# 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi - Metin Özbek Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi kimin eseri? 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi kitabının yazarı kimdir? 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi konusu ve anafikri nedir? 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi kitabı ne anlatıyor? 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi PDF indirme linki var mı?  50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi kitabının yazarı Metin Özbek kimdir? İşte 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/50-soruda-insanin-tarih-oncesi-evrimi-metin-ozbek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-09-07T00:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-09-07T00:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/09/07/metin-ozbek-kimdir-metin-ozbek-kitaplari-ve-sozleri-306388.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Metin Özbek 
 Yayın Evi: Bilim ve Gelecek Yayınları 
 İSBN: 9786055888084 
 Sayfa Sayısı: 208 
--reklam--
50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bilim ve Gelecek Kitaplığı 50 Soruda dizisi, bilimin temel kuramlarını ve kimi alanlarını, popüler ve temel düzeyde anlatan kitaplardan oluşuyor.
Dizinin 50 Soruda insanın Tarihöncesi Evrimi adlı elinizdeki kitabında, Prof. Dr. Metin Özbek, insanın evrimini, canlılar dünyasındaki uzak ve yakın akrabalarıyla benzerliklerinin ve farklılıklarının izini sürerek anlatıyor. Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Başkanı olan yazarın, insan evriminin biyolojik ve kültürel adımlarını takip ederken uğradığı sorulardan kimileri şöyle:İnsanın evrimini hangi bilim dalı ele alır? İnsan maymundan mı gelmiştir? Ne zaman iki ayak üzerinde yürümeye başladık? Şempanzelerle son ortak atamız kimdi? İlk atalarımız bize ne kadar benziyordu? ilk aletler ne kadar eskidir? insan ne zaman konuşmaya başladı? Fosillerde konuşma yeteneği nasıl anlaşılır? Atalarımız Afrika'dan ilk ne zaman çıktılar? İnsan ateşi ne zaman keşfetti? Neandertal'ler bizim atamız mıydı? Neandertal'lerden mi geliyoruz, Kromanyon'lardan mı?

--reklam--
50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi Alıntıları - Sözleri
Neandertallerle birlikte yepyeni bir kültürel olay kendini gösterdi. Bu da öbür dünya kavramıdır. Bu insanlar ölülerini gömüyordu. İki milyonluk yıllık insanlık tarihinde ilk kez ölüsünü gömen bir topluluk karşımıza çıkıyor.
avcılar öldürdükleri gorillerin ellerini kesip kül tablası olarak, başlarını ise koparıp hatıra eşyası olarak turistlere satar.
Evrim kuramı bir türün başka bir tür içinden türediği şeklinde yorumlanmamalı. Fosil kayıtlardan ve moleküler genetik alanındaki bulgulardan anlaşılacağı üzere, evrimde kesinti olmadığına göre, Darwin'in de haklı olarak vurguladığı gibi evrim sürecinin, önceden var olan herhangi bir türden doğal ayıklanma(seçilim) yoluyla yeni yan türlerin(alttürlerin) ortaya çıkması şeklinde işlediği düşünülmeli. Bu arda eski türler yaşamlarına devam etmiş ya da yok olmuş olabilir.
İnsanoğlu bugünkü beyin iriliğine 200 binyıl önce ulaşmıştı. O tarihlerden bu yana beynimizde daha fazla irileşme olmadı.
Ülkemizde bilimsel düşüncenin giderek alan kaybettiğini, yeşereceği doğal ortam olan eğitim kurumlarından giderek artan bir kuvvetle sürülmeye çalışıldığını göz önüne aldığımızda, yakın vadede popüler bilim yayıncılığı alanını destekleyecek kültürel bir atmosferin doğabilmesi de olası görünmüyor.
İnsan ve şempanze hiçbir zaman aynı evrim çizgisi içinde olmadı ve insan şempanzeden evrimleşmedi. Bir başka deyişle spesifik anlamda 'şempanze insanın ata türü olmadı.' Şempanzenin ve insanın dahil olduğu aileler aşağı yukarı 7 milyon yıldan bu yana bağımsız ve ayrışık evrim süreçleri izledi. Ortak atayı temsil eden türlerden bazıları evrim geçirerek şempanzeyi, diğer bazıları da insan ailesinin ilk cinslerini meydana getirdi. Ortaklığımız sadece üst aile düzeyinde, üçüncü zamanın miyosen zaman dilimi içinde sınırlı kaldı. Sonuç olarak şempanze insanın atası değil, kuzenidir.
