# Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 - Mustafa Armağan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 kimin eseri? Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 kitabının yazarı kimdir? Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 konusu ve anafikri nedir? Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 kitabı ne anlatıyor? Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 kitabının yazarı Mustafa Armağan kimdir? İşte Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/abdulhamidin-kurtlarla-dansi-3-mustafa-armagan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-17T20:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-02-17T20:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/17/mustafa-armagan-kimdir-mustafa-armagan-kitaplari-ve-sozleri-155347.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mustafa Armağan 
 Yayın Evi: Ketebe Yayınları 
 İSBN: 9789752482098 
 Sayfa Sayısı: 384 

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
100. vefat yıldönümünde hasret, minnet ve rahmetle andığımız Sultan II. Abdülhamid’i Türkiye’ye ve Arap dünyasına tanıtan ve bugüne kadar 400 bin okura ulaşan Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı serisi yeni ufuklara yelken açıyor elinizdeki kitapla.
“Biz Hasta Adam değiliz. Sadece yatağından taşan
bir nehre benziyoruz”, demiş ve eklemişti Ulu Hakan:
“Görevimiz, nehrin taşan kollarını tekrar yatağına toplamaktır. Bunu başarabilmek için ihtiyacımız olan zindeliği ancak İslamiyetin gücünde bulabiliriz.”
Hem o nehrin taşırılma ve yeniden yatağına döndürülme hikayesi bugün de devam etmiyor mu? Sultana yönelik ihanetler, darbe girişimleri ve suikastler bugün de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve temsil ettiği millete yöneltilmiyor mu? Sultana Firavun ve Yezid diyen hainler aynı yaftaları Erdoğan’a yapıştırmak için seferber olmadılar mı?
Tarih bugündür ve Yıldız Külliyesi ile Beştepe Külliyesini bir asır sonra buluşturan sır kitapta açığa çıkıyor. Okurken tarihin ışığında geleceğe yürüyen bir milletin kendisine lider inşa etmedeki azim ve kararlılığına şaşıracaksınız.
Bugüne kadar imza attığı 50 kitapla milyonlara seslenen Mustafa Armağan, son kitabı Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı-3’te inanılmaz zenginlikteki tarihî malzemeden nefes nefese bir macera çıkarıyor ve okurunu Sultan’ın kavranması neredeyse imkânsız ufuklarına zevkli olduğu kadar kahredici bir yolculuğa çıkarıyor.
İlk kez göreceğiniz bilgi, belge ve görselleriyle tadına doymayacağınız bir kitap tutuyorsunuz elinizde.

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 Alıntıları - Sözleri
-Efendimin pek kıskançtı. Harem ağları ile başlarını kaldırıp yüzümüze bakmaktan Men edilmişlerdi. Avrupa'ya gittiğimi, üzümü yabancı erkeklerin gördüklerini kabirin de hissederse güceneceğini, azap duyacağını düşündüm. Onun içinde kalbime taş basarak yıllarımı dar-ı dünya tek evladımın hasretine katlandım !
İşte Osmanlı kadını !
İşte haremin terbiyesi !
Sultan ll. Abdülhamid'in düşüşü bir despot veya tiranın düşüşü değil, bir halkın ve bir fikrin düşüşüydü.

Bir saatte İstanbul değişti; din âlimlerinin anladığı, camilerde vaaz verilen, halkın manevi desteği, ordunun ilham kaynağı olan İslâm bir anda öldü;
Hilafet, ulemâ ve Kur'an'ın hüküm ve ilhamı sona erdi.

Sir Mark Sykes
(Türkiye ne garip bir ülke: Aklından zoru olanları tımarhaneye kapatıyorlar da, tarihinden zoru olanları, mesela Kanuni'ye "salak" diyen "dışkısever"i baş tacı ediyorlar.)
"Millet olmuş bir cenaze" ile
"Cenaze olmuş bir millet "kalmıştı.

Başkada sözüm yok.
Evrak verilen kağıtlar (...)
Hükümetin başına bir bela oldu.
Sandıklarla, öküz arabalarıyla Harbiye nezaretine taşıtldı, bir Aralık tasnife kalkışldı, bakıldı ki bunları meydana çıkarmak bütün memleketin üzerine kürek kürek çamur atmak demek olacaktı ;
Nihayet galiba hepsini birden yakıp ait oldukları demirlere beraber yok etmeye karar verildi.

