# Altın Çanak - E. T. A. Hoffmann Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Altın Çanak kimin eseri? Altın Çanak kitabının yazarı kimdir? Altın Çanak konusu ve anafikri nedir? Altın Çanak kitabı ne anlatıyor? Altın Çanak PDF indirme linki var mı?  Altın Çanak kitabının yazarı E. T. A. Hoffmann kimdir? İşte Altın Çanak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/altin-canak-e-t-a-hoffmann-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-27T20:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-06-27T20:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/27/e-t-a-hoffmann-kimdir-e-t-a-hoffmann-kitaplari-ve-sozleri-256369.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: E. T. A. Hoffmann 
 Çevirmen: Türkis Noyan 
 Çevirmen: Bilge Uğurlar 
 Orijinal Adı: Der goldne Topf 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750748851 
 Sayfa Sayısı: 128 
--reklam--
Altın Çanak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Üniversiteli Anselmus, elma satan yaşlı bir kadının sepetini devirince bir anda hayatı değişir ve kendini bambaşka bir dünyada bulur. Giderek gündelik yaşamın gerçekliği ile büyülü bir dünyanın gerçekdışılığı arasındaki sınır çizgisinde yaşamaya başlayan Anselmus, bir mürver ağacında gördüğü minik bir yılanın mavi gözlerine vurulur; oysa gerçek dünyada genç ve ihtiraslı Veronika, Anselmus’a âşıktır ve onunla ilgili başka planları vardır.

