# Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar - Ahmed Cevdet Paşa Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar kimin eseri? Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar kitabının yazarı kimdir? Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar konusu ve anafikri nedir? Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar kitabı ne anlatıyor? Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar PDF indirme linki var mı?  Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar kitabının yazarı Ahmed Cevdet Paşa kimdir? İşte Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ahmed-cevdet-pasadan-islamla-sereflenenlere-mektuplar-ahmed-cevdet-pasa-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-21T12:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-05-21T12:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/21/ahmed-cevdet-pasa-kimdir-ahmed-cevdet-pasa-kitaplari-ve-sozleri-227775.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmed Cevdet Paşa 
 Derleyen: Selman Soydemir 
 Yayın Evi: Çamlıca Yayınları 
 İSBN: 9786052301661 
 Sayfa Sayısı: 136 
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ahmed Cevdet Paşa, asrının İbn-i Kemal'i olarak görülmüş, doğudan batıya bütün İslâm âleminde
"allâme-i zamân" olarak kabul edilmiş büyük bir İslâm âlimidir. Eserleri ve hizmetleriyle Osmanlı
uleması ve devlet ricali içinde kendisine seçkin bir yer edinmiştir.
Osmanlı devrinde birisi Müslüman olduğunda kuru kuruya "Müslüman oldu" denmez, "İslâm şerefi
ile müşerref oldu" veya "İslâm'la şereflendi" denirdi. 1876 yılında Osmanlı Şeyhülislamlık makamına
Avrupa'dan, İslâm dinine girmek isteyen birinin mektubu gelmişti. Şeyhülislamlık, cevap yazılması
işini Cevdet Paşa'ya havale etti. Sonraki tarihlerde gelen bu tarzdaki bazı mektupları da o cevapladı.
İşte bu kitapta Osmanlı Devleti'ne mektup yazarak Müslüman olmak istediğini dile getiren
Avrupalılara, Ahmed Cevdet Paşa tarafından yazılan cevabî mektuplar bir araya getirilmiştir. Burada
Cevdet Paşa'nın Avrupalılara yazılmış dört mektubunun yanı sıra devrin Fransız büyükelçisi ile
ruhbanlık üzerine yaptığı bir görüşme de yer almaktadır. Kitaba ayrıca, Cevdet Paşa'nın oğlu Ali Sedat
Bey'in İslâm'a ve Müslümanlara saldıran Fransız kardinali Lavigerie'ye verdiği cevap ile kızı Fatma
Aliye Hanım'ın, evlerine gelen Avrupalı kadın seyyahlarla cariyelik, örtünme, çok eşlilik ve
Hıristiyanlık gibi konularda yaptığı tartışma ve konuşmalar ilave edilmiştir.
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar Alıntıları - Sözleri
Öyle! Gençlik her şeyin sonunu düşündürmeye fırsat vermez.
(FATMA ALİYE HANIM'IN KIZI)
İsmet'in rahibe olmasında dedesi, annesi ve amcası İslam'a büyük hizmetler etmiş bir çocuğun Hıristiyanlarca özellikle hedef seçilerek kandırılmış olabileceği imkan dahilindedir. Bununla beraber ailenin de malesef kızlarını, İkinci Meşrutiyet dönemi gibi kötü bir devrin çirkin bir adeti olarak Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde okutup kuzuyu kurda teslim etmiş olmalarının etkisi büyüktür.
Resûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem hazretleri bir şeye üzüldüğünde derhal namaza durur ve onunla gam ve kederini giderirdi.
Cevdet Paşa’nın dr. Vahmarhayden’e yazdığı mektup şöyledir:
…
Şurasını hatırlatmaya mecburum ki İslam dininde Frenkçe clerge denilen ruhbanlık merasimi olmadığından sizin Müslümanlığınız bizim kabulümüze bağlı değildir. Bizim borcumuz, ancak halka nasihat etmek ve bilmedikleri şeyi öğretmektir. Yoksa Müslümanlar doğum, nikah, ibadet ve ölümlerinde ruhanî bir reisin varlığına muhtaç değillerdir. İslam ülkelerinde seyahat eden Avrupalıların çoğu, işin hakikatinden habersiz olduklarından, halktan daha üstün gördükleri ulema sınıfını, piskopos ve papazlarla mukayese ediyorlar. Bu ise fâhiş bir hatadır.
