# Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı - Aziz Nesin Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı kimin eseri? Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı kitabının yazarı kimdir? Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı konusu ve anafikri nedir? Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı kitabı ne anlatıyor? Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı kitabının yazarı Aziz Nesin kimdir? İşte Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aziz-nesinden-darbeler-kitabi-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T12:00:38+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T12:00:38+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/aziz-nesin-kimdir-aziz-nesin-kitaplari-ve-sozleri-153863.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aziz Nesin 
 Yayın Evi: Nesin Yayınevi 
 İSBN: 9786059569026 
 Sayfa Sayısı: 94 

Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kafakan Bey ve arkadaşlarının hırsız olduklarını gazeteler de yazdılar. Buna kimse aldırış etmedi.

Halk,
Hiçbir işe yaramayan bir adam hırsız değil diye başkan olacağına, iş yapsın da varsın hırsız olsun…Diyordu.

Haklıydılar, çünkü Yaşasın Memleket Partisin de iktidardayken az hırsızlık yapmamıştı. Bir anti propaganda sökmeyince, Kafakan Beyin diktatör olduğunu ilan ettiler. Ulusa özgürlük tanımıyordu. Halk bunu da umursamadı.

Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı Alıntıları - Sözleri
Geri kalmış yada geride bıraktırılmış gibi dış düşman mihraklarının uydurdukları iftiraların daha kibarca tarzı olan azgelişmiş, azıcık gelişmiş, birazcık gelişmiş, çok gelişmemiş, neredeyse gelişecek, ha gelişti ha gelişecek gibi vasıfları olan memleketimizin alınan yeni kararlardan sonra muasır medeniyet seviyesini geçtiğine vallahi de billahi de inanıp iman ettikleri gibi, kimin anasını şaapacağız diye aranıp duran yabancı sermayenin memleketimizi intihap ettiği için büyüklerimizin göğsü ve karnı ne kadar kabarsa azdır şimdi…
' İnsanlar insanca davranışı beceremezlerse, kedilerin mutluluğuna bile özenirler.
Vatan Evlatları Partisi'nin basında Kafakan Bey vardı.
Kötü adam denilemezdi. Uluslararası toplantılarda uyumaktan,
uyumadığı zamanlarda da burnunu karıştırmaktan başka kötü bir huyu yoktu.
Kafakan Bey, Başbakan oldu.
Onun Başbakan oluşunu, ana muhalefet partisi olan
Yaşasın Memleket Partililer çekemediler.
Her ne uğruna olursa olsun, Vatan Partisi'ni iktidardan düşürmek istiyorlardı. Durmadan burnunu karıştıran bir adamın Başbakan olması,
ulusal onurlarına dokunuyordu.

Kafakan Bey ve arkadaşlarının hırsız olduklarını gazeteler de yazdılar.
Buna kimse aldırış etmedi.
Halk, "Hiçbir işe yaramayan bir adam hırsız değil diye
başkan olacağına, iş yapsın da varsın hırsız olsun…" diyordu.
Haklıydılar, çünkü Yaşasın Memleket Partisi de iktidardayken
az hırsızlık yapmamıştı. Bu antipropaganda sökmeyince,
Kafakan Bey'in diktatör olduğunu ilân ettiler.
Ulusa, özgürlük tanımıyordu. Halk bunu da umursamadı.

Kısacası, Yaşasın Memleket Partisi, Vatan Evlâtları Partisini
iktidardan düşürmek için, bütün demokratik yöntemleri kullandı ama,
onları iktidardan düşürmeyi başaramadı.
Bunun üzerine hükümet devirmek için halk ayaklandırma yoluna gitti.
Bu yanlış bir yoldu. Çünkü, kendi ülkelerinin özelliklerini ve koşullarını
düşünmeden, başka ülkelerde uygulanmış ihtilâl
yöntemlerini olduğu gibi taklide kalkıyorlardı.
Tuştuk'luli ayaklanamaz, hiçbir zaman hükümete karşı gelemezlerdi.
Böyle bir gelenekleri yoktu. Onların ayaklanabilmesi için, başlarındaki
hükümetin «Her yurttaşın ayaklanması gerekir» diye kanun çıkarması ayaklanmayanların da ağır cezalara çarptırılmaları gerekirdi.
Hükümetin buyruğu ve desteği olmadan ihtilâla kalkamazlardı.

