# Aşk-ı Hüzün - Nuriye Çeleğen Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aşk-ı Hüzün kimin eseri? Aşk-ı Hüzün kitabının yazarı kimdir? Aşk-ı Hüzün konusu ve anafikri nedir? Aşk-ı Hüzün kitabı ne anlatıyor? Aşk-ı Hüzün PDF indirme linki var mı?  Aşk-ı Hüzün kitabının yazarı Nuriye Çeleğen kimdir? İşte Aşk-ı Hüzün kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ask-i-huzun-nuriye-celegen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-01T01:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-07-01T01:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/01/nuriye-celegen-kimdir-nuriye-celegen-kitaplari-ve-sozleri-259325.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nuriye Çeleğen 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9786050821741 
 Sayfa Sayısı: 240 
--reklam--
Aşk-ı Hüzün Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Oğlumun doğumunu beklerken rüyalar görüyorum her birine bir nebinin konuk olduğu.
Göz ve gönül aydınlığı olan bir rüyamda veriliyor ismi kalbime. Uyandığımda kelamların en güzeli dilimde.
“Muhammed (asm)!”
Allah’ım, bu ne güzel bir isim!
“Muhammed (asm)!”
Dilim “Muhammed” (asm) diye zikrediyor, kalbim “Muhammed (asm), Muhammed (asm)” diye atıyor. Anlıyorum Muhammed’im (asm) varlığın aşk sırrı.
İçimde tarifi mümkün olmayan bir huzur saklı…
Aşk, “Mim!” dedi.
Tüm varlık aşkla “Mim”lendi.
--reklam--
Aşk-ı Hüzün Alıntıları - Sözleri
Her sabah, taze bir umudun kapısıdır.
Anlıyorum ki anne sütle yavrusuna neler neler veriyor.Onun için süt pak olmalı, saf olmalı.Yoksa yavrunun manevi bahtı ak olmaz.Anne sütüyle çocuğuna kendi geçmişini veriyor.
İnsan ne garip şeydi.
Ceset anda kayıtlı iken o bir solukta maziye giderdi de hemen gerisin geriye dönerdi.
Her acı insanı bir peygamberin elinden tuttururdu. Ondan mıydı acaba, bu kadar çok peygamber vardı? Peygamberlerin çokluğu insanların acıları kadar mıydı?
Rıza kalbin mutlulukla umuduydu.
Rıza itirazı terk etmekti, razı olunca rahmet hemen gelirdi.
Hüzün kalbin Sonbaharıymış...
Kalbimde kırık bir Sonbahar...
--reklam--
Aşk-ı Hüzün İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kalp konuşursa, dil sükut eder.: Aşk-ı Hüzün Nuriye Çeleğen’in son kitabı. Aslında bir devam kitap. Kenz-i Aşk serisinin ikinci kitabı. Bu kitapta Hazreti Peygamberin hayatı, dâhil oldukları kadarıyla annelerinin dilinden anlatılıyor. Hazreti Âmine ve Hazret-i Halime’nin dilinden. Serinin bir önceki kitabında Hazreti Peygamberin hayatı kızı Fatıma’nın dilinden anlatılıyordu. Güzel düşünülmüş bir proje. Anlatımı normal siyer kitaplarından farklı. “Eline kalem verilenin yaşadığı sürece.” bu seri devam edecek. Yazarımız öyle diyor, şunu da ekliyor. Burada anlatılanlar elbette onları gerçek anlamda vasfetmeye yetmez. “Kelam sözcülerinin anlattıkları, kendi kalem ve kelamlarına yansıyanlardır.”

Hazreti Peygamberin hayatını siyer kitaplarının yazdığı kadar biliyoruz. Ve o kitaplarda Hazreti Âmine’ye ve de Hazreti Halime’ye ayrılan bölümler ne kadar da az. O kitaplarda daha çok Peygamberimizin babası Abdullah üzerinde durulur, alınlardan alınlara geçen Nur-u Muhammedî’den bahsedilir. Daha çok da Abdullah’ın yakışıklılığından dolayı iffeti ön plana çıkarılır. Hazreti Âmine ancak Hazreti Peygamberin doğduğu geceyle ve hamilelik süresince yaşadığı sır olaylarla sınırlı kalır. Onun duygu dünyasından fazlaca söz edilmez. Şairliğinden bahsedilmez.

