# Başarının Manevi Sebepleri - Faruk Beşer Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Başarının Manevi Sebepleri kimin eseri? Başarının Manevi Sebepleri kitabının yazarı kimdir? Başarının Manevi Sebepleri konusu ve anafikri nedir? Başarının Manevi Sebepleri kitabı ne anlatıyor? Başarının Manevi Sebepleri PDF indirme linki var mı?  Başarının Manevi Sebepleri kitabının yazarı Faruk Beşer kimdir? İşte Başarının Manevi Sebepleri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/basarinin-manevi-sebepleri-faruk-beser-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-28T21:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-04-28T21:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/28/faruk-beser-kimdir-faruk-beser-kitaplari-ve-sozleri-210728.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Faruk Beşer 
 Yayın Evi: Nun Yayıncılık 
 İSBN: 9786055346096 
 Sayfa Sayısı: 168 
--reklam--
Başarının Manevi Sebepleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanlar ümitleriyle yaşarlar. Herkesin ulaşmak istediği hedefleri ve arzuları vardır. Ama insanlar kısacık hayatlarında bunlardan çok az bir kısmına ulaşabilirler. Kazandığını nerelerde ve nasıl harcıyor olması o kadar önemli değildir. Nasıl harcarsa harcasın, gelir düzeyi sürekli artıyorsa insan başarılı sayılır. Ama kazandığını har vurup harman savuruyorsa bu bir başarısızlık sayılmaz.

Başarı, her ne ise, rastgele bir olgu değildir. Kazananlar ya da kaybedenler tombaladan çekilmiyor. Einsten'in dediği gibi, "Tanrı zar atmaz." 

Biz bilgilerimizle gözlemlerimizi birlikte hesaba kattığımızda ve işin manevi sebeplerini göz ardı etmediğimizde görünen manzarayı tespite çalıştık. Elbette yanılmış olma ihtimalimiz vardır, ama öyle sanıyorum ki, isabet etmiş olma ihtimalimiz çok daha fazladır.
(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--
Başarının Manevi Sebepleri Alıntıları - Sözleri
Derdi bal olanın sabrı dağ olmalıdır.
Çünkü yemeğin bir zevk haline getirilmesi, yemek için yemek, ya da yemek için yaşamak anlamına gelir. Duyguların ve dikkatin yemeğe yönelmesine sebep olur. Madde ve zaman israfi doğurur. İnsana hedef saptırır.

Oysa insan, ürettiğini önce düşüncelerinde, tefekküründe ve hayallerinde üretir. Yemekten başka bir şey düşünmeyen, himmetini ve dikkatini yemekte harcayan insan gerçekten de asalaklara benzer. Başka bir şey düşünemez, düşünemediğinden üretemez; üretemeyince de başarılı olamaz. Beynini besleyecek olan kan, bu anormal olaya müdahale etmek üzere midesine hücum eder. Beyin hücreleri yeterli kan alamayınca beslenemez hale gelir. Böyle olunca da insan sağlıklı düşünemez ve zekâsı azalır.

Zekâ bilgisayarın işlemcisi gibi, anlamayı ve algıyı sağlayan bir melekedir. Bilgiye çabucak ulaşmamıza yardım eder. Akıl ise, kazanılan bilgi ile doğruyu bulma melekesidir. Yani zekâ akla yardımcı olur; zekâsını kullanamayan akıllı da olamaz.

Gereğinden fazla yeme vücudun dengesini bozar.

Denge bozulunca hastalıklar baş gösterir, biri diğerini körükler, ardı arkası gelmeyen sıkıntılar doğar. Bunları tedavi etmek için insan hesapsız zaman ve para harcar. Hem sağlığı, hem morali, hem işlerinin dengesi bozulur.
Haramlar sadece yiyene zarar vermez, kötü etkisi, avam ifadesiyle onun yedi sülalesine kadar gider.

