# Ay Sarayı - Paul Auster Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Ay Sarayı kimin eseri? Ay Sarayı kitabının yazarı kimdir? Ay Sarayı konusu ve anafikri nedir? Ay Sarayı kitabı ne anlatıyor? Ay Sarayı PDF indirme linki var mı?  Ay Sarayı kitabının yazarı Paul Auster kimdir? İşte Ay Sarayı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/ay-sarayi-paul-auster-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-15T14:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-03-15T14:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/15/paul-auster-kimdir-paul-auster-kitaplari-ve-sozleri-176809.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Paul Auster 
 Çevirmen: Seçkin Selvi 
 Orijinal Adı: Moon Palace 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789755102696 
 Sayfa Sayısı: 336 
--reklam--
Ay Sarayı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
New York Üçlemesi, Leviathan, Şans Müziği, Yükseklik Korkusu, Yanılsamalar Kitabı gibi gizemli romanlarında hep insanın kimliğini, yaşamının anlamını arayan Paul Auster, Ay Sarayı’nda, Marco Stanley Fogg’un tuhaf öyküsünü anlatıyor. Artık çalışmamaya, yemek yememeye karar veren Marco, bütün bunların nereye varacağını merak eder. Geçmişinin anahtarlarının, yazgısının temel bilmecesinin peşindedir. Fantezi ile iç monologların ustalıklı karışımından oluşan Ay Sarayı, XX. yüzyıl başlarından insanın Ay’a ilk basışına uzanan döneme kadarki üç kuşağı kapsayan bir roman. Hem güldüren hem de hüzün veren bir yaşlanma öyküsü.

Ay Sarayı, 1990’da Fransa’nın en ünlü kitap dergisi Lire tarafından “yılın en iyi kitabı” seçilmiştir. Son dönem Amerikan edebiyatının en parlak birkaç yazarından biri sayılan Auster, uçsuz bucaksız bir hayal gücünün kapılarını aralıyor okura.
--reklam--
Ay Sarayı Alıntıları - Sözleri
Bence,kitaplar sözcükleri içeren şeyler değil, sözcüklerin ta kendisiydi ve kitabın değerini belirleyen yıpranmış olup olmaması değil içeriği olmalıydı.
“Herkes kendi yaşamının yazarıdır. Senin yazdığın kitap henüz bitmedi. Onun için, müsvedde sayılır.”
Sanki kendimi uçurumdan atmışım da, tam yere çarpacağım sırada beklenmedik bir şey olmuş gibiydi. Beni sevenler olduğunu öğrendim. Öylesine sevilmek her şeyi değiştiriyor. Uçurumdan düşmenin dehşetini azaltmıyor, ama o dehşete yepyeni bir anlam boyutu getiriyor. Uçurumdan atlamıştım ve son anda bir şey uzandı, beni havada yakaladı. O bir şeyin adına sevgi diyorum. İnsanı düşmekten alıkoyacak tek şey, yerçekimi yasalarını yok edecek kadar güçlü tek şey sevgidir.
.
Kendimizi ancak ne olmadığımıza bakarak buluruz.

