# Ankara'nın Ateştir Yolu - İsmail Bilgin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ankara'nın Ateştir Yolu kimin eseri? Ankara'nın Ateştir Yolu kitabının yazarı kimdir? Ankara'nın Ateştir Yolu konusu ve anafikri nedir? Ankara'nın Ateştir Yolu kitabı ne anlatıyor? Ankara'nın Ateştir Yolu PDF indirme linki var mı?  Ankara'nın Ateştir Yolu kitabının yazarı İsmail Bilgin kimdir? İşte Ankara'nın Ateştir Yolu kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ankaranin-atestir-yolu-ismail-bilgin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-02T10:00:20+03:00
- Güncelleme: 2022-04-02T10:00:20+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/02/ismail-bilgin-kimdir-ismail-bilgin-kitaplari-ve-sozleri-191507.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: İsmail Bilgin 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786050821550 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
Ankara'nın Ateştir Yolu Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik... Ama hep çalışkan, hep erdemli...

Bir yanı şair ruhlu, bir yanı vatanı söz konusu olduğunda dinmez bir mücadeleci, sözüne güvenilir bir İslâm büyüğü...

Vatan topraklarına düşmanların ayak basmasına daha fazla dayanamadı Mehmed Âkif. İşgal yıllarında Sebilürreşad dergisiyle yaptığı mücadele de yetmedi ona. İstanbul'da artık rahat edemeyeceği hakikatine sarılarak, oğlu Emin Âkif'le beraber Ankara yollarına düştü. Yeri geldiğinde gizlenerek, yeri geldiğinde at sırtında, yeri geldiğinde trenle, yeri geldiğinde yayan... Yolda karşılaştıkları bağımsızlık mücadelesine baş koymuş dostları ve insanlarla birleşip zorlu bir yolculuk gerçekleştirdi adım adım. İzmit, Eskişehir ve nihayet Ankara...

Milli Mücadele'de verdiği büyük hizmetlerle gerçek bir İstiklal Kahramanı"nı karşıladı Ankara.

Bu, Türk tarihinin en hazin imtihanlarından biri olan Kurtuluş Savaşı yıllarında, memleketi karış karış adımlayıp pek çok yüreğe vatan sevdasını düşüren Mehmed Âkif'in hikâyesi...

Bu, hazin bir şekilde ölüme uğurladığımız Mehmed Âkifler, Emin Âkifler üzerinden; unutulmuş vatan savaşçılarının öyküsü
--reklam--
Ankara'nın Ateştir Yolu Alıntıları - Sözleri
Cenab-ı Hakk, Al-i İmran suresinin 103. ayetinde bize böyle buyuruyor. Şu meşum günlerde parçalanmayalım, bölünmeyelim. Allah'ın indirdigi kitabımız Kur'an-ı Kerim'e sıkıca bağlanalım. Yine bir uçurumun kenarındayız. Bütün kalbimle inanıyorum ki Allah bizi kurtaracaktır; ancak birlik ve dirlik içinde olursak... Kur'an'a uyarsak...
“Baksana kim boynu bükük ağlayan, Hakk-ı hayatın senin ey Müslüman!
Kurtar artık o biçareyi Allah için,
Artık ölüm uykularından uyan.'
Unutmayın, burası Islâm'ın son kalesidir. Bu kale de yıkılırsa, ele geçirilirse, istila edilirse üç yüz milyonun kırık bir ümidi bile kalmayacaktır. Onların ümidi, her şeye ve bugünkü durumumuza rağmen yine bizleriz.
Ya düşmanı yurdumuzdan kovarız yada ölürüz! Bu uğurda şehit veya gazi olmak en büyük payelerdendir. Esaret altında yaşamaktansa toprağın koynuna girmek evladır.
“Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
 Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Lakin, hani, milyonları örten şu yığından, Tek kol da, 'Yapışsam... 'demiyor bir tarafından!
Sahipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır. Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: Telafi edecek bunca zarar var. Feryad ile kurtulması memul ise haykır! Yok yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır! “İş bitti... Sebatın sonu yoktur!” deme, yılma.
 Ey millet-i merhume, sakın yeise kapılma.
"Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah (ruhlar) intikam; Yerde kalmış, na sa benzer kavm için durmak haram Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yok mudur? Yoksa istikbalinizden korkulur, pek korkulur."
Her şeye ve herkese rağmen ben üzüntüye kapılıp karamsar olmam. Aksi hâlde maneviyatım zedelenir. Ben ki gönlünü Hakk'a adamış bir adamım. Ümitsizlik bana asla yakışmaz. Ne ki bu necip millete de hiç yakışmaz. Varsın yurdun her yanını yangınlar sarsın, her taraf mahşer yerine dönsün. İçimizde yeşeren ümitler oldukça kurtuluş yolunu da er geç bulacağız. Ancak şimdi yılgınlık yok! Ümitsizliğe asla yer yok!
16 Mart 1920'de hava ne kadar güzelse Istanbul için o kadar kara bir gündü. İtilaf devletleri artık gemilerdeki askerlerini İstanbul'a çıkartmaya başlıyordu. İlk önce Cağaloğlu'ndaki Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nı bastılar. Ardından Bayezid.Şehzadebaşı Karakolu'na baskın düzenleyerek görevli askerleri şehit ettiler.
"İş bitti... Sebatın sonu yoktur! deme, yılma.
Ey millet-i merhume, sakın yeise kapılma."

