# Bir Sevgili Gibi Yaşamak - Leyla İpekçi Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bir Sevgili Gibi Yaşamak kimin eseri? Bir Sevgili Gibi Yaşamak kitabının yazarı kimdir? Bir Sevgili Gibi Yaşamak konusu ve anafikri nedir? Bir Sevgili Gibi Yaşamak kitabı ne anlatıyor? Bir Sevgili Gibi Yaşamak PDF indirme linki var mı?  Bir Sevgili Gibi Yaşamak kitabının yazarı Leyla İpekçi kimdir? İşte Bir Sevgili Gibi Yaşamak kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bir-sevgili-gibi-yasamak-leyla-ipekci-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-06-14T17:00:08+03:00
- Güncelleme: 2022-06-14T17:00:08+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/06/14/leyla-ipekci-kimdir-leyla-ipekci-kitaplari-ve-sozleri-246439.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Leyla İpekçi 
 Yayın Evi: Timaş Yayınları 
 İSBN: 9789752635258 
 Sayfa Sayısı: 248 
--reklam--
Bir Sevgili Gibi Yaşamak Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bugünlerde asıl savaş, insan kalmak için veriliyor. 

Kendi halkının güvenliğini korumak bahanesiyle binlerce masumun kanını akıtmakta bir sakınca görmeyenler ile insan hayatının dünyanın her yerinde aynı pahada olduğunu savunanlar arasında. 

Tek doğru değer bizimkisi diyerek ötekileri cezalandırma hakkını kendilerinde bulanlarla, "öteki" olmadan biz de yokuz diyenler arasında. Dünyaya iyilik dağıtmaya kalkışanlarla, bu tür bir iyiliğin kötülük üreterek yapılamayacağını savunanlar arasında. 

Tahakküm, haz, kibir veya zorbalık gibi insana ait her sorunun yanıtı, yine insanın içindedir. Korku ile umudun birleştiği yerde. Nihayetinde vahşet ile direniş arasındaki o ince çizgide başlayıp bitmiyor mu insanlığımız? 
(Tanıtım Yazısından)
--reklam--
Bir Sevgili Gibi Yaşamak Alıntıları - Sözleri
Çocuklarınız fikir üretmek yerine farklı fikirleri susturmayı öğrenecek. Bu mu hedeflediğiniz "yetişkin" tavrı??
Arzu ve özlemleri hadım edilmiş kitleleri hangi parametrelerle tanımlayabilirsiniz? İnsan biricikliğini ayırt etmeye yarayan yegane tanım, tüketim alışkanlıkları olmuşsa, üretmenin karşılığını neyle ölçebilirsiniz?? Herkesin benzer şeyleri tükettiği bir dünyada aşkı, ıstırabı, acı ve endişeyi hangi farklı sözcüklerde yaşayabilirsiniz? Tüketmeden? ??
Cep telefonları, bilgisayarlar, internet ve uçaklar sayesinde dünyayı şipşak avucumuza almaya, ele geçirmeye heves ettikten sonra, uzaydayken bile birbirimize kavuşuyorduk kolaylıkla. O halde özlemin, kavuşamama korkusunun, hasretin, bekleyişin ve umudun elektronik araçlarla imha edildiģi bir dünyada neden insan insana kavuşmalarla yetinemiyorduk da, habis açgözlülüklerle, hırslarla, şehvet arayışlarıyla tüketiyorduk kendimizi? ??
Yaşlanma geciktirici haplarla, botoks ve estetik operasyonlarla, bakım setleriyle kendini dünyaya çapalayan birtakım 'dünya yaltakçıları' var etrafımda. Yaşam mücadelesini yaşlanmaya karşı veriyorlar. Bu dünyayı kendilerinin icat ettiklerine inandıkları için dünyada kalmayı kendi ellerinde sanıyorlar. Artık tabutun hiç gerekmediği bir gelecek inşa edeceklerinden eminler. İnsanın kendi sanrılarına tapması, tam bir batıl inanç.
Sadece iktidara sahip olanı takip etmekle ve kendini bu iktidarın iki dudağı arasındaki kararlara bağımlı hale getirmekle kimse özgür olamaz. Bu yalnızca kendi haz ve tutkularına köleliği getirir.
Kazanmayı bilmeyen; hayatlarında ilgi olarak yalnızca dayak, anlayış yerine de hakaret gören, yoksul ve yoksun çocukların 'kayıp çoğunluğu' oluşturduğu bir ülkede yaşıyoruz. Şanslı azınlık oluşturan 'öteki'çocuklar ise tam tersine kaybetmeye bilmiyor. Alacalı bulacalı bir tüketim dünyasına doğan çocukların anne babaları da başarının tanımını rekabet olarak yapıldığı bir kuşağın gençleri.
Bugünlerde asıl savaş, insan kalmak için veriliyor.tahakküm, haz, kibir veya zorbalık gibi insana dair her sorunun yanıtı, yine insanın içindedir.korku ile umudun birleştiği yerde.nihayetinde vahşet ile direniş arasındaki o nice çizgide başlayıp bitmiyor mu insanlığımız?
Mazlumların diliydi ...leyla ipekçinin kaleminden...
Herhangi bir şeye kayıtsız şartsız inandığınız ölçüde haksız olmaya başlarsınız.
Kurtulalım bu şirk putlarından, hakikati perdeleyen bunca şablonu atalım bir kenara. Sayfalar dolusu 'bakış açımız'dan soyutlayalım kendimizi. Dünya görüşümüzü fırlatalım bir kenara. İlk kez görüyormuşçasına saf bir niyetle bakalım insana!!!!
Merhamet etmenin yüz kızartıcı, kişilik zedeleyici, modası geçmiş bir mağduriyet söylemi olduğuna ikna edildikçe savaş kararlarını daha güçlü alkışlıyoruz oysa bugün.
Dünyanı değiştirmek için yola çıkanlara, 'kendilerini değistiremezken dünyayı nasıl değiştirecekler' diye bıyık altından sırıtılırdı bir vakitler. Oysa her sanat eseri, dünyayı değiştirebilir. Yazanın da, okuyanın da dünyasını.
Başkalarını ve giderek herkesi kendine benzetmek için çabalamak, hatta bunun evrensel bir doğru olduğunu vehmetmek, bir Müslüman için kendi yarattığı ilaha tapınmak demektir. Bu da en büyük kibir, en büyük zulümdür nefse karşı ...
Gizli, örtülü veya dolaylı yöntemlere artık gerek duyulmaz oldu, suçu estetize etme çabaları bitti, suç aleni olarak işlenir oldu. Çünkü medeni izleyiciden ne sözlü, ne yazılı, ne de fiili bir itiraz geldi. O, konforlu yaşamını sürdürebilmek ve daha çok tüketebilmek için hayat sigortası primini ödemeye çalışıyordu.