Hoffmann’ın geleneksel masal unsurlarını antik mistisizmin öğeleriyle harmanladığı Altın Çanak, Alman Romantizmi’nin simge metinlerinden biridir. Altın Çanak’ta birbirine tümüyle zıt fantastik dünya ile burjuva dünyası buluşur. Hoffmann, belirgin farklarına rağmen net çizgiler çizmez ve aradaki geçişi akışkan tutar. Zira Hoffmann’ın evreninde gerçeklik, paralel dünyaları mümkün kılan poetik eşiktir ve bu eşikte gerçek ve gerçeküstü tüm varlıklar uyum içinde yaşarlar.
--reklam--
Altın Çanak Alıntıları - Sözleri
"Mutluluğun ancak bir mücadeleden doğabilir."
“Üstelik deliliğin bulaşıcı olduğunu bilmiyor musunuz?” Bir deli çevresindekileri de delirtir.”
Yüreğinden gelen bir ses gayet anlaşılır sözlerle ona şöyle fısıldıyordu: "Ah! Aklında fikrinde o kız olmasa, onun varlığına ve aşkına inanmasan, bütün bunların üstesinden gelebilir miydin? "
"Mutluluğun ancak bir mücadeleden doğabilir."
"İnan, sev ve umudunu yitirme."
"Umutsuz bir âşık gibi hüzünlü gözlerle dolaşıp durmuşsundur, insanların hayatın karmaşası içinde sürdürdüğünü gördüğün çeşitli uğraşları sende ne acı ne de sevinç uyandırmıştır, sanki sen artık bu dünyaya ait değilsindir."
Günün birinde bir yerlerde tüm dünyevi zevklerden daha üstün yüce bir arzunun gerçekleşeceğine dair belirsiz bir hisle yüreğinin kabardığı ve ruhunun tıpkı katı kurallarla yetiştirilmiş ürkek bir çocuk gibi bunu dile getirmeye cesaret edemediği olmamış mıdır? Bilinmeyen bir şeye duyduğun bu özlem, gittiğin, bulunduğun her yerde peşini bırakmayan buğulu bir rüya gibi keskin bakışların karşısında eriyip giden saydam görüntüler halinde her yanını sarmışken, etrafındaki her şeye karşı suskun kaldığın hiç olmadı mı? Umutsuz bir aşık gibi hüzünlü gözlerle dolaşıp durmuşsundur, insanların hayatın karmaşası içinde sürdürdüğünü gördüğün çeşitli uğraşları sende ne acı ne de sevinç uyandırmıştır, sanki sen artık bu dünyaya ait değilsindir. Eğer sen de değerli okur, bir kez böyle bir ruh hali yaşadıysan, o zaman bizzat kendi deneyiminden yola çıkarak, üniversiteli Anselmus'un içinde bulunduğu durumu anlayacaksın.
İnan, sev ve umudunu yitirme!
"Tıpkı inanç ve sevgi gibi, bilgi de sonsuzdur."
Mürver ağacı kıpırdadı ve dile geldi: Sen benim gölgemde yattın, kokum dört bir yanını sardı, ama sen beni anlamadın
“Ben dünyaya gerçekten her türlü azabı ve sefilliği çekmek için gelmişim! Bir kere bile Fasulye Kral olmadım; tek mi çift mi bahsinde hep yanlış tahmin ettim; tereyağlı ekmeğim hep yağlı tarafının üzerine düştü; bütün bu aksilikler bir yana, bundan sonra da korkunç kader peşimi bırakmayacak mı? Ben şeytana inat üniversite öğrencisi olmayı başarmama rağmen, ömür boyu burada ot gibi yaşayıp gitmek zorunda mı kalacağım? Yani bir ceket giyer giymez hep üzerine yağ mı damlatacağım ya da eğreti çakılmış bir çiviye takıp iğrenç bir biçimde yırtacak mıyım? Bir saray müşaviri beyefendiye ya da bir hanımefendiye selam vermek için şapkamı çıkardığımda, elimden düşürmeden ya da düz yolda ayağım takılıp düşmeden geçip gidemeyecek miyim?”
Değerli okur izninle şimdi sana açıkça şunu sormak istiyorum: Hayatın boyunca alışkanlık haline gelmiş günlük uğraşılarının sende katlanılmaz bir bıkkınlık yarattığı, senin için önemli ve değerli olan tüm duygu ve düşüncelerin sana anlamsız ve boş geldiği saatler, hatta günler ve haftalar geçirdiğin olmadı mı hiç?
sanki sen artık bu dünyaya ait değilsindir.
" Mürver ağacı kıpırdadı ve dile geldi: ' Sen benim gölgemde yattın, kokum dört bir yanını sardı, ama sen beni anlamadın. Aşkın ateşiyle alevlendiğinde, koku benim dilim olur.' Akşam rüzgarı esip geçerken dile geldi: 'Ben senin şakaklarını okşadım, ama sen beni anlamadın. Aşkın ateşiyle alevlendiğinde, yel benim dilim olur.' Güneş bulutların arasından süzüldü ve hafifçe yakarken adeta şu sözlerle dile geldi: 'Seni pırıl pırıl altınımla sardım, ama sen beni anlamadın. Aşkın ateşiyle alevlendiğinde, kor benim dilim olur."
--reklam--
Altın Çanak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Üniversiteli Anselmus ve başından geçenleri anlatan güzel bir mistik masal. Hoffmann masalları ile bir efsane. Bu eserde hayal gücünü daha da zorlayan bir masal olmuş. Serpentina ya kavuşan Anselmus Anlantiste yaşamaya başlar... (Elif Dursun) 
Aklım duygunun ağır basmasını izin vermiyor. :3: Öğrenci olan Anselmus, Archivarius Lindhorst ve burada gerçek dünyaya bağımsız bir paralel dünya olan Atlantis’li kızı Serpentina'ya olan sevgisi tarafından şiirin harika dünyasıyla tanıştırılır. Karşılarında dar görüşlü filistler (Filistinizm “üyeleri”), müdür yardımcısı Paulmann ve bir meclis üyesi ile evlenmek isteyen kızı Viktoria ve kayıt memuru Heerbrand var. Archivarius Lindhorst'un bir zamanlar şiirin sihirli aleminden yasaklandığını ve ancak kızlarını evlendirirse oraya geri dönebileceği ortaya çıkıyor. Öğrenci Anselmus sadece Serpentina ve Veronika arasında seçim yapması gerekmez, aynı zamanda gerçek dünya ve şiirler ütopyası Atlantis arasında seçim yapması gerekir.
Böylelikle eserin amacı, şiirin harika dünyasını kasvetli gerçekliğin yanında başlı başına bir dünya olarak sunmak, bir dünyadan yüz çevirip ötekine dönüşü yaymak ve darkafalıları körlükleriyle tanınabilir kılmaktır.

E.T.A Hoffmann bu esere masal diye hitap eder. Almanyanın romantik çağının çok bilinen ve damga vuran eserlerin biridir.
Seveni çok, eleştireni de. Ben kendimi eleştiren taraftar olarak görüyorum bu eserde.

Benim için temel sorun, şiir dünyası ile gerçek dünya arasındaki keskin çizilen sınırdır. Burada şiir dünyası, şairin gerçekle yüzleşmek yerine sığındığı dünyevi olmayan bir sığınak haline gelir. Ve aynı zamanda gerçek dünya, herhangi bir şiir yeteneğinden mahrumdur.

Bu eser hümanist eğitim ve felsefeyle alay eder gibi bir izlenim aldım. Nasıl diye soran olursa, şu şekilde anlatmak isterim. Kitaptaki Filistler Cicero okur, ama aynı zamanda “darkafalı” olarak tanımlanır. Gerçeklik ve şiirin sentezinin büyük olasılıkla başarılı olabileceğini iddia eden temelde hümanist eğitim ve felsefe değil midir? Birini ya da diğerini ihmal etmeden her ikisini - hem şiiri, hem akılı- sentezlemek sanat olurdu. Gerçekliği kaybedip, sadece şiirsel bir fantezi de yaşamak fazla abartı olmak yanında, gerçekdışı.
Kitabı kötü kılan bir sorun mu bu? Değil, çünkü yazar burada şiirin ve sanatın önemini vurgulamak istiyor. Yinede dediğim gibi, şiir ve rasyonalite arasındaki keskin ayrımı beğenmiyorum.

