# Bir Gün Mutlaka - Ataol Behramoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bir Gün Mutlaka kimin eseri? Bir Gün Mutlaka kitabının yazarı kimdir? Bir Gün Mutlaka konusu ve anafikri nedir? Bir Gün Mutlaka kitabı ne anlatıyor? Bir Gün Mutlaka kitabının yazarı Ataol Behramoğlu kimdir? İşte Bir Gün Mutlaka kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bir-gun-mutlaka-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-23T06:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-02-23T06:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/23/ataol-behramoglu-kimdir-ataol-behramoglu-kitaplari-ve-sozleri-159600.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ataol Behramoğlu 
 Yayın Evi: Tekin Yayınevi 
 İSBN: 9789944610179 
 Sayfa Sayısı: 167 

Bir Gün Mutlaka Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Tümüyle yaklaşıyorum bir ozana. Ataol Behramoğlu'na, şiirini yokluyorum, şiirinin vuruşunun damarını yakalıyorum: Akan taze bir içtenlik kanı! Soruyor sevgilisine: 'Darağacından Notları okudun mu.?' "
-Ceyhun Atıf Kansu- Varlık, Ocak 1977

"Coşku, heyecan, dünya ve toplum karşısında ilgi ve merak, daha iyiye, daha güzele duyulan özlem, dünyayı hemen değiştirme isteği ve dünyanın değiştirilebilir olduğundan, değiştirileceğinden hiç kuşku duymayan bir sabırsızlık... Şiirin (Bir Gün Mutlaka) yazılmasından üç yıl sonra 1968 Mayıs'ında Sorbonne Üniversitesi'nin ve Paris'in tüm duvarlarına yazılan sloganlarda ifadesini bulan: Prag'dan Saygon'a, Amerikan kampuslarından Paris fabrikalarına dünyanın dört bir yanında solunan hava... Devrim, değişim ve özgürlük havası. Behramoğlu'nun şiiri hiçbir ustalık taslamadan, ama büyük bir ustalıkla bu havayı yaşatıyor okuyucuya. Hem dönemini yansıttığı, hem iyi bir şiir olduğu için de büyük şiir katına çıkıyor."
-Roni Margulies- Adam Sanat

" (....) Bu karmaşık durumun belirtilmesi amacıyla 'bilinç akımı'na yaklaşan ve şiirimiz için 'yenilik' olan bir teknik kullanır."
-Asım Bezirci- On Şair - On Şiir, 1971
(Tanıtım Bülteninden)

Bir Gün Mutlaka Alıntıları - Sözleri
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde güm­bür gümbür bir telaş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum..
ama artık gitmek geliyor içimden, bir sabah masmavi bir bulutun peşinden, dönüşü olmayan yerlere.
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar.
Ellerini avuçlarımda yıllarca tutmaya hazırla.
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
Ama artık gitmek geliyor içimden
 Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere...
Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere
Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere..
Paramparça
 Bir gençlik
 Yaşadığımız.
Hayatımızın kanadığını görmüyor musun?
alışkanlıklarımdan iğreniyorum
Düşünmesem ve koyversem ellerimi belki çok şeyler söylerim
Dünyaya
 bir güzelliğin
 narinliğini
anlatmak için gelmiş gibiyim..
Her an yeniden kavramak çabasındayım yaşamayı
Kavganın ve hürriyetin
Türküsünü söylemek istiyorum
Gür bir akışla akacak kanın
Eşitliğin türküsünü söylemek istiyorum
Halklar adına yükselen sancağın.
Sadeliğin, inceliğin, onurun
Türküsünü söylemek istiyorum
Onun türküsünü, Guevara'nın.
Ne yapsam... ne yapsam... her yerde bir hüzün tortusu
Ve eğer
Tek bir hayatın
Önemi yoksa
Bütün bir evrenin
Bütün bir geçmişin
Ve geleceğin
Önemli olduğunu
Bana kim kanıtlanabilir?

Bir Gün Mutlaka İncelemesi - Şahsi Yorumlar
yazar/Ataol-Behramoglu'nun ilk okuduğum şiir idi fakat ben fazla sevemedim bugüne kadar okuduğum şiir kitaplardan tek farkı bana göre akıcı değil. Okumak isteyen herkese keyifli okumalar.

