# Bırakma Kendini - Mehmet Dinç Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bırakma Kendini kimin eseri? Bırakma Kendini kitabının yazarı kimdir? Bırakma Kendini konusu ve anafikri nedir? Bırakma Kendini kitabı ne anlatıyor? Bırakma Kendini PDF indirme linki var mı?  Bırakma Kendini kitabının yazarı Mehmet Dinç kimdir? İşte Bırakma Kendini kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/birakma-kendini-mehmet-dinc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-07-03T14:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-07-03T14:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/07/03/mehmet-dinc-kimdir-mehmet-dinc-kitaplari-ve-sozleri-260964.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Mehmet Dinç 
 Yayın Evi: Aşina Yayınları 
 İSBN: 9786058245310 
 Sayfa Sayısı: 168 
--reklam--
Bırakma Kendini Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
İnsanız. Ten kafesinde yaşıyoruz. Bilinmezliklerle dolu bir hayatta var olmaya çalışıyoruz. Bedenimiz zayıf, algımız kısıtlı, güçlerimiz sınırlı. Bazen yorgun, bazen bıkkın, bazen sıkılgan oluyoruz. Bazen alıngan, bazen kırılgan, bazen de somurtkan oluyoruz.
Bugün havanın nasıl olacağını, kiminle karşılaşacağımızı, neler yaşayacağımızı kontrol edemiyoruz. Bazen öyle oluyor ki ne yapacağımızı, ne hissedeceğimizi, ne düşüneceğimizi bile kontrol edemiyoruz.
Hâl böyle olunca, insan bu kadar aciz kalınca istediğimiz şeyler kadar, belki daha çok, istemediğimiz şeyler de yaşayabiliyoruz. Olabilir.
Her şey tamam oldu dediğimiz zamanlarda en başa dönebiliyoruz. Olabilir.
En güvendiğimiz insanlar en güvensiz işlerle ya da sözlerle karşımıza çıkabiliyorlar. Olabilir.
Hayat arkadaşımız, eşimiz bizi hiç ihtimal vermediğimiz şekilde yanlış anlayabiliyor. Olabilir. Küsmek kolay, vazgeçmek kolay, yenilmek kolay. Ama biz kolay bir hayat yaşamaya gelmedik bu dünyaya.
--reklam--
Bırakma Kendini Alıntıları - Sözleri
İnsanı en çok "beklemek" yorar.
Üzüle üzüle büyüyeceğiz, üzüle üzüle olgunlaşacağız, üzüle üzüle güzelleşeceğiz. Bileceğiz "hüzün ki en ziyade yakışandır bize."
Her günün sonunda bakalım kalbimize, ne ile beslemişiz o gün. Gıdasız bırakmışsak mutlaka uyumadan gıdasını verelim. Bir güzel söz dinlemek olur, bir güzel söz söylemek olur, kâinata bakıp bir güzellik görmek olur.
Ne oynayalım kimsenin kalbi ile, ne de oynatalım kendi kalbimizle.
Harika bir yaz tatili dendiğinde, kimsenin aklına UMRE'ye gitmek gelmiyor.
Keyifli bir hafta sonu dendiğinde, kimsenin aklına KUR'AN ile geçmiş bir hafta sonu gelmiyor.
Geçen gece çok eğlendik dendiğinde, kimsenin aklına DİNİ BİR SOHBET gelmiyor.
Çünkü hiç birinde duygu yok, hepsinde davranış var.
Öyle gösterilmiş...
Öyle öğretilmiş...
Öyle yaşatılmış...
Yüreğimiz ağırlaşmaya, taşıması zorlaşmaya başladı.
O zaman fısıldayalım hemen kalbimize:
"ALLAH VARDIR."
Yaşamak kolay değil insan olarak.
"ALLAH VARDIR" diyelim,
Sesli de söyleyelim, sessiz de,
Yalnızken de söyleyelim, kalabalıklar içinde iken de,
Zor zamanda da söyleyelim, kolay zamanda da...
Sabırla, adım adım gidip, ilmek ilmek dokumamız lâzım, hayallerimizin örgüsünü.
İnsan kendi söylediğinden en çok kendisi etkileniyor. Unutmamalı ki insanın dudağına en yakın kulak, kendi kulağıdır.
"ALLAH VARDIR" diyelim de, bir bununla yetinelim.
Üzerine ne konuşalım, ne konuşturalım.
Teselli olarak da yetsin bize, müjde olarak da.
Sevgi olarak da yetsin bize, Korku olarak da.
Ümit olarak da yetsin bize, İnanç olarak da.
Hayat mükemmel değil, insan hiç değil. Bir ALLAH mükemmel, O da mükemmeliyetçi değil. O zaman mükemmeliyetçi olmamak gerek. Eksiğine, kusuruna rağmen sevebilmek gerek.
Bir el bul; uzat elini, sana yardım edebilecekse ya da uzat elini sen, yardım edebileceksen. Bırakma kendini.
Ne demişti şair;
"İkimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım."
Ceddimiz "Adab-ı Muaşeret"e o derece ehemmiyet vermişlerdir ki, halka açık her kapının başına "EDEB YA HU." yazmışlar,
Yani;
"İNSANLARIN OLDUĞU BİR YERE GİRİYORSUN,
EDEB İLE GİR, EDEB İLE OTUR, EDEB İLE DAVRAN." demek istemişlerdir.
--reklam--
Bırakma Kendini İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tutun Kendine, Bırakma Kendini: "İnsanlar yorar en çok. En uzağından en yakınına. Soğuk tavırları kafana takar, sıcaklardan rahatsız olursun. Gördüğünde memnun olduğun insanların sayısı azalır, azalır... Bir gün onlar da biter, aynaya bile bakmak istemezsin. Nazik, düşünceli, hassas olmak çok zordur artık. Empati yapmak, anlayış göstermek, tahammül etmek imkansız gelir."