Mehmet Akif Ersoy
"Ankara...
Ya Rabbi ne heyecanlı ne helecanlı günler geçirmiştik! Hele Bursa'nın düştüğü gün... Ya Sakarya günleri?
Fakat bir gün bile ümidimizi kaybetmedik, asla yeise kapılmadık. Zaten başka türlü çalışabilir miydik? Ne topumuz vardı ne tüfeğimiz... Fakat imanımız büyüktü.”
Mehmed Âkif Ersoy
Güvenecek,dayanacak tek bir şey vardır ki o da ancak Allah'ın merhameti,Allah'ın inayetidir.
Siz bakmayın işgalci askerlerin şehrin sokaklarında dolaştığına; bu şehrin, bu milletin ruhuna, gönüllerine kelepçe vurabilirler mi? Hayır, asla! Ellerimize kelepçe vurabilirler ama ya yüreğimize? Hayallerimize, Ümitlerimize? Vuramazlar!...
Şimdi düşman boğazımıza hançerini dayamış, son yurdunda milletimizi ve İslam'ı esir etmek istiyor. Eller koştu, biz yerimizde saydık. Birbirimize, 'Ah, vah!' ederek tefrika içinde bölündük. Çalışmadan ilerleyemezsin, geride kalırsın viraneler ülkesine dönersin. Başına akbabalar toplanır, seni durmadan didikler.
"Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı Asrın idrakine söylemeliyiz İslâm'ı!
13 Kasım 1918'den beri sokaklarında, caddelerinde koyu bir keder var. Çünkü İstanbul, İtilaf kuvvetlerinin tahakkümü altında inleyen ve âdeta feryat eden bir şehir oldu.
--reklam--
Ankara'nın Ateştir Yolu İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İsmail Bilgin'in daha önce de Sarıkamış kitabını okumuştum ondaki tutku beni daha çok etkilemişti. Çok bayıldım diyemem sadece bir yol hikayesiydi. Keşke daha çarpıcı ve etkileyici olabilseydi. (Mine UZDEM) 
“Ankara…
Ya Rabbi ne heyecanlı ne helecanlı günler geçirmiştik!
Hele Bursa’nın düştüğü gün.. Ya Sakarya günleri?
Fakat bir gün bile ümidimizi kaybetmedik,asla yeise kapılmadık.Zaten başka türlü çalışabilir miydik? Ne topumuz vardı ne tüfeğimiz.. Fakat imanımız büyüktü.”
-Mehmet Âkif Ersoy (Hamza Aygün) 
Milli mücadele ve Mehmet Akif: Yılgınlık yok!Ümitsizliğe asla yer yok.