Kitaptaki alıntılar;
gonderi/143779126
gonderi/143782436
gonderi/143784387
gonderi/143785581

Okumak isteyen dm'den ulaşabilir. (rüm⠀ོ) 
Edebiyatımız 1960’tan sonra yeni bir döneme girer. 1960-1980 döneminde Türk şiirinde yenilikler olur. Ülke ve yurt sorunları tekrar gündeme gelir. Şiirde soyuttan somuta, anlamsızlıktan anlam arayışına doğru bir yöneliş başlar. Bu durumun neticesinde de İkinci Yeni şiirini eleştirenler olur. İkinci Yeni şiirinin işlevini kaybetmeye başladığı, değişen ve gelişen toplumun ihtiyaçlarını karşılamadığı, yeni bir şiir anlayışına ihtiyaç duyulduğu düşüncesi öne sürülür. Bu düşünceyi öne sürenlerin başında da Ataol Behramoğlu gelir. Ataol Behramoğlu şiirin işçiyi ve emekçi sınıfı, toplumsal olayları, hayatın içinde var olan gerçekleri, yaşanılanları anlatması gerektiği görüşünü dile getirir. Böylece Nâzım Hikmet’le başlayan toplumcu gerçekçi Türk şiirinin bir halkası olur. Hayata ve sanata gerçekçi bir pencereden bakan şairin şiirlerinde hayatının izlerini bulmak da mümkündür. Ataol Behramoğlu’nun şiir yolculuğu küçük yaşlarda başlar. İlkokulda şiir yazmaya başlayan sanatçının bu uğraşı lisede de sürer. İlerleyen yıllarda şiir yazma serüvenine bu kez yaşanmışlık izlerini de yansıtarak devam eder. Sanatçının özellikle hapislik günleri ve gurbet yıllarını mısralarına yansıttığı görülmektedir. Şiirlerinin esin kaynağı yaşanmışlık ve bizzat tecrübe ettiği duygular, durumlardır. Bu durumun bir sonucu olarak şairin birçok şiirinde otobiyografik izlere rastlanmaktadır. (Mahmut Keçeci) 
İşte bir şiir, şu anın, şu dakikanın, şu saniyenin şiiri
Kendimle gitgide yalnız olmakların, yalnızlıkların gitgide çoğaldıklarının şiiri
Hayatım hesabı vermek üzere duruyor, artık hesabı verilmesi gereken bir şey olarak duruyor hayatım
Gir bir ikindi üstü, üstünde yeryüzünün, küçük burjuvalar ua da işçiler yığılmışlar pencerelerine
Frengili balkonlarından bakıyorlar hüzünden başka hiçbir şey çağrıştırmayacak bir gökyüzüne
Yalnızlıkkarın gitgide arttıklarının şiiri, kendi hayatım ve başkalarının hayatı karşısında
Müthiş ve mekanik bir bunalım içinde, ve artık kır görünümlerinin de hüzünden başka bir şey çağrıştırmadığı bir dünyada
Şiirlerle kalbimi ve hayatı araştırıyorum
Hiç kimse kalıplaşmış umutlarla avutmaya yeltenmesin beni (M) 

Kitabın Yazarı Ataol Behramoğlu Kimdir?
Ataol Behramoğlu (d. 13 Nisan1942, İstanbul), şair, yazar, çevirmen, edebiyatçı.

Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları, antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağının önde gelen yazarları arasında yer alan bir edebiyatçıdır.

1942'de babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca'da dünyaya geldi. Azerbaycan kökenli olan ailesinin soyadı 'Gürus' idi. Aile, soyadını daha sonra Behramoğlu olarak değiştirmiştir. Babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi İsmet Hanım'dır. 'Nihat Behram' olarak tanınan gazeteci ve şair Mustafa Nihat Behramoğlu'nun ve avukat Namık Kemal Behramoğlu'nun ağabeyidir.

İlkokul üçüncü sınıfa kadar Kars'ta öğrenim gördükten ilk, orta ve lise öğrenimini babasının Ziraat Müdürü olarak görev yaptığı Çankırı'da tamamladı. İlk şiirleri "Ataol Gürus" adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı.

1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini biraraya getiren ilk şiir kitabı "Bir Ermeni General", 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir.

Gerçek şiir kimliği 1965-1971 arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları'nda çıkan şiirleriyle oluştu. Bu şiirlerde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965'te yayımlanan 'Bir Gün Mutlaka' adlı kitabı 60'lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı[2]. Kitaplaşan ilk çevirisi 'İvanov' (Anton Çehov) 1967'de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov'dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı.

1970 yılında siyasi nedenlerle yurtdışında çıkan Behramoğlu, 1972'ye kadar Londra ve Paris'te yaşadı. Paris'te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Aragon'un yönetimindeki "Les Lettres Françaises"de, Abidin Dino çevirisiyle, "Bir Gün Mutlaka" dan bir bölüm yayımlandı. 1971'de Paris'te Théatre de Liberté'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk oyun "Légendes à Avénir / Geleceğe Masallar" için bölümler yazdı.
Sovyet Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak 1972'de gittiği Moskova'da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesi'nde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. Daha önceki dönemin ürünü çevirileri (Puşkin, Bütün Hikâye ve Romanları, 1972) ve yurtdışı dönemin ürünü şiirlerden oluşan üçüncü şiir kitabı "Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri" 1974'te Türkiye'de yayımlandı.

