# Aşka Övgü - Alain Badiou Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aşka Övgü kimin eseri? Aşka Övgü kitabının yazarı kimdir? Aşka Övgü konusu ve anafikri nedir? Aşka Övgü kitabı ne anlatıyor? Aşka Övgü PDF indirme linki var mı?  Aşka Övgü kitabının yazarı Alain Badiou kimdir? İşte Aşka Övgü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aska-ovgu-alain-badiou-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-08T07:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-06-08T07:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/08/alain-badiou-kimdir-alain-badiou-kitaplari-ve-sozleri-241230.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Alain Badiou 
 Yazar: Nicolas Truong 
 Çevirmen: Orçun Türkay 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750713507 
 Sayfa Sayısı: 88 
--reklam--
Aşka Övgü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Aşk inatçı bir serüvendir. Serüven dolu tarafı gereklidir gerekli olmasına ama, inat da gerekir."

Ünlü yazar ve felsefeci Alain Badiou Nicolas Truong'la birlikte aşkı, o en olağanüstü duyguyu irdeliyor. Çıkarı, güvenliği her şeyin üstünde tutan günümüz dünyasında tehdit altında gördüğü aşkı "yeniden icat etmeye" çağırıyor bizi. Değil mi ki tüm dünyayı kapsayacak, ortaklaşa bir yaşamın savunma aracı, direnişi bu duygu. Badiou, tekbiçimliliğe, aynılığa karşı serüveni, rastlantıyı, farkı, demek ki aşkı yüceltiyor; sözü internetteki bir tanışma sitesinden açıp Schopenhauer'den Levinas'a aşkın dönüşümlerini sorguluyor. 

Neden bu kadar düşkünüz aşka? Sayısız şiir, roman, film, oyun, hepsi aşk üstüne. Bir düşünür bunca insanın peşinde koştuğu bir güzelliğe karşı duyarsız kalabilir mi? Badiou bu yoğun tutkunun farklı yüzlerine tanımlar getiriyor, aşkla bir sahne, bir dünya kurmanın yollarını arıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Aşka Övgü Alıntıları - Sözleri
Jacques Lacan bize cinsellikte aslında herkesin, hani denebilirse, kendi işine baktığını anımsatır. Elbette ötekinin bedeni­nin aracılığı söz konusudur, ama sonuçta zevk yalnız si­zin zevkiniz olacaktır. Cinsellik birleştirmez, ayırır. Çıp­lak olmanız, ötekinin bedenine yapışmanız bir imgedir, düşsel bir tasarımdır. Gerçekteyse, zevk sizi ötekinden uzaklara, çok uzaklara götürür. Gerçek özseverdir, arada­ki bağ düşseldir. Dolayısıyla, cinsel ilişki yoktur, diye bir sonuca varır Lacan.
Güvenlikçi aşk, ana ilkesi güvenlik olan her şey gibi, iyi bir sigortası, iyi bir ordusu, iyi bir polisi, iyi bir kişisel zevk psikolojisi olan için risksizlik anlamını taşır, tüm risk karşısındakinin üstüne yıkılır. Kaldırımdaki çukurlardan metro koridor­larındaki polis denetim noktalarına, her şeyin “sizin raha­tınız ve güvenliğiniz için” yapıldığını söylediklerini fark etmişsinizdir. İşte karşımızda aşkın iki temel düşmanı:
sigorta sözleşmesi güvenliği ve kısıtlı zevklerin rahatlığı.
Dünya birden değil de ikiden hareketle sınandığında nasıl bir yer olur? Dünya benzerlikten değil de farktan hareketle incelendiğinde, gerçekleştirildiğinde ve yaşandığında na­sıl bir yer olur? Bence aşk budur işte.
Siyasette, sevmedi­ğimiz insanlar vardır. Bu kaçınılmaz. Bizden onları sev­memiz istenemez.
