# 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji - Trevanian Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji kimin eseri? 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji kitabının yazarı kimdir? 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji konusu ve anafikri nedir? 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji kitabı ne anlatıyor? 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji kitabının yazarı Trevanian kimdir? İşte 1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/1339ya-da-oyle-bir-yil-bir-sokak-saticisi-adina-apoloji-trevanian-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-19T04:00:16+03:00
- Güncelleme: 2022-02-19T04:00:16+03:00
- Yazar: NASRETTİN GÜNEŞ
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/19/trevanian-kimdir-trevanian-kitaplari-ve-sozleri-156385.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Trevanian 
 Çevirmen: Neşe Olcaytu 
 Orijinal Adı: 1339 or so Being an Apology for a Pedlar 
 Yayın Evi: E Yayınları 
 İSBN: 9789753902090 
 Sayfa Sayısı: 120 

1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çok gezmiş, çok görmüş sokak satıcısıyla onun "aydın" arkadaşının yolunun, soğuktan donmamak için gizlice girdikleri boş bir malikaneye düşmesiyle başlıyor masalımız. Tahmin edileceği üzere malikane boş değildir. Yalnızca sakinleri köşelerine çekilmiş Tanrı'ya dua etmektedirler. Niye mi? Çünkü bu gece dünyanın sonudur ve yarın olmayacaktır. Dolayısıyla cennet ile cehennem arasında bir tercih yapmak zamanı gelmiş de zamanı geçmiş midir bilinmez. Cehennemin kapısından biraz uzaklaşmak için edilen dualar çok da sebepsiz görünmüyorlar çünkü. Elbette kimse kusursuz değil! Bunu becerebilenler ne alâ, ama zor görünüyor hem de herkesin aynı yönde dua etmesine rağmen. 
Ne yazık! Okuyun siz de göreceksiniz.

Rodney W. Whitaker kitaplarını her zaman farklı adlarla yayınladı. Nicolas Seare da bunlardan biri. Ancak o bizde ve dünyada okur için hep Trevanian'dı. Aynı ustalık aynı zeka ürünü ve ince espri yeteneğiyle ortaçağın "karanlık" yüzüne ve masallarına ironik bir üslupla yaklaşıyor Seare. Tarihin tüm kahramanlıklarını ters yüz ediyor ve hem gerçek bir entelektüeli hem de müthiş bir anlatıcıyı ortaya çıkarıyor. Trevanian hayranlarının beğeniyle okuyacağı bir masallar dizini bu sefer Nicolas Seare adıyla karşınızda...
(Tanıtım Bülteninden)

1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji Alıntıları - Sözleri
Huzur, Tanrı’nın aptallara bağışladığı en büyük ödüldür.
Bilgi, insanı kuşkunun tutsağı haline getirir. Para ise, onu adeta zincire vurur. Malvarlığı, kaybetme korkusuyla sırtında bir yük olur. Güce gelince, insanı büyük bir sorumluluk altında ezer.

1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bir Trevanian daha bitti.
 Yazarın günümüze taşıdığı masalın 1339 yılında Davydd ab Gwilym tarafından yazıya döküldüğü sanılmaktadır. Dönemin en önemli aşk şairi olan Gwilym'in bu masal ile anılmaması ya da belgelenmemiş olması çok şaşırtıcı değildir çünkü masal düz yazı olarak küçümsenen bir tarzdı. (Trevanian'ın ön sözünden)
Bana bir tiyatro sahnesini hatırlatan masal Dolbadarn Şatosunda geçmektedir. Yine bir kış günü iki kişi Satıcı ve Kipance davetsiz misafir olarak şatoya gelirler ve olaylar bundan sonra başlar. O gece yarısı saat tam 12 yi gösterdiğinde altıncı ve yedince çan sesleri arasında dünyanın sonu gelecektir ve tüm ev ahalisi odalarına çekilmiş bir şekilde tanrıya günahlarını affetmesi için dua etmektedirler. İşte kahramanımız Satıcı için bundan daha güzel bir ortam olamaz, tüm kurnazlığını, laf ebeliğini, şaklabanlığını ve aklını kullanarak o gece malikanedekilere unutulmaz bir gece yaşatır.
Trevanian'nın son okuduğum bu iki kısa kitabı Kelt döneminin masallarını içermektedir. Fakat yazı dili anladığım kadarıyla eski İngilizce ya da Klet dili olduğu için ( burayı çok çözemedim) Trevanian bunları günümüz İngilizcesine çevirmiştir.( bunda da epey zorlandığını kendi dip notlarından anlıyoruz.) Biz Türkçe çevirisini okuduğumuz için bazı ince nüansları kaçırıyoruz diye düşünmeden de edemedim. Yine burda İngilizce bilmemenin ezikliğini yaşadım.
Bu masallar sayesinde biraz o dönem yazılarına ilgim arttı, biraz araştırma yapacağım bakalım bu masallardan başka neler var.
Trevanian severler için mutlaka okunmalı diyorum. Keyifli okumalar... (Aslıhan Alpaslan) 
Çok gezmiş, çok görmüş sokak satıcısıyla onun "aydın" arkadaşının yolunun, soğuktan donmamak için gizlice girdikleri boş bir malikaneye düşmesiyle başlıyor masalımız. Tahmin edileceği üzere malikane boş değildir. Yalnızca sakinleri köşelerine çekilmiş Tanrı’ya dua etmektedirler. Niye mi? Çünkü bu gece dünyanın sonudur ve yarın olmayacaktır. Dolayısıyla cennet ile cehennem arasında bir tercih yapmak zamanı gelmiş de zamanı geçmiş midir bilinmez. Cehennemin kapısından biraz uzaklaşmak için edilen dualar çok da sebepsiz görünmüyorlar çünkü. Elbette kimse kusursuz değil! Bunu becerebilenler ne alâ, ama zor görünüyor hem de herkesin aynı yönde dua etmesine rağmen.
Ne yazık! Okuyun siz de göreceksiniz. (ümran ersan) 

Kitabın Yazarı Trevanian Kimdir?
Rodney William Whitaker, (doğum 12 Haziran 1931, New York - ölüm 14 Aralık 2005 İngiltere) ABD'li yazar. Romanlarında genellikle Trevanian takma adını kullandığı için bu isimle tanınır.

