# Anadolu İnançları - İsmet Zeki Eyüboğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Anadolu İnançları kimin eseri? Anadolu İnançları kitabının yazarı kimdir? Anadolu İnançları konusu ve anafikri nedir? Anadolu İnançları kitabı ne anlatıyor? Anadolu İnançları PDF indirme linki var mı?  Anadolu İnançları kitabının yazarı İsmet Zeki Eyüboğlu kimdir? İşte Anadolu İnançları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/anadolu-inanclari-ismet-zeki-eyuboglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-17T16:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-08-17T16:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/17/ismet-zeki-eyuboglu-kimdir-ismet-zeki-eyuboglu-kitaplari-ve-sozleri-292261.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İsmet Zeki Eyüboğlu 
 Yayın Evi: Derin Yayınları 
 İSBN: 9789756463987 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
Anadolu İnançları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kitabı Anlatan Tanıtım YazıAnadolu İnançları-Anadolu Söylencelerini içeren bu çalışmada ele alınan konular, gelişi güzel bir seçmenin değil, elde bulunan belgelere, kanıtlara dayanan bir araştırmanın ürünüdür. Kiminin kökeni Anadolu değilse de Anadolu’da yaşamış, yaşayan insanların güncel işlerine karışmış, o işleri yönlendirmiş, etkilemiş olduğu göz önünde tutularak buraya alınmıştır. Önemli olan, bizce, bu inanç ürünlerini, mitoloji kavramı altında toplanan söylenceleri Anadolu insanının bugün yaşaması, geçmişte benimsenmesidir. İkinci bölümü oluşturan söylencelerin taşa, kayaya, toprak, araç-gereçlere işlenmiş kalıntıları elimizdedir, müzelerimizde sergilenmektedir. Bu nedenle, bu çalışmayı okuyucuya sunanın özel buluşu, düş ürünü değildir.

Anadolu uygarlığını yaratanların, yaşatanların Anadolu dışından gelen yoktur gibi bir sav söz konusu edilemez. Ancak, Anadolu’da ne varsa dışa bağlanmanın geçersizliği de tartışılamayacak nitelikte açıktır. Bu nedenle kimi araştırıcıların “Anadolu Uygarlığı kanısına karşıyız, bizce söylenmesi gereken o değil, yalnız Anadolu Uygarlığı dır. Bu uygarlığın belli dönemlerini vurgulamak için söylenen Uygarlıklar sözcüğünden anlaşılmak-anlatılmak istenen, Anadolu da değişik toplulukların yaşadığı, birbirinden bağımsız-özgün uygarlıklar kurduğu savıysa buna olanağı yoktur. Bunu ileri sürenlerin, Anadolu’ya sonradan geldiklerini söyledikleri toplulukların, geldikleri yerlerde de özdeş başarılarını gösterdiklerini somut kanıtlarla-belgelerle ortaya koymaları gerekir. Yoksa bir tarih bütününü bölerek ayrı başarılar diye görmenin göstermenin anlamı olmasa gerek.
--reklam--
Anadolu İnançları Alıntıları - Sözleri
Bir başka masal daha vardır Ay üstünde. Ay'ın annesinin bir gece çok işi varmış. Gökyüzünde çıkıp evreni aydınlatmak onun göreviymiş ya da sıra onunmuş. Bütün yıldızlar sıra ile evreni aydınlatırmış. Gündüz bu işi Güneş yapmış. Ay ise sıranın kendinde değil annesinde olduğunu ileri sürerek o gece evreni aydınlatmaya çıkmamış. Ay'ın annesi ise: " Kızım çık evreni benim yerime bu gece sen aydınlat, bak benim işim var, öteki kardeşlerine ekmek yapmak için hamur yoğuruyorum, ellerim unlu, hamurlu." Ay gene direnmiş, "evreni aydınlatma sırası senindir." deyip durmuş. Buna kızan annesi de hamurlu eliyle Ay'ın yüzüne tokadı yapıştırmış, Ay'ın yüzü hamurla sıvanmış. İşte geceleri Ay'da görülen bu leke, bu hamur bulaşığı imiş.
Yılanı canlı tutup, iplik geçmiş bir iğneyi gözünün birinden sokup ötekinden çıkardıktan sonra ipliği sevdiği kimsenin giysisine gizlice takma yoluyla sevdiği elde edilir, o iplik giysisinde durduğu sürece yanar tutuşur, sevgilisinin ardınca koşar, onu unutamazmış.

