# Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 - Ertuğrul Mavioğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 kimin eseri? Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 kitabının yazarı kimdir? Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 konusu ve anafikri nedir? Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 kitabı ne anlatıyor? Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 PDF indirme linki var mı?  Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 kitabının yazarı Ertuğrul Mavioğlu kimdir? İşte Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/asilmayip-beslenenler-bir-12-eylul-hesaplasmasi-1-ertugrul-mavioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-02T11:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-02T11:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/02/ertugrul-mavioglu-kimdir-ertugrul-mavioglu-kitaplari-ve-sozleri-260288.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ertuğrul Mavioğlu 
 Yayın Evi: İthaki Yayınları 
 İSBN: 9789752732780 
 Sayfa Sayısı: 350 
--reklam--
Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Türkiye'nin üzerine bir kabus gibi çöken 12 Eylül cuntasının mimarı Kenan Evren, 3 Ekim 1984'te Cumhurbaşkanı sıfatıyla Muş'ta yaptığı konuşmada, altında imzası olan 48 idamı göğsünü gere gere savunuyor ve "Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?" diye soruyordu.
Asılanların sayısı, emir telakki edilen bu konuşmanın hemen ardından 50'ye yükseldi. Peki cuntacı başının deyimiyle ‘beslenenler' ne durumdaydı? Yasaklar yüzünden kimsenin yüzlerini göremediği, hapishanelerdeki on binlerce genç insan, bu süreçte neler yaşıyordu?

--reklam--
Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 Alıntıları - Sözleri
Bu ülkede ‘beterin beteri var’ diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretiyorlar, oysa biz, iyi olanın yanında olmayı ne çok isterdik.
"Bu ülkede beterin beteri var diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretiyorlar, oysa biz, iyi olanın yanında olmayı ne çok isterdik."
Bir hamile arkadaş elleri arkasında kelepçelenerek doğuma götürülmüş, orada da sorgulanmıştı. Hamile olmanız, çocuk olmanız, genç ya da yaşlı olmanız karşılaşacağınız uygulama açısından size herhangi bir ayrıcalık tanımıyordu. Devlet, işkence konusunda cinsiyet ayrımını pek dikkate almıyordu. Kadın-erkek eşitliği işkencede sağlanmıştı...
Normal koşullarda hiçbir insan başkasının yanında soyunmak istemez. Bunun üzerine saldırırlar. Üzerinde hiçbir şey olmadığı bilinir ama ona rağmen çırılçıplak kalıncaya kadar zorla soymaya devam ederler...
Cinsel bir şiddetti bu.
Kitaplarımız, bir gece vakti, gözümüzün önünde varillere dolduruldu ve yakıldı. Kitapların, büyük yağ varillerinin içinde yanması saatler aldı. Gece boyu içimiz ezilerek, yanan kitapların dumanını kokladık. Ekim ayının soğuk bir gecesiydi. Askerler, alevlerin karşısına geçip ellerini ısıttılar.
"Ateş düştüğü yeri yaktı. 12 Eylül'ün ardından cezaevlerinde işkence ve direnişler sonucu meydana gelen ölümler, hiç kuşkusuz ölenlerin ailelerine ve arkadaşlarına sonsuz acılar yaşattı. Fakat ardı arkası kesilmeyen ölümler, istatik değerler haline dönüştükçe içselleşti ve daha kolay kabullenildi. Sık sık dile getirilen 'istikrar' ve toplumdan beklenen 'uyum süreci' tam da böyle bir şeydi; gözaltıların, tutuklamaların, tarlalara dizilen ölülerin ve duvarların ardından gelen ölüm haberlerinin sıradanlaşması... Anormal süreçlerin ürettiği tüm bu acılar cenderesinde bile normalleşme sağlanmıştı işte... Ve bir başka nokta; dört duvarın ardında uygulanan yoğun şiddet, geleceği de ipotek altına aldı."
Bazı açlık grevlerinde hücre mazgallarımızın önüne köfteci tezgahı getirip köfte kızartmışlardı. Mazgal deliğini açıp kokuların içeri gelip bizi etkilemesi için özel olarak uğraşmışlardı. Hastanedeyken başımızın ucundaki komodinin üzerine kokusu tüten sıcak yemekler bırakıyorlardı. O kadar saygısız ve iğrençtiler. Bu numaralar direniş boyunca çeşitlenerek ve artarak devam etti.
Şimdi nasıl "terör suçlusu" tanımını icat ettilerse o zaman da siyasi tutsaklara askeri statü getirerek 13-1 talimatnamesi adı altında askeri kuralları dayatmışlardı. Her dönem saldırmak için bir gerekçe uyduruldu.
"Türkiye hiçbir konuda Avrupalılaşamasa da işkence yöntemleri ve cezaevleri ile artık Avrupalı sayılabilirdi."
" Elinizdeki kitabın, haksızlığa, adaletsizliğe, acılara, işkenceye ve kitlesel ölümlere sırtını dönmeyi becerebilenlere katabileceği pek bir şey yok. Çünkü o pek bilinen deyimdeki gibi, "Duymak istemeyenden daha sağır, görmek istemeyenden daha kör kimse bulunamaz." "
--reklam--
Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Asılmayıp Beslenenler: Devlet bir sobadır yakıtı da İnsandır.Yaş,kuru ayrımı yapılmadan insanlar yakılacaktır ki soba sönmesin.
Cengiz Aytmatov(Rusya'nın Sovyetler dönemindeki anlayışını temsilen söylemiştir)

