# Bir Psikoloğun İtirafları - Nur Yaycıoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bir Psikoloğun İtirafları kimin eseri? Bir Psikoloğun İtirafları kitabının yazarı kimdir? Bir Psikoloğun İtirafları konusu ve anafikri nedir? Bir Psikoloğun İtirafları kitabı ne anlatıyor? Bir Psikoloğun İtirafları PDF indirme linki var mı?  Bir Psikoloğun İtirafları kitabının yazarı Nur Yaycıoğlu kimdir? İşte Bir Psikoloğun İtirafları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bir-psikologun-itiraflari-nur-yaycioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-15T15:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-06-15T15:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/15/nur-yaycioglu-kimdir-nur-yaycioglu-kitaplari-ve-sozleri-247253.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Nur Yaycıoğlu 
 Yayın Evi: Pozitif Yayınları 
 İSBN: 9786055514372 
 Sayfa Sayısı: 216 
--reklam--
Bir Psikoloğun İtirafları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kitabımda yazılanlar bir psikolog olarak sadece beni bağlar.

Bu kitap, tamamen gerçek yaşamlara ve deneyimlere dayanmaktadır. Bu kitapta gerçek yaşam öykülerinden kesitleri ve kişilik çözümlemelerini bulacaksınız. Türkiye'nin psiko-sosyolojik yapısıyla ilgili yapıcı eleştiriler yine gerçek olayların, sahici kişiliklerin ve kurumların incelemeleriyle ele alınıyor. Ülkenin beyninden yüreğinden eksik olmayan dertlerin, acıların, adaletsizliklerin öyküleri psikolojiinin savunma mekanizmalarıyla ve vaka çözümlemeleriyle iç içe anlatıyor. Bu milletin başına ne geliyor ise psikoloji bilmeyişinden geliyor. Toplum olarak yaşadığımız çatışmalar, çoğalan davranış bozukluklarının psikodinamiklerinin neler olduğunu bilmememizden kaynaklanıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Bir Psikoloğun İtirafları Alıntıları - Sözleri
Baksana herkesin bir köyü, bağlı olduğu bir kasabası var. Bizim de olsaydı
Ben özgür bir kadın olsam bile kadınlarının özgür olmadığı, özgürlüğüne sahip çıkamadığı hatta kendi tarzlarıyla özgürlüğünü kendisi kısıtladığı bir ülkede ben de aynı sıkışıklığı hissediyorum. Genç kızken ailemin bana hak tanıdığı özgürlükleri bile zaman zaman çevremdeki baskılı ortamlarda bir suçmuş gibi taşıdım.
"Her insan, yaşamını tekrar tekrar okumaktan zevk alacağı bir roman gibi yaşamalı. Heyecanlı, serüvenlerle dolu, akıcı bir yaşamöyküsü okumak varken, tekdüze bir yaşantı kime ilginç gelir ki? Sıradan bir yaşam serüvenini anlatan bir kitabı birkaç saatte veya bir iki günde okumak bile yeterince sıkıcıyken, bu süreyi ömür boyu yaşamak, ne yazık!"
Eğer sevdiğimiz insanların mizaç özelliklerini,kişiliklerini,dış görünüşlerini ,hatta yeteneklerini değiştirebilsek,artık o bizim sevdiğimiz kişi olarak kalabilir miydi?
Rüyalarımızı unutmuş olsak bile belleğimiz biz uyurken görevini yapmış, bize görmemiz gerekeni göstermiştir.
Bir düşünür bana terbiyenin olduğu yerde saygıya bile gerek kalmaz demişti. Saygı şekilcidir oysa bir insan zaten terbiyeliyse ayrıca saygı kaygısı duymaz.
...O güzel beynimize sevgi duymayan,gereken saygıyı gösteremeyen zavallı insanlara acıyorum...
Beynini ona layık bir yolda kullanamayarak kolayından hazıra konmak için cahil büyücülerin veya açıkça yalan söyleyen siyasetçilerin tuzağına düşen insanlara "Neden acıyayım ki "diyorum.
Hastanın ruhsal hastalığı ne kadar tedavi edilirse edilsin, kişilik ekseni bozuksa tam düzelemiyor ya da yeniden tekrarlıyor
Psikologlar eğer kendi bilgilerini, deneyimlerini kendi yaşamlarında birebir, objektif olarak kullanabilselerdi kendisine en uygun eşi ve arkadaşı seçen, çevresindekilerle en iyi geçinen, dünyanın en sevilen ve en uyumlu insanları olurlardı.
