# Aziz Nesin'li Anılar - Ataol Behramoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Aziz Nesin'li Anılar kimin eseri? Aziz Nesin'li Anılar kitabının yazarı kimdir? Aziz Nesin'li Anılar konusu ve anafikri nedir? Aziz Nesin'li Anılar kitabı ne anlatıyor? Aziz Nesin'li Anılar kitabının yazarı Ataol Behramoğlu kimdir? İşte Aziz Nesin'li Anılar kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/aziz-nesinli-anilar-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T06:00:14+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T06:00:14+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/ataol-behramoglu-kimdir-ataol-behramoglu-kitaplari-ve-sozleri-159600.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ataol Behramoğlu 
 Yayın Evi: Evrensel Basım Yayın 
 İSBN: 9789756106822 
 Sayfa Sayısı: 104 

Aziz Nesin'li Anılar Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
5 Temmuz 1995 yılında kaybettiğimiz, yüzyılımızın aydınlanmacı ve büyük yazarlarından Aziz Nesin'in anısına...

Ataol Behramoğlu'nun Aziz Nesin'le ilgili anılarını okurken her iki aydınımızı da daha iyi tanıma fırsatı bulacaksınız. Dönemin zorlukları, aydınlarımız arasındaki dostluklar , tartışmalar kısacası hayattan kesitler zihninizde bir fotoğraf karesi gibi belirecek.
Kitabın sonundaki Ataol Behramoğlu ile Aziz Nesin'in mektuplaşmaları ise tarihi belgeler olma niteliğinde.

Aziz Nesin'li Anılar Alıntıları - Sözleri
"Vatanımız bok içinde ve daha da çok boka gitmekte... Ama marifet, güllük gülistanlık bir vatan için değil, bok içindeki vatan için bir şeyler yapabilmeye çalışmaktır... Neden? Çünkü bizim vatanımızdır da ondan..."
Aziz Nesin'in kendine ait hiçbir lüksü yoktu. En sade biçimde giyinen, en sade biçimde yaşayan bir insandı. "Cimri"link yakıştırması, özellikle Yazarlar Sendikası harcamalarındaki tutukluluğundan ötürü yapılmış olsa gerek. Haksız kazanç sahiplerinin savurganlık ve ısrarlarının marifet sayıldığı toplumumuzda, her zaman bir halk insanı olarak kalmış, biriktirdiği şeyleri kendisi için değil başkaları için, özellikle de Vakıf'taki çocukları için biriktirmiş olan Aziz Nesin'in tutumluluğu, hiç kuşku yok ki örnek alınması gereken bir erdemdi...
Çünkü bu dünyaya, serçe parmağımızın tırnağının ucuyla bile dokunabiliyorsak, ne olursa olsun, yaşamayı sürdüreceğiz.
Aziz Nesin’in yakınında olmak bir ayrıcalıktı.Bunu o yaşarken de anlamış olmaktan mutluyum.Böyle bir ayrıcalığa layık olabilmeyi büyük bir mutluluk ve onurla taşınacak büyük bir sorumluluk olarak görüyorum.
Yakından ve kişisel olarak tanıdığım hiçbir yazarı Aziz Nesin ' i sevdiğim kadar sevmedim . Hiçbirine Aziz Nesin' e kızdığım kadar kızmadım.Hiçbir yazar konusunda Aziz Nesin konusunda olduğu kadar çelişkiye düşmedim.Hiçbiriyle Aziz Nesin' le çatıştığım kadar çatışmadım.Hiçbiri beni Aziz Nesin' in etkilediği kadar etkilemedi.Ve hiçbirine Aziz Nesin' e duyduğum kadar hayranlık duymadım.
1993’ te,o uğursuz 2 Temmuz günü, “Sivas’ta ne işi vardı Aziz Nesin’in” diye öfkeyle söylenenlerden biri de benken,ertesi gün , olay anlaşıldığında , medyada ona yöneltilen saldırılarını çirkinliğini ve düzeysizliğini gördüğümde , bu kez onu eleştirenleri en ağır sözlerle eleştiren yine ben olmuştum.Aziz Nesin bir kez daha çelişkiye düşürmüştü beni.
Yani ben ölünce "öldü" diye yazmayın, "ürettiği yüklerinin, yarattığı konularının altında ezildi" diye yazın; çünkü doğrusu bu...
Aziz Nesin’in kendine ait hiçbir lüksü yoktu. En sade biçimde giyinen, en sade biçimde yaşayan bir insandı.
“Dünya yani insanlar, hiçbir zaman yarattıkları tanrı ya da tanrılardan kurtulamadı. Zamanımızın tanrısı emperyalizmdir. Bütün tanrılar nasıl öldüyse, günümüz tanrısı emperyalizm de ölecektir.”
Bu dünyaya, serçe parmağımızın tırnağının ucuyla bile dokunabiliyorsak, ne olursa olsun, yaşamayı sürdüreceğiz.
Sarılmak neden güzeldir bilir misin? Çünkü sağ tarafta kalp yoktur, ve orası hep boştur... Sarılınca, sağ yanını O'nun kalbi doldurur... Aziz Nesin
Yeryüzünde Söylenmiş en güzel kıskançlık şiiri , Türk halk şiirindeki şu iki dizedir:

"Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim?"
“ YASAK ?
-Türkiye’nin değişmez anayasası.”

Aziz Nesin'li Anılar İncelemesi - Şahsi Yorumlar
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

"Cezaevinin Bahçesine Ayva Ağacı Diken Bir Şair ve Gözyaşını Kahkaya Çeviren Bir SİMYACININ Anıları ...

"12 Eylül sabahını (F. Otyam , Y. Özkan vb arkadaşlarla) Kuşadası'ndaki kültür gecesinde karşılamıştık. Gece yarısı , kaldığımız otelin lobisinden Fikret Otyam' ın telefonuyla uyanmıştım.Cümle aynen aklımdadır. "Aşağı gel, Evren yönetime el koydu." Bu iki küçük cümledeki gerçeğin hayatlarımızı nasıl derinden etkileyeceğini o anda kestirebilmek kolay değildi."

 Bu satırların sahibini 30 küsür sene evvel Maltepe Cezaevine koymuşlardı .. Bedenen oradaydı belki ama düşünceleri hapsedemezsiniz..Ve ne diyor Bertolt Brecht Beş Paralık Roman adlı kitabında , "İnsan hapishane duvarları içinde de özgür olabilir." Düşüncelerine zincir vuramadıkları için tuttu şu satırları yazdı..

Maltepe askeri cezaevinin avlusunda
Sisler içindeki Büyükada’nın karşısında
Oturmuş yazarım bu şiiri

Eylül başlarında bir cumartesi sabahı
Lodos titretiyor ağaçları
Yağmur geceden yıkamış çiçekleri

Gökyüzü mavi, bulutlar beyaz
Ardından baharın geçti koca bir yaz
Hapisteyiz hâlâ ve güzün ilk serinlikleri

Avlunun dört yanı dikenli teller
Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler
Kapanır uykusuzluktan gözleri

On gündür çocuk sesi duymadım
Özledim “baba” deyişini kızımın
Özledim beni görünceki sevincini...

Hayatım benim, kırk yıllık hayatım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zincirlerini...

Diyorum ya dört duvar arasındaydı..Kim bilir başını kaldırdığında ranzasını , görüş gününde gri bulutlu gökyüzünü görüyordu .. İnsanlığını da elinden alamamışlardı yaa .. Kalktı cezaevinin bahçesine bir de AYVA AĞACI dikti.. Öyle bir ayva ağacı ki onun gölgesine kimler kimler , nice isimler konuk oldu sonrasında ..Sevdiklerine bu ağacın gölgesinde mektuplar gönderdiler yazıp yazıp.. İsmi Ataol Behramoğlu bu güzide şahsın , bu değerli şairin .. Ben şahsım adına ne şiirden anlarım, ne de öyle pek fazla şair bilirim .. Odun - kereste aromalı bizim bünye .. Pekte dingin bir ruhum yok şiir okuyacaklık .. Nerden tanıyorum kendisini derseniz Aziz BABA' dan .. Köşe yazılarını takip ederim ..Sık sık anar kendisini yazılarında , tv lerdeki sohbetlerde .. Bu kitabı öylesine çok aradım ki size anlatamam .. Bizimkisi manyaklık tabi .. Kişisel bir hayranlığın da ötesi..Bir saplantı .. N'apayım ben de böyleyim.. Kitabın baskısı uzun bir müddet yoktu.. Geçen Ankara okuma grubu ile Liman Kitap Cafe' ye gidince sorayım dedim .. Şansıma 1 tane varmış ..Aldım hatmettim ve bu büyük adamlarla ilgili bilmediğim pek çok yeni şey öğrendim .. Sizlerle de paylaşayım eğer isterseniz..

