# Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! - Sevil Atasoy Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! kimin eseri? Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! kitabının yazarı kimdir? Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! konusu ve anafikri nedir? Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! kitabı ne anlatıyor? Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! kitabının yazarı Sevil Atasoy kimdir? İşte Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bu-ayak-izi-senin-dr-watson-sevil-atasoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-21T20:00:10+03:00
- Güncelleme: 2022-02-21T20:00:10+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/21/sevil-atasoy-kimdir-sevil-atasoy-kitaplari-ve-sozleri-158538.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Sevil Atasoy 
 Yayın Evi: Doğan Kitap 
 İSBN: 9789759915216 
 Sayfa Sayısı: 302 

Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gerçek Suç Öyküleriyle Adli Bilimler

Adli bilimlerin gizemli dünyasında yeniden Sevil Atasoy'la birliktesiniz. Pakistan'dan Peru'ya, Borneo'dan Belçika'ya yüz yıllık uzun bir yolculuğa çıkacak, bu arada Türkiye'den de geçeceksiniz. Karanlık beyinlerin dehlizlerinde dolaşacak, gördüklerinizden ürperecek, kokunun izini sürecek, cansız ve soğuk bedenlere dokunacak, bulutların içindeki mezarları ziyaret edeceksiniz. Bir köşe başında cadılara, şamanlara, medyumlara rastlayacak, bir tepenin ardında, hırsızlar ve sahtekârlarla buluşacak, kefen parçası üzerinde Hz. İsa'nın DNA'sını, buzdolabında Einstein'ın dehasını arayacaksınız.

Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! Alıntıları - Sözleri
Ölüm meleğinin kanat çırpışlarını duyuyorum. Bacaklarım yeterince hızlı koşamıyor.
Bir diğer deyişle, farenin dişisi, kuşlar ve balıklar gibi "Başka bir kadın onu beğenmişse, elbette iyidir, bugün nezleyse yarın düzelir" diyorlar.
Hicbir sey, apacik ortada olan kadar aldatici degildir.
Bilirkisilere rastlayacaksiniz, bir sey bilmeyen.
Pakistan Ulusal Cocuk Haklari Birligi, genc erkegin yasliya hizmetini, sosyal statu gostergesi kabul eder.
Her sey zehirdir, muhim olan dozdur.
Kimi olumler, uzerinden degil on yil, yuzlerce yil gectikten sonra bile tartisilir.
Keske Bay Sherlock Holmes gercek olsaydi da, Londra polis muduru Karindesen Jak'i bir turlu bulamadigindan istifa etmek zorunda kalmasaydi.
Sucluyu, ancak suc islemis olan yakalar.
Kopek burnu yanilmaz, Dr. Watson
Suda bogulmanin tanisi guctur.
Kilisede esneyen cocuk, cadidir.
Basariya gereken sans mi, zeka mi?
Bir kere suc isleyen, tekrar suc isler.
Unlu, zeki ya da yetenekli olanlara mezarda da rahat yok.

Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson! İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ah Sevil Atasoy ! Hayranı olduğum kadın resmen. Bu Ayak İzi Senin Dr Watson kitabında çözülememiş olayları ele alıyor. Dna incelemelerinin henüz yetersiz kaldığı dönemler, Dna bankalarının bulunmadığı hatta yaşanan olaylarda kurbanlar üzerinden elde edilen kanıtların saklanmadığı ve bu sebepler yüzünden birçok masum insanın onlarca yıl haksız hapis yattığını dahada kötüsü idam edilenleri okuyoruz. Gelişen teknolojiyle suçu kanıtlamada farklı yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Ailesi ve mesleği gereği adaletin sağlanmasında adli bilimlerin önemini Sevil Atasoy oldukça ciddi bir şekilde ele almıştır. Ülkemizde Dna analizlerinin yapılamadığı dönemlerde haksız yere suçlanan insanları bulmak adına Masumiyet Projesi'nin de yürütücülüğünü yapmaktadır.
 Görgü tanıklarının yanlış ifadesi yüzünden kararan hayatlar, Hz. İsa'nın DNA'sını buldum diyen sahtekarlar, kan donduran cinayetler, sudan çıkarılan cesetler, ülkemizde doping mevzusu, uyur gezerim diyerek yaptıklarından sorumlu olmadığını iddia eden katiller ve pek çok ilgi çekici olayların derlendiği bir kitap. Bazen tıbbi terminoloji kullanılmışda olsa rahat okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra biyokimya ve adli tıp konularına merak salacağınıza inanıyorum. :) (Büşra Aksu) 
Sevil Atasoy-Bu Ayak izi senin Dr.Watson!