Neandertaller oturdukları yerde, mağara ya da bir başka mekan olsun, ufak bir mekan açıyor, ölüsünü törenle buraya gömüyordu. Ölüye, anne karnındaki ceninin pozisyonunu vermeye de özen gösteriyorlardı. Gerçekten de, Neandertaller ölülerini hiçbir zaman mezara sırtüstü uzatmıyordu.
Homo habilis ve rudolfensis, insanoğlunun biyokültürel evrim tarihinde bilinen ilk insan türleridir.
Duygularını, mimik ve jestlerle dile getiren tek primat şempanzedir. Bize çok tuhaf gelse de şempanzeler, ormanda karşılaştıklarında birbirleriyle selamlaşır, karşı karşıya geldiklerinde sarılıp öpüşür, hatta birbirlerine fiske bile vururlar.
Evrim kuramı bir türün başka bir tür içinden türediği şeklinde yorumlanmamalı. Fosil kayıtlardan ve moleküler genetik alanındaki bulgulardan anlaşılacağı üzere, evrimde kesinti olmadığına göre, Darwin'in de haklı olarak vurguladığı gibi evrim sürecinin, önceden var olan herhangi bir türden doğal ayıklanma(seçilim) yoluyla yeni yan türlerin(alttürlerin) ortaya çıkması şeklinde işlediği düşünülmeli. Bu arda eski türler yaşamlarına devam etmiş ya da yok olmuş olabilir.
--reklam--
50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
~39° | 50 Soruda İnsanın Tarihöncesi Evrimi: Merhaba.

İlkokuldan beri ilgimi en çok çeken konulardan biridir antropoloji. Antropolojinin alt bilim dallarının her biri ayrı bir özeldir ama bence, özellikle evrimle bağlantılı olduğu için, biyolojik (fiziksel) antropoloji daha bir özeldir. Evrim her zaman benim için araştırması ve bir arkadaş ortamında sohbet etmesi en hoş konulardan biri olmuştur. İlkokuldan bahsediyorum. O zamanları az biraz hatırlıyorum. Evrim hakkında pek çok okuma yapardım. Bu okumaların verimli olup olmadığı tartışılır ama henüz 7-8 yaşlarında bir çocuk için böyle bir çaba göstermem bile bana göre enfes bir deneyimdir. Bu merakımın hiçbir zaman sönmediğini görmek de beni ayrı bir mutlu ediyor. Mesela jeolojik zamanların haritasını çıkarıp bol bol incelediğimi hatırlıyorum. Ansiklopediler ilgimi çekerdi. Bu konuda dedemin Britannica Ansiklopedisi gibi ansiklopedi koleksiyonlarından çok faydalanırdım. Hele atlaslar benim için içinde kaybolunabilecek dünyalardı. Meydandaki pasaja gidip BBC belgesellerini DVD'ler şeklinde aldığımı da hatırlıyorum.

Biraz kitap hakkında konuşalım. 50 Soruda Dizisi adlı bir dizi bu. Çeşitli konuları işleyen kitaplar çıkarıyorlar. Bu kitabı görünce merak ettim ve incelemek istedim. Ayrıca diğer kitaplarına da şöyle bir baktım ve Bilim ve Gelecek Kitaplığı Yayınları'nın bu bağlamda gayet yararlı kitaplar çıkardıklarını düşünüyorum. İlerleyen zamanlarda bu dizinin diğer kitaplarını da alacağım. Öncelikle önemli bir konuya değinmek istiyorum. Şu ana kadar gördüğüm en akıcı anlatımlardan biriydi bu. İlk bölümler zaten temel konuları ele alıyor. Ancak ilerleyen bölümlerde az bir miktar tıbbi jargona başvurulmuş. Yani anatomik oluşumlardan bahsediyorum. Bir fosilin kemiklerini inceleyerek anatomik analizlerle konuşma yeteneğine kadar nasıl anlaşılabileceği oldukça güzel bir şekilde anlatılmış. Zaten önemli olan bu bilgilere nasıl sahip olabileceğini bilmek. Bu yüzden kitabın bu can alıcı noktasını okuyabilecek seviyede bir tıbbi terminoloji ve anatomi bilgin yoksa öncesinde başka kitaplar okuman gerektiğini düşünüyorum. Mesela kitap/kitap--65691'ni önerebilirim. O da bu yıl okuduğum ve insanın tarih öncesi evrimini irdeleyen bir başka kitaptı. Daha temel bir dili var ama okuması çok eğlenceliydi. Okuma sürecin boyunca pek çok zamana yolculuk yapacaksın. İnsansılarla diğer primatların ortak atasından başlayarak insansı ve insanlara kadar geniş bir maceraya atılacaksın. Karşına birçok mağara çıkacak. Sadece bir kayanın üstündeki kristalleşmiş hemoglobinlerden yola çıkarak bu olay yerine bir anlam vermeye çalışacaksın. İlginç gelenekler de peşini bırakmayacak.

