# Ana Hatlarıyla Felsefe - Bertrand Russell Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ana Hatlarıyla Felsefe kimin eseri? Ana Hatlarıyla Felsefe kitabının yazarı kimdir? Ana Hatlarıyla Felsefe konusu ve anafikri nedir? Ana Hatlarıyla Felsefe kitabı ne anlatıyor? Ana Hatlarıyla Felsefe kitabının yazarı Bertrand Russell kimdir? İşte Ana Hatlarıyla Felsefe kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ana-hatlariyla-felsefe-bertrand-russell-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-02T16:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-03-02T16:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/02/bertrand-russell-kimdir-bertrand-russell-kitaplari-ve-sozleri-165783.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Bertrand Russell 
 Çevirmen: Orhan Düz 
 Yayın Evi: Say Yayınları 
 İSBN: 6050205046 
 Sayfa Sayısı: 376 
--reklam--
Ana Hatlarıyla Felsefe Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Modern dünyanın en önemli felsefecilerinden biri olan Bertrand Russell, Ana Hatlarıyla Felsefe ile evrensel bilgiyi edinmemizde bize elverişli bir yol sunuyor. Evreni bir bütün olarak ele alan Russell, felsefenin sabit değil, sürekli devam eden ve kendini geliştiren bir alan olduğunu öne sürüyor. İç dünyamızdan fiziksel dünyaya, bedenimizden evrene varıncaya kadar çeşitli konulara değinirken modern bilimsel bilgilerle, bizim “görünür” bilincimizi birbirinden ayırıyor. Felsefedeki bu yeni ve ufuk açıcı perspektifler, bugün de devam eden felsefenin anlamı, geçerliliği ve işlevi konularındaki tartışmalara önemli bir katkı sunuyor.

“Çok değerli bir kitap… Yazılanlar beklediğimiz berraklığı bize sunuyor.”
– The Times Literary Supplemen
--reklam--
Ana Hatlarıyla Felsefe Alıntıları - Sözleri
İnsan; sulama, toprağı işleme, madencilik, taş çıkarma, kanallar ve demiryolları yapma, bazı hayvanları yetiştirme, diğerlerini yok etme suretiyle yeryüzünü değiştirir ve bir dış gözlemcinin bakış açısından bakıldığında, bütün bu etkinliklerle ulaşılan hedef nedir diye kendimize sorduğumuzda, yanıtın tek bir basit formülle özetlenebileceğini görürüz: yeryüzündeki maddenin olabildiğince fazlasını insan bedenine dönüştürmek. Hayvanların evcilleştirilmesi, tarım, ticaret ve sanayileşme, bu sürecin aşamalarıdır. Dünyadaki insan nüfusunu diğer büyük hayvanların nüfusuyla ve eski zamanlardaki nüfusla kıyaslarsak, "kimyasal emperyalizmin” aslında, insan zekâsının adandığı temel amaç olduğunu görüyoruz. Belki zekâ, insan yaşamının niceliğinden çok niteliği ile ilgilenerek daha değerli hedefler ortaya koyabileceği bir noktaya yaklaşıyordur. Fakat böyle bir zekâ azınlıklarla sınırlıdır ve büyük insani olayları henüz kontrol etmemektedir. Bu durumun değişip değişmeyeceğini tahmin etmeye kalkışmayacağım. İnsan yaşamının süresini azami düzeye çıkarmak gibi basit bir amacın peşindeki bizler, her durumda bu gezegendeki ilk günlerinden bu yana, canlı varlıkların tüm devinimiyle uyum içinde olma hissinde teselli buluyoruz.
Yazılı sözcükler sözlü olanlardan maddi yapı bakımından farklıdır. Söylenen bir sözcük fiziksel dünyada zorunlu bir zaman sırasına sahip bir süreçtir; yazılı bir sözcük ise zorunlu bir uzam sırasına sahip bir dizi maddedir.
Dahası onlar bir yerle sınırlı kalmayıp dünyayı dolaşabilirler.
Belirsizlik, bir dereceye kadar tüm insani düşünme eylemleri için geçerlidir; onu sürekli azaltabiliriz ama asla tamamen yok edemeyiz.
Uzun yıllar önce yazdığı sözcüklerle karşılaşan herkes, kendi belleğinin geçmiş olayları nasıl saptırdığını farkedebilir. Bu nedenle, bilgiyi oluştururken belleğe bağımlığımızdan kurtulamamamız, bilgi olarak kabul ettiğimiz şeyin pek kesin olmadığını düşünmemizin bir nedenidir.
Ben size "zihin madden farklıdır" dersem, benim ifade etmek istediğim düşünceyle sizde uyanan düşünce arasında belki çok ufak bir benzerlik vardır, ama bu iki düşünce arasındaki tek ortak nokta, her ikisinin de aynı sözcüklerle ifade edilebilmesidir.