12 Eylül cuntasının toplumsal tahribatının sonuçlarını istatistiki veri olmaktan çıkaran ve o günleri yaşayanların tanıklığına dayanan bu sözlü tarih çalışması, hem kurumsallaşmış işkencenin dehşetini hem de insanlığın tarihsel onurunu gözler önüne seriyor.

Yalnızca hainleri değil, bir bütün olarak toplumu ve gelecek kuşakların siyasal bilincini yok etmek adına tankla topla devreye sokulan bu örgütlü kimliksizleştirme politikasının başarıya ulaşan ve her şeye rağmen yenilgiye uğrayan yönlerini açıklıkla ortaya koyuyor.

Sesini her yükseltenin terörist olarak yaftalanması, insanlıkdışı hapishane koşulları, hak gaspları, işkenceler ve ödüllendirilen işkenceciler... Bütün bunların normalleştiği ve kanıksandığı Türkiye tarihinin son elli yılındaki devlet geleneğini ve bu gelenekteki sürekliliği gözler önüne seren Asılmayanların yaşadıkları, toplumsal hafızayı diri tutarak dünle bugünün bağını güçlendiriyor.

Asılmayıp Beslenenler, unutuşun zindanlarına terk edilmek istenen hakikatin güneş misali her sabah yeniden doğuşunun kitabı.

(Tanıtım Yazısından)