"Çeyrek asırdır sürdürdüğüm bu yolculukta,bana eşlik etmenizi istememin başlıca iki nedeni var. Ilki ,bilim ve teknolojinin adalete katkısını,adli bilimlerin cazibesi ve vazgeçilmezliğini, her ayrıntısı gerçek olan suç öyküleri ile size  aktarmak . Diğeri ve kanımca daha da önemlisi,içinize kuşku tohumları ekerek, tıpkı hayali hayali detektiv Sherlock Holmes'un,yardımcısı Dr.Watson'a dediği gibi "Hiç bir şey, apaçık ortada olan kadar aldatıcı değildir" demenizi sağlamak.
Sevil Atasoyu Arzunun paylaşımından ve '"Kanıt" dizisindən tanımağa başlamışam. Cinayətlərin tapmaca kimi çözülərək tapılması  cəlbedici,əyləncəli və primitiv sujet kimk görünsə də ,içində təkcə məntiq yox,həm də müraciətdə deyildiyi kimi kimya,biologiya,riyaziyyat,bir sözlə digər elm sahələri və zamanla inkişaf edən yeni-yeni peşə sahələri və texnoloji inkişaf da təqdim edilir.
Hamimizin sevimlisi ,kitablari sevməmizə şərait yaradan "Sherlock Holmes" macəralarinin yazıçısı A.C.Doyle isə 19 əsrdə yazdığı əsərlərində təqdim etdiyi ,öz dövründə hələ kəşf edilməmiş  tibbi ekspertə əsaslanan analizlərinin olması məni təəccübləndirdi.
Doğrusu  Conatan Svift, Jül Vern kimi macəra janrindaki əsərləriylə dövrünü qabaqladiğini  ve bir neçə elmə aid elmi  baxış bucaği olduğunu əsərlərində istifadə edildiyini görsəm də A.C.Doyle ilk oldu. Bu soyuduğum detektiv əsərlərə yenidən qayıdışımı körüklədi deyəsən. Bu soyuqluğu sırf son zamanlarda detektiv janrinin qruplarda ön yarğıyla tənqid edilməsinə də bağlıdır. Və təbii ki, bəzi yazıçılarin açıq formada bəlli olan başqalaeinin üsullarini,hətta yazisini kopyalamasina da bağlana bilər.
Amma ,Sevil xanimin bu kitabindan sonra əminəm ki,həm detektiv əsərlərə,həm də digər fikir vermədiyimiz,bilmədiyimiz digər peşə sahələrinə də,dəqiq elmlərə,xüsusən kimya,biologiya,fizika kimi elmlərə maraq yaranacaq. Istər -istəməz bu qədər bilgisizlikdən təəssüf etdim doğrusu.
Kitabda qeyd edilən cinayətlər cinayətkar axtarilmasindan daha çox elmi araşdirmalar və psixoloji profaylinqlə analizlərə əsaslanır.
Sanildiği kimi detektiv deyil ,real hadisələrə əsaslanir. İçində qədim tarixlərə geri dönüşlər də var.
Elmə ,peşə seçiminə daha şüurlu yanaşmaq üçün əla kitabdir məncə. (Sabina Rahimi) 

Kitabın Yazarı Sevil Atasoy Kimdir?
Sevil Atasoy (d. 1949, İstanbul), İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü öğretim üyesi olan Türk bilim kadını. Prof. Dr. Şemsi Gök ve Dr. Ferda Gök'ün kızıdır.

