# Baudolino - Umberto Eco Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Baudolino kimin eseri? Baudolino kitabının yazarı kimdir? Baudolino konusu ve anafikri nedir? Baudolino kitabı ne anlatıyor? Baudolino kitabının yazarı Umberto Eco kimdir? İşte Baudolino kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/baudolino-umberto-eco-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-12T14:00:09+03:00
- Güncelleme: 2022-03-12T14:00:09+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/12/umberto-eco-kimdir-umberto-eco-kitaplari-ve-sozleri-174408.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Umberto Eco 
 Çevirmen: Şemsa Gezgin 
 Orijinal Adı: Baudolino 
 Yayın Evi: Doğan Kitap 
 İSBN: 9786051110097 
 Sayfa Sayısı: 544 
--reklam--
Baudolino Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Zeki ve dile kabiliyeti olan bir oğlan çocuğu Baudolino, onu yaratan ve beş dili ana dili kadar iyi konuşan Umberto Eco'ya benziyor. Amerika'da bu ay yayına giren kitabın kahramanı Baudolino, Eco'nun aklına 1960'lı yıllarda takılmış. "Bu sihirli palyaço sonunda Baudolino adlı romanımda hayat buldu," sözleriyle kahramanına duyduğu tutkuyu ifade eden Eco, Baudolino'ya "yalancı" denilemeyeceğini, yalancıların şimdiki zaman ve geçmiş hakkında yalan söylediklerini halbuki Baudolino'nun gelecek hakkında yalan söylediğini, bu açıdan ancak öngören bir dahi olabileceğini savunuyor. 

Dile olan kabiliyeti ve konuşkanlığı sayesinde kısa sürede İmparator Frederick'in beğenisini kazan Baudolino, kendini Doğu'nun ötesinde cennetten farksız olduğu söylenen bir krallığın yolunda bulur. Hikâyesine, babasının intikamını almak için ilk kez elini kana buladığını iddia ederek İstanbul eteklerine kapaklanır vaziyetteyken başlar Baudolino. Dildeki becerisini bir türlü yazıya aktaramaz: "Allah kahretsin equus muydu yoksa equum muydu," diye söylene söylene, pek çok kelimenin üzerini çizerek devam eder hikâyesine. Konuşurcasına bir hızla... "Mamma mia, hainlerin niyeti beni öldürmekti!" gibi nidalarla.

Hayatının büyük kısmını "mükemmel bir dil arayışına" adayan Eco'nun yarattığı kahramanın yazma serüveni bu çalışmasının bir sonucu. Mükemmel bir dil ütopyasını olduğu kadar mükemmel bir ülke ütopyasını da irdeliyor Eco yeni romanında. Prester John hikâyesi romana bu yüzden karışmış: "Ütopyaların tarihi işlevi, insanların ütopyayı bulma ya da yaratma arzusu olmuştur. Thomas More'un ideal siyasi düzeni ya da Ponce de Leon'un gençlik çeşmesi buna örnektir. Portekizliler Prester John'un krallığı hayali ile yola çıkıp Etiyopya'yı buldular - Afrika'nın ortasında bir Hristiyan cenneti. Prester John'u bulduk dediler. Sonra uzun süre imparatoru Prester John olarak isimlendirdiler. Ama o kadar heyecan verici olmadı. Çünkü orada yaşayan zavallılar çok fakirdi. Aradılar, buldular ve ilginç olmadı... Şimdi ütopya artık bir yer değil, çünkü keşfedilmeyen bir yer kalmadı. Siyasi sistemler açısından son ütopya 'Marksizm'di diyebiliriz. Ama küçük ütopyalar mevcut. Waco, Bin Laden'in ütopyası türünden. Hitler'in ütopyası vardı. Pasifist hareketlerdeki ütopyadan bahsedebiliriz. Evrensel barış arayışı da muhtemelen bir ütopyadır. Yani ütopyaları gerçekleştirmenin peşine düşen insanlar hâlâ mevcut. Küreselleşmeye karşı harekete ütopya diyebiliriz mesela. İyi ütopyalar dahi tehlikelidir. Thomas More bize mükemmel bir toplum ütopyası vermiştir, kitabını okursanız yaptığı şey tümüyle Stanilizm'dir. Öyle bir toplumda yaşamak dehşet vericidir... Prester John mektubu da bir ütopya metniydi. Onu bir araç olarak kullandım." 