Aşk şiddetli kavgalar, gerçek acılar, aşılabilen ya da aşılama­yan ayrılıklar içerir. Öznel yaşamın en acılı deneyimle­rinden biridir, bunu kabul etmek gerek! İşte bu nedenle kimileri çıkıp "bütün riskleri kapsayan sigorta” propa­ gandası yapıyor. Bunu daha önce de söyledim, aşk ölüme bile yol açabilir. Aşk cinayetleri, aşk yüzünden intihar edenler vardır. Doğrusunu isterseniz, aşk kendi ölçeğin­de devrimci siyasetten çok da barışçı değildir. Bir gerçek­lik güllük gülistanlık ortamda oluşmaz. Asla! Aşkın ayrı­ca kendisine özgü bir uyuşmazlık ve şiddet düzeni var­dır.
Kendimizi tutkudan bağışık tutup hoş ve zevkli cinsel düzenlemeleri yaşayabiliyoruz. Bu açıdan baktığımızda, dünyanın şu halinde, aşkın gerçekten bu çembere, bu sınırların içine hapsedildiğini düşünüyo­rum, bu yüzden de tehdit altında. Kanımca, felsefecinin görevlerinden biri de onu savunmaktır. Büyük olasılıkla, bu da ozan Rimbaud’nun söylediği gibi, aşkı aynı za­manda yeniden icat etmek demeye gelir. Şeylerin basitçe korunmasıyla savunma yapılamaz. Dünya gerçek anlam­da yeniliklerle dolu, aşk da bu yenilenmenin içinde yeri­ni almalı. Güvenliğe ve rahatlığa karşı riski ve serüveni yeniden icat etmeli.
Çok gençken, Simone de Beauvoir’ın, “İkinci Cins”te yazdığı bir bölümden çok etkilenmiş, handiyse iğrenmiştim: Kitapta cinsel birleşmeden sonra erkeğin içinde yükselen, kadının bedeninin yavan ve gevşek olduğu duygusuyla, buna karşılık kadında uyanan, dik cinsellik organı dışında erkek bedeninin çirkin, hatta biraz gü­lünç olduğu duygusunu anlatıyordu. Tiyatroda, güldürü ya da vodvilde sürekli kullanılan bu üzücü düşüncelere güleriz. Erkeğin arzusu koca göbekli ve cinsel bakımdan yetersiz, gülünç Fallus’un arzusudur; göğüsleri sarkık, dişleri dökülmüş yaşlı kadının görüntüsü de her güzelli­ğin gerçekteki geleceğidir. Birbirimize sarılıp uyuduğu­muzda kendini gösteren aşktaki sevecenlik bu sevimsiz düşüncelerin üstüne perde çeker. Ama Lacan bunun tam tersini de düşünür, ona göre aşkın varlıkbilimsel olarak nitelenebilecek bir düzeyi vardır. Arzu ötekinde, her zaman biraz fetişist biçimde, göğüsler, kalçalar, er­keklik organı gibi seçili nesnelere yönelirken, aşk doğru­dan ötekinin varlığına; benim yaşamımda dağılıp yeni­den birleşen varlığıyla donanarak ortaya çıktığı haliyle ötekine yönelir.
Döndün dalga içinde
Çıplak sevincine
Döndün dalga içinde çıplak sevincine
"Dünya gerçek anlam­da yeniliklerle dolu, aşk da bu yenilenmenin içinde yeri­ni almalı."
Sonuçta aşk değildir dinlerin söz etti­ği. Çünkü yalnızca ondaki yoğunluk kaynağıyla, bir tek aşkın yaratabildiği öznel durumla ilgilenirler, bundaki amaç da o yoğunluğu inanca ve Kilise’ye yöneltmek, o öznel durumu Tanrı’nın egemenliği yararına düzenle­mektir.
