# Ada'daki Ev - Nilüfer Kuyaş Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ada'daki Ev kimin eseri? Ada'daki Ev kitabının yazarı kimdir? Ada'daki Ev konusu ve anafikri nedir? Ada'daki Ev kitabı ne anlatıyor? Ada'daki Ev PDF indirme linki var mı?  Ada'daki Ev kitabının yazarı Nilüfer Kuyaş kimdir? İşte Ada'daki Ev kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/adadaki-ev-nilufer-kuyas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-25T01:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-06-25T01:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/25/nilufer-kuyas-kimdir-nilufer-kuyas-kitaplari-ve-sozleri-254347.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nilüfer Kuyaş 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750713743 
 Sayfa Sayısı: 481 
--reklam--
Ada'daki Ev Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Sevmek, kaybetmek, bırakmak...
Nilüfer Kuyaş'ın ikinci romanı Ada'daki Ev, ayrılış travması üzerine yürek burkan bir hikâye. Kuyaş, ilk romanı Yeni Baştan gibi bu kitabında da Türkiye'nin siyasi çalkantılarla dolu bir dönemine bakıyor.
Romanın kahramanı genç kadın ülkesini terk etmek üzeredir, son birkaç ayını geçirmek için Ada'da ev kiralar. Ancak bu ev, çok geçmeden ona gitmenin kolay olmayacağını gösteren karanlık, korkulu bir yere dönüşür.
Ada'daki Ev, büyük, güzel ama olanaksız bir düşü gözler önüne seren önemli bir yapıt.

"Nihayet eve girdiğinde aynı his geri geldi. Başka birisi daha vardı odada. 
Lambayı açmak üzere uzanmıştı ki o saniye gördü ve ne gördüğünü anlamamak için beyni bir süre durdu.
Gerçeklikten kaçmaya çalıştı, bir gölge oyunudur, diye umutlandı. Ama değil."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Ada'daki Ev Alıntıları - Sözleri
Esra kutsal bir rüzgarın adıdır bence, Olimpos Dağı'nda eser bir tek!
"Eros zihnimi sarstı,
meşe ağaçlarına dağ rüzgârı iner gibi...
Geldin ve çıldırdım senin için
Ve sen özlemle yanan gönlümü serinlettin"
Gençlik sıkıntıyla, bekleyişle geçen, ziyan edilmeye mahkum bir şey olmamalı. Gençlik bu ülkede ziyan edilmeye mahkum bir dönem. Sonra da yaşayacak bir şey kalmıyor zaten.
Başlangıçta sadece ikisiydiler, sadece ikisi, Esra hiç değilse bu noktada emin olmak istiyordu, Ayhan ile Esra vardı önce, kadim aşk masallarındaki gibi -Leyla ve Mecnun, Aslı ile Kerem ya da Ferhat ile Şirin... Ama sonra giderek şüpheye düştü, nihayet bunun imkansız olduğunu anladı. İki kişi karşılaştıkları zaman geçmişleri, tanıdıkları, bütün dünyaları karşı karşıya gelmiyor muydu, savaşa hazırlanan iki ordu gibi? Kimin masalıydı öyleyse anlatılan? Aşkın yüce yalnızlığı dediği şey bir hayaldi. Aileler, arkadaşlar, tanıdıklar, hatta yabancılar, herkes ille görüş belirtecekti. Ne kalabalık yalnızlıkmış bu sevmek.
Böcekle bakıştıklarını anladı. İkisi de henüz ne yapacaklarını bilmiyorlar. Böceğin morali bozuktur herhalde, evdeki rahatı kaçtı, diye. Bu kadar tiksindiği bir yaratığa gene de duygu yakıştırıp empati kurması fantastik görünüyor Esra'ya. Bir başka insan olsa bu kadar ciddiye almazdı böceği, sanki böcek Esra'dan daha iyi tanıyor hayatı, böcek olmayı iyi biliyor en azından, Esra'nın insan olmayı bildiğinden çok daha iyi biliyor böcek olmayı, bundan hiç şüphesi yok.