...
Gerçek dünyanın ikimize de çıkardığı zorlukları düşünecek olursak, bu dünyadan sık uzaklaşmak istememiz doğaldı.
İnsanı düşmekten alıkoyacak tek şey,yerçekimi yasalarını yok edecek kadar güçlü tek şey sevgidir.
Hep yanlış zamanlarda doğru yerde, doğru zamanlarda yanlış yerlerdeydik.
“Kim olursa olsun, herkes iyi davranılmayı hak eder.”
"Hep yanlış zamanlarda doğru yerde, doğru zamanlarda yanlış yerlerdeydik."
“Herkes kendi yaşamının yazarıdır." dedi. "Senin yazdığın kitap henüz bitmedi. Onun için, müsvedde sayılır.”
Herkes kendi yaşamının yazarıdır.
Beyin, maddenin üstesinden gelemez, çünkü beyinden kaldıramayacağı kadar çok şey talep edilmeye başlandı mı, beynin kendisi de madde olur.
Yaşamını rüzgarın esintisine bıraktığın zaman, daha önce hiç bilmediğin, başka koşullarda öğrenilemeyecek şeyleri keşfediyorsun.
Hep yanlış zamanlarda doğru yerde, doğru zamanlarda yanlış yerlerdeydik.
--reklam--
Ay Sarayı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Çok ama çok beğendiğim bir roman oldu Ay Sarayı. Yazarın tesadüfleri birbirine bağlama yöntemi, zaman ve mekanları olay akışları içinde kurgulama tarzı konudan daha fazla dikkatimi çekerek beni kendisine hayran bıraktı. Dili inanılmaz bir ustalıkla kullanmış. Hayran kalmamak elde değil. Kitabı elimden bırakamadığım gibi bitirmemek için de ağırdan aldım. Yine ana karaktere kızdığım, söylendiğim bir hikaye bu. Ama hayatta insanın başına gelebilecek çoğu şeye değinmesi ve hayatta kalmak için verilen çabalar göz önüne alındığında okurken hayretler içinde bırakmaması mümkün olamazdı. Bol süprizli, bol hüzünlü, bol stresli satırlar okuyucuyu bekliyor. (Ezgi Kumbay Uğraç) 
(Bol bol spoiler olacak incelememde, uyarayım da sonra bana şarlamayın)
Kitapta 3 kişinin hikayelerini okuyoruz, ilk kısım anlatıcı rolündeki M.S. Fogg üzerine dönüyor. Fogg’un ailesi, annesini kaybedişi, dayısı ile hayatı ve onu da kaybettikten sonraki çökme dönemi, o çöküşten kurtuluşu... Bu bölümde Fogg’un en bitik anlarında rastlantı sonucu tanıştığı ve sonrasında elinden tutup kaldıran, hayatının devamında da uzun bir süre kalacak olan Kitty ile de tanışıyoruz.
Fogg kendini toparladıktan sonra Effing adında huysuz bir ihtiyara bakıcılık işine giriyor. Kitabın ikinci kısmını oluşturuyor Effing ile birlikte yaşadıkları ve Effing’in ilginç yaşam öyküsü.
Effing’in ölümü sonrasında ise vasiyeti üzerine, Effing’in hiç görüşmediği oğlu Solomon Barber’a ulaşıyor ve kitabın son olay örgüsü başlıyor. Burada da Solomon’un hayat hikayesine ve Fogg ile tesadüfi bağlantısına tanıklık ediyoruz.
Yazarın kişileri ve olayları birbirine rastlantısal olarak bağlama şekli hoşuma gitti. İmkânsız gibi görünen bağlantıları bile mümkün bir olay örgüsü ile bağlamış. Ayrıca anlatıcının kendisi ile konuşmaları karakterlerin duygu durumlarını anlatmak açısından gayet başarılıydı. Sürükleyici değil ama akıcı bir kitap. Hatta Effing’in kısımları sürükleyici bile sayılabilir. Karakterlerin hayat akışlarının sürekli değişmesine tanık olmak, kendi hayatımızı da bu şekilde takip ettiğimizde nereden nereye geldiğimizi düşünmemize sebep oluyor okurken. Belki o kadar ekstrem değişiklikler değil ama insan bir düşünmeden geçemiyor. Bende öyle oldu yani. (Gizem) 
Ay sarayı benim için oldukça sıra dışı ve heyecan veren bir okuma deneyimi oldu. Öyle bir roman ki her olay başka bir olaya rastlantısal ama güçlü bağlarla bağlı ve aynı zamanda ana karakterin yanında diğer karakterlerin eylemleri, geçmişleri ve psikolojileri de geniş yer tutuyor anlatımda. Orta kalınlıkta sayılabilecek bir kitap olmasına rağmen bu kadar geniş dönem ve mekanları anlatırken sığ kalmamayı başarmış.

 Yetim kalan ve dayısı tarafından büyütülen Marco Stanley Fogg (M.S) adlı ana karakterimizin hayatının bir kesitine yer verilen bu romanın merkezinde, hayatın getirdikleri, zorlukları, aşk ve tesadüfler dokuma yapan bir iğne gibi sıçrayışlarla anlatılmış. M.S ile bağlantılı diğer karakterlerin engin deneyimlerinin detaylı anlatımlarının eklenmesi, yer ve zamanı oldukça esneterek uzatmış.

