# Aydınlık Kapı - Halide Nusret Zorlutuna Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aydınlık Kapı kimin eseri? Aydınlık Kapı kitabının yazarı kimdir? Aydınlık Kapı konusu ve anafikri nedir? Aydınlık Kapı kitabı ne anlatıyor? Aydınlık Kapı PDF indirme linki var mı?  Aydınlık Kapı kitabının yazarı Halide Nusret Zorlutuna kimdir? İşte Aydınlık Kapı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aydinlik-kapi-halide-nusret-zorlutuna-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-09T20:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-04-09T20:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/09/halide-nusret-zorlutuna-kimdir-halide-nusret-zorlutuna-kitaplari-ve-sozleri-196819.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Halide Nusret Zorlutuna 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9789752638129 
 Sayfa Sayısı: 287 
--reklam--
Aydınlık Kapı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
II. Meşrutiyet yıllarından başlayıp 1940’lara kadar uzanan uzun bir dönemin romanı. Daha önce ‘Yaralılar’ adıyla tefrika edilen romanın ilk baskısı ile sonraki baskıları, bu yayında mukayese edilerek Halide Nusret’in romancılığının ayrı bir cephesi ortaya konuldu. Roman, biri aşkın ve ihtirasın peşinden giden, biri ise anneliği tercih eden iki kadın kahraman etrafında, Türk toplumunun yaşadığı medeniyet değişimini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.
--reklam--
Aydınlık Kapı Alıntıları - Sözleri
Dünya bedbahtlarla, yaralılarla dolu, yarasız insan yok… Kimsenin derdi kimseninkine benzemiyor.
“Bilmez, anlamaz, yapamaz!” hükümlerini kaç defa, kaç yüz defa, bir idam hükmü dinler gibi, içimde bir şeyler yırtılarak, koparak dinlemişimdir!
hayatı boyunca ıstırap çektikten, kıvrandıktan, yandıktan sonra nihayet halktan hakka giden ışıklı yolu bulmuştu, işte aydınlık kapı!
zayıf ellerini göklere açarak Allah'a tekrar hamd-ü senalar etti... vildan, ömründe hiç olmadığı kadar, mesuttu...
Ben anlaşılmadan ölmeye mahkûm biçareyim.
Ne efsunkâr imişsin ah, ey didar-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten
Haftalar, aylar sessiz akan bulanık bir su gibi.
Bir yanda bu sefahat, öbür yanda alabildiğine sefalet: Sessiz sedasız aç biilâç ölen, bu memlekete hizmet etmiş ihtiyarlar… Bu memlekette belki en büyük hizmeti edecek çocuklar… Dayanamıyorum, kafam ve kalbim parçalanıyor.
Herkes kendi yarasının acısını duyuyordu ve her biri en büyük derdin, kendininki olduğunu sanıyordu.
"gamla kıymettar ömrün geldi geçti mevsimi!"
"beni affedebilecek misin?" diye fısıldadı.
 "asla!"
kalbimin haykırdığı bu "asla!" dudaklarımdan çıktı mı bilmiyorum. fakat o, bunu duydu.
"bu da... işte nihayet bu da yaralandı, diye içinden sızlandı. bunu olsun koruyamadım. o da benim gibi. bizim gibi... o da herkes gibi... yaralı! hâlbuki o, bambaşka bir çocuktu! o, bize benzememeliydi!"
"kayıtsız bir baba!... bu, her çocuğu üzemez. ama... seni çok üzmüştü vildan... biliyorum."
Kendimi toprağından koparılmış, yeni ekildiği toprağında da tutmamış bir zavallı fidana benzetiyordum.
Gamla kıymettar ömrün geldi geçti mevsimi.
ziya'nın dilinde önce "aşk"la "hürriyet"ten başka söz yoktu. aşk ve hürriyet!
--reklam--
Aydınlık Kapı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Halide Nusret Zorlutuna, ben henüz ilkokul üçe giderken Benim Küçük Dostlarım kitabını okumamla bana kitap sevgisini aşılamıştı. 9 yaşındaki bir kız çocuğun yüreğine dokunan kalemine güvendiğimden bu kitabının da güzel olduğuna şüphem yoktu.
Birbirinden çok farklı iki kız kardeşin hayatta yaptıkları seçimleri ve seçimlerin sonuçlarını okuyoruz. Naif, duygusal bir roman. Normalde bu türde okumayı sevmem fakat Zorlutuna’nın bende yeri ayrı olduğu için okudum ve beğendim. (Simay) 
Ahh Vildan, canım Vildan! Nasıl da sessiz, kimsesiz ve yalnızsın. Sen de biraz da olsa kendimi gördüm sanki. Ahh o sessizliğin, kocaman bir ailede olsan da kimsesizliğin, kimseye karşı gelemeyişin ve her şeyi o güzel yüreciğine gömmen.

