# Aforizmalar - Yalçın Küçük Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aforizmalar kimin eseri? Aforizmalar kitabının yazarı kimdir? Aforizmalar konusu ve anafikri nedir? Aforizmalar kitabı ne anlatıyor? Aforizmalar PDF indirme linki var mı?  Aforizmalar kitabının yazarı Yalçın Küçük kimdir? İşte Aforizmalar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aforizmalar-yalcin-kucuk-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-09T01:00:15+03:00
- Güncelleme: 2022-06-09T01:00:15+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/09/yalcin-kucuk-kimdir-yalcin-kucuk-kitaplari-ve-sozleri-242001.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Yalçın Küçük 
 Yayın Evi: Arkadaş Yayınları 
 İSBN: 9789755095516 
 Sayfa Sayısı: 272 
--reklam--
Aforizmalar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bilim bir silah oluyorsa tarih, kavram atmak için bir mancınık'tır. Düşünmek, aklı durdurmamak'tır. Düşünmek sonu olmayan bir çizgi'dir.- Y. K. 

Türkiye'nin en güçlü kalemlerinden biri olan Yalçın Küçük, yıllardır Türkiye'de olup bitenlerin derinlerine girip, görülmeyeni ortaya çıkarmak için korkmadan, yılmadan çalışmıştır. Siyasi, ekonomik ve toplumsal konularda ezber bozan, tabuları yıkan bir çizgiye sahip olan Küçük, "aforizmalar"ıyla da hayatın temel sorunlarını irdeliyor. 

Aşk, Hapis, İnsan, Bilim, Savaş, Din, Tarih, Edebiyat, Felsefe, Kemalizm başlıkları altında düşünce ve görüşlerini şiir tadında ortaya koyuyor.

Pek fazla kişinin ulaşamadığı, ulaşamayacağı bir bilgi birikimine ve hayat tecrübesine sahip olan Yalçın Küçük, Türkiye'nin içine kapanık, tabulara sığınan ve hayatın akışını hiç sorgulamadan seyreden kişilerin gözlerinin önüne gerçekleri seriyor. 

Keskin, sözünü sakınmaz dilini, düşünce dünyamızı aydınlatmak, önümüze yeni ufuklar açmak ve hayatın nereye gittiğini görmemize yardım etmek için kullanıyor. Siyasetten felsefeye, tarihten edebiyata geniş bir yelpaze içinde özenle seçtiği "tecrübelerini" okuyucusuyla paylaşıyor. Hayatı sorgulayan ve toplumsal duyarlılığa sahip olanlar için "aforizmalar" sunuyor. 

Hayatın her alanında başvuracağınız Yalçın Küçük'ün derin felsefi görüşlerini ortaya koyduğu Aforizmalar tekrar tekrar okunacak bir başucu kitabı. 
Saygılarımızla.
(Tanıtım Yazısından)
--reklam--
Aforizmalar Alıntıları - Sözleri
Bir bölümümüzün hayvana, hamam böceğine ve bir bölümümüzün de Tanrı'ya dönüştüğü bir Türkiye'de yaşıyoruz. Ne kötü!
''Halka gitmek'', ''Anadolu'yu bilmek'', ''somut konuşmak'' ve benzerleri, ilk başta çekici olmakla birlikte çok zaman yanıltıcıdır; halk her zaman doğru değil, ancak her zaman doğrulayıcıdır.
...
Hiçbir zaman ön yargılı olmamak mı? Hayvanların hiç ön yargıları olmadığını biliyoruz.
Ülkelerini yükseltmek istiyorlardı,kendileri yükseldiler,uçuyorlardı.Uçtular.
Yazdıklarımın rakibi henüz yazamadıklarımdır.
Görmeyince daha iyi görüyorum.Teorik insan,somuttan uzaklaştığı ölçüde gerçeğe daha çok yaklaşıyor.
Sevgide ortaklık ve saygıda uzaklık vardır. Tanrı'lar ortak olamadıkları için sevemezler ve uzak oldukları için de sevilmezler.
Saygı, sevgi'nin düşmanıdır.
..birikimin yerini yüzeysellik almış bulunuyor.
Toplumumuz, üst üste konmuş paranınki dışında bütün derinliklerden korkuyor.
Ben düşünde çok kavgacıyım. Ama kişisel olarak çok yumuşak bir insanım, toplayıcıyım, kimseye kızmam.
Eleştirdiğim insanlarla da dost kalabileceğimi düşünüyorum. Ama bir bakıyorum, dost olmuyorlar ve kızıyorlar. Ben mi çocuğum onlar mı, bilmiyorum.
Bana kızıyorlar. Ama ben onlara kızmıyorum.
Çocuklar.
Devlet, İslam'a duyduğu ilgiden de olabilir, benim bir yerde Hristiyan felsefesine sahip olduğumu bilmiyor. Bu felsefe şudur: Eğer mücadele gücün az ya da zayıf ise, yenmek için kırılmak gerekiyor. İlk Hristiyanların zayıflıkları içinde, kırılarak ve kırılmaktan korkmayarak kazandıklarını düşünüyorum.
Kemalist idik. Ama sosyalizmi arıyorduk.
Korku, insanı cüceleştirmek ve körleştirmek için gerekmektedir.

