# Boğaziçi'nde Balık - Gündüz Vassaf Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Boğaziçi'nde Balık kimin eseri? Boğaziçi'nde Balık kitabının yazarı kimdir? Boğaziçi'nde Balık konusu ve anafikri nedir? Boğaziçi'nde Balık kitabı ne anlatıyor? Boğaziçi'nde Balık PDF indirme linki var mı?  Boğaziçi'nde Balık kitabının yazarı Gündüz Vassaf kimdir? İşte Boğaziçi'nde Balık kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bogazicinde-balik-gunduz-vassaf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-04-09T22:00:12+03:00
- Güncelleme: 2022-04-09T22:00:12+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/04/09/gunduz-vassaf-kimdir-gunduz-vassaf-kitaplari-ve-sozleri-196874.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Gündüz Vassaf 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750832475 
 Sayfa Sayısı: 194 
--reklam--
Boğaziçi'nde Balık Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Boğaz'da hem zamaniçi hem zamandışı bir yolculuğa çıkaran "balıksırtı" öyküler

Fethedildim
Yağmalandım
Nice donanma demir attı sularımda
Gelen giden bayrak dikti topraklarıma
Bayrağım yok
Dinim yok
Sadakat aramayın bende
Biri gider, öteki gelir
Ben kalırım

İstanbul'da Kedi'den sonra gelen Boğaziçi'nde Balık ile yeni bir ikili, daha önce Gündüz Vassaf'ın kaleminden severek okunan Cehenneme Övgü/Cennetin Dibi ikilisiyle buluşuyor.

Boğaziçi'nde Balık Boğaz'ı ve Boğaz'ın sularında yaşayan balıkları başkahramanı seçerken tarihten, mitolojiden, gündelik yaşamdan beslenen, insanoğlunun her yeri fethetme hırsını hicveden şiirli, bilimkurgusal, gerçeküstü öyküler ve öykülere eşlik eden resimlerle (Komet, Balkan Naci İslimyeli, Argun Okumuşoğlu, Mehmet Güleryüz'ün bu kitaba özel yaptığı resimlerin yanı sıra Oktay Anılanmert, Ali Arif Ersen ve Şiir Özbilge'nin de resimleri yer alıyor) okuru gerçekle düş sınırında capcanlı bir yolculuğa çıkarıyor.

(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Boğaziçi'nde Balık Alıntıları - Sözleri
"Günümüzde bu denli sıkıntı varken, geçmişin acısını yaşamanın ne âlemi var diye sorabilir insan. Zaten tarih denen şey, hangisini açacağımız bize bağlı olan birbiri içine konmuş kutular gibi değil mi?"
Oysa kadınlar bilir. Onlar istemeden olmaz. Kadındır, peşindeki erkeklerden hangisinin onu tavlayacağını seçen.
"Sen nasıl gözüküyorsun senden olmayana?"
Herkes birbirine benzemeye zorlandığından kimse “Kim hain?” diye sormuyor, soramıyor artık.
Kim bilir dünya nasıl gözüküyor sizin gözünüzle dünyaya bakmayanlara ? Sen nasıl gözüküyorsun senden olmayana ? Ve dünyaya nasıl bakacaksın , o başkasının gözüyle kendini bir gün görebildiğinde ?
"Orhan Veli İstanbul'u gözleri kapalı dinlemekte haklı. Yoksa üstünde çöplerin yüzüştüğü bir Boğaziçi'ni yazmaya mecbur kalacaktı."
"İnsan başka türleri yok ederken bindiği dalı kesiyor."
 Paul EHRLICH
"Fethedildim/ Yağmalandım/ Nice donanma demir attı sularımda/ Gelen giden bayrak dikti topraklarıma/ Bayrağım yok/ Dinim yok/ Sadakat aramayın bende/ Biri gider, öteki gelir/ Ben kalırım/" İstanbul'un Sesi şiirinden
Tanrılar Tanrısı Zeus, kıskanç karısı Hera fark etmesin diye metresi lo'yu inege çevirir. Kül yutmayan Hera'nın ineğin peşinden yolladığı at sineği, lo'yu Boğaz boyunca yüzerken kovalar. O günden beri buraya yunanca "inek geçidi"anlamına gelen Bosphorus denir.

