# 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da - Turgut Özakman Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da kimin eseri? 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da kitabının yazarı kimdir? 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da konusu ve anafikri nedir? 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da kitabı ne anlatıyor? 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da kitabının yazarı Turgut Özakman kimdir? İşte 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/19-mayis-1999-ataturk-yeniden-samsunda-turgut-ozakman-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T14:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T14:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/turgut-ozakman-kimdir-turgut-ozakman-kitaplari-ve-sozleri-159941.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Turgut Özakman 
 Yayın Evi: Bilgi Yayınevi 
 İSBN: 9789752202481 
 Sayfa Sayısı: 400 

19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Atatürk ve silah arkadaşları, 19 Mayıs 1999'da Samsun'a yeniden ayak basıyorlar ve Türkiye'nin son 50 yılına damgasını vuran liderlerden hesap soruyorlar. 

Uzun yıllar boyunca "Ah bir gelse!", "Ah Atatürk olsaydı!" diye özlediğimiz Atatürk bir mucize gerçekleşip dönseydi neler olurdu acaba? Bu kitap işte bu özlemin ve bu mucize sürecinde yaşanan olayların, sevinçlerin, umutların, acıların romanıdır. Okurken şaşıracak, düşünecek ve trajikomik sahnelerde kendinizi tutamayıp güleceksiniz. 
(Tanıtım Yazısından)

19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da Alıntıları - Sözleri
…
Bıçak hekimin elinde can kurtarır, katilin elinde can alır. Din de öyle. Dindarın, yurtseverin ve insaflının elinde mutluluktur, huzurdur, sevgidir; yobazın, cahilin ve din sömürücüsünün elinde baskıdır, bölünmedir, fitnedir, son aşamada kandır.
…
Ancak kafası hurafeyle dolu cahil insan yobaz olur,
Aklını ve vicdanını kullanmadığı için yobazı yönlendirmek kolaydır ; insanlıktan kolayca çıkar, şunun bunun emriyle hareket eden vahşi bir alete dönüşüverir..
…
Sevgili yurttaşlarım!
Sevgili gençler!
Sevgili çocuklar!
Bu son konuşmam. Bu gece arkadaşlarımla birlikte aranızdan ayrılıyorum. Varlığınız, vefanız, yurtseverliğiniz, vicdanınız ve sağduyunuz, tesellim ve güvencemdir.
Birliğinizi, dirliğinizi ve hakkınızı koruyun.
Beni unutabilirsiniz. Ama Milli Mücadeleyi, Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl kurulduğunu, devletimizin kuruluş amacını ve niteliklerini, devrimlerin gerekçesini, aklın önemini, gerçek yol göstericinin bilim olduğunu unutmayın. Tersi duraklama, gerileme ve sonunda yıkımdır.
Türkiye’nin geleceğinin aydınlık ya da karanlık olması sizin elinizde.
Bunu hiç unutmayın.
Hepinizi sonsuz sevgiyle kucaklıyorum.
Allahaısmarladık.

EKRAN yavaş yavaş karardı. Görevli spiker ağladığı için programı zorlukla kapatabildi.
ATATÜRK SONSUZLUĞA DÖNMÜŞTÜ

…
Y. Komiser Rumbold'un raporunun özeti:

“Sultan, Roma, Paris ve Londra ’da görüşmelerde bulunmak için İstanbul’dan geçerek Avrupa’ya giden Ankara Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk’in çantasından 6 gizli belgeyi çaldırarak fotoğraflarını çektirmiş ve bir saray görevlisi ile Yüksek Komiserliğe ulaştırmıştır.” (7 Mart 1922)

