# Açlık - Hasan İzzettin Dinamo Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Açlık kimin eseri? Açlık kitabının yazarı kimdir? Açlık konusu ve anafikri nedir? Açlık kitabı ne anlatıyor? Açlık PDF indirme linki var mı?  Açlık kitabının yazarı Hasan İzzettin Dinamo kimdir? İşte Açlık kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aclik-hasan-izzettin-dinamo-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-05T09:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-06-05T09:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/05/hasan-izzettin-dinamo-kimdir-hasan-izzettin-dinamo-kitaplari-ve-sozleri-238938.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hasan İzzettin Dinamo 
 Yayın Evi: Tekin Yayınevi 
 İSBN: 9789944610087 
 Sayfa Sayısı: 279 
--reklam--
Açlık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Çocukluğunu İstanbul Darüleytamları'nda yaşamış, ilkokulu burada okumuştu. Şimdi Güzel Sanatlar Akademisi'nde okuyacaktı. Geçmiş günleri ve arkadaşlarını anımsadı. Onlardan birkaçını bularak eski günleri andılar. Yaz günleri hızla geçerken parası da tükenmişti. Bir başka şehirde görevli olan ablasından yardım gelene kadar otelden ayrılacak ve arkadaşlarında barınacaktı. Başka da çaresi yoktu. Ama arkadaşları da kendisi gibi beş parasızdılar. Günlük yaşamaya çalışıyorlardı. Günler geçmiş yardım gelmemişti. Moralini yüksek tutmaya çalışarak bir taraftan da sıkı şiirler yazmaya çalışmaktaydı. Günlerdir boğazından doğru dürüst bir şey geçmemiş sıcak bir yatak yüzü görmemişti. Gecelerini parklarda saklanıp yatarak geçirmeye çalışıyordu. Yürürken açlıktan ayakları yere basmıyor havada yürüyor gibi hissediyordu.

