# Bir Bahçe Düşü - Ali Çolak Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bir Bahçe Düşü kimin eseri? Bir Bahçe Düşü kitabının yazarı kimdir? Bir Bahçe Düşü konusu ve anafikri nedir? Bir Bahçe Düşü kitabı ne anlatıyor? Bir Bahçe Düşü PDF indirme linki var mı?  Bir Bahçe Düşü kitabının yazarı Ali Çolak kimdir? İşte Bir Bahçe Düşü kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bir-bahce-dusu-ali-colak-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-07T08:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-08-07T08:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/07/ali-colak-kimdir-ali-colak-kitaplari-ve-sozleri-284440.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ali Çolak 
 Yayın Evi: Ötüken Neşriyat 
 İSBN: 9789754375022 
 Sayfa Sayısı: 176 
--reklam--
Bir Bahçe Düşü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir bahçe düşü kurmadığım zaman olmuyor neredeyse. Bir bahçe evet, şöyle korunaklı, küçücük. Kıyısı boyunca renk renk ortancalar köpürecek Duvarın üstünden morsalkımlar sarkacak baharda. İlla ki çelimsiz de olsa bir erik olacak, bir ayva, bir cam . Erik ağacı, kış biter bitmez ilkyazı müjdeleyecek. Sonra nisan geldi mi ayva, 'bak iste, yaz geliyor' diyecek. Çam, dağların kokusunu anımsatacak durduğu yerden. Bir küçük leylak ağacı köşede, buram buram kokutacak çiçeklerini. Sonra bir kösesinde el kadar bir toprağa maydanoz, kıvırcık, soğan, biber ekeceğiz. Küçücük bir bahçe işte, içinde gezinip sokağın kirinden arınacağız Bahçe nedir ki zaten, bir kaçış ve sığınma yeridir... Toprakla haşır neşir olduğun, içinin karasını döktüğün, yeğnelip kuşa döndüğün korunak. Ne diyordu Dağlarca bir şiirinde: "İnsan sokakta olmayabilir / bazı garip vakitlerde / muhakkak bahçelerdedir."
Mavisini Yitirmiş Yaşamak'ın, Günlük Güneşlik Şarkılar'ın, Günsarısı'nın, Periyi Uyandırmak'ın yazarı Ali Çolak,'Bir Bahçe Düşü'nde' korunaklı bir bahçe', hülyası kuruyor. Aşık olunan, dost bilinen ağaçlardan söz ediyor. Ve daha başka şeylerden. Otel odası yalnızlıklarından, sabah uykularından, yaz yolculuklarından, sokaklara 'aşk' yazan adamdan .. Kitabın ikinci bölümünde ise yazarın, edebiyatımızın ve yazı hayatının güncel sorunları üstüne yazdığı denemeler yer alıyor. Ali Çolak, okuruna uçup gidenin, parlayıp sönenin değil, ışığı sürekli olanın peşine düşmeyi salık veriyor. Bunu yaparken de denemenin tabiatına uyup yine bir şeyleri sevdiriyor, bir şeylerin tadına vardırıyor.
--reklam--
Bir Bahçe Düşü Alıntıları - Sözleri
Ölüm, geride beyaz bir boşluk bırakıyor; acısı sonradan hissedilen bir boşluk...
Ferman-ı aşka can iledir inkiyadımız
Hükm-i kazaya zerre kadar yok inadımız
Baki

Meali;
Aşkın fermanına canla başla boyun eğeriz
Yüce Allah’ın kazasının hükmüne zerre kadar direnmeyiz
''Aşkın şiddetine mukavemet edecek ve fakat birbirine değdikçe alev alacak kelimelerimiz yok artık.''
... ve insanın ancak yaşamı, pahasına soyunabileceği bir tutkuyla mümkündür.
" Bu kentin koynuna girdiğim günden beri
Cebimde ölümüm
Avuç avuç dağıtırım insanlara bir türlü tükenmez ölümüm."
Alâeddin Özdenören
--reklam--
Bir Bahçe Düşü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı okuduğum süre içersinde Ali Çolak’ı evimde misafir etmiş gibi oldum.: “Bir bahçe düşü kurmadığım zaman olmuyor neredeyse. Bir bahçe evet, şöyle korunaklı, küçücük. Kıyısı boyunca renk renk ortancalar köpürecek. Duvarın üstünden morsalkımlar sarkacak baharda. İlla ki çelimsiz de olsa bir erik olacak, bir ayva, bir çam. Erik ağacı, kış biter bitmez ilkyazı müjdeleyecek. Sonra nisan geldi mi ayva, bak işte, yaz geliyor diyecek. Çam, dağların kokusunu anımsatacak durduğu yerden. Bir küçük leylak ağacı köşede, buram buram kokutacak çiçeklerini. Sonra bir köşesinde el kadar tarh olacak. Oraya, maydanoz, kıvırcık, soğan, biber ekeceğiz. Küçük, el kadar bir toprak işte, içinde dolaşıp sokağın kirinden arınacağız.”