 Böylece 30 küsür yıllık bir tarih, sırt yaşayanların rahatları kaçmasın ve koltukları muhafaza edilebilsin diye göz göre göre imha edilmişti.
II. Abdülhamit devrinde Münevver geçinen bazı yetişkin ve seçkin kimselerin ağzında dolaşıp duran bir öğüt veya bir parola vardı: Bu memlekette Vali olacağına, git, Avrupa'da Kundura boyacılığı et ; daha iyi...

Nice delikanlılar, O zaman öğüde kapılıp mekteplerin arka kapılarından sıvışarak kapağı Avrupa'nın beli başlı merkezlerine attılar. Nice genç memurlar, nice kalem veya san'at sahipleri vazifelerini, işlerini, aile ocaklarını terk edip kendi istekleri ile gurbet yollarını boyladilar. Ya kara bir sefalet içinde eriyip gittiler; yahut da yine kendi memleketinde, kendi Hısım ve akrabalarının elinden damlayan küçücük yardımları Yarı aç, yarı tok bir ömre katlandılar. Hiç bir tanesine, bir tek avrupalının Kundura sını boyamak müyesser (nasip) olmadı.
Kalbimde yalnız Allah korkusu vardır. Başka bir şeyden korku duymam. Bir hadise olmadan evvel onu önlemek için telaş ederim. Ama tehlikenin içinde bulunduğumu hissedersem icabında ateşe atılmaktan bile çekinmem.

2 Abdulhamid HAN
"Kötü bir dönemde tahta çıkan bu cesur, makul ve aklı başında hükümdar, askeri bozgununun ortasında, sadece Osmanlıların itibarînı mahvolmaktan kurtarmakla kalmamış, ayrıca istikrarlı, aralıksız bir çalışma ve inanılmaz bir kararlılıkla bu itibari öyle bir noktaya yükseltmişti ki Avrupa bir mucize gördüğünü sanarak şaşkınlığa uğramıştır￼." Hans Barth
Asıl Türkler katliama uğradı

Sultan katliamlar ile ilgili olarak ise şunları söyledi :
"Maalesef Müslüman ve Hristiyan teba arasındaki çekişmeler Hristiyan basında doğru bir şekilde yer almıyor hiçbir gerçek Müslüman sırf dini inançları yüzünden Allah'a inanan başka bir kişiyi cezalandırmaz...

Hıristiyan Avrupa, 1827 Yunan İhtilali sırasında Osmanlı askerlerinin aşırılıkları heyecanla takip ederken 27.000 savunmasız Türk'ün, kadın, erkek, çocuk demeden, üstelik teslim olmuş bir şehirde Zalimce katledilmeleri hakkında ağzını açmamıştır." (...)
Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.

Aliya İzzetbegoviç
"Payitahtımızın Ermenilere yapmış olduğu ve bu kişilerin zenginleşmelerini sağlayan bunca iyilikten sonra Ermeniler Osmanlı devletini yıkmak üzere planlar yapıp harekete geçmişler ve nankörlüklerini göstermişlerdir. İhtilalci hareket zengin Ermeniler tarafından desteklenmiştir."
"İrili ufaklı binlerce okul açarak toplam sayısı bir milyonu bulan öğrencilerle dolduğunu ve Cumhuriyete devredilen eğitim mirasının yüzde 90'ının bu dönemde oluştuğunu biliyoruz."
Bizi zinde tutacak yegane kuvvet, İslamiyettir.
'Bilelim ki Abdülhamid bir tezdir, bir fikirdir. Şunu yapmış, bunu yapmış bir tarihî şahsiyetten ziyade Türkiye'deki ve dünyaki müslümanların varlığı için bir kilit taşıdır, müslümanların modern dünyada yaşama ümidinin sembolüdür...'
"Bu ülkede Abdülhamid Han da, Menderes ve Zorlu da Kıbrıs'ı satmakla suçlandıkları halde, Kıbrıs'ı Lozan'da hem de 1914'teki ilhaklarını tanıyarak İngiltere'ye verenler 'kahraman' ilan edilmiştir."

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
YETİŞİN ABDÜLHAMİD'İ DEVİRİYORLAR: Vefatından bir asırdan fazla süre geçmesine rağmen hâla zihinlerde olan aynı bir hayalet gibi aramızda gezen Ümmet-i Muhammed'in son gerçek halifesi...

