# Arkası Mutlaka Gelir - Ayşegül Devecioğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Arkası Mutlaka Gelir kimin eseri? Arkası Mutlaka Gelir kitabının yazarı kimdir? Arkası Mutlaka Gelir konusu ve anafikri nedir? Arkası Mutlaka Gelir kitabı ne anlatıyor? Arkası Mutlaka Gelir PDF indirme linki var mı?  Arkası Mutlaka Gelir kitabının yazarı Ayşegül Devecioğlu kimdir? İşte Arkası Mutlaka Gelir kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/arkasi-mutlaka-gelir-aysegul-devecioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-17T17:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-10-17T17:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/17/aysegul-devecioglu-kimdir-aysegul-devecioglu-kitaplari-ve-sozleri-335648.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ayşegül Devecioğlu 
 Derleyen: Müge Gürsoy Sökmen 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9786053162087 
 Sayfa Sayısı: 120 
--reklam--
Arkası Mutlaka Gelir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Mırıltı kesintisizdi. Çok uzaklardan geliyordu; sanki durmadan yağmur yağan, yine de suyun aç toprağı beslemeye yetmediği bir yerden... Bazen bir yakarışa, bazen ağlamaya, bazen inlemeye benzeyerek uzayıp gidiyordu. Şimdiye kadar duyduğu bütün seslerden farklıydı. İnsan aklının sınırları içinde düşünmüştü; mırıltı yaralı toprağı yatıştırmaya, sakinleştirmeye mi çalışıyordu? Sonra yanıldığını anladı. Yeni gelenlerin kulaklarına fısıldanan kindar bir ninniydi bu, anlatılmaz, dile gelmez yıkımların dehşetli ezgisi.”
Yedi öyküyü bir araya getiren Arkası Mutlaka Gelir, Ayşegül Devecioğlu koleksiyonunun yedinci kitabı.
--reklam--
Arkası Mutlaka Gelir Alıntıları - Sözleri
Yine de sürüklendikleri sonsuz hiçlik içinde bulabildikleri yegâne yol buydu: Her şeyin yolunda olduğuna inanmak...
..,her şeyin bizim olağan, doğal kabul ettiğimiz tarzda sürüp gitmesi de zaten başlı başına bir tuhaflık, hatta felaket değil mi?
Günümüzde en garip, en acayip olaylar bile doğal karşılanır oldu. Yaşlıların dediği gibi dünyanın çivisi çıktı. İklim felaketleri taş üstünde taş bırakmıyor, doğada da insana dilini tutturan gariplikler gözlenmeye başladı.
İçimizde yenilgilerin, ölümlerin eziyet verici anılarıyla kendi köşemize çekilmiştik. Artık herhangi bir umudumuz ya da bizi gönendirecek bir zafer beklentimiz olmadan ölümün yolunu gözlüyorduk. Korkuyordukta ölümden.
Kendimi farklı görme isteğime rağmen, diğerleri gibi benim de derdimin erkekliğimi bana kazandıran her neyse onları bir bir kaybetmek olduğunu görebiliyordum tabii. İnsan herkesi kandırsa da kendini kandıramaz.
Demek ki, diyordum, erkekler yaşlanınca çevresinde ailesi de olsa yalnızlığa mahkum oluyor. İnsanın eşi dostuyla bile giderilmeyen hatta daha da artıp yoğunlaşan bu yalnızlık ne menem bir şeydi?