Ali Çolak böyle yazmış Bir Bahçe Düşü’nde. Buna benzer hayalleri zaman zaman hepimizin kurduğunu biliyorum. Çünkü biz bu betonlaşmış kentin adamları değiliz. Çünkü biz her ne kadar şimdi öyle olmasa da bir ayağımız toprakta büyüyenlerden, evlerinin bahçesinde çiçek yetiştirenlerden, yaz günü dut ağacından inmeyenlerdeniz.

Ali Çolak sevdiğim deneme yazarlarındandır. Denemeden başka bir türde eserini hatırlamıyorum. Zaten kendisi de yazmakta hissesine deneme düştüğünü belirtiyor. En son çıkan “Ama Sözcükleri Götüremezler” kitabı da dâhil bütün kitapları kütüphanemde. Mavisini Yitirmiş Yaşamak, Günsarısı, İnce Sözler, Bilmem Hatırlar mısın, Günün Ötesi kitaplarını daha önce okumuştum. Bu sebeple üslubuna aşinayım.

Deneme türünün özelliğidir. Karşınızdaki kişiyle konuşur gibi yazmak. Kitabı okuduğum süre içersinde Ali Çolak’ı evimde misafir etmiş gibi oldum. Gibisi fazla, öyle oldu. Hem de günlük siyasetin dışında konular üzerinde sohbet ettik. Neler konuşmadık ki onunla. Aşkın vıcık vıcık kâğıtlara boyanışını konuştuk. Aşkla ilgili son hükmü o koydu. “Aşk, bir keşif değil artık, istila! Ne nüfuz, ne hakikat, ne bulmak! Yanmıyor onu anlatan hiçbir dil ve dudak. Niye yazmalı ki o zaman, niçin anlatmalı? Neye yarar yazdıkların söz kirliliğinden başka! Yazmamalı, eskitmemeli aşkı, sarıp sarmalayıp kaldırmalı kendi beyaz ülkesine, kalbe... Dinlensin orada, arınıp durulsun. Tutkulu bir dil'le yeniden keşfedileceği zamana dek.”

Eylül’ü konuştuk. Eylülün kederli sesinden. Ve belki kederli halinden. Tatilin bitmesinden, yazın sona ermesinden, bahçelerden geçmelerden ve de artık yüksek duvarlarla çevrili bahçeler içine kondurulmuş okul binalarına, yurt binalarına hapsolma vaktinden.

Hırsızlarını konuştuk. “Dünya malı, sahip olduğun için sevinmeye, kaybettiğinde de üzülmeye değmez” düsturunu hırsızlar sayesinde daha iyi anladığını söylüyor. Başından geçen üç hırsızlık olayından sonra bambaşka bir adam olmuş. Artık eli sıkı değil, para elinin kiri. Şimdilerde parayı daha rahat harcar olmuş.

Ramazan pidesini bir anlatışı vardı, zor tuttum kendimi fırına gitmekten. “Fırından bir gazete parçasına sarıp, alelacele eve getirdiğimiz pideler, sofrada tereyağı, tulum peyniri, bal ve reçel sürüldüğünde, dünyanın en tatlı, en leziz, en vazgeçilmez nevalesi olur ve başka hiçbir nimet, hiçbir ziyafet bu lezzetin yerini tutmaz, tutamaz.” İşte bu sebeple iftar saatine yakın zamanlarda uzun uzun kuyruklarda sıcak pide almak için bekleriz.

Ali Çolak’la daha neler konuşmadık ki, radyolu günlerimizden, artık arkası gelmeyen yarınlardan, talihin yar olmasından, kadın oyuncu dalında Oscar ödülü alacak olan Charlize Theron’un bir tevafuk sonucunda bir yapımcıyla karşılaşmasından, sokaklara aşk yazan adamdan bahsettik.

Sokaklara aşk yazan adam dedim de onun hikâyesini anlatmadan olmaz şimdi. Paris’li Duez 54 yaşındaymış. İki yıl beraber yaşadığı sevgilisi kendisini terk edince o da sevgilisinin güzergâhına, sokağına, caddesine çiçek resimleri yapmaya başlamış. Kadın isyanlardaymış. Açıyor telefonu “Yeter artık, düş yakamdan. Seni de istemiyorum, çiçeklerini de!” Duez bu, durmamış. Bu sefer kadının işe gittiği caddeler üzerine “Seni seviyorum” yazmış. Ama bu yazılar bizim sokak yazıları gibi değil tabi. Albenili çiçekli cinsten. Kadın soluğu mahkemede almış ve Duez’e üç yıl semtten uzaklaştırma cezası verdirmiş. Pes etmemiş Duez. Yazmaya devam sevgi sözcüklerini. Sabah kendi yazıyor, akşam belediye siliyor. Bütün bunlara rağmen taş kalpli sevgili yumuşamamış. Ama bir gün bir kadın Duez’i görünce “Bu resimleri senin yaptığını biliyorum ve bu yaptıkların beni mutlu ediyor.” diyor. O günden sonra Jean Luc Duze sevgilisi için “Seni seviyorum” sözcüklerini duvarlara yazmaktan vazgeçmiş ve herkesi mutlu edecek “amour” (aşk) sözcüğünde karar kılmış. Akşamları silinse de ne gam. O her sabah aynı gayretle insanları mutlu ediyor ve hâla Paris sokaklarına “amour” yazıyormuş.