Gene bilinir ki, Boğaz boyunca yüzerek kaçmadan önce lo, Haliç'te Zeus'tan bir kız doğurur. Koreassa adlı bu kız da ileride Byzantium'un kurucusu Traklı Byzas'ı doğuracaktır.

Evliyâ Çelebi bu inek hikâyesini kendine göre yontup Kanlıca'nın adı, buranın otunu yiyen ineklerin pembeye çalan sütünden gelir diyerek tarihimizi zenginleştirir.

Baltalimanı'nın adını nasıl aldığındaysa herkes hemfikir. İstanbul'un fethinde bir orman kesip Haliç'e inen gemileri yapan komutanına Fatih, Baltaoğlu adını verir. Ormanın kesildiği yerin adı da olur Baltalimanı.

Emirgân'ın adını da gene bir padişah vermiş. IV. Murad, Erivan'ı savaşmadan kendisine teslim eden Emir Gune adlı İranlı soyluya Boğaz'da toprak bağışlayınca, buranın da adı Emirgân
Kim bilir dünya nasıl gözüküyor sizin gözünüzle dünyaya bakmayanlara ?
Sen nasıl gözüküyorsun senden olmayana ?
Ve dünyaya nasıl bakacaksın , o başkasının gözüyle kendini bir gün görebildiğinde ?
Türlerin devamı,dişinin erkeğini seçmesiyle süregelmiş. Ama erkekler hâlâ kadın tavladıklarını söylüyorlar,kadınlar da tavlanıyormuş gibi yapıyor. Hayat işte. İnsan inancıyla kör kör yaşıyor. Gerçekler bambaşka.
"İnsanlar çok önemsedikleri zekâ konusunda kendileri için birbirinden garip binbir çeşit ölçme aracı geliştirirler."
"Kim bilir dünya nasıl gözüküyor sizin gözünüzle dünyaya bakmayanlara?"
700-725 yılları arası yazıldığı sanılan kitabede,tarihte ilk kez adı geçen Türklerin ordu kurduktan sonra Şantung şehrine,denize ulaştıklarını anlatır.Türklerin balıkla ilk karşılaşması bu yıllara dayanır,ama çok fazla ilgi göstermemiş olmalılar ki Boğaz'a gelip Topkapı'da kendine saray kuran II.Mehmed'in yemek tariflerinde balığa rastlanmaz.
--reklam--
Boğaziçi'nde Balık İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Osmanlı son yıllarında Batılılaşma hareketi içinde düştüğü "aşağılık kompleksi" nedeniyle İstanbul sokaklarında başıboş dolaşan köpeklere tavır alır. Paris, Londra, Roma başkentlerine benzemek isteyenler medeni ülkelerin sokaklarında sahipsiz hayvan bulunmaz düşüncesinden hareket ederek tüm köpekleri yakalayıp Sivriada'ya götürmüşler.
Ulumaları günlerce İstanbul'un her köşesinden duyulan aç biilaç köpeklerin birbirlerine saldırıp yamyamlaşmasına, Avrupada Türklerin barbarlığının bir örneği olarak kaydedilirken, Osmanlı kaş yapayım derken göz çıkarmış. (Notus Gladyus) 
Zamanda Yolculuk Balıkta Son Bulur: Yazar yer yer balıklar üzerinden tarih okuması, yer yer tarih üzerinden balıklar okuması yapmış. Sanırım, tarihi ve balıkları aynı tezgâhta dokumuş demek abartı kaçmayacaktır. Kitap yalnızca bunlardan ibaret değil; çevre kirliliği, politika, rüya/düş gücü gibi konuları (ki bu konular ne kadar apayrı görünse de esasında birbirleriyle bağlantılı konulardır) da barındırıyor.

Dili gündelik dilimize yakın, fotoğraflarla süslenmiş güzel bir eser. Bir çırpıda okudum. Zamanın içindeki mevcudiyetimizi değerlendiriyorsanız, zamanda yolculuk yapmak istiyorsanız tavsiye ederim. (Özkan Eken) 
Boğaziçi'nde Balık: Gündüz Vassaf, bence güncel bir filazof. Tarih, Mitoloji İstanbul ile buluşuyor. Üslubu şahsına münhasır. Her yaştan okuyucuya öneririm.

