# Bin Yüz Bir İnsan - Aret Vartanyan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bin Yüz Bir İnsan kimin eseri? Bin Yüz Bir İnsan kitabının yazarı kimdir? Bin Yüz Bir İnsan konusu ve anafikri nedir? Bin Yüz Bir İnsan kitabı ne anlatıyor? Bin Yüz Bir İnsan kitabının yazarı Aret Vartanyan kimdir? İşte Bin Yüz Bir İnsan kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bin-yuz-bir-insan-aret-vartanyan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T18:00:11+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T18:00:11+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/aret-vartanyan-kimdir-aret-vartanyan-kitaplari-ve-sozleri-160169.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Aret Vartanyan 
 Yayın Evi: Destek Yayınları 
 İSBN: 9786054771301 
 Sayfa Sayısı: 296 

Bin Yüz Bir İnsan Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Birkaç kitabın arkasını çevirip bakıyorsun ve yine kendini arıyorsun. Yaşamında yapmak isteyip de yapmadığın ya da yapamadığın ne kadar çok şey var. Oysa istemediğin birçok şeyi yaşadın ve yaşamaya devam ediyorsun. Peki ya sen kimsin? Gerçekten ne istiyorsun? 

Seni tanıyorum. Kırgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, hayallerini, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını biliyorum. Çünkü elinde tuttuğun bu kitabı sen yazdın. 

Her gün onlarca role girerken, kendi kuklalarımızı yaratıyoruz. Kendimizden yarattığımız, günlük hayatta oynattığımız onlarca kukla. Her rolün bir kuklası var. 

Bir insanın, bin farklı yansıması... 

Bir bedende kaç kişisin? 

Bu kez benim yaşadıklarımda seni anlattım. 

Seni, bugüne kadar yaşamadığın bir yolculuğa davet ediyorum. 

Bittiğinde dünya bambaşka olacak. 

Bu sefer kendin için bir şey yap. Hiç değilse bir kez bu kadar düşünme... 

Eğer istersen benimle gel.

Bin Yüz Bir İnsan Alıntıları - Sözleri
Yaşamlarımızda sürekli patinaj çekiyoruz. Yapmak yerine düşündüğümüz için.
Mantıklı olmayı bıraktığımda yaşamaya başladım.
Birileri der ki, bu düzensizlik anarşiyi getirir.
 Bende diyorum ki belki bu bakış korku imparatorluklarini çökertir.
Kötü,yanlış,doğru, güzel, çirkin..
Hepsi kodlanmış.
Önce insan oldugunda, kendi degerlerinle sentezlendiginde taşlar yerine oturuyor.
Işığın hızının bile sabit olmadığını bildiğimiz bir dünyada hala hangi kodların, kuralların, inançların bizi yönlendirdiğine zaman zaman üzülüyorsun.
...
Herhangi bir durumda bir yargıya varmadan önce taraf olmadan tanık olabilmeye çalış.
Hayatlarımızda çakıl taşları ile pırlantaları karıştırdığımız gibi yaşamımızdaki gerçek değerleri de unutuyoruz.
Gerçekten bizim için önemli olanlari unutuyoruz.
O yüzden, bazen çok bunaldiginda başını kaldır ve gökyüzüne bak.
O gökyüzünden nasıl göründüğünü düşün.
Senin zihnini ablukaya alanların çok ötesinde birşeyler var yukarıda.
Anlaman gereken ilk şey, senin ilk amacının kendini bulmak olduğu.
Gerçekten kim olduğunu bulabilmek ve onu ifade edebilmek.
Bunu yapamadığın bir hayat, heba olan yıllardan öteye geçmeyecek.
Dışarının gürültüsü, içimizdeki gürültüyü bastırdıkça, içimizdeki isyan, içimizdeki ihtilal daha yıkıcı oluyor.
Gerçekten neyi paylaşımıyoruz?
Bireysel korkular toplumsal korkuları tetikliyor.
Sonrasında bu kez toplumsal korkular bireysel korkuları yaratıyor.
Kısır döngü..
Hüzün kötü dediler. Tek amaç mutluluk dediler.
Kendi hüznünü yaşamadan , kendinle barışamadan mutluluk disarilarda dolaşan , arada bir avuclarinda tuttuğun sonra da uçup giden bir yanılsamadan öteye geçemeyecek.
..yaşama senin istediklerini katacak olan senden başkası değil.
Almayı düşünmeden, beklemeden vermek.
Hele ki sevgiyi..
Hele ki güveni..
Çocuğum yok aile kurmadım. Kurmalı mı bilmiyorum. Kuran arkadaşlarımın haline baktığımda neden kurayım ki diyorum. Etrafım birbirini aldatıp duran, kavga eden çiftlerle dolu.
Bir diğerinin üzerinde güç kullanabiliyor olma halinin güçlülük olmadığını anladığın anda kazanmaya başlayacaksın.
Neye göre iyi yada kötüsün, neye göre başarılı yada başarısızsın..
Ben sana söyleyeyim..
Cevrendekilerin , içinde yaşadığın toplumun koyduğu kurallar,normlar,tanımlamalar kadar iyi yada kötüsün..
Yaralar kabuk bağlayıp döküldükçe nasırlaşıyorsun.
Duygularından soyutlanıyorsun.
.. bir şey olmak zordur. Bize hep çok şey olmayı öğrettiler.