Ali Çolak sohbeti hoş bir yazar. Belki bir gün siz de onu bir kitabıyla evinizde misafir edersiniz. (Sait Köşk) 
--reklam--
Bir Bahçe Düşü PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ali Çolak - Bir Bahçe Düşü kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Bahçe Düşü PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ali Çolak Kimdir?
1965 yılında Nazilli’de doğdu. Toygar İlkokulu’nu, Sümer Ortaokulu’nu ve Nazilli Endüstri Meslek Lisesi’ni bitirdi. Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nde başladığı yüksek öğrenimini ikinci sınıfta bıraktı. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi ve 1988 yılında buradan mezun oldu. Bir süre bir yayınevinde çalıştı. 1989’un Mart ayında arkadaşlarıyla birlikte edebiyat dergisi Kırkikindi’yi çıkardı.(3 Sayı) Daha sonra Milli Eğitim bakanlığı’na geçerek Mardin’in Savur ilçesinde edebiyat öğretmenliğine tayin edildi. Burada yarım dönem çalıştıktan sonra istifa etti ve İstanbul’da bir özel öğretim kurumunda öğretmenliğe başladı. 12 yıl süreyle öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.

 

1989’da, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı Bölümü’nde başladığı yüksek lisans çalışmasını, tezini tamamlamadan bıraktı. Çeşitli edebiyat dergilerinde denemeler yazdı. 1992 yılında Zaman gazetesinde köşe yazarlığına başladı. Deneme türünde eserler veren ve çeşitli yayınevlerinden çıkmış 10 kitabı bulunan Ali Çolak, 1996 yılında ‘Günlük Güneşlik Şarkılar’ adlı kitabıyla, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) ‘Yılın Deneme Yazarı’ ödülünü aldı. Ali Çolak, haftada bir yazdığı köşe yazılarının yanı sıra 2001 yılından bu yana Zaman’ın kültür - sanat sayfası editörlüğünü yürütüyor.
--reklam--
Ali Çolak Kitapları - Eserleri
Mavisini Yitirmiş Yaşamak
Günlük Güneşlik Şarkılar
Periyi Uyandırmak
İnce Sözler
Bilmem Hatırlar mısın?
Susarak Konuşalım
Yitik Hüzün
Söz Işıldağı
Günsarısı
Günün Ötesi
Şair Dediğin
Bir Bahçe Düşü
Ama Sözcükleri Götüremezler
Bir Ateş Yakmak
İslam’a Göre Anadolu’da Düğün Adetleri
--reklam--
Ali Çolak Alıntıları - Sözleri
'Kaçmak'... galiba bugünlerde ruhum en çok onunla meşgul. Kendime mi, uzaklara mı, meçhule mi? Ne önemi var... (Yitik Hüzün)
" Bu kentin koynuna girdiğim günden beri
Cebimde ölümüm
Avuç avuç dağıtırım insanlara bir türlü tükenmez ölümüm."
Alâeddin Özdenören (Bir Bahçe Düşü)
''Aşkın şiddetine mukavemet edecek ve fakat birbirine değdikçe alev alacak kelimelerimiz yok artık.'' (Bir Bahçe Düşü)
Dağı taşı, kurdu kuşu, cümle yaratılmışı dost bilsek kendimize... (Günün Ötesi)
Delirecekmişim gibi hissediyorum. Bu korkunç çağda daha fazla yaşamayı sürdüremem. (Periyi Uyandırmak)
İnsan çağımızda gönül tarlasına durmadan put dikiyor. Kendi türettiği eşyaya, kendi kurduğu sisteme veya kendinin yücelttiği insana tapmak yoluyla kendine tapmaya çalışmakta belki de. Kendini dolaylı yoldan putlaştırmanın boş deneyinde.. (Ama Sözcükleri Götüremezler)
Oyuncağın kıt olduğu zamanlarda yaşamanın güzel bir yanı var mıydı?
Bu bir avuntu değilse evet vardı!
Mecburiyetten, elinden iş gelir çocuklar olmuştuk.
Çakıyla, testereyle, keserle kendi oyuncağımızı kendimiz yapabiliyorduk.
Harikulade uçurtmalar yapar uçururduk mesela...
Küçücük ellerimizle yaptığımız oyuncakları hiçbir fabrika üretemezdi... (Bir Ateş Yakmak)