Eskiden eğer bir çıkarım yanlış olabilecekse o çıkarımı yapmak tehlikeliydi. Bu nedenle ortaçağ keşişleri yaşamlarında olduğu gibi düşüncelerinde de verimlilik pahasına güvenceyi aradılar.
Pratik işlerde çaresiz kalan bilgili biri, servetin içinde boğulup kalmış bir cimriye benzer.
Sözcükler, onları bizim gerçekte kastettiğimiz anlamdan daha azına mahkûm eden kimi gramatik ve sosyal gereklerden asla kurtulamazlar.
Sıradan insan bütün psikolojik sorunları sorgulamaya az çok açıktır, ama kendi ofisinden, sabah treninden, vergi denetçisinden, hava durumundan ve bu hayatın diğer nimetlerinden kuşkulanmaz.
Bir düşünme sürecinden sonra karar verdiğimiz empatik istenç durumları çatışan kuvvetlerin örneklerinden başka bir şey değildir.
İyi hayat sevgiden ilham alan ve bilginin yol gösterdiği hayattır.
Pratik işlerde çaresiz kalan bilgili biri,servetin içinde boğulup kalmış bir cimriye benzer.
Bu durum hepsine "kedi" diye tepki verdikleri farklı kedi resimleri gösterildiğinde daha belirgin yaşanacaktır.Dolayısıyla dil,uyarımlar arasındaki benzerliklerin bizim için farklılıklardan daha önemli olduğu durumlarda uyarımlardan daha az farklılık gösteren tepkileri üretme aracıdır.Bu gerçek,neredeyse benzer tepkiler üreten uyarımlar arasındaki farklılıkları görmezden gelmemize yol açar.
Görme dikkatsiz birini dokunmadan daha fazla aldatır ama doğru bilimsel bilgi için diğer bütün duyulardan üstündür.
Şurası açık ki,eğer aradığımız şey uyumlu arzularsa sevgi nefretten daha iyidir;çünkü iki insan birbirini sevdiğinde,her ikisi de bundan tatmin olabilir;buna karşın iki insan birbirinden nefret ettiğinde en fazla biri arzu nesnesine ulaşabilir.
--reklam--
Ana Hatlarıyla Felsefe İncelemesi - Şahsi Yorumlar
1927 yılında bir yayımcı Russell a 100.000 kelimelik bir felsefe kitabı yazması halinde 5000 dolar ücret ödeyeceğini söylüyor. Russell teklifi kabul edip 3 ay içerisinde kitabı yazıyor. İnsana dışarıdan, içeriden bakışlarla birlikte fiziksel dünya zamanın keşifleriyle ele alınıp atom yapısı düzeyinde sorgulanıyor. Atom yapısının ve elektron hareketlerinin Bohr atom kuramı düzeyinde incelenip felsefi olarak yorumlanması ilgi çekiciyken, Russell in diğer kitaplarını okuyanlar bazı bölümlerde tekrara kapılacaklardır. (Pluto) 
Modern dünyanın en önemli felsefecilerinden biri olan Bertrand Russell, Ana Hatlarıyla Felsefe ile evrensel bilgiyi edinmemizde bize elverişli bir yol sunuyor. Evreni bir bütün olarak ele alan Russell, felsefenin sabit değil, sürekli devam eden ve kendini geliştiren bir alan olduğunu öne sürüyor. İç dünyamızdan fiziksel dünyaya, bedenimizden evrene varıncaya kadar çeşitli konulara değinirken modern bilimsel bilgilerle, bizim “görünür” bilincimizi birbirinden ayırıyor. Felsefedeki bu yeni ve ufuk açıcı perspektifler, bugün de devam eden felsefenin anlamı, geçerliliği ve işlevi konularındaki tartışmalara önemli bir katkı sunuyor. (Hakan Arıkan) 
--reklam--
Kitabın Yazarı Bertrand Russell Kimdir?
Hayatının çeşitli dönemlerinde kendisini liberal, sosyalist ve barışsever olarak tanıtmış ayrıca hiçbirine derinden bağlı olmadığını itiraf etmiştir. Monmouthshire'de İngiltere'nin önde gelen aristokrat ailelerinden birinin ferdi olarak dünyaya gelmiştir.

Russell 1900 lerin başında İnglizlerin "idealizme karşı isyanı" na öncülük etmiştir. Gottlob Frege ve Ludwig Wittgenstein ile birlikte analitlik felsefenin kurucusu kabul edilir. A. N. Whitehead ile birlikte Principia Mathematica adlı kitabı yayınlamıştır. Felsefi denemesi ''On Denoting''(İfade Üzerine) adlı eseri felsefinin paradigması olarak kabul görür. Aynı zamanda geniş bir çevrece 20. Yüzyılın önde gelen mantıkçılarından biri olarak kabul görür. Çalışmaları mantık, matematik, dilbilim, bilgisayar teknolojisi ve filozofiyi, özelliklede dil felsefesi, epistemoloji ve metafiziği önemli ölçüde etkilemiştir.