(FATMA ALİYE HANIM'IN KIZI)
"Zalimden âlim, âlimden zalim doğar" sözü gereğince en küçük kızı Zübeyde İsmet Hanım'ın tanassur edip (Hristiyan olup) rahibe olması, Fatma Aliye Hanım'ı derinden sarsmış, kızını bu hatasından döndürmek için gösterdiği çabalarından bir netice alamaması, onu dafa fazla üzmüştür.
Bilindiği gibi bugün kullandığımız 50 liralık banknotların üzerinde Fatma Aliye Hanım'ın resmi bulunmaktadır. İslam'a derinden bağlı, dindar, üstelik tesettür konusunda
son derece hassas bir Müslüman hanımın, bir İslam kadınının, aileye özel hususi çekilmiş başı açık fotoğrafını umumi hale getirerek paranın üstüne basmak da hakikaten başka bir gafletin ürünüdür.
Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı Fatma Aliye Hanım, ilk kadın romancımız olarak bilinir de onun Hıristiyanların itirazlarına karşı İslamiyet'i kalemiyle müdafaa ettiğini kaç kişi bilir?
Allah bizi İslâm’la Aziz kıldı.
-Koca ile karı, ikisi bir vücut demek olup aralarındaki muhabbetten hiçbir şüpheleri olmaksızın yaşamaları gerekirken, Zavallı kadın her gün her saat, acaba kocam benim üzerime diğer bir kadın alacak mı diye korku ve heyecan ile yaşamaktan ne lezzet duyabilir?
-Kocalarının muhabbetleri ile iftihar edecek kadınlar varsa onlar da İslam kadınlarıdır madam. Karısının üzerine evlenmek kocası kocanın elinde olduğu halde evlenmemiş. Demek ki karısını seviyor da onun için. Kocanın muhabbetine ve vefakârlığına bundan âlâ ispat mı olur?
Akıl ve fikir ile diğer hayvanlardan üstün olan insan, kendisini yoktan var eden Halık'ına ibadet için yaratılmış bir mahluktur. Bu ibadet iki sözle hulasa olunur: Allah'ın emrine hürmet ve tazim, mahlukatına şefkattir.
Müslümanlarca en fazla itina gösterilecek şeylerden biri de ahlâkı düzeltmektir. Kibir, bencillik, kendini beğenmişlik ve gönül kırmak gibi kötü huylar Müslümanlara asla yakışmaz.
"Siz Beyoğlu'nda oturdunuz. Değil Osmanlı memleketlerinin, nefs-i İstanbul'un bile durumunu layıkıyla öğrenemediniz. Beyoğlu, Avrupa ile islam memleketleri arasında bir geçittir. Buradan İstanbul'u siz dürbünle görürsünüz. Lakin kullandığınız dürbünler hep çarptıktır."
Güzel huy, iki kötü huyun arasında orta bir keyfiyettir. Mesela tevazu güzel bir huydur ki bir tarafı kibir, diğer tarafı zillet olup ikisi de kötü huylardandır. İnsan ne kadar güzel huylu olursa o kadar Cenab-ı Hakk’a yaklaşır. Nihaî maksat da Allah’a yakınlıktır.
Bir kimsenin kalbini kırmaktan sakınmak gerekir. Aziz ve Müntakim (Intikam alıcı) olan Allahü Teala, kalbi kırık olanlara yardım eder ve çok defa zalimin cezasını ahirete bırakmayıp dünyada verir.
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap üç bölümden oluşuyor.
 İlk bölüm Ahmet Cevdet Paşa'nın İslam'la şereflenenlere yazdığı mektuplardan oluşuyor.
İkinci bölüm Cevdet Paşa'nın oğlu Ali Sedat Bey'in Fransız Kardinaline verdiği dersten (kölelikle ilgili reddiye yazıyor) bahsediyor.
Üçüncü kısım ise Cevdet Paşa'nın kızı Fatma Aliye Hanım'ın evine gelen yabancı seyyahlarla tesettür, taaddüdi zevcat, cariyelik, Hristiyanlikta teslis inancı gibi konularda verdiği cevaplardan oluşuyor.
