# Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler - Vedat Türkali Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler kimin eseri? Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler kitabının yazarı kimdir? Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler konusu ve anafikri nedir? Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler kitabı ne anlatıyor? Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler kitabının yazarı Vedat Türkali kimdir? İşte Bekle Bizi İstanbul  Eski Şiirler Yeni Türküler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bekle-bizi-istanbul--eski-siirler-yeni-turkuler-vedat-turkali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-13T06:00:21+03:00
- Güncelleme: 2022-02-13T06:00:21+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/13/vedat-turkali-kimdir-vedat-turkali-kitaplari-ve-sozleri-150954.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Vedat Türkali 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9786053140801 
 Sayfa Sayısı: 172 

Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Salkım salkım tan yelleri estiğinde" diye başlayan, "Boşuna çekilmedi bunca acılar" diye devam eden şiirlerin yaratıcısı Vedat Türkali'nin bütün şiirleri bu kitapta yer alıyor. Romanları, senaryoları ve çalkantılı hayatıyla ülkemizin tarihi bir dönemine tanıklık eden Vedat Türkali, bize umutla seslenmeye devam ediyor: "Bekle o günler gelsin İstanbul bekle."

Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler Alıntıları - Sözleri
Yirmisinde bir delikanlı gibi
Dudaklarından öpeceğim gün
Masmavi özgürlüğün
İnan ki yakındır
Bu patron kullarına
Bu it oğullarına göstereceğiz
Bir gün gelecek
Kanımızı emen akbabaları
Yerlere sereceğiz...
Bu patron kullarına
Bu it oğullarına
Göstereceğiz
Günü gelecek
Kanımızı emen akbabaları
Yerlere sereceğiz...
"Önemli şeyler uçar gider, bir küçük ayrıntı kıymık gibi batıp kalır bellekte."
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanatını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize lâyıksın
İnsan yapayalnız
Nedir üstümüzdeki bu karanlık bulut
Mutluluk
Sıcak bir somunu bölüşmektir
Yerin altında uğul uğul kurtuluşun sesidir
Hücrelerde serilmiş insanlar
Ayaklar kanlı paramparça
Karanlığın arkasında bekleyen
Yurdumun yarınında doğacak şafak
İşçi sınıfımın gerçek partisidir
Ne düzen kaldı ülkede ne dirlik.
Ellerinde dünyanın bütün anahtarları
Ayçiçeği gibi umut gözlerinde
Karşınıza çıkacaklar bi gün
Korkusuz...
Bir bilsen dostunu düşmanını kardeş
Bir bilsen nedendir çektiklerimiz
Nasıl da başka olacak yaşamanın tadı
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok
Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Haliç'inde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniye'nde güneş
Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul
Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

...

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniye'nle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyun koyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanatını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize lâyıksın
Tarlalarım ormanlarım uçsuz bucaksız
Kentlerde bacalarım yükselir
Irmaklar yorgun ağır
İnsanlar yapayalnız

Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
HARAMİLERİN SALTANATINI YIKACAĞIZ!: https://youtu.be/YcRhENDP3no
İsterseniz siz incelemeyi okurken arkadan Edip Akbayram'ın değerli yorumlamasıyla kitaba ismini veren şiir çalsın,bende bu esnada yazadurayım! :)

Öncelikle Vedat Türkali'yi tanıyalım,ardından eski ve yeni şiirlerine değer genel değerlendirmeler yapalım.
Levent Turhan Gümüş'ün kitabın sunuşunda yer verdiği görüşlerinden ve aydınlattığı bilgilerden istifade etmemiz gerekirse;
''Vedat Türkali,hep bir şeyleri ifade etmek,toplumsal gerçekleri hikaye etmek üzerinden hayatla ilişkisini kurmuş.
Her defasında sansür ve baskıdan kaynaklanan türlü sorunlarla boğuşmak zorunda kalmış.
Hayatının hiçbir döneminde kendisini özgür hissetmemiş.
Yine de hep umutla bakmış hayata.
Bellekte kalacak olanı dert edinmiş;kendini bellekte yer edindirme uğraşına adamış.Neyi yaparsa yapsın ''BİR KOMÜNİSTİN İŞİNİ İYİ YAPMASI GEREKTİĞİNE'' inanmış;öyle davranmış,öyle yaşamış!

Türkali,1944'te,dostlarından ve kavgasının şehri İstanbul'dan uzakta,askerdeyken yazar şiiri.
Şiir elden ele yayılır,gizli açık toplantılarda okunur.
Akıcı fırça darbeleriyle resmettiği İstanbul silueti,keskin sınıfsal karşıtlığı,kimin neyi beklemesi gerektiğini netlikle ifade eden sözleri ve haramilerin saltanatının yıkılacağına,o günlerin geleceğine işaret eden ''bekle bizi'' vurgusuyla umudun şiiri olarak direnenlerin hafızasına kazınır!

