# Bu Bir Çağrıdır - Yaşar Kemal Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bu Bir Çağrıdır kimin eseri? Bu Bir Çağrıdır kitabının yazarı kimdir? Bu Bir Çağrıdır konusu ve anafikri nedir? Bu Bir Çağrıdır kitabı ne anlatıyor? Bu Bir Çağrıdır kitabının yazarı Yaşar Kemal kimdir? İşte Bu Bir Çağrıdır kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bu-bir-cagridir-yasar-kemal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-02-16T14:00:22+03:00
- Güncelleme: 2022-02-16T14:00:22+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/02/16/yasar-kemal-kimdir-yasar-kemal-kitaplari-ve-sozleri-154086.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Yaşar Kemal 
 Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları 
 İSBN: 9789750821998 
 Sayfa Sayısı: 161 

Bu Bir Çağrıdır Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Ne söylense sanki duyan yok, gören yok" diyen Yaşar Kemal, yeni kitabı Bu Bir Çağrıdır'da 20 yıldır yaptığı barış çağrısını yineliyor.

Yaşar Kemal'in Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Bu Bir Çağrıdır kitabı, büyük yazarın 1992'den bu yana, inatla, kimi zaman özlemle, kimi zaman öfkeyle ve her zaman umutla dile getirdiği demokrasi, insan hakları ve barış çağrılarını, uyarılarını ve söyleşilerini, bu konulara dair yazılarını bir araya getiriyor.
Yaşar Kemal, 1993 yılında yazdığı, "Demokrasi Yalanı" makalesinde "Gerçek bir demokrasiye ulaşmak kolay olmuyormuş. O da, kan ve gözyaşı istiyormuş. O da, akıl ve düşünce çabaları istiyormuş. Gerçek bir demokrasiye ulaşmak bir topluluğun, birkaç topluluğun iyi niyetli çabasıyla gerçekleştirilemiyor. Dışarıdan demokrasi de bir süs olaraktan, bir yalan olaraktan kalıyor. Demokrasiyi bilinçlenmiş halklar yaratır. Çünkü demokrasiyle yönetilmek en çok onun çıkarınadır" diyordu.

Bu ülke bir kardeşlik toprağıdır, bu topraklardaki bütün kültürlerin, dillerin ve her doğa parçasının üstüne titrememiz gerekir vurgusunu yapan yazar, Kürt sorunu Türkiye'nin çağdaşlık sorunudur, Kürt sorunu Türkiye'nin demokrasi sorunudur, Türkiye'nin bütünlüğünün korunması gerekir ve bir kardeş kavgasında kazanan olmaz diyordu.

Yaşar Kemal, askeri operasyonların hızlandığı, siyaset söylemine şiddetin hakim olduğu 1995 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanırken hakimlere şöyle sesleniyordu: "Benim yazılarım halkımıza birer çağrıdır. Öncelikle batıdaki, doğudaki çocukları, savaşta ölmüş anaları çağırıyorum. Bu savaş en çok sizin yüreğinizi yaktı. Herkesi çağırıyorum, sayın yargıçlar sizleri de bu savaşı durdurmak isteyenlere katılmaya çağırıyorum. Bu ülke hepimizindir ve bu ülke insanlık tarihinde çok uzun yaşamaya layıktır. Hem de onuruyla yaşamaya ... Unutmayalım ki, bir ülkenin insanlarının onuru en azından toprağı kadar kutsaldır."

Bu Bir Çağrıdır kitabının önsözüne "Böyle çağrıları çok yazdım, yirmi yıldır yazdıklarımı bir araya toplayarak bir daha çağrıda bulunayım dedim. Ne söylense sanki duyan yok, gören yok" diye başlayan yazar, "Gençliğimde, gazetecilik yıllarımda Çanakkalede, Kurtuluş Savaşında birlikte savaşmış Türkleri de, Kürtleri de, onların sevgi ve dostluk dolu anılarını da çok dinledim. Bugün onların çocukları, torunları böyle bir kardeş savaşını kabul etmemeli. Etmiyorlar da. Bu savaş inanılmayacak kadar uzun sürdü. Türkler de Kürtler de bu savaşın bitmesini istiyorlar, bundan kuşkum yok" diyor.

Yazar, 'Türkiye Barışını Arıyor' başlıklı yazısına Gazi Mustafa Kemal'in 1923 yılında İzmit'te yaptığı basın toplantısındaki konuşmasından bir alıntıyla başlıyor ve ekliyor: "Savaşın ne zaman çıkacağını beklemek, ölümü beklemek gibidir. Savaşlar insanların ölüm fermanıdır. Savaşlar, üstünde yaşadığımız toprakların, doğamızın ölüm fermanıdır."