 Ben kitabı çok beğendim. Çoğu bildiğim şeylerdi. Ama beni etkileyen şimdiki gibi öğrenme alternatiflerinin ve kolaylıklarının olmadığı bir zamanda Cevdet Paşa ve ailesi kendilerini çok iyi yetiştirmişler. Kendi dilleri haricinde yabancı diller öğrenmişler. Dinimizin tüm hükümlerine vakıf oldukları gibi başka dinlerin ve inançların da ayrıntılarına vakıf olmuşlar ki bu sayede karşı tarafa en güzel ve doğru cevapları vererek ikna edebilmişler. Bilmek yeterli değil, önemli olan onu en güzel şekilde söyleyebilmek. İşte maharet bu. (Elif) 
Kitapta ‘Allâme-i zaman’ olarak kabul edilmiş büyük bir islam alimi olan Ahmet Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere yazdığı cevabî mektuplar ve ayrıca Cevdet Paşa’nın oğlu Ali Sedat beyin Lavigerie’ye verdiği cevap ile kızı Fatma Aliye hanımın, evlerine gelen seyyahlarla farklı konularla yaptığı konuşmalar yer ediniyor.
( Beni en çok şaşırtan ise 50 Liralık banknotların üzerinde olan resimde neden o fotoğrafın olduğu. ) (Seda Nur DEMİR) 
Osmanlı devrinde birisi Müslüman olduğunda kuru kuruya "Müslüman oldu"denmez,"İslâm şerefi ile müşerref oldu"veya "İslâm'la şereflendi"denirdi.1876 yılında Osmanlı Şeyhülislamlık makamına Avrupa'dan, İslâm dinine girmek isteyen birinin mektubu gelmişti.Şeyhülislamlık,cevap yazılması işini Cevdet Paşa'ya havale etti.Sonraki tarihlerde gelen bu tarzdaki bazı mektupları da o cevapladı. (Müberra) 
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa - Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmed Cevdet Paşa Kimdir?
Ahmed Cevdet Paşa (1822-1895), zamanının büyük devlet adamı, tarihçisi, hukukçusu, dilbilimcisi ve eğitimcisidir. 18. asır Osmanlı’sının siyaset, hukuk, eğitim ve kültür hayatında çok önemli bir yere sahiptir. İlk eğitimini memleketi olan Lofça’da aldıktan sonra, İstanbul’a gelmiştir. Burada çeşitli medreselerde pek çok müderristen ders almış ve eğitimini tamamlayarak müderris olmuştur. Arapça, Farsça ve Fransızca bilen Cevdet Paşa’nın hayatı, Mustafa Reşit Paşa ile tanışmasıyla değişmiştir. Bu dönemde, Mecelle’yi hazırlayan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye’yi kurmuş; Adliye Nazırlığı, Dâhiliye Nazırlığı, Maliye Nazırlığı, Evkaf Nazırlığı gibi pek çok idari vazifelerde bulunmuş; Bursa, Halep gibi çeşitli yerlerde valilik yapmıştır. Bu idari görevleri sırasında ilmi çalışmalarını en önemlisi, tam olarak kendi eseri olmasa da, hazırlanmasında büyük katkısı olan Mecelle-i Ahâm-ı Adliye’dir. Mecelle’nin haricinde pek çok kanun, nizamname hazırlamıştır. Tarih alanında Tarih-i Cevdet, Kısas-ı Enbiyâ, Tezâkir, Mârûzâtgibi eserler ortaya koymuştur. Türk dil bilgisi alanında önemli yeri olan Belâgât-ı Osmaniye, Kavâid-i Osmaniye, Kavâid-i Türkiye gibi eserleri telif etmiştir. 
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa Kitapları - Eserleri
Peygamber Efendimiz'in Hayatı
Dört Büyük Halife Devri
Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)
Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar
Hazret-i Ebubekir-i Sıddık (r.a)
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2 Cilt)
Peygamberimiz ve Peygamberler
Adem İle Havva - Cennet-i Ala ve Şeytan
Hazreti Ömeru'l-Faruk (r.a.): Adalet Timsali
Hazret-i Aliyyü’l Murteza (k.v.)
Hazret-i Osman-ı Zinnureyn (r.a.)