Aldım açtım ilk sayfayı .. Bu tekin yayınlarında 4. basım imiş .. 2016 basımı .. Sonra bir otobiyografi Ataol Behramoğlu' na dair.. Bir sayfa daha çeviriyorum , şaşırtan bir başlık.. "En Çok Sevdiğim ve En Çok Çatıştığım Yazar..." Açıklayayım. Kendisi , bilenler bilir ama bilmeyenler için söyleyeyim asker kökenli bir yazar ..Askerle niçin ilişiğinin kesildiğini bir başka incelememde ayrıntısıyla anlatırım .. Konu uzamasın..Dolayısıyla subaylıktan gelme olduğu için korkunç derecede otoriter , çalışkan ve disiplinli bir insan .. Bunun böyle olduğunu sadece kendisini okuyarak değil aynı zamanda karşılaştığım onu tanıyan insanlara da sorarak teyit ettim.. Oğlu Ateş Nesin' in anıları var ki onlar yeter..İnanılmaz otoriter bir şahsiyet .. Hal böyle olunca 1970 lerin başında halen daha bir sendikaları olmayan yazarları bir çatı altına getiren isim oluyor Aziz Nesin ve Yaşar Kemal (ki bu ikilinin arasında da inanılmaz bir savaş var normalinde ) İnanılmaz çalışkan , inanılmaz girişimci ama bir nebze dediğim dedik bir isim Aziz Nesin diyorum yaa..Yazarlar da esasen çalışkanlığından şikayetci değiller ..Çünkü ilkin kendilerine verilen bir "umumi heladan" yola çıkıp onlara başını sokabilecekleri bir yapı sunuyor kendisi .. Kendinden başka başkanlık edecek aday yok ama etkisini sürekli kısıtlamaya çalışıyorlar =)) En sonunda ismi otodidakta çıkıyor sendikada ..Ataol Behramoğlu da pek çok çatışmış olacak ki , şunları demiş bu konuda :

"Yakından ve kişisel olarak tanıdığım hiçbir yazarı Aziz Nesin ' i sevdiğim kadar sevmedim . Hiçbirine Aziz Nesin' e kızdığım kadar kızmadım.Hiçbir yazar konusunda Aziz Nesin konusunda olduğu kadar çelişkiye düşmedim.Hiçbiriyle Aziz Nesin' le çatıştığım kadar çatışmadım.Hiçbiri beni Aziz Nesin' in etkilediği kadar etkilemedi.Ve hiçbirine Aziz Nesin' e duyduğum kadar hayranlık duymadım.

 Kendisi de tıpkı benim gibi kitap/bir-surgunun-anilari--8464 kitabıyla tanışmış onunla ."Gülmekten çok gözlerimin yaşardığını anımsıyorum" diyor GÖZYAŞINI KAHKAHAYA ÇEVİREN SİMYACI için .. Çok uzatmamak adına kısa kesiyorum .. Kitapta bir otel odasında atlet fanila ile arzı endam eden Aziz Nesin ve davudi sesi ile karşısında sinirden kırılan Yaşar Kemal' i, onları ayırıyım derken arada kaynamamak için en sonunda bu iki dev yazarı Fareler ve İnsanlar' daki Leni ile George benzetmek suretiyle ortamdaki gergin havayı almaya çalışan Ataol Behramoğlu' nun çareziliğini (YALNIZ ŞU SAHNENİN EPİCLİĞİNİ BİR AKLINIZA GETİRİN !!! O ANI GÖRMEK İÇİN GÖZÜMÜ DAHİ KIRPMADAN TÜM ARŞİVİMİ VERİRDİM.. PLAKLARIM DA DAHİL =)) ) , 70 lerin 80 lerin siyasi havasını , Ataol ve Nesin arasındaki mektuplaşmaları ve bu mektuplar arasındaki çok ilginç bazı olguları okuyacaksınız ..Çehovdur, Puşkindir, Gogoldur, Mayakovskidir, Sokratestir bunlar da işin bonusu..Herkes okusun mu ? Karar sizin .. Sıkılmayacağınızın garantisini veriyorum .. Şuraya da bir telefon konuşması bırakayım Aziz BABA' dan ..Niye "BABA" diyoruz anlaşılsın .. İyi oku POKE TOPU!! =))

"Aziz Ağabey" demiştim , "sizce yazarlarımız için bu kadar uğraşmaya değer mi?"

