# Aksak Ritim - Gaye Boralıoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aksak Ritim kimin eseri? Aksak Ritim kitabının yazarı kimdir? Aksak Ritim konusu ve anafikri nedir? Aksak Ritim kitabı ne anlatıyor? Aksak Ritim PDF indirme linki var mı?  Aksak Ritim kitabının yazarı Gaye Boralıoğlu kimdir? İşte Aksak Ritim kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aksak-ritim-gaye-boralioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-27T07:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-08-27T07:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/27/gaye-boralioglu-kimdir-gaye-boralioglu-kitaplari-ve-sozleri-299112.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gaye Boralıoğlu 
 Yayın Evi: İletişim Yayınları 
 İSBN: 9789750507083 
 Sayfa Sayısı: 236 
--reklam--
Aksak Ritim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
2011 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü Mansiyonu

“Güldane banyoda tek bir mum yakmış, cama arkasını dönmüştü. Dışarıda kaç kişi var, kim onlar, yaşları kaç hiç bilmiyordu. Umurunda da değildi. O kendi halindeydi. Sadece seyredildiğini biliyordu ve bu gizli oyun onun kalbinin zarını titretiyordu. Hiçbir dokunuş, en derin öpüşme, en tatlı sevişme bu oyunun yerini tutamazdı. Güldane o an âşık oluyordu; seyredenlerin gözündeki kendine âşık oluyordu.”

On beş yaşında, cinselliğini keşfetmeye çalışan bir “Çingene” kızı ile otuz beşine merdiven dayamış “maço” bir taksi şoförünün yolları İstanbul’un ortasındaki bir kavşakta kesişir. Üzerinden dumanlar tüten bir aşk hikâyesi böyle başlar. Sonrası: Yoksulluğun ortasında, hayallerin aynasında bir samanlık seyranı… Gaye Boralıoğlu Aksak ritim’de, Halil ile Güldane’nin tuhaf hikâyesini anlatıyor. Şiddet ve arzunun, iki insanın hayatını nasıl değiştirdiğini, bu iki güçlü duygunun birbirini besleyerek, birbirinin içinden geçerek hayatları nasıl altüst edebildiğini; büyüleyici ve sürükleyici bir anlatımla, Güldane’nin kardeşi Yunus’un darbukasının ritmiyle okuyoruz.

--reklam--
Aksak Ritim Alıntıları - Sözleri
"Kendinden geçmek istiyordu. Bütün hücreleri, beynindeki, bedenindeki bütün hücreleri ölsün ve yaşayacağı bütün acılar, bütün utançlar, bütün felaketler böylece yok olsun istiyordu. Sonra belki yeniden doğardı; bir başkası olarak."
"Korkuyorum anne."
"Korkma. Korkacak bir şey yok. Niye korkuyorsun ki ?"
" Kör kalırsam ? "
"Ellerin var. Görmesen de dokunabilirsin. Dokunarak her şeyi anlayabilirsin. Biliyorsun değil mi ?
Ölünce bütün acılar bitiyor, biliyor musun?
Hafızasını doldurmak, dehlizlerde kaybolmuş anılarını geri çağırmak istiyordu. Aslında geçmişi umurunda değildi, kişisel tarihinde hatırlamak isteyeceği çok az iyi anı olduğunu aklıyla bilmese de kalbinde hissediyordu.
Safiye daha da deliriyor, üstünü başını paralamaya başlıyordu. Kimi gün ağzına lokma koymuyor, kimi gün on günün yemeğini tek öğünde tüketiyordu.
"Bilir bilmez herkes bir cümle kurdu Güldane hakkında. Her cümlenin sonuna Yunus darbukasıyla bir nokta koydu.

Deliydi... tak.
Zekiydi... trak.
Düştüydü... tak tak...
Uçtuydu... trak.
Şuydu.... tak.
Buydu... trraak."
Taşıyamayacağım kadar büyüttüm seni. Sen bunun ne demek olduğunu biliyor musun?
--reklam--
Aksak Ritim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gaye Boralıoğlu’un kalemiyle ilk defa Dünyadan Aşağı ile tanışmıştım. Dünyadan Aşağı’yı okumak o kadar keyifli,sıcacık bir yolculuktu ki hemen başka bir kitabını da temin edip okumak istedim.