Ya iyileşirsek? Bir daha nasıl döneceğiz oraya, sağlıklı insanların arasına? Ama er geç dönülüyor tabii. İnsan hep hasta yaşayamaz ki, ölür. Tanrı'nın huzurunda yaşamak gibi olur bu, mütemadiyen. Nasıl dayanabilirsin?
Esra masal dinleyen çocuk oldu, annesi hiç durmasın, hep anlatsın istiyordu. Bu aşkın kiminle olduğunu sormaya cesaret edemiyordu, çok belirsiz şeyler duydu hakkında.
Ya insan hakikaten tek başına yakalanırsa bu hastalığa? Ya imkansızsa bu aşk, daha baştan yokluğa mahkumsa? Yitik bir aşkın acısıyla bakacaksın artık dünyaya, uzaktan. Ve fark nedir biliyor musun? O zaman iyileşme de yok, nekahet denilen şey de. Başka her şey onun bir zavallı tekrarı...
Sen nereden biliyorsun bu yaşta!
Ben çok yaşlıyım anne. Yüz yaşındayım, bin yaşındayım. Daha çocukken yaşlıydım, hatırlamıyor musun?
... Müdüre çıktı dedem, oğlu yaşında adamın elini öptü, müdür bana şeker verdi. Doktora da çıktık, onun da elini öptü dedem. Binanın dışında bir merdiveni tırmanıp en tepede, hangar gibi bir yerde bana yemek yedirdi, sıra sıra masalar vardı, hepsi boştu, hiç işçi yoktu yemekte. Daha yüksek bir yerde takım elbiseli adamlar yemek yiyordu, sen onlara bakma, onlar okumuş, dedi dedem. Ninem gibi başörtülü kadınlar hizmet ediyordu onlara, sonra gelip beni doyurdular. Işıksızdı salon. Ben oraları gördüm. Oralarda çalışmak istemiyordum.
kayıp hissediyorsun kendini. ama hiçbir yer yok dönmek istediğin. gitmeyi arzuladığın herhangi bir yer yok. tek özlediğin vatan sevgilinin kolları..
"Ölümsüz Afrodit...
(...)
Gel bana şimdi :Çöz beni bu zor
dertten ve yüreğimin erişmek ,
erişmek istediği her şeyden .
Müttefikim ol"
SAPPHO
İnsan biriyle ne kadar görüşmek istiyorsa o mesafededir.
Sevdiğin insanın seni anlaması neden bu kadar önemli ?Tanrıçam,neden?Başka türlü var olamadığın için mi? O seni anlamazsa sanki yoksun, hiçsin.En azından bir tarafın hep eksik kalacak.O seni anlasın,kabul etsin,sonunda özgür bıraksın .Bu kadar bencil ve zalim mi sevgi ? İnsan ilişkileri bu çaresizikte debelenmekten mi ibaret? Birlikte özgür olunmuyor .Yalnızken de özgürlüğün anlamı yok.
Olmak istediğimin heyecanı,olamadığımın hüznüsün.
Daha önce sahip olmadığın bir şeyi elde etmek istiyorsan,daha önce yapmadığın bir şeyi denemen gerekir.
Dünya paramparça olmuş da kırıklar nükleer kalıntı gibi çevreme yağmaya başlamış gibi...
Bağrına bassa da ittiği bir yanı var dünyanın .
