# Brunswick Delileri - Muzaffer Oruçoğlu Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Brunswick Delileri kimin eseri? Brunswick Delileri kitabının yazarı kimdir? Brunswick Delileri konusu ve anafikri nedir? Brunswick Delileri kitabı ne anlatıyor? Brunswick Delileri PDF indirme linki var mı?  Brunswick Delileri kitabının yazarı Muzaffer Oruçoğlu kimdir? İşte Brunswick Delileri kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/brunswick-delileri-muzaffer-orucoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-10-21T15:00:07+03:00
- Güncelleme: 2022-10-21T15:00:07+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/10/21/muzaffer-orucoglu-kimdir-muzaffer-orucoglu-kitaplari-ve-sozleri-338468.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Muzaffer Oruçoğlu 
 Yayın Evi: Babek Yayınları 
 İSBN: 9789757026182 
 Sayfa Sayısı: 374 
--reklam--
Brunswick Delileri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Özgürlüğümü ve yenilenme aşkımı köstekleyen herşeyi koparıp atmak hakkımdır. Bu hakkımı kullanıyorum ben. Hayır, sen özgürlüğünü buduyorsun ! Elini koparıyorsun ! Yaratıcılığın mimarını, dilini koparıyorsun ! İnsanın konuşan ilk dilidir el ! Atılımın ve felsefenin atasıdır el !
--reklam--
Brunswick Delileri Alıntıları - Sözleri
İnsanlar , ölümden sonra kurdukları yaşam teorisini, yaşadıkları gerçekliğin üzerine oturtuyor. Cezasız, cehennemsiz bir yaşam düşünemiyorlar. Kötü, çok kötü.
Okunan her kitap sevinir, çocuk gibi güler.
Okunan her kitabın son cümlesi, sırada bekleyen bir kitabın ilk cümlesine uzanır köprü gibi.
"Bir damla gözyaşında yeryüzünün tüm kitaplarında olduğundan daha çok deha vardır"

Muzaffer oruçoglu
 Brunswick delileri
 Hasan hoca
Özgürlüğümü ve yenilenme aşkımı köstekleyen herşeyi koparıp atmak hakkımdır. Bu hakkımı kullanıyorum ben. Hayır, sen özgürlüğünü buduyorsun ! Elini koparıyorsun ! Yaratıcılığın mimarını, dilini koparıyorsun ! İnsanın konuşan ilk dilidir el ! Atılımın ve felsefenin atasıdır el !
"Sevdiğim kıza ihanet edip, Gonca ile evlendim yirmi yıl önce" diye hüzünlendi Hasan. "Gencecik bir öğretmendim o Zaman. Aşık olduğum kızı bırakıp da , Gonca'yla neden evlendimi anlamış degilim hala"
 Anlatım biçimi ve sesinden, derin acılar işinde olduğunu düşündü Hasan'ın. Geçmişini öğrenmek, bu Adamı keşfetmek, yerli yerine oturtmaktı en iyisi.
 Düğün gecesi, masanın üzerine yığılan hediye paketlerinin yanından geçerken, üzerinde kan paketleri olan bir paket dikkatimi çekti. Kırmızı lekelerin kan mı , boya mı olduğunu çıkaramadım.
Çok merak ettim, ayıp olur diye , düğün salonunda açamadım o paketi. Düğünden hemen sonra, Efesos a balayına gittik. Ne ki rahat edemedim. Paketi düşündüm hep. Eve döndüğümüzde hediyelerin bir Köşede yığılı olduğunu gördük. İlkin arayıp o paketi buldum. Kırmızı bir iple bağlanmıştı. Heyecanla açtım. Beze sarılı bir şeydi bu. Sargıyı yavaş yavaş açarken , gittikçe büyüyen kan lekeleriyle karşılaştım. Korktum. Sonunda karşıma , bilekten kesili, narin bir el çıktı.
Kıza hediye ettiğim gümüş yüzügün, kesik elin yüzük parmağında parladığını görünce ağladım. Avucunun içine "mutluluklar dilerim bir ömür boyu " cümlesini yazmıştı.
 Oturup düşündüm günlerce. Bir gün bana, "seni terkedip bir başkasıyla evlenirsem, düğünüme gelirmisin" diye sormuştu. Gelmem demiştim. "Tebrikli hediye de mi göndermezsin " diye üstelemişti. "Sol elimi bileğimden keser gönderirim demiştim"