Bu serinin şu anlık son kitabı olan 3. ciltte bitmiş durumda. İlk cilt 2006'da ikincisi 2009'da bu cilti ise 2018 yılında yayımlanmıştır. Bu kitap diğer kitaplarından daha farklı çünkü çok yakın bir zamanda yayımlandı.
Diğer ciltleri Ulu Hakan'ın tarihsel verilerini inanılmaz bir şekilde anlatıp iftiraları ardı ardına çürütürken bu kitapta ise daha manevi bir eda vardı. Tabii bu kitapta da iftiralar çürütülüyor tarihsel belgeler ve yazılardan faydalanılıyor.
Lakin bu kitabın yazım ekseninde yazarında kitapta bahsettiği bir konu var. 15 Temmuz günü.
Nasıl bundan bir asır önce Abdülhamid'e kalleşçe bir darbe yapıp Osmanlı'yı yıktılarsa 15 Temmuz günü de mevcut hükümete darbe yapıp İslam'ın son kalesi olan Türkiye'yi yıkacaklardı. Allah'a şükür böyle bir şey olmadı. Aziz Şehitlerimizden ve Gazilerimizden Allah razı olsun. Bizzat birçok 15 Temmuz Şehidi'nin ailesi ve Gazileri görmeyi Allah nasip etti.
15 Temmuz günü Ankara'da meydanlara bir gencin "Yetişin Abdülhamid'i Deviriyorlarr" naraları ile koştuğunu şahitleri ile yazıyor bu kitap. Okurken tüylerim diken diken oldu. İşte bu yüzden Abdülhamid hala yaşıyor. Aramızda ve bazı bedenlerde kanlı canlı yaşıyor. Allah ondan razı olsun.
 Bu yüzden çok kıymetli bir eser bu kitap serisi. Herkesin kesinlikle okuması gerekiyor (İttihatçıların günümüzdeki nifak tohumları okumasın) Hilafet aşığı Müslüman kişilerin Abdülhamid'i ve yakın tarihi kesinlikle çok iyi bilmesi gerekiyor. Bu yüzden bu kitap serisi de okunmalı.

Keyifli okumalar... (Oğuzhan Güneş) 
Abdülhamid Han: Bugüne kadar elime geçen her Mustafa armağan kitabını içim rahat bir şekilde okumama rağmen bu kitapta hüsrana uğradım. Gerçek okuyucular bilir, gerçek tarihi bulmak okumak zordur. Serinin diğer iki kitabını bayılarak okumama rağmen bu kitabın tarihle ilgisi olmayıp işin içine tamamen siyaset girmiştir. Hiç şüphe etmeden okuduğum yazar sanki milletvekili adayı olmak için çabalamakta, siyaset dışında başka bir konu bulunmamakta. Hüsran. (dilara türkoğlu) 
Abdulhamid Han'ı anlamak her şeyi anlamak olacaktır!: Abdukhamid Han'ı anlamak her şeyi anlamak olacaktır!

Bir babanın evlatlarının daima iyi olması için elinden geleni yapmak için canla başla mücadele etmesi gibi Ulu Hakan Halife Sultan 2. Abdulhamid Han Hazretleri canla başla çalışmış ülkesinin ve milletinin refaha ulaşması için tüm gayretini göstermiştir. Canlı beden üzerinde ameliyat yapmak isteyen dış mihraklara karşı savaşmaktan geri durmayan büyük bir devlet adamıydı. Kendi vatanının evlatları ona inanmayıp ona hakaretler savurup karşı olmuşlardır. Onu tahtan indirdikten 9 yıl sonra yaptıkları hatayı farkediyorlar ve Sultan ebedi hayata göç edince yetim kaldıklarını fark ediyorlar. Sultan'ın şahsına yapılsaydı helal ederdi de dinimize mukadderatımıza saldırdıkları için helal etmeyecek.

Hünkarım yaptığın hiçbir hizmet unutulmayacaktır. Bizler varoldukça daima gönüllerde yaşayacaksın.

Osmanlı Devleti 33. Padişahı İslam Halifesi Mekke ve Medine'nin hizmetkârı Cennet mekan Ulu Hakan Sultan 2. Abdulhamid Han Hazretleri El Muzaffer daima! (Seyfullah Kavaklı) 

Kitabın Yazarı Mustafa Armağan Kimdir?
Urfalı anne ve babanın çocuğu olarak Cizre'de doğdu (1961). İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1985 yılında mezun oldu. Fritjof Capra'dan yaptığı Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası adlı çevirisi ile Türkiye Yazarlar Birliği Tercüme Ödülü'nü (1989) ve Şehir ey Şehir adlı kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Deneme Ödülü'nü (1997) aldı. Bir dönem (1995-1996) İzlenim ve Diyalog Avrasya (DA) dergilerini yönetti. 1995'ten beri Zaman gazetesinde yazıyor.