Allah (celle celalühü) seçtiği özel kabiliyetleri yazı tura atarak seçmez. İlimde, irfanda, ahlakta seçkin insanların mazileri büyüklükleri oranında temizdir. Bunu anlamak için tarihe gitmeye gerek yoktur. Günümüzde bile bunun pek çok örneklerini görmek mümkündür. Özellikle ilmi alanda bu böyledir. Çünkü İmam Şafii'nin dediği gibi, ilim doğrudan doğruya Allah'tan gelen bir nurdur ve haramlarla engellenmiş olur.

Nice çalışkan ve zeki insanlar, bütün çabalarına rağmen âlim diyeceğimiz bir kıvama ulaşamazlar. Bunun elbette başka sebepleri de olabilir ama en önemli sebep geçmişindeki ya da hayatındaki haramlardır.

Bana çok anlamlı gelen hususlardan birisi, Efendi mizin (sallallahu aleyhi ve sellem); "Benim geçmişimde, ta Adem'den babama ka dar hiç sifah (haram ilişki) yoktur, ben hep nikahtan gel mişimdir”, sözüdür.
Efendimiz buyururlar ki," Güçlü mümin Allah'a zayıf müminden daha sevimlidir. Ama her birinde bir hayr vardır. Senin için faydası olan şeyleri elde etmede kararlı ol, Allah'tan yardım dile ve acz gösterme. Bir olumsuzlukla karşılaştığında, keşke şöyle şöyle yapsaydım, deme! Aksine, Allah 'ın takdiri böyleymiş, O ne dilerse onu yapar, de! Çünkü, "keşke" demek şeytan işidir."
Sadece bu hadisi Şerif'te bile başarmanın beş şartı zikredilmektedir:
1.Faydalı işleri belirleyip onları gerçekleştirmede kararlı olmak.Bu şart elbette bilgiyi de gerektirir. 2.Başarmak için Allah'tan yardım dilemek
3 Başarı yolunda gevşeyip acz göstermemek
4 Her başarısızlıkta geriye değil ileriye bakmak
5 Ve Allah'ın kaderine imanı tazelemek
Mümin, emin olan ve emin olunan kişidir. Allah'a inanmakla ona güvenen, böylece ebedi azaptan emin olan ve herkesin de kendisinden emin olduğu insan mümindir.
Efendimiz Sav şu anlamdaki duayı öğretti:
Akşam ve sabah şöyle söyle:
"Allah'ım, üzüntü ve kederden Sana sığınırım, acz ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklık ve cimrilikten Sana sığınırım, borca batmaktan ve insanların kahrına uğramaktan Sana sığınırım".
Başarmak için uygun şartlar arama , o uygun şartları oluşturması gereken sensin.
Hem güvenme,hem güvenilir olma...
Şimdi doktorun şu cümlesini bir kez daha okuyalım:" Yardım edenlerin, yardım alanlardan daha uzun yaşadığını görüyoruz."
İşte bu deneysel bir sonuç.
ve efendimizin şu hadisi şerifini tekrar hatırlayalım:
"Veren el, alan elden üstündür."
Birisinin kazanması sizi rahatsız ediyorsa, kaybetmenizin en büyük sebebini yine siz oluşturuyorsunuz demektir.
--reklam--
Başarının Manevi Sebepleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
--reklam--
Başarının Manevi Sebepleri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Faruk Beşer - Başarının Manevi Sebepleri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Başarının Manevi Sebepleri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Faruk Beşer Kimdir?
22.4.1952 de Trabzon da doğdu. İlkokulu Trabzon´da, Ortaokulu İzmit İmam Hatip Okulunda, Liseyi ise Yozgat İmam Hatip Lisesindernokudu (1972).rnrnAtatürk Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesinden mezun oldu (1978). Mezun olduğu Fakültede İslam Hukuku dalında " İslamda Sosyal Güvenlik" adlı teziyle doktor oldu (1985).rnrnDiyanet İşleri başkanlığına bağlı olarak 8 yıl muhtelif görevler yaptı. Malezya International Islamic University’de iki dönem hocalık yaptı (1993-1994).rnrnDöndükten sonra Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesine intisap etti. 1994te doçent, 2000 Yılında da Profesör oldu.rnrnAynı fakültede iki yıl dekan yardımcılığı yaptı. ABD´ne gitti ve University of Pittsburgh´ta Misafir Profesör olarak altı ay araştırmalarda bulundu (1999-2000). 2005-2006 yıllarında Dubai’de Faculty of Islamic and Arabic studies’de öğretim üyesi olarak çalıştırnrn20 kitabı yayımlandı, 600’ü aşkın TV programı yaptı. Halen Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı ve öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Evli ve dört çocuk babasıdır.
--reklam--
Faruk Beşer Kitapları - Eserleri
Namazı Dosdoğru Kılmak
Hanımlara Özel İlmihal
Hanımlara Özel Fetvalar
Başarının Manevi Sebepleri
Kader Meselesi
Genç Kızlara Özel İlmihal
Güncel Meseleler Ve Dini Çözümler
Herkes İçin Kolay Usulü Fıkıh
Fetvalarla Çağdaş Hayat
İslamda Kadının Çalışması ve Sosyal Güvenliği
Genç Kızlara Özel Fetvalar
Kadın ve Evlilik
Düşünerek İnanmak
Evlen Mutlu Ol
Gerekçeli Fıkıh 1
Bilgi Fıkıh ve İçtihat
Oruç ve Kadir Gecesi
Gerekçeli Fıkıh - 2
İslam'da Zenginlik ve Fakirlik
Sosyal İslam
Risale-i Nur'da Kadın, Aşk Evlilik
Hanımlara Özel İlmihal
Kur’an-ı Hakim’in Meali Ve Kısa Tefsiri
--reklam--
Faruk Beşer Alıntıları - Sözleri
Hz. Ömer (ra):
“Kişinin namazı ya da orucu sizi aldatmasın, siz onun dinarlarına ve dirhemlerine, yani parasal ilişkilerine bakın” demiştir. (Namazı Dosdoğru Kılmak)
Oysa Ehlisünnet bir mezhep değil, İslâm'ın Hz. Peygamber ve onun öğrencileri olan sahabe tarafından anlaşılıp, yaşanılan hâlidir. Buna İslâm'ın ilk ve bozulmamış hâli de diyebiliriz. Birisi kendisinin, ya da bir sevdiğinin ürettiği bir fikri Ehlisünnet diye terviç etmeye kalkarsa, ondan istenecek şey, bu ilk örnekten tevilsiz bir delil getirmesidir. Kur'ân-ı Kerîm ifadesiyle, "Eğer doğru iseniz delilinizi getirin" ya da "yaşayan bir delille yaşasın, ölen de bir delille ölsün". (Kader Meselesi)
"Kişinin havada uçacak kadar kerametlerle donatıldığını görseniz dahi buna kanmayın.Siz onun Allah'ın (cc) emirleri ve yasakları karşısındaki tavrına, hududu koruyup korumadığına, şeriatı uygulayıp uygulamadığı bakın."
(İmam Kureyşi) (Fetvalarla Çağdaş Hayat)
Özellikle dünyadaki cezası bakımından Kuranı Kerim’de faiz kadar büyük tehdit alan başka bir haram yoktur.￼