14 Aralık 2005'te 74 yaşında hayata veda etti. İngiltere'nin batısında adı açıklanmayan bir kronik akciğer hastalığı tedavisi gören Whitaker, 15 Aralık'ta toprağa verildi. Vasiyetine uygun olarak mezarının yeri açıklanmadı.

"Trevanian" adıyla yazdığı casusluk ve macera romanlarıyla ünlenen Rod Whitaker, kendi adının dışında, "Nicholas Seare" ve "Benat LeCagot" gibi birçok takma isimle değişik konularda eserler yayımladı.

Katya'nın Yazı, Şibumi, Hesaplaşma, Yirminci Mil Türkçe'ye çevrilen ve en bilinen kitapları. Kitapları dünyada milyonlarca basılan Whitaker, yaşamı süresince hiç ortaya çıkmayarak kendisini gizledi. 

Şibumi (Shibumi) adlı macera romanı dünyada satış rekorları kırmıştır(Şibumi). Yazarın Yayımlanmış 10 kadar romanı 5 milyonun üzerinde satış yapmıştır. Türkçe'ye İnfazcı adıyla çevrilen ilk romanı The Eiger Sanction, ünlü oyuncu / yönetmen Clint Eastwood tarafından sinemaya kazandırılmış ve çok başarılı performans sergilemiştir.

Trevanian Kitapları - Eserleri
Şibumi
Katya'nın Yazı
İnfazcı
Hesaplaşma
Kasaba
Yirminci Mil

İnci Sokağı
Kentte Sıcak Gece
Ölüm Dansı
1339...Ya da Öyle Bir Yıl - Bir Sokak Satıcısı Adına Apoloji
Kaba Saba Masallar
Şibumi

Trevanian Alıntıları - Sözleri
İki kuralım var. Her zaman beklemedikleri şeyi yap. Ve her zaman çok aniden yap. (Yirminci Mil)
Hayat o kadar korkunç ve o kadar tehlike dolu ki, can sıkıntısı bir kurtuluş oluyor. (Ölüm Dansı)
Faşizm. Yasanın yönetimi yerine bir insanın yönetimi faşizmdir. (Kasaba)
Birdenbire hiçbir şeyin önemi kalmadı. (İnfazcı)
Bütün savaşlar sonunda kaybedilir. İki taraf da kaybeder. (Şibumi)
Tanrı'nın bizimle zalim oyunlar oynamadığının en büyük kanıtı bize üzülme ve unutma yeteneğini vermiş olmasıdır. (Kasaba)

“ Kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşığıya indirmek ve batırmak için kullanırlar. “ (Şibumi)
Bir şeyi nazikçe ifade etmek ne yazık ki çoğu zaman anlam belirsizliği yaratıyor. (Hesaplaşma)
"Olumlu düşünmek gerçekten etkili oluyor" ... (İnfazcı)
"Zaman da çelişkili bir tutum içindeydi. Bir yandan donmuş gibi yerinde duruyor, bir yandan parmaklarımızın arasında akıp kaçıyordu." (Katya'nın Yazı)
Tartıştıkları zaman annem onun hiç eğlenceli olmadığından yakınır , babam da ona şık giysiler almak için gece gündüz çalıştığını bağırırdı. (Yirminci Mil)
Hepimiz karşımızdakinin bizi anlamasını isteriz ama, ayna gibi içimiz dışımız görünsün istemeyiz. (Katya'nın Yazı)
İnci Sokağında oturan hiç kimsenin, suyu merdaneden geçirerek sıkan çamaşır makinesi yoktu. Zaten kadınların öyle bir şeyi istediği de yoktu. Kent söylentilerini hepsi duymuştu. Parmaklarını merdaneye kaptıran insanlar! Biri çığlıklarını duyup yardıma gelene kadar kolları omuzlarına kadar ezilebiliyordu. ( Zenginlerin de o tür sorunları vardı işte!) Gazetelerin bu tür faciaları hiç yazmaması çamaşır makinesi yapan büyük şirketlerin onları susturmak için el altından para vermesindendi- ya da bize öyle söyleniyordu. (İnci Sokağı)

Yalnızdım ve yaşlanıyordum. (Ölüm Dansı)
"Hayatım alelacele çizilmiş ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor." (Şibumi)
"Bütün savaşlar sonunda kaybedilir. İki taraf da kaybeder...” (Şibumi)
Ben sadece İncilden alıntı yapmanın bir günahkarı bir azize dönüştürmeyeceğini söylüyorum. (Yirminci Mil)
Dans duyguları özgür kılar, ruhu rahatlatır, insana enerji verir ve insanları bir araya getirir. (Ölüm Dansı)
"Bazı meslekler insanlar üzerinde iz bırakır, tıpkı bir marangozun kollarındaki küçük çizikler ya da bir madencinin kapkara tükürüğü gibi .Okul öğretmenliğide bir insana onmaz bir cenebazlık bırakır." (Yirminci Mil)
İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge bulunmasıdır. (Şibumi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/1339ya-da-oyle-bir-yil-bir-sokak-saticisi-adina-apoloji-trevanian-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)