Bin Yüz Bir İnsan İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yazar/Aret-Vartanyan bu kitabı ile tanıştık, diğerleri de sipariş edilmiştir.
Çoğumuzun günümüz çağında yaşadığı ve baş etmek zorunda kaldığı, bazılarının bu kısır döngü içerisinde kaybolduğu, bazılarının da kendini yeniden keşfetme serüveni..
Tanıdık hisler, tanıdık sorgulamalar, tanıdık düşünceler..
Kişisel gelişim de denebilir. Kıssadan hisse hayat öyküsü de denebilir.
Kahve yanı çikolata tadında güzel bir kitaptı :) (Gülçin) 
Aslında çok derin bir kitap olmasa da hatta yer yer yazım hataları olsa da benim için tarifsiz bir hazdı okumak.
Bundan bir yıl önce falan bir abla vermişti hem de resmen öylesine olmuştu başka kitap ararken bulamayıp bunu al diye. Ve ben de öylesine attım kitaplığıma. O zaman okusaydım muhtemelen bu kadar duygulanmayacaktım çünkü hayatımın tam paralel olarak aynı duyguları yaşadığım evresine denk geldi ve bunu keşfedeli birkaç aydan fazla olmadı.
Yıllarca kaçtım, kendimden kaçtım. Önce bi sevgiliye sığındım asla yalnız kalmadım. Her dert tasa her sorunda onda aldım soluğu o aslında çatlağı daha da genişletmiş farkedemedim. Yıllar sonra sonunun bu olmadığını anladım bu kez sevgiliden kaçtım. Hatta o da ne olduğunu anlamadı. Bu kez telafi etmek istercesine bi sürü insan tanımak istedim her insanda farklı bi heyecan duydum ama bu da beni daha da yordu daha da yıprattı. Yeri geldi içimdeki sesi duymamak için en yüksek sesli yerlere sığındım. Sonra bunun ben olmadığını anladım kendimden utandım bu ruh halinden kaçtım. Onlarca kitap okudum hepsi pozitif ol hepsi kendine dön diyordu ama anlamlandırmakta çok zorlandım pozitif oldum ama yine canın mı sıkıldı birine anlat. O an rahatladım ama asla çözüm yolu olmadı. Meditasyonlar videolar kitaplar aslında hepsi beni bir şeye hazırlamış; kendim olmaya. Hepsini sonunda birleştirip kendime dönmem gerektiğinde kullanacakmışım.
Önce yalnızlığa alıştım. Çünkü bunu hiç deneyimlememiştim. Bazen çıldırasıya huzursuz oldum. Bazen kaçsam mı dedim ama tuttum. Önce yazdım aklımdan geçen her şeyi yazdım. İçime döndüm önceliği iç sesime verdim. Ne istediğimi anlayana kadar dinledim onu. Duygulara isim vermeyi öğrendim. Korku da nefret de kaygı da hepsi benimdi bunları kabullenip dönüştürmeyi. Mükemmel olmak mükemmel gibi gözükmek ve mükemmel olmadığımda kendimi yargılamak. Öncelikle bunları bıraktım. Kendimi kendim için sevmeyi öğrendim. Bazen kendi elimi tuttum bile dersem gülünç duruma düşmem umarım.
Şimdi yapayalnızım diyemem ama baya yalınım. Sevdigim birkaç arkadaşım dışında herkesi uzaklaştırdım. Kendimi anlatma çabamı uzaklaştırdım. Ve ben de aileme yumuşadım öncelikle. Beni koşulsuz seven varlıklara. Beni böyle güzel yetiştirdikleri için onlara da minnettarım.
Bu hayattaki yegane amacım iyilik şu saatten sonra. İyisiyle kötüsüyle de kendimi seviyor kabul ediyorum. Bu kitap da bu dönüşüm aşamamda tam denk gelen bi metafor oldu benim için. Kim bilir daha neler yaşayıp daha nelere bu kez oldum mu acaba diyeceğim bir yol bu. Öğreneceğim şeylerin hiç bitmemesi dileğiyle. (Nazlı) 
Bin Yüz Bir İnsan'ı 4-5 yıl evvel o zamanlar yakın olduğum bir arkadaşım önermişti. Kitabı o sıralarda ısmarlayıp, biraz okuyup sonrasında yarım bırakmıştım. Maalesef ki çoğu şeyde yarım bırakmaları sevmiyorum. Bu kitabı bir şekilde, bir ihtiyaç sahibine vermek amaçlı okudum açıkçası. Başka türlü okuyasım gelmezdi zaten... Aret Vartanyan'ın diğer kitapları nasıldır bilemem fakat kitaplarını okumaya devam edeceğimi pek sanmıyorum. Bunun sebebi sanıyorum ki kişisel gelişim kitap türünü sevmemem ya da henüz iyi bir kişisel gelişim kitabına denk gelmemiş olmam. Yine de iyi okumalar. (Simay Ecem UÇAR) 