Cüce ve kör, köledir.
Aziz Nesin, Doğan Avcıoğlu, bunlar kemalizmin renkleridir.

Bunlarla sosyalizm, kemalizmin rengi oluyordu.
Dostoyevskiy'nin insanları neden son derece saf? Bu sorunun cevabı şoyledir:" Hepsi acıları sevip acıları yaşadıkları için." Dostoyevski'nin insanları acının ateşinin temizleyici gücünü sergiliyorlar.
--reklam--
Aforizmalar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
KIZILCIK RENKLİ BASIN VE MARSIK RENKLİ PROFESÖR

Başta, kızılcık renkli basınla, marsık renkli profesörler...

Elinde hiçbir mesned olmadan, olanca fikir iffeti ve ilim namusunu ayaklar altına alarak küfür cephesini tutan bir nevi profesör tipi, tarafsız ilim yatağı Üniversitelerimizi (Kremlin) puthanesi emrine bağlarcasına Türk Milletinin dinine, imanina, kitabına dil uzatmakta, bundan korkmamakta, erzel fiilini mezar taşlarına tükürmek kadar tehlikesiz saymaktadır.

Daha dün, Ankara'nın solculuk karargahı meşhur fakültesinde, cübbeleri ve yürekleri katran, esersiz, çilesiz, irfansız, meselesiz, fikrî ve ilmî bakımlardan iffetsiz ve haysiyetsiz bir grup profesör neşrettikleri bildiride, Kur'anı çağ dışı ilan etmişler. Kur'an öğretimini ve dolayısıyla Kur'anı lekelemeye kadar gitmişler, böylece 600 milyon Müslümanla beraber 40 milyon Türkün ruhunu dayadığı temel çerçeveye, bugüne kadar içten ve dıştan hiçbir İslam düşmanının yapamadığı şekilde hakaret etmişlerdi:

Böylelerini Moskova'da ararsanız bulamaz, İsraile ısmarlasanız tedarik edemezsiniz.

Her şeyden evvel, bir iman ve itikad mevzuu olan bir işte, ilmi bir laboratuar tecrübesi tavrı takınarak Kur'anı çağ dişi saymak, hiçbir ilim tarafından benimsenemeyeceğine, ilim gözünde en büyük hakikat işte böyle bir tavrın takınılamayacağı olduğuna göre, Kur'anın ezelden ebede kadar “belhüm adal-hayvandan aşağı" diye vasıflandırdığı bu adamlar, saf ilim metoduyla üniversiteye hademe olamayacak kadar cahil, mücerred insanlık ölçüsüyle de, kazuratlarının kendilerinden utanacağı derecede sefildir. Herhangi bir küfür fikrini ilmileştirme gayreti de, belki dünyada ilk defa olarak ilme “fiil-i şení” tatbikine girişen, son yarım asrın küfür fabrikası mamulleri, bu cehalet ve denaet örneklerinden gelmektedir.