Burada öyle değildi. Projeksiyonlar direk Efendimize sebep Hazreti Âmine’nin ve Abdullah’ın üzerinde. Ve ille de Hazreti Âmine’nin. Hazreti Âmine evin ilk kızı. Anne babanın uzun bekleyişleri ve gözyaşlarına katık ettikleri duaları sonucunda aileye ikram ediliyor. Evleninceye kadar tek bir erkek yüzü görmemiş. Günah nedir bilmemiş. Mekke’nin o döneminde kadınların içine düşürüldüğü durum göz önünde bulundurulduğunda evlilik yaşına gelen soylu gençler Mekke’nin diğer kızlarına değil, böylesi iffetli temiz Âmine’ye talip oluyorlarsa da baba kızını kimselere vermiyor. O kızını görülen rüyalar üzerine Abdullah’a saklıyor. O Abdullah ki daha yakınlarda hayatta kalması için uğruna yüz deve kurban edilmiş. O Abdullah ki her köşe başında soylu kızlar tarafından yolu kesilmekte, ondan murat alınmak istenmekte. O Abdullah ki her defasında böylesi nefis mücadelelerinden Allah’ın izniyle alnının nuruyla çıkmakta.

Kitabı okuduğumda o dönemin âdetlerini de öğrenmiş oldum. Mesela düğünlerde erkeğin ilk üç gün kız evinde kalması gibi. Kadın evliliğe kendi evinde alıştırılıyor. Düğünün başladığı ilk günden itibaren üç gün boyunca Abdullah Âmine’nin evinde kalıyor. Üç günün sonunda kendi evlerine gidiyorlar. Abdullah’la Âmine’nin evlilikleri Arap kaynaklarına göre on gün civarında imiş. Bu on günlük sürenin sonunda Abdullah’ın alnındaki nur Âmine’ye geçiyor. Ve Âmine Hazreti Peygambere hamile kalıyor. Daha henüz Âmine’nin elindeki kınalar kaybolmamışken Abdullah büyük bir kervanla ticaret yapmak için Mekke’den ayrılıyor. Bu öyle bir ayrılıktır ki aslında Abdullah bir daha Mekke’ye dönemeyecek, kervan yolculuğunda hastalanacak ve Yesrib’de ölecek. Varın siz tahmin edin Amine’nin halini. Tahmin etmeyin, alın bu kitabı okuyun. Burada anlatılmaz çünkü. Orada yazılanlara gözyaşlarınız eşlik etmedikçe manalar kalbinize de akmaz.

Hamileliği süresince Hazreti Âmine’nin rüyasına her ay bir peygamber giriyor. İlk ay Hazreti Âdem, ikinci ay Şit, sırasıyla Nuh, İdris, Hûd, İsmail, İbrahim, Musa ve İsa aleyhisselamlar Amine’ye, “Müjde olsun sana, Muhakkak ki sen peygamberlerin sonuncusuna hamile kaldın. Muhakkak ki sen son Peygamber Muhammed’e (asm) hamile kaldın.” diyorlar.

Anlaşıldı yazı uzayacak. Ama uzatmak istemiyorum. Annelerle ilgili anlatılan her şey benim ruhuma dokunuyor. Öksüzlük yaralarımı acıtıyor. Bu okuduğum kitap bu yaralar için belki bir şifaydı. Hazreti Peygamber bile böylesi ayrılıklar yaşamış ise bana ne oluyordu ki sızlanıyorum. Kitabın son bölümünde anlatılanlar benim için tam bir ilaçtı. Gözlerimde yaş bırakmayan belki kırk yılın acısına şifa olan bir ilaç. “Hangi anne küçük yavrusu başında otururken ölmek ister.” diyor Âmine kitapta. Ben de diyorum ki “Hangi anne, kucağında emzirdiği çocuğu bir yana, kendi bir yana düşerek ölmek ister?”