 Brunswick delileri
 Hasan hoca
Sicilya Tiranı falarisi anımsadı birden. Bakırdan, boğa biçiminde, dev bir kazan yaptırmıştı bu çılgın Tiran. Yenilen isyancıları çırılçıplak soydurarak bu kazana attırıyor, hafif bir Piliç Ateşiyle, demlendire demlendire ısıttırıyordu. Çığlık, yalvarış, inleyiş, nağra, uluma ve ağlayışlardan oluşan isyancı feryatları, bu bakır boğanın burun deliklerine yerleştirilen flütler sayesinde; falaris prelüdü denilen içli bir ezgiye dönüşüyordu. Başta Yunuslar olmak üzere, yavrularıyla birlikte tüm balıklar, bu ezgiyi duyunca, oldukları yerde durup ağlıyorlardı. İşte o Zaman Deniz, sütliman kesiliyor, balıkların gözyaşlarını emerek tuzlanıyor, daha bir mavileşiyordu. Mayasında acı vardı Akdeniz mavisinin...
"Sevdiğim kıza ihanet edip, Gonca ile evlendim yirmi yıl önce" diye hüzünlendi Hasan. "Gencecik bir öğretmendim o Zaman. Aşık olduğum kızı bırakıp da , Gonca'yla neden evlendimi anlamış degilim hala"
 Anlatım biçimi ve sesinden, derin acılar işinde olduğunu düşündü Hasan'ın. Geçmişini öğrenmek, bu Adamı keşfetmek, yerli yerine oturtmaktı en iyisi.
 Düğün gecesi, masanın üzerine yığılan hediye paketlerinin yanından geçerken, üzerinde kan paketleri olan bir paket dikkatimi çekti. Kırmızı lekelerin kan mı , boya mı olduğunu çıkaramadım.
Çok merak ettim, ayıp olur diye , düğün salonunda açamadım o paketi. Düğünden hemen sonra, Efesos a balayına gittik. Ne ki rahat edemedim. Paketi düşündüm hep. Eve döndüğümüzde hediyelerin bir Köşede yığılı olduğunu gördük. İlkin arayıp o paketi buldum. Kırmızı bir iple bağlanmıştı. Heyecanla açtım. Beze sarılı bir şeydi bu. Sargıyı yavaş yavaş açarken , gittikçe büyüyen kan lekeleriyle karşılaştım. Korktum. Sonunda karşıma , bilekten kesili, narin bir el çıktı.
Kıza hediye ettiğim gümüş yüzügün, kesik elin yüzük parmağında parladığını görünce ağladım. Avucunun içine "mutluluklar dilerim bir ömür boyu " cümlesini yazmıştı.
 Oturup düşündüm günlerce. Bir gün bana, "seni terkedip bir başkasıyla evlenirsem, düğünüme gelirmisin" diye sormuştu. Gelmem demiştim. "Tebrikli hediye de mi göndermezsin " diye üstelemişti. "Sol elimi bileğimden keser gönderirim demiştim"

