# Az Kalan Gölge - Güray Süngü Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Az Kalan Gölge kimin eseri? Az Kalan Gölge kitabının yazarı kimdir? Az Kalan Gölge konusu ve anafikri nedir? Az Kalan Gölge kitabı ne anlatıyor? Az Kalan Gölge kitabının yazarı Güray Süngü kimdir? İşte Az Kalan Gölge kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/az-kalan-golge-guray-sungu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-21T12:00:06+03:00
- Güncelleme: 2022-02-21T12:00:06+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/21/guray-sungu-kimdir-guray-sungu-kitaplari-ve-sozleri-158097.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Güray Süngü 
 Yayın Evi: İz yayıncılık 
 İSBN: 9786053264088 
 Sayfa Sayısı: 216 

Az Kalan Gölge Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Güray Süngü’nün sekizinci romanı Az Kalan Gölge, gövdesi seksen üç günde yarıya inen bir Osman oğlu Osman’ın romanı. Osman ülkenin virajlarında savruldu ama yoldan çıkmadı. Çünkü yolda değildi. Lisede koştu, askerde yürüdü, üniversitede pusuya düştü. Pek çok şeyi yarım bıraktı. Çünkü zaten hiçbir şey tam değildi. Bir yer olsun ve oraya gidilsin istedi. Kuru yük gemileriyle dünyayı dolaştı. Okyanuslarda yüzdü. Gökler altında uyudu. Sonra döndü. Ama o kadar uzağa gitmişti ki, döndüğünde hiçbir şey tanıdık değildi. Neyse ki, insan farkında olsun ya da olmasın, asla değişmeyen şeyler de vardı. Az Kalan Gölge, hayatı seyretme hastalığı, hayatı yaşama hastalığı ve hayattan saklanma hastalığının romanı. “Çöküş içe doğrudur, bu yüzden tamamlanana kadar kimse fark etmez.”

Az Kalan Gölge Alıntıları - Sözleri
Aslında umutluyum. Umut mu?
Kendimden başka duyan olmadı beni.
Bir ışıklı uç bulamadım tünelde. Oysa tünelin ufku bellidir, yürüsen ışığı görürsün.
Oysa akletmeye başlayınca insan anlardı ki insanlar akletmiyorlar, düşünmüyorlar, merak etmiyorlar, bilmiyorlar. Böyle oldukları için de seni anlamaları mümkün değil. Bir deneme, hayır bu beni anlamadı, ikinci deneme, hayır bu da anlamadı. Bininci deneme. Elbette bu da. Bir yerden sonra kabulleniyorsun. Yalnızım ben. Bunlar ise zavallı insanlar. Dost değiliz. Onları sevemem, onlara merhamet besleyebilirim ancak.
...hayat hızlandı, hızlandı, hızlandı. Bu kadar hızlanan, muhakkak bir yere çarpar ve durur. Paramparça eder ve kendisi de paramparça olur...
Derin nefesler aldım. Ağlamadan, dillerim dolaşmadan. Yumruğumu ısırdım gülerek gecenin karşısında.
İnsan geleceğe hangi anısının kalacağını seçemiyor. Yaşarken diyorsun ki bu anı ölene kadar unutmayacağım. Yani unutmam herhâlde diye diyorsun bunu. Ama unutuyorsun. Bu da bir şey mi, bazen de oluyor ya, bu anı lütfen yaşanmamış sayalım, hemen unutalım; bu ise bir türlü geride kalmak bilmiyor, ilk anın tazeliğiyle dimağını eritiyor da eritiyor.
İnsanın en büyük düşmanı yeteneğidir ya bazen.
Bazen mi dedim, çoğu zaman diyecektim..
Niye geldin diyecektim ama cesaret edemedim.
İnsan olsa derdim.
Hayal olunca denmiyor.
Bir ışıklı uç bulamadım tünelde. Oysa tünelin ufku bellidir, yürürsen ışığı görürsün.
Tam o an bir çiçek almaya karar verdim. Benim bir çiçeğim olsun. Güzel olsun ama güzelliğini gücünden alsın. Niye denize bakarken çiçeğim olsun der ki insan...
İnsan çok leş bir yaratık türü. Atlatamadığı şey yok...
Şımartma kendini diyor. Duyguyla şımartma. Bir tokatlık işin var. Gönlün genişti senin, uçmak istedin, açmak istedin, kaçmak istedin...
İnsan etten, kandan va zandan yapılmıştır zannederdim. Belki de cidden gitmekten yapılmıştır...
Aşk iki insanın aynı anda aynı yere...Bakmasıdır mıydı, düşmesidir miydi?