Arzu ötekinde, her zaman biraz fetişist biçimde, göğüsler, kalçalar, er­keklik organı gibi seçili nesnelere yönelirken, aşk doğru­dan ötekinin varlığına; benim yaşamımda dağılıp yeni­den birleşen varlığıyla donanarak ortaya çıktığı haliyle ötekine yönelir.
Aşk inatçı bir serüvendir. Serü­ven dolu tarafı gereklidir gerekli olmasına ama inat da gerekir. Karşımıza çıkan ilk engelde, ilk ciddi görüş ayrı­lığında, ilk sıkıntılarda vazgeçmek aşkın bozulmuş bir halini yansıtır. Gerçek aşk uzamın, dünyanın ve zama­nın yarattığı engelleri kalıcı biçimde, kimi zaman acı çe­kerek alt eden aşktır.
Felsefe onunla ilgilenen kişiden bilgin, sa­natçı, militan ve âşık olmasını bekler. Ben bunu felsefe­nin dört “koşulu" olarak adlandırıyorum.
Ya­kında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim, kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcı­sın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zaman­kinden çok seviyorum. Sadece benimkine değen bedeninin sıcaklığıyla dolan, kahredici bir boşluk taşıyorum göğsümün tam ortasında yeniden.
--reklam--
Aşka Övgü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Aşk'ın doğasının muazzam şekilde irdelendiği Alain Badiou eseri.

Günümüzün şaçma sapan şarkılarına bile malzeme olan aşk kavramının insan doğasından hareketle, filozoflar üzerinden tartışarak aşkı, günümüz sığ insanına (topluma) yeniden hatırlatıyor Badiou.

Kierkegaard'ın fiziksel aşktan manevi aşka yöneliminden, Schopenhauer'in arzulamak ve cinsel dürtü söylemine kadar bir çok farklı bakış açısıyla aşkın felsefesini önümüze sermektedir bu kitap.

İnsanın bu kadar istediği ancak hüzün, acı ve yaradan başka bir şey görmediği aşk konusu neden hala çekici gelmektedir insanlığa?

Arzularınız mı, maneviyatınız mı, yalnızlık kaygılarınız mı, benmerkezciliğiniz mi tetikliyor içinizdeki aşk duyumunu?

Üstüne uzun uzadıya düşünülecek hatta okuma grubu için güzel de bir tartışma-okuma konusu olabilir bu kitap. (Uğur De Molinari) 
Aşk kavramına dair yeniden anlamlandırma ve karşılık bulma uğraşısı, aşkın ne olduğu veya ne olmadığı konusunda kendi deneyimleri de olan Fransız düşünür Alain Badio’nun söyleşi havasında yaptığı konuşmaların yazıya geçirilmesiyle nefis ve nezih bir kitap şekline gelen düşüncelerini okumak keyif veriyor , farkındalık oluşturuyor. Hepimizi kuşatan veya kuşatmaya aday bu büyülü ruh halinin etkisi sizi farklı kılacaktır.
Eğer kitabı hala okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim çok güzel bir kitap.