Alman Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi'nde yüksek tahsilini tamamladı "Tıp Bilimleri" doktorası yapan Sevil Atasoy, biyokimya uzmanı oldu.

Türkiye'de, DNA delilleri ve kriminal laboratuvarların gelişmesine katkısı nedeniyle "Yılın Bilim İnsanı Ödülü"ne lâyık görüldü.

2005 - 2010 arasında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Üretiminde Tahminler Daimi Komisyonu üyeliği ve Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu başkanlığı (2010) yaptı.

1980-1993 yılları arasında T.C. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi başkanlığını üstlenen Atasoy, 1988-2005 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü'nün müdürlüğünü yürüttü ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaptı.

İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen Atasoy, Hürriyet Gazetesi'nin Pazar ekinde "Delil Avcısı" adlı sayfada 250 kadar gerçek suç öyküsü yayınladı
Okan Bayülgen'le birlikte yürüttüğü Muhabbet Kralı adlı talk show programıyla İsmail Cem ödülünü aldı.

Temmuz 2010'dan itibaren Kanal D'de yayınlanan Kanıt adlı eğlendirici-eğitici polisiye dizinin konsept ve hikaye danışmanıdır.
Uluslararası Adli Bilimler Merkezi'nin ortağı, Teşvikiye Laboratuvarı ve Atasoy Danışmanlık şirketlerinin sahibidir. Masumiyet Projesi (Innocence Project)

Sevil Atasoy Kitapları - Eserleri
Kusursuz Cinayet Yoktur
Labirent
Acayip İşler
Her Çikolata Yenmez
Karanlığa Yolculuk
Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler

Yeraltındaki Melekler, Yerüstündeki Şeytanlar
Çürük Elmalar Masum Mahkumlar
Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson!

Sevil Atasoy Alıntıları - Sözleri
Ister Douglas ve Ressler'in orijinal tanımlaması gibi Criminal profilleme deyin, isterseniz daha sonraki adlarıyla psikolojik profilleme, davranış profillemesi ya da soruşturmacı profillemeyi tercih edin, izlenen 5 basamaklı yol hep aynıdır. Bunlar delil toplama, sınıflama, suçla ilgili davranış dizisinin rekonstrüksiyonu, saldırgana ait bir imza varlığının yada varsa kişisel özelliklerinin saptanmasıdır.
Toplanan bilgiler, artık önceki çalışmalardan elde edilen deneyime dayalı olarak değil, gelişmiş matematik formüller kullanılarak değerlendiriliyor. Coğrafi bilgi sistemlerinden de yararlanılarak bir profil oluşturuluyor. (Yeraltındaki Melekler, Yerüstündeki Şeytanlar)
Türkiye'nin iki katına varan yüzölçümüne karşılık, nüfusu ancak dörtte birimiz olan Sincan'da (Doğu Türkistan), Uygurların yanı sıra Kazak ve Kargu gibi Türki topluluklarla Han, Hui, ve Mogollar da yaşıyor. Ancak Müslüman olan Uygurlar en kalabalık etnik grup ve Çin'in genel nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Hanlar ile hiçbir genetik ortaklıkları bulunmuyor. (Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler)
Pakistan Ulusal Cocuk Haklari Birligi, genc erkegin yasliya hizmetini, sosyal statu gostergesi kabul eder. (Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson!)
Aslında, erkek gibi davranmayıp, cinayet silahı olarak tabanca ya da bıçağı değil, ilaç ve zehirleri tercih ettiklerinden, birçok kadın katil hiç yakalanmamış olabilir. (Karanlığa Yolculuk)
Korkaklar her gün, cesurlar bir kez ölür. (Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler)
Keske Bay Sherlock Holmes gercek olsaydi da, Londra polis muduru Karindesen Jak'i bir turlu bulamadigindan istifa etmek zorunda kalmasaydi. (Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson!)