"Aslında," diye yanıtlamıştı beni ,"sen şimdi yine bir takım vatanseverlik söylevleriyle bana karşı çıkarsın ama , bu soru VATANIMIZ İÇİN DE sorulabilir... Çünkü vatanımız bok içinde ve daha da çok boka gitmekte...AMA MARİFET , GÜLLÜK GÜLİSTANLIK BİR VATAN İÇİN DEĞİL , BOK İÇİNDEKİ VATAN İÇİN BİRŞEYLER YAPABİLMEYE ÇALIŞMAKTIR..NEDEN? ÇÜNKÜ ""BİZİM"" VATANIMIZDIR DA ONDAN..."

Unutulan ve şahsım tarafından şu an eklenen , last but NOT LEAST isim , sitemizin yeni "BABA" sı, sevgili arkadaşım NeGe/Duvar/ .. Bu fırsatı gole çevirmemize ön ayak olduğun için pek çok ama pek çok teşekkür ederim sana .. Selam ve bitmek tükenmek bilmez bir İŞSİZLİKLE !! =))

Bu da "bebişin" bonusu olsun =)) uyurken kısık sesle veriver arkaya =))

https://www.youtube.com/watch?v=yUxb139X-N4 (Tuco Herrera) 
Aziz Nesin, Tanzimat'tan günümüze Türkiye aydınlanma hareketlerinin en büyük , en özgün öncülerinden birisidir.Toplumcu yazar kimliğini toplumsal eylemci kimliğiyle ve her ikisini bir bütün olarak yaşamına yansıtmış eşsiz bir insan olduğunu düşünüyorum. Aziz Nesin'li Anılar, bu portreyi anılarıyla, mektuplarıyla çizmeye çalışıyor. (Kemal Aydemir) 

Kitabın Yazarı Ataol Behramoğlu Kimdir?
Ataol Behramoğlu (d. 13 Nisan1942, İstanbul), şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı.

Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasında yer alan bir edebiyatçıdır.

1942'de babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca'da dünyaya geldi. Azerbaycan kökenli olan ailesinin soyadı 'Gürus' idi. Aile, soyadını daha sonra Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi İsmet Hanım'dır. 'Nihat Behram' olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu'nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu'nun ağabeyidir.

İlkokul üçüncü sınıfa kadar Kars'ta öğrenim gördükten ilk, orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı'da tamamladı. İlk şiirleri "Ataol Gürus" adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı.

1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General", 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir.

Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965'te yayımlanan 'Bir Gün Mutlaka' adlı kitabı 60'lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı[2]. Kitaplaşan ilk çevirisi 'İvanov' (Anton Çehov) 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

1970 yılında siyasi nedenlerle yurtdışında çıkan Behramoğlu, 1972'ye kadar Londra ve Paris'te yaşadı. Paris'te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon'un yönetimindeki "Les Lettres Françaises"de, Abidin Dino çevirisiyle, "Bir Gün Mutlaka" dan bir bölüm yayımlandı. 1971'de Paris'te Théatre de Liberté'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun "Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar" için bölümler yazdı.
Sovyet Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak 1972'de gittiği Moskova'da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi'nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. Daha önceki dönemin ürünü çevirileri (Puşkin, Bütün Hikâye ve Romanları, 1972) ve yurtdışı dönemin ürünü şiirlerden oluşan üçüncü şiir kitabı "Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri" 1974'te Türkiye'de yayımlandı.

1974'te af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975'te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi 'Militan' büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu'nun "Ne Yağmur Ne Şiirler'(1976)", 'Kuşatmada (1978)', 'Mustafa Suphi Destanı" (1979), "Dörtlükler" (1980) adlı kitapları yayımlandı.
1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus asıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya geldi.