 Geçmiş esefin faydası yoktur.Maziden yalnız ibret alınır.

 Bu dünyada hiçbir şeye güvenilmez.Ne servete ne sıhhate ne akla ne ilme ne ahlaka...

 Güvenecek,dayanacak tek bir şey vardır ki o da ancak Allah'ın merhameti,Allah'ın inayetidir.

 Elbette her gecenin bir sabahı vardır.
Milli mücadele yillarinda Mehmet Akif Ersoy' un oğlu Emin Ersoy ve Ali Şükrü Bey ile birlikte, Ankara ya yolculuğunu anlatan, hayatından kesitlerin ve şiirlerinin dahil edildiği bir roman.
Mehmet Akif Ersoy bence yeteri kadara tanınmıyor. Okul yıllarında bize öğretildiği gibi sadece İstiklal Marşının yazarı degil, diğer eserleri ve milli mücadele yillarindaki katkılarının daha iyi bilinmesi gerekir. (《《 T͜͡c٭ Murat Erkan T͜͡c٭》》) 
--reklam--
Ankara'nın Ateştir Yolu PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İsmail Bilgin - Ankara'nın Ateştir Yolu kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ankara'nın Ateştir Yolu PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İsmail Bilgin Kimdir?
1964 yılında Gelibolu'nun Evreşe bucağında doğdu. İlk ve ortaokulu Evreşe'de, liseyi Gelibolu'da bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazandı. Fakülteye devam ederken, iki sene süreyle Türkiye Çocuk dergisinde çalıştı. Daha sonra, mezun olduğu üniversiteye asistan olarak girdi. 1993 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında doktorasını tamamlayarak jeoloji doktoru unvanını aldı.

2000 yılında, akademik hayatını sürdürdüğü İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldı. Hâlen bir kamu kurumunda jeoloji mühendisi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, edebî faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmaları da sürmektedir.