Rüyalarda geleceğin değil, ancak bilinmeyen, gizli saklı bir geçmişin yorumu gizlidir. Çünkü anılarımızı asla değiştiremeyiz.
Biz uykudayken de asla uyumayan milyarlarca nöron iş başında, birbirleriyle iletişim halinde çalışıyor. Saçma görülebilen karmaşık sahneler, bizi sıkışık duygularımızdan kurtarıyor.
Bir psikoloğun ideali; insanların sorunlarını çözmek, mutluluklarını onlara zaman kaybına uğratmadan yaşatmak ise bence bir psikoloğun şanssızlığı da sorunların çığ gibi büyüdüğü bir toplumda yaşamasıdır.
Uzun yıllar sonra bile hiç unutulamayan, bazen daha güçlü isyanlarla geri dönüşler yapan duygulardı onun yaşadıkları
Mesleğini yaparken öncelikle kendi duygularının veya karşındaki kişinin sana verdiği duyumların etkisi altında kalma. Bilimsellikten uzaklaşma ve bunları yaparken kendi ruh sağlığını da koru.
--reklam--
Bir Psikoloğun İtirafları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle içerisinde altını çizeceğiniz çokça konu ve cümle olacaktır. Ancak yazarın dili oldukça sert bazı olaylara bakış açısı saygıdan uzak ve eleştirel.. psikolojik vakalara çok az yer verilmiş ancak ülkenin yönetimi neredeyse her sayfada eleştirilmiş.. Kitap psikoloğun kendi bakış açısına göre yazılmış. Din, dil, ırk ayrımına fazla yer verilmiş. Bazı konular var ki yazarın o düşünceyle bunu nasıl kaleme aldığına anlam veremedim. Okurken beklentimi karşılayamadım. Kitap okumaktan çok siyasi bi program izliyor gibiydim. Yine de kısa bir süre de okunabilecek bir kitap. Bazen bu kitapları okumakta gerçek tekrar tekrar suratımıza çarpabiliyor. (Hilal Karaman) 
Elinde Cetvel Çemkiren Psikolog: Öncelikle aslında kitabın Resital Yayınevi tarafından 2007'de yayımlanan 3. baskısını okuduğumu belirtmek isterim. Baskı sitede olmadığından ve ben de ekleyebilecek kadar kıdemli bir kullanıcı olmadığımdan yorumumu bu baskı üzerine yapıyorum.
Umarım benim okuduğum basımın üzerine kitap yeniden incelenmiştir, ya da en azından yazarımızın görüşleri değişmiştir. Buraya Bir Psikiyatristin Gizli Defteri'nden geldim. Öncelikle eğer beklediğiniz benzeri bir vaka anlatımı ve yazarın vaka sürecindeki psikanaliz ve düşüncelerinin paylaşımıysa bu kitap bu öğeleri barındırmıyor, haberiniz olsun.
Her yazar istediğini anlatmakta özgürdür, o yüzden beklediğimi bulamadığım için hayal kırıklığına uğrayamam. Yalnız konunun uzmanı olmamakla birlikte derin bir psikoloji ilgisi ve eğitimlerinden geçmeye çalışan bir insan olarak, 20 yıllık klinik psikolog tecrübesine sahip bir insanın kullandığı suçlayıcı dil yüzünden hayal kırıklığı yaşama hakkımı rezerve edebileceğimi düşünüyorum.
Özellikle de ikili ilişkiler için psikolojide öğrendiğim ilk ve en önemli noktalardan bir tanesi "ben" dilini kullanabilmekti. "Sen" bunu yaptın, "sen" böyle davrandın diye karşımızdakini suçlamak yerine "sen"in bu davranışın karşısında "ben" böyle hissedebildim demekti. Benim bu kitapta okuduğum tek şey yazarın bütün "doğrularına" ve "kusursuzluklarına" karşı içinde bulunduğu çevrenin, toplumun, hatta ülkenin ona bir türlü hak ettiği (ya da hak ettiğini iddaa ettiği) saygıyı veya takdiri göstermemesiydi.