Yaşasın Memleket Partisi, hükümeti devirmek için her yola başvurup
da başaramayınca bu partinin genel başkanı Kurt Santor,
Partisinin yönetim kurulu üyelerini topladı, onlara şöyle dedi:
— Sayın arkadaşlarım! Hükümet devirmekti başarı gösteremeyişimizin
nedeni, başka ülkelerdek ihtilâl yöntemlerini örnek alışımızdır.
Oysa biz ulusal benliğimizden, yerli koşullarımızdan ve kendi
ruhumuzdan ayrılmamalıyız. Her ülkenin kendine özgü koşullan vardır.
Öyleyse biz, kendi ruhumuza uygun hükümet devirme yolu hangisiyse
onu arayıp bulmalıyız. Ben bu konuda tarihimizi inceledim ve
bize uygun bir hükümet devirme yöntemi buldum.
Bu, dünyada bir eşi benzeri daha görülmemiş bir hükümet devirme
yöntemi olacaktır. Benim dediklerimi dinler ve yaparsanız bu Kafakan,
iki aya kalmaz, gümbür gümbür devrilir.

Yönetim Kurulu üyeleri, partinin genel başkanı Kurt Santor'a,
— Nedir bulduğunuz bu hükümet yöntemi?
Aman çabuk söyleyiniz! -dediler.

Parti genel başkanı cevap verdi:
— Kendi partimiz nasıl iktidardan düştüyse, aynı yolla biz de
bu hükümeti devirmeliyiz. Biz, kendi başımıza gelenleri unutup,
başka ülkelerden hükümet devirmek için hazır reçeteler almaya kalkıyoruz.
Bizim yanıldığımız burası işte!... Biz iktidardan neden düştük,
bunu düşünelim. Partimizin iktidardan düşmesi,
partililerimizin, yani bizim kendi yüzümüzden olmuştur.
Halk bizi beğenmedi, istemedi ve hükümetten düşürdü. Öyle değil mi?

Üyeler,
— Evet. Öyle! -dediler.
— Öyleyse biz, kendi partimizden istifa edip Vatan Evlâtları Partisine geçelim.
O partiyi dolduralım. O zaman yurttaşlar Vatan Evlâtları Partisini de
beğenmeyip iktidardan düşüreceklerdir. Ne dersiniz?

Üyeler,
— Çok doğru yahu, hiç aklımıza gelmemişti. Hay aklınla bin yaşa!... -dediler.
Yönetim Kurulundan biri,
— Peki ama biz Vatan Evlâtları Partisine geçince orada ne yapacağız?
-diye sordu. Buna, Yaşasın Memleket Partisi Genel Başkanı,
— Hiçbişey yapmayacağız... -dedi-. Bizi hiç-bişey yapmadığımız için
iktidardan düşürdüler. Vatan Evlâtları Partisine girince de hiçbişey
yapmıyacağız. Kendi partimiz iktidardayken ne yaptıksa,
yine öyle yapacağız. Haydi şimdi birer ikişer Yaşasın Memleket
Partisinden istifa edip, Vatan Evlâtları Partisine geçelim.
Ve kendi partimiz iktidardayken ne yaptıksa yine öyle yapalım.

Bu toplantıdan sonra, Yaşasın Memleket Partisinin ocaklarına,
bucaklarına kadar alınan bu karar yayıldı.
Yaşasın Memleket Partisinden istifa edenler, Vatan Evlâtları Partisine
doluşuyordu. Vatan Evlâtları Partisi Başkanı Başbakan Kafakan da,
partisine akın akın katılmalardan çok seviniyordu.
Kendi partisi güçleniyor, muhalefet partisi zayıflıyordu.

Vatan Evlâtları Partisinin kongresi vardı.
Başbakan Kafakan kürsüye çıktı, mikrofonun önüne geçti:
— Muh... -dedi.
Ağzından daha ilk hece çıkar çıkmaz, bir alkıştır koptu.
Alkıştan, Başbakan konuşamıyor, ne söylediği anlaşılmıyordu.
Bay Kafakan bir daha,
— Muh... -dedi.
«Muhterem arkadaşlar!» demek istiyordu.
Ama alkışların şiddetinden «Muh...» diyor, arkasını söyleyemiyordu.
Yaşasın Memleket Partisinden Vatan Evlâtları Partisine aktarma olanlar,
tıpkı kendi eski partileri iktidardayken yaptıkları gibi,
başkanlarını durmadan alkışlıyorlardı.