Faiz bir dünya gerçeği diyen gafillerin vay haline. (Gerekçeli Fıkıh - 2)
Sadece kadınlar evlerine dönmeli değil erkekler de evlerine dönmeli, huzuru evlerinde aramalı. Unutulmamalıdır ki kadınların en öncelikli talebi, değerli olduklarının hissedilmesidir.￼ (Gerekçeli Fıkıh 1)
...Balzac'ın dediği gibi , "kanunlar eşşek arılarının delip geçtiği, küçük sineklerin takılıp kaldığı örümcek ağlarıdır." (Düşünerek İnanmak)
Tek başına kâmil ve kendine yeterli olan sadece Allah'tır.O'nun dışında her şey kendi nev'inden karşı cinse muhtaçtır.Pozitif elektrik negatifine, proton nötrona, yer göğe, gece gündüze, erkek dişiye, ya da dişi erkeğe...Yani Allah'tan başka herşey eksiktir, hiçbir şey varolabilmek ve varlığını sürdürebilmek için kendi kendine yeterli değildir. (İslamda Kadının Çalışması ve Sosyal Güvenliği)
Kesin olan, insanın seçme özgürlüğünün bulunması, ama sonuçta her şeyi Allah'ın yaratmasıdır. Onun için "kaderde varsa başımıza gelir, yapacak bir şey yok" demek kaderi anlamamaktır. (Kader Meselesi)
“-Sonra kadın annedir, cenneti bile ayaklarının altına alabilecek anne. Evde Herkesin selâma duracağı bir ihtiram abidesi, çocuğunun hisli ve duygu dolu mürebbisi, şefkat kaynağı ve temel eğitim mektebinin müdîresi.” (Hanımlara Özel İlmihal)
Başarmak için uygun şartlar arama , o uygun şartları oluşturması gereken sensin. (Başarının Manevi Sebepleri)
Efendimiz misvaklanır ve yıkamam için misvağını bana verirdi. Ben de, kendim misvaklanır, sonra da yıkar ona verirdim. (Hanımlara Özel Fetvalar)
Kaderi güzel anlatan bir örnek; bilgisayar oyunları olabilir. Oyunu kurgulayıp tasarlayan irade oyuna sınırlı ihtimaller koymuş. Sizin seçme ve uygulamanıza göre o ihtimallerden birisi gerçekleşiyor. Eğer iradenizi öbür düğmeye basmakta kullansaydınız sonuç, sistemde var olan başka bir durumun oluşmasına sebep olacaktı. Ama hiçbir zaman siz tasarlayanın oyuna yerleştirdiği ihtimallerden dışarı çıkamayacaksınız. Hem önceden yapılmış bir yazılım var, hem de siz ona müdahale edebiliyorsunuz ve yazılanın dışına asla çıkamıyorsunuz. Yani sizin iradeniz de arkaplandaki o büyük iradeye bağlı. İşte sizin bu ihtimallerden her hangi birini seçebilme özgürlüğünüz sizin irade-i külliyenizdir. İradenizi ona değil de buna kullanmanız ise irade-i cüziyyenizdir. Yani bütünden bir cüzü seçmiş olmanız. (Kader Meselesi)
Sahabe, dinin en önemli halkasıdır. Kur’an da Sünnet de bize onlar vasıtasıyla ulaşmıştır￼￼. Onlara dil uzatılması hem Kur’an’ın hem Sünnetin sıhhatini tartışma konusu yapar￼. Bu da dinin büyük bir bölümünü inkar anlamına gelir. ￼ (Gerekçeli Fıkıh - 2)
Allah (cc) ; Namazı, beni anmak için kıl.