Küçüklüğünden beri okuma yazmaya karşı büyük tutkusu olan yazar, 2000'de Ömer Seyfettin Hikâye yarışmasında İstanbul Depremi’ni anlattığı “Ne Oluyor Dendiği Zaman” adlı hikâyesi ile birinci oldu. Bu tarihten itibaren artan bir gayretle yazı hayatını sürdüren İsmail Bilgin, 2014'te Eskader tarafından tarih dalında "Kut’ül Amare" romanıyla; 2015'te de Yazarlar Birliği tarafından tarihî roman dalında ilk defa verilen büyük ödüle Çanakkale Romanları/Araştırmaları sebebiyle layık görüldü. Daha çok yakın tarih konularını, özellikle de 1. Dünya Savaşı dönemini ele alan eserlerle çocuklarda tarih bilincinin oluşmasına katkıda bulunmak için tarihî hikâyeler ve gençlik romanları yazdı ve yazmaya devam ediyor.
--reklam--
İsmail Bilgin Kitapları - Eserleri
Sarıkamış
Medine Müdafaası / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa
Kut'ül Amare
Kuşçubaşı Eşref
57. Alay Çanakkale
57. Alay Filistin
Çanakkale Destanı
Elveda Balkanlar
Gelibolu
57. Alay Galiçya
Diriliş / Osmanlılar Geliyor
Sütçü İmam - Kahramanmaraş
Safiye Hüseyin
Zenci Musa
Şerife Bacı / Kastamonu
Şahin Bey / Gaziantep
Çanakkale'ye Gidenler
Küçük Yusuf / İstanbul
Çanakkale'nin İsimsiz Kahramanları
Hasan Tahsin / İzmir
Ankara'nın Ateştir Yolu
Onbaşı Nezahat / Kütahya
İpsiz Recep / Karadeniz
Çanakkale İçinde Vurdular Beni
Yörük Ali Efe / Aydın
Fatma Seher Hanım / Erzurum - İzmit
Binbaşı Emire Ayşe / Aydın
Sultan Alparslan
Mehmet Fazıl Paşa
Kara Yılan / Gaziantep
Kurtuluşa Koşanlar
Kambur Kerim / Adapazarı - Eskişehir
Kudüs’teki Son Osmanlı
Asker Saime / İstanbul - İzmit
Cafer Efe / Soke
Casus Mehmet / Tarsus
Ahmet Hulusi Efendi / Denizli
Tayyar Rahime / Osmaniye
Hamdi Bey / Eceabat
Hatice Bacı / Pozanti
Evliya Çelebi'nin Maceraları
Yahya Kaptan / İzmit
Gizemli Ok
Kurtuluş Savaşı Hikayeleri
Alparslan'ın Akıncısı Alperen - Saklı Hazine
Özgürlük Savaşı
Fetih Yolunda
Cesur Hemşire
Gizli Görev
Esirler Kalesi
Esrarengiz Bilgin
Çanakkale Tufanı
Cezeri
Tarihimizi Yazanlar
Çaka Bey
Biruni
Ayrılmaz İkili
Alparslan'ın Akıncısı Alperen - Oyunun Sonu
İngiliz Kıskacı
Deli Dumrul
Evliya Çelebi Maceraları / Hazarfen Ahmet Çelebi Uçuyor
Bedeli Çanakkale’de Ödenmiştir
Destan Yazanlar
Kayıp Ferman
Çanakkale Savaşı Günlüğü
Harizmi
Zafer Getiren Mayınlar
Korkusuz Pilot
Osman Gazi / Aşiretten Beyliğe
Oruç Reis - Kahraman Türk Denizcileri
Tepegöz
Oğuz Kağan Destanı
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 3. Kitap / Azak Kalesi'nin Fethi
Denizaltıyı Vuran Kahraman
Düşmana Göğüs Gerenler
Dünyayı Sırtlayan Yiğitler
Orhan Gazi / Beylikten Devlete
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 8. Kitap / Mısır Piramitlerinde
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 10. Kitap / Hollanda Macerası
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 4. Kitap / Kırım’ın Buzlu Denizi
Düşmana Korku Salanlar
Esaretten Kurtulan Nefer
Ertuğrul Gazi / Aşiretten Beyliğe
Barbaros Hayreddin Paşa - Kahraman Türk Denizcileri
Kemal Reis - Kahraman Türk Denizcileri
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 1. Kitap / Marmara Korsanları
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 7. Kitap / Bağdat Çekirgeleri