 Kimi zaman Central Park avarelikleri kimi zaman ise New York’tan Utah çöllerine uzanan hikayeleri ile insanı hiç sıkmayan oldukça dinamik anlatıma sahip bir roman Ay Sarayı.
Bir yandan paranın hayatımız içinde bir değer biçme aracı ve aygıtı olarak önemini vurgularken öte yandan insani bir yaklaşımda bulunarak, manevi anlamda kıymetini de eleştirel bir anlatımla ortaya koymuş bay Auster. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, karakterlerin yapısındaki aşırılıklarla ölçülü bir oranda büyülü gerçekliğin bütünleşmesi okuma keyfini oldukça artırmış.

Paul Auster’i ilk kez okudum ama fazlasıyla beğendim. Anlatım tarzı ve dili olağanüstü. Ayrıca çok boyutlu anlatımı ve yaptığı göndermeleri harika.İnsana, sahip olduğu fiziksel özelliklerinin ya da maddi durumunun ötesine geçerek gösterdiği hümanist yaklaşımına bayıldım.Umarım sizler de beğenir benim kadar haz alırsınız bu kitaptan. İyi okumalar.. (Bahadır Çavuşoğlu) 
--reklam--
Ay Sarayı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Paul Auster - Ay Sarayı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ay Sarayı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Paul Auster Kimdir?
Paul Auster (3 Şubat 1947, Newark, New Jersey) ABD'li roman yazarı, şair ve senarist.

Paul Auster, 3 Şubat 1947'de New Jersey'de, Polonya'dan ABD'ye göçmüş Yahudi bir ailede doğdu. Annesi bayan Queenie Auster, babası ise hukukçu bay Samuel Auster'dı. South Orange, New Jersey ve Newark'da büyüdü. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan, 1971-1974 yılları arasında Fransa'da yaşadı. İlk evliliğini Amerikalı yazar yazar/Lydia-Davis ile yapan Auster, 1981 yılından beri, bir başka tanınmış Amerikalı yazar yazar/Siri-Hustvedt ile evlidir. Çift yaklaşık 40 yıldır New York'da, Brooklyn'de yaşamaktadır.

Geleneksel kitap konularının dışına yüksek bir başarıyla çıkıp, yaratıcılığın sınırlarını genişletebilmiş olan Auster'in başlıca yapıtları arasında New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Duman, Görünmeyen, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam bulunuyor. Auster'in yazarlığa ilk başladığı yıllardaki sıkıntılı günlerinde Paul Benjamin imzasıyla yayınladığı bir de polisiye romanı vardır. Bu roman yazarın otobiyografik romanı 'Cebi Delik' in eki olarak yayınlanmıştır. Can Yayınları tarafından yazar/seckin-selvi 'nin çevirisiyle 'Köşeye Kıstırmak' adı ile 2000 yılında Türkçeye kazandırılmıştır.

2006 yılında İspanya'nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü'nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26'ncısı düzenlenen "Asturias Prensi" ödüllerinde, aralarında yazar/orhan-pamuk 'un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti.

Yazarın Duman (Smoke) ve Surat Mosmor (Blue in the Face) isimli senaryoları ünlü yönetmen Wayne Wang tarafından filme çekilmiştir. Daha sonra Lulu On The Bridge ( Lulu Köprüde) İsimli kitabını da kendisi filme çekmiş, hem senarist hem de yönetmen olarak yapıtın tüm aşamalarında bulunmuştur. Film hakkında yaptığı bir söyleşide kendi yazma biçimi üzerine konuşurken Peter Brook'un bir röportajından alıntı yaparak işlerinde mitlerin uzaklığıyla gündelik yaşamın sadeliğini kaynaştırmaya çalıştığını söylemiştir.