Milli Mücadele’yi planlayıp başlattığı iddia edilen şu Padişahın İngilizlere yaranmak için düştüğü hale bakınız!
Atatürk, yol arkadaşları, Sabiha Gökçen be kibarca itişerek arkalarından akan protokola dahil seçkinler, bir koruma ve medya ordusu ile kuşatılmış olarak ilerlediler. Binanın önü lüks makam arabalarıyla doluydu.
Atatürk Salih Bozok’a eğildi, “Şu gönlü yüce millete bak Salih…” dedi, “…Kendi yarı aç, yarı tok yaşıyor, temsilcilerini ve yöneticilerini petrol kralları gibi yaşatıyor.”
… İçlerinden biri şöyle sızlanacaktı:
“Yahu, ne sıkı yönetim ilan edildi, ne olağanüstü hal. Ne tutuklama var, ne tehdit. Adam sadece konuşuyor ve biz iki gündür rüzgara tutulmuş kavak ağaçları gibi titriyoruz. Neden?”
Oysa nedenini iyi biliyordu.
Yıllardan beri yalanla, dolanla, safsatayla tarihin ırmağını tersine çevirmeye çabalayıp durmuşlardı.
Sonunda tarih isyan etmişti!
…
…
Bir polisin demeci gazetelerin birinci sayfalarında yer aldı:
“Biz tıpkı ordu gibi halkın ve devletin polisi olmak istiyoruz. Bir iktidarın, bir partinin, bir siyasi görüşün polisi olmak istemiyoruz. 50 yıl önceki polisler gibi olmak istiyoruz. Çocukların polis amcası, gençlerin polis kardeşi- ağabeyi, yaşlıların “memur bey”i olmak istiyoruz. Bunu yalnız halkın değil, bizim de özlem ve ihtiyacımız var.”
…
…Cumhuriyet dinin ve dindarın değil, din sömürücüsü ile dincinin karşısındaydı…
Ey sevgili gençler!
Dünü bilmeden, bugünü değerlendiremezsiniz, yarını göremezsiniz.
Tarihinizi öğrenin!
…Ankara ve İstanbul Üniversiteleri Atatürk’e, Cumhuriyet’e, bağımsızlığa ve laikliğe bağlılık bildirileri yayımladılar. Bunu öteki üniversiteler ile ardarda bütün kurum ve kuruluşların, odaların, derneklerin bildirileri izledi. Atatürk arkadaşlarına şöyle dedi:
“ÖYLEYSE TÜRKİYE NİYE BU HALDE?”
Vahidettin’in Rauf Orbay’a söyledikleri:
“Millet koyun sürüsü. Bu sürüye bir çoban lazım. İşte o da benim!” (16.03.1920)
…
18 Nisan 1920’de İstanbul Hükümetinin Maarif Nazırı yani Eğitim Bakanı, okul kitaplarında TÜRK sözcüğünün kullanılmasını yasaklar.
…
…
Her fırsatta, “ATATÜRK GERİ DÖNME, ARAMIZDA KAL!” diye bağırıyorlardı.
…
Otelin önü gerçekten askeri araçlarla dolmuş, askerler çevreyi çember içine almışlardı. Karşı kaldırımda ise yüz kadar genç toplanmış "Atatürk yeniden Samsun'da!" diye çığlık atıyordu.
Vali Vekilinin de tepesi attı. Atatürk yıllarca önce öldü. Ankara 'da, Anıt-Kabir'de yatıyor. Ölmüş biri yeniden Samsun'da nasıl olur? "

Arkada duran sıska bir kız itiraz etti:
"ATATÜRK ÖLMEZ!"

https://ibb.co/dq6qVd
İYİ OKUYUN...!!!!

4) 12 Nisan 1920 günü Osmanlı Meclisi, Vahidettin'in yazılı emriyle kapatılır ve tarihe gömülür.

5) 13 Nisan 1920’de ilk olarak Düzce ve Bolu’da isyan çıkar. Bunları ardarda yeni isyanlar izleyecektir.

6) Milli Mücadele ’yi söndürme tutkusu içindeki Damat Ferit 17 Nisan 1920’de Yüksek Komiser Amiral de Robeck’e, 'milliyetçilere karşı Kürtlerin kullanılmasını’ önerir. >>> https://www.youtube.com/watch?v=b9_ELvN5izM

Mustafa Kemal Atatürk “Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.” Der. Evet kesinlikle öyledir ve devam eder; “Ölülerden medet ummak uygar bir toplum için lekedir.” der. Ne bu kitap ne de biz Atatürk’ün ebediyete kavuşmuş Yüce ölüsünden medet ummuyoruz. Tam tersi bizim için önemli olan onun BİLİMİ, EĞİTİMİ, ÇAĞDAŞ bir yaşamı hedefleyen FİKİRLERİDİR!