İşte 'haber alma özgürlüğü'ne hapsedildikçe kalbi ve vicdanı kapanan, gerçek savaş ve aksiyon filmi arasındaki farkı anlayamayan ve fakat hayatını garantiye alma konusunda tedbiri kimseye kaptırmayan insan, 'insan olmayı' bir yıl daha böyle sürdürdü...

İnsanın herşeyi bildiği bir gün gelmeyecek. Bir gün gelecek, insan artık hiçbirşey bilmeyecek!!!
--reklam--
Bir Sevgili Gibi Yaşamak İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle şunu dile getirmek isterim. Kitabı okumak için sadece 4 günüm oldu. Kitabı uzun sürede bitirmiş olmam kitap hakkında olumsuz seyler düşünmenize neden olsun istemem. :)
Kitabı alırken İlk başta aşk ile ilgili olduğunu düşündüm. Daha sonra herhangi bir sayfayi açtım. Din ile ilgili sözler vardı. Bu seferde dini bir kitap olduğunu düşünmeye başladım. Kitabı okumaya baslarken de tahminlerimde yanildigimi gördüm. Yazar yaşanan olaylar hakkında eleştiriler yapip, sorular sormuş . Siyasi bir kitap . Okurken farkında olmadan ben de elestiriler yapmaya başladım. Yazarın üzerinde durduğu bazı konular çok hoşuma gitti. Kitap hakkında daha çok fikir sahibi olursunuz diye sizlere birkaç alıntıyı paylaşmak istiyorum.
 'Kazanmayı bilmeyen; hayatlarında ilgi olarak yalnızca dayak, anlayış yerine de hakaret gören, yoksul ve yoksun çocukların 'kayıp çoğunluğu' oluşturduğu bir ülkede yaşıyoruz. Şanslı azınlık oluşturan 'öteki'çocuklar ise tam tersine kaybetmeye bilmiyor. Alacalı bulacalı bir tüketim dünyasına doğan çocukların anne babaları da başarının tanımını rekabet olarak yapıldığı bir kuşağın gençleri.'