Karım öleli yedi yıl olmuştu. Bir kadını hayal bile edemiyordum artık. Nasıl bir şeydi kadının sesi, teni, yumuşaklığı? Öyle uzun bir zamandır yalnız yatıyordum ki, birine değecek olsam tuhaf bir yaratığa dokunmuş gibi sıçratabilirdim. Bana öyle geliyordu ki dokunulmamaktan derim de sertleşmişti.
Gerçi çok başlılık ülkede hiç de hoş karşılanan bir durum değildi. Bütün kurumlar Başkan'a bağlanmıştı, kim kaç lira vergi ödeyecek, kupon araziler kime verilecek, hangi orman dümdüz edilecek, hangi nehir kurutulacak, ülkenin parası hangi çılgın projeye harcanacak o belirliyor, zırt pırt çıkardığı kararnamelerle taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmıyordu. Hatta ülkedeki kadınların kaç çocuk doğuracağına, insanların sigara içip içmeyeceğine kadar uzanıyordu kendine tanıdığı yetki.
İkisinin de alabildiğine iyimser insanlar olduklarını söyleyebiliriz. İçinde bulundukları akıl almaz durumda iyimserlik pek işe yaramasa da. Yine de sürüklendikleri sonsuz hiçlik içinde bulabildikleri yegâne yol buydu: Her şeyin yolunda olduğuna inanmak ...
Ama insan bazen birkaç dakika süren bu sahte mutluluk anlarına nasıl da bel bağlıyor.
--reklam--
Arkası Mutlaka Gelir İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Arkası Mutlaka Gelir, içinde 7 öykü barındıran bir Ayşegül Devecioğlu kitabı.
Devecioğlu, yakından takip ettiğim bir yazar.
Ayşegül Devecioğlu, ister öykü ister roman yazsın, güncel ya da güncel olmayan, (geçmişte ülkeyi derinden etkilemiş) siyasi meselelere
 değinmekten kaçınmayan bir yazar.
Yaşlılığın Tehlikeleri, tahmin edilebilir bir olay örgüsüne sahip olmasına karşın oldukça etkileyici bir öyküydü benim için.
Görme Biçimleri adlı öykü Berger’in “ düşündüklerimiz ya da inandıklarımız görüşümüzü belirler” düşüncesinden yola çıkılarak yazılmış hoş bir öyküydü.
Avcı yine beğendiğim bir öykü oldu.
Tek Başlılığın Anatomik Eleştirisi adlı öyküye ısınamadım.
Öyle ya da böyle okunası bir yazar benim için Ayşegül Devecioğlu. (Özlem Akbaş) 
Başka Aşklar öykü kitabı ile ilk defa okumuştum Devecioğlu nu. Bu okudugun ikinci öykü kitabı yine öyküye, öykülere başlar başlamaz bir an önce sonunu getirmem için elinizden bırakmadan okuyabiliyorsunuz. Gerçek olaylarla birlikte yaratılan kurmacayi. Ve gerçeklikle kurmaca arasında yaratılan öykülerin sarsiciligini, sorgulayiciligini göreceksiniz.
Hepsi birbirinden iyi 7 öykü den oluşuyor ve 2020 de yayınlanmis kitap. Içinde John Berger de var. 70 li yıllarda yaşanan dönemin toplumsal olayları da. Ayşegül Devecioğlu nun tüm kitapları okunmayı hak ediyor ve okuyacağım da. (Mehmet Emin Çiçek) 
Arkası Mutlaka Gelir Ayşegül Devecioğlu'nun okuyucu ile buluşan son öykü kitabı. Kitap yedi öyküden oluşuyor.