Bir psikolog olarak bu kadar bastırılmış sinirin, nefretin, tahammülsüzlüğün 200 sayfada okura böylesine hissettirilmesine çok şaşırdım. Belki de hepimizi rahatsız eden olaylar, insanlar, ve yaşanmışlıkların "bir psikoloğun sosyolojik gözlemleri" adı altında bize tokat gibi vurulması beni açıkçası çok rahatsız etti. Hepimizin düşünce yapımız, üslubumuz, kendimiz ve kendimizi takdim edişimiz hakkında danışıp öğrenmemiz gereken uzmanlardan birinin kendini ifade edişinin bu derece sağlıksız olması da öyle.
Kitabı 2 yıl önce elime alıp okuyamam bunu deyip yarım bırakmıştım. Bu sürede aldığım psikoloji eğitimleri sonrası bitirme isteği geldi içime. Önceleri beni sarmayanın anlatılanlar olduğunu sandımsada artık anlayabiliyorum ki aslında bu yazarın kendini ifade ediş biçimiydi.
Umarım yazarımız da önce bir insan sonra bir psikolog olarak 2007'den bu yana düşüncelerini elden geçirmiş ve de daha ılıman, daha kendi özüne doğru ve sadece suçlayıcı kendini de kurban gören düşünce yapısından uzak bir görüşe ulaşmıştır.
-Kıbrıslı okurlar için not etmek isterim ki kitabın Kıbrıs konusunu ele alış biçimini başlı başına ayrı bir mevzu olduğu için buraya eklemeyi doğru bulmadım- (Düğme Burun) 
Gerçekleri gören bir insan kızı olarak kendisini takdir ettim. Ancak yaşanan İslam'la gerçek İslam'ı birbirine karıştırdığı bazı cümleleri yanlış bir hissiyat verebilir. Bununla beraber hep sosyologlar gözlem yapacak değil ya doktor nur, bir psikolog olarak Türkiye'nin görünürdeki resmini yani ruh haritasını çizmiş. Bence her piskolog yapmalı... (Ali Osman Sarı) 
--reklam--
Bir Psikoloğun İtirafları PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Nur Yaycıoğlu - Bir Psikoloğun İtirafları kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Psikoloğun İtirafları PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Nur Yaycıoğlu Kimdir?
1964 TED Ankara Koleji, 1972 İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunudur. 20 yıl süreyle devlet hastanelerinde klinik psikolog olarak görev yapmıştır. Tıp dergilerinde bildirileri, gazetelerde araştırma yazıları çıkmıştır.
--reklam--
Nur Yaycıoğlu Kitapları - Eserleri
Bir Psikoloğun İtirafları
Zaman Yolculuğu Aşıkları
Başarı ve Çocuklarımız
Kaderin Psikolojisi
--reklam--
Nur Yaycıoğlu Alıntıları - Sözleri
Biz uykudayken de asla uyumayan milyarlarca nöron iş başında, birbirleriyle iletişim halinde çalışıyor. Saçma görülebilen karmaşık sahneler, bizi sıkışık duygularımızdan kurtarıyor. (Bir Psikoloğun İtirafları)
Rüyalarımızı unutmuş olsak bile belleğimiz biz uyurken görevini yapmış, bize görmemiz gerekeni göstermiştir. (Bir Psikoloğun İtirafları)
Ortadoğu coğrafyasında, İslam toplumlarında siyasetçilerin hatalarından dolayı terörde, iş kazalarında ölenler için Takdir-i İlahi hükmü geçerlidir. Oysa uygar toplumlarda "ilahi bir takdir" olarak, kişilere mal edilen özellikler, kişilerin sanat kabiliyetleri, bir bestecinin müzik, bir ressamın resim yeteneği, bilim adamının yaptığı buluşu olarak değerlendirilir. (Kaderin Psikolojisi)
Mavi rengin hayat kurtaran bir renk olduğunu da " AZİZ SANCAR" dan öğrenmiş bulunuyoruz. Görme duygusu kaybolurken insanın kaybettiği ilk renk maviymiş. (Kaderin Psikolojisi)
Hükmetmek kolay öğrenilir, yönetmek güç. (Kaderin Psikolojisi)
"Görgü ve Adalet" siyasete kalite katar, doğal olarak siyasette önemli rol oynar. (Kaderin Psikolojisi)