1974'te af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975'te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi 'Militan' büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu'nun "Ne Yağmur Ne Şiirler'(1976)", 'Kuşatmada (1978)', 'Mustafa Suphi Destanı" (1979), "Dörtlükler" (1980) adlı kitapları yayımlandı.
1979'da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus asıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya geldi.

1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. "Ne Yağmur'Ne Şiirler'"'in yeni basımının mahkemece 'toplatılması ve imhası'na karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti. 1981'de "İyi Bir Yurttaş Aranıyor" başlığı altında topladığı şiirler Türkiye'de 'siyasal kabare' türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan'da şiirlerinden seçmeler "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri "Kardeş Türküler" adlı bir kitapta topladı (1981). "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"nin ilk çalışmalarına başladı.

1982'de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü'nü kazandı.1983'te 8 yıl hapse mahkum edildi. 1984'te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa'ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurtdışına çıkardı.

Hayatının 1989 yılında kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesi'nde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986'da Paris'te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi 'Anka'yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini okudu.

Almanya'da "Kızıma Mektuplar (1985)", "Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum" (1985) adlı şiir kitapları ve "Mustafa Suphi Destanı"nın yeni bir basımı yayımlandı. Şiirlerinden Macarcaya yapılan bir seçmeler 1988de Budapeşte'de 'Europa' yayınevince yayımlandı Antoloji çalışmalarına da devam eden Behramoğlu bu dönemde "Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi"; "Dünya Şiiri Antolojisi" (Özdemir İnce ile birlikte); "Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi"'ni yayımladı. Ayrıca 'Çehov-Bütün Oyunları (1. Cilt)', şiir üstüne yazılarını biraraya getiren 'Yaşayan Bir Şiir' (1986) ile 'Eski Nisan', 'Bebeklerin Ulusu Yok' adlı şiir kitapları yayımlandı. Hakkındaki davaların beraatla sonuçlanması üzerine Haziran 1989'da Türkiye'ye döndü.

Türkiye'ye dönüşünden sonra Pendik Belediyesi'nde kültür danışmanlığı, ardından Simavi Yayınları'nda editörlük yaptı. 90'lı yıllarda 'Sevgilimsin' (1993) adlı şiir kitabını ve çeşitli yazılarını biraraya getiren, "İki Ateş Arasında" (1989), "Nâzım'a Bir Güz Çelengi" (1989), "Mekanik Gözyaşları" (1990), "Şiirin Dili-Ana Dil" (1997) yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını "Aziz Nesin'li Fotoğraflar" (1995); yurt dışı gezi yazılarını "Başka Gökler Altında" (1996) adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova'nın anılarından ve Nâzım Hikmet'in şiirlerinden oluşturduğu "Mutlu ol Nâzım" adlı bir oyunu; belgesel bir oyun çalışması olan 'Lozan' adlı eseri vardır.

1995'te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999'a kadar iki dönem sürdürdü. 2002'de Türkiye P.E.N. Yazarlar Derneği "Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü"'nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden geniş bir seçmeler Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi.

1992'de İstanbul Üniversitesi'nde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini 2003'te aynı üniversitede doçent, 2009'da Beykent Üniversitesi'nde profesör olarak sürdürdü. Şimdi İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim kadrosundadır. Cumhuriyet Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Ataol Behramoğlu Kitapları - Eserleri
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
Sevgilimsin
Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği
Benim Prens Adalarım
Aşk İki Kişiliktir
Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki

Bir Gün Mutlaka
Sivil Darbe
Beyaz, İpek Gibi Yağdı Kar
Yalancının Ampulü
Kendin Olmak Ya da Olmamak
Yarım Yüzyıldan Şiirler
Uçur Diye Ey Aşk

Aziz Nesin'li Anılar
Şiir Hayatın Neresinde?
Hayata Uzun Veda
İki Ağıt
Rus Edebiyatı Yazıları
Dünya Halk Masalları
Rus Edebiyatının Öğrettiği

Okyanusla İlk Karşılaşma
Sali Antik Kentlerde
Mustafa Suphi Destanı
Kardeş Türküler
Nazım Hikmet Tabu ve Efsane
Kimliğim: İnsan
Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı

Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi
Seçme Şiirler
Kızıma Mektuplar
Yurdu Teninde Duymak
Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla
Yeni Ortaçağın Saldırısı
Yeni Aşka Gazel

Yaşayan Bir Şiir
Toplu Oyunları 1
Özlem ve Yaz
Mekanik Gözyaşları
Gerçeklik Duygusunun Kaybolması
Düşler Kuruyorum
Biriciktir Aşk

