# Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? - François Vigouroux Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? kimin eseri? Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? kitabının yazarı kimdir? Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? konusu ve anafikri nedir? Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? kitabı ne anlatıyor? Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? PDF indirme linki var mı?  Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? kitabının yazarı François Vigouroux kimdir? İşte Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bizi-neden-terk-ettin-sayin-baskan-francois-vigouroux-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2023-01-21T13:00:10+03:00
- Güncelleme: 2023-01-21T13:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2023/01/21/francois-vigouroux-kimdir-francois-vigouroux-kitaplari-ve-sozleri-381253.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: François Vigouroux 
 Çevirmen: Işıl Özcan 
 Orijinal Adı: Monsieur le Président, pourquoi nous as-tu abandonnés? 
 Yayın Evi: Ayrıntı Yayınları 
 İSBN: 9789755394572 
 Sayfa Sayısı: 119 
--reklam--
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Krizin eşiğinde bulunan büyük bir şirketin zirvesindeki yönetici ansızın sırra kadem basarsa ne olur? Personel, öğretmeni ortada görünmeyen bir sınıfa mı döner? Peki, başsız kalan bir yetişkinler ordusu böyle bir durumda nasıl davranır?

Romanın “danışman” unvanlı anlatıcısı söz konusu şirkette beş gün boyunca, insan ilişkilerini ve personelin ruhsal durumunu incelemekle görevlendirilmiştir. Şirketlere personelle yönetim arasındaki iş ilişkilerini iyileştirme konusunda hizmet veren özel bir birim için çalışan bu kişinin asli görevi yetki sahiplerinin işini kolaylaştırmak ve astlarının yönetime boyun eğişlerini daha katlanılır hale getirmektir. Görevi çerçevesinde çalışanlarla teker teker görüşmeler yapan “danışman”, bu sırada hiç beklemediği tuhaf gerçeklerle yüz yüze gelirken, kendisini tam bir kaos ortamında bulacaktır.

Üstelik kendisine bu görevi veren Başkan esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuştur. Başkan diye biri yok mudur yoksa? Şirketi çekip çeviren onun hayaleti, çalışanların üzerinde süzülen gölgesi olabilir mi? Zaten yazarın roman boyunca “anonim” bıraktığı bu zatı muhterem, emrinde çalışanların bile doğru dürüst tanımadığı bir kişi değil midir?

Danışmanın, raporlarında dile getirdiği karmaşa ortamı, daha derinde yatan, gündelik hayata sinmiş, iyice kanıksanmış olduğu için artık dikkat bile çekmeyen bir karmaşanın karanlık yüzüdür ancak.
Aynı zamanda psikolog olan François Vigouroux, günümüz dünyasının belki de en önemli yarasına parmak basıyor: Bizler birer birey miyiz, yoksa dönen bir çarkın önemsiz dişlileri mi? Başsız kaldığımızda dağılmaya, yok olmaya mahkûm muyuz? Hem nefret ettiğimiz hem de onsuz olamadığımız bir otorite mutlaka gerekli mi bize?