"Yazdıklarımı yayınlatabilirsem belki birkaç kuruş elime geçer. Açlıktan bir iki gün kurtulurdum" diye düşündü. Ayakları, zor da olsa onu Servet-i Fünun Dergisi'nin kapısına kadar götürdü. Şimdi kapıda, içeri girip girmemekte ikilem yaşamaktaydı. Çok sevdiği İstanbul'un bu kadar acımasızlığının şaşkınlığı içindeydi.
--reklam--
Açlık Alıntıları - Sözleri
İnsan, neden her istediğini olamıyordu? Bu adaletin ya da adaletsizliğin anahtarı kimin elindeydi? Toplum, yetenekli çocuklarını neden elinden tutup yetistirmiyordu? Bir Rousseau, bir Pestalozzi gibi düşünen insanların varlığına dayanan bir toplum, bir eğitim sistemi var olmadıkça bütün yetenekler güz yaprakları gibi yağmurun, rüzgarın önünde sürüklenmek zorundaydı. Toplumlar, çocuğun anası babası olmadıkça yeteneklere kurtuluş yoktu.
İnsan, neden her istediğini olamıyordu? Bu adaletin yada adaletsizliğin anahtarı kimin elindeydi? Toplum, yetenekli çocuklarını neden elinden tutup yetiştirmiyordu?
İstanbul'da su aygırları, filler, aslanlar, kaplanlar, timsahlar, akrepler, yılanlar yaşıyor. Bunlar, yaşayabilmek uğruna hep senin benim gibi kimsesizleri, öksüzleri, temiz insanları çiğnerler, parçalarlar, yerler...
Beş on kuruşluk bir çay, hem insana saatlerce bir sandal­yede oturmak, hem de yurttaşlık hakkını sağlıyordu.
Toplum çok ilkeldi. Balta girmemiş ormanın gelenekleri, yasaları, her adım başında insanı göğüslüyordu.
"O güzel geleceklere bütün ruhumla inanıyordum. Belki de gençliğin en büyük, en derin hazinesi budur. Bundan yoksun olan bir gençlik, ölü sayılır."
Açlığın en kötü yanlarından biri, insanın boğazını kurutup solumasını, daha doğrusu, rahat solumasını önlemesiydi. Açlık, fizyolojimi çöl gibi kuruttuğu halde bana çok kolay yazı yazmak, düşünmek, derinlemesine duymak olanağı bağışlıyordu.
Kent düzeni, belli bir saatten sonra kentin deliğini deşiğini kilit altına alıyor, yarattığı kanunsuz sürülerini kutsal masallardan uzak tutmaya çalışıyordu. Sokakta işsiz, aşsız, korumasız kalmış bir insan için, toplumların yarattığı kutsallikların ne anlamı olabilirdi? Bütün kutsalliklar en sonra insan denen değerin korunması, daha büyük bir değer olması için değil miydi? İnsan, hiçbir kutsallık için bir kurban değildi. Klan çağlarıyla Ortaçağ, artık tası tarağı toplayıp karanlık mezarına göç etmemiş miydi?
Toplum, bütün korkunç gövdeleri acımadan, acımadan değil de görmeden geçip gidiyordu.
... yaşamda her şeyin bir püf noktası vardı. Bütün iş, onu bulmaktı.
Karnım doyup da iyi yürekli, içten bir arkadaşla da karşılaşın­ca, birden bire belki gençliğin de verdiği hızla bütün karamsarlı­ğım, şiddetli bir rüzgarın önündeki kara bulutlar gibi bilinmeyen bir yöne doğru süpürülüp gitti.
"Kalabalık içindeki bu yalnızlık, dilsizlik çok gücüme gidiyordu."
"Başımızın üstünde bir dam, bizi bütün insanı bekleyen tehlikelerin yarısının şerrinden koruyordu. Evet, şu sırada bir evin içinde, onun taşlığında, bir çıkın üzerinde kıvrılıp uyuyabilmenin mutluluğunu dünyanın en büyük nimetlerine değişmezdim."
Pastırma, sucuk, balık kokuları havayı haraca kesiyordu. Hangi mutlu kişiler yiyordu bunca güzel yiyecekleri? Ben, yer yüzünde hangi büyük günahı işlemiştim de bunca güzel yiyeceğin ortasında bunlara dokunmak müsaadesi olmadan aç açına dolaşıyordum?
Şimdi, mahallelerdeki evlerde insanlar rahat yataklarında sere serpe yatmış uyuyor yada uyumaya çalışıyorlardı. Rahat bir yatakta boydan boya uzanarak yatabilmek meğer ne büyük mutmuş. Bunun bir mut tipi olduğunu ilk kez anlıyordum.
--reklam--
Açlık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#okudumbitti
#HasanİzzettinDinamo
#Açlık
#321sayfa
#OcakAyı3cükitap

-Bir kuruş vereceksin, dedi.
-Bir kuruşum bile olmadığından yazdım bu kağıdı
-Olmaz bir kuruş vereceksin

