# Bıyık Söylencesi - Tahsin Yücel Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bıyık Söylencesi kimin eseri? Bıyık Söylencesi kitabının yazarı kimdir? Bıyık Söylencesi konusu ve anafikri nedir? Bıyık Söylencesi kitabı ne anlatıyor? Bıyık Söylencesi kitabının yazarı Tahsin Yücel kimdir? İşte Bıyık Söylencesi kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/biyik-soylencesi-tahsin-yucel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-03-12T02:00:04+03:00
- Güncelleme: 2022-03-12T02:00:04+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/03/12/tahsin-yucel-kimdir-tahsin-yucel-kitaplari-ve-sozleri-173954.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Tahsin Yücel 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789755106403 
 Sayfa Sayısı: 184 
--reklam--
Bıyık Söylencesi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bıyık Söylencesinin en önemli kişisi, yıllar boyu bir kasabanın durgun yaşamını renklendiren, olağanüstü bir bıyık. Kasabalılar geçmişlerinin ve geleceklerinin parlak simgesi olarak görürler onu; her gün bakımını yapan berber kendi yapıtı olarak değerlendirir; genç kızlar geceleri uçarak dolaştığına, bu arada sık sık kendi yataklarına uğradığına inanırlar; türküsünü çıkarmaya çalışan ozan sürekli elinden kaçırır onu. Bıyığı taşıyan kişiye gelince, yavaş yavaş onun bir uzantısı durumuna gelir, altında silinir, onun göstergelik ettiği şeyi, erkekliği bile yitirir neredeyse, gene de her şeyden üstün tutar onu. Tek bir kişi direnir bu zorlu bıyık karşısında: bıyığı taşıyan kişinin karısı. Onun da bıyık yolundan döndürmeye gücü yetmez. İşte Bıyık Söylencesinin öyküsü, ama okudukça göreceksiniz, Peygamberin Son Beş Günü gibi Bıyık Söylencesi de öyküsüne indirgenebilecek romanlardan değil.
--reklam--
Bıyık Söylencesi Alıntıları - Sözleri
Yokluğu katlanılmaz kılan şeyler varlıktan geriye kalan ufak tefek izlerdi.
"..bütün bunların genelikle üzerinde durulmayan iki gerçeği doğruladığını söylüyordu. Birincisi, insanlar yaşadıklarını çok çabuk unutuyorlardı. İkincisi, özellikle sıra dışı bir nesneyi ya da kişiyi artık görmez oldular mı, görüntüsünü belleklerinde olduğu gibi saklamaya çalışmak varken, ya gereğinden fazla büyütüyor, ya gereğinden fazla küçültüyorlardı."
Her şeyden çok sevmişti onu (bıyığını); yüzünü görmeden nikâhlanılan, gördükten sonra da fazla önemsenilmeyen, ama, yavaş yavaş, varlığın tüm telleriyle bağlanılan bir eş gibi sevmişti.
"..Ancak, öyle görünüyordu ki, yokluğu katlanılmaz kılan şeyler varlıktan kalan ufak tefek izlerdi: ikide bir, tam da acı uyumaya yüz tutmuşken, eline ya da gözüne takılıyorlardı: bir tespih, bir çakmak, bir ayna, bir tarak, bir fotoğraf, bir mendil."
Sen de, elini ayağını öpeyim memleketin en şanlı bıyığını, bir sakala boğdurtma.
Cumali Kırıkçı, yirmi iki ay yirmi altı günlük askerlikten sonra, 28 ağustosta yarbayının elinden tezkeresini aldı.
"Ben bu memleketin delisiyim, istersem havaya da seslenirim!"
"Biraz daha dikkatli dinledi kendini, onu şimdi, şurda düşlemekten çok, bir zamanlar düşlediğini anımsamakla kalıyormuş gibi bir duyguya kapıldı, ağır bir hüzün çöktü içine." Tahsin Yücel/Bıyık Söylencesi
Tanrı her şeyi birden vermez insana.
İnsan belleğine ve imgelemine egemen olamıyordu.
“Şu memleketin en güzel toprağı sende, en güzel dükkanı sende, en güzel evi sende, en güzel urbası sende, en güzel bıyığı da sende,” dedi.
... Bir an, ama çok bulanık bir biçimde, zenginliğin yarattığı yoklukların varlığına eliyle dokunur gibi oldu.
Dizeler, yukarılarda bir yerlerde, göçe durmuş telli turnalar gibi, dönen ha döneniyordu gene. Bütün sorun, her zaman söylediği gibi, nereden başlayacağını bilmekteydi.
“Nereden başlayacağımı bir bilebilsem” diye yineledi.
“ Her şey dengi dengineydi. Bıyık da, kılık da. “
“ İnsanların insanlara sonradan taktıkları adların kağıt üstündeki adlardan çok daha güçlü ve çok daha uzun ömürlü olduğunu anlattı ona. Kağıt üstündeki ad kağıt üstündedir diye daha güçlü ve kapsamlı sanılırdı, ama yasal bir addı yalnızca, insanların taktığı ya da benimsediği adsa kişinin tüm yaşamıyla özdeşleşirdi. “
"İnsan belleğine ve imgelemine egemen olamıyordu."
--reklam--
Bıyık Söylencesi İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Cumali, askerliğini tamamladıktan sonra köyüne döner. Babası Hacarifa'nın işlerini takip ettiği için tıraş olma fırsatı bulamamış; saçı, sakalı ve bıyığı iyice uzamıştır. Berbere gittiğinde, Berber Ziya, Cumali'yi tıraş eder ama bıyığına dokunmaz. Cumali askerlikte bıyıksızlığa alışmıştır; bıyığının kesilmesini ister ama Berber Ziya bunu reddeder. Gelecek vaat eden bıyığı kesmez. Tıraşı izleyen Cumali'nin kan kardeşi Tuzsuz Vaysal ve diğerleri de bıyığın geleceğinin parlak olduğu kanaatindedirler. Çevresinin desteğini alan Cumali'nin tek çekincesi nişanlısı Bedriye Abla olsa da erkeklik gururu ile bıyık bırakmaya karar verir. İlk karşılaştıklarında Bedriye de nişanlısına bıyığının yakıştığını söyler ve Cumali'nin bıyık bırakmasına onay vermiş olur. Cumali'nin bıyığı, Berber Ziya'nın gözetiminde kısa sürede beklenenin ötesinde bir gelişme gösterir.
Bıyık, Cumali'in erkekliği, onuru, namusu olur. Herkes Cumali'nin bıyığına imrenir. Hatta bir "bıyık söylencesi” oluşmaya başlar ve bu söylence ile Cumali "Karapala” namıyla anılmaya başlar. (Dilekovski) 
Tahsin Yücel'i yıllar önce bir öğretmen arkadaşım tavsiye etmişti. Yıllardır listemdeydi, okumak bugünlere kısmet oldu. Kitabın konusu, kitabın adı aslında. Kahramanımız Cumali, berber Ziya'nın yönlendirmesiyle bıyık bırakır. O bıyığın bakımını bizzat Berber Ziya üstlenir. Derken bıyık gelişir koskoca pala bir bıyık olur. Cumali önceleri bu durumdan memnundur, çünkü herkes onun bıyığını övmektedir. Fakat bu övgüler bir süre sonra Cumali'yi rahatsız eder. Çünkü övgüler Cumali'ye değil bıyığına aittir. Öyle ki Cumali bıyığı taşıyan kişi konumuna gelir. Bıyık, Cumali'ye sahip olmuştur. Bu durum Cumali'yi büyük bir bunalıma sürükler. Yıllar geçtikçe yaşlanmaya başlar bu da bıyığın zayıflamasına ve beyazlamasına neden olur. Bu Cumali için bir yıkımdır. Evden çıkmaz olur ve nihayetinde hayatına son verir. Bıyık yüzünden ölen kişi olur. Cumali'nin ölümünden sonra Cumali çok çabuk unutulur. Bir dönem bıyığından bahsedilir, ama kendisinden bahsedilemez. Çünkü akılda kalan bıyıktır. Kitap 184 sayfa ve çok akıcı. (Fatoş Kesici) 
BIYIK SÖYLENCESİ