Bay Kafakan,
__Muh... muh... muh... -diyor, hıçkırık tutmuş gibi, başka bir şey söyleyemiyordu.
— Muh... Alkış kıyamet...
__Arkadaşlar, çok rica ederim... -dedi.
Alkışlıyorlardı.
— Tadını kaçırdınız artık! -dedi.
Alkış daha da şiddetlendi. Başbakan kızmıştı:
— Ama yeter artık!... Muh... Alkış göklere yükseliyordu.
Başbakan kıpkırmızı oldu,
— Yeter ulan... Kesin! -diye bağırdı. Dinleyen yoktu, alkışlıyorlardı.
Kızgınlığın sonuna gelen başbakan, ne yapacağını şaşırıp gülerek,
— Yapmayın ulan... -dedi-. Namussuzluk etmeyin... Muh...
Baktı ki alkış durmuyor, Başbakan alkış gürültüleri arasında
ne dediğini kendisi de anlamadan bir süre konuştu, sonra kürsüden indi.
Kongre böylece sona erdi. Ama başbakanı nerede görseler, aktarma partililer durmadan alkışlıyorlardı. Öksürse alkışlıyorlar, hapşırsa alkışlıyorlar,
esnese, uyuşa, burnunu kaşısa alkışlıyorlardı.

İlk zamanlarda bu alkışlara kızan, hatta,
— Yapmayın yahu... Rica ederim... Namussuzluk etmeyin! -diyen
Başbakan, yavaş yavaş alkışlara kızmaz oldu. Sonraları alkışa alıştı.
Daha sonra alkış beklemeye başladı. Gözünü kırpsa da karşısındakiler
alkışlamayı unutsalar, neden alkışlamadınız, der gibilerden
kızarak çevresindekilere bakıyordu.

Böyle böyle...
Halk arasında söylentiler almış yürümüştü.
Herkes Başbakanın deli olduğunu söylüyordu.
Delinin sonu ne olursa, Başbakanın ve Vatan Evlâtları Partisinin
sonu da öyle oldu. İki ay bile sürmedi, Vatan Evlâtları Partisi hükümeti devrildi.

Tarihteki bu en önemli hükümet darbesinden ne almamız gerekir.
Bütün yöntemler denenip de;
biriyle hükümet devrilmezse, bu yöntemi denememiz gerekir.
Dünyanın en sağlam hükümetleri bile buna dayanamaz, devrilir.
Geri kalmış yada geride kalmış yada geride bıraktırılmış gibi dış düşman mihraklarının uydurdukları iftiraların daha kibarca tarzı olan azgelişmiş, azıcık gelişmiş, birazcık gelişmiş, çok gelişmemiş, neredeyse gelişecek, ha gelişti ha gelişecek gibi vasıflarla tasvif edilen memleketimizin, bütün bu alçakça iftiralara rağmen son alınan ‘Kendi Şeyini Kendin Yap’ kararlarından sonra aniden şaapıp muasır medeniyet seviyesini at başı farkla geçtiğine vallahi de billahi de inanıp iman ettiğim gibi, kimin anasını şaapacağız diye aranıp dolanıp duran yabancı sermayenin memleketimizi intihap etmesinden de bellidir ki, bu manzaradan büyüklerimizin göğsü ve büyüklerimizin karnı ne kadar kabarsa azdır.
Neden kimi sözcükleri söylemek ayıp ya da bayağı sayılır da , o sözcüklerin yerine aynı anlamı veren yabancı sözcükler kullanılınca ayıp sayılmaz ? Bunu hiç düşündünüz mü ? Örneğin sidik yerine Arapça idrar denilir; ikisi de aynı şey değil mi ?
İnsanlar insanca davranışı beceremezlerse, kedilerin mutluluğuna bile özenirler

Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nihayet geç de olsa Aziz Nesin'le tanışabildik.
Okuduktan sonra zaten tanıştığımızı fark ettim, içimizdeki sesmiş kendileri :))
Bildiğiniz üzere kendisi mizahî eleştirileri ile meşhur bir yazar. Bu sebepten az peşinde koşmadılar..