Çoğumuz yaşarız bu durumları, ben de yaşıyorum çoğu zaman... Kendimi kaybediyorum veyahut kayboluyorum kendimde. Yaşadığım şehir bir yabancı... İnsanları tanıyamıyorum, tanımaz oluyorum. Kendimi de aynı şekilde. Ha bıraktım ha bırakacağım kendimi...
İşte böyle bir süreçten geçerken rast geldim bu kitaba. Ablamların kitaplığında duruyordu. Aslında daha önce de rast gelmiştim fakat ruh halimden olsa gerek bu sefer dikkatimi çekti. Yazarı da pek sevdiğim ve saygı duyduğum biri olunca elime almamla arka kapağındaki yazıyı okumam bir oldu. Yukarıdaki alıntıyla başlıyordu yazı. Evet çağımızın sorunuydu yazdığı cümleler. Hangi kalbe dokunmak istesem bunları dert yanıyordu. Hassas olmaktan, düşünceli olmaktan, anlayış göstermekten yorulan insanlar... Kendim de dahil.

Yazı devam ediyordu:
"Bırakma kendini...
Gözünü karartma, gönlünü daraltma. Buraya kadarmış deme, burası kadermiş..."
Bir iki kere okudum bu cümleyi. Nedendir bilmem içime bir ferahlık, rahatlama geldi.

" Uzayan geceye, kısalan gündüze rağmen; geç gelen sabaha, erkenci akşama rağmen; çoğalan karanlığa azalan aydınlığa rağmen; bil ki gecelerin ardında sabahlar var, zorlukların ardında kolaylıklar, hastalıkların ardında şifalar dertlerin ardında devalar. Öyleyse; bir sebep bul; varlığını önemseyen biri ya da varlığını önemsediğin birini düşün. Bırakma kendini."
diye devam ediyordu. Bu kitaba rast gelmem tesadüf olamaz dedim ve okumaya koyuldum kitabı.

Kitap birçok denemelerden oluşuyor. Her bir deneme ayrı bir motivasyon konuşması, terapi gibi. Mesleğinin hakkını vermek bu olsa gerek. Akıcı, içten, samimi bir üslupla yazılmış olması işi kolaylaştırıyor. Ana temalar sabır, tevekkül, tahammül...

Kitap bittikten sonra şu dizileri anımsadım, dökülüverdi dilimden:
"Gamına gamlanıp olma mahzun
Demine demlenip olma mağrur
Ne dem bâki, ne gam bâki, hû."
Kitabın özeti mahiyetindeki bu dizeleri kitabın en son sahifesine not alıverdim bu ayet-i kerimeyle birlikte:
"Muhakkak ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah/5)

Kitabın bir bölümü var ki durup durup okuyorum. Bırakmaya yüz tuttuğum kendimi kendine getiriyor. İşte o bölümden bir kısım:

"... Bunaldık diyelim kötülüklerden. Kötü haberlerden, kötü olaylardan, kötü insanlardan. Hayallerimiz her geçen gün daha silik görünüyor. O zaman hatırlatalım hemen kendimize: "Allah Vardır."
... Gücümüzü kan kaybeder gibi hızlı kaybediyoruz sanki. Kalplerimiz ise birbirine uzaklaşmada hız birincisi. Dünkü dostlar düşman oluyor. Hatasızmışız gibi hataları affetmiyoruz. Kızıyor, yakıştıramıyoruz başkalarına kendimize mazeretlerle süsleyip yakıştırdıklarımızı. Vird edelim hemen dilimize: "Allah vardır."
... "Allah Vardır" diyelim de bir bununla yetinelim. Üzerine ne konuşalım ne konuşturalım. Teselli olarak da yetsin bize, müjde olarak da. Ümit olarak da yetsin bize, inanç olarak da..."