Nasıl da üzüldüm yaşadıklarına. Çocukluğunda ve genç kızlığında babana hasret kalman ve aileden kimsenin seni fark etmemesi, evlendin ne kocan değer verdi ne de kayınvaliden. Tek kardeşin Lerzan'in yanında hep sönük kaldın. Hayat en sonunda evlatlarınla da sınadı seni. Ahh Vildan!! Çok güzeldin, çok güzel yürekliydin. Içim burkularak okudum hikayeni.

Ahh içim çok dolu. Bir kadın hiç hak etmediği acılar yaşadı. Kitap iki kız kardeşin yaşadıklarını konu alan ve osmanlı devletinin çöküşüne denk gelen bir zamanda geçiyor. Kitaba ilk başladığınızda sanki Lerzan'in hayatını anlatıyor sanıyorsunuz ama asıl konu Vildan'ın yaşadıkları...

Kitabi çok beğenerek ve hüzünle okudum. Tavsiye ederim. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum :) (Okuyan Fatma) 
Zıt karakterli iki kız kardeşin hayatlarını ve kardeşlerden Vildanin "aydınlık kapi"ya olan yolculuğunu konu ediniyor kitap.
Lerzan ve Vildan, asil bir ailenin kızlarıdır.
Vildan, ne kadar içine kapanık, duygularını kendi içinde yaşayan bir kızsa, Lerzan tamamen karşıtı bir karaktere sahiptir.
Lerzan, şımarık yetiştirilmiş bir dediği iki edilmemiş bir prenses ;Vildansa, annesinin sevgisi olmasa ailede evlatlık denebilecek muamele gören zavallı bir kızcağızdır.
Lerzan 15inde kaçarak kocaya gitmiş, bu evliliğin cefasini en az kendi kadar ailesi de çekmiştir. Zavallı Vildan sevdiğine bile varamaz; çünkü o Lerzan değildir "yapamaz" ailesini ezerek şerefini iki paralık edip kocaya kaçamaz. Her zaman düşünceli, daima naif biri Vildan. Ve tek sığınağı limanı, "aydınlık kapi"nin yol gösterici arkadaşı ahiretligi Fazilet.
Pervasız, hoyrat, doymak bilmeyen bir nefse  sahiptir Lerzan. Aşk ve erkekler hep ilk sıradadır onun için, o kadar düşkündür ki ne arkadaşlarının ne kiz kardeşinin sevdiğine göz koymakta bir an bile tereddüt etmeyen şuh bir kadın oluverip çıkmıştır. Çocuklarına annelik bile yapmaz. Kocadan kocaya, kucaktan kucağa..
.
Kitap 287 sayfa ilk yarısında genellikle Lerzandan bahsedilir 2. yarısında ise Vildanin hayatından, içinde bulunduğu psikolojik durumdan. Lerzan'in Faziletle olan mektuplaşmaları, Vildanin ise günlüğüne aktardıkları geniş yer tutuyor. Olayları da zaten burdan görüyorsunuz. Ama kitap asıl olarak Vildanin anlattıkları etrafında seyrediyor. Okurken agladigim belki 2. kitap.
Keyifli okumalar dilerim (Nursel Aşık) 
--reklam--
Aydınlık Kapı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Halide Nusret Zorlutuna - Aydınlık Kapı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Aydınlık Kapı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Halide Nusret Zorlutuna Kimdir?
"Kadın yazarların annesi" olarak anılır. Hece ölçüsünde hamasi şiirleri ve konuşulan Türkçe ile yazılmış romanları vardır. Romancı Emine Işınsu'nun annesi, Pınar Kür'ün teyzesidir.

Yazımının dönemi 1901 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Erzurumlu Zorluoğullarından gazeteci Mehmet Selim, daha sonraki adı ile Avnullah Kazımi Beydir. Ünlü gazeteci Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ise amcasıdır. Halide Nusret'in babası Avnullah Kazimi Bey, 1908 yılında "Fedekeran-i Millet Cemiyeti" adlı bir siyasi parti kurup muhalefete başladığı için İttihat ve Terakki Partisi yönetimi tarafından yıllarca sürgün ve zindan hayatı yaşamak zorunda bırakılmıştı; bu nedenle Halide Nusret çocukluğunda babasını çok az görebildi. Avnullah Bey bir süre siyasetten çekilmeyi kabul edip Kerkük'te mutasarrıf olarak görevlendirildiğinde ailecek Kerkük'e gittiler. Halide Nusret, bu dönemde özel hocalardan ders alarak Arap ve İran dillerindeki bilgisini geliştirdi. Kerkük'teki çocukluk yıllarını Bir Devrin Romanı adlı anı kitabında aktardı.