--reklam--
Ada'daki Ev İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nilüfer Kuyaş ile tanışma kitabım Ada’daki Ev. Roman, günümüzden yaklaşık 35 yıl öncesinde; ihtilal dönemlerinde geçiyor. Esra adlı baş karakterimizin gözünden o dönemin çalkantılarını ve aksaklıklarını görüyoruz. Kitabın ana teması bu değil tabii ki, fakat dönem haliyle, çok hareketli olduğundan bu, Esra’nın düşüncelerini etkiliyor. Bir de bütün bunların üstüne Esra'nın yaşadığı aşk her şeyi alt üst ediyor. Böyle ifade edince kitabın Ada ile alakası yokmuş gibi anlaşıldı. Aslında en önemli nokta Ada. Kitabın arka kapağında da bahsedildiği üzere Esra ülkesini terk etmek üzeredir, son birkaç ayını geçirmek için Ada’dan bir ev kiralar. Normalde kafasını dağıtmak amacıyla yerleştiği bu ev onun kabusu haline gelecektir. Bırakın kafasını dağıtmayı daha da kafasını karıştıracak, ruh halinde çalkantılara yol açacaktır. Öyle ki, Ada’da kendini bulma arayışına çıkar Esra. Kendini bulur mu, orası da yeni okuyacaklara sürpriz olsun. Bu kendini arayış çabasında yazar, Esra üzerinden birçok konuya değiniyor. Örneğin, “yalnızlığı seviyorum” demekle yalnızlığın bilinemeyeceği, asıl yalnızlığın bambaşka bir durum olduğunu anlatıyor Kuyaş. Yalnız kalınan o ilk dakikalardaki sebepsiz ürpertiyi hissettiriyor bizlere. “Anlatıyor” demiyorum dikkat edin, hissettiriyor. Sade, kolay okunan bir dil kullanmış yazar bu eserinde. Fakat bunlara rağmen Esra'nın içsel dünyasının tasvirlerini o denli iyi yapmış ki kitabı okurken ister istemez Esra'nın yaşadıklarını, hissettiklerini siz de iç dünyanızda buluyor ve onlara kapılıyorsunuz. Bu açıdan; sade dili ve gerçekçi tasvirleri ile rahat okunan fakat yoğun şeyler yaşatan bir kitap Ada’daki Ev. Tasvirlerin yanı sıra romanda ara ara rastlanılan göndermeler de ilginizi müthiş çekiyor. Kafka’ya böcek göndermesi, Nietzsche, Esra’nın dönemin yoğunluğuna rağmen kirlenmemiş düşünceleri; eşitlik, adalet, kısıtlamaların mantıksızlığı, farklı insanlara saygı, eşcinsel ilişkilere göndermeler ve daha neler neler. Romanın dilinde gerek çok sayıda paragraf ile, gerekse de seri ve hızlı anlatımın kullanılması ile Esra'nın panik içerisindeki halleri ve ruhundaki iniş çıkışlar çok güzel resmedilmiş. Dolayısıyla siz de kitabı bu sayede ister istemez, ufak da olsa bir panik ile okuyorsunuz kitabı, fakat bu kitabın okunmasını engellemiyor. Tıpkı Kafka'nın kitaplarındaki huzursuz hava gibi. Bu gibi şeyler kitaplara büyük ölçüde gerçekçilik kazandırıyor. Ayrıca, insanın korkuya, korkmaya da alışabileceği, onu bu olguların da bir süre sonra rahatlatabileceğinin de üstünden geçmiş Kuyaş, Esra’nın yaşadıkları aracılığıyla. Yine tasvirlerden söz açacağım fakat hikayede küçük bir kızın Esra’ya veda mektubu yerine verdiği kendi çizmiş olduğu bir resmin tasviri beni etkiledi: “İlk defa gülebilen bir kedi resmi görüyor Esra...”