Kendisini ozanlıkta hiçbir savı olmayan bir şiir tutkulusu olarak niteleyen Vedat Türkali'nin şiirleri ''Eski Şiirler Yeni Türküler'' adıyla ilk kez 1979 yılında yayımlanmıştı.
Yazar,kitabın arka kapak yazısında şiir serüveni hakkında şunları söylüyordu:
''Bu şiirler,uzun yıllar almış bir uğraşın,nasılsa elde kalmış,bazıları parça parça örnekleridir.
Yakın dostlarımın sürekli üstelemesine dayanamadığımız için kitap biçimine de soktuk.
Ülkemizin ağır baskılı bir döneminde,çoğunluğuyla çeşitli cezaevlerinde yazılmış bu şiirler,yalnız yazarının değil,karanlık bir dönemde devrimci savaş sürdürmüş tüm kişilerin duyarlılıklarının tanıkları diye alınır da yetersizlikleri bağışlanırsa sevineceğim!''

Evet,kitabın sunuş bölümünü irdelediğimize göre bende Vedat Türkali,değerli yoldaşım,kavga arkadaşım için birkaç kelime söylemek isterim;
Türkiye Komünist Partisi mensubu olan yoldaş Vedat,birçok yoldaşım gibi defalarca zindanlara atıldı,işkenceler gördü,daha adil,eşitlikçi,insan haklarına ve fırsat eşitliğine dayalı bir ülke ve dünya istediği için ''komünist'' dediler,gururla ''evet komünisttim'' dedi,zulüm devam etti!
Anlayacağınız emperyalizmin kara düzeninin,siyasetinin içinde onurlu ve muzaffer bir kavgaya girişmiş nadide kalemlerden biridir Türkali!
Bizler için ''Bir Gün Tek Başına'' romanıyla,devrimci siyasal mücadelemizin motivasyon kaynağı olur,heyecanlanırız!
''Komünist'' kitabında hatıralarını okurken hüzünleniriz!
''Yalancı Tanıklar Kahvesi'' kitabıyla yozlaşmış topluma karşı öfkelendirir,
''Bitti Bitti Bitmedi'' kitabıyla,toplumun sinir uçlarından olan Ermeni meselesine büyük bir duyarlılıkla temas eder,cesaretlendirir!
Dostlar değerli şair,senaryo yazarı,yönetmen,roman yazarı ve büsbütün milletin istikbaline hizmetkar,rengarenk mozaiklerden nefer,insan bu kalemi tanıyalım,tanıtalım,sevelim,sevdirelim!
Herkes daha iyi adil bir düzende yaşasın,bütün çocukların oyuncağı olsun diye mahpusluğu göze alan adam şerefli,onurlu,şahsiyetli adamdır!

İncelememe son verirken kitaba ismini veren müthiş şiiri paylaşırken son sözlerimi söylemek isterim!
O da şudur ki! ''HARAMİLERİN SALTANATINI YIKACAĞIZ!
BİZ KAZANACAĞIZ!
ELBET BİR GÜN BİZ KAZANACAĞIZ!''

''Salkım salkım tan yelleri estiğinde
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
Binbir direkli Halicinde akşam
Adalarında bahar
Süleymaniyende güneş
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Bakışlarımda akşam karanlığın
Kulaklarımda sesin İstanbul

Ve uzaklardan
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Plajlarında karaborsacılar
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
Meyvesini birlikte devşirirler
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

Et tereyağı şeker
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
Hürriyet yok
Ekmek yok
Hak yok
Kolların ardından bağlandı
Kesildi yolbaşların
Haramilerin gayrısına yaşamak yok

Almış dizginleri eline
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
Onların kemik yalayan dostları
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
Ve sen
Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
Seni öldürürler
Seni sürerler
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
İpek şiltelerin istakozların
ve ahmak selameti için
Hakkında idam hükümleri verilir

Haktan bahseden namuslu insanları
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
Karanlık mahzenlerinde şehrin
Cellatlara gün doğdu
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
Bir kalem yazın vardır
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
Söylenmez

Haramiler kesmiş sokak başlarını
Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
Haramilerin elinde
Ve mahzenlerinde insanlar bekler
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bulutların ardında damla damla sesler
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
Arkadaşlar çıktı karşıma
Dindi şakalarımın ağrısı

Bir kadın yoldaş tanırdım
Bir kardeş karısı
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
Gebeliğin dokuzuncu ayında
Aç kurtların varoşlara saldırdığı
Tipili bir gece yarısı
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
Otuzbeş kiloluk sırrımızı
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın'' (Furkan Güreci) 
Şairi "Ozan olmak istedim ama hiçbir zaman olamadım, zaten bu kitabı da dostlarımın ısrarı üzerine bastırıyorum" diyerek iddialı olmadığını dile getirmesine rağmen mükemmel şiirlerle dolu bir kitap olmuş. Nazım'ı okuyan, Nazım olmak isteyen şairin şiirleri de Nazım tadında, geri kalır yanı yok. Keşke daha çok yazsaydı, daha çok okusaydık.