İyi okumalar size:) (Kvrxc) 
Bu kitap Alain Badiou'nun Nicolas Truong ile Avion Festivalinde 2008 yılında  halka açık bir söyleşinin bir etkinliğin kitap haline dönüştürülmüş şekli. Şöyle bir özelliği vardır Alain Badiou'nu tanıyanlar bilir çağımızın en ünlü filozoflarından çok sağlam bir felsefeci dir. Burda aşkın üzerine tanımlarda var ama özellikle hani Platondan başlayarak Lakam felsefesine gelecek şeklinde zaman zaman sizi de yorabilir ama temel mantığı çok rahat anlayacaksınız, iyi Türkçe kullanıldığı için anlayacaksınız. Aşk hallerine ilişkin, Aşk, Aşkla Seks, cinsellik olmadan aşk olur mu olmaz mı? Çok acayip sorular var içinde onlara Alain Badiou'nun verdiği cevaplar çok ilginç. Bunlardan bir tanesi bu tanımı ben ilk kez burda gördüm. Burda özellikle çok sık konuşulan, Aşkı bulmak yerine bir yerden sipariş etmeyi tercih ediyorlar mantığıyla başlıyor,çok dogru bir yerden. Devamında da Rimbaud ünlü Dizesi "Aşk yeniden icat edilmeli" sözü üzerinden o zaman yeniden tanımlayalım aşkı diye çıkıyorlar yola. Çok güzel bir tanım var burda kitabın içinde,benim acayip hoşuma gitti diyor ki ; Aşk bazı şeylere katlanmayı acı çekmeyi bile kabullenir hale getirmelidir, oysa bugünün dünyasında herkes kendi çıkarlarına göre hareket etmesi  kanısı büyük ölçüde yaygındır. Dolasıyla aşk bir karşı deneydir. Sadece karşılıklı olarak yarar sağlayacak bir değiş tokuş olarak düşünülmezse yada kar getiren bir yatırım gibi önceden uzun uzadıya hesaplanmazsa aşk gerçek anlamda rastlantıya duyulan güven halini alır. Çok begendim bu tanıyı rastlantıya duyulan güven. Şahane bir tanım tamda aşkı tanımlayan tanım. Zaten devamında anlatıyor. Kitabı tavsiye ederim incecik bir kitap zaten. İyi okumalar.  (Ronya) 
--reklam--
Aşka Övgü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Alain Badiou - Aşka Övgü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aşka Övgü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Alain Badiou Kimdir?
Alain Badiou, (doğ. 17 Ocak 1937, Rabat, Fas) önde gelen Fransız sol kanat düşünür, École Normale Supérieure ENS'nin eski Felsefe bölüm başkanı.

Badiou aynı zamanda Sorbonne ‘da kurs aldığı bir süre olan 1956 ile 1961 arasında öğrencisi olduğu ENS’de bir felsefeci olmak üzere resmi eğitim aldı. Matematiğe yönelik her zaman canlı ve sürekli bir ilgisi vardı. Çok genç yaşlarda siyasal alanda etkin oldu, SFIO Sosyalist Partinin bir uzantısı olan Birleşik Sosyalist Partinin(PSU) kurucularındandı. PSU özellikle Cezayir’in sömürge olmaktan kurtulması için etkin bir mücadele içindeydi. İlk romanı Almagestes’i 1964’te yazdı. 1967’de Louis Althusser tarafından oluşturulan ve Jacques Lacan ’ın etkisinde hızla büyüyen bir çalışma grubuna katıldı.
Mayıs 1968’de öğrenci ayaklanmaları Badiou’nun aşırı sola geçmesine neden oldu ve UCFML gibi aşırı radikal komünist ve Maoist gruplara katıldı. 1969’da karşı-kültür düşüncesinin kalesi olan 8. Paris Üniversitesi fakültesine (Vincennes-Saint Denis), girdi. Burada, felsefe çalışmalarını Althusserci “bilimsel” Marksizm programından sağlıksız sapmalar olarak gördüğü profesör Gilles Deleuze ve Jean-François Lyotard ile ateşli entelektüel tartışmalar yaptı. 1980’lerde hem Althusserci Marksizm hem de Lacan’cı psikanaliz bir düşüşe geçince (Lacan’ın ölümü ve Althusser’in akıl hastanesine yatırlması ile), Badiou, Théorie du sujet (1982) ve en büyük eseri, Being and Event (1988) gibi daha teknik ve soyut felsefe çalışmalarını yayınladı. Bununla birlikte, Badiou, son çalışmalarında da kullandığı, Althusser veya Lacan’ı ve Marksizm’e ve psikanalize dönük sempatik başvurularını, hiç bir zaman elden bırakmadı.
