# Açık Pencere - Gökhan Özcan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Açık Pencere kimin eseri? Açık Pencere kitabının yazarı kimdir? Açık Pencere konusu ve anafikri nedir? Açık Pencere kitabı ne anlatıyor? Açık Pencere PDF indirme linki var mı?  Açık Pencere kitabının yazarı Gökhan Özcan kimdir? İşte Açık Pencere kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/acik-pencere-gokhan-ozcan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-12-08T10:00:20+03:00
- Güncelleme: 2022-12-08T10:00:20+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/12/08/gokhan-ozcan-kimdir-gokhan-ozcan-kitaplari-ve-sozleri-354338.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gökhan Özcan 
 Yayın Evi: Vadi Yayınları 
 İSBN: 9786059114097 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
Açık Pencere Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yazılarıyla okuyucularını eşsiz bir tefekkür yolculuğuna çıkartan Gökhan Özcan, bu sefer bambaşka pencereler açıyor gönül dünyamıza “Açık Pencere”sinden uzanan kalemi ve fotoğraf makinasıyla.
Sözcüklerin kimi zaman anlatmakta kifayetsiz kaldığı an’ları, bir kadraja sığdırarak kazıyor hafızamızın en müstesna köşesine.
Gökhan Özcan, “Açık Pencere”de alışılmış tınıdaki yazıları, belgesel tadındaki fotoğraflarıyla araladığı pencereden, selama duruyor tüm dostlarına…
3N 1K
Kitabı kim’ler okumalı?
Yaşanılan güzel zamanlara özlem duyan ve an’ı yaşamak isteyen herkes…
Kitapta ne’ler var?
Hayata dair yazıların yanı sıra, yazarın kendi kadrajından yaşamın ta kendisi…
Kitap neden yazıldı?
Hızla dönen dünyada, durup nefeslenmemize vesile olmak için…
Kitap niçin okunmalı?
İnsan doğuyor, yaşıyor ve ölüyor. İşte o “yaşamak” kısmı nasıl olmalı’nın cevabı karınca kararınca bu kitapta…
Akılda Kalanlar :
• Bu zamanın insanlarının çok şeye ihtiyacı var. Ama en çok; bir saat tamircisi gibi hayatın ayarını yapacak inceliğe, hassas bir hayat işçiliğine ihtiyacı var.
• Bizi sadece fiziksel görünümümüz ayırmaya başladı birbirimizden.
Asıl kalpleri değil midir oysa insanları birbirinden farklılaştıran?
• Sanki cilt cilt kitaptık eskiden de, şimdi sadece tek bir cilt olarak kaldık. Her şeyi basit kelimelerle özetleyen tek ciltlik bir kitap!
• Oyuncaklarla oynamayı yaşamanın yerine koymaktan vazgeçmedikçe, hiçbir şey yaşamak istediğimizle yaşamak zorunda olduğumuzu aynı şey kılmayacak.
• İnsanlık henüz iç kırıkları teşhis edecek röntgen cihazını geliştiremedi. Muhtemel ki hepimiz iç dünyalarımızda en az cam çocukların güçsüz bedenleri kadar kırılganız!
• Ama dilimiz ne söylerse söylesin, biz aslında gizli bir hoşnutluk duyarız yaşadığımız karmaşadan. Çünkü hayat, henüz devamı yazılmamış bir cümlenin heyecan verici sırlarıyla doludur insan için.
• Çocuklarımızı kendi kaybettiklerimizi kazanmaya zorluyor, kazanmaya muhtaç oldukları tek imtihanın hazırlığından alıkoyuyoruz.
• Hepimiz yeni bir insanlık kıyafeti giydirilmiş insanlarız şimdi. Tanımlanmış hayatlara, güdülenmiş duygulara, kurgulanmış uğraşlara tâbi kılındık.
• Evlerde yaşar ve kendi hayat cümlelerimizi söyleriz. O cümleler yan yana gelir, adına sokak dediğimiz paragraf ortaya çıkar.
• Ve o bütünlük, hepimizden izler ve renkler taşıyarak şehir denen o kalabalıkta kendi anlamını ayakta tutar.
• Şehrin bir hafızası olduğunu ve kim olduğumuzu bilebilmek için o hafızaya ihtiyacımız olduğunu unutuyoruz.
• 'Değişmeyen tek şey değişimin kendisi' dediler, kolayca inandık.
Her şey değişirken bile, kalbini değişmesi olmayanda tutmak değil miydi insanın taşıdığı en büyük mesuliyet?
• An gelecek, vade dolacak, sayılı nefesler tükenecek, ömrümüzün son noktası kaderimizin fısıldadığı yere konacak.
O noktayla bize ait cümle bitecek, dünya hayatı bizim için tamama erecek. Sonu olan bitecek, sonu olmayan başlayacak.
• Görüyoruz ki özün azar azar söylenmesinden çıkan hakikat, çıkmıyor sözün pazar pazar dolaşmasından, dolaştırılmasından.
• Bizim sözün bozuğuna, ayarsızına, ölçüsüzüne değil, bizi baştan ayağa olduranına ihtiyacımız var.
Bizim kendimizde kaybolmaya değil, şu koca kalabalık içinde kendimizi bulmaya ihtiyacımız var.
Açık Pencere Alıntıları - Sözleri
Kim ki gönlünde sızı yok, onun derdi yok.
Kim ki derdi yok, onun meselesi yok.
...
Ne ki canımızı sıkıyor, o bizim dostumuzdur. Ne ki kafamızı yoruyor, o bizim azığımızdır. Ne ki mahzun ediyor bizi, büyütür insanlığımızı.
Zulüm nerede?