Kitapta şiirlerinin yanı sıra oyunlara yazdığı epik konuşmaların da yer alması yayınevlerine özgü bir şark kurnazlığı kokusu yaymıyor değil tabii. (Ali Dağdelen) 
”Mutluluk, sıcak bir somunu bölüşmektir”
diyor Vedat Türkali.
.
 Aydınlık günlere inanan,
Çocuklara, özgürlüğe, emeğe,
Barışa adanmış bir hayat...
.
Türkali, 1944’te,
dostlardan ve kavgasının şehri İstanbul’dan uzakta,
askerdeyken yazar “İstanbul” şiirini.
.
••Şiir elden ele yayılır,
••Gizli açık toplantılarda okunur.
••Haramilerin saltanatının yıkılacağına,
••O günlerin mutlaka geleceğine işaret eden
“bekle bizi” vurgusuyla
“UMUDUN ŞİİRİ” olarak direnenlerin hafızasına kazınır.
.
“Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
Bekle bizi
Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
Mavi denizlerine yaslanmış
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
Ve bir kuruşa Yenihayat satan
Tophanenin karanlık sokaklarında
Koyunkoyuna yatan
Kirli çocuklarınla bekle bizi
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
Bekle dinamiti tarihin
Bekle yumruklarımız
Haramilerin saltanıtını yıksın
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
Sen bize layıksın.”
.
••Fotoğraftan sonra kendi sesiyle okuyor bize şiirini, umudunu.
.
Rüyaların, umudun bize emanet usta!
.
#VedatTürkali #BekleBiziİstanbul #261119 (Zeliha KRAL) 

Kitabın Yazarı Vedat Türkali Kimdir?
Vedat Türkali (doğumu. 13 Mayıs 1919, Samsun) Abdülkadir Demirkan 'ın (1950'li yıllarda Abdülkadir Pirhasan olmuştur) yazılarında kullandığı ismidir. Senarist, şair ve romancı olan Türkali, liseyi Samsun Lisesi'nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan'la evlenmiştir.

Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951'de siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış; 9 yıl ceza almış 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest kalmıştır. Gar Yayınları'nı Rıfat Ilgaz ile kurduktan sonra, 1960'da Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başlamıştır. Senaristliğine devam eden Türkali, 1965'de yönetmenliği denemiştir.

Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık gibi romanları Türk edebiyatının en büyük eserleri arasına girmiş; daha sonra da Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölüm romanlarını da yazmıştır.

Mihri Belli'nin yakın arkadaşı ve Atıf Yılmaz'ın arkadaşı ve akrabasıdır. TKP'nin eski üyelerindendir. 2002 seçimlerinde DEHAP'dan aday olarak aktif siyasete atılmıştır.

Vedat Türkali, oyuncu Deniz Türkali ve yönetmen Barış Pirhasan'ın babası, Deniz Türkali'nin kızı şarkıcı Zeynep Casalini'nin dedesidir.

Vedat Türkali Kitapları - Eserleri
Fatmagül'ün Suçu Ne?
Güven - Cilt 1
Güven - Cilt 2
Bir Gün Tek Başına
Mavi Karanlık
Özgürlük İçin Kürt Yazıları

Şeytanın Kaşık Oyunları
Tüm Yazıları Konuşmaları
Yalancı Tanıklar Kahvesi
141. Basamak
Bu Ölü Kalkacak
Dallar Yeşil Olmalı
Eski Filmler

Eski Şiirler Yeni Türküler
Üç Film Birden
Yeşilçam Dedikleri Türkiye
Komünist
Ölmedikçe
Kayıp Romanlar
Tek Kişilik Ölüm - Komünist

Tüm Yazıları Konuşmaları 2
Özgürlük İçin Kürt Yazıları 2
Bitti Bitti Bitmedi
Tek Kişilik Ölüm
Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler
Bu Gemi Nereye
Yanıtlar

Güven (4 Cilt Takım)
Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap)
Güven - Özel Baskı(İkinci Kitap)
Güven - Özel Baskı(Üçüncü Kitap)
Güven - Özel Baskı(Dördüncü Kitap)
Mavi Karanlık
Eski Şiirler Yeni Türküler

