# Açık Sırlar - Alice Munro Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Açık Sırlar kimin eseri? Açık Sırlar kitabının yazarı kimdir? Açık Sırlar konusu ve anafikri nedir? Açık Sırlar kitabı ne anlatıyor? Açık Sırlar PDF indirme linki var mı?  Açık Sırlar kitabının yazarı Alice Munro kimdir? İşte Açık Sırlar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/acik-sirlar-alice-munro-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-05T07:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-05-05T07:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/05/alice-munro-kimdir-alice-munro-kitaplari-ve-sozleri-214864.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Alice Munro 
 Çevirmen: Püren Özgören 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750735325 
 Sayfa Sayısı: 336 
--reklam--
Açık Sırlar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bu kitaptaki 12 öykü, 1850’lerden başlayıp iki dünya savaşının içinden geçerek günümüze geliyor; Kanada’dan Brisbane’e, Balkanlar’a ve Somme’a uzanıyor. Bu büyüleyici öyküler kısıtlanmayı, frenlenmeyi reddeden sıra dışı kadınların sırlarını ortaya koyuyor.

Ünlü İngiliz kültür tarihçisi ve biyografi yazarı Lucy Hughes-Hallett, bu kitap hakkında The Sunday Times’a yazdığı yazıda şöyle diyor:

“Alice Munro’nun duru anlatım biçemi ve insan yüreğine akıllıca yaklaşımıyla mucizevi bir nitelik kazanan öyküleri, kısa öyküde sadece tek bir olayın aktarılabileceğini öngören geleneğe meydan okuyor. Onun öyküleri kuşaklar ve kıtalar arasında dolaşan birden çok yaşamı içeriyor. Munro’nun çizdiği yaşamlar sıkıcı değil. Romantizmden uzak bir biçimde ayakları yere basıyor. Bu öykülerde yemek pişirmekten hayal kırıklığı yaratan sekse ve en kusursuz ilişkilerde bile görülen önemsiz yüz karalarına, cinayetten kırık kalplere ve pervasız tutkulara kadar büyük bir çeşitlilik yer alıyor.”
--reklam--
Açık Sırlar Alıntıları - Sözleri
“Çocuk sahibi olmak insanı değiştirir. Size, yetişkin biri olmak için gereken fırsatı verir, böylece belli kısımlarınız -eski parçalarınız- tamamen ıskartaya çıkarılıp def edilir. İşler, evlilikler bunu tam anlamıyla yapamaz; onlar yalnızca bazı şeyleri çoktan unutmuş rolü yapmanızı sağlar.”
O yalnızlığına benden bile daha düşkün biridir.
Sıla özlemi beni uzunca bir süre hastanelik etti.
Pek çok kişinin Kütüphaneci’ye yazdığım için bana güleceğini biliyorum, tıpkı sırf Kütüphaneye gittiğim için güldükleri gibi.
Aşkın hep bir hokus pokus, bir aldatmaca olduğunu söylerdi; buna inanıyordu da. Ama yeni bir aşk olasılığı karşısında yine de saygılı bir suskunluk,sinir uçlarında bir karıncalanma hissediyordu; duyusal bir reverans, pervasız bir secde.
Bu kitapları açan, sayfaları çeviren son kişinin o şekilde ölen adam olduğunu bilmek. Hayatından bir parçayı kitapların içinde bıraktığını düşünmek; ayraç niyetine bir kağıt parçası, bir pipo temizleyicisi, hatta birkaç tutam tütün.
Kadını altüst eden bu.
İnsan yaşlandıkça zihninin, hani şu “ işin ruhani tarafı” denen şeyle dolacağını sanıyor, oysa benim kafam göründüğü kadarıyla giderek daha da pratik, işbilir bir hal alıyor, bir şeyleri oturtmaya çalışıyor.
Aşk mutlaka ölür veya er ya da geç ilgi alanı dağılır, üzerine bir başka katman gelir— eh, bu durumda ölse daha iyi zaten.
Daha önce de yeni başlangıçlar yapmış, işler onun umuduğu gibi gitmemişti, ama ani kararlara, öngörülemeyen müdahalelere, yazgının benzersizliğine inanıyordu.
“Albert hep yalnız yaşayan insanlara acımak lazım, derdi,”
Bir kadın kendine gerçekten yakışan rengi bulmalı, bir daha da değiştirmemeli, derdi.
O artık senin imzan olmalı.
Salatanın havuçlarını ben rendeledim, gözüne kan falan çarparsa endişelenme, bir ara öyle coşmuşum ki, eklemlerimdeki deriyi de rendelemişim.
Gece yağmur başladı. Uyandı, yağmuru dinledi; derin bir hayal kırıklığı duyuyordu.
Yaşam denen hengamenin sonu, önünde sonunda, bir fincan doğru düzgün kahveyle ayaklarını şöyle rahatça uzanabileceğin bir odaya sahip olmaya vardığına göre, bir erkeğin diğerinden tamamen farklı olacağını varsaymak saçmalık değil de ne?
Evleniriz.
Ancak bu bir yabancılaşma sürecinin başlangıcı olur.
(...) Tekrar tekrar bir uzaklaşır, bir yakınlaşırız — bir uzak, bir yakın.
--reklam--
Açık Sırlar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Altıncı kitabından sonra da Kanadalı yazar Alice Munro hakkındaki görüş ve düşüncelerim hiç değişmedi: Sevgili Munro, çok güzel yazıyorsun ama ben seni bir türlü anlayamıyorum. Kafamı çok karıştırıyorsun, beni okumaktan soğutuyorsun. Sitede genel olarak aldığın puana bakarsak (7,5) sanırım bu iddialarımda haksız sayılmam. Üstelik seni okuyan pek kimse yok gibi de duruyor. Hâlbuki en büyük edebiyat ödüllerinin sahibisin, üstelik çok güncel ve çağdaş bir yazarsın. Ben yine de kalan iki kitabını aynı ön yargıyla okuyacağım.