Aslında tam olarak böyle bir kitabı yok. Çeşitli kitaplarındaki "ihtilal" konulu hikâyeleri derlemişler ve ortaya "Darbeler Kitabı" çıkmış.
"Nasıl ihtilal yapılır?", "Nasıl ihtilal yapılmaz?" gibi konular işlenerek tam anlamıyla güldürürken düşündürüyor. Okurken, zamanında bu kitapları yasaklayan ve toplatan zihniyeti çok iyi anlıyorsunuz. (Ve hâlâ var olduğunu hatırlıyorsunuz)
Aziz Nesin de onları anlayıp, zayıf noktalarına dokunmuş. Onlar için ne kadar az kişi uyansa o kadar kârlı bu iş. Lakin kalemi kırsan, kitabı yaksan fikre hanginizin gücü yeter.. Düşünmek lazım. (Gökçe) 

Kitabın Yazarı Aziz Nesin Kimdir?
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.

Aziz Nesin Kitapları - Eserleri
Zübük
Şimdiki Çocuklar Harika
Ölmüş Eşek
Nazik Alet
Gözüne Gözlük
Biz Adam Olmayız

Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
Yol
Yokuşun Başı
Yokuş Yukarı
Sizin Memlekette Eşek Yok mu
Tatlı Betüş
İt Kuyruğu

Koltuk
Toros Canavarı
Pırtlatan Bal
Geriye Kalan
Memleketin Birinde
Havadan Sudan
Gıdıgıdı

Aferin
Surname
Merhaba
Az Gittik Uz Gittik
Ben de Çocuktum
Yüz Liraya Bir Deli
Yedek Parça

Aşkım Dinimdir
Sivas Acısı
Fil Hamdi
Zübüklüğün Sonu Yok
Adamı Zorla Deli Ederler
Anıtı Dikilen Sinek
Kördöğüşü

Bir Sürgünün Anıları
İstanbul'un Halleri
Yurt Gezileri
İhtilali Nasıl Yaptık
Hayvan Deyip de Geçme
Deliler Boşandı
Şehirden İndim Köye

Memurlar Memurlar
Gerçeğin Masalı
Bay Düdük
Hoptirinam
Gol Kralı
Bu Yurdu Bize Verenler
Mahmut ile Nigar

Ah Biz Ödlek Aydınlar
İnsanlar Uyanıyor
Tek Yol
Leyla ile Mecnun
Gözünüz Aydın Efendim
Bir Tutam Aydınlık
Nutuk Makinesi

Hangi Parti Kazanacak
Ah Biz Eşekler
Yeşil Renkli Namus Gazı
İnsanlar Konuşa Konuşa
Büyük Grev
Benim Delilerim
Nah Kalkınırız

Poliste
Damda Deli Var
Şimdi Avrupa
Sosyalizm Geliyor Savulun
Rüyalarım Ziyan Olmasın
Kalpazanlık Bile Yapılamıyor
Okuma Güncesi

En Masumlar İçerde
Rıfat Bey Neden Kaşınıyor
Mahallenin Kısmeti
Yetmiş Yaşım Merhaba
Bütün Oyunları - 1
Bütün Oyunları 2
Halimiz Hal Değil

Borçlu Olduklarımız
Aziz Nesin - Ali Nesin Mektuplaşmaları
Aziz Nesin'den Sıra Dışı
% Kaç Aptalız
Yazarlık, Edebiyat ve Dil Üstüne
Aşk Şiirleri
Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim

Çuvala Doldurulmuş Kediler
Kalem Yapın Beni Kalem!...
Eğitim Üstüne
Batı'ya Giden Yoldayız
Bir Koltuk Nasıl Devrilir
Vatan Sağolsun
Seyyahatname

Türkiye Şarkısı Nazım
Okuduğum Kitaplar
Korkudan Korkmak
Salkım Salkım Asılacak Adamlar
Üçü Birden
Bütün Şiirleri 1
Kazan Töreni

Bütün Şiirleri 2
Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak
Hayvanlar Takımı
Maçinli Kız İçin Ev
Sondan Başa
Sora Sora Cennet Bulunur
Uyusana Tosunum

Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler
Hazret-i Dangalak
Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala
Mum Hala 1
Aziz Nesin'den Darbeler Kitabı
Sanat Yazıları
Gülmekten Öldüren Öyküler-1

Gülmekten Öldüren Öyküler 2
Alamanya Alamanya Bizden Aptal Bulaman Ya
Mum Hala 2
Soruşturmada
Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez
Herkesin İşi Gücü Var
Suçlanan ve Aklanan Yazılar