Aksak Ritim de yine Dünyadan Aşağı tadında ,keyıfli,samimi yer yer güldürüp bir sonraki sayfada kalbime taş oturtan bir roman oldu. Kitap öyle bir güzel başladı ki okurken keşke biraz daha kalın olsaymıs diye düşündüm .

Kitabın asıl kahramanı Güldane …Güldane güzelliğiyle etrafa nam salmış bir çingene kızı.
Ve onun tutkuyla bağlanacağı Halil…
Romanı okurken Yesılcam fılmı seyredıyormus tadını alıyorsunuz ama burada yesılcamdaki gibi zengin kız fakir oğlan degılde ;fakir kız ,fakir oğlan var… onlar nasıl tanıştı ,başlarına neler geldı kavuştular ya da kavuşmadılardan ziyade o süreçte neler yasadıklarını anlatıyor.. Boralıoglu bizi İstanbul’un en işlek yerlerinden en tarıhı semtlerine sürüklüyor .. Bize Beyoğlu’nu gezdirip ,Dolapdere’nin ücra bir mahallesine götürüyor …

Severek okumaya başladığım kitap beni sonlara doğru tamamen mest edip,yine son sayfalarda iyi ki Boralıoglu ile tanışmışım dedirtti.

Biraz istanbul,biraz aşk ,biraz aile okuyayım ama okurken beni sanki Yeşilçam filmi seyreder gibi hissettirsin diyorsanız Boralıoglu ile tanışın ….zaten bir romanını okuyan hemen diğerini de sepetine atacaktır ️ (Hülya) 
Aksak Ritim Gaye Boralıoğlu'dan okuduğum ilk roman.15 yaşındaki çiçekçi kız Güldane ile 30'lu yaşlarda taksi şoförü Halil'in bol tutkulu ve gerimli ilişkisini anlatıyor.Son derece akıcı olan kitapta kimi zaman gerçeküstü anlatıma başvurulmuş.Kurgu sağlam olmakla birlikte, bazı bölümlerde bazı olaylar tam olarak aydınlatılmamış.Aksak Ritim'iokurken sanki bir sinema filmi izliyormuş gibi hissediyorsunuz kendinizi.Bu durumu şöyle açıklamış Gaye Boralıoğlu..."Ben yazar olarak uzun tasvirler yapmaya yatkın değilim. Her şeyden önce çok görsel düşünüyorum ve zihnimde her defasında sahneler kuruyorum. Belki senaryo yazarlığımdan gelen bir pratiktir bu ya da belki de bu pratik nedeniyle senaryo yazarlığı yapıyorumdur, bilemiyorum. Fakat özetle, gözümün önünde beliren sahnelerden yola çıkarım hep. Ben daha çok, hikâye oluşturmaya meraklı olmuşumdur. Elimdeki taşlarla bir hikâye kurarım. O hikâyeyi kurduğumda da taşları bozar, başka bir hikâye kurarım. Romanın tüm yapısı içinde böyle bir oyun kurdum dolayısıyla."

"Bilir bilmez herkes bir cümle kurdu Güldane hakkında.Her cümlenin sonuna Yunus darbukasıyla bir nokta koydu.Deliydi...tak.Zekiydi...trak.Düştüydü...tak tak...Uçtuydu...trak.Şuydu...tak.Buydu...trraak.Güldane'nin anası kadınların bütün sözlerine kulaklarını tıkadı,yalnız Yunus'un darbukasının sesini duydu.Duymasıyla da hırkasını çıkarıp kalçasına dolayıp göbeğe durması bir oldu."syf 10 (Özlem Akbaş) 
Gaye Boralıoğlu beni hiçbir kitabı ile hayal kırıklığına uğratmadı şu güne kadar. Aksak Ritim ile birlikte tüm kitaplarını okumuş oldum. Bu kitabını da çok beğendim çok. Bu mecrada bu kitap nasıl okunmamış hayret edilesi gerçekten. Biraz kısaca bahsedeceğim daha sonra kitabı okumak isteyenler bundan sonrasını okumasınlar.