Sultan Abdülhamid'e Arzlar
Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa
Peygamberler Tarihi ve Hz. Muhammed'in Hayatı
Peygamberler Tarihi
Mecellenin Özü
Peygamberler ve Halifeler Tarihi
Gençlere Faydalı Bilgiler
Faideli Bilgiler
Miyar-ı Sedat
Tezakir
Hz. Muhammed (s.a.v.)in Hayatı
Kısas-ı Enbiya
Belagat-ı Osmaniyye
A. Cevdet Paşa Eserlerinden Seçmeler
Herkes İçin Peygamber Efendimiz'in Hayatı
Peygamber Efendimiz'in Muhtasar Hayatı
Hz. Muhammed Aleyhisselamın Hayatı
İki Cihan Güneşi Hz. Muhammed
Ma'rûzât
Hatemü'l Enbiya
Peygamberlerin Hayatları
İslam'ın İlk Halifesi Hazret-i Ebubekir-i Sıddık (r.a)
Osmanoğulları
Medhal-i Kava'id
Ahmet Cevdet Paşa'dan İki Risale
Kur’an-ı Kerim’in Kısa Tarihi ve Lügatçesi
Peygamberimiz ve Peygamberler
İlmihal
Gençlere Faydalı Bilgiler
Kısas-ı Enbiya V
Kısas-ı Enbiya IV
Kısas-ı Enbiya III
Kısas-ı Enbiya II
Kısas-ı Enbiya
Takvimü'l Edvar
Kısas-ı Enbiya VI
Kava'id-i Osmaniyye
--reklam--
Ahmed Cevdet Paşa Alıntıları - Sözleri
"İnsan kocadıkca iki haslet tazelenir. Onun biri hırs; diğeri tul-i emeldir." (Belagat-ı Osmaniyye)
Tasarruf ve iyi idare ise, lüzumsuz yere para sarfetmemek demektir. Yoksa tohum parası vermemek, tarlayı boş bırakmak tasarruf usulüne ve iyi idareye tümüyle aykırıdır. Devlet kendi bütçesini düzeltmek için geliri artırmaya muhtaç olup, bu ise memleketin imarı ile olur. (Sultan Abdülhamid'e Arzlar)
2. Cilt, Tezkire No:15 - 1276/1859 - 1860 olayları

askeri zabitlerin bir büyükelçi hakkında yapılması gereken işlemleri bilip de icra etmemeleri şaşılacak hallerden ise de çubuk doldururken gördüğümüz bir uşağı yakın zamanda miralay gördüğümüzden şaşırmaz idik ve bu gibi zabitler savaşta işe yaramak şöyle dursun sıradan törenleri bile yapmaya güçleri yetmeyeceğini de bilirdik. (Tezakir)
Abbas Paşa'nın valiliği döneminde Mısır'dan İstanbul'a pek çok paşalar, beyler ve hanımlar geldiler. Yüksek fiattan konaklar ve yalılar aldılar. Alafıranga ev eşyaları ile evlerini döşediler. Bol bol para harcadılar, israfta bulundular. Safahat kapısını açtılar. Vekiller ve İstanbul eşrafı, bu Mısır döküntüleriyle yarışmaya ve vekil hanımları da Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa'nın kızı Zeynep Hanım'ı taklit ederek israf ve safahata karıştılar. Buna bağlı olarak Ali Paşa'nın hanesinin masrafı aylık üç-dört bin altına ulaştı ve bıyığı yeni terlemiş normal bir delikanlının masrafı, efendiden bir kimsenin evini iyi bir düzeyde idare edebilecek nitelikteydi. Bu nedenle sadrazamlık maaşı yetmez oldu. (Sultan Abdülhamid'e Arzlar)
Görüldü ki Devlet'in gideri gelirini haylice aşmış. Mâliye işi gerçekten kötüleşmiş. Hazine bir kriz hâline düşmüş. Bak belâya ki kriz kelimesinin Türkçede karşılığı yok. Ona karşılık bir kelime bulmak da bir mesele oldu. Bir gece Fuad Efendi'nin yalısında bulunduk, bu konu gündeme getirildi. Aranınca "buhran" kelimesi bulundu ve krizin tercümesi olmak üzere kabul olundu. Hatta bu konuya dair takdim olunan arz tezkiresinde "Hazine-i maliyenin hâl-i buhranı" diye yazıldı ve ondan sonra crise yerinde buhran kelimesi kullanılır oldu. (Tezakir)
Fransız İmparatoru III. Napolyon, İtalya meselesinden dolayı Avusturya ile savaştığı sırada bir "Milliyetçilik" fikri ortaya attı. Bu ise yıllardan beri yürürlükte olan hakimiyet hukukuna aykırı bir durum ortaya çıkardı.