İş dünyasına ironik bir bakış atan bu roman, eminiz ki herkese iyi gelecek.
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? Alıntıları - Sözleri
"Sizden nefret ediyorlar. Hayal bile edemeyeceğiniz yoğunlukta ve şiddette bir nefret onlarınki. Gerçekten de sizi öldürmekten başka bir şey istemiyorlar. Fakat bunun farkında değiller, anlıyor musunuz? İçin için hissettikleri bu duyguyu açıklayamazlar, çünkü kendileri de bilmiyorlar. Ve bunu dile getiremedikleri için hastalar."
Ölmem için yüzünü görmek yeterli. Bu, beni sevmediğin zamanlardaki yüzün.
Üretkenliğin artması, çoğalan masrafları karşılamaya yetmiyor.
Bilinen tüm âlemlerin en gerçekçisi olma iddiasında olan şirketler âlemi, aynı zamanda boş kelimelerin ve bilgin baykuş misali beylik sözlerin de en fazlarını ister. Eksiksiz kaliteden, mükemmeliyetten, sıfır hatadan, kesintisiz gelişmeden, daimi iyileştirmeden bahseder: En ünlü felsefecileri ve fizikçileri kıskançlıktan çatlatacak saltlıkta kavramlar.
Rüyalarda kavuşulan, yaşamdaki en harika şey: Yine umut. Hep umut.
İşte iktidar bu. Boşluk. Yokluk. Bir yanılsama. Ahlak ve metafizik harikası, bütün umutların dağıldığı ve yok olduğu ve bizleri yalnızlığımıza kavuşturan boşluk.
Bilgisayarıma masaya koydum ve çalıştırdım.
Yanlış fikirlerin, sağlıksız tutkuların kör ettiği bunca insanı görmek ona acı çektiriyor.
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bizler, başsız kaldığımızda yok olmaya mahkum zavallılar mıyız?: Öncelikle bir “Başkan”a böyle direkt soru sorabilmek hiç de fena görünmüyor, ne dersiniz?

Bu kitabı iki başlık altında incelemek lazım bana göre: İlk olarak, roman kılığına bürünmüş bir “business” kitabı ile karşı karşıyayız. İş hayatı üzerine anlamlı değerlendirmeler içeren bu kitap; çok büyük, “kurumsal” şirketlerde işlerin nasıl yürüdüğünü içeriden bir gözle anlatıyor. Bulunduğu kasabanın neredeyse tek geçim kaynağı haline gelmiş dev boyutta bir şirketin başkanı, bir gün ansızın kayboluyor. Şirket içinde büyük kaos ve panik yaratan bu kaybolma, beraberinde soru işaretlerinin yanı sıra üstü örtülmüş bir çok olumsuzluğun da ortaya çıkmasına neden oluyor. Şaşırarak görüyoruz ki, başkanı tanıyan yok; yönetim ekibi başkanları emretmeden iş yapamayacak, son derece vasıfsız ve iradesiz bir güruh; çalışanlar ise şirketteki her türlü rezilliğin farkındalar, ancak maaşlarını aldıkları ve kontrolsüzlük sayesinde rahat çalıştıkları için o zamana değin seslerini hiç çıkarmamışlar. Başkanın kaybolması ile herkes anlıyor ki bu, şirketin satılması, kapanması ya da küçültülmesi demek; ve işte ancak o zaman seslerini yükseltmeye çalışıyorlar. Ancak hiçbir zaman başsız çalışmamış bir güruh bu, otoritenin olmadığı bir hayatta ne yapacaklarını bilemiyor ve kendi yarattıkları kaosun içinde kayboluyorlar. Güya kendilerini terk eden başkanlarını protesto ediyorlar; ancak gerçekte başkanları bugün dönse önünde yerlere kadar diz çöküp yalvarmaya razılar. Başlıktaki o naif, acıklı soru anlatıyor tüm hislerini; “Neden bizi terk ettin?”

Kapitalist dünyanın en önemli sorusuna parmak basıyor yazar: Bizler birer birey miyiz, yoksa dönen çarkın önemsiz dişlileri mi? Başsız kaldığımızda yok olmaya mahkum muyuz? Hem nefret ettiğimiz, hem de onsuz olamadığımız bir otorite mutlaka gerekli mi bize?

Olay akışı nedeni ile konu iş dünyasına yönelik, ancak sorular evrensel. Politik hayata da kolayca uyarlayabiliriz istersek. Hem nefret ettiğimiz, hem de onsuz olamadığımız otoriteler yüzünden mi sıkışıp kalıyoruz? Sorun otoritede değil, cesareti olmayan bizlerde mi yoksa?