Bir Çocuğa Layık Olmak
Başka Bir Açı
Ne Çok Hain
Şiirin Dili Anadil
Ne Yağmur... Ne Şiirler...
Ataol Behramoğlu Şiirler 1959-1982
Utanıyorum

Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri
Başka Gökler Altında
Eski Nisan
Bebeklerin Ulusu Yok
Dörtlükler
Şiirin Kanadında Mektuplar
Ali Suavi

İyi Bir Yurttaş Aranıyor
İki Ateş Arasında
Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi
Kuşatmada
Çocuklar İçin 1920 Dersleri
Nazım'a Bir Güz Çelengi
Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum

Köprülere Şiirler

Ataol Behramoğlu Alıntıları - Sözleri
Puşkin "Çingeneler'de, (toplumsal bağımlılıktan tam ve sınırsız bir özgürlüğe sıçramayı kendilerinin organik ödevi olarak gören romantiklerin tersine), hiç kimsenin, toplumsal önbelirlenmişliğinden hiçbir yere sıçramayacağını gösteriyor..." (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
''Yetenek ne kadar büyük ve kendine özgüyse, o ölçüde bilinmez kalacaktır.'' (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar. (Seçme Şiirler)
Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece :
Öldürdükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."
 1974 (Dörtlükler)
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin 26 Mayıs (6 Haziran) 1 799'da, köklü, aydın bir soylu ailesinin çocuğu olarak Moskova'da doğdu. Anne tarafından büyük dedesi, çocukluğunda Osmanlılarca tutsak edildikten sonra Rus sarayına armağan edilerek, Büyük Petro'nun sevgisini kazanarak gene­ralliğe kadar yükselen, Petro devrimlerinin savunucuların­dan ve çarın en yakın yardımcılarından Habeşistanlı prens Hannibal'dir. (Aleksandr Puşkin'in farklı, özellikli kişilik yapısında, birinci derecede olmasa bile, bu "genetik" öz­günlüğün de bir etkisi olduğu düşünülebilir.) (Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği)

Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun. (Yolculuk, Özlem, Cesaret ve Kavga Şiirleri)
Taşa biçim veren sanatçı gibi
Görünmez bir elle yontuyorum
Kendi ses tonumun biçimini (Okyanusla İlk Karşılaşma)
Bir bakıma her şey boş ve aptalca belki
Ama her şey korkunç anlamlı ve korkunç güzel bir bakıma... (Dörtlükler)
Sevgilimsin, arasına bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı
Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Düşündüm sonra
Belki dedim, insanca gereksinimlerimizi
hiçbir zaman
insanca doyumuyla yaşayamadık.
Hep bir şeyler burktu, çelmeledi.
Ama çırpındık yine de
insanca bir şeyler için.
Ömrümüzün tarihi böyle..
Öyleyse yitirilmiş zamanımız yok...
Acıların, kederlerin bulandırdığı
zamanlarla dolu da olsa
ömrümüzün tanımı
yitirilmiş diye yapmamalıyız...
Böyle bir düşünceler yumağı işte. (Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var)
Zaman, yeni koşullar, yaraları az çok onaracak, fakat sızlayan bir şey hep kalacaktır. (Biriciktir Aşk)
Ve ben - - aptal gibi-- hala
 diye düşünüyorum.. (Türkiye Üzgün Yurdum Güzel Yurdum)

Dilimin altında özlem var
Ve karışık bir dua
Boğulmuş anılar
Seni getiremez bana (Yarım Yüzyıldan Şiirler)
Ve eğer
Tek bir hayatın
Önemi yoksa
Bütün bir evrenin
Bütün bir geçmişin
Ve geleceğin
Önemli olduğunu
Bana kim kanıtlanabilir? (Bir Gün Mutlaka)
Adı Kars Çayı Köprüsü müydü
Çocukluğumdaki o köprünün?
Biliyorum hâla yerli yerinde
Belki biraz daha yoksul ve üzgün (Köprülere Şiirler)
Hayatım benim, kırk yıllık hayatım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zincirlerini (Üşür Bir Deniz Kabuğu Belki)
Şili artık
 tanıyordum seni
 Koklamış olmasam da
 bir çiçeğini
 yağmurunda ıslanmasam da (İki Ağıt)
Ruhi Su, bütün kır çiçeklerini, bitkileri, yaban otlarını tek tek tanıdığını, adlarını bildiğini söylemişti bir gün. Bu bilgiye sahip olan kişiyle olmayanın doğadan aynı hazzı alabileceği söylenebilir mi? (Kimliğim: İnsan)
Bazen yıkık dökük olmaya hakkım yok mu
Kırık, yıkık dökük olmaya￼
Hayatım baştanbaşa hatalarla yüklü
Ve onları düzeltme çabasıyla￼ (Hayata Uzun Veda)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bir-gun-mutlaka-ataol-behramoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)