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 6. Kitap / Dicle Serüveni
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 5. Kitap / Eşkıya Peşinde
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - Çalınan Ferman
Evliya Çelebi Mecaraları / Çocukluğu Ve Rüyası
Evliya Çelebi Maceraları / Siyah Lale'nin Peşinde
Evliya Çelebi Mecaraları / Karadenizde Fırtına
Evliya Çelebi Mecaraları / Marmara Korsanları
Masal Ormanı
Sihirli Nar
Evliya Çelebi Mecaraları / Balkanlarda
Denizlerin Ejderhası - Turgut Reis
Kara Mürsel Reis(Kahraman Türk Denizcileri)
Umur Bey-Kahraman Türk Denizcileri
Piri Reis - Kahraman Türk Denizcileri
Bamsı Beyrek
Battal Gazi
Boğaç Han
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu
Çelebi Mehmet
Evliya Çelebi Mecaraları / Buz Tutan Denizde
Mehmet Kamil
Mehmet Nuri Efendi - Kurtuluşun Kahramanları 3
Anadolu ve Balkanlara Vurulan Mühür Yıldırım Beyazıd
Evliya Çelebi Mecaraları / Edirne'de
Satuk Buğra Han Destanı
Uluç Reis
Büyük Türk Gezgini Evliya Çelebi’nin Dünya Turu - 9. Kitap / Foncistan Yolunda
Evliya Çelebi Mecaraları / Afrika Ormanlarında
Evliya Çelebi Mecaraları / Yol Kesen Kara Haydaroğlu
Kurtuluşun Kahramanları 2 (10 Kitap)
KURTULUŞUN KAHRAMANLARI 3
Halide Edip
Küçük Şükriye
Mehmet Nuri Efendi
Onikiler
Tülütabaklar
Tek Kurşun Atmadan
Taş Bebek
Devletten İmparatorluğa Sultan 1.Murad
Buz Adaları
Kuşların Dilinden Hikayeler
Kelile ile Dimne'den Aslan ile Tilki
Evliya Çelebi Mecaraları / Piramitlerdeki Hazine
Seydi Ali Reis - Osmanlı'nın Hint ve Mısır Donanmalarının Kaptanı
Çanakkale'nin Kahramanları Set 1
Sarıkamış
Evliya Çelebi - Buz Adaları
Evliya Çelebi Mecaraları / Bitlis Diyarında
Evliya Çelebi Mecaraları / Foncistan'da
Evliya Çelebi Mecaraları / Ege Macerası
Evliya Çelebi Mecaraları / Ferman Peşinde
Evliya Çelebi Mecaraları / Gelibolu'da
Evliya Çelebi Mecaraları / Diyarbakır'a Kelekle Yolculuk
Evliya Çelebi Mecaraları / Bağdat'ta
Fatih Sultan Mehmet
Evliya Çelebi Mecaraları / Mısır Çöllerinde
Evliya Çelebi Mecaraları / Battal Gazi İstanbul´da
Hasret Hikayeleri
--reklam--
İsmail Bilgin Alıntıları - Sözleri
Düşenin dostu olmazmış…Doğru ,çok doğru bir söz. (Kut'ül Amare)
"Bakalım gelecek günler kimi haklı çıkaracak göreceğiz.. " (57. Alay Çanakkale)
Mehmed Akif'in dudakları kapır kıpır duadaydı. Sık sık dua ederdi. Namazlarını hiç aksatmaz,vakit geldi mi hemen yer ve mekân tanımaksızın namaza dururdu. Kumluk, taşlık, çimenlik onun için fark etmezdi. Çok görmüştü, kuru katılaşmış kum tabakaları üzerinde namaz kıldığını ve alnında pek çok kum tanesiyle namazına son verdiğini. (Zenci Musa)
- Yiğit şu hançerini bana sat,
-Olmaz
-İyi fiyata alırım
-Olmaz dedim ya, bizde silah satılmaz . Silahsız yiğit çıplaktır, bilmez misin ? Çekil yolumdan!
-Omzundaki Şahini sat o zaman.
-Olmaz dedim ya . Biz dostlarımızı da satmayız.
-Şahin’den dost mu olurmuş .
-Olur ya ... Haydi çekil şimdi yolumdan! (Diriliş / Osmanlılar Geliyor)
Orta Asya ülkeleriyle de ilişkileri iyi... Rusya ile aralarını bozduk ama şimdi adeta ittifak halindeler. S-400 füzelerini almak için çalışıyorlar. Korkarım en büyük kozumuz da elimizden alınacak."