François Vigouroux olayları, görünüşte şirkete personelle yönetim arasındaki ilişkiyi iyileştirme görevi ile gönderilmiş, ama esasen astların yönetime itirazsız boyun eğmelerini sağlayacak bir sistem kurmakla uğraşan bir danışmanın ağzından aktarıyor. Belli ki Vigouroux’nun iş hayatındaki deneyimi yüksek; dolayısıyla -danışman örneğinde olduğu gibi- kurumsal hayatta çalışanlar için aktarılan olayların çoğu oldukça tanıdık.

Ancak -ki bence incelememiz gereken ikinci başlık bu-, kitabın edebi yönü çok zayıf. Yazarın kalemi beklediğimden kuvvetli aslında; ancak hikayenin akışı o kadar sıkıcı ve tekdüze ki, bu ilgi çekici konunun hakkını veremiyor. Yazarın başkanın kaybolmasını danışmanın babasının vefatı ile bağdaştırdığı kısımlar sonuca bağlanmadan ortada kalıyor. Bir nevi “büyülü gerçekçilik” özentisi ile yapılan erotik ve fantastik göndermeler ve alt hikayeler ise böyle bir akışa hiç yakışmıyor.

Dolayısıyla bence “iş hayatı”na yönelik yazılmış, ancak iş hayatını bu kadar eleştirirken hiçbir yayınevinin bu kategoriden basmayacağı bir eser var elimizde, ve yazar bunu roman kılığına sokarak okuyucu ile buluşturmak istemiş. Tek bir karakterin ağzından, diyalogsuz bir akışla da ortaya ne olduğu belirsiz bir tarz çıkmış.

Yine de ilginç konunun hatırına okunabilir bence… (AkilliBidik) 
Okumayı bitirip de kitabın kapağını kapattığım anda kendi kendime sorgulamaya başladığım şey: Ben bu kitabı neden aldım, nerden aldım, niye aldım? Çünkü; keşke almasaymışım.

Asıl ismi ‘‘Monsieur le Président, pourquoi nous as-tu abandonnés?’’ olan kitap Türkçeye ‘’Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan’’ olarak bire bir çevrilmiş. Uzaktan bakınca bu isim, kitap hakkında çeşitli beklentilere sürüklüyor insanı ama kitabın anlatımı için aynı sürükleyiciliğe sahip olduğunu söyleyemeyeceğim. 120 sayfayı okumak bir günümü aldı, son sayfayı okuduğumda üzerimden büyük bir yük kalktı. Sonuç: Hiçbir yere varmayan bir kitabı okuyup bitirmiş oldum.

Kitap büyük bir endüstri şirketinin patronunun, yani Sayın Başkan’ın, bir haftalık süre zarfında ortadan kaybolması üzerine gelişen olayları anlatır. Tam o sırada başkanın daha önceden şirketteki çalışanlara danışma yapması için görevlendirdiği Danışman şirkete gelir. Ortada başkanın kaybolması gibi büyük bir sorun varken danışmanın gelmesi şirket çalışanlarınca gereksiz bir durum olarak algılanır ve hatta bu düşünce bazı çalışanlar tarafından açıkça dile getirilir. Kitap daha çok bu danışmanın başkana, onun yokluğu sırasında şirkette gelişen olayları rapor ettiği ancak zamanla rapor olmaktan çıkıp önce başkana yazılmış bir mektup daha sonra da danışmanın günlüğü haline gelen metinlerden oluşur. Bunun yanında ara ara danışmanın babası le ilgili anılarına, şirkete geldiği ilk gün hoşlanmaya başladığı bilişim uzmanı Myriam’a dair hislerine ve danışma yaptığı kişilerle ilgili gözlemlerine yer verilir.

Kitapta ilgimi çeken tek nokta şirket hayatı ile ilgili gerçekçi bilgiler vermesiydi. Şirket yaşamının katı kuralları, çalışanların birbirine karşı tutumları, yükselmek için fırsat kollamalar belirgin şekilde aktarılmış. Ancak iş yaşamında henüz etkin şekilde rol almadığımdan olsa gerek bu anlatılanlar bana çok da hitap etmedi.