Kızdığı, sevmediği bir kimsenin evinin kapısının eşiği altına yılan gömleği, yılan kemiği gizlenir, büyü yapılan kimse o gömlek, ya da kemik üzerinden yedi kez geçerse, büyü yapanın dileği olur, büyü yapılan kimse istenen duruma sokulurmuş.
Ay’ın biçiminde, durumunda bir anlam gören köylüye göre, Ay Hilal biçiminde iken iki ucu aşağı olursa o ay yağmurlu, yukarı olursa kurak olur.
Övünme başarısızların,geriye dönmeyi başarı dayanların sığınağıdır. Bir boş avuntudur onlar için. Başaran övünmez,övünemez. Övünmeyi ortaya koyan başarı ürünleri,yaratmalar gereksiz kılar. Başaran için ağı bir yüktür övünme,utançtır.
Böyledir Anadolu tarihi de. Onunla gerçekten onu sevenler,değerini bilenler övünmüyor,övünme gereğinde kalmıyor. Anadolunun eski geniş verimli uygarlıklarını bilmeyenler,onları benimseme bilincinden yoksun olan,bilinçsizler başkalarının yaratmalarıyla övünmeyi bir görev edinmişler kendilerine. Anadolunun tarihini 1071 savaşıyla başlatacak ölçüde bilim ışığından,bilim bilincinden,tarih gerçeğinden uzak kalmışlar,neylesinler başka...