İlk öykü olanAvcı'da kelimelerin peşine düşen bir kadının hikayesini okuyoruz. Etrafından duyduğu kelimeleri avlayan bir kadının öyküsü.

Görme Biçimleri öyküsünde John Berger'in Görme Biçimleri kitabı üzerine bir metin hazırlayacak olan kadın var. Düşündüklerimiz ve inandıklarımız, görüşümüzü belirler diyordu Berger. John Berger'in görme biçimlerinden yola çıkan bir hikaye.

Tek Başlılığın Anatomik Eleştirisi ülkemizde doğan çift başlı mucize bir bebeğin devlet meselesi haline gelişinin ve yaşananlar ile günümüz Türkiye'sine ve dünyaya eleştirel bir bakışın öyküsü.

Rüyada, dışarıdan ideal bir çift olarak görünen, örnek bir evliliğin içten içe küflenişinin, çürümesinin trajik bir sonla bitişinin öyküsü. Aslında failsiz bir cinayetin öyküsü demek yanlış olmaz.

Yaşlılığın Tehlikeleri, ömürlerinin son demlerinde karşılaşan iki yaş almış erkeğin öyküsü. Yaşlılığın beraberinde getirdiği zorluklar , yalnızlık. Bu iki adam son zamanlarında kurdukları dostluklarının geçmişlerinden nasıl etkileneceğinden habersiz bir yola çıkarlar.
Onları bekleyen dramatik son aynı zamanda eski hesapların hala kapanmamış olduğunun da göstergesi.

Edebiyat Dersleri adlı öykü ise tam anlamıyla hem ironik hem de trajikomik bir öykü. Bir yazarın fark etmeden edebiyat uğruna bir suça karışmasının hikayesi. Aslında belki ava giderken av olanın öyküsü de demek yanlış olmaz.

Arkası Mutlaka Gelir aynı zamanda bu güzel öykü kitabının hem adı hem de son öyküsü. Bir yazar ve yarattığı kahramanlarının öyküsü de diyebiliriz. Yazarına sürekli mırıldayan, okuyucunun ise akıbetlerini merak ettiği kahramanların yazarlarıyla ilişkilerinin hikayesi, aynı zamanda yazarın ilk öykü kitabının ilk öyküsüne dönüş yaptığı bir öykü.

Ayşegül Devecioğlu öyküleri ile tam bir Türkiye alegorisi oluştururken, hem günümüz hem de geçmişte yaşanmış, yıllar sonra bile hesaplaşması bitmemiş olaylara da parmak basıyor. Söylenemeyenleri söylüyor. Bir araya gelemeyecekleri bir araya getiriyor.