Kitabın yazarı François Vigouroux’un ekonomi eğitimi almış bir psikolog ve sosyolog olduğu göz önüne alındığında şirket yaşamını anlatan bir kitapta nasıl bu kadar çok psikolojik ve sosyolojik tahlil olabileceği sorusu anlam kazanıyor. Bu tahliller çok yerinde olmakla birlikte konu şirket yaşamı ile bağdaştırılınca sıkıcı olması kaçınılmaz hale geliyor. Bu sebeple okurken beni fazlasıyla bunalttığını söyleyebilirim.

Sonuç olarak bir günlük de olsa zaman harcamaya değmeyecek bir kitap! (•••MERVE•••) 
Zamanında arka kapağına aldanıp, muhtemelen eğlenceli ve ilginç olabileceğini düşünerek aldığım, senelerdir elimde bekleyen bir kitaptı.

Kitap kesinlikle eğlenceli olmayıp gayet sıkıcı bir kitap. Belki içeriğinde kayda değer diyebileceğim tek şey şirketteki karakter tipleri.

Kitaptan daha fazla bahsetmek istemiyorum. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Keyifli okumalar dilerim. (Can Karakuş) 
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? PDF indirme linki var mı?
--reklam--
François Vigouroux - Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan? PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı François Vigouroux Kimdir?
François Vigouroux, 1936 yılında doğdu. Ekonomi gazeteciliği alanında eğitim gördü. Aynı zamanda psikolog ve sosyolog olan Vigouroux, romancılığının yanı sıra Le secret de famille (1993), L'âme des maisons (1996) ve L'empire des mères (1998) adlı deneme kitaplarını yazdıb
Romanları: L'insurrection (1966), La nuit, les miroirs (1970), Flashes (2002), Monsieur le Président, pourquoi nous as-tu abandonnés? (2003; Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan, Çev: Işıl Özcan, Ayrıntı Yayınları, 2005), La Folie de Maurice B. (2004)
Vigouroux ayrıca Grand-père décedé - stop - viens en uniforme (2001) adlı uzun öykünün de yazarıdır.
--reklam--
François Vigouroux Kitapları - Eserleri
Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?
--reklam--
François Vigouroux Alıntıları - Sözleri
Bilinen tüm âlemlerin en gerçekçisi olma iddiasında olan şirketler âlemi, aynı zamanda boş kelimelerin ve bilgin baykuş misali beylik sözlerin de en fazlarını ister. Eksiksiz kaliteden, mükemmeliyetten, sıfır hatadan, kesintisiz gelişmeden, daimi iyileştirmeden bahseder: En ünlü felsefecileri ve fizikçileri kıskançlıktan çatlatacak saltlıkta kavramlar. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
Yanlış fikirlerin, sağlıksız tutkuların kör ettiği bunca insanı görmek ona acı çektiriyor. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
İşte iktidar bu. Boşluk. Yokluk. Bir yanılsama. Ahlak ve metafizik harikası, bütün umutların dağıldığı ve yok olduğu ve bizleri yalnızlığımıza kavuşturan boşluk. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
Bilgisayarıma masaya koydum ve çalıştırdım. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
Rüyalarda kavuşulan, yaşamdaki en harika şey: Yine umut. Hep umut. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
"Sizden nefret ediyorlar. Hayal bile edemeyeceğiniz yoğunlukta ve şiddette bir nefret onlarınki. Gerçekten de sizi öldürmekten başka bir şey istemiyorlar. Fakat bunun farkında değiller, anlıyor musunuz? İçin için hissettikleri bu duyguyu açıklayamazlar, çünkü kendileri de bilmiyorlar. Ve bunu dile getiremedikleri için hastalar." (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
Ölmem için yüzünü görmek yeterli. Bu, beni sevmediğin zamanlardaki yüzün. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)
Üretkenliğin artması, çoğalan masrafları karşılamaya yetmiyor. (Bizi Neden Terk Ettin Sayın Başkan?)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bizi-neden-terk-ettin-sayin-baskan-francois-vigouroux-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)