Bu Bir Çağrıdır Alıntıları - Sözleri
Kurulduğundan beri bu ülkede düşünce suçu en ağır suçlardan biri sayıldı ve insanlar bu yüzden süründü, öldürüldü, sürüldü.
Yakında insanlık belki de bir söz icat edecektir, "demokrasin kadar onurlusun."
Sahi bizde hiç mi akıl, hiç mi insanlık kalmadı..
Ben de bütün sıradan insanlar gibi korkağım. Hele, binlerce faili meçhulü sırtında taşıyan bu devletten ödüm kopuyor. Faili meçhul şimdiye kadar üç bine ulaşmışsa niçin üç bin bir olmasın?
Dünya binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her çiçeğin bir rengi, bir kokusu vardır. İnsanlık, her kültürün üstüne titremelidir. Binlerce kültür çiçeği, birini koparırsak, insanlık bir kokudan, bir renkten yoksun kalır.
Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde. Gelin de doğru dürüst bir demokratik düzenin kurulması için aklımızla, yüreğimizle elele verelim.
Bu bir çağrıdır.
Sözüm sizedir.
Mehmed Uzun'un romanlarını okuduğumda çok şaşırdım , bir dilin ilk romanı böylesine ustalıkla , böylesine zengin bir dille , üstelik de gelişmiş bir roman dili yaratarak nasıl yazılmış , diye . Mehmed'in yeteneğinin , geniş kültürünün elbette bunda payı büyüktür.
 Mehmed'in dili, usta , yeni bir roman dilidir ve Mehmed bu dille yalın, yeni betimlemeler yazar ki , insanı bu yalın dille öylesine büyüler ki, insan bu büyünün içinde döner durur. Romanlarının tipleri de sağlamdır. Betimlemeleri, göze batmadan , insanın haberi olmadan , destanların dili gibi örülmüştür.
Her savaş adı ne olursa olsun , bir yıkımdır, insanların ölüm fermanıdır, üstünde yaşadığımız toprakların , doğamızın ölüm fermanıdır, insanlığımızı çürütür, vicdanımızı çürütür.
Dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir. Her çiçek bir renk , bir çeşitlilik, bir koku taşır . O bin çiçekten biri eksik olursa insanlık kültürü bir renk , bir koku yitirir. Yüz tane yitirirse insanlık kültürü fakirleşir. Emperyalizme kadar kültürler hep birbirlerini beslemiş,birbirlerinin gelişmesine, zenginleşmesine yardımcı olmuştur.
insanın katlandığına dağlar katlanmaz.
Ülkelerin türkülerini yaratanlar
Kanunlarını yaratanlardan daha güçlüdür
Nazim Hikmet'e çok hayrandım . Daha Adanadayken Şeyh Bedreddin Destanı 'nı okudum . Bu destanda bir şeyler , başka şairlerde olmayan bir şeyler vardı , bir türlü uzun bir süre ne olduğunu çıkaramadım . Destanı o kadar çok okumuştum ki , birçok yerini ezberlemiştim. Bir gün işin farkına vardım. Ondaki dil zenginliği Anadolunun , benim dilimin zenginliğiydi. Dilimizi bir iyice yoğurmuştu. Üstelik zenginleştirilmişti. Üstelik bu destanda sözlü edebiyatın , Karacaoglanın, Dadaloğlunun, Yunusun kokusu vardı . Ve Nazim Hikmet bizim dilimizden yeni, zengin , görkemli bir şiir dili yaratmıştı.
Bir insana ne yaparsanız yapın , bir insanın bir halkın onuruyla oynamayın!
En kötü insanda bile bir iyi yan arar, bulur, o insanı,
o küçücük iyi yönüyle sevmeye, anlamaya çalışırdı. En koyu karanlıkların sonunda, en ucunda bir ışık arar, bulur, en yoğun karamsarlıkta bir umut parlatırdı.
Dil istemek, konuşabilmek değildir. Bir topluluğun bir dili olması, salt konuşmakla olmaz. O dilin sözlü ya da yazılı edebiyatı olur.

Bu Bir Çağrıdır İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu yapıt 1992- 2009 arası Yaşar Kemal'in Kürt Sorunu özelinde Türkiye'de demokrasi arayışlarına ilişkin yazıları, röportajları ve konuşmalarını içeriyor. Yaşar Kemal 21. YY için "İnsan Hakları Yüzyılı" diyor. Bu yüzyıl için büyük umutlar besliyor. Şahsen ben bu kadar umutlu değilim. "Bu iki halk düşman değil" diyor ama bence düşmandan da beteriz artık. İnsan okurken gerçekten hayret ediyor. En eskisi 28 yıl, en yeni yazısı bundan 11 yıl önce. Toplum olarak iki ileri bir geri gitsek dahi epey yol almamız gerekirken bir arpa boyu kadar yol alamadığımızı görünce şaşkınlık ve üzüntü duydum. Ne diyeyim ki. Bi 20 yıl sonra da aynı şeyleri konuşuruz biz nasılsa. (Umut) 

Kitabın Yazarı Yaşar Kemal Kimdir?
Yaşar Kemal (d. Kemal Sadık Gökçeli,] 1923; Gökçedam, Osmaniye), Kürt asıllı Türk romancı, senaryo ve öykü yazarı. Türk edebiyatının en önde gelen kalemlerinden biridir. İlk öykü kitabı Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü ile ilk romanı İnce Memed, Cumhuriyet'te tefrika edildi. İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı ve kitaplarının yurtdışındaki baskısı yüz kırktan fazladır.