Yitirdiğinin farkına varmak, belki de aramaya başlamak için ilk adımdır. (Mavisini Yitirmiş Yaşamak)
İçinizde bir kıpırtı oluyorsa karlar savrulunca, yüreğiniz kamaşıyorsa, yaşınıza başınıza aldırmayın. Çıkın sokaklara, yürüyün, ıslık çalın, türküler söyleyin... Size eşlik eden birileri mutlaka olacaktır. Hiç kimse yoksa, gece yarısı bir dostunuzu uyandırın, İsmet Özel'in dediği gibi. Ona kar musikilerinden söz edin. İçinizi beyaz bir şarkı kaplasın sabaha kadar... (İnce Sözler)
Çocukluğun cumartesileri, biraz uyku, tatlı bir tembellik, naz ve en çok da oyun değil midir? Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen, ama o kadar da çabuk bitiveren, sabun köpüğü gibi uçup giden, ardında ince yorgunluklar, zaman dinlemeyen çocukça arzular ve akşam kızıllıklarına doğru yükselen toz bulutları bırakıp giden bol ışıklı bir gün... (Günlük Güneşlik Şarkılar)
İnsan insandır ve acılar evrenseldir. (Günsarısı)
Onlar hüznü bir ceyiz
Çileyi ince bir nergis
Ve gülerken bir dağ silsilesi
Taşırlar
Ve acıdan ibarettir
Kayıtlarımızda anneler (Bir Ateş Yakmak)
İnsan bir hatıra oluyor nihayetinde (Susarak Konuşalım)
Ahmet Haşim'in 'hastalığı' ise. Allah affetsin, yine boğazındandır fakat bu normal bir 'yemek' tutkusu değildir. Haşim toprak yer! Evet, toprak ... Masasının üzerinde, mavi bir çanak için-de, kili hiç eksik etmediğirıi en yakın arkadaşları anlatır. Büyük bir iştah ile yediği bu kili, zamaan zaman misafirlerine de ikram ettiği olmuştur. Hani şu vaktiyle. hamamlarda saça sürülen koyu toprak rengindeki kil yok mu, şair işte onu çerez gibi atıştırır: Üstelik böbrek hastası olduğu ve kumlu şeyler yememesi icap ettiği halde ... Bu vaziyetine şahit olan Abdülhak Şinasi Hisar, onun iştahla yediği toprakta çocukluk günlerinin kokusunu buldu-ğunu anlatır: "Karanlık ve yalnız saatlerinde bu toprağı, ağzına alıp çiğnediği zamanlar, onun kokusunda belki çocukluğunun, Dicle'nin geçtiği mevsimlerde ve en eski gecelerinin titrek, hislerini buluyordu. Haşim, bu kili ağzına alınca belki o eski toprakların, gecelerin, sıcakların usaresini bir meme gibi emdiğini duyuyor ve ruhuna onların tadının döküldüğünü duyuyordu (Şair Dediğin)
Sevdiğini hiç söyleyememek ne acıdır! (Günün Ötesi)
Mendil kadar toprağım olsa dünyada
Bir ağaç dikip de şöyle yaslansam
Dalından bir kazma sapı yapsam bir de ok
Tabutunu kendi çakmış bahtiyar olsam
Şaban Abak (Mavisini Yitirmiş Yaşamak)
Yeryüzünde hiçbir ses, hiçbir koku ve yaşanmış hiçbir an bütünüyle yok olmaz, silinmez.
Yeri ve zamanı geldiğinde, bir itici güç, bir olay ya da bir çağrışım hiç ummadığımız anda fitili ateşler ve onlar, saklandıkları yerlerden, küllerini silkeleyip çıkarlar: hatırlarız! Hatırlayamadıklarımızın ya zamanı gelmemiştir ya da geçmiştir.
Jorge Semprun, "Her şey kaldı bende her şey!" diyordu. (Bilmem Hatırlar mısın?)
Şimdi, varsa yoksa plastik ve mutlu kadınlar sanatı. (Yitik Hüzün)
Ağrıya, melâle, kedere tutulmuşlar, huzursuzlar... Hangi çağda, nerede yaşarsa yaşasın, buluyorlar birbirlerini.. (Ama Sözcükleri Götüremezler)
Hepimiz ayrı ayrı tutulduk dünyaya
Denizi görenler deliye döndü
Gökyüzüne bakışı vardı bir ceylanın
Bütün ömrümce unutamam... (Susarak Konuşalım)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bir-bahce-dusu-ali-colak-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)