Bu yazarı keşfetmek isteyen okurlara uyarı niteliğinde naçizane bir tavsiyem olacak: Munro’nun kitaplarını normal bir hikâye okuyor havasında kesinlikle okumayın. Çok sağlam ve boş bir kafayla (bu zamanda ne kadar mümkün olur bilmiyorum), sanki mayınlı bir arazide gidermiş gibi kelimeleri yavaş yavaş okuyun, sayfaları da yavaşça çevirin ve bu şekilde ilerleyin. Şu ana kadar yazarın hikâyeleriyle ilgili çıkarımlarım şu şekilde. Tabii bu çıkarımlar okurdan okuya göre farklılık gösterebilir. Ben en azından bu şekilde hissediyorum.

- Hikâyeler hiçbir zaman giriş, gelişme ve sonuç olarak ilerlemiyor. Bazen giriş bölümü son sayfa olabiliyor.

- Genelde tek bir hikâye olmuyor, birbirine paralel ilerleyen hikâyeler de oluyor.

- Zaman ve mekânda sürekli gidip gelmeler var. İstisnası neredeyse hiç yok.

- Ana karakterin genelde kim olduğunu anlamak çok güç. Kimin hikâyesi anlatılıyor bilinmiyor. Odak noktası sürekli değişip duruyor.

- Okuyucusu için hikâyeleri anlama adına yazar çok cimri, bu konuda okuyucuya hiç yardımcı olmuyor. Çok kilit bilgileri ya da cümleleri okur artık ipin ucunu kaçırdığı zaman söylüyor o da tabii ki bir şey ifade etmiyor.

- Hikâyeler Kanada’nın iklimi gibi çok soğuk. İnsan ilişkileri olsun, diyaloglar olsun, anlatım olsun ben yazarın yarattığı karaktere çok uzak ve soğuk olduğunu düşündüm her zaman.

- Hikâye çok güzel başlıyor, sonra bir anda başka bir şey oluyor, şimdi bu nereden çıktı diye düşünürken başka belirsiz bir olay daha peyda oluyor.

Yani neticede buraya ne kadar çok şey eklersem ekleyeyim maalesef olumlu bir şey ortaya çıkmayacak benden. Hikâyelerin yazım tekniği çok orijinal, ona lafım yok ama yukarıda belirttiğim hususlar hikâyeyi anlamak adına okuyucu için çok ciddi bir duvar örüyor.