Az Kalan Gölge İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İçten içe yorgun olursunuz bazen, Ziya Paşa’nın da dediği gibi terazinin bu kadar sıkleti artık taşıyamadığını fark eder ve zihninizde ağırlık yapacak her şeyden kaçmak istersiniz. Ben de kaçtım, bir Güray Süngü romanı olsun dedim ve kaçtım.
Neden Güray Süngü? Aslında bilmiyorum..
Birbirinden farklı veya birden fazla anlama gelebilecek tek bir cümle kurabilmek.. kendimi bildim bileli çok severim bu tarzı..İlk kez okuyacaktım ama sanki bu tarz ile karşılaşacağımdan emin gibiydim. Bir yerden başlamak gerekiyordu ve Az Kalan Gölge olsun dedim, başladım..

Tutunamayan, hiçbir yerde hiçbir şekilde tutunamayan, ‘içinde manevi bir boşluk bulunan ama bunu fark edemeyen’, olmadığı yerde hep daha mutlu olacakmış gibi hissedip tüm hayatını o his için heba eden bir Osman hikayesi..
kendini içinde bulduğu tünelde hep bir ışık, bir çıkış yolu arayan veya aramayan insanın yalnızlığı/çaresizliği..
insanlardan kopuş, aileden kopuş..
bilinçli olarak yalnızlığı tercih..
Sürekli “abdest almaya giden” ve hiç sağlıklı bir iletişim kuramamış olduğu bir baba profili.. Çekip gittiği için öldüğünden bile haberi olmadığını fark etmesi.. işte bu sahneden sonra romanın geri kalanı, kalbinin acısını duymamak için artık kendinden de kaçarak ve bu acıyla yüzleşmekten korkarak sürekli uzaklaşan, -yaşadığı hayata yaşamak denirse- son anına kadar yüreğinde dinmeyen bir sızı olarak taşıdığı bu baba acısıyla yaşayan bir evlat profili..
“Beni hiç sevmedin be baba, dedim ama öfkeyle değil. Valla değil..”
Velhasıl babası tarafından sevilmediğini düşündüğü için ne aradığını bilmeyen, insanları sevmeyen, hiçbir yerde tutunmak ve sanki büyümek istemeyen bir çocuğu anlatmak istemiş gibi Güray Süngü.
“-Ne oldu Osman, ne olmadı?
-sevemedim
-kimi
-kimseyi..”

Ömrünün son zamanlarında, günden güne azalan vücut kütlesi ve dolayısıyla azalan bir gölge ile her sabah zoraki doğrularak yatağından kalkıp saba makamında okunan ezanı dinlemesi de gösteriyor ki;
bir insan ömrünün heba olmasına sebep olabilecek şeylerdendir sevgisizlik, aileden kopuş, değer görmeme ve maneviyattan uzaklık.. Çünkü “kalpler ancak Allah’ı anarak huzur bulur”du.. Keşke Osman(lar) da bunu anlasaydı deyip durdum vesselam.. (Bayan Mütefekkir) 
Kitabın arkasında yazdığı gibi. Sonu hafif damar. Çokta damar değil. Damarımsı. Damarcık. Azcık tamamına özenerek yazaydın be Güray reyis. Neyse, tuvalette okumayıverin. (Ömer Çevik) 
Osman'ın hikayesini anlatan az kalan gölge kitabı. Neden kitaba bu isim verilmiş çözemedim ve hala sorguluyorum çünkü kitabın içeriğinde bununla ilgili herhangi bir şey bulamadım. Neyse bunun üzerinde çok durmamak ile beraber inşallah benim fark etmediğim bir yönü vardır.