Arkadaşım Badem Ağacı
Bir Dokun Bin Dinle
Cumhuriyet Dönemi Türk Mizahı
Unutulmayan Rüyalar
Bekârlık Sultanlıktır
Irak ve Mısır
Taşlamalar

Çocuklara En Güzel Masallar
Aziz Dede'den Masallar
Nasrettin Hoca Gülütler
Okullar İçin Kısa Oyunlar
Sporcu Milletiz Vesselam
Bursaname - Aziz Nesin'in Bursası
Laiklik, Dincilik ve Atatürkçülük

Bayan Aynur ile Bay Buyur
Bilmem Ne Adası
Bir Vicdan Davası
Onursal Doktor Olamamanın Büyük Onuru
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler
Aşk Öyküleri
Aydınlar Üstüne

Büyüklere Masallar 1
Büyüklere Masallar 2
Türkiye Toplumu ve Demokrasi
Bütün Oyunları - 3
Bütün Oyunları 4
Aziz Nesin - Klaus Liebe Harkort Mektuplaşmaları
Aziz Nesin - Saliha Scheinhardt Mektuplaşmaları

Aziz Nesin - Tahsin Saraç Mektuplaşmaları
Tut Elimden Rovni
Erkek Sabahat
Çiçu
Hadi Öldürsene Canikom
Dört Kitap Tek Ciltte
Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 1

Ölümü Hak Eden Ölümsüz Aziz Nesin Cilt: 2
Azizname
Saçkıran
Gübre Kralı
Şiirin Tam Zamanıdır
Biraz Gelir misiniz?
Bir Aşk Var Bir De Ölüm

Hoşça Kalın
Bişey Yap Met
Qum Qalalar
Hekayələr
Azîz Nesin - Meral Çelen Mektuplaşmaları
Gülmece Öyküleri 9
Bizim Memleket

Gülmece Öyküleri 5
Gülmece Öyküleri 2
Memleketin Birinde - Hoptirinam
Deniz Aslanı
Baba Mirası
Berber Nonoş
Gülmece Öyküleri 3

Üç Kitap Birarada
Nutuk Makinası, Az Gittik Uz Gittik
Gülmece Öyküleri 8
Aziz Nesin Bütün Kitapları
Kendini Yakalamak
Boyalı Tilki Masalı
İstanbul'dan Ne Haber

Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 2
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 1
Seçilmiş Satırlar
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 3
Aziz Nesin Ali Nesin Mektuplaşmaları 4
Sosyalizm Geliyor Savulun

Aziz Nesin Alıntıları - Sözleri
İslamlıktan sonra da .. şimdi de kız çocukları pek makbul sayılmıyor, başlık parasını saymazsan. Müslümanlarca … (Bay Düdük)
Sen insanların zahirine değil zamirine bak. (Toros Canavarı)
Yoksular yaşamları boyunca yalnız bir kez kolaylık görürler, o da öldükten sonra; cenazeleri hemen kalkar, çabucak. (Ben de Çocuktum)
Muayeneye giren çocuğu, içi kül dolu bir kaba yellendirirlermiş. Yel ne denli çok kül kaldırırsa o denli iyi, o denli yiğitlik sayılıyor. Yel hiç kül kaldırmazsa, çok kötü..." Mangalda kül bırakmaz" sözü, sonradan bir alay sözü olarak kullanılmış olsa bile, kabadayılığı, yiğitliği anlatmak için söylenir. (Yokuşun Başı)
Sen artık bu kitapta: noktaları , virgülleri , satırları taşımıyorsun..
Sen artık bu kitapta : koşmuyor , bağırmıyor , alnını kaşımıyorsun..
 Sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. (Aşk Şiirleri)
Ayağını sıcak tut, başını serin,
Kendine bir iş bul, düşünme derin. (Nasrettin Hoca Gülütler)