 Brunswick delileri
 Hasan hoca
Kanla çizilmiş bir sınır hattı canlandı Hasan Hoca'nın hayalinde. Sabahattin Ali'nin yağmalanmış cepleri, kırık gözlüğü, sıcaklığını yitirmiş kanlı kafası canlandı.
--reklam--
Brunswick Delileri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
itiraf etmeliyim ki çok uzun süredir elimde olan bir roman, hem sıkıcı hem merak uyandırıcı.. Felsefik yerleri sıktı beni biraz. ilk defa böyle bir romana denk geliyorum. Okurken bir sürü bilgi öğrenebileceğiniz bir roman. Fakat hakkını vererek okudugumu düşünmüyorum.. Tekrar okuyacagım ılerleyen zamanlarda. Baba ve kızın hayatını anlatan bir roman, bu baba düşünün ki elini kopartan, ruhsal sorunu olmadıgı halde dudagını diken, kafasıyla ayna parçalayan, penisine tel bağlayıp yakmaya çalışan biri.. Baba kızın çalışmaya karşı, dünyaya, insanlığa karşı, tuhaf yaşam öyküsünü okudum. sonunda beklemediğim bir şeyle karşılaştım hala etkisindeyim.. Okumanızı tavsiye ederim. kesinlikle bunca zaman harcanmış bir yapıt (Meltem) 
--reklam--
Brunswick Delileri PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu - Brunswick Delileri kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Brunswick Delileri PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Muzaffer Oruçoğlu Kimdir?
Muzaffer Oruçoğlu,18 mart 1947’de, Kars’ın Göle kazasına bağlı Büyük Zavot köyünde doğdu. Köyünde ilkokul olmadığı için İlkokulun ilk üç yılını komşu köyün (Küçük Zavot) okulunda, bir yılını kendi köyünde, son yılını da Kars’ta okudu. Kars Orta Okulu’nu bitirdikten sonra, Öğretmen okulu sınavlarını kazanarak Rize Öğretmen okuluna, iki yıl sonra da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu hazırlık Lisesine gitti. Bir yıl sonra,
 Fen Fakültesi Matematik Astronomi bölümüne girdi. 67’de içlerinde İbrahim Kaypakkaya’nın da olduğu 9 arkadaşıyla birlikte, Amerikan 6. Filosuna karşı yayınladıkları bildiri gerekçesiyle Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’dan atıldı. 68 öğrenci hareketlerine katıldı. 1969’da Değirmen Köyündeki toprak işgaline katıldı ve tutuklanıp Silivri cezaevine konuldu. 1972’de TKP(M-L) kurucuları arasında yer aldı. 1973’de İstanbul’da yakalandı ve ömürboyu hapse mahkum edildi. Tutsaklık yıllarını şiir ve roman yazarak geçirdi. 13 yıl tutsaklıktan  sonra askere alındı. Askerden 40 gün sonra, mayıs 1986’da firar edip, Yunanistan’a kaçtı. Fransa’da iltica etti. Yeniden roman yazmaya ve resim yapmaya başladı. Politik ve edebiyat dergilerin de makaleleri yayınlandı. 1988’ de evlenerek Avustralya’ya yerleşti. Bu kıtada ilkin iki yıllık resim ve heykel kolejini (Greensborough TAFE COLLEGE - NMIT) bitirdi. Daha sonra Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsüne (RMIT) bağlı, PUBLİC ART bölümünde üç yıl Resim ve Heykel eğitimi yaptı. Şimdiye kadar toplam 6 ülkede altmışa yakın kişisel resim sergisi açtı. 13’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal olmak üzere 30 kitabı yayımlandı. 2011 yılı Abdullah Baştürk işçi edebiyat ödülü ,Grizu 4 ciltlik romanına verildi.Halen Avustralya'da yaşamaktadır.
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu Kitapları - Eserleri
Tohum
Dersim
Çıplak ve Özgür
Mengene
Kangurular
Gül, Demir ve Çığlık
Brunswick Delileri
Grizu 1
Filozof
Newroz
Karyaditler
Grizu 2
Baba İshak Destanı
Uçurum Geyikleri
Grizu 3
Mavi Munzur Masalları
Grizu 4
Çatlaklar ve Kesitler
Büyücüye Mektuplar
Maymun Düğünü
Sevdalı Kız
Mengene
Işıltılar İmgeler
Eşrefoğlu Al Haberi
Denemeler
Devlet ve Komün
Lâl Dili
Aşk ve Işık İçinde
Falaris Prelüdleri
Sanat Edebiyat Yazıları
Dangalak
Demirin ve Ateşin Dilinden
Huruç
Kaypakkaya - Akıl ve Aksiyon Duygusu
Çatlayan Süt Sessizliği
Işıltılar İmgeler
--reklam--
Muzaffer Oruçoğlu Alıntıları - Sözleri
Sevdim mi gözlerim çoğalır, sevdiğimin her yerine dağılır. (Grizu 1)
Gözün geride kalmasın. Zaten yaşadığın kadar yaşadın. Siktir et gerisini. (Grizu 2)
"Dünya değişti. Aletler artık kendi dışlarındaki elleri değil, kendi içlerindeki teri dinliyorlar. Ekmekler büyüyorlar, açlığı ve parayı yiyorlar." (Sevdalı Kız)
Kadının kendi altın krallığını yitirerek köleleşmesi tarihin en hazin, en ilginç ve en büyük öyküsüdür. Mülkiyetin ve mülkiyet duygusunun olmadığı güneşin ve suların, özgürlüğü pırıl pırıl bir kahkahayla selamladığı çağda, kadın insanlığın ikiden çok memelerle sembolize edilen - bereket kaynağı, komünal ve cinsel hayatın biricik kahramanıydı. İlkel insanın gözünde, insan denilen tılsımlı muammayı, doğanın en değerli varlığını, hatta kabileyi doğuruyordu. O kolektif hayatın, aşkın ve sevişmenin tüm alanlarına egemendi. Cinselliğe ilişkin hiçbir tabu, hiçbir kan bağı engeli, buyruk söz konusu değildi onun için. Kendi içinden çıkan tek bir buyruğa uyuyordu sadece; sevmek, istemek ve hoşlanmak buyruğu. (Karyaditler)
“Asırlar geçmiş aradan, bilincimiz, yaratıcı gücümüz, gönencimiz kurtulamamış hâlâ... Kurtulamamış şu lanetli şehvetin, servetin ve şiddetin hükmünden.” (Baba İshak Destanı)
İnançtır bu
Tanı yavrum
Sevaptır pırıl pırıl
Demire tırnakla
Duvara kanla yazılır