"Hiçbir şey apaçık görünen kadar aldatıcı değildir" demiş Sherlock Holmes'in yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle. (Her Çikolata Yenmez)
Her sadist bir mazoşist, her mazoşist bir sadisttir (Kusursuz Cinayet Yoktur)
Hiçbir şey, apaçık ortada olan kadar aldatıcı değildir.

“Boscombe Vadisinin Gizemi”nde Sherlock Holmes, Dr. Watson’a, (Karanlığa Yolculuk)
Şu gerçeği kabul etmeliyiz ki, ünlü bir seri katil etkili ve ekonomik biçimde iki ihtiyacı karşılar: Ölüm ve şöhret. (Çürük Elmalar Masum Mahkumlar)
Roman yazabilmek için mi öldürdüler yoksa cinayeti işledikten sonra romanını mı yazmak istediler, bilinmez. (Çürük Elmalar Masum Mahkumlar)
2008'in son günlerinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, açık ve net biçimde, hüküm giymemiş kişilerin parmak izi ve DNA bilgilerini bir veri tabanında sonsuza kadar tutmanın insan haklarına aykırı olduğuna karar verdi. 19 yargıcın oybirliği ile verdiği bu karar, hükümetlerin ellerindeki verilerin bir bölümünü (şüpheli olduklarından parmak izi ve DNA'sı alınmış, ancak olayla ilgisi bulunmadığı anlaşılmış kişilerin bilgilerini) silmek zorunda olduğunu ve Avrupa Konseyi'nin 47 üyesinden biri olan İngiltere'nin de buna uyması gerektiğini belirtti. Yazımın başında sözünü ettiğim, hırsızlıkla suçlanan ama beraat eden küçük S. ve kız arkadaşıyla tartıştığı için tutuklanan, ancak kız şikâyetini geri alınca davası düşen Michael Marper'e 42 biner İngiliz Lirası tazminat vermeye mahkûm etti.
Bununla birlikte AİHM, İngiltere'nin İskoçya örneğinin de izlenebileceği sinyalini verdi.
İskoçya, bir cinsel ya da şiddet suçu olmadığı takdirde, beraat eden ya da soruşturmaya uğramayan kişilerin bilgisini bankasından siliyor. Ancak silinceye dek üç yıl bekleme izni var, yargıç kararıyla bu süreyi beş yıla uzatabiliyor. (Her Çikolata Yenmez)
Sung Tz’u, bundan tam 762 yıl önce yazdığı Hsi Yuan Çi Lu (Hataları Yıkamak) adlı kitabında, bir çeltik tarlasında bıçaklanarak öldürülen adamın öyküsünü anlatır. Cesedin bulunuşunun ertesi günü, Sung Tz’u, köylülere ellerindeki orakları yere bırakmalarını söyler. Sinekler oraklardan birine üşüşünce, Sung Tz’u katilin kim olduğunu bulur. (Ölenin küçük bir doku parçası, bıçağın üzerinde kalmış olsa gerek.) Yazarın anlattığına göre, köylü hem suçunu itiraf eder, hem de öylesine şaşalar ki “kafasını yerlere vurur”. (Karanlığa Yolculuk)

