# Bin Hüseyin - Hasan Aycın Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bin Hüseyin kimin eseri? Bin Hüseyin kitabının yazarı kimdir? Bin Hüseyin konusu ve anafikri nedir? Bin Hüseyin kitabı ne anlatıyor? Bin Hüseyin PDF indirme linki var mı?  Bin Hüseyin kitabının yazarı Hasan Aycın kimdir? İşte Bin Hüseyin kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bin-huseyin-hasan-aycin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-06-29T11:00:17+03:00
- Güncelleme: 2023-06-29T11:00:17+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/06/29/hasan-aycin-kimdir-hasan-aycin-kitaplari-ve-sozleri-435037.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Hasan Aycın 
 Yayın Evi: İz Yayıncılık 
 İSBN: 9789753558891 
 Sayfa Sayısı: 506 
--reklam--
Bin Hüseyin Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Seyyid Battal Gazi, Anadolu'nun müslümanlaşması sürecinde en bilinen sembol isimlerden biridir. Hakkında yazılmış destanlar, öyküler, masallar, romanlar, çekilmiş belgesel ve sinema filmleri sayısız miktardadır. Hasan Aycın'ın geleneksel tatlar içermekle birlikte yeni kaleme alınmış bu eseri, Battal Gazi literatürüne yapılmış ciddi ve güncel bir katkıdır.
Bin Hüseyin Alıntıları - Sözleri
"rúşen oluverdi zindan
lavanta ıtır reyhan
misk-ü amber koktu her yan"
Hz Fatıma'nın çehizi, bunlardı:
Bir yorgan.
Bir yastık.
İçi ot doldurulmuş iki döşek.
Hurma lifiyle örülmüş bir sedir.
Bir pösteki
Bir su kırbası.
Bir tas.
İki toprak çanak.
Bir elek
İki el değirmeni.
" Raviyân - ı ahbâr , nâkilân-ı âsâr ve muhaddisân-ı rûzigar şöyle rivayet eder , böyle hikâyet eyler ki ” deyip söze başladı Ak Sakallı Pîr : " Yine böyle bir sabah , ümmeti olmakla şerefyâb olduğumuz Efen dimiz , Mescitte Ashâb - ı Kiram'a namaz kıldırdıktan sonra yerinden kalkmamış , baş salıp oturmuş . O kalkmayınca kimsekalkmamış ;konuşmayınca kimse konuşmamış . Meğer , günlerdir Cebrail aleyhisselâm gelmez , Hak Teâlâ katından vahiy getirmezmiş ; o ecilden , hatır-ı şerifleri pek melûl imiş . Sükutun ağırlığı öyle hissettirmiş ki kendini , bir ara mübârek başını kaldırıp ashâb-ı kirâma şöyle bir bakmış da " Biriniz bir sergüzeşt anlatsa ; biraz ferahlasak " diye buyurmuş . Vaktiyle Diyâr-ı Rum'a sefer kılmış hazırûndan serbülend bir yiğit , gördüğü zümrüt dağlardan , mümbit ovalardan , şırıl şırılır ırmaklardan bahsetmiş ; dünyadaki cennet denilse yeridir, demiş . Efendimizin gönlü ferahlamış , mübarek derûnundan " İnşallah , Hak Teâlâ ümmetime nasip eder " diye bir heves geçmiş . O saat Cebrail aleyhisselâm inip , Diyâr-ı Rum'un ümmetine verildiğini muştulamış . Efendimizin ruhu şen , mübarek yüzü ruşen olmuş ; muştuyu hemen ashabına iletmiş . Sergüzeşt anlatan yiğit heyecanla sormuş , - Yâ Resûlallah , o diyârı ümmetine alıverecek yiğidi biz görür müyüz ? Cevap , Cebrail aleyhisselâm'dan gelmiş .- Soran görür . Lakin o uzun bir zamanda olacaktır ; bir değil , nice bin yiğit o uğurda can baş oynatacaktır . - Mâdemki sen göreceksin , öyleyse benim selâmımı onların en hususi olanma ilet ki onun şahsında diğerlerine ulaşsın , demiş. Efendimiz ve şehâdet parmağını mübârek diline değirip ıslattıktan sonra o yiğidin diline değdirerek emânetini ve vasiyetini bildirmiş . O yiğit , o gün bu gündür Müslümanlar arasında dolaşıp emânetin sahibini ararmış ...
Teodora'nın bakışları Şehla idi
sırlı bir tebessüm vardı yüzünde
göz kırpmadan bakıyor
tatlı tatlı gülümsüyordu
Boz Gazi'nin bakışları Şehla idi
sırlı bir tebessüm vardı yüzünde
göz kırpmadan bakıyor
tatlı tatlı gülümsüyordu..
.

Teodora, dizleri üstüne çöküp ciğer delen bir sesle yalvarmaya başladı:

'Medet ALLAH'ım,beni bu şehvet canavarlarına yem etme!'