"Kazanmayı bilmeyen; hayatlarında ilgi olarak yalnızca dayak, anlayış yerine de hakaret gören, yoksul ve yoksun çocukların 'kayıp çoğunluğu' oluşturduğu bir ülkede yaşıyoruz. Şanslı azınlık oluşturan 'öteki'çocuklar ise tam tersine kaybetmeye bilmiyor. Alacalı bulacalı bir tüketim dünyasına doğan çocukların anne babaları da başarının tanımını rekabet olarak yapıldığı bir kuşağın gençleri."
"Müslüman halkların dini hassasiyetlerini birer yem gibi ortaya sürmenin, medeniyetler çatışmasını biraz daha gerçek kılmaktan başka nasıl bir yararı dokunuyor sizce? Hele bu tartışmaların bir parçası olarak bazı ayetler üzerinden Kur'an'ın veya sünnetin kadınların dövülmesini teşvik ettiği iddialarının yükselmesi karşısında ne hissediyorsunuz? "
" İnsanın sorası geliyor ister istemez. Peki öğrenciler arasındaki öldüren şiddet veya üçüncü dünya ülkelerinde çocuk işçilerin uluslararası şirketler tarafından üç kuruşa sömürülmesi gibi 'ciddi' konular hangi sınıfın ilgi alanına girecek ? Görünen ve görünmeyen şiddet, hep başkalarının çocuğunu mu vurmayı sürdürecek ?Kahkahalar eşliğinde?" (Dilek Aykut) 
--reklam--
Bir Sevgili Gibi Yaşamak PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Leyla İpekçi - Bir Sevgili Gibi Yaşamak kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bir Sevgili Gibi Yaşamak PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Leyla İpekçi Kimdir?
Leyla İpekçi, (13 Ekim 1966, İstanbul) Türk gazeteci, senarist ve yazar.
Abdi İpekçi'nin yeğeni olan Leyla İpekçi, Saint Michel Fransız Lisesi'ni bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nü tamamlamıştır. 1999 haziran ayında yönetmen Semih Kaplanoğlu ile evlenmiştir.