ENS’deki şimdiki pozisyonunu 1999’da aldı. Aynı zamanda başka birçok kurumda da çalışmaktadır; Collège International de Philosophie (Uluslararası Felsefe Okulu) gibi. Kendisi şimdi, 1985’te Maoist UCFML’den bazı yoldaşlarıyla kurduğu "L'Organisation Politique"’in bir üyesidir. Badiou aynı zamanda bir tiyatro yazarı olarak Ahmed le Subtil gibi yazdığı oyunlarla büyük başarılar kazanmıştır.
Son on yılda , artan sayıda eseri Deleuze, Manifesto for Philosophy(Felsefe için Manifesto), Metapolitics(Meta Politikalar), ve Being and Event gibi İngilizce’ye çevrilmiştir. İngilizce yayınlanan New Left Review ve Cabinet Magazine gibi dergilerde Badiou’dan kısa metinler yayınlanmaktadır.Anahtar Düşünceler 

Badiou felsefesinde birçok düşüncenin tekrar kullanımını gerçekleştirir. Onun amaçlarından biri gerçeğin bu kategorilerinin her türlü felsefe eleştirisi için kullanışlı olduğunu göstermektir. Bu nedenle, bunları sanat ve tarih kadar ontoloji ve bilimsel keşifler için de kullanır.
Dört Diskur[değiştir]
Badiou’ya göre, felsefe, felsefi gerçekleri üretmesi açısından kendisinin gerçek prosedürler olarak kabul ettiği dört durum (Sanat, Aşk, Politika ve Bilim) içinde yapılabilir. Badiou çalışmalarında sürekli olarak, kendisinin felsefik bir „hastalık“ olarak nitelendirdiği, bu diskurlardan her hangi birine kendi gerçeğini dayatmaktan felsefenin sakınması gerektiğini dile getirir. Badiou sıklıkla “birleşme noktalarını” veya farklı diskurlar tarafından üretilen gerçekler arasındaki istisnai bağlantı sahalarını bulmaya çalışmıştır. Badiou’nun gerçeklik prosedür içeriğinin dış gerçekliğin inkarı imasını içermediği akılda tutulmalıdır. Badiou, Lacan’ı takip ederek, ‘gerçeği’, gerçeklik prosedürleri çerçevesinde etkide bulunacaklar üzerinde tekrar etkide bulunacak şekilde öğretilebilecek varolanın hacmini ancak sembolize edilemeyecek gerçekliği tasarlamak için kullanmaktadır. Böylece, bir gerçeklik prosedürüne gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulduğunda , ‘gerçek’ aynı zamanda onların gerçeği üretimi olasılığında bir dış sınır olarak iş görür.
Estetik Dışı 
"the Handbook of Inaesthetics"(Estetik Dışının El Kitabı) kitabında Badiou, ‘inestetik’ ifadesini “yansıma/nesne ilişkisi”ni inkar eden artistik yaratıcılık içeriğine gönderme yapmak için uydurmuştur. Mimesis düşüncesine veya ‘tabiatın’ şiirsel yansımasına karşı bir tepki göstermek adına, Badiou sanatın ‘içkin’ ve ‘biricik” olduğunu iddia eder. Bir sanat eserindeki aracısızlıkta sunulan gerçeklik duygusuyla, içkin ve sanat ve sadece sanatta bulunan gerçeklik duygusuyla, biricik. Felsefe ve sanat arasındaki bağ hakkındaki görüşü, kendisinin işlevlerini “bilginin biçimlerini onların içinde bazı gerçeğin bir delik açabilecek şekilde düzenlendiği” biçiminde iddia ettiği pedogoji motifine bağlıdır. Bu fikirlerini Samuel Beckett’in düz yazıları, Stephane Mallarme’in ve Fernando Pessoa’nun (bunlar O’na göre felsefenin şimdilik nüfuz edemediği eserler meydana getirdiklerini iddia ettiği sanatçılardır) şiirleri ve diğerlerinin eserlerinden oluşan örneklerle geliştirmektedir.