Âlemde en müstekreh nesnenin bile sınıfına geçirilemeyecek insanlık ve Türklük dışı ilan edilmesi gereken tipler bunlardır.

 20 Mart 1974

 yazar/necip-fazil-kisakurek / kitap/cerceve-5--51174 (zaimoğlu mehmet) 
Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri,Mülkiye dergilerindeki konuşmalarından , İsyan 2 ve Küfür Romanları adlı kitaplarından derlenmiş sözler. Çokça alıntı yapılabilir. (feyza bütün) 
--reklam--
Aforizmalar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Yalçın Küçük - Aforizmalar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aforizmalar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Yalçın Küçük Kimdir?
Yalçın Küçük, İskenderun'a Halep'ten gelip yerleşmiş bir ailenin çocuğudur. Baba tarafından Türkmen, anne tarafından ise Kafkasyalı bir aileye mensuptur. Kabataş Lisesi'nden mezun olmasının ardından, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki öğrencilik hayatı boyunca; Fikir Kulüpleri Federasyonu, ardından Sosyalist Fikir Kulüpleri Federasyonu, Dev-Genç ve Türkiye Halk Kurtuluş Partisi olan Fikir Kulübü Başkanlığı’nı yaptı. Siyasal Bilgiler’i 1960 senesinde birincilikle bitiren Küçük, 27 Mayıs Darbesinde, büyük öğrenci eylemlerinin başında yeraldı. 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı'nda görev aldı. Bir süre sonra Uzun Vadeli Planlar Dairesi Müdürlüğüne getirildi, ardından istifa etti. Yalçın Küçük, buradan ayrılınca Amerika'ya gitti, Yale Üniversitesi'nde lisans eğitimi aldı. Ardından mülakatı kazanarak dört ay boyunca da Dünya Bankası'nda staj yaptı. 
1966'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine başladı. Yön, Emek, Ant dergilerinde, Sosyalist Devrim yanlısı yazılar yazdı. 1968-70 yılları arasında Birmingham Üniversitesi Rus ve Doğu Avrupa Araştırmaları Merkezi'nde bulundu. Sovyetoloji araştırmalarını kitaplaştırdı. Bu kitaptan dolayı sekiz yıla mahkûm edildi. 
1971'de doçent oldu. 12 Mart 1971 Muhtırası'ndan sonra görevden alındı. 1973-76 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinin ekonomi servisini yönetti. 1970'lerde, Türkiye İşçi Partisi'nin ikinci kez kuruluşu için çalışmalara katıldı, 1973 yılı sonlarında askere alındı.
Kıbrıs Harekâtına katıldı Bu savaşta yaşadıklarını anlattığı bir anı-söyleşi kitabı bulunmaktadır. 1975'ten itibaren yayınlanan ve partiye yakınlığıyla bilinen Yürüyüş gazetesi'nin editörlüğünü yaptı. 1978'de partiden ihraç edildi. 1979'da kendisiyle beraber TİP'ten ihraç edilenlerle birlikte Sosyalist İktidar dergisi'ni çıkarmaya başladı. Aynı yıl Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde öğretim üyesi oldu. 12 Eylül Darbesi'nden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. 1983'te Bir Yeni Cumhuriyet İçin adlı yapıtından ötürü tutuklanarak cezaevine girdi; daha sonra aklandı. 1987'de Gazi Üniversitesi'nde profesör oldu ve 1994'te emekli oldu. 