Kitapta altını çizdiğim cümle o kadar çok ki onları farklı zamanlarda vermek istiyorum. Ama şu cümleler için acele ediyorum:

“Ana ağladı mı Arş ‘Ya Hannan!’ diye sarsılır. Ana ağladı mı melekler o ananın gözyaşlarından kapmak için yarışır. Ana ağladı mı kâinat incinir de anayı ağlatanlar bunun için ağlatılır. Ana ağlarsa Allah merhametiyle yönelir. Ananın gözyaşına nefis değmez, kalpten akar. Onun için ananın gözyaşları hep bereketlidir.”

Nuriye Çeleğen'e bu güzel çalışmasıyla bizi Asr-ı Saadetin bu hüzün dönemine götürüp, ruhumuzu gözyaşlarıyla yıkadığı için çok teşekkür ediyorum. (Sait Köşk) 
Nuriye Çeleğen'in tüm kitaplarını şiddetle tavsiye ediyorum. Okuduğunuz zaman kolay kolay etkisinden kurtulamıyorsunuz. Anlatımı ve üslubu gerçekten güzel. (Meliz!) 
Henüz kitabı yarılayamamış olsam bile inanılmaz hisler içindeyim. Garip duygular sarıyor kalbimi, kitabı okurken. İşimi gücümü bırakayım da bir an önce okuyum istiyorum, hep bir sonraki sayfayı heycanla çeviriyorum. Yazarın üslubu ayrı bir heycan katmış ki zaten gerek anlatılan mevzular gerek karakterler inanılmaz heycanla okunması gereken şeyler. Rabbim, sana nefisten kaçılarak gelindiğini hissettir kalbime. (m e r a l) 
--reklam--
Aşk-ı Hüzün PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nuriye Çeleğen - Aşk-ı Hüzün kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşk-ı Hüzün PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nuriye Çeleğen Kimdir?
Yazar Nuriye Çeleğen, Kahramanmaraş ilinde dünyaya gelmiştir. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünü başarı ile bitirmiştir. Daha sonra İslami Türk edebiyatı bölümünde master tahsilini yapan yazar Edebiyat öğretmenliği yapmaktadır. Yazarın yayımlanmış çok kitabı bulunmaktadır.
--reklam--
Nuriye Çeleğen Kitapları - Eserleri
Aşk-ı Sükun
İffet-i Kalp
Hay Sultan
Örtüde Yetmiş Esma
Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.)
Aşk-ı Hüzün
Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?
Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?
Oğlum Hz. Muhammed
Dedem Hz. Muhammed (asm)
Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?
Sünnet Pedagojisinde Ergenlik
Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı
Neden Örtünüyorum?
Kadın Nasıl Mutlu Olur?
Alfya
Bir Ayrılık Bir Gurbet
Said Nursi'nin Gözüyle Kadın
Yürek Fısıltıları
Bediüzzamanı Gören Hanımlar
Hanımların Gözüyle Bediüzzaman
Bediüzzamanca Bakışlar
Peygamberimizin Gençlerle İletişimi
--reklam--
Nuriye Çeleğen Alıntıları - Sözleri
Rahatsız olmadan giydiğimiz,"Bu beni örtüyor mu ? yoksa "Gösteriyor mu?" diye sorgulamadığımız her kıyafet , SİZ şefkat sultanını ağlattığı gibi bizleri de çok ağlatacak. (Örtüde Yetmiş Esma)
Hz. Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti. Eşinin kendisini sevip sevmediğini merak etmekteydi. Ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdiğini…
Aişe bu düşüncesini peygamberle konuşmadan edemedi.
“Ey Allah’ın Resulü, beni seviyor musun?”
“Evet, ya Aişe tabii seviyorum!”
Aişe dahasını da merak ediyordu. Acaba nasıl seviyordu? Hemen sordu.
“Beni nasıl seviyorsun?”
Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine: “Kördüğüm gibi.”
Bu cevap Hz. Aişe’yi çok sevindirdi. Çünkü kördüğüm açılmazdı. Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.
Alacağı cevap onu çok mutlu ettiği için, Hz. Aişe kadınca bir ihtiyaçla sık sık sorardı:
“Ey Allah’ın Resulü, kördüğüm ne âlemde?”
Peygamberimiz, Aişe’yi memnun eden cevabı verdi her defasında:
