# Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler - Ahmet Cemal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler kimin eseri? Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler kitabının yazarı kimdir? Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler konusu ve anafikri nedir? Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler kitabı ne anlatıyor? Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler PDF indirme linki var mı?  Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler kitabının yazarı Ahmet Cemal kimdir? İşte Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bizi-yasatanlar-ve-oldurenler-ahmet-cemal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-19T14:00:05+03:00
- Güncelleme: 2022-04-19T14:00:05+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/19/ahmet-cemal-kimdir-ahmet-cemal-kitaplari-ve-sozleri-203493.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Ahmet Cemal 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750702631 
 Sayfa Sayısı: 271 
--reklam--
Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Yaşamımız boyunca edinmek, kazanmak istediğimiz hiçbir kimlik, bize sunulmaz ya da armağan edilmez. Sunulsa ya da edilse bile öyle bir kimlik, koşullarını kendimizde gerçekleştiremediğimiz sürece, ancak geçici olarak taşıyabileceğimiz ve başkalarını yine geçici olarak inandırabileceğimiz bir kimlik olabilir. Amaçladığımız bir kimliği elde edebilmenin, ardından da dünyanın önüne böyle bir kimlikle çıkabilmenin ve dünyadan, öteki insanlardan bu kimliğimize saygı duymalarını talep etmekte haklı olmamızın tek yolu, öyle bir kimliği taşıyabilmenin koşullarını önce kendimizde gerçekleştirmemizdir."

Yaşamdan Notlar, Okuma Notları ve Okuyan Gençliğe Mektuplar adlı üç bölümden oluşan bu denemelerinde Ahmet Cemal, bir kültür adamı olarak yılların birikiminden, deneyimi ve yoğun çalışmalarından yararlanarak tiyatrodan edebiyata, estetikten özgürlüğe, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Oscar Wilde'a, çeşitli konular, olaylar ve kişiler üzerine düşüncelerini, değerlendirmelerini, her zamanki akıcı, kıvrak üslubu, kusursuz Türkçe'siyle veriyor. Tanık olduklarını aydın sorumluluğuyla irdelerken okurlarına da doyumsuz hayat dersleri sunuyor. Kültürle yoğrulmuş, bilgece yaşanmış, almak değil vermek üzerine kurulmuş hayat dersleri. 
--reklam--
Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler Alıntıları - Sözleri
Birilerinin yanından sadece geçip gitmeyi birileriyle birlikte yaşamak sananların sayılarının hızla kabardığı bir dünya.
Bir kez daha yaşamak elimde olsaydı eğer, noktasına virgülüne dokunmadan yine böyle yaşamayı seçerdim.
Kendi iç kalelerini kuramayanlar, günün birinde o iç dünyada sığınacak bir yer, bir güç kaynağı bulamaz oluyorlar.
Bir insanın sevgisini yıkmak için yıllar gereklidir; ama hiçbir yaşam, bir cinayetten de beter olan bu cinayete yeterince yakınabilecek kadar uzun değildir.
Belli ki sevmek
En büyük beceriksizliğimiz.
Sokakta insanların... Omzuna çarpıp geçmelerine neden şaşırıyorsun, sen kendin, yanından geçen nice insanın acılarını, içlerini kemiren kurdun ne olduğunu bilmez, buna aldırmazken..
İnsanı en büyük çaresizliklere sürükleyen şey, her zaman bilinmezlerin varlığıdır.
Size okutmayı ihmal ettilerse, o zaman siz okuyun!
Okumak için zaman bulunmaz fakat yaratılır
Kaç kişi kalmış, bir düşün
dünya yüzünde bir sevgiyi öldürmemiş
Ve kaç birliktelik,
başkalarının yıkmak istemediği!
ne kadar çok düş kurulursa , dünya bir o kadar çoğaltılmış , günün birinde dünyasız kalma olasılığı da azaltılmış olur.
“Sokakta insanların… omzuna çarpıp geçmelerine neden şaşırıyorsun, sen kendin, yanından geçen nice insanın acılarının, içlerini kemiren kurdun ne olduğunu bilmez, buna aldırmazken?”
Felsefenin yapılamadığı bir dilde, düşünülebilir mi?