Aile, I. Dünya Savaşı'nın başladığı sırada İstanbul'a dönünce Halide Hanım Erenköy Kız Lisesi'ne devam etti. Bu okulda orta tahsilini yapmakta iken babasını kaybetti. Babasının ölümü üzerine yazdığı "Ağlayan Kahkahalar" adlı yazısı 1917 yılında Talebe Defteri adlı derginin yarışmasında birinci olup yayımlanınca edebiyat dünyasına adım atmış oldu.

Lise öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Ekonomik koşullar nedeniyle çalışmak zorunluluğu doğunca Darülmuallimat sınavlarına girdi ve öğretmen olma hakkını elde etti. Öğretmenlik mesleğini çok sevdi ve kendisinin öğretmen olmak için yaratıldığı inancını her zaman ifade etti. İstanbul'da öğretmenlik yaparken bir yandan İstanbul Darülfünun'da Tarih Bölümü'ne devam etti, özel olarak İngilizce öğrendi.

Öğretmenlik Hayatı

Halide Hanım, 1924'te Edirne Muallim Mektebi'nde başladığı öğretmenlik görevini sırasıyla Kırklareli, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman, İstanbul ve Ankara gibi yurdun çeşitli yerlerindeki liselerde yıllarca sürdürdü. 1926 yılında süvari yarbayı Aziz Vecihi Zorlutuna ile evlendi. Evlilik hayatı, eşinin 45 yıl sonraki vefatına kadar sürdü. 1930'da oğlu Ergün, 1938'de kızı Emine dünyaya geldi. Çok severek yaptığı öğretmenlik görevinden 1957'de Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu'nda çalışmaktayken kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Öğretmenlikle ilgili anılarını "Benim Küçük Dostlarım" adlı kitabında topladı.

Edebi Hayatı ve Faaliyeti

Halide Nusret, Küller adlı ilk romanını 19 yaşında iken kaleme almıştı. Milli Mecmua, Türk Kadını, Kadınlar Dünyası, Aydabir, Salon Mecmuası, Çınaraltı, Çağrı, Hilal, Defne, Hisar, Ayşe, Töre, Türk Edebiyatı dergilerinde ve Vakit, Zafer, Kudret, Haber, Yeni İstanbul, Sabah, Hürriyet gazetelerinde yazılar yayımladı. 1923'te yayımladığı Hanım Mektupları adlı eseri ile edebiyat dünyasında ilgi uyandırdı.

Şiir yazmaya mütareke yıllarında başladı. Kurtuluş Savaşı'nın etkisi ve heyacanıyla milli edebiyat akımına katıldı. Milli duygularla kaleme aldığı 'Git Bahar" adlı şiiri tanınmasını sağladı. Milli edebiyat akımı içinde değerlendirilen şiirlerinde hececi anlayışa bağlı kaldı. Ünlü şair Yahya Kemal'in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.

Halide Nusret'in sahnelenmemiş ancak basılmış piyesleri de vardır. Bazılarının adları şunlardır: Hatırsaymaz Kaymakam, Peçe ve Kafes, Rüzgardaki Yaprak, Suçlu Kim?, Asıl Aşk, Ali Usta'nın Torunları, Gecekondu Gülleri.

Sosyal Hayatı ve Faaliyeti

Halide Nusret, genç yaşlarından itibaren sosyal kuruluşlarda ve hayır cemiyetlerinde çalıştı. Türk Kadınlar Birliği, Türk Ocakları, Halkevleri, Muallimler Birliği, Yardım Sevenler Derneği, , Söroptomistler, Çocuk Haklarını Müdafaa Cemiyeti ve Çocuk Esirgeme Kurumu(Himaye-i Etfal Cemiyeti) yönetim kurullarında uzun yıllar hizmet verdi. 1959'da Türk Anneler Derneği'ni kuruluşuna öncülük etti. Türk Dil Kurumu'nun da kurucu üyelerindendi.

1975 yılı Birleşmiş Milletler tarafından 'kadın yılı' olarak ilan edildiğinde 'Kadının Sosyal Hayatını İnceleme ve Araştırma Derneği' tarafından düzenlenen sergi ve toplantıda Halide Nusret'e 'Ümmü'l-Muharrirat' (kadın yazarların annesi) unvanı verildi. 1983 yılında ise Basın Yayın Genel Müdürlüğü ile Türk Basın Birliği tarafından 'Basın Mesleği'nde 50 Yıl Şerefli Hizmet' belgesiyle plaket verildi.