Biraz da bu kitapla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Yazarın bu kitabında sekiz öykü yer alıyor ve tüm öyküler genelde Ontario’da geçiyor. Hikâyelerin çoğunun merkezinde bir fabrika ve onu işleten karakterler var. Belki hikâyeler arasındaki tek bağlantı bunlar.(Çok da önemsiz bir bilgi) Hikâyeler arasında yüzyıldan uzun bir zaman var. Karakterler yine diğer kitaplarında olduğu gibi sıradan insanlar. Bu hikâyelerin bazıları bir roman olacak kadar da geniş bir dönemi kapladığı gibi çok kısa bir dönemi kaplayanlar da var. Hepsinde her zamanki gibi kahramanlarımız yine kadınlar. Gerçekleşmemiş hayaller, belirsizlikler, intikam, aldatma gibi günlük yaşamdan pek çok tema hikâyelerde bolca geçiyor. Geleneksel tarzda yazılan hikâyelerde genelde karakterin bir zaman dilimi anlatılırken, Munro buradaki hikâyelerde karakterin neredeyse tüm hayatının bir özeti geçiyor. Okuduğum Munro kitapları içinde en hoşuma giden bu kitap oldu diyebilirim. Okumak ister misiniz istemez misiniz seçim sizin… (N) 
Her zaman severek okudugum yazarin eserlerinden bunda ayni zevki alamadim.Hikayelerin cogu yarim kalmis gibi ve fazla kaos var icinde.Cok daginik bicimde yazmasi bile önemli degil hic bir sekilde dogru bir baglanti bulamiyorsun. yani okuyucuya birakmis cogunlukla hikayenin nasil olmasi gerektigini. Guzel bir yöntem belki ama yazilan hikayeler o kadar ilgi cekici olsa belki okuyucu bir yolunu bulup hikayeyi kendi kurgusuyla tamamlardi. fazlasiyla kuru.biraz hayal kirikligi oldu diyebilirim. (pina) 
Tam anlamıyla çok leziz bir kitap;12 öyküden oluşuyor. Alice Munro öykülerindeki kadınların hepsi çizginin dışında ve bir şekilde resti çekmiş kadınlar. Karakterleriyle uzaktan seçilen , kısıtlanmayı reddeden bireyler.Okurken hep hak verdiğimiz, hakkında konuştuğumuz komşularımız gibi hepsi.

Öyküler Kanada’da bir kasabada geçiyor. 12 tane farklı öykü ve hepsinin kahramanı kadın.Alice Munro kalemi çok berrak bir yazar, öykü türüyle aşırı barışık olmayan ilişkimi ısıttı diyebilirim.Yoruma açık, az lafla çok şey anlatabilen bu türü artık ben de seviyorum.