Yalanlara itibar etmemek için OKUYUN!
Cumhuriyeti Anlamak için OKUYUN!
Milli mücadele ve Kuvayı Milliye Ruhunu anlamak için OKUYUN!
Tarihi safsataları tarihin tozlu raflarına hiç çıkmamak üzere gömmek için OKUYUN!
En basiti Mustafa Kemal ATATÜRK’ü biraz daha anlamak için OKUYUN!!!!!

Kolay Kazanılmadı! Kolayca bırakmayız!!!! İftiracı ve Yalan tarih anlatanlara da asla GÖZ yummayız!! Onlar sanıyor ki, biz naif insanlarız… Naifiz, naifiz de...Hele bir gelin bakalım.. Geçmişte yaptığınız ayaklanmaların ve isyanların neticesinde aldığınız yaşamların bedelleri nasıl ödetiliyor!
Yolun Yolumuzdur PAŞAM!

“Mustafa Kemal bir temeldir. Bir yöndür. Yapılmış, her şeyi bitmiş bir bina değildir. Onu ancak devam ettirerek, sürdürerek sevebiliriz. Kendisine yeni şeyler, yeni değerler ekleyerek sevebiliriz. Yalnız yüreğimizle değil, aklımızla da sevelim. Mustafa Kemal en büyük zaferini o zaman kazanmış olacak.”
Cemal Süreya

OKUYUNUZ!!! OKUTUNUZ!!! Tarihi yalanlarla dolduranlara 100 MEGATONLUK bir TOKAT gibi CEVAP niteliğinde!!!
19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!!!
Ruhun Şad Olsun Başkomutan Başbuğ Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK!

Ey Türk Gençliği! Birinci Vazifen!!! -->> https://www.youtube.com/watch?v=oz3I4oq07Zo

Unutma!

*

100 Yıl önce başlayan bu mücadele, TAM BAĞIMSIZLIK ile sonuçlandı! Her şey yeniden başladı, yeni bir ülke inşa edildi. Milli Mücadele iki satır ile anlatılacak basit bir şey değildir. Mucize değil, inanmışlığın, hakikatin, gelecek için, bağımsızlık için, özgürlük için; boşa değil, bir işe yaraması için ölenlerin ve yaşayanların mücadelesidir 19 Mayıs! Unutma!

100. Yılında;
19 Mayıs 1919 Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun! (Murat Ç) 
Kitabın kapağında Atatürk' ün bakışları neler anlatıyor. Turgut ÖZAKMAN 50 yıllık siyasi geçmişin hesabını gördürüyor tüm gelmiş geçmiş devlet adamlarına. Yaşımın yetmediği ama aklımın yettiği bu geçmişi okuyunca inanın gerilmek, gülmek ve acı acı düşünmek nedir bir kez daha hissettim.

Geldiğimiz nokta da malesef birçok liderin payları büyük, yaptıkları içler acısı. Hiç birinin aklanamadığı ancak haklandığı son derece başarılı bir roman kurgulamış değerli ÖZAKMAN.

Günümüze bakacak olursak, bıçağın hekimin elinde can kurtardığı, katilin elin de ise can aldığı noktadayız.

Atatürk sesleniyor lütfen kulak veriniz;

" Şimdi eski yeni bütün siyasetçilere yöneticilere ve bunlara destek verenlere soruyorum. Tarihten hiç mi ders almadınız? Elli yılda devleti ve milleti bu hale getirmeyi nasıl başardınız? Milli mücadeleye, cumhuriyete, çağdaşlığa, laikliğe, dolayısıyla demokrasiye, aydınlanmaya karşı olan bu kafalar ve bu kalemler neden ve nasıl yeniden üredi ve türedi!
Düşünün...

Dip Not: 50 yılın çarpıcı bu özetinin mutlaka okunmasını dilerim (Nurhan ŞENGÜL KILINÇ) 

Kitabın Yazarı Turgut Özakman Kimdir?
1 Eylül 1930 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre avukatlık yaptı. Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü'ne devam ettikten sonra Devlet Tiyatrosu'na dramaturg olarak girdi. TRT'de Merkez Program Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983 - 1987 yılları arasında Genel Müdürlük yaptı. 1988-1994 yılları arasında Radyo-Televizyon Yüksek Kurulu'nda üyelik ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde (DTCF Tiyatro) kadrolu öğretim görevlisi olarak çalıştı ve Dramatik Yazarlık dersleri verdi.