Halide Nusret Zorlutuna, 10 Haziran 1984 günü İstanbul'da hayatını kaybetti.
--reklam--
Halide Nusret Zorlutuna Kitapları - Eserleri
Benim Küçük Dostlarım
Bir Devrin Romanı
Aşk ve Zafer
Küller
Aydınlık Kapı
Beyaz Selvi
Sisli Geceler
Bütün Şiirleri
Gül'ün Babası Kim?
Büyükanne
--reklam--
Halide Nusret Zorlutuna Alıntıları - Sözleri
Yoksa siz sade Türkçe taraflısı değil misiniz? (Büyükanne)
Fakat zaman; hangi ateşi küllemez ki?... (Bir Devrin Romanı)
Bir yanda bu sefahat, öbür yanda alabildiğine sefalet: Sessiz sedasız aç biilâç ölen, bu memlekete hizmet etmiş ihtiyarlar… Bu memlekette belki en büyük hizmeti edecek çocuklar… Dayanamıyorum, kafam ve kalbim parçalanıyor. (Aydınlık Kapı)
../“ilk ders”ten çıkarken birdenbire Tanrı’nın beni “öğretmen olsun” diye yarattığını anlamış, bir anda bu mesleğe şifasız bir tutku ile tutulmuştum.. (Bir Devrin Romanı)
"Bana ta'neylenen gafil,
Seni görgeç utanmaz mı?" (Aşk ve Zafer)
Sanki namütenahi büyük bir ayna, sonra üstünde pembe, samani, erguvani pırıltılar... Düşündüm ki hayatta￼, kalbi bu denize benzeyen insanlar da vardır.. (Sisli Geceler)
“Bilmez, anlamaz, yapamaz!” hükümlerini kaç defa, kaç yüz defa, bir idam hükmü dinler gibi, içimde bir şeyler yırtılarak, koparak dinlemişimdir! (Aydınlık Kapı)
"Dün gece pür sitare göklerde
İki yıldız ilişti gözlerime.
Eğilip derhal eyledim secde,
Benziyorlardı çünkü gözlerine!..." (Aşk ve Zafer)
"İslâm'ın beş temelinden biri olan 'zekat'a gereken önemi verirsek elbette anayurt sınırları içinde aç, çıplak, sefil bir tek insan kalmaz Nur Kardeş." (Büyükanne)
"Kızları da içimize alalım. Onlar da Türk çocuğu değil mi? Şerefimizi kurtarma işine onlar da katılsınlar."
...Atamız ne demiş:
'Yalnız erkekleri çalışan bir millet, tek kanatla uçmak isteyen bir kuşa benzer, yükselemez.' (Büyükanne)
Ya Rabbi! Çilem daha dolmayacak mı? (Gül'ün Babası Kim?)
"Seni Suzan"dedim. "Bu sene geçen seneden, bugün dünden ve şu dakikada da bir dakika evvelinden daha çok seviyorum." (Küller)
İhtiyaca yabancı geçebilse bir günü
Böyle paçavra gibi sürünmezdi ömrünü
Hayat değil onunki, zaten, uzun bir sızı,
İhtiyaç! Yılan yüzlü, ölüm yüzlü ihtiyaç!
Bir tek gün çalışmazsa yavruları kalır aç!
(…)
Her ne olursa olsun mevkiiniz, yaşınız
Karşısında hicapla iğilmez mi başınız? (Bütün Şiirleri)
"Sever hayatı beşer ta seri mezarında!" (Sisli Geceler)
Otomobilinden bile biraz in
Gözlerini yuman gururunu yen
Eğer bir parça et değilse kalbin
Parça parça olur merhametinden
Burada öyle feci manzaralar var! (Bütün Şiirleri)
"Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer!" (Küller)
"Dünyada vatan aşkından daha büyük bir aşk tasavvur edebilir misiniz...?" (Aşk ve Zafer)
Dünya bedbahtlarla, yaralılarla dolu, yarasız insan yok… Kimsenin derdi kimseninkine benzemiyor. (Aydınlık Kapı)
Niçin yalan söylüyorlar? Niçin?..
- Nasıl da masum masum yalan söyleyebiliyorlar? (Benim Küçük Dostlarım)
İçime damla damla "ölüm" çöküyor. Bu soluk mavi gökte, bu gümüş afaklarda²⁰⁷, bu ıslak toprakta hep ölüm... Hep ölümün sonbahara ve sonbaharın ölüme benzeyen o gizli, o acı yeisi var!...

207 Afak: Ufuklar. (Küller)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aydinlik-kapi-halide-nusret-zorlutuna-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)