1071 : Malazgirt Meydan Muharebesi
En eski tarihi,en eski geçmişi,en eski uygarlıklarıyla bir bölünmez bütünüdür Anadolu. Hangi taşı kaldırsanız altından bu toprağın en eski yerlerinden kalma bir yaratma ürünü,bir başarı kalıntısı,bir düşünce belgesi bulursunuz. Bu varlıklar,bu kalıntı niteliği taşıyan buluntular Anadolunun gerçek tarih belgeleri,kanıtlarıdır bizim için.
Anadolu,bütünlüğü içinde, bir tarih sürecidir. Tükenmeye ,boyuna kendi kendine yenileyen,besleyen,geçmişten geleceğe doğru kesintisiz bir ışık ırmağı gibi akıp giden bir süreç. Bugünün araştırmaları sonucu elde edilen eski uygarlık buluntularına, kalıntılarına göre en azından 9 bin yıllık bir tarih gecmişi var Anadolunun. Oysa birtakım Batı ülkelerinden mitosların 2 bin beş yüz yıllık başlangıcı vardır. Özellikle de Roma da böyledir.
Kutsal kitapların dokunulmazlığı, halk çoğunluğunun anlayamadığı bir nitelikte ya da dilde yazıya geçirilmişliği yanılmaların, dinle getirilmek istenenin saptırılmasının başlıca nedenidir. Halka seslenen bir dinin yabancı bir dille kendini benimsetmesi insanı tanrıya yaklaştırmaz, ondan uzaklaştırır. Sonunda böyle büyücülerin, üfürükçülerin, sayılarla harflerle gizli güçler bulunduğu sanısını yaymaya çalışanların çoğalmasına olanak sağlar. Toplumun diliyle konuşmayan bir tanrının topluma öğreteceği de yoktur. Kişinin tanrıdan uzaklaşması, tanrıyı anlamadığı bir diliyle konuşturmasından kaynaklanır. Tanrının diliyle kişinin dili arasında kopukluk başlayınca büyücünün, üfürükçünün, harflerle sayılarla iş görenlerin etkinliği çoğalır. Geri kalmış toplumların değişmeyen yazgısını besleyen de bu kişi- tanrı arasındaki dil kopukluğudur.
İnancın en kötüsü değişmez bir yasa niteliğine bürünendir. Bir inanç sessiz diliyle kişiye: " Sen benim gösterdiğim yolda gitme gereğindesin, benim dışımda bir gerçek yoktur, bana uymadığın gün yerin altında binlerce yıl yanacaksın, katranların kızgınlığında çırpınacaksın, akla gelmedik acılar, sızılar çekeceksin, ben şaşmaz, değişmez bir yasayım." derse insanın güme gittiği gündür.
Ekmeğin kutsallığı, onunla ilgili inançlar buğdayın tanrısal bir varlık olarak saygı gördüğü çağlardan kalmadır. Hitit, Urartu dinlerinde buğday kutsaldı, tanrısal bir özle donatılmıştır. Bundan dolayı ona karşı büyük bir saygı gösterilirdi. Bu inanç zamanla değişe değişe tek tanrıcı dinlere geçti. İslam dininde büyük bir önem kazandı, nimet (yenecek kutsal varlık) olarak nitelendi.
Arapça nur (ışık) yanan yer, ışıklık, ışıldak diye Türkçeye çevrilecek minarenin İslam diniyle, İslam inançlarıyla en küçük bir ilgisi yoktur. İslam inançları arasına sonradan karışan minare kaynak bakımından eski çoktanrıcı dinlerin bir kalıntısıdır.
Eski Türkler, Anadolu'ya gelirken, domuzla ilgili inançlarını birlikte getirdiler. Bugün Denizli ilinin adı eskiden Tunguzlu (Tonguzlu) idi. Bu ad, Türkçe "domuz" anlamına gelen "Tunguz (tonguz)" sözünden türemiştir. O ilde eskiden çok domuz yetiştirilirmiş. Anadolu'yu gezen eski gezginler, özellikle İbni Battuta, o yörelerde çok domuz olduğunu, Denizli iline de Tonguzlu dendiğini yazar.
Halk yediye gider de yedinin neden bu deyimde kullanıldığını araştırmaz.
Güneşin gözleri kamaştırması, güneşe bakılamamasıyla ilgili bir halk inanışı şöyledir: “Güneş çok güzel bir kızmış. Bütün gözler ona çevrildiği için bir türlü yeryüzüne çıkmak, insanlara görünmek istemezmiş. Erkekler ona baktıkça utanırmış. Annesi bakmış ki bu iş yürümeyecek, düşünmüş taşınmış. Güneşe birçok iğne vermiş. Dünyaya çıktığında kim senin yüzüne bakarsa bu iğneleri onun yüzüne batır, demiş. İşte insan güneşe bakınca gözlerinin kamaşması bundanmış.”
--reklam--
Anadolu İnançları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere tüm Anadolu'da görülen inançların güzel bir derlemesi. İçerisinde atasözleri, deyimler, bilmeceler ve şarkılar var. (Ahmet Kaya) 
her şey geçmişten...: Kitap bugünkü inançlarımızda ve gündelik hayatta batıl inanç diyerek yaptığımız işlerde cok tanrılı dinlerden gelen alışkanlıklarımız olduğunu gözler önüne seriyor.İnanc ve söylencelerin hayatlarımızda farketmeden ne kadar yer kapladığını gösteriyor bize.Ben beğendim kitabi.Yazarin diğer kitaplarini da okuyacağım.Ama şu sözüm de yayınevine; kitapta yazım hatası çok fazla.Bu hoş görülecek bir şey değil.Okuyucuya ve yazara saygısızlık... (Bibliyoman) 
--reklam--
Anadolu İnançları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmet Zeki Eyüboğlu - Anadolu İnançları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Anadolu İnançları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmet Zeki Eyüboğlu Kimdir?
Yazar Sabahattin Eyüboğlu ile şair ve ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun amca çocuğudur. İstanbul Vefa Lisesi (1948), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü (1953) mezunu. Ayrıca Klasik Filoloji ve Tarih bölümlerinde de okudu. Bir süre felsefe ve edebiyat öğretmeni olarak çalıştı.