28 Eylül 1998'de, üstün hizmetleri nedeniyle Anadolu Üniversitesi'nce, 2006 yılında Ege Üniversitesi'nce ve 2007 yılında, mezun olduğu ve uzun yıllar görev yaptığı Ankara Üniversitesi'nce 'fahri doktor' unvanı verilen Özakman, sayısız esere imza attı.

Nisan 2002'de Eskişehir Belediye Başkanlığı, açtığı ikinci tiyatroya 'Turgut Özakman Sahnesi' adını verdi. 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Özakman'a Üstün Hizmet Ödülü verdi. 2005 yılında piyasaya sürülen , 50 yıla yakın bir sürenin emeği olan ve Kurtuluş Savaşı'nı romansı bir dille anlatan Şu Çılgın Türkler (Bilgi Yayınevi) adlı belgesel-romanı, Uğur Dündar'a göre cumhuriyet tarihinin en çok satan kitabı oldu. Haftalarca çok satanlar listelerinde ilk sırada kaldı.

Turgut Özakman'ın üç çocuğu ve dört torunu vardır. 28 Eylül 2013 tarihinde tedavisi devam etmekte olduğu Özel Güven Hastanesinde vefat etmiştir.

Turgut Özakman Kitapları - Eserleri
Şu Çılgın Türkler
Diriliş
Romantika
Cumhuriyet - Türk Mucizesi Birinci Kitap
Cumhuriyet - Türk Mucizesi İkinci Kitap
Korkma İnsancık Korkma

Çılgın Türkler - Kıbrıs
Dersimiz: Atatürk
19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da
Çanakkale Geçilmez
Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele
Oyun ve Senaryo Yazma Tekniği
Dr. Rıza Nur Dosyası

Bütün Oyunları 3
Başbakan Sayın R.T. Erdoğan'a ve Herkese Açık Mektup
Toplu Oyunları - 1
1881-1938 Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Kronolojisi
Bütün Oyunları 5
19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da
Bütün Oyunları 4

Bütün Oyunları 1
Bütün Oyunları 7
Fehim Paşa Konağı
Dersimiz: Atatürk - Resimli Öykü-Tarih Kitabı
Bütün Oyunları 6
Ah Şu Gençler
Unutulmaz Şiirler

Atatürk ve Cumhuriyet Kronolojisi
Duvarların Ötesi
Ocak
Güneşte On Kişi
Bütün Oyunları 2
Radyo Notları
Bizi Dinler Misiniz?

Turgut Özakman Alıntıları - Sözleri
"Memleket bugün idare edilebilir durumda olmaktan çıkmıştır. İşler çoktan laçka olmuştur. Adliye işlemez hale gelmiş, idare acze düşmüştür." (Çılgın Türkler - Kıbrıs)
Kadınlarımız hayata katılmazlarsa, milletvekili, vali, profesör olmazlarsa, uçak bile yapsak yine ilkel kalmışız demektir. (Cumhuriyet - Türk Mucizesi İkinci Kitap)
"Osmanlı imparatorluğunu münkariz eden de, yeni bir Türkiye devleti doğurtan da, ”Teşkilat-i Esasiye Kanunu ile hukuk-u hükümraninin millete ait olduğunu tesbit eden de benim [972]" (Dr. Rıza Nur Dosyası)
"Evliliğin beni Öldürüp çiğnenmiş bir paçavra gibi pörsütüp bitiren kara dertleri içindeyim [312]. Tefekkürattan bir hale geliyorum ki, dimağım tutuşmuş, yanıyor gibi, öleceğim. Çünkü tenebbuhat-ı dimağiye müthiş. Miğdem her gün bozuk. Karnım gazdan dolu gibi. Biteviye aşağıdan gaz çıkıyor. [..] Tırnaklarım cadı tırnağı gibi uzuyor, içi de simsiyah kir. Her gün keseyim diyorum, fakat bir türlü vakit bulamıyor, yarın diyorum. Bu suretle bir-iki ay kalıp Çinli tırnağı gibi oluyor. Sakalım da öyle. Papaz gibiyim. Evde banyo var. Fakat lüzumu kadar banyo da alamıyorum. Çünkü vakit alıyor. Hasılı pis bir adam oldum. Halime ben de iğreniyorum [1415]. Takriben iki ayda bir, okuduğumu anlamaz hale geliyorum. Sersem gibi oluyorum [1416]." (Dr. Rıza Nur Dosyası)
“Yüreğimde bir şeyin, toprağını sevmiş bir tohum gibi gittikçe köklenip büyüdüğünü fark ediyorum..” (Romantika)
"Kemal Atatürk yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir.
Biz Pakistan'da onu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri  olarak görüyoruz. O yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildi. Dünyadaki  bütün Müslümanlar, gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla ona çevirmişlerdi.
O, Müslüman dünyasında, yeniden siyasi uyanış yönünde ileriye doğru, cesur bir  adım atan bir avuç insandan biriydi." (Devlet Başkanı Eyüp Han, Pakistan, Atatürk İçin Diyorlar ki, s.281) (Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele)