12 Eylül 1980 darbesinden sonra aydınların yönetime karşı örgütlenmesinde büyük çaba gösterdi. Aziz Nesin ile birlikte "Aydınlar Dilekçesi Hareketi"ni örgütledi. 1987-1992 yılları arasında Toplumsal Kurtuluş adlı sosyalist bir aylık dergi çıkardı. Daha sonra bu dergi kapanarak yerine Hep İleri adlı bir dergi çıkmıştır. "Özgür Üniversite" adıyla bilinen "Özgür Ekin Derneği"nin kurucusudur. 1993'te Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı olmasını ve Matild Manukyan'ın vergi rekortmeni olmasını öne sürerek Fransa'ya gitti. Küçük, burada öğrenci olur, İranoloji ve Kürdoloji okur; Kırmançi, Sorani, Farisi öğrenir. Onomastik üzerine çalışmalarına yoğunlaşır. Daha sonra gene 1993 yılında Suriye'de Bekaa Vadisi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Bu görüşmeyi "söyleşi" adıyla kitaplaştırdı. Çeşitli sol dergiler çıkarttı. Bu arada PKK'nın medya organı olan MED-TV'de programlar yaptı. Bu dönemde dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından emredilen Abdullah Öcalan'ın yok edilmesi istihbaratını, dönemin muhalefet lideri Mesut Yılmaz'dan öğrenerek PKK'yı bilgilendirdiği ve olayı engellediği iddia edilmektedir. 
28 Şubat sürecinde, 16 Eylül 1996'da yurtdışından Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na Refah Partisi'nin kapatılması için harekete geçmenin zorunluluğunu ifade eden bir dilekçe sundu. 29 Ekim 1998'de Türkiye'ye geri döndü ve "Kürtçülük Propagandası" yapmaktan suçlu bulunarak iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2000 yılında tahliye oldu. 
2000'li yılların başından itibaren Türkiye'nin yakın tarihiyle ilgili iddialar ve eserler sunarak isimbilim araştırmalarına yöneldi. "Avdeti" kültürü, Sabetayizm, İbraniyet, kripto Yahudilik, gizli din taşıma, çift dinlilik konuları ile ilgilendi. 
7 Ocak 2009 tarihinde, Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılmak üzere İstanbul'a sevk edilen Yalçın Küçük 11 Ocak 2009 tarihinde tutuklandı. 12 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. 3 Mart 2011 tarihinde aynı soruşturma kapsamında evi arandıktan sonra yeniden gözaltına alındı. 6 Mart 2011 çıkarıldığı nöbetçi mahkemede tutuklandı.
--reklam--
Yalçın Küçük Kitapları - Eserleri
Çökmeden
Gizli Tarih
Caligula
Şebeke 1
Türkiye Üzerine Tezler 1
Aydın Üzerine Tezler 1
Sırlar
Tekeliyet 1
Epilepsi ve Orgazm
Aforizmalar
Sol Müdahale
Tekelistan-1
Kürtler Üzerine Tezler
Bilim ve Edebiyat
Aydın Üzerine Tezler 2
Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü
Çöküş; Gizli Tarih
Çıkış - Ansiklopedi 1
Atamanoğlu Fatih
Türkiye Üzerine Tezler 2
İsyan 1.Cilt
Fitne
21 Yaşında Bir Çocuk Fatih Sultan Mehmet
Tekelistan
Türkiye Büyülü Hapishanem
İsyan 2.Cilt
Tekeliyet 2
Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları
Aydın Üzerine Tezler 5
Aydın Üzerine Tezler 3
Bir Soran Olursa
İtirafçıların İtirafları
Türkiye Üzerine Tezler 5
Aydın Üzerine Tezler 4
Emperyalist Türkiye
Türkiye Üzerine Tezler 3
Tenkit
Haberci
Sosyalist Açıdan Ekonomik Politik