1985-86'da Kadınca (Gelişim yayınları), 1988'de Dönemli Yayıncılık, 1989-90'da Adam (Güneş Yayınları) aylık dergilerinde, 1991'de Aktüel, 1992'de Tempo haftalık dergilerinde muhabirlik yapmıştır. 1993'te Rapsodi dergisinde yazı işleri müdürlüğü, 1994-95'te Aktüel dergisinde editörlük ve 1995'te Esqurie dergisinde genel yayın yönetmenliği görevlerinde bulunmuştur.
1995'te Yeni Yüzyıl, 1996'da Hürriyet gazetelerinde pazar söyleşileri yapmıştır. Yazı işleri müdürlüğü yaptığı Gazetepazar'da yazılar da yayımlamıştır . 2006 yılı başlarına kadar Radikal gazetesi için yazılar kaleme alan İpekçi, daha sonra 2,5 yıl kadar Zaman gazetesinde köşe yazarlığı yapmış, ardından Haziran 2008'de Taraf gazetesine transfer olmuştur. Taraf gazetesinde 3 yıl kadar Saatler adlı köşesinde yazılarını sürdüren yazar, Temmuz 2011'den itibaren köşe yazılarını tekrar Zaman gazetesi için kaleme almaya başlamıştır 
Akşam gazetesinde köşe yazarı Oray Eğin'in 26 Haziran 2008 tarihli yazısında "Gülen bağlantılı bursla Amerika’da eğitim gördüğü" ifade edilen[8] Leyla İpekçi, bu haberi "Hayatımda Amerika'ya ayak basmış değilim. Bu tür haberleri oldukça yakışıksız ve çirkin buluyorum." şeklinde yalanlayarak yasal haklarını arayacağını belirtmiştir.[9] 3 Nisan 2009'da Taraf'ta yayımlanan "Yeni CHP’nin önündeki en büyük engel" adlı yazısından[10] dolayı Basın Konseyi'ne yapılan hakkındaki şikayet yersiz bulunmuştur. 
Yazar 2012'de inançları gereği başını örtmeye başlamıştır
--reklam--
Leyla İpekçi Kitapları - Eserleri
Maya
Şehrim Aşk
Ateş ve Bahçe
Başkası Olduğun Yer
Sinan'ın Mayası
Bir Sevgili Gibi Yaşamak
Dem Yüzü
Güzelin 1001 Yüzü
Gecenin İkinci Rüyası
Şölen Sofrası
Canım Dosta Gider
Leyla’nın Defteri
İlk Kötülük
--reklam--
Leyla İpekçi Alıntıları - Sözleri
'Var olan-canlı, cansız- her şey kendi dilinde Yaratan'ı anar. Bir nesnenin gölgesinin durmaksızın yer değiştirmesini düşünün. Bir yaprağın sallanışını ya da... Her şey hareket halinde. Yani konuşuyor işte. Her varlık O'nu kendi dilinde biliyor. Zerre dahi Rabbini bildiğine göre, her şey canlı... Can varsa, boşluk olmaz. Sadece dünyada değil, tüm alemlerde de.
'Her şeyin canlı olmasının anlamı ne?'
'Tanıklık ederler. Adalet için. Evdeki kediniz size şahitlik eder ona nasıl davrandığınıza dair. Bazen üzerine oturduğunuz koltuk. Ellerimiz, dudaklarımız bazen. Abdest alırken suyla temizlediğimiz uzuvlar... Adaletin tecelli etmesi ilahi bir zamana mahsustur. Her şeyin yerli yerine konmasıdır adalet. Asıl kavuşma. Tek bir zerre bu kavuşmadan uzak değil. Kavuşa varsa adalet var. Buna aşk ile iman eder mümin. Mizan var çünkü. İlahi terazi.' (Ateş ve Bahçe)
"...Kelimelerin içinde canlandı gerçek. Bizi hiç bırakmadı..." (Canım Dosta Gider)
Kıblesine dönen her canlı, nereye dönerse dönsün aynı yüze bakıyor. işte bundandır ki, insan hep görmek istiyor baktığını. anlamak, anlamlandırmak istiyor. (Gecenin İkinci Rüyası)
Ona teslim olamıyorsan geçmez boğazından. Teslimiyet zor lokma. Sevmeyen neresinden başlasın ki teslim olmaya? (Dem Yüzü)
Dünyanı değiştirmek için yola çıkanlara, 'kendilerini değistiremezken dünyayı nasıl değiştirecekler' diye bıyık altından sırıtılırdı bir vakitler. Oysa her sanat eseri, dünyayı değiştirebilir. Yazanın da, okuyanın da dünyasını. (Bir Sevgili Gibi Yaşamak)
Başkasının senden götüremeyeceği tek şeydir iç dünyan.. (Başkası Olduğun Yer)
“Bir hayalet gemisin bu akşam. Düş yolculuğum senin adın.” (Ateş ve Bahçe)
Çıktığın her yol kendine doğru. Yolda olmak , beni eksiltebilir de, çoğaltabilir de. değişen her şeydeki değişmez olan. Belki en çok geçip giderken gösteriyor kendini bana. Çünkü her yolcu kendi göz mesafesinden bakıyor yola. Ve gördüğü: Her yolcuya kendi göz mesafesinde. (Gecenin İkinci Rüyası)
İnsan yüzünde görünen mahcubiyetin bir başka canlının yüzünde görünmediğini düşünürüm.
... ~... (Ateş ve Bahçe)
Seherde gökyüzü altında yoğun ibadet, akşam yemekleri balkonda, göçmen kuşların bıraktığı izleri takip ederken, nimetlere şükredip mesut bir mümine gibi hayatın sonuna doğru sakin bir yaşama uğraşı içinde kaybolur giderim sanmıştım... (Dem Yüzü)
Ölümden çok yaşamayı sürdürmekten duyulan korku. Artık kimse tarafından hatırlanamayacak olmaktan, unutulmaktan. (Başkası Olduğun Yer)
Bunca hız ve değişimin ortasında, birbirimize ve her şeye mutlakmış gibi bakmak nasıl da büyük bir zulüm. (Gecenin İkinci Rüyası)
Kim ölümünün nasıl olacağını merak ediyorsa, geceleri uykuya nasıl daldığına baksın. (Başkası Olduğun Yer)
Sen henüz bir imkansın hayatımda. (Ateş ve Bahçe)
Kavuşma arzusunun olmadığı bir âlemde varlıkların vücuda gelme serüveni gerçekleşebilir miydi acaba… (Şehrim Aşk)
Minyatür, anı sonsuzluğa açar. Şiir gibi. Uçuşan tül perdenin hışırtısı, puslu gökyüzü, uğultu halinde duyulan çocuk sesleri. Masaya bırakılmış bir bardak çay. Limon. Hepsi aynı anın içindedir. (Güzelin 1001 Yüzü)
Âlem içindeki âlemleri barındırabilecek denli açık. Tıpkı kalp gibi. 'iyi cilalanmış' bir kalbe kâinatın sığması mümkün. (Gecenin İkinci Rüyası)
İçeceği en acı şurubu insan kendi elleriyle hazırlıyormuş. (Dem Yüzü)
“İnsan kâinatın ruhudur.” (Güzelin 1001 Yüzü)
"...Maneviyatı/iç dünyamızı psikolojiye ve sosyolojiye indirgemekle algımızı daralttığımızın ne kadar farkındayız..." (Canım Dosta Gider)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bir-sevgili-gibi-yasamak-leyla-ipekci-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)