Bu arada hikayelere eşlik eden resimler çok başarılı. İnsanın zihninde yeni çağrışımlar yaratıyor. (Aydın Meriç) 
--reklam--
Boğaziçi'nde Balık PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gündüz Vassaf - Boğaziçi'nde Balık kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Boğaziçi'nde Balık PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gündüz Vassaf Kimdir?
Liseyi İstanbul Robert Koleji'nde tamamladıktan sonra 1968'de George Washington Üniversitesi'nde psikoloji eğitimi gördü. 1977'de Ankara Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden doktorasını alan Vassaf, uzun bir süre Ankara Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi'nde öğrencilere psikolojik danışmanlık yaptı. Uluslararası Psikologlar Konseyi yönetim kurulu üyeliğinde bulunan Gündüz Vassaf, 12 Eylül askeri darbesinden sonra öğretim üyeliği yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nden istifa etti. Türkiye’de Psikologlar Derneği’nin kurucu üyelerinden olmasının yanı sıra 12 Eylül’e kadar Uluslararası Af Örgütü’nün İstanbul Şubesi başkanlığında, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) yönetim kurulunda yer aldı. O tarihten sonra Kassel, Marburg ve Bremen üniversitelerinde öğretim üyesi, Kanada McGill Üniversitesi Center for Developing Area Studies’de “konuk” akademisyen, Amsterdam’da Averroes Stichting’de klinik psikolog, Viyana’da Institute für Höhere Studium ve Avrupa Bilim Vakfı’nda da konuk araştırmacı olarak çalıştı. Halen çalışmalarını, Amerika Birleşik Devletleri'nde, doğduğu şehir olan Boston, Massachusetts'de sürdürmektedir.

Yazar, psikoloji alanındaki eserlerinden çok, tarihe farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı çalışmalarıyla tanınmaktadır. Radikal gazetesinde Uçmakdere başlığıyla köşe yazıları kaleme almıştır. İnsan, tarih, sosyoloji, popüler kültür konularında her Pazar yayınlanan "Gerçek Orada Bir Yerde" adlı programda Murat Belge ve Şerif Mardin ile birlikte yer aldı.
--reklam--
Gündüz Vassaf Kitapları - Eserleri
Cehenneme Övgü
Cennetin Dibi
Mostari
Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!
Türkiye Sen Kimsin?
Medeniyet, Kültür, Sanat
Annem Belkıs
Leventnâme
Tarihi Yargılıyorum
40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Amerika - Rusya
Daha Sesimizi Duyurmadık
İstanbul'da Kedi
Boğaziçi'nde Balık
Nazım
Ne Yapabilirim?
Yol Arkadaşım
Sınırsız
Mehmet'in Babası Nâzım
--reklam--
Gündüz Vassaf Alıntıları - Sözleri
Toplumsal patolojiye dönüştü satın alma ihtiyacımız.
*sırf en pahalısı diye satın alınan ürünler var. (Medeniyet, Kültür, Sanat)
“Çok yıllar sonra, 50’lerin başında oğlum Gündüz ile beraber Tepebaşı’nda tramvaya bindik, Şişli’ye veya Taksim’e gideceğiz. Yalnız bir kişilik oturacak yer vardı ben de oraya Gündüz’ü oturtup kendim ayakta durdum. Derken biletçi geldi. “Bu çocuk kimin?” dedi. Benim deyince, “Peki” dedi “öyleyse sen otur oraya, çoçuğu da kucağına al.” Oysa Gündüz büyüyordu. Onu bebek gibi kucağıma almak büyük çocuk olduğu için gururunu kırar hala ufak bebek yerine koymak gibi olurdu. Onu yapmak istemedim “İsterseniz ona da bilet keselim” dedim.” (Annem Belkıs)
insana özgü
anlaşamamanın
acizliği
zorunlu kılar
otoriteye mahkumiyetini. (İstanbul'da Kedi)
Tolstoy, Anna Karenina romanına şu ünlü cümlesiyle başlar:

“Mutlu aileler birbirlerine benzer. Mutsuz ailelerin mutsuzluğu kendilerine özgüdür.” (Tarihi Yargılıyorum)
"Devletlerin toprak köşe kapmacasında isimlerimiz bile bizim değil." (Mostari)
Hepimizin aynı saatte, aynı yaşta, aynı hızda öğreneceğimiz üzerine kışla mimarisini kurmuş bir eğitim sistemi daha ne kadar sürebilir? (Medeniyet, Kültür, Sanat)
Kayış kapar kolumuzu 
Kırılan kemik, kan. 