yazar/i9261'i bir konuda tebrik ediyorum. Ülkemizde yoğun bir şekilde bilim düşmanlığı yapan koyu dindar bir kesim var. Yıl 2021 ama hâlâ bunun yaşandığını görmek beni üzüyor ve belli ki Metin Özbek'in de canını sıkıyor. Ancak bu kitapta evrimi onlara sevdirmek için zoraki bir hedef koymamış kendisine ki bu harika bir şey. Bu kitap gibi karşıt görüşten insanlara kendi görüşünü sevdirmeye uğraşmayan kitaplara bayılıyorum açıkçası. Ülkemizde evrimi kabul eden de ne olduğunu bilmiyor, kabul etmeyen de ne olduğunu bilmiyor. Kısacası ağzı olanın profesör kesildiği bir konu bu. Bunu öne sürülen argümanlar ve sorulan sorularda zaten görüyoruz. Evrim gibi bir konuyu inanç kategorisi altında değerlendiriyorlar. Birinin inandığı ve mensubu olduğu herhangi bir inanç sistemi bir başkasını hiçbir koşulda ilgilendirmez. Bu dinler için de geçerli. Bu yüzden bu kitap için bir inceleme yazarken bile mensup olduğu dini haykırarak büyük kitlelere yaymaya çalışan kişileri pek anlayamıyorum. İnsanların, mensup oldukları dinleri her fırsatta dile getirmediği ve hatta mümkün mertebe gizli tuttuğu, dinini tam anlamıyla kavramak için gerekli çalışmaları yaptığı ve başka dinlere mensup insanlara da sonsuz bir saygı beslediği dönemlerden, dini gösterişin normal algılandığı bir döneme geçmemizin altında yatan neden de eminim ki oldukça nettir herkes için.

Hâsılı değerli bir kaynakla karşı karşıyasın. Sorulan sorular da gayet yerinde. Dediğim gibi daha önce bu konuda bir okuma yapmadıysan İnsanın En Güzel Tarihi senin için daha iyi olacaktır. Onun incelemesini de yazmıştım. Belki ilgini çeker diye bağlantısını aşağıya bırakacağım.

gonderi/105651297

Keyifli okumalar! (Kaan Ata Önder) 
Büyük Büyük Büyük Anne Babamı Öğreniyorum: Bence bizler kendimizi anlamak en azından anlamlandırmak istiyorsak tarih öncesi insanlığa ilgi göstermek zorundayız. Geçmişte ne olduğumuzu bilmeden bugünü doğru bir şekilde yorumlamak mümkün değildir. Tabi beni benim gibi amatör bir tarzda kendinizi geliştiriyorsanız 50 Soruda serisiden kitaplar yola çıkmak için ideal kitaplar.

Kitap ağır bir bilgi bombardımanıyla başlamıyor. Oldukça temel bilgilerle insanlığın ilk basamakları size anlatıyor. Kültürel olarak nasıl oldu da tükenen bir türden üreten bir türe evrimleştik? Dinlerin ilk motifleri nerede ne şekilde görüldü? Neyi doğru yaptık da bizden fiziksel olarak güçlü çoğu türü eledik? Bunlar benim merakımı çeken sorular. İnsanlığın bana kalırsa hâlâ bu sorular-sorunlar etrafında döndüğünü düşünüyorum. Eskiye ilgi duyalım ki bir ihtimal çözüm bulabiliriz belki.