Kitabın Yazarı Aret Vartanyan Kimdir?
İstanbul’da, mütevazi bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelen Aret Vartanyan, küçük yaşlarda yazmaya başladı. Ermeni, Rum, Müslüman, Musevi, Hristiyan, Alevi üyeleri ile küçük yaşta çokkültürlülüğü deneyimleyen Vartanyan, ilkokul sıralarında yazdığı kısa hikayeleri zımbalayarak çevresiyle paylaşır. Ortaokul sıralarında felsefe, psikoloji ve sosyoloji ile ilgilenmeye başlar ve sonrasında insanı, varoluşunu ve yaşamı irdelemeyi, kendi yaşam yolculuğunun odağına taşır.rnrnÜniversite yıllarında, birçok yerel/ulusal yayınlarda yazıları yayınlanmaya başlayan Aret Vartanyan, 1998 yılında internet sitesini kurarak yazdıklarını geniş kitlelerle paylaşır. Ailesinde,İstanbul’da ve özellikle Beyoğlu sokaklarında insana ve yaşama dair gözlemlerini kalemine ustalıkla yansıtan Aret Vartanyan, 2008 yılında ilk kitabı Sen ve Ben ile kısa zamanda onbinlerce okura ulaştı.rnrnİnsana ve yaşama ayna tutan bir sohbet olarak tanımladığı Sen ve Ben, insanın kendini tanımadan, kendi gerçekliğini farkedip ifade edemedikçe dünyayı ve evreni anlamlandıramayacağını, yaşamında farkındalığını bulamayacağı iddasını sayfalarına taşıdı. Yaşamında ve yazdıklarında klişelerden, kalıplardan uzak durmayı tercih eden ve düşüncelerini cesurca paylaşan Vartanyan, korkularıyla, kalıplarıyla, önyargılarıyla kendi yarattığımız kafesi anlamamızı ve çıkış yolunu nasıl bulacağımızı Sen ve Ben’de samimi bir üslupla anlattı. Okurlardan gelen binlerce epostayı tek tek yanıtlayan Aret Vartanyan, Sen ve Ben ile başlayan sohbeti, kitabın ve yazar-okur ilişkisinin ötesine taşıdı.rnrnAret Vartanyan’ın ikinci kitabı ise bu kez aşık olduğu kadın olarak tanımladığı İstanbul’u içine kattığı Bir Nefes istanbul oldu. Ülkemizin önce gelen yazar, sanatçı ve gazetecilerinin önsözleriyle başlayan Bir Nefes İstanbul, bu kez İstanbul ekseninde kendimizi arayışımızı anlatırken, önyargılardan, etiketlerden uzaklaştığımızda birarada yaşamanın nasıl birşey olacağını okurlarıyla paylaştı. Bir Nefes İstanbul, hepimizin aynı gemide nasıl yol yol aldığını okurlarına anlatırken, Anadolu’nun gerçek zenginliğinin farklı renk, kültür ve inanç zenginliğinde yattığının altını kalın çizgilerle çizdi.rnrnMarmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisansını tamamlayan Vartanyan, İngiltere’de Oxford ve Londra’da eğitimini sürdürdüğü sıralarda Kişisel Gelişim kavramına odaklandı. Kişisel Gelişim çalışmalarında insanın iç dünyasına verilmesi gereken önemin verilmediğine inanan Vartanyan, Kişisel Dönüşüm yaklaşımı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırdı. 2009 yılında Yaşam Atölyesi çatısı altında çalışmalarını başlatan Aret vartanyan’a göre, bireyin yaşanmışlıklarını, duygularını ve farklılıklarını dikkate alarak iç dünyasına