.
ALLAH dedi Teodora
can dudağından semaya
ak bir kuş uçuverdi
yok oldu zemin-ü Asuman
ve o ıssız ada
ve de uçsuz bucaksız umman
içinde bir noktacık kaliverdi
Ardından içimdeki pehlivan yine meydana çıkar,burnumu yerlere sürter de kılımı kıpırdatmazdım.

"Kös kös tenhalara varır, kendimi işrete vururdum."

Beni bir tek Hüseyin Gazi alt etmişti hayatta.
Onda birşey sezdim, bende olmayan,ne olduğunu bir türlü bilemedigim bir şey...
ben varayım küffar üstüne
göreyim ne devran ola
sen çık kulle-i çan üstüne
seyreyle ne Seyran ola
Şu muhteşem gökyüzüne
ve şu muhterem yeryüzüne
bir bak
o orada
bu burada durdukça
ALLAH'tan gayrıya sakın eğilme
Bin Hüseyin İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bin Hüseyin PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Hasan Aycın - Bin Hüseyin kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bin Hüseyin PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Hasan Aycın Kimdir?
Hasan Aycın, 1955’te Balıkesir’in Aslıhantepecik köyünde doğdu. İlk öğrenimini köyünde, orta öğrenimini Balıkesir imam-Hatip Okulu’nda, yüksek öğrenimini Bursa iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi’nde tamamladı. Bir fabrikada grafikerlik ve bir süre pazarcılık yaptıktan sonra İstanbul’a yerleşti, kendi grafik bürosunda çalışmasını sürdürdü. Hasan Aycın’ın ilk çizgisi 3 Şubat 1978 tarihli Yeni Devir gazetesinde yayımlandı. Yeni Devir, Mavera, Aylık Dergi, Gül Çocuk, İslam, Kadın ve Aile, Inquiry, Kardelen, Yedi iklim, Milli Gazete, Zaman, Yeni Şafak, Kayıtlar ve Hece dergilerinde yayımlanan çizgileri Bocurgat (Çıdam Yayınları, 1989; Yedigecekitapları, 1994), Gece Yürüyüşü (Yedigecekitapları, 1994), Âsâ (Yedigecekitapları, 1998), Kulbar (Yedigecekitapları, 2003), adlı albümlerde toplandı; çocukluk-gençlik dönemi tanıklıklarıyla söyleşileri de Müşâhedât (Hece, 2003) adıyla kitaplaştı. Son iki yıldır Hamzanâmeler ve masallar başta olmak üzere geleneksel doğu anlatıları üstünde çalışan Hasan Aycın’ın, telif Keloğlan masalları, ilkin beş küçük kitap halinde (Semerkant, 2002) ve son çalışması da Esrarnâme (on bir masal) adıyla (Timaş Yayınları, 2003) okurla buluştu. Evli ve dört çocuk babası olan Hasan Aycın, halen İstanbul’da yaşıyor, çizgi ve yazı çalışmalarını Kudüs, Yedi İklim, Hece ile Hece Öykü dergilerinde yayımlıyor.
--reklam--
Hasan Aycın Kitapları - Eserleri
Esrârnâme
Sâhipkırân
Bin Hüseyin
Keloğlan
40 Hadis 40 Çizgi
Müşahedat
Güneşin Altında Söyleşiler
Mekke'yi Sarsan Ses
Bocurgat
Sehergâh
Eyse
Nun
Parayı Veren Düdüğü Çalar
Şâr
İftah
Kulbar
Üns
Gece Yürüyüşü
Sayha
Hub
Sarp Geçit
Ahzan
Zılal
--reklam--
Hasan Aycın Alıntıları - Sözleri
aşkı
aşığa sorma
o aşkı
kendinden bilir de
kendini bilmez