İnsan neredeyse, zulüm orada bugün !
Bugünün insanı oyalanacak bir şeyler bulamadığında çok sıkılıyor.Çünkü oyalanacak bir şey bulamazsa kendisiyle baş başa kalıyor.

Bu durumda sessizlik yerini kısa zamanda iç seslere bırakıyor.
Nasıl açıklarsınız beni? Hangi dilde? Hangi kelimelerle? Hangi sessizliklerle? Üstlenir misiniz iyiliğimle birlikte kusurlarımı, hatalarımı da?
..aslolan samimiyettir, ama yazık ki bu zamanda en kıt şey de o!
Ve insan kalmakta ısrar edenler için hayat zor.
Açık Pencere İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gökhan abi alışılmış tınıdaki yazılarını bu kitapta da sürdürüyor. Bu alışılmışlık bir yerden sonra yazılanları saydam bir duyarlılıkla okumaya itiyor bizleri. Yani, kitabı okurken o ince ayarı iyi ayarlamak gerekiyor.

Gökhan abinin temel gayesi 'bizleri bir tefekkür yolculuğuna çıkarmayı hedefliyor olması' gibi geliyor bana. "Dokunan adam" diyebilirim onun için. Bu yolculuktan "fazla bi duygusal yazıyor" düşüncesiyle uzaklaşmayalım derim. Dinlenerek okursak yaşamanın tüyolarını da kaçırmayız sanıyorum.

Açık Pencere aynı zamanda 1670 km dönen dünyada, durup nefeslenmemize vesile olacak türden bir eser. Hadi hayırlısı. (Ömer Cömert) 
Allah'ın selamı,rahmeti ve bereketi üzerimize olsun
..
Yenişafak gazetesinde yazıları devam eden yazarın okuduğum ilk ama kesinlikle son olmayacak eseri.
Kitabı okurken sanki tanıdık, sevdiğiniz bir kişiyle sohbet ediyormuş gibi hissettim. Çok sevdim,çok keyifle okudum. Bir kerede hepsini değil de ara ara ,günde en az iki bölümde olsa tekrar okumak istediğim bir kitapdı zat-ı şahâneleri...
Kitaplarımı çizerek okumuyorum çok şükür ama öyle olsaydı altını çizmediğim satır yada sayfa kalmazdı.
 Yazılanlar çok güzel olmakla beraber sayfalarının kalitesi, son sayfalarda yer verilmiş olan fotoğraflar da gözüme hitap ederek gönlümü fethetti.
 Kesinlikle tavsiyemdir