Tabi yazar bilgi verirken sadece sosyal bilimlerden faydalanmamış, pozitif bilime de büyük yer vermiştir. İnsan kemikleri üzerinden onların binlerce yıl önce neyle beslendikleri, ne tür hastalıklar geçirdiklerini öğreniyoruz. Sadece bunlar da değil, diğer akrabalarımızla olan benzerliklerimizi de kavramış oldum. En şaşırdığım benzerlik, çoğu maymun türünün (babunlar, bonobo) bizler kadar kavgacı, hiyerarşiye sadık oldukları gerçeği olmuştu. Her sayfada yeni bir gerçeklik keşfediyordum.

Bilim geçmiş ile gelecek arasında tek somut zaman makinesi. Ona atlamak için tek çabamız kitapları okumak... (Lorenza Sorel) 
İnsan evrimiyle ilgili şu ana kadar okuduğum en iyi, en sade, en anlaşılır kitap.
Şu ana kadar hep yabancı araştırmacıların kitabını okumuştum ve Türkçe çeviri her zaman bir şeylerin atlanmasına ya da bilgilerin tam olarak aktarılamamasına neden oluyordu.
Metin Hoca gerçekten çok değerli bir araştırmacı ve konuya çok hakim... (Birlik) 
--reklam--
50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Metin Özbek - 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de 50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Metin Özbek Kimdir?
1948 yılında Mecitözü’nde (Çorum) dünyaya geldi. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1970 yılında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla doktora yapmak üzere Paris’e gitti. 1971 yılında Paris’te Institut de Paleontologie Humaine’e araştırıcı olarak girdi. Bu arada Paris VII Üniversitei’nin doktora programına kaydoldu. 1972 yılında D.E.A (Diplome d’Etudes Approfondies en Sciences Biologiques) sertifikası aldı. 1974 yılında “Deformation cranienne artificielle chez les Chalcolithiquez de Byblos.Modification consecutive le crane” adlı teziyle Doktorat de 3 eme cycle unvanını aldı. 1976 yılında Bordeaux I Üniversitesi (Bordeaux) Biyolojik Antropoloji Bölümü’nde “ Hommes de Byblos Etude comprative des anciens habitants de lage des Metaux au Prıche Orient” adlı teziyle Devlet Doktorasını (Docteur es Sciences) unvanını aldı. 1977 yılında Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nde Dr.Asistan olarak göreve başladı. 1978 yılında Öğretim Görevlisi oldu. 1981 yılında hazırladığı “ Orta Doğu Tarih Öncesi Toplumlarında Dişlerin Antropolojik Yönden İncelenmesi” adlı teziyle Doçent unvanını aldı. 1988 yılında Profesörlüğe yükseltildi.
--reklam--
Metin Özbek Kitapları - Eserleri
50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi
Dünden Bugüne İnsan
Irklara Veda
Beslenme Kültürü ve İnsan
Çayönü'nde İnsan
Sapiens’ten Önce İnsan Vardı
Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk
İnsan ve Irk
--reklam--
Metin Özbek Alıntıları - Sözleri
Çiğneme sistemimizin temel anatomisini anne ve babamızdan atalarımızdan kalıtım yoluyla almamızdır. (Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk)
Eski Mısırlılar Dünya'da 4 ırkın varlığına inanıyorlardı. (İnsan ve Irk)
Erişkinlerin ortalama ölüm yaşı 35'tir. Erkeklerde ortalama ölüm yaşı 37,kadınlarda 33'tür.Demek ki, ortalama insan ömrü o çağlarda günümüze oranla çok düşüktü. Anadolu'da bugün ortalama insan ömrü 65 yılı geçti.İlk köy hayatına başlayıp,çiftçilik ve hayvancılığa dayalı geçim ekonomisine geçtiğimizde, ömrümüz oldukça kısa imiş;örneğin Çatal Höyük toplumunda 32, Aşıklı'da 36, Yunanistan'da 30, Kıbrıs'ta 34 ve lran'da 25 idi.Son 10.000 yıl içinde ortalama insan ömrü iki kat arttı. Cilalı Taş Devri'nden sonra asıl önemli artış Orta Çağ'dan itibaren oldu. (Çayönü'nde İnsan)