Russell önde gelen savaş karşıtlarındandır. Serbest ticareti ve anti emperyalizmi desteklemiştir ve barışsever tutumundan dolayı Birinci Dünya Savaşı sırasında hapishanede yatmıştır. Daha sonra Adolf Hitler'e karşı kampanyalar düzenlemiş, Stalinci totalitarizm'i eleştirmiş, Vietnam Savaşı'ındaki tutumu nedeniyle Amerikan hükümetini suçlamıştır. Aynı zamanda nükleer silahsızlanmanın dobra savunucularındandır. Son eylemlerinden bir tanesi İsrail'in Orta Doğu'daki ülkelere karşı izlediği tutumu eleştirdiği bir bildiri yayınlamasıdır.

İnsan Haklarını ve düşünce özgürlüğünü savunduğu yazıları dolayısıyla 1950 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Bertrand_Russell
--reklam--
Bertrand Russell Kitapları - Eserleri
Mutlu Olma Sanatı
İnsanlığın Geleceği
Aylaklığa Övgü
Evlilik ve Ahlak
Neden Hıristiyan Değilim
Bolşevizm
--reklam--
Sorgulayan Denemeler
Russell'dan Seçme Yazılar
Rölativitenin A B C'si
Politik İdealler
Anlam ve Doğruluk Üzerine
Din ile Bilim
Mantıksal Atomculuk Felsefesi
--reklam--
Dış Dünya Üzerine Bilgimiz
İktidar
Felsefe Yazıları
Neye İnanıyorum
Batı Felsefesi Tarihi 3 Cilt Takım
Eğitim Üzerine
Özgürlük Yolu
--reklam--
Etik, Toplum, Siyaset
Bilimsel Bakış
Eğitim ve Toplum Düzeni
Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri
Felsefe Yapma Sanatı
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2
--reklam--
Batı Felsefesi Tarihi Cilt 3
Sosyalizm
Varoluşçunun Bunalımı
Ana Hatlarıyla Felsefe
İkarus ya da Bilimin Geleceği
Dünya Görüşüm
Şeytan Banliyöde
--reklam--
Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları
Bolşevizmin Pratiği ve Teorisi
Cinsel İlişkilerin Tarihsel Evrimi
Vietnam'da Savaş Suçları
Felsefe Meseleleri
Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri
Düşünceler - Yetke ile Birey
--reklam--
Bilimden Beklediğimiz
Anılar
Yaşantım
Free Thought and Official Propaganda
Felsefe Sorunları
Mistisizm ve Mantık
Felsefede İlmi Metod
--reklam--
Hikayeler
The Basic Writings of Bertrand Russell
Bilimin Toplumsal İşlevi
Düşünceler
Bertrand Russel'dan Seçmeler
Denemeler
Human Knowledge: Its Scope and Limits
--reklam--
Felsefi Gelişimim
Dünyamızın Sorunları
Terbiyeye Dair
Yetke ve Birey
Endüstri Toplumunun Geleceği
An Outline Of Intellectual Rubbish
Mən Niyə Xristian Deyiləm
--reklam--
Human Society in Ethics and Politics
--reklam--
Bertrand Russell Alıntıları - Sözleri
We cannot enter into the minds of others to observe the thoughts and emotions which we infer from their behaviour. We must therefore accept analogy—in the sense in which it goes beyond experience—as an independent premiss of scientific knowledge, or else we must find some other equally effective principle. (Human Knowledge: Its Scope and Limits)
Ne kadar akıllıca olursa olsun, hiçbir kural, şefkatin ve düşünceli davranışın yerini tutamaz. (Aylaklığa Övgü)
Yemek yemeleri için zorlanan çocuklar yemekten tiksinir; öğrenmeleri için zorlanan çocuklar da bilgiden tiksinir. (Eğitim ve Toplum Düzeni)
"Kamuoyu, etkileyici nutuklarla ve basının etkisiyle büyük ölçüde devlet tarafından yaratılır. Zalim bir kamuoyu ise en az zalim yasalar kadar özgürlüğün düşmanıdır. Savaşmayı kabul etmeyen genç bir adam işten çıkarılırsa sokaklarda hakarete uğrar, dostları ona sırt çevirir ve önceleri ondan hoşlanan bir kadın tarafından küçümsenerek terk edilirse bunu ölüm cezası kadar katlanılmaz bulur." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
"...aslında en fazla eğitim görmüş olanlar çoğunlukla, zihinsel ve ruhsal yaşamları dumura uğramış, dürtüleri körelmiş ve yaşayan düşüncenin yerine sadece belirli mekanik beceriler edinmiş olanlardır." (Toplumsal Yeniden İnşanın İlkeleri)