Hem, kim istiyor ki artık bu ülkede gençlerin düşünmesini? Kuşaklardır eğitim politikamızda o gençlere "nasıl düşünmeleri gerektiğini" öğretecek yerde "neleri düşünmeleri, neleri düşünmemeleri gerektiğini" ezberletmek için çaba harcamıyor muyuz?
...ötekileştirme'nin bir çözümü olarak öteki'ne "hoşgörü" ile bakmayı çare yerine önerdiğimizde, bunun en somut sonuçlarından birinin karşımızdakinin ötekiliğini "pekiştirmek" olacağının farkında mıyız?
 Karşımızdakini "anlamak" yerine onu "bağışlamak" -bu "bağışlama" hakkı kendime, karşımdakinin kişiliğini yeterince değerlendirerek değil, fakat sırf ben "ben" olduğum için tanıdığım bir hak değil midir? Ve ancak bir suç ya da kusur bağışlanabileceğine göre, karşımdakinin kendi kişiliğinden kaynaklanan niteliklerini suç ya da kusur sayma hakkını bana kim vermiş olabilir?
 Başka deyişle, onu hoşgörmeye nasıl cüret edebilirim?
 Kulağa ne kadar sert gelirse gelsin, bu yapısıyla hoşgörü, yüce gönüllülük falan değil, ancak "hoşgörülen"in kişiliğine yönelik bir "cinayet aracı" olabilir.
Bizi yaşatan sevgilerin artık onca az olduğu bir dünyada, sözcükleri cinayet aletine dönüştürmenin lüksünü kavrayabilmek, gerçekten güç!
--reklam--
Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler çok değerli bir kitap oldu benim için. Adını radyoda yayımlanan yabancı bir oyundan alıyor. Deneme türünde olan kitap üç ayrı bölümden oluşuyor. Bu bölümler ; Yaşamdan Notlar, Okuma Notları ve Okuyan Gençliğe Mektuplar ..

Her bölüm, her deneme ayrı kıymetli idi ama özellikle Okuma Notları benim daha çok ilgimi çekti. Bu bölümde yazarımız sürekli olarak okumanın ne kadar kıymetli olduğundan bahsetmiş. Okumak İçin vakit bulamadığını ileri sürenlerimize aslında istenilirse vakit yaratmanın çokta zor olmadığı vurgusu yapılmış.
Benim için çok öğretici ve ufuk açıcı bir kitap oldu. Bilge Karasu okunacaklar listeme girdi mesela. Ya da Azra Erhat, Sabahattin Eyuboğlu, Mina Urgan..

Yazarımız kitabın son bölümde ise gençlerimize altı adet mektup bırakmış. Mektupların özünde ise gençlerin okuyarak, eleştirel düşünerek, araştırarak kendilerini geliştirmeleri ve ülkelerinin kültür seviyesini, bağımsızlığını korumasını arzuluyor. Kısacası Atatürk gibi bütün ümidim sizde diyor.

Mutlaka okunması gereken bir kitap. Ben yazarın diğer kitaplarını da çoktan okunacaklar listeme ekledim. (Çiğdem) 
Ahmet Cemal ile lise yıllarımda ‘Önce Şairleri Yaktılar’ isimli kitabıyla tanışmıştım ve o kitabın ardından gerçekten fikirlerine ve tespitlerine hayran kalmıştım. Yıllar sonra kitapçıda tekrar aynı isimle karşılaşınca yeni bir kitabını daha okumak istediğimi farkettim. İlk baskısı on sekiz yıl önce çıkmış olan bu kitap yıllar içinde sadece üç baskı yapmış. Bu kadar değerli denemelerin böyle az okunması, kitapta Ahmet Cemal’in bahsettiği okumaya dair sorunların hala güncelliğini koruduğunu gösteriyor. Gerçek bir aydının kaleminden ülkesine dair, yılların yaşanmışlığıyla yazılan bu denemeler ülkemizde yaşayan herkesin okuyup anlaması gereken nitelikte bence. Çok isterdim kendisiyle tanışmayı ama üç yıl önce aramızdan ayrıldı, geride büyük bir düşünce mirası bırakarak, bize de bu mirasa sahip çıkmak düşüyor. Kendisi bir aydının halka inmek gibi bir algısının olmaması gerektiğini sadece yazmakla kalmıyor, gerçekten bu halkın içinden bir aydın olduğunu her denemesi ile kanıtlıyor. Kitapta savunulan her düşüncenin son derece sade bir üslupla anlatılması da insanı yormuyor fakat anlatılanlar elbet fazlasıyla düşündürüyor. Sürekli cümlelerin altını çizmek istediğim, yazılanlar dışında da pek çok konuda fikrini merak ettiğim bu değerli yazar ile bir başka kitabında buluşmak üzere... (Gülşah Köse) 
Mutlaka okunması gereken bir yazar, Ahmet Cemal: Ahmet Cemal daha çok çevirileri ile bilinse de deneme alanında da birçok yazısı mevcut. Bu yazılardan derleme bir kitap oluşturulmuş: Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler.