--reklam--
Alain Badiou Kitapları - Eserleri
Heidegger, Nazizm, Kadınlar, Felsefe
Etik
Aşka Övgü
Bir İdea Olarak Komünizm
Yeni Bir Siyaset İçin Felsefe
Platon'un Devleti
Felsefe İçin Manifesto
Komünizm Fikri (Berlin Konferansı, 2010)
Sonsuz Düşünce
Dün Bugün Jacques Lacan
Başka Bir Estetik : Sanatlar İçin Küçük Bir Kılavuz
Model Kavramı
Küçük Panteon
Gerçek Mutluluğun Metafiziği
Fransız Felsefesinin Macerası
Yüzyıl
Komünist Hipotez
Bir Yahudi Ne İster?
Anti-Semitizm Üzerine
Tarihin Uyanışı
Gerçek Yaşam
Alman Felsefesi Üstüne Diyalog
Beckett, Tükenmeyen Arzu
Direnişi Düşünmek
Sonlu ve Sonsuz
Felsefe ile Politika Arasındaki Gizemli İlişki
Filozof Ahmed
Biliyorum Çok Kalabalıksınız
Deleuze: Varlığın Uğultusu
Nietzsche Anti-Felsefe Seminerleri
Petrograd'dan Şanghay'a
Felsefe ve Güncellik
In Praise of Mathematics
Aşka Övgü
Siyah
Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri
--reklam--
Alain Badiou Alıntıları - Sözleri
Bilinçdışı düzeyde, ölüm yaşamın altını oyarak, potansiyel anlamlarından yoksun bırakarak onu ele geçirir. Gençliğin iç düşmanlarının ilki budur, çünkü gençlik kaçınılmaz olarak bu tecrübeden geçer. Genç­lik anın ölümcül gücünün bu şiddetli tecrübesini ya­şamak zorundadır. Felsefenin hedefi içsel ölümün bu canlı tecrübesini inkar etmek değil, aşmaktır. (Gerçek Yaşam)
"Sıradan hayata yerleşmeye razı olmak ile, yaşamda en azından bir kere, titreyerek de olsa sonsuzla karşılaşmak arasında bir dengedeyiz." (Sonlu ve Sonsuz)
İnsanlığın özlemeni duyduğu evrensel düzende ne beyaz ne de siyahın en ufak bir varoluş hakkı yoktur.
İnsanlık, olduğu haliyle renksizdir l. (Siyah)
‪Düşüncede yeni bir delik açmak, deliğe pamuk tıkamaktan yeğdir.Günümüzde, insan hakları denen sözde ahlak sloganı işte bu tür pamuklardandır.‬ (Dün Bugün Jacques Lacan)
Aşk, gökyüzüne sahip olduğumuzu, gökyüzününse hiçbir şeyi olmadığını söyleyebildiğimiz andır. (Beckett, Tükenmeyen Arzu)
Devrim yalnızca park ve meydan işgal edilerek gerçekleşemez; devrimci hareketin hedefinde kamusal kurumlar, fabrikalar, üniversiteler de vardır. Devrim, bir başkaldırı eyleminin çoğalması; kendiliğindenlik/ örgütlenme diyalektiğini iyi kurgulaması; zamana ve mekâna yayılması; hedeflerini iyi belirlemesi ve taleplerini insanların özgürlüğü ve eşitliği yönünde rasyonalize etmesi koşuluyla gerçekleşir. (Direnişi Düşünmek)
Lacan'daki kavramsal içeriği bakımından gerçek, matematik, mantık ya da topoloji aracılığıyla gerçekleştirilebilecek simgeleştirmeye tamamen direnen şeydir. Şu motif hep tekrar eder: Öznenin gerçek noktası simgeleştirilemez. Sonuç olarak, Lacan temel çıkmazı deneyimlemek için biçimselleştirmeyi en uç noktasına taşır. Bir an gelir, biçimselleştirme ister istemez yarıda kalır, çünkü yakalamak istediği şeye hiç mi hiç hükmü geçmiyordur artık; işte o an, öznenin gerçek noktasına dokunduğumuz andır. (Dün Bugün Jacques Lacan)
