# Bedenin Güncesi - Daniel Pennac Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bedenin Güncesi kimin eseri? Bedenin Güncesi kitabının yazarı kimdir? Bedenin Güncesi konusu ve anafikri nedir? Bedenin Güncesi kitabı ne anlatıyor? Bedenin Güncesi PDF indirme linki var mı?  Bedenin Güncesi kitabının yazarı Daniel Pennac kimdir? İşte Bedenin Güncesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bedenin-guncesi-daniel-pennac-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-06T16:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-04-06T16:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/06/daniel-pennac-kimdir-daniel-pennac-kitaplari-ve-sozleri-194694.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Daniel Pennac 
 Çevirmen: Dilan Kırat 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9786053140733 
 Sayfa Sayısı: 336 
--reklam--
Bedenin Güncesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bedenin Güncesi’inde Pennach, insan hayatının en önemli varlığı olanı "beden" mefhumunu masaya yatırıyor. Bedenin inceliklerini, kırılganlıklarını ve zaaflarını olduğu kadar kudret ve potansiyellerini de büyük bir ustalıkla gözler önüne seren yazar, modern insanının bedeniyle olan marizi ilişkilerine çarpıcı bir üslup ve yaratıcı bir zekâyla ışık tutuyor…
--reklam--
Bedenin Güncesi Alıntıları - Sözleri
Doğum günüm son mumumuza kadar peşimizde sürüklediğimiz çocukça bir deyimdir.
Tüm korkularımı tekrar düşününce duyumlarımın bir listesini oluşturdum: boşluk korkusu taşaklarımı eziyor, darbe alma korkusu beni felç ediyor, korkma korkusu gün boyu kaygıya sebep oluyor, kaygı korku veriyor, heyecan (tatlı olanı bile) tüylerimi ürpertiyor, nostalji (babamı düşünmek gibi mesela) gözlerimi yaşartıyor, beklenmedik olaylar beni sıçratıyor (çarpan bir kapı olsa bile), panik hali beni işetebiliyor, en ufak üzüntü beni ağlatabiliyor, hiddet soluğumu kesiyor, utanç beni küçük düşürüyor. Bedenim her şeye tepki veriyor. Ama her zaman nasıl tepki vereceğini tam olarak bilemiyorum.

İyice düşündüm. Eğer hissettiğim her şeyi olduğu gibi yazarsam günlüğüm, bedenim ile ruhum arasında, bir elçi gibi olur. Duygularımın tercümanı olur.
Her insan, en ağır yükü kendisinin taşıdığını düşünür.
--reklam--
Bedenin Güncesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitap bir adamın 13 yaşından itibaren bedeni hakkında tuttuğu günlük. Kendi bedenimizin farkındalığına erişmek konusunda da geliştiriciydi. “Bedenimizin çocuğuyuz; yolunu şaşırmış bir çocuk” (Ceren Esin Can) 
--reklam--
Bedenin Güncesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Daniel Pennac - Bedenin Güncesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bedenin Güncesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Daniel Pennac Kimdir?
1944 yılında Kazablanka'da dünyaya gelen Daniel Pennacchioni, Korsikalı ve Provençal bir ailenin dördüncü ve son oğludur. Çocukluğu general rütbesinden emekli olan asker babasının görevi nedeniyle, Afrika'da (Cibuti, Etiyopya, Cezayir, Ekvator Afrikası), Güneydoğu Asya (Çinhindi) ve Fransa (La Colle-sur-Loup) gibi ülkelerde geçti.

Babasının şiir sevgisi onda kitaplara karşı bir ilgi oluşturdu ve okumaya yöneldi. Nice'de okuduktan sonra öğretmen oldu. Bir günah keçisi olan Benjamin Malaussène ve ailesinin Paris, Belleville'deki hikayesini anlatan "La Saga Malaussène" dizisi de dahil olmak üzere çocuklar için yazmaya başladı.

Yazma stili, "La Saga Malaussène"deki gibi mizahi ve yaratıcı ve "Comme un roman" makalesinde örneklendiği gibi bilimsel sayılabilir.