Güldane, Dolapdere'de ailesi ile yalayan on beş yaşında bir roman kızı. Babası hapse düşünce çalışmak zorunda kalarak Etiler, Nişantaşı vb. trafik ışıklarında çiçek satmaya başlıyor. İlk günlerde zorlansa da sonraları işi kapıyor ve üstesinden geliyor. Bir gün yolun başında bir jip gözüküyor ve birinin şoförlüğünü yapan Halil ile Güldane tuhaf bir oyuna başlıyorlar. Güldane gururlu verdiği çiçeklerin parasını almak için arabanın ardından koşturmak istemiyor. Onunla dalga geçen bu adama iyi gözükmek istemiyor. Ve bir gün aralarında bir olay patlak veriyor (detaylandırmak istemiyorum) ve Halil aracıyla bir inşaat çukuruna yuvarlanarak ağır yaralanıyor. Haftalarca kendini bilmeden yatıyor hastanede. Kör oluyor. Kimi kimsesi olmayan Halil taburcu olduğunda kör, kimsesiz ve işsizdir. Olayı zamanla hatırlamaya başladığında büyük öfke duyuyor ve kızın peşine düşüyor. intikam istiyor. Diğer yandan Güldane ise adamı takibe başlıyor. Ölsün ve bu olay kapansın istiyor. Ve kitap birbirini öldürmeye çalışan iki insanın hikayesine dönüyor. Harikaydı. Tek kelime ile sürükleyici bir kitaptı. Ben kalp Gaye =) (Burcu Bergen) 
--reklam--
Aksak Ritim PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gaye Boralıoğlu - Aksak Ritim kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aksak Ritim PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gaye Boralıoğlu Kimdir?
Tam adı Jülide Gaye Boralıoğlu olan yazar, Gönül ve Güneş Boralıoğlu’nun kızı olarak 22 Ekim 1963’te İstanbul’da dünyaya geldi. 1980’de Ataköy Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1984’te mezun oldu. Yüksek lisansını yine aynı bölümden Sistematik Felsefe ve Mantık alanındaki çalışmasıyla 1986’da aldı. Gazeteci, reklam yazarı ve senaryo yazarı olarak çalışan yazar, ağırlıklı olarak senarist kimliği ile tanınmaktadır.

1999’da Atıf Yılmaz yönetmenliğinde gösterime giren “Eylül Fırtınası”nın senaristliğini üstlenen Boralıoğlu, bu deneyiminden sonra televizyonun senaryo yazarına daha fazla kontrol imkanı verdiği düşüncesiyle, televizyon dizileri için yazmaya ağırlık verdi. Çeşitli kanallarda yüksek reytinglerle yayınlanan “Bir İstanbul Masalı”, “Hırsız-Polis”, “Üzgünüm Leyla”, “Zerda”, “Bıçak Sırtı,” “Bir Çocuk Sevdim” ve “Kapalıçarşı” gibi dizilerin senaryolarını yazdı. Eğitim seviyesi birbirinden çok farklı, geniş bir kitleye hitap edecek derinlikli senaryolar yazmanın kendisi için öncelikli olduğunu belirten yazar, aynı zamanda Senaryo Yazarları Derneği’nin (SEN-DER) kurucularındandır.

Hepsi Hikâye, Meçhul, Aksak Ritim isimli üç eseri bulunmaktadır. On bir öyküden oluşan ilk eseri Hepsi Hikâye, Ekim 2001’de yayımlanmıştır. İsimsiz, tek bir kadın karakterin ağzından yazılmış bu öyküler, bu karakterin gündelik hayatla, yetişkin olma durumuyla, ilişkilerle ve kendine çizilmiş kimlik sınırlarıyla baş edemeyişini, absürde kayan bir mizah ile konu edinir. Hepsi Hikâye, Boralıoğlu’nun yeni dönem eserleri Meçhul ve Aksak Ritim’den farklı olarak görece iyi eğitim görmüş, orta gelir düzeyinde bir karaktere odaklanır.