Kir Teorisi
Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar
Türkiye Üzerine Tezler 4
Estetik Hesaplaşma
Hasta Despot
Quo Vadimus - Nereye Gidiyoruz?
Aydınlık Zindan
Yürüyüş
Putları Yıkıyorum
Ders 1 - Küçülme Savaş
Küfür Romanları
Sicil
Bakış
Bir Dikine Ülke
Davalarım
TÜRKİYE ÜZERİNE TEZLER ÖZEL EDİSYON
Kurtuluş Yazısı
Türkiye'de Marksist Damar Var
Sol Marksizm
Çıkış
Planlama Kalkınma ve Türkiye
Kürt Bahçesinde Sözleşi
Devlet ve Hürriyet
Tarihçe
El Kitabı
Bir Yeni Cumhuriyet İçin
Seçme Teknik Çalışmalar
Aydın Üzerine Tezler 2
Endüstrileşme Sürecinin Temel Sorunları
100 Soruda Planlama,Kalkınma ve Türkiye
--reklam--
Yalçın Küçük Alıntıları - Sözleri
Şimdi soru şu: Marx ve Engels, günlük yazılarında Türkofil olarak görünüyorlar. Hep Osmanlı devletinden yana bir tutum alıyorlar. Şu nedenle: Marx ve Engels, Rus çarlarının despotluğundan tiksiniyorlar. Rus çarlığının gerilemesinin dünya devrimini yaklaştıracağını düşünüyorlar. Bu, Osmanlı'dan yana bir eğilimi belirliyor. Böyle bir durum Osmanlı aydınının Marksizme yakınlık duymasını kolaylaştırıcı görünüyor. Ama olmuyor. Neden olmuyor? (Bilim ve Edebiyat)
Politize olmuş sermaye sınıfını düşünmemiş olmak, Marx ve Lenin düşüncesinin büyük zaafiyetidir. Burjuvazinin çocukluk çizgilerini, olgunluk dönemlerine ve hatta monopoli düzlemine uzatıyorlar. Zaaftır ve hatta hastalık ve şimdi, dünyanın her yanında "marksistler", marksizmin bu çocukluk hastalığının ilacını bulmaya çalışıyorlar. (Gizli Tarih)
Kazakistan programında konuştuğum Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, röportajın bir yerinde şöyle demişti:
"Yahu şu AB'ye baktığınız ve ilgi gösterdiğinizin yüzde 25'i kadar bize ilgi gösterin!"
Banu Avar (Çökmeden)
Görmeyince daha iyi görüyorum.Teorik insan,somuttan uzaklaştığı ölçüde gerçeğe daha çok yaklaşıyor. (Aforizmalar)
İnsanlarımızın “çalmak” ve “yatmak” dışında istemeyi tümden unuttukları bir çağdayız.
Şimdi Orta Çağ’dayız. (Çöküş; Gizli Tarih)
"Normal bir ilişki için, "Bazı esasları
düşünmek zorundayız" dedik. Bunlar, birincisi sonuna kadar
yurtsever olmak, İkincisi, önce vatanla, halkın özgürlüğüyle evlenmek ve dördüncüsü, ancak bu ilk üçü layıkıyla yerine getirildikten sonra kadın-erkek ilişkilerinin bir anlamı olabilir!"
(a.ö.) (Kürt Bahçesinde Sözleşi)
En iyi eleştiri bir ölü üzerine yazılabilir. Çünkü insan, maymunun yapısına bir anahtar oluyor. Gelişmenin sonu, eleştirinin başı oluyor. Bu yüzden kapitalizm doğunca feodaliteyi yazmak imkan dahiline giriyor. Çünkü feodalizm artık ölmüştür. Sosyalizm bir gerçeklik olunca, kapitalizm ölüyor. Bu yüzden Lenin'in kapitalizm eleştirisi, Marx'ınkine göre, daha eksiksizdir. (Bir Soran Olursa)
Korku ahlak silicisidir.
...
Ahlaklı yaşamak için ölüm korkusunu yenmeye mahkûmuz￼. (Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları)
Türkiye’de faşizan denemeler her zaman İslam’a muhtaçtır. (1976)