aşkı
maşuğa sorma
o da aşkı
kendinden bilir de
kendini bilmez

aşk
bir sırdır
aşığa maşuk
maşuğu aşık eder

aşkı
sorma sultanım
aşk sorulmaz (Sâhipkırân)
Her şey dairevi, diyor içinden. Uzayda yamuk, konik, kübik şeyler yok.Her şey kendi ekseninde ve yörüngesinde deveram ederek başladığı yere dönüyor. Zaman başladığı yere dönüyor.İnsan başladığı yere dönüyor. (Müşahedat)
gün gününde güzel olur
günü geçer gazel olur
kokusundan aş olmaz
dikeniyle baş olmaz (Esrârnâme)
"Kumrular...Kanatlı dervişler...Hu-hu'larını yayarlardı üstümüze, " (Müşahedat)
İnsanoğlu yitiğini döne döne arar. (Müşahedat)
Bu kadar cehalet tahsil ile mümkündür.
Çaldı İbrahim (Güneşin Altında Söyleşiler)
Her akşam başladığı yere dönüyordu.Hüznün rengi akşam alacasıydı. (Müşahedat)
"rúşen oluverdi zindan
lavanta ıtır reyhan
misk-ü amber koktu her yan" (Bin Hüseyin)
Teodora'nın bakışları Şehla idi
sırlı bir tebessüm vardı yüzünde
göz kırpmadan bakıyor
tatlı tatlı gülümsüyordu
Boz Gazi'nin bakışları Şehla idi
sırlı bir tebessüm vardı yüzünde
göz kırpmadan bakıyor
tatlı tatlı gülümsüyordu.. (Bin Hüseyin)
" Raviyân - ı ahbâr , nâkilân-ı âsâr ve muhaddisân-ı rûzigar şöyle rivayet eder , böyle hikâyet eyler ki ” deyip söze başladı Ak Sakallı Pîr : " Yine böyle bir sabah , ümmeti olmakla şerefyâb olduğumuz Efen dimiz , Mescitte Ashâb - ı Kiram'a namaz kıldırdıktan sonra yerinden kalkmamış , baş salıp oturmuş . O kalkmayınca kimsekalkmamış ;konuşmayınca kimse konuşmamış . Meğer , günlerdir Cebrail aleyhisselâm gelmez , Hak Teâlâ katından vahiy getirmezmiş ; o ecilden , hatır-ı şerifleri pek melûl imiş . Sükutun ağırlığı öyle hissettirmiş ki kendini , bir ara mübârek başını kaldırıp ashâb-ı kirâma şöyle bir bakmış da " Biriniz bir sergüzeşt anlatsa ; biraz ferahlasak " diye buyurmuş . Vaktiyle Diyâr-ı Rum'a sefer kılmış hazırûndan serbülend bir yiğit , gördüğü zümrüt dağlardan , mümbit ovalardan , şırıl şırılır ırmaklardan bahsetmiş ; dünyadaki cennet denilse yeridir, demiş . Efendimizin gönlü ferahlamış , mübarek derûnundan " İnşallah , Hak Teâlâ ümmetime nasip eder " diye bir heves geçmiş . O saat Cebrail aleyhisselâm inip , Diyâr-ı Rum'un ümmetine verildiğini muştulamış . Efendimizin ruhu şen , mübarek yüzü ruşen olmuş ; muştuyu hemen ashabına iletmiş . Sergüzeşt anlatan yiğit heyecanla sormuş , - Yâ Resûlallah , o diyârı ümmetine alıverecek yiğidi biz görür müyüz ? Cevap , Cebrail aleyhisselâm'dan gelmiş .- Soran görür . Lakin o uzun bir zamanda olacaktır ; bir değil , nice bin yiğit o uğurda can baş oynatacaktır . - Mâdemki sen göreceksin , öyleyse benim selâmımı onların en hususi olanma ilet ki onun şahsında diğerlerine ulaşsın , demiş. Efendimiz ve şehâdet parmağını mübârek diline değirip ıslattıktan sonra o yiğidin diline değdirerek emânetini ve vasiyetini bildirmiş . O yiğit , o gün bu gündür Müslümanlar arasında dolaşıp emânetin sahibini ararmış ... (Bin Hüseyin)
Burası dünya, burada işler hep yarım kalır. (Esrârnâme)
Sana ilişmeyen zalim de zalimdir. Sana bulamayan zulüm de zulümdür. Zalim her kim olursa zulüm her ne olursa bertaraf etmedikçe boynuna vebaldir. (Sâhipkırân)
Allah'im rizkim yerin altindaysa üstüne çıkar, gokteyse yere indir, uzaktaysa yakina getir, haramsa helal eyle, diye dua ederim.... (Esrârnâme)
Mevlânâ "aşk kadehtir" der. İçilen başka şeydir ama kadehsiz içilmez. (Güneşin Altında Söyleşiler)
ey bizim Rabbimiz
inâyet eyle bize
senin korkundan başka
korku olmasın yüreklerimizde
gözlerimize fer ver uyumayalım
pazularımıza derman ver yorulmayalım
tâife-i küfre bizi zebûn eyleme
gözümüzü mahzûn
gönlümüzü hûn eyleme
yakılmasın Mekke'miz
yıkılmasın Kâbe'miz
çiğnenmesin
harîm-i ismetimiz
âmin âmin
yâ Muîn
ey bizim Rabbimiz (Sâhipkırân)
ALLAH dedi Teodora
can dudağından semaya
ak bir kuş uçuverdi
yok oldu zemin-ü Asuman
ve o ıssız ada
ve de uçsuz bucaksız umman
içinde bir noktacık kaliverdi (Bin Hüseyin)
Akıl çobandır, iman kuzudur, kurt ise kâh nefistir kâh iblistir, çoban kişinin işi kuzuyu kurda kaptırmamaktır. Böyle demiş erenler. (Esrârnâme)
.

Teodora, dizleri üstüne çöküp ciğer delen bir sesle yalvarmaya başladı:

'Medet ALLAH'ım,beni bu şehvet canavarlarına yem etme!'

. (Bin Hüseyin)
Sevginin esası sevgilinizle sizin aranızdadır.
(İsmet Özel, Tahrir Vazifeleri-3) (Güneşin Altında Söyleşiler)
Molla Câmi şöyle söyler: "Zamanın sahafları ömrün sayfalarıdır, onlara güzel eserlerden başkasını yazmamalı." (Güneşin Altında Söyleşiler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bin-huseyin-hasan-aycin-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)