Önce bir sayımdöküm yapmalıyım
Neleri götüreceğim
Geri dönüp alamam
Kendimden hiç bırakmamalıyım geride
Gölgemi de gölgesizliğimi de
Söyleyemediklerim yazamadıklarım Verilemeyen yanıtlarım
Benimle olmalı üzünçlerim acılarım
Utançlarım gözyaşlarım
Söyletilmeyen şarkılarım
Hiç bir kötülüğüm kalmamalı arkamda Aldatmaları sevdiğim kadınların
Kurnazlıkları çıkarcıkları küçük küçük
Zaman zaman kurnazlıklarım
Düşlerimi hiç mi hiç bırakamam
En değerli varlıklarım
Hele sonsuz tasalarım ki yaşama sığmayan
Ve hiç sönmeyen harlı tutkularım
Ne kalır benden geriye
Hiç
O hiçi de kendimle almalıyım (Seviye On Ölüme Beş Kala - Kendini Yakalamak)
Aslında Sayın Başkan Hoobert iyi insandı. Sayın Başkan
iyiydi ama, ne yazık ki çevresindekiler kötüydü. Nedense bu iyi
başkanların çevresini de hep kötü kişiler alıyordu. (Kalpazanlık Bile Yapılamıyor)
Yabancı bir kentte insanın yalnızlığı daha bir katmerleniyor. (Sizin Memlekette Eşek Yok mu)
"Zenginlik sermaye birikimidir; uygarlık kültür birikimidir.Bizde böyle birikimler olmadığı için de , toplumumuz tutarsızdır.
 Ulusal zenginliğin , uygarlığın birikim demek olduğu bizde , daha 19. yüzyıl sonunda anlaşılmıştır.Ama bu bir TERS anlamadır.Bizde bu birikim , devlet gücüyle zengin yetiştirmek diye anlaşılmıştır.TERS işleyen mantık şudur: 'Yurdun kalkınması için zenginlik gerekir. Bizde kendiliğinden zengin yetişmediğine göre , devlet yardımıyla zengin yetiştirmeli , sermaye birikimi saglanmalıdır.'
 ...Devlet zengin yetiştirmeye kalkarsa kimleri seçer? Elbet kendisini devlet yapanları, kendinden olanları... " (Suçlanan ve Aklanan Yazılar)
Bakınız, neden olmaz, izah edeyim. Affedersiniz, ismiâliniz Beyfendi?
Ulvi Bey... Müşerref olduk efendim. Benim adım
Şâzi. Çok memnun oldum. Evet... ne diyorduk?
Ol­maz.. Katiyen olmaz. Çünkü efendim, herşeyden
önce bir maarif plânımız yok. Bendiniz uzun yıllar
maarifte hizmet ettiğimden bu işleri gayet iyi bili­rim. Plânsız, programsız hiçbir iş olmaz efendim.
Affedersiniz Beyfendi, ismiâlinizi öğrenebilir miyim?
Ulvi Bey... Çok güzel, memnun oldum. Benim
adım da Şâzi... Çünkü efendim bizde herşeyden ön­
ce bir tedrisat sistemi yok. Onun içindir ki, biri… (Kördöğüşü)
Bu pis burjuvaların Allah bin türlü belalarını versin!.. (Aziz Nesin'in Güncesi Mum Hala)
"Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur.
Sarılınca, sağ yanını onun kalbi doldurur..."

| (Ah Biz Eşekler)

Amerikada otuzaltı gazeteye birden yazan bir başyazar,
— Sizde, dedi, bir başyazar, kaç gazeteye yazar?
— Bizde, dedim, her gazetenin ayrı bir başyazarı vardır, ama, hepsi de aynı şeyleri yazar!..
— Ayrı ayrı insanlar nasıl aynı şeyi yazarlar?
— Bizde ayrı gayrı yoktur. Birlik, beraberlik falan... İşte öyle...
— Sizde demokrasi var mı?
— Az bişey vardı, ama son zamanlarda yedek parçası kalmadığından kullanamıyoruz? (Yedek Parça)
İnsan, sevebilir miyim diye düşünüyorsa sevemeyecek demektir. İyi ki sevide düşünce yok;yoksa kimse kimseyi sevmezdi. (Aşkım Dinimdir)
Gece yatakta bir elimi attığım zaman, elimin tuttuğu yalnızlık... Korkudan öbür elimi atıyorum, kendimi tutuyorum, soğuk, ıslak, titreşik... (Çiçu)
"Ben ölmüşüm baba,
neden bana hiç demediniz?" (Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz)
“İster altından olsun, ister demirden, kafes kafestir!” (Memleketin Birinde)
Sizin sevdiğiniz her şeyi ben de severim. (Gol Kralı)
İnsanın kendini olduğundan başka göstermek için harcadığı çabalar onu gülünç yapar. Hele bu para konusunda ise gülünçlüğün derecesi daha da artar. (Aziz Nesin'den Çocuklara En Güzel Öyküler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aziz-nesinden-darbeler-kitabi-aziz-nesin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)