Evet dedim kendi içimden rabbin sana kâfi değil miydi? Elbette kâfiydi, yeterdi. Hem dememiş miydi ayetinde;
"Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da."(Duhâ/3)

Velhasıl sen kendini bıraksan bile seni bırakmayan Rabbin var. Varlığın bu kadar önemli iken değer mi bunca ümitsizliğe, karamsarlığa... Değmez efendim. Hem ne demiş şair umut dolu şiirinde:

"bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan
yeni bir başlangıç vardır..."*

Yeter ki tutun kendine, bırakma kendini... (Nâime Nur) 
Kişisel gelişim kitaplarının hastasıyım diyebilirim. Ancak şöyle bir gerçek var ki kendini ve başkalarını tekrarlamayanı bulabilmek oldukça zor. Bazıları "sırf yazmak için yazınca " genel anlamda bu türe karşı da bir önyargı oluşuyor. Lakin ben bu önyargıları kırabilecek bir kitapla geldiğimi düşünüyorum. Ele alınan konular ve can alıcı noktalar ile ruhuma iyi gelen yanına vurgu yaparak sizleri de şans tanımaya davet ediyorum.
.
.
 Bazen anlar zordur, bazen günler, bazen dönemler, Bırakma kendini...
Bazen insanlar zordur, bazen olaylar, bazen durumlar; Bırakma kendini...
Bazen düşünceler zordur, bazen duygular, bazen davranışlar; Bırakma kendini... (Pınar Dumanoğlu) 
Bazen olur üzgünsündür, yine ya anlaşılamamışsın ya da anlatamamışsındır. Kitapları insanlardan çok sevdim diyen Cemil Meriç'e hak verirsin. Böyle bir zamanda fark ettim bu kitabı. Kitaplığımda nicedir bekleyen bu kitap 'Bırakma Kendini' diyerek bir mesaj veriyordu sanki. Dedim sanırım aradığım tam olarak bu.

"İnsanlar yorar en çok. En uzağından en yakınına. Soğuk tavırları kafana takar, sıcaklardan rahatsız olursun. Yaklaşanı uzaklaştırır, yardım etmek isteyenden sen uzaklaşırsın. Gördüğünde memnun olduğun insanların sayısı azalır, azalır.. Bir gün onlarda biter, aynaya bile bakmak istemezsin. Nazik, düşünceli, hassas olmak çok zordur artık. Empati yapmak, anlayış göstermek, tahammül etmek imkansız gelir. Bırakma kendini.." arka kapak yazısıyla da beni mest etmiş kitabımızı baktım çizmelere doyamıyorum artık pos-ıt'lere geçtim :)

Velhasılı okumaktan mutlu olduğum ve ihtiyaca binaen faydasını hissettiğim, yazarın tatlı ve naif dilini okurken hiç sıkılmadığım, kötülük denizinin ortasında boğulmamayı umut eden güzel gönüllere tavsiye ettiğim okunası bir kitap. (Hatice) 
--reklam--
Bırakma Kendini PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmet Dinç - Bırakma Kendini kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bırakma Kendini PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmet Dinç Kimdir?
İstanbul'da doğan Mehmet DİNÇ, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tamamlamıştır. Eğitim alanındaki uzmanlığını RMIT Üniversitesi'nde, klinik psikoloji alanındaki uzmanlığını Okan Üniversitesi'nde tamamlamış, geçmişte Psikolojik Danışmanlar Platformu ve Avustralya Türk Enstitüsü Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

Halen kurucusu olduğu Psikoloji Organizasyonları ve Eğitimleri Merkezi'nin genel koordinatörü olan Dinç, Fatih Üniversitesi Psikoloji bölümünde yarı zamanlı olarak ders vermektedir.