Kararlarını kendi verebilen kadınlar hep var olsun. (Ece Akyol) 
--reklam--
Açık Sırlar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alice Munro - Açık Sırlar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Açık Sırlar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alice Munro Kimdir?
Kanadalı yazar Alice Munro 1931'de Ontario'da Wingham'da dünyaya geldi, öğretmen annesi ve çiftçi babasıyla burada büyüdü. Batı Ontario Üniversitesi'nde gazetecilik ve İngiliz dili eğitimi gören Munro, 1951'de evlendi ve eşiyle taşındığı Victoria'da kitapçı dükkanı açtı. İlk gençlik yıllarında öykü yazmaya başlayan Munro, ilk kitabı "Dance of the Happy Shades"i 1968'de yayımladı. Seçkin kariyeri sırasında birçok ödül kazanmıştır. Hikâyeleri New Yorker'da, Atlantic Monthly'de, Paris Review'da ve diğer yayın organlarında yayınlanmıştır ve derlemeleri on üç dile çevrilmiştir. Kimi eleştirmenlerin "Kanada'nın Çehov'u" diye nitelediği Alice Munro'nun hikayelerinin çoğu küçük kasabalardaki hayata ve insani durumlara ışık tutuyor. Üç çocuk annesi Munro'nun Türkçe yayımlanan öykü derlemeleri arasında "Çocuklar Kalıyor" ve "Bazı Kadınlar" da bulunuyor.
Munro ve kocası zamanlarını Horon Gölü yakınındaki Clinton, Ontario ile Comox, British Columbia arasında geçirmektedirler.
--reklam--
Alice Munro Kitapları - Eserleri
Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik
Firar
Bazı Kadınlar
Sevgili Hayat
Çocuklar Kalıyor
Açık Sırlar
Gençlik Arkadaşım
Castle Rock Manzarası
--reklam--
Alice Munro Alıntıları - Sözleri
Salatanın havuçlarını ben rendeledim, gözüne kan falan çarparsa endişelenme, bir ara öyle coşmuşum ki, eklemlerimdeki deriyi de rendelemişim. (Açık Sırlar)
Yaz mevsiminin sonuna yaklaşıyoruz, zaman yine fasa fisoyla geçirilebilecek kadar genişliyor. Günlerin hatları artık keskin değil, kaderin damarlarımın içinde minnacık, acımasız böcekler sürüsü gibi vızıldadığı duygusu yok. Mevsimlerin değişmesinin ötesinde büyük bir değişiklik vaadinin olmadığı duruma dönüş. Yer ve göğün sınırları içinde yine bir yıpranmışlık, bir özensizlik, hatta sıradan bir can sıkıntısı ihtimali. (Castle Rock Manzarası)
"She was determinedly satirical about everything, more than she had been in school." (Sevgili Hayat)
Sanki zihnimizin en derinlerine kök salmış en özel ve benzersiz eğilimler sık esen rüzgârlarla havaya savrulan ve konacak uygun yer arayan tohumlar gibi çıkıp gelmişlerdi. (Gençlik Arkadaşım)
Hayatı artık sadece başka insanların işine yarayan bir şey miydi? (Castle Rock Manzarası)
“Önemi yok,” dedi, artık hiçbir şeyin önemli olmadığını tecrübe etmiş biri olarak. (Bazı Kadınlar)
Evlilik dışında o kadar çok şey söylenmiş -ya da yazılmış- o kadar sevgi ve özlem ifade edilmişti ki, sanki evliliğin kendisi gözden kaçmıştı. Sabah kalkmaktan söz ederken kahvaltı edileceği kesin olduğu halde kahvaltıdan söz etmemek gibi bir şeydi. (Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik)
"Tu ne quaesieris, scire nefas, quem
mihi, quem tibi ...

Neyin son olduğunu sorma, bunu bilmek suç .." (Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik)
Bence birine ya güvenirsin ya da güvenmezsin. Güvenmeye karar verdiğinde de bir yersen başlamalısın. (Gençlik Arkadaşım)
Bu gibi bir döngü içinde hayatına sürdürüp ölen bir insan da benzer şeyler yaşar.Gelgitli dalgaların dövdüğü kayalar gibi ince ince aşınan ve yok olup giden hayatlar. (Gençlik Arkadaşım)
Evleniriz.
Ancak bu bir yabancılaşma sürecinin başlangıcı olur.
(...) Tekrar tekrar bir uzaklaşır, bir yakınlaşırız — bir uzak, bir yakın. (Açık Sırlar)
Meselenin aslı ne, biliyorsun değil mi? Kendilerini hiçe sayılmış hissetmeleri. İnsanlar, hiçe sayılmaktan hoşlanmıyor, mesele bundan ibaret. (Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik)
"And she hadn’t looked like the sort to trot round on horseback just for the fun of it." (Sevgili Hayat)
“Acaba ne kadar huzura ihtiyacı vardı?” (Bazı Kadınlar)
Bazı şeylere alıştığını ve bunu başkalarının anlamakta zorlanacağını görmüştü. (Bazı Kadınlar)
Ne fakirlerde, ne de zenginlerde huzur kaldı. (Bazı Kadınlar)
Zamanın asla iyileştiremeyeceği,
Bir keder yoktur;
 … (Bazı Kadınlar)
Şimdi bizi bilen yer yakında artık bilmeyecek çünkü hepimiz yaşlı, dayanıksız canlılarız. (Castle Rock Manzarası)
.
Düşmanlıkla bölünmüş iki insan, aynı anda, aynı görüntü tarafından şaşkına çevrildiğinde hayır, korktuğunda aralarında bir bağ oluşur ve kendilerini en beklenmedik şekilde birleşmiş bulurlar.

İnsanlıklarında birleşmişler onu tanımlayabilmemin tek yolu bu.

... (Firar)
Sıla özlemi beni uzunca bir süre hastanelik etti. (Açık Sırlar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/acik-sirlar-alice-munro-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)