Zamanımızdan aşağı yukarı 2000 yıl öncesinde yaşamış Yunanlılar, kendilerini seçkin ve yetenekli bir topluluk olarak görmekte; diğer bütün toplumları hangi renkten ve kültürden olursa olsun "barbar" diye tanımlamaktadır. Hatta, Yunanlılar, daha da ileri giderek, bazı toplumların doğuştan hür, diğer bazılarının ise köle olarak dünyaya geldiklerini söyleyecek kadar ırk ayrımı yapıyorlardı. (İnsan ve Irk)
Dünyaca ünlü Paris metrosu 1900'lü yılların başında inşa edilirken Afrika'dan getirilen yüzlerce siyah derili karın tokluğuna yerin onlarca metre derinliğinde çalıştırılmıştır. Avrupa endüstri devrimi, Afrika'nın sömürülen insan gücü ve doğal kaynaklarının üstünde yükselmiştir. İktisatçılar, XIX. yy' da İngiltere'de başlayan sanayi devrimine Liverpool'da kurulan köle alım-satım merkezilerinin önemli katkıda bulunduğuna işaret ederler. Çağdaş sanayinin çarkları ilk kez siyah derilinin kan ve alın teriyle dönmeye başladı, dersek bir ölçüde gerçeği dile getirmiş oluruz. (Dünden Bugüne İnsan)
İnsan sınırsız bir bilme, öğrenme ve araştırma gereksinimi duyar. Doyuma ulaşmasının ve kendini güven içinde hissetmesinin temel kaynağı bilgidir. İnsan, biyolojik örüntüsüyle kendini aşan bir canlıdır. Onun varoluşu ne üreyip çoğalmasıyla gerçekleşmiştir, ne de ölmekle noktalanmıştır. İnsanı diğer canlılardan farklı kılan bir yönü, geçmişten geleceğe bir devamlılığa sahip olduğunun bilincinde bulunmasıdır. (Dünden Bugüne İnsan)
Eski insan topluluklarının akrabalık ilişkilerini belirlerken ve bugünkü topluluklar arasında yakınlık derecelerini saptarken diş sistemine başvurulur. Bu nedenle adli tıpta önemli bir başvuru kaynağı olarak kullanılmakta hatta başlı başına bir adli diş alanı gelişmiştir. Diş taçları ve kökleri boyutsal açıdan değerlendirilip bu konuda çeşitli diş ölçümlerinden endisler geliştirilmiştir. (Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk)
unutmamalı "anlatılan, senin hikâyendir".. (Dünden Bugüne İnsan)
Mademki yeryüzünde değişik iklimler görülüyor o halde, değişik fiziksel özelliklere sahip ırkların da bulunması doğaldır. (İnsan ve Irk)
Evrim kuramı bir türün başka bir tür içinden türediği şeklinde yorumlanmamalı. Fosil kayıtlardan ve moleküler genetik alanındaki bulgulardan anlaşılacağı üzere, evrimde kesinti olmadığına göre, Darwin'in de haklı olarak vurguladığı gibi evrim sürecinin, önceden var olan herhangi bir türden doğal ayıklanma(seçilim) yoluyla yeni yan türlerin(alttürlerin) ortaya çıkması şeklinde işlediği düşünülmeli. Bu arda eski türler yaşamlarına devam etmiş ya da yok olmuş olabilir. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
Dişlerin iriliği, biçimi ve çiğneme yüzeyinin görüntüsü temelde genlerimiz tarafından belirlenir. (Dişlerle Tarihöncesine Yolculuk)
İnsan ve şempanze hiçbir zaman aynı evrim çizgisi içinde olmadı ve insan şempanzeden evrimleşmedi. Bir başka deyişle spesifik anlamda 'şempanze insanın ata türü olmadı.' Şempanzenin ve insanın dahil olduğu aileler aşağı yukarı 7 milyon yıldan bu yana bağımsız ve ayrışık evrim süreçleri izledi. Ortak atayı temsil eden türlerden bazıları evrim geçirerek şempanzeyi, diğer bazıları da insan ailesinin ilk cinslerini meydana getirdi. Ortaklığımız sadece üst aile düzeyinde, üçüncü zamanın miyosen zaman dilimi içinde sınırlı kaldı. Sonuç olarak şempanze insanın atası değil, kuzenidir. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