. Konusu açılmışken, çocuklar kadar masum olan şey nedir diye soracak olursanız, onların çizdiği resimler diye cevap veririm. Çocukların çizdiği resimler kadar güzeli yoktur benim için. Çünkü o resimler, o masumane hayalleri yansıtır bizlere. Konudan çok uzaklaşmadan en iyisi bu incelemeyi noktalayayım. Nilüfer Kuyaş gerçekten de bir yazar olmakla kalmıyor aynı zamanda bir “yaşatıcı” oluyor benim gözümde. Çünkü iki tür yazar vardır; biri yazan, diğeri ise yaşatandır. Ada’daki Ev’deki gibi tıpkı. Kimi kitaplarda yaşarız bazı şeyleri, gerek ana kahramanın yaşadıkları, hissettikleriyle olsun gerekse de mekan tasvirleri ile olsun, kitabın okuyucusu değil de hikayenin içinden geçen bir yolcu gibi oluruz. Bu açıdan Kuyaş, okurları yolculuğa rahatlıkla çıkarabilecek potansiyelde bir yazar. Yeni türde (konu olarak) bir yolculuk arıyorsanız eğer Ada’daki Ev tam size göre... (Nympheutria) 
Başlarda sıkıcı gibi ama ellili sayfalardan itibaren insanı içine alan ve birbiriyle bağlantılı birden fazla izlek içeren güzel bir roman. Çok emek verildiği her cümlesinden anlaşılıyor. Umutsuz bir aşkı anlatırken yaşanılan dönemi, siyasi çalkantıları da aralara serpiştirmiş. Bu arada satır aralarında cinsellik, eşcinsellik, yalnızlık, korkular, ada topluluğu ve mahalle yaşamı, dönemin gelenekleri, ramazan ayı, dinsel konular da okuyucuya hissettirmeden anlatılmış. Farklı hayatlar yaşayan, farklı bakış açılarına sahip roman karakterlerinden hiçbirini ön plana çıkarmadan Esra'nın çevresine ördüğü kozayı ilmek ilmek açarak tahmin edilen bir sonla romanı bitiriyor. Kafkaesk ve felsefi göndermeler, şairler ve şiirlerle desteklenen roman örgüsü kitabı ciddi bir eser sınıfına sokmuş. Antik çağ kadın şairi Sappho'dan alıntılar romana feminist dokunuşlar vermek amaçlı mıdır, yazara sormak lazım.
Kısacası klasik bir aşk romanı olmadığı için farklı bakış açılarıyla tekrar okunup okurlarla tartışılmaya açık bir kitap. Gerçek edebiyatı sevenlere önerimdir. (Cevat Bayhan) 
--reklam--
Ada'daki Ev PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nilüfer Kuyaş - Ada'daki Ev kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ada'daki Ev PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nilüfer Kuyaş Kimdir?
Nilüfer Kuyaş 1954 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Kolej mezunu. ABD'de Wellesley College'den felsefe lisansı, Boğaziçi Üniversitesi'nden sosyal psikoloji masteri aldı. Bir süre İngiltere'de doktora çalışması yaptı. 1982-1993 yıllarında Londra'da BBC Türkçe Yayınları'nda yapımcı ve sunucuydu. Milliyet gazetesinde “Entelektüel Bakış” sayfasının editörü ve yazar olarak çalıştı; üç yıl süreyle NTV'de yayınladığı “Kritik” adlı sanat kültür programına 1997'de Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği'nin Televizyon Ödülü verildi. 2000 yılından beri yalnızca edebiyatla uğraşıyor.
--reklam--
Nilüfer Kuyaş Kitapları - Eserleri
Yok Adam
Ada'daki Ev
Serbest Düşüş
Başka Hayatlar
Yeni Baştan
Karasevda Kitabı
--reklam--
Nilüfer Kuyaş Alıntıları - Sözleri
(puşkin) üstelik bir de özgürlükçü. otokrasiye, mutlak devlete, çarlık istibdadına karşı şarkılar söylüyor.

