# Baba Oğul ve Kutsal Roman - Murat Gülsoy Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Baba Oğul ve Kutsal Roman kimin eseri? Baba Oğul ve Kutsal Roman kitabının yazarı kimdir? Baba Oğul ve Kutsal Roman konusu ve anafikri nedir? Baba Oğul ve Kutsal Roman kitabı ne anlatıyor? Baba Oğul ve Kutsal Roman PDF indirme linki var mı?  Baba Oğul ve Kutsal Roman kitabının yazarı Murat Gülsoy kimdir? İşte Baba Oğul ve Kutsal Roman kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/baba-ogul-ve-kutsal-roman-murat-gulsoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-25T16:00:17+03:00
- Güncelleme: 2022-05-25T16:00:17+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/25/murat-gulsoy-kimdir-murat-gulsoy-kitaplari-ve-sozleri-230959.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Murat Gülsoy 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750724947 
 Sayfa Sayısı: 256 
--reklam--
Baba Oğul ve Kutsal Roman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yüzü olmayan adam rollerine çıkıyorum artık. Bu saatten sonra, karanlıkta her şey, her şeye dönüşebilir. Ay ışığı vurduğunda bir garip Âdem. Karanlıkta yüzü olmayan adam. Daktilonun gırtlağını sıkıyorum. Babamdan kalma. Baba, oğul ve kutsal roman adına, diye haykırarak saldırıyorum yazmaya. Yaşlı metal bacaklar titriyor. Üst üste basıyor a ve e harflerini. Âdæm çıkıyor siyah maddeden pırıl pırıl. Ara tür. Melez. Parçalı bir resim.

Murat Gülsoy okurları bilir: Âlemler Süreklidir. Zamanda kaybolan Tanpınar, oyunda kaybolan Oğuz Atay, rüyada kaybolan Borges, şehvette kaybolan Nabokov, davasında kaybolan Kafka, kendi hikâyelerinden kaçıp gelen Olric, Gollum, Doktor Ramiz ve daha pek çok yaratıcı ruh, Baba, Oğul ve Kutsal Roman'ın labirentinde birbirlerini arıyorlar.

Murat Gülsoy bu romanında kurduğu fena halde eğlenceli ve kendine özgü âlemde, hem büyü yapmaya hem büyü bozmaya davet ediyor okurlarını. Karanlığın aynasına koyu bir ironiyle, acımasız bir yalınlıkla güle oynaya giriyor, kırıp parçalarına ayırdığı bir hayatı gözlerimizin önüne seriyor. Baba, Oğul ve Kutsal Roman, edebiyatın başkalarının hayatlarına kaçıp saklanmanın değil kendi dehlizlerinde dolaşmanın bir yolu olduğuna inananlar için...
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Baba Oğul ve Kutsal Roman Alıntıları - Sözleri
Anlaşılmak için neden bu kadar çabalıyorum? Anlaşılmak,onaylanmak demek biraz da... Benimsenmek arzusu.
'İyi değiliz. Hiç değiliz.'
'İyi değiliz. Hiç değiliz.'
-İnsanın yaşamı bu derece rastlantılara bağlı olabilir mi?
Oysa bu ülkede düşünce suçu diye bir şey var. Düşünen kafanın bir taşla ezildiği coğrafyadan söz ediyoruz... Sabahattin Ali. Ve diğerleri. Yıllar yılı işkencehanelerde, hapishanelerde çürütülen aydınlar...
İnsanlara beklediklerini vermekten vazgeçmeliyim. Nasılsam öyle davranmalıyım. Başkalarına göre davranmaya başladığım anda hayatla bağımın inceldiğini, yaşanan ânın derinliğinin kaybolup iki boyutlu bir hâl aldığını hissediyorum. O yüzeyin üzerinden kayıp giderken kendimden uzaklaşıyorum.
“Dedem kesime götürüyor bizi, kasap arkadaşı var. … Üç kuşak erkek binlerce yıllık bir geleneğin yorgun bir tekrarını yeniden canlandıracağız.”
Ceptelefonumu aldıkları için dünyayla iletişimimin kesilmesi bir yana, zamanı da bilemiyorum. Ben de birçokları gibi telefonu saat niyetine kullanıyordum. Oysa saatin yeri çok başkadır. Değil mi sevgili Tanpınar...
-Hep aynı şey... Parlak bir başlangıç, sonra yokuş aşağı iniş.
"İyi edebiyat insanda dejavu duygusu uyandırıyor galiba."
“Evet çünkü bu aslında yazarken yaşadığım deneyime benziyor. Hem gerçek değildirler hem de var olduklarına inanırsın. Bir süre sonra gerçek insanlardan daha gerçek gibi gelirler.”
Edebiyatın en heyecan verici özelliği de bu değil mi: İnsanların zihinlerinin içinden geçenlere tanık olma hissi yaratması.
'İyi Değiliz. Hiç Değiliz.'
İnsan dediğin hatalarından ders almıyor.
Korku ve arzu. Muhteşem ikili. Hayatımın ana motifi.
--reklam--
Baba Oğul ve Kutsal Roman İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Eserin yazar olan kahramanı yaşanırken yazılan, yazılırken yaşanan roman yazmaya koyulmuş başarılı bir yazar. Rüya ve zaman temalarının ön plana çıktığı bu eser bence muazzam, bitmesin diye gıdım gıdım okudum desem yeridir.
Bu eser Gülsoy için önemli olan “ustalara” ve onların yarattığı karakterlere bir saygı duruşu niteliğinde adeta:
Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Orhan Pamuk, Jorge Luis Borges, Vladimir Nabokov, Edgar
Allan Poe, Franz Kafka hiç beklenmedik anlarda karşımıza çıkıyor. Hele
Tanpınar'a o kadar gönderme yapılmış ki, tekrar bir Tanpınar okuma isteği bende ortaya çıktı. Huzur ve özellikle Saatleri Ayarlama Enstitüsü eserleri kendilerine epeyce yer tutuyor eserde.Sahnenin Dışındakiler kalmıştı okumadığım, onu en kısa zamanda okuma kararı aldım. Romanda, rüya kadar öne çıkan bir diğer önemli unsur ise “Zaman”.
"Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında."s. 130 Tanpınar'a ait bu mısra ile başlayan bölümde Tanpınar'ın eselerindeki zaman unsuru çok iyi verilmiş. Kurgu içinde gerçeklik harika durmuş Tanpınar'ın zamanı neden kendine mesela ettiği gerçeği de kitapta kendine yer bulmuş.