Her daim kitaplarla kalalım mutlu kalalım (Karasu`lardan) 
Açık Pencere PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gökhan Özcan - Açık Pencere kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Açık Pencere PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gökhan Özcan Kimdir?
19 Mart 1965 tarihinde İnegöl’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İnegöl’de tamamladı. 1987 yılında Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Zaman gazetesi Kültür-Sanat Servisi’nde çalıştı. Daha sonra TRT'de aralıklı olarak Mimar Sinan, Yayla Yollarında, Yunus Emre ve Kırk Ambar, Havuçlu Pilav, Zamanın Seyyahları, Çek Bir Film gibi yapımlarda çeşitli görevler aldı, senaryo ve metin yazarlığı yaptı. Panel ve İzlenim dergilerinde çalıştı. Birçok farklı dergide çocuklara hikayeler ve denemeler yayınladı. İlk çıktığı yıllarda Yeni Şafak gazetesinde Tersköşe’yi yazdı. Bir süre Medyakronik isimli internet sitesinde TV eleştirileri kaleme aldı. Ardından Hakan Albayrak ve Levent Gültekin ile birlikte Gerçek Hayat dergisini çıkardı. Hiçbişey, Altmışikiden Tavşan, Günlerin Gölgeleri, Ruh Yordamı, Kim Duma Dum Kime, Serçe Parmağı isimli kitapları kaleme alan yazar halen Yeni Şafak’ta yazılarına devam ediyor.
--reklam--
Gökhan Özcan Kitapları - Eserleri
Serçe Parmağı
Ruh Yordamı
Hiçbişey
Günlerin Gölgeleri
Gözağrısı
Açık Pencere
62'den Tavşan
Meraklı Solucan
Kim Duma Dum Kime
--reklam--
Gökhan Özcan Alıntıları - Sözleri
"Ben her şeyi biliyorum. Büyüklerin hiç mutluluk resmi yapamadığını da biliyorum. Mutluluk resimlerini sadece çocukların yapabileceğini de biliyorum." (62'den Tavşan)
Zamanla değişmeyen ne kadar az şey kaldı hayatımızda. (Günlerin Gölgeleri)
"Üşüyen bir elin en yakın cebe sığınması gibi, kendi içine kapanıyor bazı insanlar.." (Ruh Yordamı)
Her olanda bir hayır var hayata gönül gözüyle bakanlar için... (Gözağrısı)
Herkes gibi ben de “yorgundum dünya işlerinden” (Ruh Yordamı)
Ben küçükken, sokağımız çok büyüktü. Sonra ben büyüdükçe sokağımız küçüldü. O kadar küçüldü ki benim büyüyen hayatım içine sığmaz oldu. (Kim Duma Dum Kime)
Bulundukları yeri güzelleştirmekle görevlendirilmişlerdir (Kim Duma Dum Kime)
Dünyadaki her şey sevgiyle ısınır ancak bayım. (Hiçbişey)
Eşekler, bütün atların basketbolcu eşekler olduğunu zannederler ve onların maçlarını ne zaman yaptıklarını merak ederler.

Atlar, etrafında dolaşan tüm eşeklerin komedyen olduğunu zannederler ve ne söylerlerse söylesinler onlara hep gülerler. (Kim Duma Dum Kime)
Sıkılıyorum ve toprağa düşen bir yağmur damlası kadar huzursuzum. Olduğum yerde duruyorum. Dünyaya kapanıyorum.Kitaplara bakıyorum insanların durduğu mesafelerden. Adamakıllı sıkılıyorum.Üst üste konmuş kelimelerden sıkılıyorum. Art arda dizilmiş cümlelerden sıkılıyorum.Kalıplara dökülmüş düşüncelerden sıkılıyorum. Sözlerin ifadesizligi sıkıyor beni. Sıkıyor beni gururla şişirilmiş kuramlar. Sıkıyor beni yatağına sinen nehirler. (Günlerin Gölgeleri)
Dünya da kocaman bir okul zaten! (Kim Duma Dum Kime)
Her geçen gün daha fazla sağırlaşıyoruz öncesine,sonrasına, şimdisine ve nasılına hayatın. (Günlerin Gölgeleri)
Kırıldığımı hissediyorum, bir ucumdan diğer ucuma kadar... (Gözağrısı)
İçimizi de gösteren fotoğraflar çekilebilir mi sanıyorsun? (Günlerin Gölgeleri)
Kim ki gönlünde sızı yok, onun derdi yok.
Kim ki derdi yok, onun meselesi yok.
...
Ne ki canımızı sıkıyor, o bizim dostumuzdur. Ne ki kafamızı yoruyor, o bizim azığımızdır. Ne ki mahzun ediyor bizi, büyütür insanlığımızı. (Açık Pencere)
Dünyadaki her şey ancak sevgiyle ısınır bayım.. (Hiçbişey)
“Her sabah kalkıp deli gömleklerini hayat diye geçiriyoruz sırtımıza.” (Ruh Yordamı)
Sonu görünmeyen büyüklükte bir dünyanın kapısını açmıştı kalemiyle. (62'den Tavşan)
Bunların hepsi defterinin içindeydi ve eğer isterse daha nicelerini çizebilirdi sayılardan. Bir tek para çizmemişti; ama gerekirse bütün sıfırlar bu iş için uygundu. (62'den Tavşan)
Ben küçükken, sokağımız çok büyüktü. Sonra ben büyüdükçe sokağımız küçüldü. O kadar küçüldü ki benim büyüyen hayatım içine sığmaz oldu (Kim Duma Dum Kime)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/acik-pencere-gokhan-ozcan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)