RMIT Üniversitesi Mezunları Birliği Türkiye Temsilcisidir. İnternet Bağımlılığı ve Prof.Dr. Kemal Sayar ile birlikte yazdıkları Psikolojiye Giriş adında iki kitabı vardır, evli ve bir çocuk babasıdır.
--reklam--
Mehmet Dinç Kitapları - Eserleri
Bırakma Kendini
İyi Gidiyorsun
Gençliğe Kitabe
Yanı Başımız Hayat
Bize Yakışan
Bırakma Kendini
Narrative Terapi Uygulamaları
İnternet Bağımlılığı
Online Kumar ve Cinsellik Bağımlılığı
Teknolojiyi Bilinçli Kullanıyorum 
--reklam--
Mehmet Dinç Alıntıları - Sözleri
"Zorlamalarla belli değişiklikler mümkün olsa da o zorlamanın getirdiği değişimden verim almak mümkün olmayacaktır." (Yanı Başımız Hayat)
"Geçmiş geçmemiştir." (Yanı Başımız Hayat)
Üzüle üzüle büyüyeceğiz, üzüle üzüle olgunlaşacağız, üzüle üzüle güzelleşeceğiz. Bileceğiz "hüzün ki en ziyade yakışandır bize." (Bırakma Kendini)
Çocuklar teknolojik aletleri ne olarak göreceklerini, teknolojik aletlere ne kadar zaman ayıracaklarını, teknolojik aletleri ne için kullanacaklarını, teknolojik aletleri kullanmalarını gizleyip gizlemeyeceklerini anne-babalarından ya da onların tepkilerinden öğrenirler. (İnternet Bağımlılığı)
Olayları bazen olduğu gibi kabullenmek lazım. Çok fazla sorguladığımızda harekete geçmemiz hiç mümkün olmuyor. (Narrative Terapi Uygulamaları)
Büyümek okumaktır. Kitaplara yazılanları okumak, insanlara yazılanları okumak, kâinata yazılanları okumak, okumak hep okumaktır. (Bırakma Kendini)
Arayan belki her aradığını bulamayacak ama bir sürü şey bulacak. (Bize Yakışan)
Çünkü doğru insan bulunmaz, doğru insan olunur. (Gençliğe Kitabe)
“Kişi problem değildir, problemin kendisi problemdir.” (Narrative Terapi Uygulamaları)
Vücutta en çok enerji harcayan iki organımız; beynimiz ve midemiz. Bunun yanında daha çok vaktini tuvalette geçiriyor. Daha çok vaktini uykuda geçiriyor. Daha çok vaktini yediklerini eritmek için bir şeyler yaparak geçiriyor. Daha çok hasta oluyor. (Yanı Başımız Hayat)
İrade bir kas gibidir, kullanılırsa güçlenir, kullanılmazsa zayıflar. (Narrative Terapi Uygulamaları)
Bilim adamları, bilgisayar oyunlarının zihinsel fonksiyonlarda bozulmaya yol açtığını düşünmektedirler. (İnternet Bağımlılığı)
Fırsat buldukça iyilik yap,
sana iyilik yapanları iyilikleri ile hatırla
ve zaman geçse de sana yapılan iyilikleri unutma. (Yanı Başımız Hayat)
İnsanı en çok "beklemek" yorar. (Bırakma Kendini)
"İbrahim Tenekeci Abi'nin bir Tweet'i düşüyor önüme. 'Kötülük denizinin ortasındayız. İnşallah boğulmayacağız.'" (Yanı Başımız Hayat)
Ölçüsüz yaşanmaz bu hayat. (Bırakma Kendini)
Zor zamanlarında güvenebileceğin birinin olması çok değerlidir ama en az bunun kadar önemli olan bir şey varsa o da eğlenebileceğin birilerinin de olması. (Narrative Terapi Uygulamaları)
Senin yediğin üretilsin diye onlarca insan emek harcıyor, çok sayıda alet ve araç yakıt tüketiyor, dünyanın suları azalıyor ve sen ihtiyacın olmadığı halde onu tüketiyorsun.Sonra onu vücudundan atmak için spor yapıyorsun!!
Sonuç?!Küresel ısınma!! (Yanı Başımız Hayat)
"İnsanın en çok üzüldüğü şey, derdini çektiği şeyin devası varken ona ulaşamaması." (İyi Gidiyorsun)
Sevdiklerimizin yüzlerine bakalım. Hem de saatli ve sınırlı değil, sabırsız ve dikkatsiz değil, ilgisiz ve sevgisiz değil. Bakalım yüzlerine, gözlerine... Bakalım da gözlerinden gönüllerine girelim. Bakarken bedenimiz de baksın, başka yerlere dönmeyelim. Bakarken zihnimiz de baksın, başka şeyler düşünmeyelim.. (Yanı Başımız Hayat)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/birakma-kendini-mehmet-dinc-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)