Kişisel olaylardan çok evrensel olaylar ve doğal afetler, takdir-i ilahi grubuna girse de buna sebep olan, doğanın dengesini bozarak, bir bakıma kaderini değiştiren insan unsuru hiç hesaba katılmıyor. Tıpkı, idarecilerin savaşları başlatıp, sonradan ölenlerin ailelerine, "Takdir-i İlahi" demeleri gibi topluca bir mazerete sığınılıyor. (Kaderin Psikolojisi)
Psikologlar eğer kendi bilgilerini, deneyimlerini kendi yaşamlarında birebir, objektif olarak kullanabilselerdi kendisine en uygun eşi ve arkadaşı seçen, çevresindekilerle en iyi geçinen, dünyanın en sevilen ve en uyumlu insanları olurlardı. (Bir Psikoloğun İtirafları)
Eğer sevdiğimiz insanların mizaç özelliklerini,kişiliklerini,dış görünüşlerini ,hatta yeteneklerini değiştirebilsek,artık o bizim sevdiğimiz kişi olarak kalabilir miydi? (Bir Psikoloğun İtirafları)
Siyaset, tüm mesleklerin aksine sadece yapana keyif verir. Halka, topluma keyif verecek bir duygu sağlamaz. (Kaderin Psikolojisi)
Uzun yıllar sonra bile hiç unutulamayan, bazen daha güçlü isyanlarla geri dönüşler yapan duygulardı onun yaşadıkları (Bir Psikoloğun İtirafları)
Kadınların aşağı görüldüğü ve şiddet uygulandığı geri kalmış ülkelerin erkekleri, petrolleri için kendilerini bombardıman eden devletlerin başkanlarının yani başkomutanlarının kadın olduklarına bilinçlenebilselerdi... Acaba, yine de "Takdir-i İlahi" diyebilirler miydi? (Kaderin Psikolojisi)
Bir psikoloğun ideali; insanların sorunlarını çözmek, mutluluklarını onlara zaman kaybına uğratmadan yaşatmak ise bence bir psikoloğun şanssızlığı da sorunların çığ gibi büyüdüğü bir toplumda yaşamasıdır. (Bir Psikoloğun İtirafları)
Dünya üzerinde yedi milyar insan ve yedi milyar değişik kişilik varken, bizi 12 burç özelliklerine ve o burcun falına göre, 12 gruba sokarak sınıflamak ne kadar kısıtlayıcı bir anlamsızlık olurdu. (Kaderin Psikolojisi)
...O güzel beynimize sevgi duymayan,gereken saygıyı gösteremeyen zavallı insanlara acıyorum...
Beynini ona layık bir yolda kullanamayarak kolayından hazıra konmak için cahil büyücülerin veya açıkça yalan söyleyen siyasetçilerin tuzağına düşen insanlara "Neden acıyayım ki "diyorum. (Bir Psikoloğun İtirafları)
"Her insan, yaşamını tekrar tekrar okumaktan zevk alacağı bir roman gibi yaşamalı. Heyecanlı, serüvenlerle dolu, akıcı bir yaşamöyküsü okumak varken, tekdüze bir yaşantı kime ilginç gelir ki? Sıradan bir yaşam serüvenini anlatan bir kitabı birkaç saatte veya bir iki günde okumak bile yeterince sıkıcıyken, bu süreyi ömür boyu yaşamak, ne yazık!" (Bir Psikoloğun İtirafları)
Sevgili Brütüs, hata bizim yıldızlarımızda değil, bizim içimizdedir. (Kaderin Psikolojisi)
Bir düşünür bana terbiyenin olduğu yerde saygıya bile gerek kalmaz demişti. Saygı şekilcidir oysa bir insan zaten terbiyeliyse ayrıca saygı kaygısı duymaz. (Bir Psikoloğun İtirafları)
Rüyalarda geleceğin değil, ancak bilinmeyen, gizli saklı bir geçmişin yorumu gizlidir. Çünkü anılarımızı asla değiştiremeyiz. (Bir Psikoloğun İtirafları)
"Gelişmemiş ülkelerin siyasetçileri ve tüm erkekleri acaba, kadınları değersiz gören ve eziyet eden geri toplumlara ve ülkelere hükmeden ileri devletlerin başında kadın başbakanların, kadın Cumhurbaşkanlarının bulunmasını da bir takdir-i ilahi olarak kabullenebilirler mi?" (Kaderin Psikolojisi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bir-psikologun-itiraflari-nur-yaycioglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)