Kıtmir isimli köpeğin isminin efsanevi öyküsü, Yüzüklerin Efendisi kitabındaki Gollum ve Gandalf da kurguya dahil edilmiş. Gollum kılığında bir iç ses kurguyu hareketli hale getirmiş. Gollum ve Olric karşımı
bir alt benliğe sahip, rüyaları aracılığı ile farklı gerçeklikler arasında seyahat eden bir seyyah misali ana kahramanımız içinde gizem ve merak unsuru olan bir olaya da dahil olur.
Rüya, Murat Gülsoy’un romanlarında ve öykülerinde sıkça kullandığı bir tema. Eserde ana karakter dışında Merve isimli genç kızın dedesi de bir rüyalar arasında geçitler olduğunu, bu geçitlerden
başkasının rüyasına, dolayısıyla o kişinin dünyasına girebildiğini düşünüyor.
Düşünce suçu nedeniyle zor yıllar yaşayan aydınlara da selam gönerilmiş:"Oysa bu ülkede düşünce suçu diye bir şey var. Düşünen kafanın bir taşla ezildiği coğrafyadan söz ediyoruz... Sabahattin Ali. Ve diğerleri. Yıllar yılı işkencehanelerde, hapishanelerde çürütülen aydınlar..." S 164 (Arzu Polatkan) 
Baba Oğul ve Kutsal Roman üzerine sorularla bir inceleme

Baba Oğul ve Kutsal Roman'da, okuduğu kitaplardan kendine kattıklarını yazdığı romana taşıyan anlatıcı, Don Kişot 'un akrabası mıdır?

Liseli genç kız Merve, Vilhelm Jensen' in Gradiva'sındaki Gradiva gibi düşsel bir sanrı mıdır?

Freud, Baba Oğul ve Kutsal Roman 'ı okusa "Sanrı ve Düş Baba Oğul ve Kutsal Roman "diye bir kitap yazar mıydı?

Tersine adlı romanın yazarı J. K. Huysmans ve romanındaki baş karakter Des Esseintes ile Yazar Murat Gülsoy ve romanındaki anlatıcı birbirlerini tanıyor mu?

