gibi düşündüğünü kabul etmek gerekir:

"Tanrım beni günahsız yap... Ama hemen değil."
--reklam--
13. Kabile İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yazar, çeşitli kaynakları birleştirerek tarihsel bir gerçeği, şehir efsanesinden kurtarıp öncelikle Yahudiliğin büyük çoğunluğunun Sami kökenli değil, Hazar Türk kökenli olduğunu ortaya koymuş. Kitabın ilerleyen bölümlerinde Yahudilerin Kutsal Kitabı'nda anlatılan bir kabile nin soyundan geldiği inancını, antropoloji ve tarih bilimlerinin bulgularıyla nasıl tezat olduğunu göstermeye çalışmış.
 Antropologlara göre; Yahudiler fiziksel nitelikleri açısından birbirinden çok farklı, ancak içinde yaşadıkları ülkenin yerli halkına daha çok benzemektedirler. Bu gerçeklerde boy, kafa endeksi, kan grubu, saç ve göz rengi gibi istatislerle ortaya konulmuştur. Bununla birlikte birkaç yüzyıl boyunca sınırlı koşullar altında gettolarda yaşamaktan kaynaklanan bir tip karakterize edilebilir. Bunlar içeriden evlenme, genetik dağılım ve seçilim baskısıdır. Örneğin gettolarda kötü koşullarda ve sınırların içerisinde yaşamak, hastalıkları arttırmış, fakat sonraki nesillerin daha dayanaklı olmasına yol açmıştır. Daha sonra göç ettikleri ülkelerde, bu özelliklerde kaybolmuştur.
 Bütün Yahudi toplulukları yüzyıllar boyunca aynı kadere sahip olmuşlardır. Önce ülkelere davet edilmişler, yönetici kademelerinde önemli görevlere getirilmişler, fakat daha da güçlenince kovulmuşlardır.Almanya da 2.Dünya Savaşı'nda uygulanan ilk soykırım değildir. Yüzyıllar önce bütün Yahudiler yakılarak, Almanya da Yahudilerden arınmış bölgeler elde etmişlerdir.
 Sonuç olarak yazar, Arap, Bizans ve çeşitli misyonelerin notlarından, çağdaş tarihçilerin, özellikle Zeki Velidi Togan'ın araştırmalarından faydalanarak bu eski Yahudilerin çoğunluğunun Türk kökenli olduğunu söylüyor. (Tuba Korkmaz) 
Hazar Türklerinin hristiyan ve müslüman orduların baskıları altında 1000-1200 yıllarında iki dine de tepki olarak Yahudiliği din olarak benimsediklerini böylece Yahudilerin tekbir ırk olan Sami ırkından gelmediğini, dünyadaki Yahudiliğn tarihini inceleyen benim gibi konuyla hiç ilgisi olmayan birinin bile dikkatini çeken bir araştırma inceleme tarih kitabı. Ben beğendim. Tam sıkıldığınızda çok ilginç gerçekliklerle karşılaşıp tekrar okumaya başlatan ancak pek de akıcı olmayan bir kitap. (Halil Demircioğlu) 
Hazar Türkleri üzerine yapılmış güzel bir çalışma. Yazar; Hazar Türklerinin yaşayışını, inanç sistemini- üç semavi dinin nasıl bir arada yaşadığını- oldukça objektif bir şekilde, belgeler üzerinden dile getirmiş. Tarih meraklılarının seve seve okuyacağı bir kitap. (Eren BİÇER) 
--reklam--
13. Kabile PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Arthur Koestler - 13. Kabile kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de 13. Kabile PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Arthur Koestler Kimdir?
Arthur Koestler (5 Eylül 1905, Budapeşte– 3 Mart 1983 Londra) Macaristan doğumlu çok yönlü bir yazar. Asıl adı Kösztler Artúrdur. Babası Leopold Koestler, Kuzey Macaristan'a göçmüş bir Rus yahudisiydi. Roman, gazete yazıları, sosyal felsefe eserleri ve bilim alanında kitaplar yazdı. 1931 yılında Almanya Komünist Partisi'ne katıldı ama yedi yıl sonra, Birleşik Krallık'a göç edince ayrıldı. 1940'ların sonlarına doğru en tanınmış İngiliz anti-komünistlerinden biri oldu. 1950'ler boyunca da aktif olarak siyasete devam etti. Sovyetler'de 1930'lardaki tasfiyeleri anlatan Gün Ortasında Karanlık romanı Stalinizmin kurgusal temsili olarak George Orwell'ın 1984 romanı ile birlikte anılır. 13. Kabile adlı araştırmasında ise Aşkenaz Yahudilerinin tarih sahnesinden silinmiş olan Hazar Türkleri olduğu savını ortaya atmıştır. Bu sav bilimsel çevrelerde halen tartışılmaktadır. Ayrıca Britannica Ansiklopedisi için de maddeler yazmıştır.