 Okurken sık sık dedim ki kendime 'hiç mi değişmeyecek bu dünya'. O zamandan bu zamana değişen tek şey kurumların adı olmuş sanırım, uygulamada değişen hiçbir şey yok. Adam fakirlik kağıdı almaya gider, adı üstünde fakirlik kağıdı para alma ondan değil mi? Ama yok aynen yukarıdaki paragraf yaşanır.
Kitap okumak ve okuduğun o kitabı beğenip beğenmemek kesinlikle bakış açısıyla alakalı bir durum. Bu kitabı okuyupta " bakın görün insanlar ne yokluklar, ne yoksulluklar yaşamış, günlerce aç kalmış. Sizse herşeyiniz varken pahalılıktan, açlıktan söz ediyorsunuz nankörsünüz" diyecek bir okuyucu kitlesi de var, " Ve fakat o dönemin içinde bulunduğu koşullarla değerlendirmek lazım. Zira ulusal kurtuluş savaşı vermiş bir Milletin tutunmaya çalıştığı bir dönemde geçiyor olaylar. Oysa şuan herşeye ulaşılabilir olmasına rağmen açlık sınırında yaşatan bir dolu insan var " diyerek bu bakış açısıyla bakan okur da olacaktır kitaba. O yüzden okurun kitabı okuyup kendi değerlendirmesini yapmasını her zaman daha sağlıklı bulmuşumdur.
Musa'nın hikayesini okurken açlığı, çaresizliği iliklerinize kadar hissedecek, bazen Martin Eden aklınıza gelecek okuduysanız, bazen de Knut Hamsun açlık kitabına ne kadar benziyor diyeceksiniz elbette yine bunu da okuduysanız.
Devamı gelecek. Çünkü henüz serinin ikinci kitabı bu. Diğeri de okundukça gelecek yorumları. Ama biraz ara vermek iyi olacak. Zira yaşananlar oldukça etkiliyor insanı. Araya başka kitap alma vakti..
"Utanç, yüzünü göstermemek uğruna türlü maskeler takıyordu"
"Aşkın bütün romantik, düşsel, güzel duyguları beni bırakıp kaçmıştı" (Suzan gündüz) 
!!! Dikkat spoiler içerir.

kitap/savas-ve-aclar--153163 ve kitap/oksuz-musa--154052 kitapları ile başlayan ve yüreğimi parçalayan Musa'nın yani aslında yazarın kendi yaşam hikâyesi kitap/aclik--63526 kitabı ile devam ediyor.

"Başıma Knut Hamsun' un ünlü 'Açlık' romanındakilere benzer işler geldiğinde on sekiz yaşındaydım, onun kitabını da henüz okumamıştım." Kitap bu cümle ile başlıyor. O kadar tarifsiz duygular yaşattı ki bu kitap bana. Sinirlendim, hüzünlendim. O çaresizliği umutsuzluğu Musa ile beraber yaşadım. Bu hikaye bizden. Musa bu toprakların çocuğu. Hâl böyle iken Açlık deyince aklımıza ilk Knut Hamsun'un kitabının gelmesi o kadar üzücü ki! Bir gün değerinin ortaya çıkacağından ve hak ettiği okunma sayılarına ulaşacağından şüphem yok. Geçte olsa beni bu yazarla tanıştırdığı için yazar/harun-celik 'e teşekkür ediyorum.

Musa Kurtuluş Savaşı'nda babasını kaybetmiş geriye kalan ailesi açlıktan dağılmış, hayatta yapayalnız kalmış ama buna rağmen okumaya sarılan şiirler yazan ve bir gün büyük bir yazar olmanın hayalini kuran 18 yaşında bir gençtir. Sanayi Nefise mektebine girme umudu ile İstanbul'a gelir ancak cebindeki az bir para kısa sürede tükenir. Üstüne üstlük okula da giremez. İşte üç ay sürecek evsizlik ve açlık kabusu burada başlar. Musa gündüzleri Gülhane parkında şiirler yazıp geceleri Sultan Ahmet camiinin helalarında uyur. Bir yandan da okuluna geri dönmenin yollarını arar. Derken kendini kadınlarla bir maceranın içinde bulur. Adı Kazanova' ya çıkar. Başından türlü zorluklar maceralar geçer. İstanbul gecelerinin korkunç kötülüğü onu bu şehirden tiksindirir. Tam iyiliğe ve iyi insanlara olan inancını yitirdiği zaman karşısına çıkan biri ona yardım eli uzatır ve Musa'nın İstanbul kabusu Karadenize giden bir gemi ile şimdilik son bulur. (Büşra ŞAHİN) 
Hasan İzzettin Dinamo Kendi yaşam öyküsüne Açlık'la devam ediyor. Yine çarpıcı bir roman. Sizi isyanlara götürecek. Aslında istediği şu şiirinde anlattığıdır.