Akıl ve duygu burada zıttır. Halbuki insan ikisine sahip ise, ikisi arasında uyum sağlaması gerekir.

Bence manevi hayatın şiirsel, coşkulu, duygusal yönleri söz konusu olduğunda, bu eser varlığımızın bu ihmal edilmiş yönünün hoş bir hatırlatıcısıdır. Ancak, bu tek taraflılıklarda durmak yanlışın ötesidir.

Herkese yine de iyi okumalar diliyorum. :) (Zeynep) 
Spritüel olaylar size fantastik mi gelir gerçek mi? Bir rüya ne kadar gerçek olabilir? Ya bir göz yanılması? Hafif rüzgâr esintisinde kurulan hayaller çok mu fantastik? Rüyalarımız, rastlantılarımız, hayallerimiz ve gerçek olarak benimsediklerimiz birbirleriyle kesişir.  En azından rüyalarımız bazen o kadar gerçekçi olur ki etkisinden uzun süre çıkamayız.  Spritüel dünyamızda olan gerçeklerin bir yansıması olan Altın Çanak, Anselmus'un bir masalı.  Mitoloji, paralel evren ve mistitizimle harmanlanan bir dizi olay. Hoffmann, geçişleri net çizmediği için, akıl-ruh-beden unsurlarına sürekli geçiş yapabilirsiniz. Anselmus'un bu yaşadıklarını bazen aklında bazen ruhunda bazen bedeninde yaşadığına ikna olacaksınız kuşkusuz. Rüyalar gibi kısa olan bu masal, ruhun derinliklerine doğru büyülü bir yolculuğa çıkardı beni.
Hoffmann' nın okuduğum ilk eseri ama son olmayacak. Keyifli okumalar dilerim. (Eco) 
--reklam--
Altın Çanak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
E. T. A. Hoffmann - Altın Çanak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Altın Çanak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı E. T. A. Hoffmann Kimdir?
Romantizm Döneminde, Alman Fantezi ve Korku Hikâyeleri Yazarı, Jüri Üyesi, Besteci, Müzik Eleştirmeni, Çizer ve Karikatürist olarak tanınır.

Prusya'nın Königsberg (günümüzde Kaliningrad, Rusya) şehrinde doğan Hoffmann'ın hikâyeleri 19'uncu yüzyılda oldukça ilgi bulmuş ve romantizm akımının önemli yazarlarından biri olmuştur. Berlin'de 1882'de ölene kadar da hikâyeler yazmıştır.

Hukuk öğrenimi gördükten sonra 1800’de devlet memurluğuna atandı ve Prusya’nın işgali altında bulunan Polonya’da çalışmaya başladı. 1806’da Prusya’nın Napoléon güçleri tarafından yenilgiye uğratılmasına kadar bu görevinde kaldı. Hoffmann, 1814’e kadar müzik eleştirmenliği ve tiyatrolarda müzik yönetmenliği yaptı. 1811’de Arlequin adlı bir bale besteledi. Alman Romantizminin ilk yazarlarından olan dostu Friedrich de la Motte Fouqué’nin Undine adlı masalını operalaştırması da bu döneme rastlar. Hoffmann, 1814’ten itibaren edebiyata yöneldi. 1814-1815 tarihli Phantasiestücke in Callots Manier adlı öykü kitabı, yazar olarak ün kazanmasını sağladı. 1816’da yeniden devlet hizmetine girerek Berlin Temyiz Mahkemesi’nde yargıçlık yapmaya başladı.

Ernst Theodor Amadeus Hoffmann, Alman Romantik Dönem’in ekollerinden birisidir. Hoffmann, eserlerinde gerçekliğin sınırlarını aşar ve fantastik bir dünyaya yelken açar. 1763-1825 yılları arasında yaşamış olan Alman yazar Jean Paul Friedrich
Richter’in 1776 yılında kaleme aldığı eseri Siebenkäs’de ilk kez kullanılan Eş ruh motifi, ikinci kez Ernst Theodor Amadeus Hoffmann tarafından kullanılmıştır.