--reklam--
Arthur Koestler Kitapları - Eserleri
Gün Ortasında Karanlık
Geliş ve Gidiş
Uyurgezerler - Bir Bilim Tarihi Kitabı
Spartaküs
13. Kabile
Sıfır ve Sonsuzluk
Spartacus
Militanlar
Ve Özgürlük
Ölüm Hücresi
İspanya’da Ölüm Güncesi
Haçsız Haçlılar
Ölüm Korkusu
Toprağın Tortusu
Mizah Yaratma Eylemi
--reklam--
Arthur Koestler Alıntıları - Sözleri
"Hepimiz yüce olanın gü­lünç olandan yalnızca bir adımlık mesafede olduğunu biliriz; bu adımın tersine atılmasıyla kazanılabilecek şeyleri ruhbilimin şimdiye dek dikkate almamış olması şaşırtıcıdır." (Mizah Yaratma Eylemi)
Kararsızlık yarım ölüm demektir. (Ölüm Hücresi)
"Fazla şey bilirsen, seni asarlar. .
"Çok alçak gönüllüysen üstüne basarlar .. (13. Kabile)
...
Sonra bir hücreye götürdüler beni.
Ve ilk kez dışardan kapanan bir zindan kapısının sesini duydum. (Ölüm Hücresi)
Bekleyiş her zaman bir işkencedir, umutsuz bekleyiş ise hepsinin en beteri. (Ölüm Hücresi)
MS 1.yüzyılda Çinliler bu istenmeyen Hun komşularını batıya sürmüş ve yüzyıllar boyu Asya'dan kopup Avrupa'ya akacak çığı başlamışlardır. 1.yüzyıldan başlayarak sürekli olarak batıya akan bu gruplar çoğunlukla genel bir sözcük olan "Türk" sözcüğüyle tanımlanmıştır. Bu sözcüğün de Çinceden geldiği ve gerçekte bir tepenin adından alındığı öne sürülmektedir. Ama sonradan bu sözcük, belirli özelliklere sahip dilleri konuşan, yani "Türki" dilleri konuşan bütün kavimlere mal edilmiştir. Dolayısıyla Türk deyimi, Ortaçağ yazarlarının ve bazı çağdaş yazarların kullandığı anlamda bir ırktan çok, bir dil grubunu anlatan bir deyimdir. Bu açıdan bakıldığında Hunlar ve Hazarlar da "Türki" uluslardır. (13. Kabile)
Demokrasilerimizin adaleti inkâr ettiğini herkese duyururken seslerimiz erdemli bir öfkeyle nasıl da titriyor. (Militanlar)
... bazı kimseler için
Çile çekmemek de çile çekmektir.
 DONNE (Haçsız Haçlılar)
"Mademki kurban gerekli, bari başımıza dert açabilecek olanlardan kurtulalım." (13. Kabile)
Gerçekten de, insanın kişiliği denizde bir tuz tanesi gibi eriyor, ama aynı zamanda sonsuz deniz bir tuz tanesine sığabiliyordu. (Gün Ortasında Karanlık)
Ne karışık,ne pis hale soktuk altın çağımızı! (Sıfır ve Sonsuzluk)
Hikayenin sonu iyi bağlandığında çekilen çileler unutulur. (Gün Ortasında Karanlık)
komünistler kollarını kavuşturmuş, düşmanca bir sessizlik içindeydiler. (Militanlar)
Acımak insanın bahtsızlığının bir yankısı gibidir ve bu, bahtsızlığı iki kata çıkarır. (Ölüm Hücresi)
“İnsan haklı ve doğru edimlerinin bedelini de ödemek zorunda mıdır?” (Gün Ortasında Karanlık)
Oğuzlardan bir Türk, birlikte yola çıktıkları İslam misyoneri İbni Fadlan’a sitem etmiş: “Halife bizden ne istiyor? Öldürecek bizi bu soğukta! Ne istediğini bilsek, hemen verir kurtulurduk” demiş. İbni Fadlan cevap olarak; “Bütün istediği ‘Allah’tan başka Tanrı yoktur’ demeniz” diye karşılık verince, Türk gülmüş:
“Doğru olduğunu bilsek, söylerdik” demiş. (13. Kabile)
Rönesans’ta prensler eğlenmek için saraylarına cüceleri, kamburları, insan azmanlarını, zencileri toplarlardı. Bu tür şeylere gülmeyecek öl­çüde uygarız artık; ne var ki çocuklar aksayan ya da kekeleyenlere, garip telaffuzlu yabancılara, garip giysili insanlara -alışıl­mış kurallardan ayrılan her tür görünüşe ya da davranışa- hâlâ gülerler ya da bunlarla alay ederler. Genç olsun, ergin olsun, bir toplumsal grup ne denli kapalıysa normal kavramı da o denli katıdır ve normalden ayrılan kimseyi alaya almaya o ölçüde ha­zırdır. (Mizah Yaratma Eylemi)
Peter:
- Bir şey yok, dedi. Senin yemek yediğini görmek hoşuma gidiyor. Dudaklarının ve dişlerinin devinimini izlemek hoşuma gidiyor, her şeyin hoşuma gidiyor (Ve Özgürlük)
Hastalıklı bir yüzyılda yaşıyoruz. Hastalığı, tüm sebeplerini mikroskobik bir dikkatle saptadık, ama nereye bir neşter attıysak yeni yeni yaralar açıldı. (Gün Ortasında Karanlık)
Hiç bir şey bu nehrin akışını durduramıyordu ve ölüm korkusu denilen kaynaktan beslenerek akıyor, akıyordu. (Ölüm Hücresi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/13-kabile-arthur-koestler-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)