eğilmeden yapılan çalışmalar, temeli sağlam olmayan bir ev inşa etmekten öteye geçemiyor ve ilk sarsıntıda yıkılması kaçınılmaz.rnrnGünlük yaşamın bir yarışa dönüşen yoğunluğunda, mesaj bombardımanın ve dünyanın getirdiklerinin altında yaşadıklarını 15 yıllık profesyonel iş hayatında kendisi de deneyimleyen Vartanyan, iç dünyamız ile dışarıdaki dünyanın dengelenmesi ile kendi kişilik ve isteklerimiz doğrultusunda yaşamımızı nasıl inşa edebileceğimizi Yaşam Atölyesi çalışmalarında paylaşıyor. Birkaç yıl süren sınıf eğitimleri, günlük seminerler, kurumsal çalışmalar ve online buluşmalarla iki yıl içinde yüzbinden fazla katılımcıyla buluşan Yaşam Atölyesi, 2011 yılında Türkiye’nin dışına çıkarak Londra ve Newyork başta olmak üzere dünyaya açıldı.rnrnAret Vartanyan’ın üçüncü kitabı Bir Yüz Bir İnsan ise, ‘Bir Bedende Kaç Kişi Yaşıyoruz? sorusuyla okurlarını karşılıyor. Yaşama, varoluşumuza, günlük hayata, aşka farklı pencereler açan Bin Yüz Bir İnsan, her gün büründüğümüz onlarca rolün zihnimizde, ruhumuzda ve bedenimizdeki yansımalarını bir hikaye kurgusunda anlatırken, dünyayı algılama şeklimizi ve kendimizi keşfederek, değiştirerek neler yapabileceğimizi gözler önüne seriyor.rnrnİçeriğinden kitap kapağına, müziği, videosu ve farklı uygulamalarından okura sunulma aşamasına kadar bir çok ilki beraberinde getiren Bin Yüz Bir İnsan, Gökhan Kırdar’ın müziğiyle cümleleri notalara da taşıdı. İstanbul’da farklı lokasyonlarda kurulan 7 ayrı sette çekilen Bin Yüz Bir insan videosu, Türkiye’de bir kitap için çekilen ilk büyük prodüksiyonlu kısa film olma özelliğini taşıyor.rnrnAret Vartanyan, Bin Yüz Bir İnsan’da da okurlarıyla paylaştığı gibi, insanın odağında olmadığı her ideolojinin, yönetimin, projenin bütünlükten uzak olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Her bir insanın etiketlerinin arkasına geçildiğinde, sevgiyi, yüksek yaşam standardını koşulsuz hakettiğine dikkat çeken Vartanyan, bugün dünyada yaşanan her şeyin insanlığın bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bireylerden oluşan dünyayı, bugünkü görünümünden kurtarmak, kendi ifadesiyle dünyayı cennete dönüştürmek ise ise, yine bireyin kendisinden başlıyor.rnrnKendini bilen ve kendi değerlerini koruyarak, kendi olmayı başarıp paylaşarak, bireyin önce kendi içinde ve yakın çevresinde birçok şeyi değiştireceğini ifade eden Vartanyan, kendimizde ve yakın çevremizde başlayan değişimin kelebek etkisiyle tüm insanlığa yayılacağına inanıyor.rnrn‘Ben gerçekleştiğini fiziksel ömrümde göremeyeceğim bir ütopyaya yürüyorum. Tek bir kişiyi bile dışarıda bırakmadan insanın hakettiği yaşamı ve hayallerinin gerçekliğini sunan, sevgi üzerine kurulmuş, bireyin kendi olarak, kendini ifade ederek yaşadığı ve paylaştığı bir dünyayı yaratmak için paylaşıyorum. ‘