"Neymiş o koz?"

“NATO olarak füze sistemiyle sizi koruyoruz diyorduk. Onlar şimdi ilk defa kendi milli füze sistemlerini geliştiriyorlar. Üstelik bunları terör örgütleriyle savaşırken yapıyorlar." (Zenci Musa)
Çeşmeye yaklaştığında, arkadaşlarının su içmek isteyen bir taşladıklarını görmüştü. Köpek bu taşlardan korunmak için acı acı havlayarak kaçıyordu. Arkadaşları yavruyu taşlamaya devam ediyorlardı.bu hareketini gören Hasan onlara çıkıştı:
-Ne yapıyorsunuz, rahat bırakın o köpeği!
-Sen Karışma!
-Niye karışmicakmışım, o da su içmek istiyor?
-o içemez.
-neden içemezmiş ?
-içtikten sonra içebilir.
-Siz içtiniz ya...
-olsun, o köpek su içemez.
-Birgül demiş ve daha sonra arkadaşları ile köpek için kavga bile etmiş.
 Ama neticede köpek çeşmeden su içememişti. Hasanda yavruyu alıp ona bir kapta su vermişti. Kana kana su içen Köpek teşekkür etmek etmek ister gibi Hasan'ın karşına geçip tatlı tatlı havlama havlayıp Durmuştu. (Çanakkale İçinde Vurdular Beni)
Gönüllerde, yüreklerde açan yaralar da kabuk bağlar mı? (Zenci Musa)
Yaran ağır değil. Çabuk iyileşirsin bak sen de gazi oldun
-Arkadaşlarım daha yüksek bir rütbeye kavuştular.Lakin ben ulaşamadım
Hasan hoca anlamamış gibi sordu:
-Neymiş o rütbe
-Şehitlik (Gelibolu)
"Sonrada adamların dikkatini dağıtmak için; asıl siz kim oluyorsunuz da bize hesap soruyorsunuz." (Fatma Seher Hanım / Erzurum - İzmit)
Gönlüm yine bir afet-i hicrana dolaştı
Sevda'yı muhabbet başıma gör neler açtı
Bu hal-i perişanıma düşman bile şaştı
Yine sevda'yı muhabbet gör neler açtı... (Sarıkamış)
Pirincin içindeki siyah taşlardan değil beyaz taşlardan kork. (Sultan Alparslan)
Çanakkale boğazı ile izmir körfezinin kapatılması için hazırlık emri verildi. (Çanakkale Savaşı Günlüğü)
Dikkatlice ellerime bakardım, defalarca parmaklarımı sayardım; bir, iki, üç, dört, beş. “Tamam” derdim içimden. Sonra diğer elimin parmaklarını sayardım. “Bir, iki, üç, dört, beş parmaklarım tamam” derdim. Gizli bir sevinç yaşarken, gözlerimin önünde elini, kolunu, bacağını, gözünü, kafasını yitirenler bitiverirdi. O zaman içimde büyük tezat yaşar, sevincim kursağımda kalır, derin kederler içinde kaybolurdum. (57. Alay Galiçya)
Herkes adamın gösterdiği yere baktı.
-Fransız karakolunda bir Türk bayrağı.
-Bayrağımız sallanıyor.
-Bakın bakın.
-Bayrağımız dalgalanıyor.
-Hem de düşman karakolunda! (Küçük Yusuf / İstanbul)
Olaylar çok hızlı gelişti.. (57. Alay Çanakkale)
Allah her şeye kadirdir. (Elveda Balkanlar)
Şimdi düşman boğazımıza hançerini dayamış, son yurdunda milletimizi ve İslam'ı esir etmek istiyor. Eller koştu, biz yerimizde saydık. Birbirimize, 'Ah, vah!' ederek tefrika içinde bölündük. Çalışmadan ilerleyemezsin, geride kalırsın viraneler ülkesine dönersin. Başına akbabalar toplanır, seni durmadan didikler. (Ankara'nın Ateştir Yolu)
İnanmış dört adam bütün dünyayı etkiler. İnanmak, bir davaya inanmak her işin başıdır. (Kuşçubaşı Eşref)
Osmanlı hükümeti, harbiye nezaretinin 1.Ordu dahilinde bir müstakil süvari tugayı kurulması için emir verdi. (Çanakkale Savaşı Günlüğü)
"Ailelerinden, vatanlarından uzaktaki bu adaya getirilenler, yaklaşık altı yüz yıldır köklü ama şimdilerde ayakta ölmeye başlamış bir çınarı andıran devletin evlatları, ilk defa esareti tadıyor, bu esaret rüzgarının esmesiyle, içlerinde yeşillenen ümit yaprakları titriyordu." (Medine Müdafaası / Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ankaranin-atestir-yolu-ismail-bilgin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)