Bugün vatan bizden razı olacak
Asker şehit,ordu gazi olacak. (Çanakkale Geçilmez)
Vahidettin’in Rauf Orbay’a söyledikleri:
“Millet koyun sürüsü. Bu sürüye bir çoban lazım. İşte o da benim!” (16.03.1920) (19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da)
Yani padişah-halifeler, Müslümanlara değil, emperyalizme yardım ediyorlar!
Durum böyle olduğuna göre, İngilizler, hilafete neden karşı olsunlar? (19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da)
Bir kapıdan geçerken hanımlara yol veren kaç kişi kaldı? Günde en az iki kadın bıçaklanıyor (2013 Ağustos 20 kadın). (Başbakan Sayın R.T. Erdoğan'a ve Herkese Açık Mektup)
Ben mi tuhaftım, yoksa hayat mı? (Korkma İnsancık Korkma)
"Aslı bozuk işin taklidi bu kadar olur.Şimdi de üçüncü örneğe geçiyoruz.Fotoromantik üslupta.."
Ve cuf cuf cuf
Ebeveynler çocuklarının yanında kavga yapmamayı onlarla birlikte oynamayı öğrenirler. (Bütün Oyunları 3)
Liman Paşa’ya bağlı ve ordunun genel ihtiyatı olan ve M. Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen ise, merkezde bir yerde bulunuyor (Bigalı-Maltepe); fakat Ordu Komutanının izni olmadan kullanılması mümkün değil. Liman Paşa, o sabah, asıl çıkarmanın Saros-Bolayır kesimine yapılacağını tahmin ederek, oraya gitmiş, bu tümenin nasıl kullanılacağı konusunda bir talimat da bırakmamıştır.* (Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele)

"Öğretmenler, her vesileden istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı, halk öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmadığını anlamalıdır. Eğitimi yetersiz bir toplumda buna çok ihtiyacımız var." (Cumhuriyet - Türk Mucizesi İkinci Kitap)
İsmet Paşa ayaküstü durumu özetledi:
"Esir olmayı kabul etmedik." (Cumhuriyet - Türk Mucizesi Birinci Kitap)
“Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır
Yalnız senin aşkın ile ruhum solacaktır..” (Romantika)
… İçlerinden biri şöyle sızlanacaktı:
“Yahu, ne sıkı yönetim ilan edildi, ne olağanüstü hal. Ne tutuklama var, ne tehdit. Adam sadece konuşuyor ve biz iki gündür rüzgara tutulmuş kavak ağaçları gibi titriyoruz. Neden?”
Oysa nedenini iyi biliyordu.
Yıllardan beri yalanla, dolanla, safsatayla tarihin ırmağını tersine çevirmeye çabalayıp durmuşlardı.
Sonunda tarih isyan etmişti!
… (19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da)
Ne acımasız bir dünyaydı bu! (Korkma İnsancık Korkma)
Kısacası kazanmak için çalışmak ve Allahın yardımını, esirgemesini, korumasını hak etmek gerek. (Diriliş)
Yurt sevgisinin yenemeyeceği güçlük yoktur. (Dersimiz: Atatürk)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/19-mayis-1999-ataturk-yeniden-samsunda-turgut-ozakman-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)