Şöyle ki; öteden beri isyana kalkışan kavimler hakkında hükümetlerin zor kullanarak isyancıları itaat altına almağa hak ve yetkileri olmasına karşılık, Napolyon bu usulü yıkarak, "bir hükümetin kendisini istemeyen bir kavmi terk etmesi lâzım gelir" diye dünyaya yeni bir usul getirdi. "Ve madem ki Avusturya elinde bulunan İtalyanlar onları istemiyorlar, onlar da İtalyanlardan el çekmeliler" dedi ve bu Milliyetçilik usulünü en önce İngiltere kabul etti. Rusya ve Avusturya gibi bazı devletler ise bu usulü kesinlikle red edip, bazı devletler ise tereddütte kaldılar.

Ne çare ki, Avusturya mağlup oldu ve İtalya'da ki topraklarından bir kısmını Sardinya'ya bırakmak zorunda kaldı. Sonra Avusturya İtalya'dan tamamiyle çekilmeye mecbur oldu ve İtalya'da ki küçük devletçikler birleşerek İtalya devleti kuruldu. Daha sonra bu usule bağlı olarak Almanya'nın birleşmesi, Fransa'nın mağlubiyeti ve Napolyon'un esir olmasına vesile olmuştur. (Sultan Abdülhamid'e Arzlar)
Kâbe'nin hizmetini aslında Hz. İsmail'in evlatları ve torunları yapardı. Sonra bu şerefli hizmet,Cürhüm kabilesine geçmişti. (Peygamber Efendimiz'in Hayatı)
Ve pek ucuz paha ile Yusuf'u sattılar. (Kısas-ı Enbiya)
"Korkaklıkta utanç ve ileri gitmekte şeref var. Hâlbuki kişi korkaklık ile kederden kurtulamaz." (Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v))
Cevdet Paşa’nın dr. Vahmarhayden’e yazdığı mektup şöyledir:
…
Şurasını hatırlatmaya mecburum ki İslam dininde Frenkçe clerge denilen ruhbanlık merasimi olmadığından sizin Müslümanlığınız bizim kabulümüze bağlı değildir. Bizim borcumuz, ancak halka nasihat etmek ve bilmedikleri şeyi öğretmektir. Yoksa Müslümanlar doğum, nikah, ibadet ve ölümlerinde ruhanî bir reisin varlığına muhtaç değillerdir. İslam ülkelerinde seyahat eden Avrupalıların çoğu, işin hakikatinden habersiz olduklarından, halktan daha üstün gördükleri ulema sınıfını, piskopos ve papazlarla mukayese ediyorlar. Bu ise fâhiş bir hatadır. (Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar)
Bundan dolayı Fırka-i Islahiye ile İstanbul'dan çıkarken bize çok şeyler vadedilmiş olduğundan, bu defa dönüşümüzde, Derviş Paşa ile benim sahip olduğumuz ikinci Osmanî rütbe nişanlarımızın birinciye değiştirilmesi kararlaştırılmışken, Avni Paşa, "bu iş, askerin normal olarak yerine getirmesi gereken bir hizmettir" demiş olduğundan, olağanüstü bir hizmet gibi göstermemek için nişan ile taltif edilmemizden de vazgeçildi.

Fakat Sultan Abdülaziz Han hazretleri Derviş Paşa ile beni huzuruna getirtip iltifat ederek, kıymetli taşlarla süslü birer kutu verdi.

Kozan'da iken benim Şeyhülislamlık makamına getirilmem söz konusu edilmiş, fakat o sırada bulunduğum görevin hassasiyeti ve öneminden bahsedilerek, zamansız İstanbul'a getirilmemin uygun olmayacağı öne sürülmüştü. Ayrıca benim şeyhülislâm olmam bazı önde gelen vekillerin düşüncelerine aykırıymış. Fuad Paşa gönlü bol bir kişi olup, bana karşı da özel bir sevgisi vardı ve değer verirdi. Fakat bir kişi için arkadaşlarından ayrılmazdı. Politika âlemi bir başka âlemdir. Kişi kardeşi olsa feda eder.