Hani şimdi bizim soframıza 
Haftada bir et gelir 
Ve çocuklarımız işten eve 
Sapsarı iskelet gelir. 

Hani şimdi biz; 
İnanın güzel günler göreceğiz çocuklar 
Güneşli günler göreceğiz. 

Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar 
Işıklı maviliklere süreceğiz... (Nazım)
Annelerimiz, babalarımız, sonra da öğretmenlerimiz kutsaldır mesela. Dinler, dersler, aile terbiyesi bize onların nasıl yüce insanlar olduklarını anlatır. Sonra büyürsünüz ve diyelim çocuk psikolojisi dalında ihtisas yaparsınız. Bu sefer çocukluğunuzda, okulda size ezberlettirilen şiirlerle yücelttiğiniz analar, babalar karşınıza birer canavar olarak çıkarlar. Kimi çocuğunun ırzına geçmiş, çocuk başından geçeni yıllarca içine gömmüştür. Kimi çocuğunu, onlar kendi kendilerini büyütürler havasında, hiç kaale almamış; kimi de çocuklarına, altında hayat boyu ezileceği hedefler koymuştur. Öğretmenlerin beylik laflarla süslenen dokunulmaz yüceliği başka bir yalandır. Çocukların çoğu haksızlığın ne olduğunu ilk onların sınıftaki gaddarca davranışlarından öğrenir. (Medeniyet, Kültür, Sanat)
“Beraberken de özgür olabiliriz,özgürken de bağlılıkla sevebiliriz diyor.” (Annem Belkıs)
dini olsaydı hayvanların
insan olurdu şeytanları. (İstanbul'da Kedi)
Dünya evrenin merkezidir, kıyısına da gitme boşluğa düşersin diyorlar .peki diyoruz daha sonra yok öyle değilmiş diyorlar..ona da peki.bilim gibi tarihte de önceden inanıp sonradan safsata diye baktıklarımızın haddi hesabı yok.. (Cennetin Dibi)
Cami sayısının hızla arttığı Türkiye’de en son ne zaman kütüphane açıldı? Ya da ara sıra uğrayabileceği bir kütüphanenin eksikliğini hisseden kaç kişi tanıyoruz? (Türkiye Sen Kimsin?)
...Ama Türkiye'de tahsilime devam ettiğimde bize evrensel olarak öğretilen insan psikolojisinin, insan zekasının, davranışlarının, aslında hep Amerikan insanı ya da Amerika'da yapılan laboratuvar araştırmalarına göre açıklandığını görünce, bu ülkenin dünya gücü olmasının sırf zenginliği ya da askeri gücüyle açıklanamayacağını gördüm. Hangi davranışımızın normal, hangi vasfımızın zekice olduğu, Amerika'da oluşturulan normlara göre kararlaştırılıyordu. (40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra Amerika - Rusya)
Her şey tanrı adına yapıldığından karşı çıkan yok. (Cennetin Dibi)
Ben yanmasam
 sen yanmasan
 biz yanmasak,
 nasıl
 çıkar
 karan-
 -lıklar
 aydın-
 -lığa.... (Nazım)
Biz
 Tükettikçe
 Eksiliriz. (İstanbul'da Kedi)
Bizi yönetmeye kalkışanlara güvenimizi yitirmemiz aslında kendimize olan güvenimizin belirtisi. (Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!)
Almanya'da 16 yaşında bir Türk kızının Ankara Radyosu'na yazdığı bir mektuptan: "... tek arkadaşım Türkiye'nin Sesi Radyosu'dur. İki yıldır buradayım. Annem ve babam beni sokağa bile bırakmıyor, bütün ev işlerini bana yaptırıyorlar. Bir yere giderken, beni evde kilitliyorlar. Konuşacak kimsem yok. Hep radyo dinliyorum." (Daha Sesimizi Duyurmadık)
Kötümserliğe kapılıp edilgenleştikçe, değişim erteleniyor, düzen sürüyor.
Değişim biziz. (Ne Yapabilirim?)
değerle deşer
insan insanı.
sevdiler mi
silah yaparlar
sevgiyi. (İstanbul'da Kedi)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bogazicinde-balik-gunduz-vassaf-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)