22 Ekim 2002 Salı, Milliyet Kültür ve Sanat
--reklam--
Baudolino Alıntıları - Sözleri
"Yaşadığımız dünyanın ne kadar üzücü olduğunu unutmak için başka dünyalar hayal etmekten daha güzel bir şey yoktur."
"Uyanır uyanmaz ruhum seni buluyor, senin içinde korunan seni..."
"Belki bir gün onu bulacağım, ama o günün gelmesinden de korkuyorum. imkânsız bir aşk için yanıp tutuşmak o kadar güzel ki!"
"Soylu Niketas, benim hayatımın sorunu, gördüğüm şey ile görmek istediğim şeyi hep karıştırmış olmam..."
"Ne yani böylesi korkunç bir dünyanın bir de cehennemi mi var?"
Zaman, kekeleyen bir sonsuzluktur.
"...bir adamın tüm günahlarını yıkayan cezalar vardır."
insanlara yaranma kaygısı bütün ruhsal zenginliğin yitirilmesine neden olur.
“Hayat, kaçan bir düşün gölgesinden başka nedir ki?”
Ne mutlu sana ki aptalın tekisin ve buna aldırmıyorsun.
Tanrı vaftiz olmuş insandan üç şey ister: ruhtan doğru inanç, dilden açık sözlülük, bedenden kendini tutmasını bilme.
Hayat kaçan bir düşün gölgesinden başka nedir ki?
"...yaydığı ışığın kurbanı olan mum gibidir, aydınlattıkça erir."
Biz, sadece bizim Tanrı'ya ihtiyacımız olduğuna inanırız, ama çoğu kez Tanrı bize ihtiyaç duyar.
“Arzu, hissedildiğinde, bir hayal değildir, vardır.”
--reklam--
Baudolino İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu incelemede kitaptan değil de daha çok çevirisinden bahsetmek istiyorum ki bu ciddi anlamda can sıkıcı ve dayanılmaz bi durum-zaten kendimi kitabı okumuş dahi
saymıyorum-gerçek, çevirmenin okuyucu ile yazar arasına girmesinden kitaptan ne anladığımı bilmiyorum ki bu,hem yazarın hem okurun hakkına tecavüzden başka bir şey değildir.bilinmelidir ki iyi bir çevirmenin varlığı eserde asla hissedilmez...
Bir yerden sonra nasıl hissettirdi biliyormusunuz;
hiç sevmedğin birisinden, çok özlediğin birisini dinlemek gibi katlanılmaz bi hal aldı.
kitabın orijinalinde son derece eğlendirici olduğunu tahmin ediyorum ama dili çeviride büyük ölçüde yavanlaşmış. zaten çevirinin italyanca değil de,
 ingilizce veya fransızca'dan yapıldığı aynen çevrilen bazı deyimlerden anlaşılıyor. dili bir yana, kitap baştan sonra çeviri hatalarıyla dolu. örneğin tevrat
anlamına gelen "torah" terimi kitapta aynen bırakılmış, sanki çevirmen bu sözcüğü hiç duymamış gibi. aynı şekilde tapınak şövalyesi anlamına gelen "templier"
 terimi de aynen bırakılmış. çevirmen sözlüğe bile bakmaya zahmet etmemiş gibi. kitabın sonuna doğru ortaya çıkan zümrüd-ü anka kuşlarının
 batıdaki adını bilmediğinden "roq kuşu" diye çevirmiş. batı dillerinde bir binbir gece masalları okusaymış roc/roq denen efsanevi kuşun bizde zümrüd-ü anka kuşu
 olarak adlandırıldığını bilirdi. kimse bilmek zorunda olmasa da, çevirmen araştırmak zorunda. hepsinin üstüne de "ç.n. = çevirmenin notu" olarak çevrildiği iddia edilen latince bölümler uydurma ve aslını yansıtmıyor.
özetle bunlara benzer ünlü bir çevirmenimizin yaptığı bir çeviride shakespeare in ağzından "kötüler kadı olmuş yemen e "sözünün çıkması gibi tuhaflıklarla karşılaşabilirsiniz.
Doğan kitap'ın bu kadar nitelikli ve latince bilen çevirmen varken umberto eco'yu böyle harcaması inanılmaz.
Muhtemelen piyasaya acilen çıkarıp filme yetiştirme savaşı veren yayınevi romana hak ettiği özeni gösteremeden yayınlanmış...