Yayınlanan eserleri: Gelenek (1992); Gelenek ve Modernlik Arasında (1995); Şehir Asla Unutmaz (1996); Şehir ey Şehir(1997); Bursa Şehrengizi (1998; 2. Baskı Osmanlı'yı Kuran Şehir: Bursa'ya Şehrengiz adıyla 2006); Alev ve Beton (2000),İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini (2003), İnsan Yüzlü Şehirler (2003), Kuğunun Son Şarkısı: St. Petersburg'da Zamanlar ve Mekanlar (2003); Osmanlı İnsanlığın Son Adası (2003); Osmanlı'nın Kayıp Atlası (2004); Kır Zincirlerinin Osmanlı (2004);Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler (2005); Ufukların Sultanı: Fatih Sultan Mehmed (2006).

Çevirileri: Seyyid Hüseyin Nasr'dan Molla Sadra ve İlahi Hikmet (1991); Fritjof Capra'dan Batı Düşüncesinde Dönüm Noktası(1991); ve Yeni Bir Düşünce (1992); Muhammed Esed'den Sahih-i Buhari: İslam'ın İlk Yılları (2001)

Derlemeleri: İslam Bilimi Tartışmaları (1990); İstanbul Armağanı I: Fetih ve Fatih (1995); İstanbul Armağanı II: Boğaziçi Medeniyeti (1996); İstanbul Armağanı III: Gündelik Hayatın Renkleri (1997); İstanbul Armağanı IV: Lale Devri (2000);İslam'da Bilgi ve Felsefe (1997); İstanbul'da Semtler ve Hayatlar: Bir Semtini Sevmek (2001); Değişen Milliyetçilik: Tartışılan Sınırlar (2001); Cemil Meriç: Düşüncenin Gökkuşağı (2001); Osmanlı Geriledi mi? (2006).

Osmanlı: İnsanlığın Son Adası, Türkiye Yazarlar Birliği'nin 2003 yılı Fikir Ödülü'nü almıştır.

 

Mustafa Armağan Kitapları - Eserleri
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2
Küller Altında Yakın Tarih
Kızıl Pençe
Avrupa'nın 50 Büyük Yalanı
Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz

Satılık İmparatorluk
Yavuz Sultan Selim Han
Ufukların Sultanı
Yakın Tarihin Kara Delikleri
Geri Gel Ey Osmanlı !
Türkçe Ezan ve Menderes
Cumhuriyet Efsaneleri

Asım'ın Nesli
Efsaneler ve Gerçekler
Paşaların Hesaplaşması
Osmanlı'nın Mahrem Tarihi
Osmanlı - İnsanlığın Son Adası
Kır Zincirlerini Osmanlı
Büyük Osmanlı Projesi

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 3
Tek Parti Devri
Korku Duvarını Yıkmak
Cemil Meriç'in Dünyası
Fatih'in Rüyası
Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler
Ayasofya Entrikaları

Gerçek Tarihin Peşinde
Osmanlı Sultanları Albümü
İnsan Yüzlü Şehirler
Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı
Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür
Osmanlı'yı Kuran Şehir - Bursa'ya Şehrengiz
Cemil Meriç Konuşuyor

Osmanlı'nın Kayıp Atlası
Osmanlı Tarihini Yeniden Yazmak
Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed
Bilinmeyen Yönleriyle İsmet İnönü Gerçeği
Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir İstanbul
Petersburg'da Osmanlı İzleri
Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç

Yakın Tarihte Efsaneler ve Gerçekler
Gençler için Fatih Sultan Mehmed
Tarihimizle Hesaplaşmak
Gelenek ve Modernlik Arasında
Osmanlı Geriledi mi?
Şehir Asla Unutmaz
Cemil Meriç

İstanbul Mavi Kırpar Gözlerini
Haritalar Nasıl Yalan Söyler?
Alev ve Beton
Kuğunun Son Şarkısı
Küller Altında Yakın Tarih Seti (6 kitap)
Bursa'ya Ütopik Mektuplar
İslâm'da Bilgi ve Felsefe