Bir taşra kasabasında geçen bir bıyık söylencesi ve bıyığın adamı olmak uğrunu ailesinden hayatından vazgeçen Cumali ‘nin trajik öyküsünü okudum. Sıra dışı bir bıyık tutkusu ve bıyık için adanmışlık daha başka nasıl anlatılabilir ki.
Cumali, yaşadığı taşra kasabasında tüccar saygın bir babanın askerden dönen sıradan bir oğludur. Bir gün berber Ziya’nın berber dükkânına uğrar saç sakal tıraşı yapar yalnız bıyığını kesmez. Bu bıyığı değerlendirelim der ve Cumali o günden sonra bıyığına dokunmaz. Bıyık kasabanın olur. Ve bir bıyıksız bir bıyıklıyı parmağında oynatır. Bu bıyık berber ziyanın sevgilisi olur. Cumali ye ise hem toplumsal bir statü kazandırmış hem de saygınlığını artırmıştır. Bir süre sonra bıyığı Cumali ‘den de üstün tutulmaya başlandı her ne kadar içerlense de o bıyığın adamı olmuştu çok sevmişti onu; Tahsin Yücel kitabında bıyık hakkında aynen şöyle yazar. ‘’yüzünü görmeden nikahlanılan, gördükten sonra da fazla önemsenilmeyen ama, yavaş yavaş, varlığın tüm telleriyle bağlanılan bir eş gibi sevmişti. ‘’ diyor bir bağlılık , bir bıyık sevgisi bundan daha güzel anlatılamaz. Tahsin yücel yine harikalar yazmış .Dili üslubu akıcılığı ile bir oturuşta bitirdiğim bir kitap oldu. Mutlaka okuyun. (Yonca G.A) 
--reklam--
Bıyık Söylencesi PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Tahsin Yücel - Bıyık Söylencesi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bıyık Söylencesi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Tahsin Yücel Kimdir?
Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi.

Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı.

Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı.

Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı.

1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi.

Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.
--reklam--
Tahsin Yücel Kitapları - Eserleri
Kumru ile Kumru
Gökdelen
Peygamberin Son Beş Günü
Yalan
Mutfak Çıkmazı
Bıyık Söylencesi
Sonuncu
Vatandaş
Komşular
Golyan Devrimi
La Fontaine Masalları
Haney Yaşamalı
Salaklık Üstüne Deneme
Aykırı Öyküler
Gün Ne Günü?
Kimim Ben?
Anadolu Masalları
Dil Devrimi ve Sonuçları
Yazın, Gene Yazın
Yazın ve Yaşam
Kendine Doğru Yolculuk
Yüz ve Söz
Ben ve Öteki
Yapısalcılık
Göstergeler
Eleştiri Kuramları
Alıntılar
Yazının Sınırları
Tartışmalar
Dönüşüm
Türkçenin Kurtuluş Savaşı
Ayna
Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı
Anlatı Yerlemleri
İnsan Yazdığı Şeydir
Uçan Daireler
Söylemlerin İçinden
Anadolu Masalları
Peygamberin Son Beş Günü
Düşlerin Ölümü
Meyvecilik Bilgisi
İnsanlık Güldürüsü'de Yüzler ve Bildiriler
Yapısalcılık
--reklam--
Tahsin Yücel Alıntıları - Sözleri
“ İnsanların insanlara sonradan taktıkları adların kağıt üstündeki adlardan çok daha güçlü ve çok daha uzun ömürlü olduğunu anlattı ona. Kağıt üstündeki ad kağıt üstündedir diye daha güçlü ve kapsamlı sanılırdı, ama yasal bir addı yalnızca, insanların taktığı ya da benimsediği adsa kişinin tüm yaşamıyla özdeşleşirdi. “ (Bıyık Söylencesi)
Gül bakalım, gül gülebildiğince! Hiç çekinme, bu gülmeler ne kızdırır, ne de şaşırtır beni. Bilirim, başka türlüsü beklenmez sizlerden: her zaman, her yerde böylesiniz: olduğu gibi görmek istemezsiniz hiçbir şeyi, kendi küçük dünyanıza sığmadı mı her şeyi gülünç bulursunuz. (Vatandaş)
“Birim dolar, kural serbest pazar olduktan sonra, İzmir’e pasaportla gitsek kıyamet mi kopardı?” denilebilir. Yakındır, ağızdan dolma dâhilerimiz oraya da gelirler.