Kitabın içeriğine gelecek olursak başlarda öyle çok üst düzey bir olay ve akış olmamakla beraber sıradan gidiyordu. Bu şekilde olması biraz beni tereddüde düşürdü. Ancak daha sonra işin içine biraz macera, biraz psikoloji, biraz da heyecan girince olay farklı bir şekilde sarmaya başladı. Osman'ın yaşadığı yerler istanbul'da benim mekanlar olunca da ayrı bir duygu hissettirdi:)
Osman her zaman farklı olmayı isteyen, kendini ön plana atmayı arzulayan bir kişiliğe sahip. Bu kişiliğiyle bütün hedeflerini Amerika'ya gitme üzerine kuruyor. Sanki Amerika'ya gidince bütün hayatı değişip çok mutlu olacakmış gibi hissediyor. Ve bu düşüncesi onu tamamen ailesinden uzaklaştırıyor, ki babasının ölümünü dahi çok uzun vakit sonra öğreniyor. Böyle olmasının sebebi gemide çalıştığı için uzun süre yolculuk yapmak zorunda kalıyor. Bundan dolayı birçok ülke birçok şehir gezmesine rağmen Amerika'ya bir türlü ulaşamıyor. Daha sonra bunalım, sıkıntı, içine yönelme ve ruhi çöküş yaşamaya başlıyor. Bu durum onu günden güne eritiyor.

 Osman'ın öleceği vakit babasının hayalini görmesi ve şu sözü kullanması açıkçası çok etkileyiciydi: "beni hiç sevmedin be baba, dedim ama öfke ile değil valla değil." Bu sözü kullanmasının sebebi aralarında hiçbir şekilde bir sevgi ve bir muhabbet kurulamamıştır. Bu durum sanki bize şu sözü hatırlatıyor "evlat babanın sırrıdır" bunu çok net bir şekilde Osman'da görüyoruz.

Daha fazla detay vermeden çok rahat bir şekilde okunabilecek, akıcı, günümüz olayları ile bağdaştıracak birçok bölümle karşılaşacaksınız. Ayrıca sayfalarda öyle çok fazla yazı yoğunluğu olmaması bence en güzel yönüydü:) İyi okumalar.. (Enver Bilge) 

Kitabın Yazarı Güray Süngü Kimdir?
1976 yılında İstanbul’un sur içi mahallelerinden Kadırga’da doğdu. İlk öğretime Kadırga İlkokulunda başladı. Çocukluğu Ayasofya ve Sultanahmette geçti. Gedikpaşa’da esnaf olan babası sayesinde çalışma hayatını erken yaşta tanıdı. Üniversiteden mezun olana kadar bütün tatillerini Kapalıçarşı’da geçirdi. Farklı milletlerden, meşreplerden, dinlerden insanların arasında büyüdü. Üniversite eğitimini Uludağ Üniversitesi’nde aldı. İktisat fakültesinde okudu. Mezuniyetinden sonra özel sektörde çalışmaya başladı. 2009 yılına kadar çeşitli sektörlerde görev aldıktan sonra, yayın sektörüne geçti.
Güray Süngü yazmaya Bursa yıllarında başladı. İlk öyküsü 1998 yılında Hece dergisinde yayınlandı. Bugüne dek, Hece, Hece Öykü, E-edebiyat, Ada, Özgür Edebiyat, İtibar, İzdiham, Cafcaf, Hacamat, CF, Edebi Müdahale, Post Öykü, Cins, Muhayyel gibi dergilerde öyküler ve yazılar yayınladı. Öğrenciyken yazdığı ilk romanı Dördüncü Tekil Şahıs 2006 yılında okuyucuyla buluştu.
Düş Kesiği adlı romanıyla 2010 Oğuz Atay Roman Ödülü’ne, Kış Bahçesi adlı romanıyla 2011 Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü’ne layık görüldü. 2014 yılında Deli Gömleği ve Hiçbir şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi kitapları ile Necip Fazıl Hikaye Ödülü’nü kazandı.
2018 yılında 14. Kristal Lale ödüllerinde yılın edebiyatçısı seçildi.