Öğretmenlikten ayrıldıktan sonra çevirmenlik ve serbest yazarlığı iş edindi. Çalışmalarını Anadolu uygarlığı, halkbilim varlıkları ve Türk dili araştırmaları konularında yoğunlaştırdı. İlk araştırma ve derleme çalışmalarını Karadeniz folkloru ve halk edebiyatı üzerine yaptı. Bu türden halkbilimi konusundaki ilk yazıları Türk Folklor Araştırmaları dergisinde (1948-58) yayımlandı. 1958 yılından itibaren yaptığı araştırma, inceleme yazıları, eleştirileri ve derleme çalışmaları Yelken, Yeni Ufuklar, Türk Dili, Dünya, Soyut, Varlık, Cumhuriyet, Yansıma, Kıyı gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Fatih Sultan Mehmet için, onun döneminden günümüze kadar, yazılan şiirleri derleyerek 1953 yılında “Destanlar İçinde Fatih” adlı bir antolojide yayımladı. Divan edebiyatını inceledi ve Divan şiirinde işlenen değişik konular üzerine araştırmalar yapıp yayımladı. Anadolu kültürü üzerine yaptığı araştırmalar ile Almanca, Latince, Arapça, Farsça gibi dillerden yaptığı çeviriler ilgiyle karşılandı. Yedi Askı şairlerinin ve Hz. Ali’nin şiirlerini Türkçeye kazandırdı. Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü Altın Madalyası sahibiydi.
--reklam--
İsmet Zeki Eyüboğlu Kitapları - Eserleri
Gılgameş Destanı
Anadolu İnançları
Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar
Şeyh Bedreddin Varidat
Nietzsche: Eylem Ödevi
Nutuk
İrticanın Ayak Sesleri
Mevlânâ Celâleddin
İnsanın Boyutları
Anadolu Mitolojisi
Divan Şiirinde Sapık Sevgi
Tanrı Yaratan Toprak Anadolu
Divan Şiiri
Cinci Büyüleri Yıldızname
Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü
Atatürk Devrimleri Işığında Laiklik
Hacı Bektaş Veli
Bütün Yönleriyle Tasavvuf Tarikatlar Mezhepler Tarihi
Anadolu Halk İlaçları
Pir Sultan Abdal
Divan Şiiri
İslam Dininden Ayrılan Cereyanlar
Alevilik-Sünnilik-İslam Düşüncesi
Düşünceleriyle Yaşayan Atatürk
Anadolu Uygarlığı
Anadolu Büyüleri
İslamın Çöküşü
Felsefe Açısından 12 Eylül, Din Boşluğun Egemenliği
Karanlığın Ayak Sesleri: Kadirilik
Uygarlığın Çıkmazları
Bilgelerin Dilinden
Bütün Yönleriyle Kaygusuz Abdal
Varidat
Yoksul Özdeyişleri - Eğlence Sözlüğü
Aşık Sadık (Kara Hüseyin) Şiirler
Maçka
Dilin Kapısı
Toplum Sarsıntıları
Anadolu Gerçeği
Karadeniz Aşk Türküleri
Uygarlığın Işıldakları
Anılar
Bütün Yönleriyle Bektaşilik
Geçmişin Yaşama Gücü
Osmanlıdan Cumhuriyet'e Türk Kadını
Divan Şiirinde Sapık Sevgi
İslamda Bölünmeler Çelişmeler-Refah'ın Tırmanışı
İslamda Bölünmeler Çelişmeler
Türkçe Kökler Sözlüğü
Bâkî
Gelin Canlar Söyleşelim
Çağımızın Çevrintileri
Felsefe Yazıları
Dilin Kemiği
Gülen Anadolu
Sevgi Büyüleri
Atatürk Anadoludur
--reklam--
İsmet Zeki Eyüboğlu Alıntıları - Sözleri
"Geride kalanlara keder miras kalır:
Hayatta kalanlara elem bırakır ölenler." (Gılgameş Destanı)
Kıldan köpri yaratmışsın
Gelsün kullar geçsün deyü
Hele biz şöyle duralım
Yiğit isen geç a Tanrı (Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar)
Anadolu,bütünlüğü içinde, bir tarih sürecidir. Tükenmeye ,boyuna kendi kendine yenileyen,besleyen,geçmişten geleceğe doğru kesintisiz bir ışık ırmağı gibi akıp giden bir süreç. Bugünün araştırmaları sonucu elde edilen eski uygarlık buluntularına, kalıntılarına göre en azından 9 bin yıllık bir tarih gecmişi var Anadolunun. Oysa birtakım Batı ülkelerinden mitosların 2 bin beş yüz yıllık başlangıcı vardır. Özellikle de Roma da böyledir. (Anadolu İnançları)
Sırtını dine, eski inançlara dayayan yönetici azınlık, alanlara dökülüp "açız, ekmeksiziz, sağaltım gittikçe bozulmaktadır, sürünüyoruz" diye bağırışan kalabalıkları "ahlaksızlık"la niteler, yönetime, yürürlükte olan yasalara aykırı davranmakla suçlar; çoluğunu çocuğunu geçindiremeyenlerin direnişlerini yönetimin temelini sarsmaya eğilimli bir girişim olarak gösterir. (Felsefe Açısından 12 Eylül, Din Boşluğun Egemenliği)
Hep senünçündür benüm dünya cefasını çekdüğüm
Yoksa ömrüm var sensüz neyleyeyim dünyayı ben (Divan Şiiri)
Nietzsche, sevdiğini bütün ölçülerin üstünde bir bağlılıkla sever, sevmediğine karşı yine bu aşırı tutumla davranır. (Nietzsche: Eylem Ödevi)
Enbiyâdan yaşarım müstağnî,
Bir örümcek götürür Hakka beni. (Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar)
Bir gün bu Fikri, Türkçe öğretmenimiz Niyazi Tarman’a, derste; Nazım Hikmet’in ne yaptığını sormuştu. Aldığı karşılık şuydu: "Nazım Hikmet hapiste çürüyor oğlum." (Şeyh Bedreddin Varidat)
HIYAR: Hıyâr (yazılışına göre anlamları değişir, bağımsızlık, davranış özgürlüğü, iyilikler, salatalık denen bitki.)dan hıyar (salatalık, islâm hukukunda özgürlük, bağımsızlık, iyilikler). Türkçede yenen bir bitki. Arapçada islam hukukunda özgürlük. (Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü)
Kişi düşündüğünce inanır, inandığınca yaşar, ona karşılmamalı, tanrının soracağını başkaları üstlenmemeli. (Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar)
Benim bu özlemimin gerçekleşmesine olanak yoktur. (Felsefe Yazıları)
Eski dinlerde öküze kutluluk verenlerin en eskisi Sümer dinidir, ya da Anadolu dinleridir. (Tanrı Yaratan Toprak Anadolu)
İnsanın başkasını kendisinde bulmasıdır sevgi. (İnsanın Boyutları)
Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayra
Yoranın da avradını