(İslam’ın faşist bir din olduğunu değil, faşizm için kullanıldığını anlamak durumundayız.) (Haberci)
...bilimsel ve felsefi alanlarda, politik gerekler fazla zorlamadığı zamanlarda, Lenin Marx'ın sormadığı sorulara vakit ayırmak istemiyor. (Sol Marksizm)
Ve 3 Kasım 2002 "seçim değil darbe" dedim,hep tekrarlamak istiyorum. Bu darbeyi fiilen tertipleyenler, 2001 Ağustos'a kadar, Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ve yerine bıraktığı Hilmi Özkök ile yardımcıları Kemal Derviş ve Devlet Bahçeli'dir. Darbenin halkla ilişkilerini Sedat Ergin yürütüyordu,görevinin başındadır. (Fitne)
Demokrasi bir devlet durumudur ve her zaman, özgürlükten önce sınıfların varlığını ve devletin sürekliliğini anlatıyor. (Sovyetler Birliğinde Sosyalizmin Çözülüşü)
"Evlilik, en gizli özel mülkiyettir.
İster imam nikahı olsun, ister kilisede tamamlansın ve isterse
laik yerel yöneticiler tarafından imzalansın, nikah, bir borçlar
hukuku sözleşmesidir. Temelinde birlikteliği başlatmak değil,
sürekliliğini güvence altına alma kaygısı var.
Nikah, sevginin tükeneceği korkusudur. Bu nedenle sevgiyi
tüketmektir." (Kürt Bahçesinde Sözleşi)
En iyi misyonerlik, kendine yaptırılandır. Bütün bunlar Türkiye'de yapılmıştır.
Oktay Sinanoğlu (Çökmeden)
Türkiyede'ki toplumsal dinamiğin en yavaşlatıcı ekseni, hiçbir zaman aktif bir demokrat köylü hareketine sahip olmamasıdır. (Aydın Üzerine Tezler 1)
En iyi bellek silici, işsizlik ve ölümdür. (Küfür Romanları)
..Benim gördüğüm ise, Yunanistan'da neredeyse her ilçe, her mahalle veya her semtin, "nea" olduğudur; nerdeyse her yerleşim yerinin başında bir "yeni" sözcüğü yar. içim yandı; Yunanilerin acılarını duydum ve içime akınca, içimin yangınından yüzüm kızardı. Yunaniler, bizim yanlışlıkla "yunani" dediğimiz, bizim kızgınlıkla "rum" dediğimiz bu insanlar, Elenler, nerede ise Elen topraklarının her yanında bir "nea" Anadolu yerleşim yeri kurmuşlar. Anadolu'dan, atalarının ve kendilerinin de yaşadıkları topraklardan sökülüp atılınca, burada, hep "yeni" Anadolu kent ve kasabalarını yaşatmaya başlamışlar; acılarını duyunca ben de yandım. (Yürüyüş)
Dünyada ortaklık ülküsü kadar güzel ne var? Kant, iyiyi istemenin kendisi iyidir, diyordu. Her işte ortaklığı istemenin kendisi ise çok iyidir. Bize yakışıyor. Bize, çok soyut olarak utanmazlıkları görüp, üstüne keskin bir hat olarak gitmek yakışıyor. (Yürüyüş)
İlkel insanı hedonist olarak tarif etmesek, nasıl tarif edebiliriz ve bu bir. İkincisi, büyük acı ve korku, kazıyıcıdır, insanı ilkelleştirirler. (Atamanoğlu Fatih)
Anlamamın kişisel hazzı, (...) mümkün olan kişisel kızgınlık ve kırgınlıkların tümünü ortadan kaldırıyor. Geriye toplumsal sorun, toplumsal sorumluluk ve tartışma gereği kalıyor. Toplumsal kızgınlık ve kırgınlıklarım benim değildir; ortadan kaldırılmasına göz yumamam. (Estetik Hesaplaşma)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aforizmalar-yalcin-kucuk-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)