ama çeviri dünyasında birçok yayınevi 400 sayfalık kitabı eşek ölüsü fiyatına çevirtip, ödemeyi bir yıl sonra gelecek belirsiz bir telife bağlamayı sürdürürlerse
çeviriden hayatını kazanan profesyoneller yerine ya emeklilikte çeviriye merak saran ev kadınlarına, ya da başka iş bulamayan ve edebiyat sembollerinden habersiz
mimarlık terk çevirmenlere kalır kitaplar. editör olarak da edebiyat mezunları yerine işletmecileri, sosyologları filan çalıştırdıklarından daha çok bozuk çeviri
okuyucaz...

Bizdeki sadeleştirmenin içler acısı durumu bu... (yakamoz) 
Önceki Günün Adası romanıyla,bir romandan beklenebilecek her şeyi bana vermiş olan Umberto Eco'nun ikinci bir romanını okumaya karar verdim.Nitekim başlarda bana ilk okuduğum kitap kadar etki etmedi.Ama olaylar ilerledikçe ortaçağda 1100'lü yıllarda Baudolino ile Don Quijote misali serüvenlere çıktıkça üstadın yine beni entelektüel hazların doruğuna ulaştıracağını anladım ve romanın keyfini sürdüm.Tarihi,coğrafi olayların yoğunluğu,romandaki karakterlerin fazlalığı yer yer zihnimi bulandırsa da biter bitmez kararımın ne kadar doğru olduğunu;ağır bir romanın zihnimi nasıl açtığını gördüm.

Roman Ortaçağ'da Baudolino adlı bir Romalının Konstantinopolis yani İstanbul'da Niketas adlı bir tarihçiyle karşılaşıp,hayatını kurtarıp ona anlattığı serüvenlerden oluşuyor.Baudelino küçük yaşlardan itibaren mitoman derecesinde yalancı biridir.Etrafındakilerin ona ne kadar kolay kandığını gördükten sonra genelde onların iyiliği için yalanlar söyler ve yalanları sayesinde sürekli serüvenlerin içinde bulur kendini.Öyle ki öz babasının şarap çanağını bile hristiyan dünyasına İsa'nın kupası diye tanıtıp,doğuda hayali bir Johannes Rahibi'nin ülkesine götürüp Hristiyan dünyasının lideri olma hususunda manevi babası Roma imparatorunu bile kandırıp peşinden sürükler.Hatta rahip Johannes adına imparatora bir mektup yazıp sonra o mektuba kendisi bile inanır.Ve yıllarca peşine taktığı insanlarla bazen trajedik,bazen komik,bazen enteresan olaylarla ömrünü tüketir.Ve hazin aşk maceraları yaşar.