Fikir Adamı
23.8.1994 (Alıntılar)
Yoksullukta çok yaşamıştı Divitoğlu, ama bu boşlukta yaşayamıyordu. (Mutfak Çıkmazı)
"Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti," dedi: "Her şeyini satabilir, donunu bile." (Gökdelen)
“Su, ne tadın, ne rengin, ne kokun var, anlatılamazsın, tadılırsın yalnız, anlaşılamazsın. Yaşam için zorunlu değilsin, yaşamsın. Duyularla açıklanması olanaksız bir hazla işlersin içimize. Tüm güçler de seninle birlikte varlığımıza dolar. Senin yüceliğin sonucu, yüreğimizin tüm kurumuş pınarları yeniden gürülder içimizde.” (Kimim Ben?)
--reklam--
Şu gökyüzünün altında hiçbir şey yeni olmadığına göre, en iyisi okurlara "güzel ve anlamlı alıntı demetleri" sunmaktı. (Golyan Devrimi)
“.., bir yandan, bilgi ve ölçüyü yadsımak pahasına, herkes ülke tarihini kendi paşa gönlüne göre yazmaya kalkıyor, bir yandan da belleksiz bir toplum olduğumuz söyleniyor.
 Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır?” (Salaklık Üstüne Deneme)
İnsanlar kafamı çok karıştırdı: yeryüzünde işim ne, bilemiyorum, şu yaşadığımız yaşama bir anlam veremiyorum, insanların çoğu davranışlarına akıl erdirmekte güçlük çekiyorum. (Yalan)
Hep dönmüş kendi çevresinde, yaşamı boyunca yaptığı gibi (Peygamberin Son Beş Günü)
“Türkiye özgür bir ülke, bir demokrasi cenneti,” dedi: “Her şeyini satabilir, donunu bile.” (Gökdelen)
"Uçmak için kuş olmak gerekmiyor
Küçük sevinçler olsun yeter" (Alıntılar)
Hz. Ali ne güzel söylemiş ;
"Kalbiniz üç şeyin evi olsun,
İmanın, ümidin, aşkın... (Alıntılar)
--reklam--
dilimde ve düşüncemde çağıma tutsak etme beni, ama ondan çok da uzak düşürme. (Yazın, Gene Yazın)
Hiçbir yeni sözcük öyle bir çırpıda,TDK önerdi ya da ünlü bir yazar yazılarında kullandı diye benimsenmemiştir.Her birey kendi gereksinimlerini,kendi yönelimlerini izler bu konuda. (Dil Devrimi ve Sonuçları)
-Neden kitap okuyorsun?
 -Olduğum yerden başka yerde olmak için. (Kumru ile Kumru)
"Dünyaya gelen çocuk sayılmaz bir kalabalıktır, yaşam erkenden tek bir bireye, ortaya çıkan ve ölen kişiye indirger onu." (Mutfak Çıkmazı)
Adına yaraşır bir romanı, bir öyküyü ya da bir şiiri bitirdiğimizde düş ve düşünce dağarcığımıza bir şeyler eklenir ister istemez,
kendimize ve dünyaya ilişkin duygu ve bilgilerimize yeni öğeler eklenir. (Kimim Ben?)
Kesintisiz bir borç benimki: Yalnızca ödenir, hiçbir zaman tükenmez. (Görünmez Adam - Tahsin Yücel Kitabı)
Bilgiye bu denli kararlı bir biçimde sırt çevirenler insanda bellek mi bırakır ? (Salaklık Üstüne Deneme)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/biyik-soylencesi-tahsin-yucel-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)