Saydığım bu eserlerin ortak izleği yalnızlık, yabancılaşma, yenilik arayışı, bulamayış, bunalım, depresyon; eskinin eleştirisi, yeninin ipuçları mı? (Münire Çalışkan Tuğ) 
“Bir hikâyenin içindeyiz…Sonu kötü bitecek bir hikâyenin …Bilirsin, eğer hikâyelerde duvara asılı bir tüfek varsa…Bir an gelir mutlaka patlar!”
Murat Gülsoy “Baba Oğul ve Kutsal Roman” adlı eserine, Anton Çehov’un sözlerini hatırlatan cümlelerle başlar. Okur, ilk sayfalardan itibaren kurmacanın içinde olduğunu fark eder. 2013 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’ne layık görülen roman, içerik kadar biçim olarak da yeniliklere açık. Kitap, postmodern edebiyatın seçici bir örneği olarak incelenebilir. Gülsoy, eserinde üstkurmacanın sınırlarını genişletir; metinlerarasılık tekniğinin hemen her alt başlığını kullanır. Anıştırmalar, alıntılar, göndermeler kitaba büyük bir zenginlik katar. Freud’un, Borges’in ve özellikle Ahmet Hamdi Tanpınarın zaman anlayışı, kurguyu şekillendirir. Tanpınar’ın

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında

dizeleri eserin merkezine oturur.
Romanda, postmodern eserlere has parçalı bir zaman vardır. Anlatıcı olan başkarakter, olayları hem kurgular hem de yazar. Romanda ismi geçmeyen kahraman; yalnız, inançsız, hayattan çok beklentisi olmayan biridir. İç sesi, Yüzüklerin Efendisi’nin Gollum’u ve Oğuz Atay’ın Olric’inin karışımıdır. Bu adsız kahraman, zaman zaman dertleştiği köpeği Kıtmir’i gezdirirken Merve adında bir kıza rastlar. Kitapta Kıtmir’in kutsal kitaptaki “Yedi Uyurlar” kıssasına gönderme yapılır. Üniversitede hoca olduğunu anladığımız adam, İTÜ’de ders verdiği bir gün eski sevgilisi Asena ile karşılaşır. Asena ve Merve bir kadının iki ânıdır. Biri geçmişten gelir diğeri gelecektedir. Zaten kahramana göre hayatta her şey birbirinin yansımasıdır. Gülsoy, bu noktada ayna simgesinin altını çizer. Merve, Nabokov’un “Lolita”sında olduğu gibi olgun bir adamın hoşlandığı liseli genç kızdır. Merve ve Asena, anlatıcı ile yakınlaşsa da sonunda her ikisi de adamı müebbet yalnızlığıyla baş başa bırakır. Okur, zaman zaman Gülsoy’un kitapta kendini anlattığı düşüncesine kapılır. Zaten yazarın istediği de okurun kafasını karıştırmaktır.

Kahramanın karakola götürüldüğü bölümde edebiyatta kurmaca ve gerçeklik masaya yatırılır. Gerçek ve kurgu arasındaki çizgi belirsizliğin oluşmasında rüyaların da büyük etkisi vardır. Bu noktada Merve’nin dedesi kurgudaki yerini alır. Dede, Abdullah Efendi’nin Rüyaları”nda olduğu gibi gerçeklere rüya yoluyla yaklaşır. Murat Gülsoy Freud’un bilinçaltı ve rüya teorilerinden, yine Tanpınar’ın rüya anlayışından yararlanır.
Sayıklar gibi yazan “yüzü olmayan adam” tüm toplumdan ayrılan aydınların, aykırıların sesidir aynı zamanda.

“Tüm bunlar, yazılırken yaşanan, yaşanırken yazılan bu roman müsveddesi aslında bugüne kadar yazdığım roman ve öykülerin parodisi gibi” s.175 (Berna Karakaya) 
--reklam--
Baba Oğul ve Kutsal Roman PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Murat Gülsoy - Baba Oğul ve Kutsal Roman kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Baba Oğul ve Kutsal Roman PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.
--reklam--
Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri
Bu Kitabı Çalın
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
Ve Ateş Bizi Tüketiyor
Öyle Güzel Bir Yer ki
Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
Baba Oğul ve Kutsal Roman
Nisyan
Bu Filmin Kötü Adamı Benim
Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
Tanrı Beni Görüyor mu?
Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
Sevgilinin Geciken Ölümü
Binbir Gece Mektupları
Karanlığın Aynasında
602. Gece
Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
Sindirella’nın Bilmecesi
Belki de Gerçekten İstiyorsun
Şiir Dünyadan İbaret
--reklam--
Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri
Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
“İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
"... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/baba-ogul-ve-kutsal-roman-murat-gulsoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)