Şurası bir gerçek ki kapkara bir umutsuzluğun şarkısını söylemek, ona maruz kalmanın tesellisiydi. (Siyah)
Felsefe hakikati değil hakikatlerin uygun biçimde rastlaşmasını (conjoncture), yani düşünülebilir bir biçimde aynı zamanda yer almasını (conjonction) dile getirir. (Felsefe İçin Manifesto)
“Aslında, hoşnut her insan kendisinden bihaber olan kişidir.” (Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri)
Özne, özgürlüğün oluştan sonu gelmez kaçışıdır, insan insanın cehennemidir. (Küçük Panteon)
“Umut edelim, eyleme geçelim. Dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir kişi doğru siyaseti yapmaya başlayabilir. Sonra da bunun etrafında, yaptığının etrafında konuşabilir. Her şey böyle başlar.” (Biliyorum Çok Kalabalıksınız)
“Ve sahne gösterir bizlere bu azap yolunun her durağında
Değişecektir istikameti varoluşun
Ya söküp atacaktır insan kendi çarklarını
Ya rıza gösterecektir
Gizlice İkbaline mani olana.” (Filozof Ahmed)
İnsanın en zorlu düşmanı,
Kendi zayıflığıdır. (Platon'un Devleti)
“Ben birim. Şüphesiz büyük talihsizlik. Ama ama ama. Ama. Ben bir neyim? Bir Ahmed miyim? Ahmed yalnızca bir isim. Daha bir sürü Ahmed var. Bir sürü insanın ismi Ahmed. Ustelik Moustache, uğursuz Moustache, Sarges-les-Corne- illes meydanında rastlaştığımızda hep ne der bana, der ki bu kadar Ahmed, Fransa'ya fazla. Eh haddinden fazla Ahmed varsa, çoklar demektir, bir tane Ahmed yok demektir. Ben, Ahmed, isim olarak çok olduğuma göre bir tane değilim! Bir sürü Ahmed-kartal tünedikleri yerden havalanıp yağlı koyunların arasına dalmaya hazır! Tek başına yemek yok! Bir ziyafet var bugün! Bir şölen! Çok yaşasın her biri bir isimli kalabalık aynı. Ay yok! Her biri isimli! Her biri her isimli! Her biri Isimli. Birçok Ahmed'in ismini taşıyan her bir Ahmed, bir Ahmed'dir. Her birler çoktur ama her bir her bir, bir tanedir.” (Filozof Ahmed)
Ve hiçbir zaman olur: bugün! (Tarihin Uyanışı)
Lacan, arzunun yasa ile aynı şey olduğunu söyler. Ben de bunu söylüyorum, Lacan'ın aksiyomunu "Örgüt, olayla aynı süreçtir" diye çevriyazıma döktüğüm zaman, bir biçimselleştirmenin aracılığına dayandığım açıklamasını yaparak. Ama yine Lacan'da da biçimselleştirme, arzu ile yasa arasındaki aracıyı ifade eder ve bu aracının adı da: Özne'dir. (Tarihin Uyanışı)
Bir teori ne kadar yenilikçiyse herhangi bir alanda dogmaya yönelme riski de o kadar çok olur. (Dün Bugün Jacques Lacan)
"kitleler sınıflara ayrışmıştır; sınıflar partiler tarafından, partiler ise liderler tarafından yönetilirler." (Yeni Bir Siyaset İçin Felsefe)
Varlık kendi yok oluşundan başka bir şey değildir. (Beckett, Tükenmeyen Arzu)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aska-ovgu-alain-badiou-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)