# Bir Gün Anlarsın - Ümit Yaşar Oğuzcan Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bir Gün Anlarsın kimin eseri? Bir Gün Anlarsın kitabının yazarı kimdir? Bir Gün Anlarsın konusu ve anafikri nedir? Bir Gün Anlarsın kitabı ne anlatıyor? Bir Gün Anlarsın PDF indirme linki var mı?  Bir Gün Anlarsın kitabının yazarı Ümit Yaşar Oğuzcan kimdir? İşte Bir Gün Anlarsın kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bir-gun-anlarsin-umit-yasar-oguzcan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-24T04:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-04-24T04:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/24/umit-yasar-oguzcan-kimdir-umit-yasar-oguzcan-kitaplari-ve-sozleri-206931.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ümit Yaşar Oğuzcan 
 Yayın Evi: Alpay Yayınları 
 İSBN: 016754585 
 Sayfa Sayısı: 85 
--reklam--
Bir Gün Anlarsın Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Ümit Yaşar Oğuzcan'dan "Bir Gün Anlarsın"
--reklam--
Bir Gün Anlarsın Alıntıları - Sözleri
Saksıda çiçekler büyüyor güzelliğinden
"Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden...
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın."
"O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden..."
İstiyorum seni anlatmalı bütün romanlar
Sevilen kadın hep sen olmalısın.
"Öyle sessizce öldüm ki defalarca.
 Hiçbir zaman anlaşılmadı yokluğum..."
En iyi ben ağlarım kendi ölümüme
En iyi ben bilirim sende yaşadığımı
Çekme ellerini karanlığımdan..
Bir sen kaldın Dünyada güzel bildiğim.
Sizde bir gün dersiniz, sevmek yalanmış meğer
Uykuların kaçar geceleri,
Bir türlü sabah olmayı bilmez,
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden uğultudur başlar kulaklarında,
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
Onun unutamadığın hayali,
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu,
Şerefin, faziletin, iyiliğin güzelliğin.
Gün gelir de, sesini bir kerecik duymak için,
Vurursun başını soğuk, taş duvarlara,
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın.
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını.
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin aynalarda güzeliğini
Boşuna geçip, giden yıllarına yanarsın.
Dolar gözlerin, için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın

Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Seni sevdiğimi bir gün anlarsın.
Ne zaman sevdiyseniz çaresizlik vardı
Büyür gitgide hüznü içimde yalnızlığın
Çirkin olan, fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle
Ellerimizde sevgi içimizde umut
Bütün iyilikleri paylaşalım seninle
Onu severdiniz bilirim ama gidemezdiniz ki
Sizin gibi niceleri sevip gidemediler
İşte ümitsiz aşkınızı şahidi
Dişlediğiniz yastıklar, kırdığınız kadehler
--reklam--
Bir Gün Anlarsın İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İç Yanması Diye Bir Şey Var!: "Ne zaman elime bir kalem alsam
Sana seslenmek geliyor içimden"

Bazen öyle anlar gelir ki kendini bir yerlere atıp ağlamaya, sustuklarını haykırmaya çalışırsın.

 Haykırırsın sonuna kadar, kendi sesimi duymayayım diye.

Ne kadar çabalasan da etrafında sadece yalnızlığının sığınağını saran o hüzünden örülü duvarlarla baş başa kaldığını görürsün.

 Konuşmak istersin, konuşamazsın duvarlar cevap vermez ki sana duvarlar anlamaz ki seni. İçin acır.

Hem öyle bir yanar ki canın , sen bile sana acıyan olursun.

Susarsın hiç bir şey yokmuş gibi , sevdan özlemin geçmiş gibi gülümsersin herkese her şeye.

 İnandılar sana, yaralarına, anladılar zannedersin.

Bilmez anlamazsın ki gözlerinden yansıyan hüzünlere , aman dilediğin yardım beklediğin o tükenmek bilmez sızına rağmen sadece sabredemez, veda ederler.

Bağışlıyorum kendimi, sen de , kendimi bağışladığım gibi bağışla beni ne olur dersin, eskisi gibi olabilmek istersin; ama bağışlanmanın ne olduğunu , bağışlanmazsan da nasıl unutman gerektiğini , sevmek istediğinde korkunu nasıl yeneceğini, söylenemeyen onlarca hasret, sarılma özleminin aranıza duvar oluşturmadan nasıl besleneceğini bilemezsin.