Aret Vartanyan Kitapları - Eserleri
Gitme Zamanı
Gerçekten Yaşıyor musun?
İnsanız Ayıbı Yok
Sen ve Ben
Çırılçıplak Aşk
Bin Yüz Bir İnsan

Siyah Gözyaşı
Bir Nefes İstanbul
Eski Sevgililer Oteli
Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak
404

Aret Vartanyan Alıntıları - Sözleri
Sevdiğine her şeyi ver. Vermeden alamazsın. Giderse, anlamazsa bu senin değil onun kaybı. Bu seni küçültmez, onu küçültür…
Seni seviyorum de. Sarıl… Ne kaybedersin? Biliyorum, korkuyorsun. Kaybeden olmaktan korkuyorsun. Kredi aldığında risk almıyor musun? Riski olmayan hangi güzellik var? Bir de şöyle düşün; eğer o doğru insansa ve yukarıda anlattığım tabloyu yakalarsan kazanacaklarını hayal et. Yarın sabah uyanmanın garantisi olmadığı gibi, Her şeyini sunmanın da riski var. Tercih senin. Ben hala, kazanacağının kaybetmen halinde kaybedeceğinden fazla olduğuna inanıyorum… O acıyı yaşaman bile, o acıyı yaşamamak için kaçmandan duyacağın huzursuzluktan daha az zarar verecek. (Sen ve Ben)
"Yüreğin dini, dili, ırkı yoktur!" (Çırılçıplak Aşk)
Belki şu anda benim zirvaladigimi düşünüyorsun. (Sen ve Ben)
Mantıklı olmayı bıraktığımda yaşamaya başladım. (Bin Yüz Bir İnsan)
Işığın hızının bile sabit olmadığını bildiğimiz bir dünyada hala hangi kodların, kuralların, inançların bizi yönlendirdiğine zaman zaman üzülüyorsun.
...
Herhangi bir durumda bir yargıya varmadan önce taraf olmadan tanık olabilmeye çalış. (Bin Yüz Bir İnsan)
Bilinmeze doğru yol alarak bilmesi gerekene ulaşır insan. (Siyah Gözyaşı)