Tâ-hâ 20/14 (Genç Kızlara Özel İlmihal)
"Ehli sünnet bir mezhep değil, İslâm'ın Hz. Peygamber ﷺ ve onun öğrencileri olan sahâbe tarafından anlaşılıp yaşanılan halidir." (Kader Meselesi)
Duymak kulakla olurken, dinleme kalbin eylemi olarak gösterilir. (Bilgi Fıkıh ve İçtihat)
Hangi ülkenin ailesi en sağlam ve en huzurlu ise dünyanın en güçlü ülkesi orasıdır. ￼ (Gerekçeli Fıkıh 1)
"Men âmene bil kaderi emine minel keder"

Kim kadere iman ederse keder/üzüntüden uzak olur. (Kader Meselesi)
Sizden biriniz; kendisine gelecek bir şeye, bütün dünya toplansa engel olamayacağına, gelmeyecek olan bir şeyi de, bütün dünya toplansa getiremeyeceğine inanmadıkça, kadere gerçekten inanmış olmaz. (Hanımlara Özel İlmihal)
Çünkü vahiy ile akıl catismaz. Olsa olsa aklın vahyi idrak edememesi olabilir. Bu ise bilgi ve yöntem eksikliğinden kaynaklanır. (Bilgi Fıkıh ve İçtihat)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/basarinin-manevi-sebepleri-faruk-beser-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)