1990 yılında Pennac, "La petite trade de prose" ile "Prix du Livre Inter" ödülünü kazandı. 1984 tarihli romanı "L'œil du loup", Sarah Adams - daha sonra Sarah Ardizzone olarak bilinir - tarafından İngilizceye "Eye of the Wolf " (Kurtun Gözü) olarak çevrildi ve 2002'de Walker Books tarafından yayınlandı. Adams bu çalışmasıyla iki yılda bir verilen 2005 İngiliz Marsh Çocuk Edebiyatı Çeviri Ödülü'nü kazandı. 2002 yılında Grinzane Cavour Ödülü'nü kazanan Pennac ayrıca tüm çalışmalarından dolayı 2008 yılında "Grand Prix Metropolis bleu" ödülünü kazandı.

Kitapları Fransa'da büyük ilgi gören Pennac, 2012 yılında Okul Sıkıntısı adlı kitabıyla Renaudot Ödülü'nü kazandı. Ayrıca 2013 yılında Bologna Üniversitesi'nden pedagoji alanında fahri derece aldı.
--reklam--
Daniel Pennac Kitapları - Eserleri
Roman Gibi
Okul Sıkıntısı
Teşekkür Ederim
Bedenin Güncesi
Silahlı Peri
Gulyabaniler Cenneti
Küçük Yazı Satıcısı
Kurdun Gözü
Ayıcık Ernest İle Farecik Celestine'in Romanı
Delidolu Arkadaşım
Kuçukuçu
Red Kit - Pinkerton'a Karşı
Red Kit - Yalnız Atlı
Kamo ve Asrın Fikri
Kamo'nun Kaçışı
Kamo ve Babil Ajansı
Kamo ve Ben
--reklam--
Daniel Pennac Alıntıları - Sözleri
Kulakların dünyasını kapatın, hoşuma gider. Gözlerimi kapatın, ölürüm. (Gulyabaniler Cenneti)
"Bazen alçakgönüllülüğümüzdür bizi sessiz kılan..." (Roman Gibi)
- "Resim yapıyorum çünkü çizer olmak istiyorum! Boyamakta istiyorum!.."
- "Bize sanatçı lazım değil küçük aptal! Bize dişçi lazım!.." (Ayıcık Ernest İle Farecik Celestine'in Romanı)
Uyanıyoruz. Bir ayağımızla gerçeğe basıyoruz.. (Okul Sıkıntısı)
Tüm korkularımı tekrar düşününce duyumlarımın bir listesini oluşturdum: boşluk korkusu taşaklarımı eziyor, darbe alma korkusu beni felç ediyor, korkma korkusu gün boyu kaygıya sebep oluyor, kaygı korku veriyor, heyecan (tatlı olanı bile) tüylerimi ürpertiyor, nostalji (babamı düşünmek gibi mesela) gözlerimi yaşartıyor, beklenmedik olaylar beni sıçratıyor (çarpan bir kapı olsa bile), panik hali beni işetebiliyor, en ufak üzüntü beni ağlatabiliyor, hiddet soluğumu kesiyor, utanç beni küçük düşürüyor. Bedenim her şeye tepki veriyor. Ama her zaman nasıl tepki vereceğini tam olarak bilemiyorum.