Şehir Ey Şehir
Ezan Şehidi Menderes
İslam ve Bilim Tartışmaları
Paşaların Hesaplaşması

Mustafa Armağan Alıntıları - Sözleri
Erzurum kongresi'nden bir ay kadar önce toplanan bu ön kongreye sunulan raporda işlenenler sanki bugünden geçmişin dağlarına çarparak yargılanmış gibidir beraberce şunları okuyoruz:
Türk Kürtsüz, Kürt Türksüz yaşayamaz. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk ile Kürdün aynı tarih, aynı çıkar, aynı hayat sahibi olacaklarını kabul etmemek mümkün değildir. Bu kadar derin ve esaslı bağlarla birbirine bağlı bulunan Doğu vilayetleri Türk'ü ile Kürt'ünü ayırmak her ikisinede ölüm mahkum etmek demektir.Bugün gözümüzü açarak yaralarımızı öz elimizde sarmaya çalışır, dışarıdan gelen Kürtlük-Türklük gibi ayrıştırıcı telkinlere kulak asmazsak hem memleketimizi kurtarır, hem de herkesin mutluluğunu sağlayacak esasları hazırlarız.
"Tarihi bir anda bulunuyoruz" diyen bu önemli rapor şu cümlelerle sürüyor:
Duygusallığa kapılarak düşmanlarımıza hizmet etmekten sakınma görevi ile mükellefiz. Son fırsat elimizde.Bunu da kaybedersek tarihimizi aşağılanma ile kapamış ve Hazreti Kur'an'ı elimizle toprağa defnetmiş oluruz. Hakkımızda çevrilen entrikaları, düşünülen felaketleri sonuçsuz bırakmak yalnız bir şeye, Doğu vilayetleri Müslümanlarının İttihat (birlik) ve ittifakına bağlıdır.
95 yıl önce Erzurum'da söylenmesi gerekenler söylenmiş aslında.Aklın yolu birdir ne de olsa! Ve ah Erzurum kongresi, seni bir doğru okuyabilseydik! (Cumhuriyet Efsaneleri)
Eşrefoğlu, al haberi, bahçe biziz, gül bizdendir.
Biz Şah-ı Merdan kuluyuz, yetmiş iki dil bizdedir. (Gülün Fethi - Fatih Sultan Mehmed)
İslam Bilimi diğer bilgi sistemlerinden farklı olarak siyasî ve iktisadî egemenlik için yüce kelamın (logos) rakipleri tarafından şımartılan bir ideolojinin adı değildir. İslam Bilimi, İslam toplumunun değer yapısı üzerinde bilgi geliştirilmesini mümkün kılan bir matris sunar. Bilgi, bilgi içindir diye bir şey yoktur. Kavramsallaştırma, teorik formülasyon, deneysel doğrulama ve bilginin nihaî şeklini alması sosyo-kültürel bir çevre içinde meydana gelir ve onu hasır altı etmek namussuzluk ve ikiyüzlülükten başka birşey değildir.
İslam Biliminin Temelini Atmak
Münevver Ahmet Enis (İslam ve Bilim Tartışmaları)
" Bir şehri sevmek ,
aşka sebep aramaktır ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
Osmanlı medeniyeti kelimeler üzerine inşâ edilmemiştir.
Osmanlı medeniyeti bir hamle medeniyetidir.
İman, cezbe, Aşk medeniyetidir... (Cemil Meriç Konuşuyor)
Soru işaretinin halkaları açılıp kapanıyor birbiri ardınca ve kitaplar imdadıma yetişiyor;sonunda berraklaşıyor manzara. (Petersburg'da Osmanlı İzleri)

"Cahil bir millet, gösterilen boyunduruğa boynunu kendisi uzatır." (Kızıl Pençe)
Istiklal marşının güftekarından biri olan şair Faruk Nafiz Çamlıbel'in 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından diğer Dp liler gibi süngüyle alaşağı edilerek yassıada da hapse atıldığını biliyormuydunuz ?
Onuncu Yıl Marşı'nı gözyaşları içinde, hızlanan kalp atışlarıyla Söyleyip dinleyenler bu marşı onlara armağan edenlerden birini niçin tevkif ettiler? Bugüne kadar bir (söz| yazarını bile kurtaramamış olan Onuncu Yıl Marşı, bugünden sonra da onu tebcil edenleri neden ve nasıl kurtaracak? (Küller Altında Yakın Tarih)
Doğrusunu yalnız Allah bilir. Ancak ben, tarihe bir de yenilgilerin zaviyesinden bakılmasını öneriyorum. Tarihe bu açıdan bakabilmeyi metodolojik bir ilke olarak kabul ettiğimiz takdırde, ağır basan, kaçınılmaz biçimde bizi belirleyen tarafgirliğimiz nedeniyle ele alamadığımız tarihin karanlık yüzünü gönül rahatlığıyla tahlil edebiliriz. Tarihe daha bir sakınmadan, daha geniş yüreklilikle yaklaşabiliriz.