 Gitmesini söyledim derken aslında "gitme kal" dediğini hissettiremezsin.

Gidemediğin ve kalamadığın gibi.

 Ne konuşabilir, ne susabilir, ne
anlayabilir ne de anlatabilirsin.

Yaralarımın susarak anlatmaya çalıştıklarını belki bir gün anlarsın.
Anlatamadığım her şey gibi.

https://youtu.be/sKqOHTzJATY

 Keyifli okumalar. (Ferah) 
Güzel olan
Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
Erimek yarını olmayan zamanlarda
Durdurmak bir yerde bütün saatleri
Bütün kuralları kırıp parçalamak
Sonra varmak o yerlere
Mevsimlere dur demek
Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere
Delicesine içmek
Ve unutabilmek her şeyi ansızın
Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
Güzel olan
Sevmek seni Tanrılar gibi
Seninle Tanrılaşmak...

Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin
Ne bu şehir kalacak
Ne bu duygusuz sürü
Bu korkunç kalabalık
Her vapur seni getirecek bana
Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim
Kapılar sana açılacak
Senin için söylenecek şarkılar
Şiirler senin için yazılacak
Her evde bir resmin
Her meydanda bir heykelin olacak
Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi
Kopup ötelerden, ötelerden
Yalnız bana geleceksin
Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin.

Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm
Sende buldum erişilmez hazları
Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan
Duyguların en ölmezini sende duydum
Susuzluğum dudaklarında dindi
Yalnızlığım ellerinde
Çoğu gün unuttum açlığımı
Sende doydum...

İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun
Anladım yaşadığımı her nefes alışta
Seninle geçtim bütün zamanlardan
Seninle var oldum
Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta.

Boynunda bir yer vardır, ben bilirim
Ne zaman oradan öpsem,
Değişir gözlerinin rengi
Yanar dudakların, terler avuçların
Dökülür kapkara aydınlık gibi
Omuzlarına saçların
Gitgide artar kalbinin vuruşları
Bir musiki halinde dünyamı doldurur
Ansızın bütün sesler kesilir
Zaman durur
Bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde
Her gün seninle yeniden var oluruz
Eriyip kaybolduğumuz yerde...

Sesini duymadığım gün
Yaşanmış değil
Açan çiçek değil
Öten kuş değil
Yüzünü görmediğim gün
İçimde yıldızlar sönük
Güneşler güneş değil
Seni sevmediğim gün
Seni anmadığım gün
Olacak iş değil...

Her günüm seninle geçsin
O güneşe en yakın
Kimsenin varamayacağı bir dağ başında
Uçsuz bucaksız uzak denizlerde
İnsan ayağı değmemiş ormanlarda
Uzaklarda, en uzaklarda
O gemilerin uğramadığı limanlarda
Işığım ol, alınyazım ol benim
Vatanım ol, evim ol
Yeter ki bir ömür boyu benim ol
Her günüm seninle geçsin (namıdiğer Maria Puder) 
--reklam--
Bir Gün Anlarsın PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan - Bir Gün Anlarsın kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Gün Anlarsın PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ümit Yaşar Oğuzcan Kimdir?
Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926, Tarsus - 4 Kasım 1984), Türk şair.

22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946). Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, hizmette otuz yılını doldurunca kendi isteğiyle emekliye ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu.

Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerinden biridir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ümit_Yaşar_Oğuzcan
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan Kitapları - Eserleri
Şiir Denizi 1
Şiir Denizi 2
Aşka Dair Nesirler
Anılar Düşünceler
Taşlamalar Hicivler 1
Taşlamalar Hicivler 2
Rubailer Dörtlükler
Beni Unutma
Acılar Denizi
Garip Şiirler Antolojisi
Bir Gün Anlarsın
Sevenler Ölmez
Çigan Gözler
İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar
Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse
Göbek Davası
Karanlığın Gözleri
Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler
Şiirimizde İstanbul
Şairlerin Seçtikleri
Yeni Dünya Rekoru
Akıllı Maymunlar
Deniz Musikisi
Aşkmıydı O
Seninle Ölmek İstiyorum
Üstüme Varma İstanbul
Halktan Yana
Toprak Olana Kadar
Sahibini Arayan Mektuplar
Avrupa Görmüş Adam
En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim
Şiirimizde Ayrılık
Biraz Kül Biraz Duman
Aşık Veysel
Mihriban'a Şiirler, Mektuplar
Yalan Bitti 
Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle
Hüzün Şarkıları
Sen Aşk Nedir Bilmezdin
Aşkımızın Son Çarşambası
Sadrazamın Sol Kulağı
Önce Sen Sonra Sen
Ben Seni Sevdim Mi
Şiirle 40 Yıl
Şiirimizde Aşk ve Kadın
Ötesi Yok - Rubailer
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan Alıntıları - Sözleri
Umman arayıp, damlayı bulmak ne acı (Rubailer Dörtlükler)
SU GAZELİ
Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu
İnim inim inliyor bütün İstanbullu su
Muslukların ağzını bıçak açmıyor şimdi
Bir damla suya hasret çeşmelerin borusu
Aylar var ki evlerde hayal oldu yıkanmak
Herkesin yüreğinde murdar ölmek korkusu
Su pompası bozulmuş, yedeği de yokmuş, ya
Duyan diyor: - Allahım bu ne gaflet uykusu
Sular İdaresi mi? Yoksa Belediye mi?
Söyleyin de bilelim kim bunun sorumlusu
Pislikten geçilmiyor bu güzel kentte gayrı
Hastalığın her biri kurmuş bir yere pusu
Çanları tehlikenin çalıyor ya, duyan yok
Her evde saldırmaya hazır mikrop ordusu
Yağmurlar yeterince yağmazsa; bu gidişle
Olacağız cümlemiz bir ahret yolcusu
Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu
İnim inim inliyor bütün İstanbullu su

BURASI İSTANBUL ŞEHRİ
Burası İstanbul şehri
Koca Fatih'in yüzyıllar önce fetheyleyip
Türklüğe armağan ettiği şehir
O yüzden bir çağı değiştiren
Avrupa'yla Asya'yı birleştiren
İlk görenin başını döndüren
Kanını tutuşturan
Ve bağrından nice şairler yetiştiren
Bi mislü baha İstanbul'u Nedim'in
Fikret'in bin kocadan arta kalan bakiresi
Yahya Kemal'in hayal şehri, Aziz İstanbul'u
Sait Faik' in ömür boyu yazdığı
O güzelim insanlar beldesi
Orhan Veli'nin gözleri kapalı dinlediği şehir
Şimdi bir yığın çaresiz ve fakir
İnsanın doldurduğu
Dinmeyen gürültülerin
Başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu
Tüm insanları sinir hastası
Yaşanmaz şehir, unutulmuş şehir
Her semtinde gecekonduların mantar gibi bittiği
İnsanlarının birbirine savaş ilan ettiği
Hor görülmüş şehir, yorulmuş şehir
Hoyrat ellerce
Ta canevinden vurulmuş şehir