Ödülleri
2006 - 26. Asturias Ödülü - Edebiyat
--reklam--
Paul Auster Kitapları - Eserleri
Yanılsamalar Kitabı
Şimdi ve Burada: Mektuplar 2008-2011
Yükseklik Korkusu
Görünmeyen
Brooklyn Çılgınlıkları
Kış Günlüğü
Sunset Park
Cam Kent
Lulu Köprüde
Karanlıktaki Adam
Duvar Yazısı
Yazı Odasında Yolculuklar
New York Üçlemesi
Kehanet Gecesi
Köşeye Kıstırmak
Timbuktu
Cebi Delik
Duman - Surat Mosmor
Yalnızlığın Keşfi
Şans Müziği
Son Şeyler Ülkesinde
Leviathan
Kırmızı Defter
Ay Sarayı
Hayaletler
İç Dünyamdan Notlar
Kilitli Oda
Auggie Wren'in Noel Hikayesi
4 3 2 1
Cam Kent (Çizgi Roman)
Oracle Night
Kaybolmalar
--reklam--
Paul Auster Alıntıları - Sözleri
“…insan bir hikayenin içinde, bir hayal dünyasında yaşayabilecek kadar şanslıysa, gerçek dünyanın acıları sona erer. Çünkü hikaye devam ettiği sürece gerçek yoktur.” (Brooklyn Çılgınlıkları)
Sonunda, kendini kendi yapma sorumluluğunu yalnızca kendinin taşıdığını anlayacaktır. (Kehanet Gecesi)
"En sonunda beni duvarın önüne getirip tüfekleriyle bedenime nişan aldıklarında, onlardan isteyeceğim tek şey, göz bağımı çözmeleri olacak. Beni öldürecek adamları gözlerimle görmek hiç umrumda değil, ama gökyüzüne bir kez daha bakmak istiyorum." (Yazı Odasında Yolculuklar)
Yerden yükselip havada durmanın özel bir yetenek istediğine inanmıyorum aslında. Hepimizin içinde olan bir şey bu. Ama kendiniz olmaktan çıkmayı öğrenmelisiniz. (Yükseklik Korkusu)
Kimi düşünceler düşünülmeyecek kadar tehlikeli olabilirler ve onları aklınızın ucundan bile geçirmemek gerekir. (Leviathan)
Annen belki güzel değildi, belki klasik güzellik tanımına uymuyordu, ama bir salona girdiğinde bütün erkeklerin bakışını üzerine çekecek kadar alımlı ve çekiciydi. (Kış Günlüğü)
"Hiç tanımadığınız seyircilerin karşısına dikilip başka bir kişiliğe bürünmek cesur olmayı mı gerektirir, yoksa bu bir zorunluluk, bir seyredilme ihtiyacı mıdır ya da insana o işi yaptıran dürtü kendini tutabilme yetisinden yoksun olmak mıdır?" (Sunset Park)
Daha dikkatli olmayı öğrenmeliyim, diye düşündü, daha az güvenmeliyim herkese, insanlar iyi niyetlerini gösterinceye kadar onlardan her türlü kötülüğü beklemeliyim. Bu acıklı dersi çok daha gençken öğrenmiş olması gerektiğini fark etmişti, kendisini bekleyen güçlüklerle başa çıkabilmesi için daha katı olması ve bunu bir program içinde uygulaması gerekliydi. (Timbuktu)
Oturup çalışmalıydık, efendim, okumalıydık, bize bahşedilen kısacık zamanda yararlı bir şeyler yapmalıydık.  (Timbuktu)
"... dünyayı kafamın içinde döndürerek yeni bir uykusuzluk nöbetiyle boğuşurken karanlıkta tek başınayım." (Karanlıktaki Adam)
Ne var ki, tahminlerle gerçekler her zaman örtüşmüyor ve bir şeyin olası görünmemesi hiç olmayacak anlamına gelmiyor. (Görünmeyen)
"Tam da palyaçonun dediği gibi, ağlayamadığımdan gülüyorum.." (Yalnızlığın Keşfi)
Sonsuza dek barış içindeyken, Tanrı’nın işi kalmayacak yanımızda. (Yalnızlığın Keşfi)
Birkaç yüzyıl önce, altmış yaş ihtiyarlık sayılırdı ve bir zamanlar hiçbirimiz otuzumuzu geçmeyi düşünmediğimize göre onun iki katı kadar yaşamak yarısı kadar kötü sayılmaz, öyle değil mi? (Görünmeyen)
Yaşam insanı hayal kırıklığına uğratıyor. (Karanlıktaki Adam)
Kitapları, yazıldıkları kadar üzerinde kafa yorarak ve kendimizi vererek okumalıyız. (Hayaletler)
Çünkü acı gerçek değişmiyor: Dünyada adaletten çok şiir var. (Görünmeyen)
Yerin altında kaldıktan sonra bir daha dünyaya asla aynı gözle bakamazsınız. (Yükseklik Korkusu)
Her şey olduğundan başka bir anlama geliyor; hiçbir şey taşıması gereken anlamı taşımıyordu. (Köşeye Kıstırmak)
Her gün yenidir ve ben, her gün yeniden doğarım. (Cam Kent (Çizgi Roman))

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/ay-sarayi-paul-auster-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)