1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. "Ne Yağmur'Ne Şiirler'"'in yeni basımının mahkemece 'toplatılması ve imhası'na karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti. 1981'de "İyi Bir Yurttaş Aranıyor" başlığı altında topladığı şiirler Türkiye'de 'siyasal kabare' türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan'da şiirlerinden seçmeler "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri "Kardeş Türküler" adlı bir kitapta topladı (1981). "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"nin ilk çalışmalarına başladı.

1982'de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü'nü kazandı.1983'te 8 yıl hapse mahkum edildi. 1984'te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa'ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurtdışına çıkardı.

Hayatının 1989 yılında kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986'da Paris'te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi 'Anka'yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini okudu.

Almanya'da "Kızıma Mektuplar (1985)", "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" (1985) adlı şiir kitapları ve "Mustafa Suphi Destanı"nın yeni bir basımı yayımlandı. Şiirlerinden Macarcaya yapılan bir seçmeler 1988de Budapeşte'de 'Europa' yayınevince yayımlandı Antoloji çalışmalarına da devam eden Behramoğlu bu dönemde "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"; "Dünya Şiiri Antolojisi" (Özdemir İnce ile birlikte); "Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi"'ni yayımladı. Ayrıca 'Çehov-Bütün Oyunları (1. Cilt)', şiir üstüne yazılarını biraraya getiren 'Yaşayan Bir Şiir' (1986) ile 'Eski Nisan', 'Bebeklerin Ulusu Yok' adlı şiir kitapları yayımlandı. Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine Haziran 1989'da Türkiye'ye döndü.

Türkiye'ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi'nde kültür danışmanlığı, ardından Simavi Yayınları'nda editörlük yaptı. 90'lı yıllarda 'Sevgilimsin' (1993) adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını biraraya getiren, "İki Ateş Arasında" (1989), "Nâzım'a Bir Güz Çelengi" (1989), "Mekanik Gözyaşları" (1990), "Şiirin Dili-Ana Dil" (1997) yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını "Aziz Nesin'li Fotoğraflar" (1995); yurt dışı gezi yazılarını "Başka Gökler Altında" (1996) adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova'nın anılarından ve Nâzım Hikmet'in şiirlerinden oluşturduğu "Mutlu ol Nâzım" adlı bir oyunu; belgesel bir oyun çalışması olan 'Lozan' adlı eseri vardır.

1995'te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999'a kadar iki dönem sürdürdü. 2002'de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü"'nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden geniş bir seçmeler Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

1992'de İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini 2003'te aynı üniversitede doçent, 2009'da Beykent Üniversitesi'nde profesör olarak sürdürdü. Şimdi İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosundadır. Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ataol Behramoğlu Kitapları - Eserleri
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
Sevgilimsin
Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği
Benim Prens Adalarım
Aşk İki Kişiliktir
Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki

Bir Gün Mutlaka
Sivil Darbe
Beyaz, İpek Gibi Yağdı Kar
Yalancının Ampulü
Kendin Olmak Ya da Olmamak
Yarım Yüzyıldan Şiirler
Uçur Diye Ey Aşk

Aziz Nesin'li Anılar
Şiir Hayatın Neresinde?
Hayata Uzun Veda
İki Ağıt
Rus Edebiyatı Yazıları
Dünya Halk Masalları
Rus Edebiyatının Öğrettiği

Okyanusla İlk Karşılaşma
Sali Antik Kentlerde
Mustafa Suphi Destanı
Kardeş Türküler
Nazım Hikmet Tabu ve Efsane
Kimliğim: İnsan
Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı

Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi
Seçme Şiirler
Kızıma Mektuplar
Yurdu Teninde Duymak
Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla
Yeni Ortaçağın Saldırısı
Yeni Aşka Gazel

Yaşayan Bir Şiir
Toplu Oyunları 1
Özlem ve Yaz
Mekanik Gözyaşları
Gerçeklik Duygusunun Kaybolması
Düşler Kuruyorum
Biriciktir Aşk

Bir Çocuğa Layık Olmak
Başka Bir Açı
Ne Çok Hain
Şiirin Dili Anadil
Ne Yağmur... Ne Şiirler...
Ataol Behramoğlu Şiirler 1959-1982
Utanıyorum

Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri
Başka Gökler Altında
Eski Nisan
Bebeklerin Ulusu Yok
Dörtlükler
Şiirin Kanadında Mektuplar
Ali Suavi

İyi Bir Yurttaş Aranıyor
İki Ateş Arasında
Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi
Kuşatmada
Çocuklar İçin 1920 Dersleri
Nazım'a Bir Güz Çelengi
Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum

Köprülere Şiirler

Ataol Behramoğlu Alıntıları - Sözleri
Puşkin "Çingeneler'de, (toplumsal bağımlılıktan tam ve sınırsız bir özgürlüğe sıçramayı kendilerinin organik ödevi olarak gören romantiklerin tersine), hiç kimsenin, toplumsal önbelirlenmişliğinden hiçbir yere sıçramayacağını gösteriyor..." (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
''Yetenek ne kadar büyük ve kendine özgüyse, o ölçüde bilinmez kalacaktır.'' (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar. (Seçme Şiirler)
Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."
 1974 (Dörtlükler)
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin 26 Mayıs (6 Haziran) 1 799'da, köklü, aydın bir soylu ailesinin çocuğu olarak Moskova'da doğdu. Anne tarafından büyük dedesi, çocukluğunda Osmanlılarca tutsak edildikten sonra Rus sarayına armağan edilerek, Büyük Petro'nun sevgisini kazanarak gene­ralliğe kadar yükselen, Petro devrimlerinin savunucuların­dan ve çarın en yakın yardımcılarından Habeşistanlı prens Hannibal'dir. (Aleksandr Puşkin'in farklı, özellikli kişilik yapısında, birinci derecede olmasa bile, bu "genetik" öz­günlüğün de bir etkisi olduğu düşünülebilir.) (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)

Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Taşa biçim veren sanatçı gibi
Görünmez bir elle yontuyorum
Kendi ses tonumun biçimini (Okyanusla İlk Karşılaşma)
Bir bakıma her şey boş ve aptalca belki
Ama her şey korkunç anlamlı ve korkunç güzel bir bakıma... (Dörtlükler)
Sevgilimsin, arasına bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Düşündüm sonra
Belki dedim, insanca gereksinimlerimizi
hiçbir zaman
insanca doyumuyla yaşayamadık.
Hep bir şeyler burktu, çelmeledi.
Ama çırpındık yine de
insanca bir şeyler için.
Ömrümüzün tarihi böyle..
Öyleyse yitirilmiş zamanımız yok...
Acıların, kederlerin bulandırdığı
zamanlarla dolu da olsa
ömrümüzün tanımı
yitirilmiş diye yapmamalıyız...
Böyle bir düşünceler yumağı işte. (Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var)
Zaman, yeni koşullar, yaraları az çok onaracak, fakat sızlayan bir şey hep kalacaktır. (Biriciktir Aşk)
Ve ben - - aptal gibi-- hala
 diye düşünüyorum.. (Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum)

Dilimin altında özlem var
Ve karışık bir dua
Boğulmuş anılar
Seni getiremez bana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Ve eğer
Tek bir hayatın
Önemi yoksa
Bütün bir evrenin
Bütün bir geçmişin
Ve geleceğin
Önemli olduğunu
Bana kim kanıtlanabilir? (Bir Gün Mutlaka)
Adı Kars Çayı Köprüsü müydü
Çocukluğumdaki o köprünün?
Biliyorum hâla yerli yerinde
Belki biraz daha yoksul ve üzgün (Köprülere Şiirler)
Hayatım benim, kırk yıllık hayatım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zincirlerini (Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki)
Şili artık
 tanıyordum seni
 Koklamış olmasam da
 bir çiçeğini
 yağmurunda ıslanmasam da (İki Ağıt)
Ruhi Su, bütün kır çiçeklerini, bitkileri, yaban otlarını tek tek tanıdığını, adlarını bildiğini söylemişti bir gün. Bu bilgiye sahip olan kişiyle olmayanın doğadan aynı hazzı alabileceği söylenebilir mi? (Kimliğim: İnsan)
Bazen yıkık dökük olmaya hakkım yok mu
Kırık, yıkık dökük olmaya￼
Hayatım baştanbaşa hatalarla yüklü
Ve onları düzeltme çabasıyla￼ (Hayata Uzun Veda)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/aziz-nesinli-anilar-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)