Kitapları;
Dördüncü Tekil Şahıs-Roman, 2006
Pencereden-Roman, 2006
Düş Kesiği-Roman, 2010
Deli Gömleği-Öykü, 2010
Kış Bahçesi-Roman, 2011
Hiçbir şey Anlatmayan Hikâyelerin İkincisi-Öykü, 2012
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk-Öykü, 2014
Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı-Roman, 2015
İnsanın Acayip Kısa Tarihi-Uzun Hikaye, 2016
Vicdan Sızlar-Öykü, 2016
İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır, 2018

Güray Süngü Kitapları - Eserleri
Deli Gömleği
İnsanın Acayip Kısa Tarihi
Düş Kesiği
Vicdan Sızlar
Kış Bahçesi
Mehmet'i Sakatlayan Serçe Parmağı

Sayıklar Bir Dilde
İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi
Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk
Pencere'DEN
Az Kalan Gölge
Pencereden

Dördüncü Tekil Şahıs
Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi

Güray Süngü Alıntıları - Sözleri
Yürümüştüm.
Bitmişti...
İmza; ölümlü. (Dördüncü Tekil Şahıs)
Beni herkes anlıyor. Sen yağmuru anlamaya çalış.. (Dördüncü Tekil Şahıs)
Sen benim hiçbir şeyimsin.
Al sana bir yara daha. Görmezsem yoksun. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
yaşam tüm unsurlarıyla ayakta durup bana sırıtıyor gibi geldi. (Kış Bahçesi)
bir şeye benzemeye benzemeye insan bir şey olduğunu bir şey olmadığını anlamazmış. böyle sürermiş. (Vicdan Sızlar)
Gün görmüş adamlar usulünce istemeyi iyi bilirler. (Deli Gömleği)

İnsan çok leş bir yaratık türü. Atlatamadığı şey yok... (Az Kalan Gölge)
Güzel neymiş?
Güzel, gördüğümüş.
Hayır “güzel gördüğün” değilmiş güzel, gördüğümüş. (Sayıklar Bir Dilde)
Kafan duman olmuş, şöyle sağa sola doğru salla biraz da kulaklarından çıksın duman.

Olmaz böyle. Net olacak kafa. Freş hava. Oh mis. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
Ne demiştin sen; sana kalbimi göstersem yaralarıma hayran olursun... (Düş Kesiği)
İnsan kibirli, artist, gösteriş budalası ve mal mülk düşkünüdür.
İnsan düşkünse düşüktür.
Düşükse düşmüştür.
Düşmüşse düşenin dostu olmaz, seyircisi olur.
İnsan seyredicidir.
İnsan adeta insan değildir. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
Hayat daha zor artık. (Pencereden)
Bir gamlı hazanın seherinde
Israra ne hacet, yine bülbül? (Sayıklar Bir Dilde)

İnsanca diye bir dil var, kimseler konuşamıyor. (İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır)
Belki de ben delirdim. Belki de ben delirmedim, zaten deliydim. (İnsanın Acayip Kısa Tarihi)
Bu garip. Allahın garibi. -Bütün garipler Allah'ındır. Hamdolsun. (Vicdan Sızlar)
"Müziği duymayanlar, dans edenleri deli sanmaya devam ediyordu." (İnsanın Acayip Kısa Tarihi)
Haddini bilmeyene haddi bildirilir de kendini bilmeyene ne bildireceksiniz... (İnsanın Acayip Kısa Tarihi)
Bende bakılacak bir şey varsa o da kusurdur,bakılacaksa ona bakılsın. (Köşe Başında Suret Bulan Tek Kişilik Aşk)
Çünkü ne öncesinde ne sonrasında hiçbir günüm değil, hiç bir anım o an kadar güzel olmadı.
Bir insanın hüznü, hüznüyle gögelenmiş yüzü, bir diğerinin cenneti olabiliyordu demek. (Hiçbir Şey Anlatmayan Hikayelerin İkincisi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/az-kalan-golge-guray-sungu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)