Acılardan süzülür
Canı can
Zindan zindan içinde
Beton gülüdür
Bükülmez
Bükülmez yavrum
Cellat suratlara tükürür
Ve alnı şafağa doğru
Darağacına yürür (Demirin ve Ateşin Dilinden)
Acılar kolay unutulur, aynalarda görünmezlerse. (Grizu 1)
"Donsuz dolaş fakat boynunu zalimlerin önünde eğme, bawo." (Dangalak)
Dünyanın tüm güzelliklerini
Davet ettim soframa
Başköşeye kuruldu orostopolluk
Teşrif etti hançeriyle ihanet
Alçaklık yanıma oturdu
Gülümsedi gözlerime gözleriyle puştluk Kadehlerde pırıl pırıl bir rakı
Şerefe dedi şerefsizlik. (Mengene)
-Ama bir bakışta çarpılıp aşık olanlarda var...
-Pek sağlam bir aşk denmez ona. Sağlam aşk, çok yönlü derinlemesine tanımaya dayanır. (Tohum)
Yaktıklarına ben de inanıyorum. Işıyan her şeye saldırıyorlar. Aydınlığın zerreciğinden bile ödleri kopuyor. (Gül, Demir ve Çığlık)
Acıdı galiba
Açtı mazgalı
Tek bir taze incir sundu asker
Tarifsiz bir minnettarlıkla aldım
Masamın üzerine koydum oturdum
Seyrine durdum.

"Korkuyorum," diye fısıldadı incir
"Benzinde safran sarısı ayaklarında zincir
Obur obur bakıyorsun ballanışıma
Yıllardır yememişsin belli ki
Zordur dağılmadan sana direnmek
İçimde var bin kırmızı çekirdek
Kolay değil
Tüm çekirdeklerimi ezerek
Beni yemek." (Lâl Dili)
Her insan, kaçıp sığınabileceği içi boş bir insan arıyordu. (Grizu 3)
“Kitap yasağı, bu tip aydın insanlarda okuma susuzluğu yaratır. Bunlar için en büyük işkence, yasaklarla, kısıtlamalarla yaratılan kitap işkencesidir belki de” diye düşündü. (Gül, Demir ve Çığlık)
"Hataları kavramazsak, hatalar bizi kavrar." (Kaypakkaya - Akıl ve Aksiyon Duygusu)
Savaş, tarihte olduğu gibi şimdide de bir kâr kapısı. Ama İnsanlık kendi tarihinin hiçbir döneminde paraya bu denli düşman ve bu denli de tutkun olmadı. (Çıplak ve Özgür)
Gözlerini gösterme, hemen anlar, çünkü sevdalısın. (Sevdalı Kız)
Kırımlara, yangınlara, sürgünlere hazır olun. (Dersim)
Gece seyrimdesin
Gündüz gönlümde
Unutamam
Vurgunum hasretine
Hasretine gelinim.

Akrep gömecine
Bal işleyensin
Ayva gibi ağlayıp
Nar gibi gülensin.

Öyle melül
Öyle mahzun olma
Uğruna yangın olup
Sevdasına yeldiğim.

Gelir günler gelir
Domurur uç verir bilincin
Başı dik
Kızıl pençeli
Şahin olur güvercin. (Demirin ve Ateşin Dilinden)
Yaşamın katı, geri ve çirkin yanlarıyla çatışmak, yaşamın kendisinden daha güzeldir. (Çıplak ve Özgür)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/brunswick-delileri-muzaffer-orucoglu-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)