Münkir münafığın soyu
Yaktı harap etti köyü
Ölüsüne bir tas suyu
Dökenin de avradını

Derince kazın kuyusun
İnim inim inilesin
Kefenin diken iğnesin
Dikenin de avradını

Kazak Abdal nutk eyledi
Yaktı köyü mahveyledi
Sorarlarsa kim söyledi
Soranın da avradını (Türk Şiirinde Tanrıya Kafa Tutanlar)
" Laiklik, devletin inanç sistemleri karşısında yansız kalması, taraf tutmaması ve bireysel özgürlük alanlarında dinsellik adına bile girememesi demektir. Laiklik, aynı zamanda inancın ya da inançsızlığın da bir özgür seçim sonucu olması bireysel özgürlük alanlarının inanç hukuku ile sınırlanmaması demektir. Zaten ancak bu sağlandığında, özgür düşünce ortamından ve böyle bir ortamın ürünü olan demokrasiden söz edilebilir. " (Atatürk Devrimleri Işığında Laiklik)
Galata: ceneviz dilinde "caladdo(iniş,bayır, yokuş)--- italyanca "galata(iniş, yokuş). Ortaçağda istanbulun galata diye anılan bölgesine cenevizliler alış veriş yeri kurmuş birde kale yapmışlardır. Yörenin çok ve yokuş olması dolayısıyla galata ismini almıştır. (Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü)
Said-i Nursi, “ Nur Meyveleri” adını verdiği yazısında şöyle diyor. “Risale-i Nur okumak ve yazmak alim olmak için yeterlidir, başka bir bilgiye gerek yoktur.” (İrticanın Ayak Sesleri)
Gerçekte her şey birdir.

Şeyh Bedreddin (Şeyh Bedreddin Varidat)
Ancak erdemli, doğru, iyi arınmış insan mutlu olabilir. (Bilgelerin Dilinden)
Bütün varlıklar, öz bakımından birlik içindedir, her nesne her nesnede vardır.

Görmüyor musun tohumda bütün ağacın var olduğunu, bütün ağacın o tohumdan oluştuğunu, bunun gibi ağacın ayrıntılarından her birinde tohumun bulunduğunu.

Tohumdan ağaç, ağaçtan tohum oluşmaktadır.

Şeyh Bedreddin (Şeyh Bedreddin Varidat)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/anadolu-inanclari-ismet-zeki-eyuboglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)