Evet her insan kötü, her insan yalancı
Şeytani dilleriyle kara ruhlar korosunda
Yüzsüzce tutturmuşlar bir şarkı (Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler)
İmkansızı eledikten sonra geri de kalan ne kadar akıl dışı gelse de gerçek olmalıdır. Sherlock Holmes (Çürük Elmalar Masum Mahkumlar)
Interpol verilerine göre, son 30 yılda ülkemizden yüz bin şahin ve beş yüz bin şahin yumurtası kaçırıldı. İyi eğitilmiş bir şahinin 5000 ila 50000 dolar arasında alıcı bulduğu düşünülürse, bilim adamı, diplomat ya da turist kisvesi altında, lüks otolarla Kayseri’nin Sultansazlığı civarında neden dolaşıldığı anlam kazanır.
Bu bölgede 2005 eylülünde, ara sıra olduğu gibi, gene yangın çıktı. Yangının çıkış nedeni “Kırık cam şişelerinin taban bölümleri güneş ışıklarını, kuru ot ve sazlara mercek gibi yansıtarak yangına sebep olmuştur. Bölgede yapılan incelemelerde yangına sebep olan cam şişe parçaları bulunmuştur.”şeklinde açıklandı. Umarım ele geçen cam parçaları, piknikçilerin aşka gelip, şişe kırdığı şeklinde yorumlanmadı ve yangın çıkartmak amacıyla kasten oraya yerleştirildiği varsayılarak, şüpheliler bulunduğu takdirde, kimin eliyle kırıldığını kanıtlayabilmek üzere, kriminal laboratuvarlara gönderilerek inceletildi.
 Öte yandan, şahin peşinde olanların her zaman Karacaoğlan misali, “Ben bir şahan olsam sen bir balaban, alsam cırnağıma çıksam yola ben” diyerek masum türküler söylemediğini, eğitimli şahinlerin Güney Amerika’da kokain ve Batı Asya’da eroin kuryeliği yaptığını da unutmamak gerek.
. (Labirent)
En iyisi bilmediğini bilmektir. Bilmediğin halde bilir gibi yapmak bir hastalıktır.
Lao - Tzu (Çürük Elmalar Masum Mahkumlar)
Basariya gereken sans mi, zeka mi? (Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson!)
Ukrayna asıllı İsrail vatandaşı 31 yaşındaki Wolfman'ın Kıbrıs ve Ortadoğu'da organ ticareti yaptığı, Türkiye'de de bu faaliyetlere başladıkları ve yeni hedeflerinin ise Türkiye'deki mülteci Suriyeliler olduğu ileri sürüldü. Tahran kaynaklı Fars Haber Ajansı'nın 1 Ağustos 2017 tarihinde geçtiği, doğruluğu kanıtlanamayan bir ha­bere göre, şimdilerde Halep'in kuzeyinden kaçırılan çocuklar Ga­ziantep, Kilis ve Urfa hastanelerinde organ nakli için kullanılıyor. (Züppe Kocanın Şarkıcı Karısı ve Başka Nahoş Gerçekler)
19. yüzyıl sonlarında Orta Avrupa, Fransa ve kısmen Amerika'da absent, çok modaydı. Sayısız sanatçı ve edebiyatçı, yaratıcılığını geliştirmek amacıyla, yüksek ayaklı bir cam kadehe absent doldurdu, üzerine delikli bir kaşık, kaşığa bir kesme şeker yerleştirdi, buz gibi su dökerek hem şekeri içkiye kattı, hem absentini seyreltti ve bundan ciddi biçimde zarar gördü. Bu arada, Yahya Kemal Beyatlı'nın da, Paris'te geçen gençliğinde sıkı bir absentçi olduğunu ve bundan "Büyü Şiir"de söz ettiğini belirtelim. ("Paris'te genç iken koyu Baudelaire'perest idim / Balkon'la, Yolculuk'la, Güzellikle mest idim. Sinmişti şi'ri ruhuma ulvi keder gibi / Absente damla damla sızan şeker gibi.")
Toplumlarda yaşanan şiddetin sorumlusu olarak da görülen absent, 1900'lerin ilk yıllarında, 82 bin İsviçrelinin imzasıyla önce bu ülkede, ardından Avrupa'nın hemen tamamında ve Amerika'da yasaklandı. 1988'de Avrupa ülkelerinde, 2007'de Amerika'da satışı yeniden serbest bırakıldı.
Van Gogh, Degas, Toulouse-Lautrec, Picasso, Edgar Allen Poe ve Charles Baudelaire gibi pek çok ünlüde gözlenen algı, duygudurum, bilinç ve davranış değişiklikleri, içtikleri fazla miktarda absente bağlanır. (Her Çikolata Yenmez)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bu-ayak-izi-senin-dr-watson-sevil-atasoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)