Olayların kemiğini anlattım yalnızca spoiler vermemek adına.İdeolojisine geçecek olursam bize Ortaçağ Avrupası'nın mezhepsel ayrımlarını,iç savaşlarını sanki o günlerde yaşamış,o havayı solumuşçasına bizlere ustaca yaşatıyor Eco.Alttan alta kendi düşüncelerini de vermeyi unutmuyor.Zira ikinci romanında da her şeyin tek tözden meydana geldiğini yine alttan alta okuyucu bilincine işliyor.Herkesin tanrının bir parçası olduğunu yaratılan her şeyde onun bir yansıması olduğunu söylüyor.Bana tasavvuftaki vahdet-i vücut inancını hatırlattı.Aslında temelde panteizm diye adlandırılan bu görüş tanrının kişileştirilmesine karşı çıkar ve her şey de bir tanrı parçası olduğunu kabul eder.Bu görüşleri Hipatia adlı bir kızın ağzından verir ama temel ideolojinin bu olduğunu düşündüm.Çünkü genel anlamda hristiyan dünyasının ayrılıklarına gerçekçi ve gizli bir eleştri var.Onun dışında freudiyen bir bakış açısı yakaladığımı düşündüm romanda.Baudelino'nun üç kez aşık olmasının,aşık olma şekillerinin Freud'un bahsettiği çocuksu aşk,eril aşk ve olgun aşk çeşitlerini sırasıyla gördüm.Psikanalizin göstergebilimsel taraflarını dikkate alacak olursak bir göstergebilimcinin psikanalizi savunmasını yadsıyamayız.Ayrıca mitomani hastalığını tüm hatlarıyla gözler önüne seren Eco bu anlamda da başarılı bir yapıt ortaya konmuştur.İnsanların doğrulardan çok yalanlara,gerçekçilikten çok sürrealist olaylara inanma konusunda daha istekli olduğunu ortaya koymuştur.Ayrıca insanların ne kadar kolay manipüle edilebileceğini,savaş psikolojisini,sosyolojisini ve sanatını da...Kısacası kitabı yeni bitirmenin verdiği bir kafa karışıklığıyla aklıma ilk gelenler bunlar oldu.Her yönden tatmin edici,zor bir roman okumak istiyorsanız,bir saniye bile beklemeyin.Özellikle Don Qujote'i okumuş ve beğenmiş olanlar bu eseri de beğenceklerdir.Eco'nun her bölümün başındaki serüven başlığı koyması okuduğunuzda sizde de bir Cervantes figürü canlandıracaktır.Tabi yalanlarına kendi inanan ve bilgeliğe doğru ilerleyen Baudolino da Don Kişot'u zihninizde canlandırabilir...
Okuyan herkese teşekkürler... (Ahmet Y) 
--reklam--
Baudolino PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Umberto Eco - Baudolino kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Baudolino PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Umberto Eco Kimdir?
Umberto Eco (d. 5 Ocak 1932, Alessandria), İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. Takma ismi Dedalus'tur.

Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarındandır. Eco, 1971'den bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaktadır ve yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınmaktadır. Eco, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı. Tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış bir yazar. Yazarın ilk romanı Gülün Adı 1980'de yayımlandı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi.

Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır. Eco özellikle tarih bilgisiyle süslediği eserlerinde tam bir ustalık gösterir. Özellikle Baudolino adlı eserinde Bizans ve IV. Haçlı Seferi hakkındaki anlatılar sürükleyicidir.
Roland Barthes'tan sonra, "ayrıntıların anlamı" ya da "ayrıntıların sosyolojisi" adı verilen bir anlayışın önemli köşe taşlarından birisi olan Umberto Eco'nun pek çok eseri Türkiye'de yayınlandı.

Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 2., 2008 yılında 14. sırada yer almıştır.
--reklam--
Umberto Eco Kitapları - Eserleri
Gülün Adı
Foucault Sarkacı
Sıfır Sayı
Prag Mezarlığı
Baudolino
Beş Ahlak Yazısı
Tez Nasıl Yazılır?
Yanlış Okumalar
Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın
Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti
Önceki Günün Adası
Yorum ve Aşırı Yorum
Somon Balığıyla Yolculuk
Ortaçağ'ı Düşlemek
Cecü'nün Yer Cüceleri
Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi
Günlük Yaşamdan Sanata
Düşman Yaratmak
Genç Bir Romancının İtirafları
Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik
Çirkinliğin Tarihi
Ortaçağ 1
Güzelliğin Tarihi
Felsefe Tarihi-1
Budalalıktan Deliliğe
Antik Yunan
Açık Yapıt
Edebiyata Dair
Ortaçağ 2
Antik Yakındoğu
Efsanevi Yerlerin Tarihi
Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı
Popüler Roman Kahramanları
Ortaçağ 4
İnanç ya da İnançsızlık
Devlerin Omuzlarında Milano Dersleri
Yengeç Adımlarıyla Sıcak Savaşlar ve Medyatik Popülizm
Nişanlılar
Ortaçağ 3
Mimarlık Göstergebilimi
Esperanto ve Çokdilli Bir Gelecek
16. Yüzyıl Rönesans Çağı
Antik Roma
Ertelenmiş Kıyamet
Alımlama Göstergebilimi
Felsefe Tarihi 3
Bitkisel Hafıza ve Bibliyofili Üzerine Diğer Yazılar
Esselər
Experiences in Translation
Turning Back the Clock
Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler
--reklam--
Umberto Eco Alıntıları - Sözleri
Kendisi gibi zorbalara yardım ediyor, her türlü suçu işliyordu ve bütün bu kötülükleri de kendi zevki için yapıyordu. Size hangi kötülükleri, ne şekilde ve kaç kez yaptığını tam olarak söylemem olanaksız, ama onun nasıl biri olduğunu bugünkü koşullarda soyleyecek olursak, yasadışı örgütlerle uyuşturucu ticareti yapan ve gizli baskınlar düzenleyerek soygunlara karışanı biri olduğunu varsayabiliriz. Ve ayrıca, hakimleri ve devlet çalışanlarını satın aldığından (ki o zamanlar yolsuzluklar almış başını gidiyordu) hiç kimse onu hapse atmayı başaramıyordu. Onu tanımanız için yeterince açıklayıcı oldu mu? (Nişanlılar)
“Nesnenin güzelliğini belirleyen şey, bilen öznedir.” (Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik)
"İlk romanımı yazdığım sırada birkaç şey öğrendim. İlki şu: "İlham", sanatsal açıdan saygın görünebilmek için hilebaz yazarların başvurduğu kötü bir kelimedir.Eski bir söz vardır,dehanın yüzde onu ilham,yüzde doksanı terdir,der.Fransız şair Lamartine'in en iyi şiirlerinden birini nasıl yazdığından sıkça söz ettiği söylenir: Bir gece ormanda gezinirken şiirin ani bir ilhamla, aklına eksiksiz geldiğini öne sürermiş.Ölümünden sonra çalışma odasında o şiirin pek çok versiyonunu bulmuşlar,yıllar boyu yazıp yazıp düzeltmiş şiirini. (Genç Bir Romancının İtirafları)
Hakiki bir şeylerin varlığına olan inanç, insanoğlunun hayatta kalması açısından elzemdir. Eğer birileri bizimle konuşurken doğru veya yanlış konuştuklarından emin olmasak, ortak hayat mümkün olmazdı. Bir kutunun üzerinde "Aspirin" yazıyorsa, striknin içermeyeceğinden de emin olamazdık. (Düşman Yaratmak)
Bir yapıt, yapıt olarak kaldığı sürece açık bir yapıttır, bunun ötesinde açıklık yalnızca gürültü olur. (Açık Yapıt)
Sıradan insan, öğrenmeyi reddeder fakat oğlunu okutmaya kararlıdır. (Yanlış Okumalar)
--reklam--
Ancak modern dünyanın kastettiği anlamda Avrupa’dan söz edebilmek için, Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasını ve Romalı barbar krallıkların doğuşunu beklemek gerekecektir. (Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışı)
Kitle insanının başlıca özelliği bilme aşkıdır,bilgiye düşkünlüğüdür. (Yanlış Okumalar)
Derin bir üzüntü yaşadığınız bir sırada, bir komedi filmi gördüyseniz, kişinin böyle bir durumda eğlenmesinin çok güç olduğunu bilirsiniz; bununla da kalmaz, aynı filmi yıllar sonra yeniden görüp, gene gülmeyebilirsiniz, çünkü her görüntü size ilk deneyiminizdeki üzüntüyü anımsatacaktır. (Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti)