...
Okuma sadece roman, şiir ya da öykü alanından ibaret olmamalı bir okur için, farklı farklı türlerde okumalıyız. Deneme okumak bence bizlere çok şey katacaktır, en özetle yeni yeni şeyler öğrenmek bir deneme okurunu mutlu eden bir durumdur.
...
Ahmet Cemal, deneme alanında ülkemizin önde gelen yazarlarından diye düşünüyorum, bilgi kokan bu yanında dikkat çeken, bizleri meraka iten yazıları var.
....
Dürüst olmak gerekirse ben Robert Musil, Ingeborg Bachmann, Hermann Broch, Nermi Uygur, Jorge Semprun gibi yazarların isimlerini Ahmet Cemal'in deneme okumalarıyla öğrendim.
...
Sizlere naçizane tavsiyemdir. Ahmet Cemal'in kitapları sizlere çok şey katacaktır.

siirgiller.blogspot.com (yasinogretmen) 
--reklam--
Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ahmet Cemal - Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ahmet Cemal Kimdir?
Ahmet Cemal, 1942'de doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Aynı fakültede asistanlık yaptı. İstanbul Avusturya Kültür Ofisi'nde basın danışmanı olarak çalıştı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde çeviri dersleri verdi. Yeni Ufuklar ve Varlık dergilerinde yazdı. Yazko Çeviri dergisini yönetti. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümü öğretim görevlisi olarak sanat tarihi ve estetik, aynı üniversitenin Devlet Konservatuvarı'nda dünya tiyatro tarihi ve çağdaş tiyatro, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde de sanat kavramları dersleri verdi. Bertolt Brecht, Elias Canetti, Stefan Zweig, Ingeborg Bachmann, Paul Celan, Rainer Maria Rilke, Georg Trakl, Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Anna Seghers, Erich M. Remarque, Manès Sperber, Franz Kafka, Walter Benjamin, Robert Musil, Ernst Fischer, Octavio Paz ve E.H.Gombrich'ten çevirileri yayınlandı. Deneme ve makaleleri Yaşamdan Çevirdiklerim, Odak Noktasında Yaşananlar, Aradığımız Tiyatro ve Şeref Bey Artık Burada Yaşamıyor,şiirleri Geçmiş Bir Dua Kitabından başlığıyla, öyküleri de Dokunmak adı altında kitap olarak çıktı. Çeviri kuramı, estetik, sanat tarihi, kültür eleştirisi ve edebiyat üzerine makaleler yazdı; aynı konularda Avusturya'da, Viyana ve Innsbruck üniversiteleriyle, Avusturya Edebiyat Kurumu'nda konferanslar verdi. 1998 yılında, Türk kültürüne yaptığı hizmetler nedeniyle kendisine Anadolu Üniversitesi Senatosu tarafından fahri doktor unvanı verildi.
--reklam--
Ahmet Cemal Kitapları - Eserleri
Dokunmak
Kıyıda Yaşamak
İnsana Dönmek
Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler
Şeref Bey Artık Burada Yaşamıyor
Önce Şairleri Yaktılar
Lanetlenmiş Ağustosböcekleri
Sanat Üzerine Denemeler
Giderayak
Biz Sevmeyi Ne Zaman Unuttuk?
Oynamak Varken
Geçmiş Bir Dua Kitabından
Odak Noktasında Yaşananlar
Okuyan Gençliğe Mektuplar
--reklam--
Ahmet Cemal Alıntıları - Sözleri
1938'de Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün hemen ardından devlet ve onu yönetenlerin çoğu, "fikri hür, vicdanı hür" kuşaklar yetiştirmek yerine, kazara böyle yetişebilmiş kuşaklara karşı kendilerini koruma kaygısına düştüler.