Fransız hükümeti son yıllarda bebeklerine vegan diyeti uygulayan ailelere ceza vermektedir. Vegan tarzı bir beslenme alışkanlığı insan türüne hiç uygun sayılmaz. Vegan diye bir diyet yoktur; bu tarz beslenme sadece kişisel bir tercihtir. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
avcılar öldürdükleri gorillerin ellerini kesip kül tablası olarak, başlarını ise koparıp hatıra eşyası olarak turistlere satar. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)
Bir yabani bitkinin evcilleştirilmesi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak söz konusu bitkinin genetik yapısının değiştirilmesiyle ilgili evrimsel bir süreçtir. Bu sürecin sonunda tarıma alınmış olan bitki artık doğal ortamda üreme yeteneklerini ve çevreye tohumlarını yayma stratejilerini kaybederler. Kendileriyle beslenen hayvanlara karşı fiziksel ve kimyasal savunma güçleri büyük ölçüde zayıflar. İyiden iyiye insana bağımlı hale gelirler. İnsan olmadan, üremelerini devam ettirmeleri mümkün değildir. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
20. yüzyılda hiçbir keşif, ailemizin en eski cinsi sayılan australopitekusların bulunuş haberi kadar yankı uyandırmamıştır. Böylece yeryüzündeki serüvenimizin eksik olan bir halkası daha tamamlanmış oluyordu. 4 milyar yıllık canlılar tarihini göz önünde bulunduracak olursak, kendi tarihimiz bunun içinde okyanusta bir damla gibi kalmaktadır. (Dünden Bugüne İnsan)
İnsan; duyan, düşünen, olaylar karşısında kafa yoran, bilimi ve sanatı yaratan, kendine özgü iyilik ve kötülük kavramlarına sahip, kanunlar yapan, bunları uygulayan bir yaratıktır (Güvenç, 1991) (Dünden Bugüne İnsan)
Evcil hayvanların sütleri bağırsaklarımız için hiç de uygun değildir. İnek sütünün içinde insana alerji yapan proteinler bulunur. İneğin sütü, birkaç ay içinde yaklaşık 100 kiloya çıkan dananın beslenmesine yöneliktir. Yoğun biçimde büyüme hormonları içerir. İnek sütünde yer alan moleküllerin erişkinlere, çok içilmesi halinde, yarardan ziyade zararları dokunur. Ayrıca, bu besin maddesi süt şekeri dediğimiz laktoz içerir. Bunun ince bağırsaklarımızda parçalanıp glikoz ve galaktoza dönüşerek sindirilebilir hale gelmesi için de laktaz enzimine ihtiyaç vardır. Oysa, bu enzim bebeklikten itibaren azalmaktadır. Genetik kökenli olan (bu kişilerde laktaz enzimi doğuştan yoktur) süt hazımsızlığı ayrı tutulmakla birlikte, birçok insanın süte alerjisi bulunur. İçtiğinde hazmedemez, karnı şişer, sancılanır, hatta ishal olur ya da kusar. Okul çağında böyle sorunlar yaşayan çocuklarımıza ısrarla süt vermeyelim. Onun içerdiği birçok yararlı madde, hazmı daha kolay olan yoğurttan yapılan ayranda da bulunmaktadır. Üstelik mide ve bağırsaklarımız yoğurt, ayran, kefir gibi fermante olmuş ürünleri çok sever. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
Eskiden bol oksijenli sularda üreyen balıkların lezzetine doyum olmazdı. Son zamanlarda lezzetsizliğini bir yana bırakalım, yağ dokularında biriken civa başta olmak çeşitli ağır metallerden dolayı kanser yapıcı bir özellik de kazanmışlar. (Beslenme Kültürü ve İnsan)
İnsanoğlu bugünkü beyin iriliğine 200 binyıl önce ulaşmıştı. O tarihlerden bu yana beynimizde daha fazla irileşme olmadı. (50 Soruda İnsanın Tarih Öncesi Evrimi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/50-soruda-insanin-tarih-oncesi-evrimi-metin-ozbek-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)