BU ŞEHRİ STAMBUL Kİ...
Yüzyıllar önce
"Bu şehr-i Stambul ki bi mislü bahadır
Demiş
Şair Nedim Efendi
Üstelik
"Bir sengine yekpare Acem mülkünü feda eylemiş
Şimdi gel gör bakalım
Neresi bi mislü bahadır
Artık bu şehirde yaşamak
Dayanılmaz bir ezadır
Delik deşik caddeleriyle
Çamur deryası sokaklarıyla
Bu şehirde yürümek bile
İnsanoğluna bir cezadır
Kuyruklar ki uzayıp gider
Dükkanların önünde
Seyri dahi akıllara sezadır
Arama o eski İstanbul efendisini
Bulamazsın
O, yüzyıllar öncesi görülmüş bir rüyadır
Şimdi, şöyle bir çıkıp dolaşırsan
En çok duyacağın sözcük
Ya "çüştür, ya "ohadır
Yanmaz elektrikler günde on saat
Musluk akmaz
Sorarsın: "Bu ne biçim su
Bu nasıl ziyadır?
Sis' i Tevfik Fikret' e göre
"Bir zulmeti beyzadır
Ama, sen bir de İstanbullulara sor
O nasıl bir beladır (Şiirimizde İstanbul)
dinmeyen gürültülerin
başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu
tüm insanları sinir hastası
yaşanmaz şehir (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
Birkaç ünüversite bitiren aç geziyor. (Taşlamalar Hicivler 1)
Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi
Hani sen iyiydin
Halden anlardın
Hani sen git demeyecektin bana
Ve ben her şeye rağmen gelecektim.. (Aşka Dair Nesirler)
Şair, her yerde her zaman şiiri yaşayan kişidir. Bir bakıma yaşamıyla şiiri birbirine karıştırmıştır, ayrılamaz. Öyle ki yürürken, çalışırken, dinlenirken, düşünürken, soluk alırken öncelikle şiirdir yaşadığı şairin. (Anılar Düşünceler)
Durup durup sebepsiz yere ağladığın oluyor mu
Gözyaşların bir sel misali boşanıyor mu gözlerinden (Toprak Olana Kadar)
Bir kez kimi sevdiyse unutmaz bu yürek
Devran kiri, nisyan pası tutmaz bu yürek
Birgün o muhabbetten eser kalmazsa
Ancak o zaman bir daha atmaz bu yürek. (Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse)
Deli eden insanı zaman değil,
Zamanı unutmamak kahrıdır! (Beni Unutma)
her türlü rezalet yoktur
işsizlik, sefalet yoktur
bu yurtta cehalet yoktur
diyenler yalan söylüyor (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
İŞSİZ GEMİ
- Yahya Kemal'in Sessiz Gemisine benzetme -
Artık demir almak günü gelmişse iktidardan
Onlar ki ne serden geçerler ne de yardan
Sallanır bu kalkışta tekmeler ve tokatlar
Hiçbiri bilmez her seçim millete neye patlar
Yoklamada kaybeden bu sonuçtan elemli
Günlerce genel Merkeze gider gözleri nemli
Biçare adaylar üzülmeyin ne son seçimdir bu
Nice üyelikler var, ne de son geçimdir bu
Zavallı seçmenler yolunuzu nafile bekler
Bilmez ki dört seneden önce gelmeyecekler
Seçilenler memnun ki maaşıyla işinden
Birçok seneler geçse ayrılamaz peşinden (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
Gözlerimiz kapalı doğduğumuzdan başka
Ömür boyu işimiz körebelik değil mi?
Şimdi fazla üzmüyor beni kekemeliğim
Yaşamak da bir çeşit kekemelik değil mi? (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. (İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar)
Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. 
Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum.  (Sahibini Arayan Mektuplar)
Korkma! Yalnız geldin, yalnız gideceksin...
Hüzün şarkıları yalnızlığında başladı, yalnızlığında bitecek. (Hüzün Şarkıları)
".. Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var !
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin....!"(^^).. (Şiir Denizi 2)
Pederin bir gafleti
Ebenin marifeti
Verdiler emaneti
Çıka geldik dünyaya.

Nerde şekermiş, balmış
Acılar bize kalmış
Var'ları eller almış
Yoka geldik dünyaya.

Bugün yarın kaygısı
Yarın ölmek korkusu
Galiba en doğrusu
Şaka geldik dünyaya. (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
"Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana
Anlamıyor musun
Gökyüzü güneş olsa
Sensiz karanlıktayım.." (Aşka Dair Nesirler)
Görünüşe aldanma, meziyetler sahtedir
Bugün iyi sandığın vaziyetler sahtedir
Gösterişten ibaret bizde hayırseverlik
Gördüğün şaşaalı hamiyetler sahtedir
Güvenme bu dünyada kendinden başkasına
Tedbirler kafi değil, emniyetler sahtedir
Kapladı memleketi her türlü sahtekarlık
Sadece fertler değil, cemiyetler sahtedir
Her kalpte gizli niyet, her yüzde bir maske var
Samimiyetler yalan, resmiyetler sahtedir
Arama, hiç kalmadı sahte olmayan bir şey
Kemiyetler sahtedir, keyfiyetler sahtedir
Sen paradan haber ver, her belgeyi alırsın
Diplomalar, pasolar, ehliyetler sahtedir (Taşlamalar Hicivler 1)
"Anlamıyor musun?!..
Gökyüzü güneş olsa, sensiz karanlıktayım." (Karanlığın Gözleri)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bir-gun-anlarsin-umit-yasar-oguzcan-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)