O zaman, Köy Enstitüleri kapandı
Tercüme bürosu kapandı
Tercüme mecmuası kapandı.
Halkevleri kapandı.
"Anadolu Aydınlanması" son buldu
Kırklı yıllar, "Anadolu Aydınlanması"nın filizlendiği yıllardı.
Ellili yılların başında ise kapısında devletin resmi ya da sivil polisin beklemediği aydın neredeyse kalmamıştı.
Geleceğin aydınlarına yönelik kitlesel kıyımların temeli o yıllarda atıldı.
Kısaca belirtmeye çalıştığım bu yol, "fikri hür, vicdanı hür kuşaklar yetiştirme" idealinden "dindar gençlik yetiştirme" idealine uzanan yoldur. (Önce Şairleri Yaktılar)
Brecht, Hitler için, “Girişimlerinin büyük boyutları, onu büyük adam kılmak için yeterli değildir,” der. Bu örnekten yola çıkarak neyin önlenmesi gerektiğini de şöyle açıklar: “Küçük ve sıradan lümpen, egemen sınıflar ona bu olanağı hazırladılar diye büyük lümpene dönüşmemeli, gerek lümpenlikte, gerekse bizim tarih anlayışımızda özel bir yere sahip olmamalıdır...” (Oynamak Varken)
Sanat, kendi gerçeklik temelini, her türlü biçim ve üslup kaygısından önce insanı, toplumu ve bütün bir yaşamı sorgulayabildiği, bunun için gerekli bilgi ve birikim donanımını beraberinde getirebildiği ölçüde bulabilir... (Sanat Üzerine Denemeler)
Doğru ile yanlışı ayırabilmekten daha çok hayran olunmaya değer bir şey var mıdır? (Şeref Bey Artık Burada Yaşamıyor)
“Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün, Yarın’a Dün’le beslenerek yol alır...” Brecht’in bu iki cümlede dile getirdiği, Walter Benjamin’in, “Bugün’ü Dün’ün uzantısı, Yarın’ın da kaynağı olarak yaşamak,” diye tanımladığı tarih bilinciyle örtüşmektedir. (Oynamak Varken)
"Sevmek, kimi sevmek olursa olsun, artık bu dünyada onun için de var olabilmektir; ya da, Azra Erhat'ın eşsiz tanımıyla, bir insanda bütün insanlık değerlerini sevmektir." (Giderayak)
“Sanat her zaman yalan söylemez mi zaten?”
“En çok yalan söylediği zaman, en yaratıcı olduğu zaman değil midir?” (Dokunmak)
Biliyorum; hep yakınıyorsunuz.
Duyuyorum.
"Bu kadar tepkisiz toplum olur mu?" diye soruyorsunuz örneğin.
Ya da diyorsunuz ki: "Hiç birey yok mu bu toplumda? Herkes olup bitenlere kızar gibi, ama sonuçta herkes yürüyüp kendi işine bakıyor!
Şöyle dediğiniz de var: "Düşünen insan bu kadar az mı bu ortamda?