“İlk günkü gibi...”
Sevmekte de eşsizdi O... (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
"Rabbim yetiş imdadıma. " diye yalvardım ta yüreğimden sökülüp gelen bir dua ile (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
Toprak, insandaki negatif enerjiyi çekerdi. Hele de ilkbaharda.
Toprakta oyun, çocukların negatif enerjisini çekip, onların rahatlamasını sağlardı.
Çocuk toprağa düşünce mevsim ilkbahar olurdu. (Peygamberimiz Çocuklara Nasıl Davranırdı?)
Ey Allah’ın Resûlü! 
Kur’ân Sana indirildiği halde ben mi Sana okuyacağım?” 
Peygamberimiz buyurdu: “Evet, başkasından dinlemek benim hoşuma gider. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
Benliğin bir özelliği de kendi ile zıtlașanı ve kendini eleştireni düşman görmesiydi. Kim olursa olsun düşman ilan ederdi. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
Dünyayı empoze edip, gençleri krize sokmanın adına şimdi "ergenlik" diyoruz. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)
Göz, Arş’la bağını yaşla anlatır. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
"Sevgisi kalbe ulaşıp aşk kimyasına erenlere bu dünyada hep ayrılık vardı." (Aşk-ı Sükun)
“Sen sabretsen de zaman sabretmez”
İnsan da sabırsızlığı zamandan kapmıştı. (Oğlum Hz. Muhammed)
Dualar gözlerden yaş olup aktı damla damla...
Umutlar tekrar gelebilmek için havalandı... (Alfya)
İnsan ne garip şeydi.
Ceset anda kayıtlı iken o bir solukta maziye giderdi de hemen gerisin geriye dönerdi. (Aşk-ı Hüzün)
Her sabah, taze bir umudun kapısıdır. (Aşk-ı Hüzün)
Gözyaşı düşen bir âmine melekler âmin derdi. (Babam Hazreti Muhammed (A.S.M.))
Kadın;
KALBİNDE yaşadığı kadar örtüsü MUHKEM, NEFSİNDE yaşadığı kadar da örtüsü YUFKA oluyor. (Neden Örtünüyorum?)
Ve dedi ki:
“Canım kudret elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki;
Allah Resulünün ocağında da üç gündür ateş yanmamıştır ey
Fatıma! Gözümün nuru kızım, ben sana bir şeyler öğreteyim de sen onlara devam et. Bana da Cebrail öğretti.
Ya Evveliyn! Ya Zel Kuvvetil Metin! Ya Erhamel Mesakiyn!
Ya Erhamer Rahimiyn!” (Peygamberimiz Nasıl Bir Babaydı?)
"Emanet olarak verilen ve sırlanması istenen güzellik, ben güzelim edaları ile etrafa saçıldı." (Örtüde Yetmiş Esma)
Uhud savaşının o birinci panik anında Peygamberin koru-
masında ilk başta yalnız bir kadın vardı. Peygamber, müşrikler
karşısinda tek bir kadınla kalmıştı.
Bu kadın Hz. Nesibe'ydi. (Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı?)
Peygamberimiz yaşa değil, gayrete önem verirdi. Kim daha çok çalışırsa, kim daha çok öğrenirse onu öne geçirirdi. Yaşlının yaşla olan imtiyazı saygı ve hürmet için geçerliydi; fakat görev almakta geçerli değildi. (Sünnet Pedagojisinde Ergenlik)
Gençlerin belki de en önemli yanları tepkiye direnmeleriydi. Evet, gençler kendileriyle zıtlaşılan bir davranışta, davranışın yanlışlığını bile bile direnirler. Çünkü gençler, gençliğin ilk dönemlerinde kendilerini etrafa kabul ettirme gayreti içinde olurlar. Bu da benliğin en güçlü direnç noktasıdır. Kendisiyle zıtlaşılan gençte benlik duygusu güçlenir. Böyle gençler güven duygusunu da kaybederler. Güven duygusunu kaybeden gençte karakter zayıflığı görülür.
Karakter zayıflığı da günaha karşı gencin direnememesini netice verdiği için, kötü davranışlar da bu gençlerde daha çok görülür. (Peygamberimiz Gençlere Nasıl Davranırdı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ask-i-huzun-nuriye-celegen-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)