“her menfur kelepçe, her zincir kopacak / hücreleriniz yıkılacak / dışarıda özgürlüğün coşkulu büyüsü bekliyor”

türünden dizeler yazıyor. (Başka Hayatlar)
Hayatın kuytularında dolaşıyordu, başka ne korkunçluklar olabileceğini görmek ister gibi. (Serbest Düşüş)
Çok güçlü duygular yaşadığımız zaman yalnız kalırız, insanlar bize ayak uyduramaz, fazla yoğun duygulara ortak olmaları mümkün değildir, tanıklık etmek istemezler. Bu da doğaldır elbet. Öylece yalnızlaşırız. (Karasevda Kitabı)
"Halk cahil, her şey dinle halledilir zannediyor." (Serbest Düşüş)
Ne kadar daha çok Şey öğrenmeye çalışsam,o kadar daha fazla karanlığa batıyorum.Samanlıkta iğne aramak böyle bir şey olmalı. (Yeni Baştan)
Ne tuhaf değil mi? En yakınlarımıza kalbimizi açamıyoruz, sonra gidip bir yabancıya içimizi döküyoruz (Yok Adam)
Bilinmezliğin korkusunu yenmek, biraz tehlikeyi göze almak zorundadır deneme yazarı. Aradığımız hakikat sanki içimizde bir yerdedir ama henüz dilin dişındadır, ancak dile dökmeye başladığımız zaman görebiliriz nereye gittiğimizi. Bir risk vardır burada. Adı üstünde, insan denerken yanılabilir de. Ama o keşfe çıkmak arzusuna da karşı konulamaz, çünkü keşfedeceğiniz şey kendi kimliğiniz. (Başka Hayatlar)
belleksizlik salgınına karşı küçük ama onurlu bir direniş (Başka Hayatlar)
ya verili sınırları ‘İHLAL’ etme dürtüm yok olur da olmamış gibi yaparak idare-i maslahat ediyorsam? (Başka Hayatlar)
Güzellik olmasa, sanat olmasa yaşayamazdık. (Karasevda Kitabı)
Acı çekmek de bir pozdur.Kendimi bozuk bir dönme dolabın tepesinde kalmış gibi hissediyorum. (Yeni Baştan)
Tarih de biraz böyledir ya,birileri bir şeyler yapmıştır,size tepki göstermek düşer ya da sonuçlarına sessizce katlanmak. (Yeni Baştan)
Ne tuhaf değil mi?
En yakınlarımıza kalbimizi açamıyoruz, sonra gidip bir yabancıya içimizi döküyoruz. (Yok Adam)
Kollektif bilinçaltı bir cam ekran gibi,her şey onun ardında cereyan ediyor.Tarihin yükü.Bireysel hayatlarımız o cama yansıyan gölgeler.Karanlığa terk edilmiş kirli ara sokaklarda çöp eşeleyenler gibiyim geçmişi kurcalarken. (Yeni Baştan)
Esra kutsal bir rüzgarın adıdır bence, Olimpos Dağı'nda eser bir tek! (Ada'daki Ev)
"Üzülme.İnsan akrabalarını seçemez ama dünya görüşünü seçebilir." (Yeni Baştan)
Sonuçta önemli olan, yaşamanın yumuşaklığına kendimi bırakmak, nihayet. Fakat o sert, sivri köşelerinden nasıl sakınacağız hayatın? (Karasevda Kitabı)
Sevgi bir kez verilmişse bir daha geri alınamaz. O acı çekilecektir artık. (Karasevda Kitabı)
Aynalar dostum değil artık. Bazen hatları birbirine girmiş, perişan bir yüz çıkıyor karşıma. Bir tehdit varmış, hep bir felaket beklermiş gibi oluyorum, yüzümü habersiz yakalarsam aynada. Gözler dalgın, dudaklar büzülmüş ve gergin, surat ufalmış, omuzlar kambur. Nerede cesaret ve neşe? (Karasevda Kitabı)
"Hakiki Devlet, iç düşmanlarına karşı dostlarını koruyabilen devlettir." (Yeni Baştan)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/adadaki-ev-nilufer-kuyas-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)