Başarı kazanan her devrim,otoriteyi sarsar ve toplumsal kohezyonu güçleştirir. (İktidar)
--reklam--
Tanrı’nın beni yarattığından ötürü neden övülmesi gerektiğini bir türlü anlayamıyorum. (Şeytan Banliyöde)
Gerçekten de, bir şeyin hep belirli bir yerde olması kavramı, yeryüzündeki büyük nesnelerin çoğunun bereket ki hareketsiz oluşlarından gelmektedir. "Yer" fikri, sadece kaba bir pratik yaklaşıklıktır: mantıksal gereklilik değildir ve kesinleştirilemez. (Rölativitenin A B C'si)
"Başarı mutluluğun sadece bir öğesidir, diğer öğelerin tamamının feda edilmesi pahasına elde edilmişse çok pahalıya mal olmuş demektir." (Anlam ve Doğruluk Üzerine)
Sadece fizikçilerin değil, ilahiyatçıların da modern fiziğin öne sürdüğü savlarda yeni bir şey bulmuş gibi görünmeleri de oldukça gariptir. Fizikçilerden ilahiyat tarihini bilmeleri belki de beklenemez ama ilahiyatçılar modern savların daha önceki zamanlarda da emsallerinin olduğunun farkında olmak zorundadır. Eddington'un özgür irade ve beyin ile ilgili savı, gördüğümüz üzere Descartes'ınkini andırmaktadır. Jeans'ın savı ise Platon ile Berkeley'inkinin bir bileşimidir ve fizik alanında adı geçen her iki filozofun da yaşadığı dönemde sahip olduğundan daha fazla geçerliliğe sahip değildir. (Bilimsel Bakış)
Tanıdığımız özellikte ya da nitelikte bir nesne olduğunu bildiğimizde, nesne üzerine betimsel bilgimiz vardır; başka bir deyişle sözkonusu özelliklerin ya da niteliklerin başkası değil, bir nesneye ilişkin olduğunu bildiğimizde, nesneyi tanıyalım tanımayalım, bu nesne üzerine betim ile bilgimiz vardır denilir. Fiziksel nesnelerle öteki akıl’lara ilişkin bilgimiz, salt betim ile bilgidir; ilgili betimler genellikle duyu verilerini ilgilendirenler türündedir. (Mistisizm ve Mantık)
Zihnin gelişmesi için de disipline ihtiyaç vardır; disiplinsiz zihin incelik kazanamaz. (Aylaklığa Övgü)
''Sezgi sadece bir içgüdüden ibarettir.'' (Mistisizm ve Mantık)
--reklam--
Bir süre yabancı bir ülkede yaşamak kendi ülkemizin yoksun kaldığı kimi değerleri, üstünlükleri öğretir bize; ülkemiz hangi ülke olursa olsun bu bir gerçektir. (Düşünceler - Yetke ile Birey)
.
Hayatın bir kısmı belki de en önemli kısmı bireysel dürtünün kendiliğinden eylemine bırakılmalıdır, çünkü her şeyin sistem olduğu yerde zihinsel ve ruhsal ölüm olacaktır.

... (Bilimin Toplum Üzerindeki Etkileri)
Yaşamla, şunsuz ya da bunsuz savaşamazsınız demek korkaklıktır. (Düşünceler)
İnsanoğlunu cinayetten, kundakçılıktan, yağmacılıktan ve dolandırıcılıktan ne alıkoyuyor sanıyorsun? Mantığın çelimsiz gücü bu derece büyük bir şeyi etkileyebilir mi zannediyorsun? Heyhat, korunaklı hayatında insan doğasının karanlık tarafını öğrenmedin. Nezaket ve iyiliğin insan yüreğinde doğal olarak geliştiğine inanıyorsun. (Mümtaz Şahsiyetlerin Kabusları)
Bizim doğru dürüst bir toplum düzenimiz yok. Çünkü, olsaydı, kadın erkek herkes yararlı yetilerini ortaya koyabilirdi. Günümüzün iyi okumuş kadınlar evlendikten sonra yetilerini geliştirmiyorlar. Ama bu, toplumsal düzenimizin bir sonucudur. (Düşünceler)
“Bırakın egemen sınıflar komünist devrimi korkusuyla tir tir titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Ama kazanacakları bir dünya var. Tüm ülkelerin işçileri, birleşin!” (Özgürlük Yolu)
Tanrı, diyor, adil değil, adalettir. (Batı Felsefesi Tarihi Cilt 2)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ana-hatlariyla-felsefe-bertrand-russell-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)