Sanırım bu sözler bu eseri tanıtmak için yeterlidir. Dileyen, ruhu kaldırabilecek olan bireylere tavsiye ederim. (Prens Mişkin) 
--reklam--
Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ertuğrul Mavioğlu - Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1 PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ertuğrul Mavioğlu Kimdir?
1961'de Adapazarı'nda doğdu. Kendi kuşağının bütün çocukları gibi hızlı büyüdü. 1978'de kazandığı İİATİA Gazetecilik Yüksek Yüksek Okulu'ndan 8 yılda mezun olmasının vebali, 12 Eylül'ün boynundadır. Şimdilerde gazetecilik yapıyor. Öncesinde iki kez hapse girdi. 1980-1984 arası, cuntanın en pervasız yıllarını içeride geçirdi. Dört yıl sonra döndüğünde; adını bile değiştirdikleri okulunu, duvarlarını yazıladığı kentin sokaklarını, sokaklarda yürüyen insanları ve eski arkadaşlarını tanımakta zorlandı. İçinden darbe geçen ülkesine bir daha hiç alışamasa da, onu asla bırakamadı. Üç yıl serbest dolaştı; yetmedi. 1987'de yeniden hapse atıldığında 26 yaşındaydı. Dört yıl daha yattı; boynunu hiçbir zaman öne yatırmadı. Gadre uğratılmış gençliği için devletten alacaklı kaldı. Alacağını tahsil etmenin yolunu arıyor; bir gün elbet bulacak. ..
--reklam--
Ertuğrul Mavioğlu Kitapları - Eserleri
Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1
Apoletli Adalet Bir 12 Eylül Hesaplaşması 2. Kitap
Bizim Çocuklar Yapamadı - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 3
Köprüden Geçerken
--reklam--
Ertuğrul Mavioğlu Alıntıları - Sözleri
Bir hamile arkadaş elleri arkasında kelepçelenerek doğuma götürülmüş, orada da sorgulanmıştı. Hamile olmanız, çocuk olmanız, genç ya da yaşlı olmanız karşılaşacağınız uygulama açısından size herhangi bir ayrıcalık tanımıyordu. Devlet, işkence konusunda cinsiyet ayrımını pek dikkate almıyordu. Kadın-erkek eşitliği işkencede sağlanmıştı...
Normal koşullarda hiçbir insan başkasının yanında soyunmak istemez. Bunun üzerine saldırırlar. Üzerinde hiçbir şey olmadığı bilinir ama ona rağmen çırılçıplak kalıncaya kadar zorla soymaya devam ederler...
Cinsel bir şiddetti bu. (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
Bazı açlık grevlerinde hücre mazgallarımızın önüne köfteci tezgahı getirip köfte kızartmışlardı. Mazgal deliğini açıp kokuların içeri gelip bizi etkilemesi için özel olarak uğraşmışlardı. Hastanedeyken başımızın ucundaki komodinin üzerine kokusu tüten sıcak yemekler bırakıyorlardı. O kadar saygısız ve iğrençtiler. Bu numaralar direniş boyunca çeşitlenerek ve artarak devam etti. (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
" Elinizdeki kitabın, haksızlığa, adaletsizliğe, acılara, işkenceye ve kitlesel ölümlere sırtını dönmeyi becerebilenlere katabileceği pek bir şey yok. Çünkü o pek bilinen deyimdeki gibi, "Duymak istemeyenden daha sağır, görmek istemeyenden daha kör kimse bulunamaz." " (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
Olayların ilki Malatya'da , 17 Nisan 1978'de Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu 'nun bombalı bir suikasta kurban gitmesiyle başladı. Bu suikastın ardından kentte “ Islam için silaha sarılma ” çağları yapıldı (Apoletli Adalet Bir 12 Eylül Hesaplaşması 2. Kitap)
Bu ülkede 'beterin beteri var' diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretiyorlar, oysa biz, iyi olanın yanında olmayı ne çok isterdik. (Bizim Çocuklar Yapamadı - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 3)
Kitaplarımız, bir gece vakti, gözümüzün önünde varillere dolduruldu ve yakıldı. Kitapların, büyük yağ varillerinin içinde yanması saatler aldı. Gece boyu içimiz ezilerek, yanan kitapların dumanını kokladık. Ekim ayının soğuk bir gecesiydi. Askerler, alevlerin karşısına geçip ellerini ısıttılar. (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
"Bu ülkede beterin beteri var diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretiyorlar, oysa biz, iyi olanın yanında olmayı ne çok isterdik." (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
"Ateş düştüğü yeri yaktı. 12 Eylül'ün ardından cezaevlerinde işkence ve direnişler sonucu meydana gelen ölümler, hiç kuşkusuz ölenlerin ailelerine ve arkadaşlarına sonsuz acılar yaşattı. Fakat ardı arkası kesilmeyen ölümler, istatik değerler haline dönüştükçe içselleşti ve daha kolay kabullenildi. Sık sık dile getirilen 'istikrar' ve toplumdan beklenen 'uyum süreci' tam da böyle bir şeydi; gözaltıların, tutuklamaların, tarlalara dizilen ölülerin ve duvarların ardından gelen ölüm haberlerinin sıradanlaşması... Anormal süreçlerin ürettiği tüm bu acılar cenderesinde bile normalleşme sağlanmıştı işte... Ve bir başka nokta; dört duvarın ardında uygulanan yoğun şiddet, geleceği de ipotek altına aldı." (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
Bu ülkede 'beterin beteri var' diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretiyorlar, oysa biz, iyi olanın yanında olmayı ne çok isterdik. (Bizim Çocuklar Yapamadı - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 3)
Şimdi nasıl "terör suçlusu" tanımını icat ettilerse o zaman da siyasi tutsaklara askeri statü getirerek 13-1 talimatnamesi adı altında askeri kuralları dayatmışlardı. Her dönem saldırmak için bir gerekçe uyduruldu. (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
Bu ülkede ‘beterin beteri var’ diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretiyorlar, oysa biz, iyi olanın yanında olmayı ne çok isterdik. (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)
"Türkiye hiçbir konuda Avrupalılaşamasa da işkence yöntemleri ve cezaevleri ile artık Avrupalı sayılabilirdi." (Asılmayıp Beslenenler - Bir 12 Eylül Hesaplaşması 1)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/asilmayip-beslenenler-bir-12-eylul-hesaplasmasi-1-ertugrul-mavioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)