... (Lanetlenmiş Ağustosböcekleri)
Sanat, en kısa tanımıyla bir "alternatif dünya" kurgulama eylemidir; sanatçı da bu kurguyu gerçekleştirilen kişidir. (Sanat Üzerine Denemeler)
"Sizler ve sizleri üzerimize süren güçler, inanın ki yenilmeye mahkumsunuz! Biz şu elimizde gördüğünüz kitaplardan vazgeçmedikçe, sizden korkup onları saklamaya kalkışmadıkça, onların bizi götüreceği aydınlığı tek aydınlanma saydıkça, inanın ki yenik düşenler hep sizler olacaksınız! Çünkü tarihte, insanlığın tarihi boyunca, hep böyle oldu. Mızraklar ve oklar tükendi, gülleler ve mermiler bitti ama yazı ve yazının sonsuz aydınlatma gücü hep kaldı! Kimi zaman biraz gölgelenir gibi oldu ama sonra hep eski parlaklığına ve gücüne tekrar kavuştu!" (Önce Şairleri Yaktılar)
"... olmak istediğimiz yerler, mutlu olmak için yapmak zorunda olduğumuz şeyler, başarılı olmak için gerekenler... bize her gün gösteriliyor.Etrafımız bunca şeyle doluyken bizim bunlardan başka şeyler düşünmemiz olanaklımı ? İnsancıklar gruplara, ülkelere, birliklere bölünmüşken bunların dışında kalmamız mümkün mü ? Beğenilerimize, isteklerimize, beklentilerimize, nefretlerimize göre gruplara ayrılmışken, ben onlardan değilim, diyebilir miyim ? Satmak, satın almak, satılmak, sattırmak,satılmış olamak, satılacak olmak.Her şey bunların üstüne kurulu... Birileri çıkıp da , 'ben bunların sahte olduğunun farkındayım, eleştirel bakmak lazım, aslında dünya dönmüyor, döndürülüyor, ' dediğinde, eskisi gibi düzen dışına itilmiyor zorluklar görüp acılar çekmiyor, tam tersine onlarada dolaplardan birinde yer açılıyor, kendi, kendi ahlakını üretip istediği eleştirel düşünceyi aktaranlar ve hayatını kendine göre düzenleyenler grubuna dahil olması sağlanıyor. Düzen düzensizliği de içine alıyor... "

Barış Sarhan (Giderayak)
Gezi Parkı'nda toplanan gençliğin hedefleri sadece birkaç ağaç ve binayla sınırlı değildi. Bu gençlik oraya, ellili yılların başından bugüne demokrasi, özgürlük ve eşitlik adına kendisine kuşaklar boyunca gerçek diye benimsetilmeye çalışılmış yüzlerce, binlerce yalanı tasfiye etmek için toplandı. Bugünkü iktidarın bugünün gençliğine artık bugünün ve yarının toplumu gözüyle değil fakat sadece kendisine iman edenlerden oluşacak bir cemaat gözüyle bakmaya kalkışması ise, bardağı taşıran son damla oldu. (Önce Şairleri Yaktılar)
Dünya çocuklarını koruma amacıyla Birleşmiş Milletler bünyesinde oluşturulmuş UNİCEF, her Noel'de ve yılbaşında geliri dünya çocuklarına harcanmak üzere cicili bicili kartlar ve takvimler bastırıp satarken, aynı dünyada yaşayan Iraklı binlerce çocuğun Birleşmiş Milletler ambargosu yüzünden ilaçsızlıktan ölmelerine ne denmeliydi. (İnsana Dönmek)
"Savaş uğruna hiç direnmeksizin göze aldığımız özverileri, barış uğruna da göze almak zorundayız..."

Albert Einstein (Giderayak)
"Sizin yaşadım dedikleriniz, benim hayatımın yanında ancak birer dipnotu olabilir!" (Dokunmak)
Ve -belki bir kez daha- anladım ki artısıyla eksisiyle, ama hakkı tam olarak verilerek, hiç ertelenmeyerek yaşanmışların hiçbiri boşa gitmiyor. (İnsana Dönmek)
Birilerinin yanından sadece geçip gitmeyi birileriyle birlikte yaşamak sananların sayılarının hızla kabardığı bir dünya. (Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler)
Dünya tamamlanmamış bir taslaktır.
van Gogh (Sanat Üzerine Denemeler)
"...Öyle günler vardı ki, tanımadığımız birinin bir bakışı, bir göz kırpışı bizi kendimize getirip uçurumun kenarından geri döndürmeye yetiyordu. Her yerde, en bilgisiz veya karanlık gözlerde bile, katılmanın bize kaldığı bir insan sevgisinin ve bir masumiyetin gizli olduğunu biliyorduk..."
Cesare Pavese (Lanetlenmiş Ağustosböcekleri)
Felsefenin yapılamadığı bir dilde, düşünülebilir mi?
Hem, kim istiyor ki artık bu ülkede gençlerin düşünmesini? Kuşaklardır eğitim politikamızda o gençlere "nasıl düşünmeleri gerektiğini" öğretecek yerde "neleri düşünmeleri, neleri düşünmemeleri gerektiğini" ezberletmek için çaba harcamıyor muyuz? (Bizi Yaşatanlar ve Öldürenler)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bizi-yasatanlar-ve-oldurenler-ahmet-cemal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)