En azından, yenilgilerde olumlu bir taraf, bir ders-i ibret bulmaya çalışarak tarihin üzerimizdeki “baskısı”ndan kurtulabiliriz. Bize öğretilen ya da öğretilmek istenen tarih, hep bir zaferle dizisinden oluşmaktadır. İçinden yenilgiler, başarısızlıklar,beceriksizlikler ayıklanmış bir tarihtir aynı zamanda. Yenilgiler genellikle “ihanet" gibi kulpların takıldığını biliyoruz.

Halbuki tarihi yapan şey, yalnız zaferler değildir, ayni zamanda yenilgilerdir. Hatta diyebiliriz ki, en çok yenilgilerdir.En azından bugünkü durumumuzun zaviyesinden baktığımızda böyle görünmektedir. (Gelenek ve Modernlik Arasında)
Eskilerin dilinde "Kuran-ı Kerim Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı." diyebir kelam-ı kibar gezerdi. (Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı 2)
İlim sayesinde kişi Hakikat'a ulaşabilir ancak; Hakk ise Allahu Teâlâ'nın diğer bir ismidir. (İslâm'da Bilgi ve Felsefe)
"Osmanlı'da sarık bilgiyi,
kılıç işe kuvveti, başka bir deyişle
sarık din ve ahireti, kılıç da dünyayı
temsil ediyordu. #Fatih, hayatında
olduğu gibi ölümünde de iki fetih
yolunu göstermiş oluyordu
böylece. Din ve dünyanın
beraberce fethini.."

-MustafaArmağan (Ufukların Sultanı)
İslam âlemi, İslamiyet'te ümitsizlik yasaklandığı halde ümidi bırakıp yese iman etmiştir. Nasıl olmuş da uyuşmuştur bu insanlar? Bu din atalarımın önüne saçtığı cevherleri neden benden esirgiyor? diye düşünür. Neredeyse iradesi elinden alınmış aciz birer mahlûktur içinede yaşadığı toplumun ferdleri. Ağır bir felç geçirmiş gibidir. (Asım'ın Nesli)

Geçmişi unutturma operasyonu, zamanın acımasız akışı Yüzünden bu operasyonu yapanları muaf tutacak değildi elbette Ve resmi tarih yazmaya kalkanların 'temel kitap' olarak aldıkları Nutuk konusundaki vurdumduymazlıkları, Türkiye'de resmi
tarihin neden resmileşemediğinin en belirgin örneği değil midir? (Küller Altında Yakın Tarih)
Bir de Mevlana' ya karşı aşırı bir sevgisi bulunuyordu I. Murat' ın. "Hünkar" ve "Hüdavendigar" unvanlarını almasında bu derin sevginin etkisini görenler vardır. (Osmanlı'nın Mahrem Tarihi)
Kulağına cepheden silah sesleri çalınıyordu. (Kazım Karabekirin Gözüyle Yakın Tarihimiz)
Bir giydiğini bir daha giymediğini, üstü başı perişan birini görür görmez sırtındakini çıkarıp hediye ettiğini biliyor muydunuz? (Osmanlı Sultanları Albümü)
Keşke sizin yüzyılınızda evlere hiç balkon yapılmasa idi , ileriki yıllarda insanlar ölülerini balkonlara gömmek zorunda kalmayacaklardı ." (Bursa'ya Ütopik Mektuplar)
Suçlamak kolaydır ama yeni bir şey söylemek ve söyletmek zordur tarihte. (Osmanlı - İnsanlığın Son Adası)
Fatih beldeleri açan olduğu gibi, zamanı da açan, zamana bir açılım verendir. Zamanı zorlayandır. Zamanın kıvrım ve katlarını açandır.
(Sezai Karakoç) (Kızıl Elma Peşinde Bir Ömür)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/abdulhamidin-kurtlarla-dansi-3-mustafa-armagan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)