Meçhul ve Aksak Ritim, toplumun alt sosyo-ekonomik düzeyini oluşturan varoşlardaki akıllı ve çekici bireylerin bu özellikleri dolayısıyla içinde yaşadıkları topluluklar tarafından cezalandırmalarını konu edinir. Mart 2004’te yayımlanan Meçhul, Gaye Boralıoğlu’nun yakın arkadaşı ünlü fotoğrafçı Manuel Çıtak’ın 24 fotoğrafından yola çıkılarak soruların metne dökülmediği bir röportaj formunda yazılmıştır. Bu fotoğraflarda yer almayan, varoşlarda yoksulluk içinde büyümüş ve bir gün gizemli bir şekilde ortadan kaybolmuş İbrahim’i bulmak amacıyla yola çıkan iki gazetecinin İbrahim’in yakınları ile yaptığı hiç yayımlanmamış röportajlarından oluşur. İbrahim karakterine yakınları ve tanıdıklarının yüklediği doğaüstü özellikler itibariyle büyülü gerçekçiliğe, romanın başındaki “bulunmuş metin” takdimindeki dil itibariyle de masala yaklaşır. İbrahim’in uğradığı tacizler üzerinden ele alınan cinselliği, bastırılmış eşcinsel karakterlerin kurbanı olarak dışlanması ve içine karışmaya çalıştığı her topluluk tarafından cezalandırılması dolayısıyla da bir melodram olarak da okunabilir. Nisan 2004’te Selda Asal tarafından sanatçılara kendi sergilerini açabilme ve disiplinlerarası ortak sanat projeleri gerçekleştirebilme şansı vermek amacıyla kurulmuş Apartman Projesi’yle ortak olarak gerçekleştirilen bir etkinlik kapsamında Meçhul’de yer alan fotoğraflar Asmalımescit’te on beş gün boyunca projeksiyonla sergilenmiş, Zuhal Olcay ve Altan Erkekli ziyaretçilere kitaptan bölümler okumuştur.