Okuması keyifli bir öykü kitabıydı. Ben severek okudum. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar. (Filiz) 
--reklam--
Arkası Mutlaka Gelir PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ayşegül Devecioğlu - Arkası Mutlaka Gelir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Arkası Mutlaka Gelir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ayşegül Devecioğlu Kimdir?
Ayşegül Devecioğlu (d. 1956) Türk yazar.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde eğitim gördü fakat eğitimini tamamlamadan ayrıldı. Üniversite yıllarında Devrimci yol hareketine katıldı.[1]. 1976'da Behçet Dinlerer ile evlendi, Ali Fuat adına bir oğulları oldu. 1986'dan sonra gazete, dergi ve televizyonlarda çalıştı. Çeşitli dergilerde makaleleri, denemeleri yayımlandı. İlk romanı Kuş Diline Öykünen, 2004yılında yayımlandı. 2007'de yayımlanan ikinci romanı Ağlayan Dağ Susan Nehir ile Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı. İstanbul'da yaşıyor.
--reklam--
Ayşegül Devecioğlu Kitapları - Eserleri
Ağlayan Dağ Susan Nehir
Güzel Ölümün Öyküsü
Kuş Diline Öykünen
Arkası Mutlaka Gelir
Kış Uykusu
Başka Aşklar
Ara Tonlar
--reklam--
Ayşegül Devecioğlu Alıntıları - Sözleri
Herkes piçe pislik yapmak için birbiriyle yarışıyor. Anasından emdiği sütü burnundan getiriyorlar piçin, kan kusturuyorlar. (Güzel Ölümün Öyküsü)
Herkes, herkes gibi olmayanlara gözdağı vermek için uyduruldu. (Ara Tonlar)
“İçimde susturmaya çalıştığım bir ses çoğalmaktaydı.” (Ağlayan Dağ Susan Nehir)
Geriye kalan yalnızca dilsiz günlerin tortusuydu. (Başka Aşklar)
Utanır, suçlu gibi küçülür, ezilir büzülür evlatlarını yediremeyen, giydiremeyen, yüzlerini güldüremeyen analar! (Kış Uykusu)
Bazen hayat öyle karmaşık gözükür ki, içinden çıkmak zorlaşır. Halbuki olup bitenler çoğunlukla göz önündedir, ama hep aynı seviyeden bakınca bir şey görmek mümkün olmaz. Yine de çoğu kişi gözünü uydurduğu delikten hayata bakmaktan vazgeçmez. Kıpırdamadan durur ve manzaranın değişmesini, daha doğrusu değişmemesini bekler. (Ara Tonlar)
Yine de sessizliğin içi boş değil. Yetimhane de, zoraki gece sessizliğinde dünyanın altını üstüne getirmeye hazır, geçmişsiz, geleceksiz yarı deli bir çocuk sürüsünün haykırışları gizli. (Güzel Ölümün Öyküsü)
“..unutmak hem de hatırda tutmak mümkün olabilir mi? Birlikte?” (Ağlayan Dağ Susan Nehir)
Ölümden değil hayattan kaçıyorlar. (Başka Aşklar)
İbrahim, Hüseyin... Necmi... Bir zamanlar okullarda, mitinglerde, mahallelerde gördüğü yüzlerce genç, çoğu ya ölmüş ya hapisteydi şimdi. Kendilerinden geleceğe ne kalacaktı? Onları kim hatırlayacaktı? Geriye ne kalmıştı! Ne kalacaktı! Naif, masalsı anlatılar mı!? Etleriyle, kanlarıyla yaşadıkları gerçek masala mı dönüşecekti? (Kuş Diline Öykünen)
Bu işin sonunda ölüm var! (Güzel Ölümün Öyküsü)
Yanan ormanlar, köyler, ahırlarında diri diri yakılan hayvanların sesleri uzaktaydı; ama yanık kokusu, büyük yıkımların o akıl sır ermez yollarını izleyerek kilometrelerce uzaklıktan gelip her şeyin içine işliyordu; ipliklere, boyaya, kumaşa... Çamaşırlardan gelen kokuyu ümitsizce içine çekti, bin kez yıkasa da onları arıtamayacaktı; koku kafalarının içindeydi; beyinlerine girmiş, ciğerlerine işlemişti... (Başka Aşklar)
“Bir kedi hiç sebepsiz neşelendirebilir insanı...” (Kış Uykusu)
Sonra o karanlık, daracık, pis kokulu kuytuda, bu kez isyanla öfkeyle sordu kendisine: Toplumsal belleğin uyanmasını sağlayacak, uyuyan canavarın önüne atılacak kemik bu mu?
Onlardan geriye sadece bu mu kalacaktı! Hain pusularda, kan uykularda, vurulduk ey halkım unutma bizi! (Kuş Diline Öykünen)
Ocaktan kor alıp bassaydı gözlerine de, kızının yanında gözyaşı dökmeseydi! (Kış Uykusu)
Ama ışık yanan her ev şenlikli mi ya! (Kış Uykusu)
Her şey, herkes diğerlerinin nefes almasına engel olmuyormuş gibi, içine tıkıldıkları bu deliğin perişanlığını mazur gösterebilecek bir şeyler arıyor, kafasının içinde amaçsızca dönüp duran zavallı kelimeler yığınından utanç ve telaş içinde sözcükleri bulup çıkarıyordu. (Başka Aşklar)
Yaşamın kederli soluğunu içine çektiğinde, günün daha şimdiden kendini belli eden boşunalığı. (Güzel Ölümün Öyküsü)
İçi çabucak yeniden kararıyor. Gökyüzünün şimdi mavi olmasına aldanmamalı diye düşünüyor. Kararabilir, kızarabilir, yeşile hatta mora bile dönüşebilir. Gökyüzüne güven olmaz. Başının üstünde bir dam yoksa gökyüzüne güvenmeyeceksin. Denizle ilgili bilgileri ise taa eskiye uzanıyor. Tek gözü cam olan öğretmenin deniz suyu doldurulmuş bir şişeyle sınıfa gelip, deniz suyunun göründüğü gibi mavi değil, kül rengi, kirli bir su olduğunu anlattığı güne kadar uzanıyor. Emenike şişeye doldurulan şeyin artık deniz olmadığını biliyor. Deniz olmayan şeyin rengi umurunda değil. (Güzel Ölümün Öyküsü)
Perileri tutsak etmenin yolu elbiselerini saklamaktır. Mucizenin yaratıklarını özgürlüğe masallar kavuşturur. (Ağlayan Dağ Susan Nehir)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/arkasi-mutlaka-gelir-aysegul-devecioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)