Şeytanın İksirleri (1815-1816) ve Kedi Murr’un Hayat Görüşleri (1820-1822) adlı romanları, Gece Tabloları (1816-1818) ve Die Serapionsbrüder (1819-1821) adlı öykü derlemeleri büyük ilgi gördü. Hoffmann’ın peri masallarından doğaüstü felaket öykülerine kadar eşsiz hayal gücünü sergilediği eserleri, Çaykovski’nin bale süiti Fındıkkıran da dahil olmak üzere pek çok opera bestesine esin kaynağı oldu. Eserleriyle Honoré de Balzac, George Sand ve Théophile Gautier gibi isimlerin saygısını kazandı; Victor Hugo, Charles Baudelaire, Guy de Maupassant, Aleksandr Puşkin, Fyodor Dostoyevski ve Edgar Allan Poe’yu etkiledi. E.T.A. Hoffmann, 1822’de Berlin’de öldü.
--reklam--
E. T. A. Hoffmann Kitapları - Eserleri
Kum Adam
Üç Romantik Hikaye
Matmazel De Scudery
Altın Çanak
Şeytanın İksirleri
Üstat Pire
Kedi Murr'un Hayat Görüşleri
Küçük Zaches Namıdiğer Zinnober
Uğursuz Miras
Duka ile Karısı
Gece Tabloları
Kum Adam Seçme Hikayeler
Fındıkkıran
Prenses Brambilla
Sıradan Şeylerin Fısıltısı
Taş Kalp
The King’s Bride
--reklam--
E. T. A. Hoffmann Alıntıları - Sözleri
Ruhunun derinliklerine bakıyorum ve görüyorum ki, sen özgür olmak istiyorsun. (Şeytanın İksirleri)
Dediğini yapabilirsin, kendini öldürebilirsin (Uğursuz Miras)
Darağacında ölmek istemiyorum! Gökyüzündeki Tanrı yargısını verir. (Uğursuz Miras)
İnanç ve sevgi sonsuzdur, bilgi de öyle! (Kum Adam Seçme Hikayeler)
Ona inandığın sürece orada ve etkin olacak, onun gücü sadece senin inancından ileri geliyor. (Kum Adam)
Felaketten cesaretleri kırılanlar başka zaman hiç hissetmeyecekleri darbelerden iki misli acı duyarlar. (Üç Romantik Hikaye)
Aşk yıllansa da pas tutmaz! (Üstat Pire)
– Bu böyle gelmiş böyle gider, bir kere aşkın saadetini tadan, artık günlerce, haftalarca, aylarca, altın bir ışıkla sarılmış bir halde, cennet rüyaları görür.. (Üç Romantik Hikaye)
....
dolunaylı gecelerde çoğu zaman korkunç acı haykırışları taş yığınları arasından duyulurmuş. (Uğursuz Miras)
Ümidin altın çiçeği âşıklara açmaz da kime açar? (Duka ile Karısı)
Kapıyı açın , Kutsal Mesih uslu çocuklara armağanlarını gönderiyor (Üstat Pire)
– İz bırakmadan kaybolan şeyin izi olur mu? (Üç Romantik Hikaye)
"Umutsuz bir âşık gibi hüzünlü gözlerle dolaşıp durmuşsundur, insanların hayatın karmaşası içinde sürdürdüğünü gördüğün çeşitli uğraşları sende ne acı ne de sevinç uyandırmıştır, sanki sen artık bu dünyaya ait değilsindir." (Altın Çanak)
Ay ışığında dönüp dolananların yüreğindeki dönekliğin ölçüsünü kim bilebilir? (Kedi Murr'un Hayat Görüşleri)
İnsan alnına yazılmış olandan kaçamaz! (Üç Romantik Hikaye)
Kimin hayatında bir kerecik olsun, yüreğinin en derin köşesinde, gizli bir aşkın o harikulade esrarı uyanmamıştır ki? (Şeytanın İksirleri)
“Le vrai peut quelquefois n’être pas vraisemblable.”
“Gerçek bazen mümkün görünmeyebilir.”
- [Nicolas Boileau-Despréaux’dan alıntı. (1636-1711), Kanto III, I.48. (e.n.)] (Matmazel De Scudery)
"İz bırakmadan kaybolan şeyin izi olur mu?" (Duka ile Karısı)
Tanrı uykuyu keşfeden o zeki adamı ödüllendirmeli; oysa aslında rüyayı bulan kişi daha da büyük ödüllere layıktır. Ama uykunun yumuşak yorganı altında yatarken ruhumuzda. Yükselen rüyaları kastetmiyorum-hayır!- ben ömür boyu bizi büyüleye , çoğu zaman dünyevi sıkıntıları yükünü kanatlarının üzerine alıp hafifleten , acı veren üzüntüleri ve boşa çıkan umutların tesellisiz feryatlarını dindiren , kendi bağrımızdan fışkıran bir ilahi ışık olarak için için yanan sonsuz özlemimizin sona ereceğini vaat eden rüyalardan söz ediyorum. (Prenses Brambilla)
"…yürekli bir özgüven, saygın bir devlet adamının içinde barındırması gereken gücün kanıtıdır!" (Küçük Zaches Namıdiğer Zinnober)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/altin-canak-e-t-a-hoffmann-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)