Eski Ümitlerin Mezarlığı

aradığım fazla değil
bir lokma ekmek kapısı
ne ebediyetin yapısı
ne cennetin lokantası

yıldızları bile seyredemiyorum
vakit darlığından
her akşam boynu bükük
eve dönüyorum
eski ümitlerimin mezarlığından (mehmet şenol) 
--reklam--
Açlık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hasan İzzettin Dinamo - Açlık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Açlık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hasan İzzettin Dinamo Kimdir?
Hasan İzzettin Dinamo (d. 1909, Akçaabat, Trabzon - ö. 20 Haziran 1989), Türk yazar.
Ailesiyle önce İstanbul'a sonra Samsun'a yerleşti. Babası I. Dünya Savaşı'nda öldü. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimini tamamlayamadan ayrılan yazar, geçimini çeviriler yaparak ve özel ders vererek sağladı.
Dinamo, gençliğinde bireysel şiirler yazsa da Nazım Hikmet'in şiirleriyle tanışınca kendine toplumcu bir çizgi çizdi. Nazım'ın yanında, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve A. Kadir gibi şairlerle birlikte çalıştı. yedi ciltlik Kutsal İsyan ve Savaş ve Açlar gibi önemli romanlara imza atmıştır. 1977 yılında, "Kutsal Barış" adlı romanıyla, Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazanmıştır. Genellikle savaş dönemini anlatan romanlarının yanında şiir kitapları ve bir de öykü kitabı bulunmaktadır. İlk şiirlerinde Rıza Tevfik , Yusuf Ziya, Orhan Seyfi'nin etkileri görülür. Servet-i Fünûn dergisinde hece vezniyle şiirler yazmıştır. Aruz ölçüsünü kullanmış olsada yeniden heceye dönmüştür. Hapiste sayısız şiirler, romanlar, destanlar yazmıştır. Deniz Feneri, Kutsal İsyan, Savaş Ve Açlar adlı kitapları önemlidir.
--reklam--
Hasan İzzettin Dinamo Kitapları - Eserleri
Savaş ve Açlar
Öksüz Musa
Kutsal İsyan - 1
Açlık
Kutsal İsyan - 2
Kutsal İsyan - 3
Musa'nın Mapusanesi
Koyun Baba
Musa'nın Gecekondusu
Kutsal İsyan - 4
Kutsal İsyan - 5
Ateş Yılları
Çoban Şiirleri
Deniz Feneri
Kutsal Barış 1
Kutsal Barış 3
Kutsal Barış 2
Kutsal Barış 4
6-7 Eylül Kasırgası
Kutsal İsyan - 6
Kutsal İsyan - 8
Kutsal İsyan - 7
Ateş Ormanları Arasından
Özgürlük Türküsü
Adalet Sıtması
Türk Kelebeği
Kavga Şiirleri
Anadolu'da Bir Yunan Askeri
Kenti Yiyen Çocuk
Gecekondumdan Şiirler
Tuyuğlar
Sürgün Şiirleri
Karacaahmet Senfonisi
İkinci Dünya Savaşı'ndan Edebiyat Anıları
Nazım'dan Meltemler
Savaşta Çocuklar
--reklam--
Hasan İzzettin Dinamo Alıntıları - Sözleri
Fırsat bulsanız da okuyun, bulmasanız da okuyun." (Öksüz Musa)
Düşünmek kahramanlıktır,
Düşünmek,
 bir çiğ tanesidir.
 bir anlıktır.
Düşünmenin ötesi,
 karanlıktır
 cancazım,
 karanlıktır. (Kavga Şiirleri)
Düşünmek,
salt insanoğlunun harcı.
Yine insanoğlu,
en büyük düşman
ne yazık, düşünceye karşı. (Kavga Şiirleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aclik-hasan-izzettin-dinamo-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)