2009 Ekim’inde yayımlanan ve yine varoşlardan bir karakterin, on beş yaşındaki çiçekçi çingene Güldane’nin öyküsünü anlatan Aksak Ritim, Güldane’nin kendi cinselliğini keşfetmesini ve taksi şoförü Halil ile yaşadığı aşk/nefret ilişkisini konu edinir. Ölüm, kaza gibi konulara yaklaşımında büyülü gerçekçilik öğeleri barındıran roman, Güldane’nin cinselliğinin kontrolünü mahallenin genç erkeklerine düzenlediği mum ışığında soyunma gösterisi ile kendi eline alması açısından Meçhul’den farklılaşır. Ancak bu sefer de Güldane farkındalığının kurbanı olur, Meçhul’deki İbrahim gibi güzelliği, çekiciliği ve en önemlisi de aklıyla içinde yaşadığı topluluktan farklı olduğu için yine o topluluk tarafından yok edilir. Aksak Ritim, Notre Dame de Sion tarafından 2011 yılında Edebiyat Ödülü Mansiyonu’na layık görülmüştür.
--reklam--
Gaye Boralıoğlu Kitapları - Eserleri
Dünyadan Aşağı
Alâmetler Kitabı
Mübarek Kadınlar
İçimdeki Ses
Aksak Ritim
Meçhul
Hepsi Hikâye
Haysiyet
--reklam--
Gaye Boralıoğlu Alıntıları - Sözleri
"Bunlar, onların hikâyeleri, bizim değil. Gerçek diye bir şey yok bu dünyada, yazdığımız, yakıştırdığımız hikâyeler var yalnızca... Kendimize yeni bir hikâye yazacağız..." (Alâmetler Kitabı)
Safiye daha da deliriyor, üstünü başını paralamaya başlıyordu. Kimi gün ağzına lokma koymuyor, kimi gün on günün yemeğini tek öğünde tüketiyordu. (Aksak Ritim)
Sonra kadın döndü. Bir manken profesyonelliği ve zarafeti ile kapıya doğru, yani Necmettin'e doğru yürümeye başladı. Necmettin'in yüreği ağzındaydı. Ya kapıyı açarsa?
Ama kadın kapıyı açmadı, onun yerine göğüslerinin üzerinden bağladığı havlunun düğümünü açtı ve ayaklarının dibine bıraktı. İşte o anda Necmettin aklının ucundan bile geçmeyecek bir gerçekle burun buruna geldi. Anahtar deliğinden gördüğü şahane kadın, bir erkekti! (Alâmetler Kitabı)
Ah ruhumun ince sesi, Ah rüyasına yattığım.Sen ve ben ikimiz, kayıp bir ülkenin mahzun çocuklaryız. Birbirimize yaslandık, böylece katlandık. Katlandık, katıldık, katılıp kaldık. Yıkıntılar arasında bulduk birbirimizi, toz duman. Senin gözyaşında çakıl taneleri, benim karnımda bir hançer. Ağrılarımıza yüz sürdük, terimizle şifa bulduk. İkiyken bir, birken çok olduk. (Alâmetler Kitabı)
“Eski sevgili, eski sevgilidir. Eskide kalması lazım. Yanında taşırsan birikir. İnsanın hayatta bir sürü eski sevgilisi oluyor.” (Hepsi Hikâye)
İnsan yaralı bir hayvandır. (Dünyadan Aşağı)
Ben orada onun istediği kadar vardım istediği sürece ve istediği şekilde vardım, yani aslında yoktum. (Dünyadan Aşağı)
Eski sevgili, eski sevgilidir. Eskide kalması lazım. Yanında taşırsan birikir. (Hepsi Hikâye)
Hayal etmek, yalnızlık gerektirir. (Alâmetler Kitabı)
"Zamanın ağırlığını meğer başkaları kaldırıyormuş insanın üzerinden..." (Alâmetler Kitabı)
Bazı insanlar hiç bir şey yapmazlar;sadece beklerler.Öyle kendilerini oradan oraya atmazlar,çabalayıp üzülmezler,kimsenin kapısını çalmazlar.Bu yüzden de hiç suratlarına kapı kapanmaz.Sadece beklerler.Öylece beklerler.Bekledikleri her ne ise genellikle hiç beklemedikleri zamanlarda onların ayaklarına gelir.Beklemedikleri bile gelir.Çalmadıkları kapılar durduk yerde açılır.Ben onlardan değilim. (Hepsi Hikâye)
Kalbin çok yumuşak Noni (Meçhul)
Ölümle doğum kolaydır. Bir anda doğarsın, bir anda ölürsün. Asıl mesele ikisinin arasında geçen zamanda. (Meçhul)
Ortalıkta dolaşan bir söz var, kime ait, bilmiyorum açıkçası: "Şöhret, insanın avam nezdindeki değeridir; itibar, seçkinler nezdindeki değeridir;
haysiyet de kendi gözündeki değeridir." Genel olarak doğru görünüyor. (Haysiyet)
Yüzsüzlük öyle bir şey ki, ilk ortaya çıktığında başını ezmezsen salgın bir hastalık gibi yayılıveriyor insanlar arasında. Bir de baştakiler, büyükler böyle davranınca, diğer insanlar da şevkle taklide başlıyor. Normal şartlarda infiale neden olması gereken erdemsizlik, ahlâksızlık, üzerinde pek durulmayan, sıradan bir davranış oluveriyor. Haysiyet, nezaket, diğerkâmlık neredeyse tedavülden kalktı. (Mübarek Kadınlar)
"Derler ki her canlının kendi kokusu varmış. Çiçekler ayrı kokarmış, hayvanlar ayrı. Hele kadınlar... Her biri ayrı bir çiçeğin rayihasını taşırmış.' (Mübarek Kadınlar)
Yine de ikimiz bir noktalı virgül gibi bütünleşmiştik işte...
Ben noktaydım; dünya hali içinde pek de kayda değer olmayan minnacık bir mühür.
O virgüldü; durmadan arkasına yeni vagonlar eklenen, yoldan çıkmış bir cazibe treni. (Mübarek Kadınlar)
Birlikte hayallerimiz oldu. Hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan, gerçeğin o kadar uzağında ama yalnızca bizim olan, başka hiç kimsenin bilmediği ve ve bilemeyeceği hayallerimiz oldu. Aşk gibi bir şey işte. (Meçhul)
Ben hiç konuşmazsam ve bütün dünya gözlerini kaparsa o zaman, kimse ben var mıyım yok muyum bilemez. (Meçhul)
Koca kanatlı iki kuşun bir olup dünyanın başkentindeki iki büyük kuleyi yerle bir ettiği, Kandaharlı Fatima'nın burkasının altından hayatında ilk defa dudağına ruj sürdüğü, Filistinli Ziyad'ın karaciğerinin dört parmak altından vurulduğu, Picasso'nun Dört Kulaklı adlı tablosunu Diyarbakır'dan Kayseri'ye getiren getiren trenin raydan çıktığı, bütün lolita mankenlerin rüyalarında saçlarının arasına karafatmalar dolduğunu gördüğü gecenin sabahında, İbrahim ortadan kayboldu... (Meçhul)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aksak-ritim-gaye-boralioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)