İyice düşündüm. Eğer hissettiğim her şeyi olduğu gibi yazarsam günlüğüm, bedenim ile ruhum arasında, bir elçi gibi olur. Duygularımın tercümanı olur. (Bedenin Güncesi)
Ayıyla fare arkadaş ha? Hayatta olmaz! Rezalete bak! Kesinlikle yasak!
" Anlaşıldı mı Célestine?"
" Ernest, anlaşıldı mı?"
Oysa kimse Ernest ile Célestine'in dünyanın en iyi iki arkadaşı olmalarını engelleyemeyecekti. Hem de hiç kimse, anladınız mı? (Ayıcık Ernest İle Farecik Celestine'in Romanı)
Canlı varlıkların ayırıcı vasfı, ikinci dereceden bir denklem görünümünde de olsa hayatı sevdirmektir, fakat canlılık okullarının programına hiçbir zaman konulmamıştır.
Görev burada.
Hayat başka yerde.
Okumak, okulda öğrenilir
Okumayı sevmekse... (Roman Gibi)
Okumanın "insanı insan ettiği" düşüncesi, birkaç olumsuz istisnası olsa da, bütünü içinde doğrudur. (Roman Gibi)
Tembellik demek ki bu muymuş? Kendi içine gömülmek mi? Peki ya çalışmak neydi? (Okul Sıkıntısı)
Hayır, önemli olan sizin hayali yeteneklerinizdir; gerçekle hiçbir ilişkisi olmayan, kendinize bile bile yakıştırdıklarınızda ve işte bu yetenekleri ödüllendirmek gerekir. (Teşekkür Ederim)
Kitabın ağırlığı, can sıkıntısının ağırlığı, bir sona varmayan çabanın çekilmez yükü. (Roman Gibi)
"insan dünyayı değiştiremiyorsa, dekoru de­ğiştirmeli" (Küçük Yazı Satıcısı)
İnadına yapmıyorum. (Okul Sıkıntısı)
"Nedir o her şey?"
"Beni bunaltan her şey!" (Okul Sıkıntısı)
Çünkü iyi davrandığımızda sizin önemsiz, yani tehlikesiz biri olduğunuzu düşünüyorlar. (Okul Sıkıntısı)
Öyle tabii, minnettarlığın ifade edilmesi uzun sürer ve hayır işlemeye benzer: Kimse unutulmamalıdır. Ama birileri hep unutulur. Biri mutlaka atlanır. Ve emin olun, o kişi -bir milyon insan içinde tek unutulan da olsa- kendisine teşekkür etmediğiniz için size sitem edecektir. (Teşekkür Ederim)
Okuma vaktini nereden bulacağız?
Çok önemli mesele.
Başlı başına mesele.
Okuma vakti mesele ediliyorsa, ortada okuma arzusu yok demektir; çünkü aslına bakılırsa, kimsenin hiçbir zaman okumaya vakti yoktur. Ne küçüklerin ne gençlerin ne de büyüklerin. Hayat, okumaya vurulan sürekli bir köstektir.
"Okumak? İsterim tabii ki, ama iş, ev, çocuklar, zamanım kalmıyor..."
"Okumaya vaktiniz olmasına ne kadar imreniyorum!"
Nasıl oluyor da, çalışan, alışveriş yapan, çocuklarını yetiştiren, arabasını süren, üç erkeği seven, dişçiye sık sık giden, evini taşıyan şu kadın okumaya vakit buluyor da, mazbut bir hayat süren mirasyedi bekar bulamıyor?
Okuma vakti her zaman çalınmış vakittir. (Tıpkı yazma vakti veya sevme vakti gibi.)
Neyden çalınmış?
Yaşama görevinden çalınmış mesela.
...
Okuma vakti, sevme vakti gibi, yaşama vaktini genişletir.
Zaman çizelgemiz açısından düşünülecek olsaydı, kimse aşık olmaya kalkışmazdı. Kimin vakti vardır aşık olmaya? Ama kendine sevme vakti tanımayan bir aşık gördünüz mü hiç?
Okumaya vaktim hiç olmadı ama hiçbir şey, beni sevdiğim bir romanı bitirmekten alıkoyamadı.
Okuma toplumsal zamanın örgütlenmesine bağlı değildir; o, aşk gibi bir varolma tarzıdır.

Mesele okumaya vaktim olup olmadığı değil (kaldı ki bu vakti bana kimse vermez), bir okur olma zevkini kendime tanıyıp tanımamamdır. (Roman Gibi)
Gidip yatsak ve berbat bir uykuya dalsak nasıl olurdu? (Okul Sıkıntısı)
1. Okumama hakkı.
2. Sayfa atlama hakkı.
3. Bir kitabı bitirmeme hakkı.
4. Tekrar okuma hakkı.
5. Canının istediğini okuma hakkı.
6. "Bovarizm" hakkı.
7. Canının istediği yerde okuma hakkı.
8. Çöplenme hakkı.
9. Yüksek sesle okuma hakkı.
10. Susma hakkı. (Roman Gibi)
Doğum günüm son mumumuza kadar peşimizde sürüklediğimiz çocukça bir deyimdir. (Bedenin Güncesi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bedenin-guncesi-daniel-pennac-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)