Kışın Adana'da veya Maraş'ta kışlamayarak, İstanbul'a gelmekle hata işlemiş olduğumuz ortaya çıkmıştır. (Sultan Abdülhamid'e Arzlar)
İyilik edenler mükafatını görür,kötülük edenler de cezasını bulur. Bunlara bakıp ibret almalı. Gaflet uykusundan uyanıp insan kendine gelmeli . (Peygamberler Tarihi ve Hz. Muhammed'in Hayatı)
İslâm çağlarının en hayırlısı sahabe zamanıdır. Onların hepsi hidayet yıldızlarıdır. Kur'ân-ı Kerîm'in tefsiri onlardan öğrenildi. Bunca Hadis-i şerifler onlardan işitildi. Dînin hükümleri onlardan alındı. Onlardan öğrendiğimiz din kaidelerini ele alıp da onların hareketlerini muhakeme etmek bizim haddimize mi? (Dört Büyük Halife Devri)
Akıl, kavramın sadece zatına (özü) bakarak onun hariçteki bir çok şeyle müşterekliğini kabul etmezse, bu kavram tekil (cüz'i)dir. Eğer kabul ederse tümel (küllî) olur. Mesela: Zeyd, tekil, insan ise "tümel"dir. Çünkü Zeyd adında görüp bildiğimiz bir şahsın, zihnimizde meydana gelen sureti, hariçte ancak ona denk olup zihnimiz diğer şahısların ona iştirakini kabul etmez. Fakat insan kavramını düşündüğümüzde zihnimiz, hariçte bütün bireylerin bu kavrama iştirakini kabul eder (mütevatı tümel). (Miyar-ı Sedat)
Resulullah Efendimiz'e (sav), 'insanlardan en çok sevdiğin kimdir?'diye soruldu. 'Aişe' buyurdular. 'Erkeklerden kimdir?' denildi. 'Aişe'nin babası (Ebubekir)' buyurdular. (Hazret-i Ebubekir-i Sıddık (r.a))
"Sahabe olma şerefinden mahrum olup da sadece İslam fetihlerinde hizmetleri olanlar, bu fetihleri kendilerine âid bilirlerdi. Lâkin onların faziletli olanları, ilk Müslümanlardan olan sahabeyı' üstün tutarlar ve kadirlerini bilirlerdi. Bir de Hazret-i Muhammed Mustafa’nın Peygamberlik vazifesi, vahyin gönderilisi ve meleklerin gelişi herkese dehset vermiş ve câhiliyye gayretini unutturmustu. Ne zaman ki bu ırmak cekildi, âlemde bircok degisiklikler oldu ve zaman-ı saadetten uzaklasıldı. İşte o zaman rühânî tesirler azaldı" (Hazret-i Osman-ı Zinnureyn (r.a.))
Elhasıl her dürlü kemal sıfatlarıyla muttasıfdır ve nuksan sıfatlardan münezzehtir. (İlmihal)
(2. Akebe biatında Ensar Peygamber Efendimiz ﷺ 'i korumakla yaptıkları anlaşmada,)
Yani can verip cennet aldılar, pek hayrlı bir alış veriş ettiler ve hemen dönüp Medine’ye gittiler. (Kısas-ı Enbiya)
Bilindiği gibi bugün kullandığımız 50 liralık banknotların üzerinde Fatma Aliye Hanım'ın resmi bulunmaktadır. İslam'a derinden bağlı, dindar, üstelik tesettür konusunda
son derece hassas bir Müslüman hanımın, bir İslam kadınının, aileye özel hususi çekilmiş başı açık fotoğrafını umumi hale getirerek paranın üstüne basmak da hakikaten başka bir gafletin ürünüdür. (Ahmed Cevdet Paşa’dan İslam’la Şereflenenlere Mektuplar)
İbn-i Sina mantığı bir alet-i kanuniye olarak kabul eder. Ona göre, zihin bir bilgiyi elde ederken iki merhaleden geçer. Biz bir şeyleri ya tasavvur eder veya tasdik ederiz. Bundan dolayı mantık da "TASAVVURAT" ve TASDİKAT diye ikiye ayrılır. İslam kültür dünyasında mantık kitaplarında bu iki bölümde incelenmiştir. (Miyar-ı Sedat)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ahmed-cevdet-pasadan-islamla-sereflenenlere-mektuplar-ahmed-cevdet-pasa-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)