İstanbul'da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap. yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. tut bir tanesini çevir ve okumaya başla. Hatta aşık bile olmaya başladım İstanbul'da... (Bir Nefes İstanbul)
Oysa hayal kurmasaydı yaşayacağı bir mutsuzluk olmayacaktı. (Siyah Gözyaşı)
Kozmik evrende geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece bugün vardır. Bugün sonsuz bir şimdidir ve şimdi, anlardan ibarettir. Hayat anlardan ibarettir. (Sen ve Ben)
İstanbul’da kitap okuyamadığımı fark ettim. Sokaklar kitap.
Yürüyen sayfalarla dolu sokaklar. Tut bir tanesini, çevir ve okumaya başla. (Bir Nefes İstanbul)
Her erkek, her başlangıçta her şeyiyle var olup sonra yavaş yavaş uzaklaşmıyor muydu? (Siyah Gözyaşı)
"Bir şeyi arıyorum, bir şey eksik diyorum ya. Eksik olanı iyi biliyorum. Gerçekten sevmeyi başaramıyorum. Korkuyorum sevmekten. Sonrasında kırılmaktan, yaralanmaktan, güçsüz olmaktan korkuyorum." (Çırılçıplak Aşk)
'' Aşk mı? Sevgi mi? Aşık olduğun kadın da senin içinde senden sana yakın değil. Sakın bu tuzağa düşme. Aşk, insanlığa söylenmiş, öğretilmiş bir yalan. Korkunu, yalnızlığını, başkalarına olan muhtaçlık durumunu sevimlileştiren bir kılıf. Hiçbir kimseye, hiçbir kadına, hatta bedenine bile sahip olamadığını olamayacağını unutma. Karşındakine yaslanma, karşındakinin sana yaslanmasına izin verme. Ayaklarınızın üzerinde durun. İki ayrı insan olduğunuzun gerçekliğini unutmadan. '' (Bir Nefes İstanbul'da Bir Olmak)

İnsanlar korktukları sürece itaat ederler… (Siyah Gözyaşı)
Herkes nasıl yaşanması gerektiğini biliyor ama neredeyse bildiğinin tam aksini yaşıyor. (Siyah Gözyaşı)
"İnsanların büyük çoğunluğu kendi hikayelerini yazamıyor, çünkü kendilerini tanımıyorlar.
Kendi hayatlarını değil, başkalarına bağımlı hayatlarını yaşıyorlar." (Çırılçıplak Aşk)
Aynaya baktığında dışarıda milyonlarca olandan birisin. Ahlaka, toplumun sana öğrettiklerine karşı gelecek, başkaldıracak zerre cesaretin olmadığının farkına var. Kendi kendini güçlü olduğunu inandırmaya çalışma. Değilsin. Göğsünü açıp, kalabalığa bağırmadıkça ‘ben burdayım’, elindekileri kaybetmek korkunu yenmedikçe ve başkalarının onayını, takdirini bekledikçe bir zavallıdan öteye geçemeyeceksin. Söylenme, söyle ve yap. (Bir Nefes İstanbul)
Neden sana yazdığımı sorgulama. Neden sana yazmak istediğimi anlamaya çalışma. Sadece eğer sen de yazmak istersen bana yaz. Sen de benimle konuşmak istersen konuş. Gerçekten istersen... (Sen ve Ben)
Çocuğum yok aile kurmadım. Kurmalı mı bilmiyorum. Kuran arkadaşlarımın haline baktığımda neden kurayım ki diyorum. Etrafım birbirini aldatıp duran, kavga eden çiftlerle dolu. (Bin Yüz Bir İnsan)
Ben ‘’kötülük’’ yaptım diyen bir ‘’kötü’’ var mıdır? (Eski Sevgililer Oteli)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bin-yuz-bir-insan-aret-vartanyan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)