Tiyatro Oyunları

Vedat Türkali Alıntıları - Sözleri
Kitap rüzgâr olmalı, perdeyi kaldırmalıdır. (Komünist)
Bedenini söküp atabilseydi, yaksaydı onu, başka bir beden giyinebilseydi... (Fatmagül'ün Suçu Ne?)
Dünyanın en acımasız canavarı yatıyor içimizde. (Mavi Karanlık)
Evlenmek, işte böyle bir eve tıkılmak, yemek pişirip çocuk doğurmak, erkeğini beklemek, bir süre sonra da sevişmenin tadını tuzunu yitirmek olmalı. (Güven - Cilt 1)
"Kirlendik mi, hiçbir yağmur arıtmıyor bizi!" (Mavi Karanlık)
En güzel dünya çocuklarla delilerin dünyası ! (Tek Kişilik Ölüm)

Nazım'ın dizelerindeki gibi. ''Nereden ,nasıl geleceğini bilmeden gelecek dehşetli güzel günlere inanıyorduk!..'' (Tek Kişilik Ölüm - Komünist)
Enişte sözü çirkin. Keşke hiç olmasaydı Türkçede böyle bir söz daha iyiydi! (Güven - Cilt 1)
Korkuyorum yalnızlıktan; senin olmadığın her yerde yalnızım. (Mavi Karanlık)
"Itri'yi de dinleyeceksin,Bach'ı da .Marks'ı da bileceksin,Bedrettin 'i de .

Nâzım'ın şiiri olmasa nerden bilecektik Bedrettin'i?" (Güven - Özel Baskı(Birinci Kitap))
Bir bilsen dostunu düşmanını kardeş
Bir bilsen nedendir çektiklerimiz
Nasıl da başka olacak yaşamanın tadı (Bekle Bizi İstanbul Eski Şiirler Yeni Türküler)
Yıkılamaz, görkemli sosyalist toplum, bu sindirilmiş aydınlarla, "depolitize" edilmiş emekçi sürüleriyle mi kurulacaktı? (Komünist)
Dünya tatlı da, birbirlerine çirkin yazgılar oluşturmak için insanlar yaratıyor tatsızlıkları! (Bitti Bitti Bitmedi)

...yönetmen hamit akınlı ''bu ölü kalkacak''ı şehir tiyatrosu'nda sergilemek için bana başvurduğunda, elimde oyunun teksti bile yoktu. sağolsun, seçici kurul üyesi iken edinip sakladığı oyunla çalışmalara girişebilmişti sayın akınlı.
oyun fatih şehir tiyatrosu'nda oldukça iyi karşılandı. yılın ikinci yarısında üsküdar şehir tiyatrosu'na geçirilince nerdeyse kapalı gişeye gidiyordu ki, bir ''ihbar'' sonucu savcılık kararıyla oyun durduruldu...

...
(vedat türkali) (Bu Ölü Kalkacak)
- Kolay ne var bu dünyada? Sen bunları kolay mı yaşadın? (Bitti Bitti Bitmedi)
İngiliz kompradorları olan Ermeni varsılları üstüne Kürtler'in saldırtılması, kıyıma uğratılması, ittihatçılarca da benimsenip sürdürülen bir Abdülhamit kalıtıdır.. Ancak Kürtler'i sindirip yok etmenin de yollarını ararlar. I. Dünya Savaşı başlarında, Ermeni saldırısından korunması gerekçesiyle, Kürtler'i yerlerinden, yurtlarından ayırıp yoğun Türk bölgeleri arasında dağıttıkları bilinir. Bu göçlerde, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölenlerin sayısı belli değildir. 1920 yılındaki Koçgiri Kürt halk başkaldırısını canavarca kıyım, kırımla bastıran Sakallı Nurettin Paşa'nın "Türkiye'de Zo' diyenleri yok ettik, 'Lo' diyenleri de ben kökünden temizleyeceğim!" sözleri ulusalcılık savındaki ittihatçı kafasının göstergesi gibidir. (Özgürlük İçin Kürt Yazıları)
...boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
bekle bizi...

...
(eylül 1944,akşehir) (Eski Şiirler Yeni Türküler)
Şu para denen pisliği bulanın... Kes zevzekliği de işine bak! Bin yıllardır dünyayı o pis para değiştiriyor; sövgülere şerbetli! (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
"Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz" diyor Başbakan. Desen ne olacak, demesen ne olacak. Devletin tüm önemli koltuklarını bölüşüp oturmuş faşistler. (Yalancı Tanıklar Kahvesi)
Alıştık, dedi. Herkes kendi acısını yaşıyor sonunda.. (Kayıp Romanlar)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bekle-bizi-istanbul--eski-siirler-yeni-turkuler-vedat-turkali-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)