Aristoteles'e göre hem bireyin hem de şehrin en üstün iyiliği mutluluktur (eudaimonia), mutluluk da insanın kendine özgü yetenekleri mümkün olabilecek en iyi şekilde icra etmesi, yani erdem (aretē) veya mükemmelliktir. İnsan sadece zihne (dianoia) değil, en iyi şekilde uygulanmaya alışılınca karakteri (ēthos) oluşturan yeteneklere de sahip olduğundan, erdemleri zihinsel (zihnin mükemmelliği) ve ahlakidir (karakterin mükemmelliği). (Felsefe Tarihi-1)
Bu profesyonel çevre kısa süre içinde yeni bir klasisizm akımını teşvik eden elit kültüre dönüşür. XIII ile XIV. yüzyıllar arasında İtalya'nın tama­mında rastlanan bu türden sayısız örnek arasında Friedrich döneminde Sicilya'da Pier delle Vigne (1190-1249), Napoli'de Paolo da Perugia (?-1348), Roma'da Landolfo (1250-1331) ve Giovanni Colonna (1298-1343), Toscana'da da Geri d'Arezzo (1270-1339) yer alır. Ancak klasik yazarla­rın yeniden rağbet gördüğünün en önemli göstergeleri, özellikle Alp Dağ­ larının kuzeyindeki kültürle doğrudan temasla, saygın üniversiteler(Bo­logna ve Padova) ve zengin kitap koleksiyonlarının (Verona Din Meclis Kütüphanesi ile Pomposa Manastır Kütüphanesi) katkısıyla giderek can­lanan Lombardiya-Veneto bölgelerindeki şehir devletlerinde görülür. Ö­zellikle Padova, hakim Lovato Lovati (1241 -1309) ile çevresinin antikçağ ve filoloji alanlarında yürüttüğü araştırmaları temel alan ve hümanizm belirtileri göstermeye başlayan bir estetiğin yayıldığı bir merkez haline gelir. Kısaca antikçağ tutkusu olarak tanımlanabilecek rotayı Lovato belirler; bu sürece unutulmuş metinlerin yeniden keşfe­ dilip uyarlanması da (Catullus, Lucretius, Martialis, Properti­us, Tibullus, Valerius Flaccus'un eserleri, Livius'un IV. kitabı, Horatius'un Carmina'si [Şiirler), Ovidius'un Ibis'i, Seneca'nın trajedileri, Statius'un Silvae eseri), Titus Livius'un kitabesinin ve Padova'nın efsane­vi kurucusu Antenor'un mezarının günışığına çıkarılıp gerçekliğinin ka­ nıtlanması da dahildir. Böylece klasik yazarların taklidi yoluyla, Latin şiirinin yerel dillerdeki şiire üstünlük sağlaması amaçlanır. (Ortaçağ 3)
... fiziksel anlamda anı, bir kayıttır, düzeni korunan, deyim yerindeyse dondurulmuş bir organizasyondur. (Açık Yapıt)
''...herkesin ödün vermeksizin bize asla bakmamaya ve yokmuşuz gibi davranmaya karar verdikleri bir cemaatte yaşasak ya ölür ya da çıldırırdık.'' (Beş Ahlak Yazısı)
--reklam--
Vanitas vanitatum ..
 dixit Eccelesiastes .
Vanitas vanitatum et omnia vanitas (Yengeç Adımlarıyla Sıcak Savaşlar ve Medyatik Popülizm)
Hayvanlar kurtarılmaya değsin diye onları insansılaştırıyor, oyuncaklaştırıyoruz. Kural olarak yabanıl ve etobur olsalar bile, hayatta kalmaları gerektiğini kimse söylemiyor. Hayır, onları sarılabilinir, gülünç, iyi huylu, uysal, bilge ve terbiyeli yaparak saygınlık kazandırıyoruz. (Somon Balığıyla Yolculuk)
Sık sık, kitaplarımın olduğu bir odaya girer ve onlara sadece bakarım, tekine bile dokunmadan. Ne olduğunu ifade edemeyeceğim bir şey geçer bana. Hem kafa karıştırıcı hem de iç rahatlatıcı bir durumdur. (Kitaplardan Kurtulabileceğinizi Sanmayın)
Günün birinde herkes
bir gezegenden ötekine yolculuk yapabilsin diye
yıldızları fethetmek istiyorlarmış;
çünkü Dünya artık çok sıkışık bir yer haline gelmiş
ve kalabalık gitgide artıyormuş. (Cecü'nün Yer Cüceleri)
"Savaş patlamak üzereydi ,bu durumda pencereyi karartıp radyoya yapışmak mı gerekiyordu ??? ...

"Radyonun sesini kıs lütfen yüreğimin atışını duymak istersen " (Kraliçe Loana'nın Gizemli Alevi)
çünkü her gerçek her kulağa göre değildir (Gülün Adı)
Gerçekten de, unutmanın iyi olacağı bir şeyin üstünde gereğinden çok düşünüp durmaktansa, elinden gelirse unutmak en iyisi. (Gülün Adı)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/baudolino-umberto-eco-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)