Yaşar Kemal pek çok yapıtında Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk yazardır.

Çocukluğu
Yaşar Kemal, Nigâr Hanım ile çiftçi Sadık Efendi'nin oğlu olarak aslen Van-Erciş yolu üzerinde ve Van Gölü'ne yakın Muradiye ilçesine bağlı Ernis (bugün Ünseli) köyünden olan bir aileden dünyaya geldi. Kendi anlatımına göre bir Türkmen köyünde tek Kürt ailenin çocuğu olarak doğup büyüyen Yaşar Kemal, evde sadece Kürtçe köyde ise Türkçe konuşurdu. Ailesi, Birinci Dünya Savaşı'ndan dolayı Adana'nın Osmaniye ilçesine bağlı Hemite (bugün Gökçedam) köyüne yerleşti. Beş yaşındayken, babasının camide öldürülüşüne tanık oldu. Orta okul döneminde çeşitli işlerde çalıştı. Kuzucuoğlu Pamuk Üretme Çiftliği'nde ırgat kâtipliği (1941), Adana Halkevi Ramazanoğlu kitaplığında memurluk (1942), Zirai Mücadele'de ırgatbaşlığı, daha sonra Kadirli'nin Bahçe köyünde öğretmen vekilliği (1941-42), pamuk tarlalarında, batozlarda ırgatlık, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük yaptı.

Sanat hayatı

1978 yılındaki yaptığı bir söyleşide sanat çalışmalarına ilkokula başlamadan önce şiirle işe koyulduğunu ve okula başladığında "yaşlı halk şairleriyle çakıştığını" anımsadığını belirtti. İlkokulun son sınıfındayken arkadaşı Aşık Mecit, çok iyi saz çalarken kendisi annesinden ötürü sazı "berbat" çalmaktaydı. Bunun nedenini şu sözlerle dile getirdi:

"Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum."

Ortaokuldan ayrıldıktan sonra folklor derlemelerine başladı ve 1940-1941 yılları arasında Çukurovadan ile Toroslardan derlediği ağıtları içeren ilk kitabı olan Ağıtlar, Adana Halkevi tarafından 1943 yılında yayınladı. 1944 yılında ilk hikâyesi Pis Hikâye'yi yayınladı. Bunu, Kayseri'de askerlik yaparken yazmıştı. Bebek, Dükkâncı, Memet ile Memet öyküleri 1950'lerde yayımlandı.

Kemal Sadık Göğceli adı ile çeşitli yayımlarda yazarken Yaşar Kemal adını Cumhuriyet gazetesine girince kullanmaya başladı. 1952 yılında yayımlanan ilk öykü kitabı olan Sarı Sıcak'ta da yer alan Bebek öyküsü burada tefrika edildi.

1947'de İnce Memed'i yazdı fakat yarım bıraktı ve 1953-54’te bitirdi. Romanı yazma nedeni eşkiya olan ve dağda vurulan amcasının oğlunun vurulması olduğunu 1987 yılındaki bir söyleşisinde belirtti. Ayrıca aynı söyleşide, çocukluğunun eşkiyalığın içinde geçtiğini, dayısının "en büyük" eşkiyalardan biri olduğunu, o çevrede 1936'lara kadar beş yüze yakın eşkiya bulunduğunu ve bunlardan birinin de Kurtuluş Savaşı'nda Kadirli'yi ilk örgütleyenlerden olan Karamüftüoğlu ailesinden ünlü Remzi Bey olduğunu söyledi. Remzi Bey'in kendisine, ilk İnce Memed hikayesinde "Çakırdikeni" diye yer alan diken hikâyesini anlattı ve Yaşar Kemal'le "eşkıyalığın felsefesini" yaptı.

Yaşar Kemal'in dünyada ilk kez yayımlanan seri, Bebek öyküsüdür ve önce Fransızcaya, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye ve diğer dillere çevrildi.

Siyaset

17 yaşından bu yana sosyalist politikanın içindedir. 1961 Anayasası'ndan sonra kurulan Türkiye İşçi Partisi'ne 1962'de katıldı. Emekçi sınıfının tamamen yönetime gelmesini isteyen Kemal, TİP'te sekiz yıl çalıştı ve yöneticilerden biriydi. 1987'deki bir söyleşisinde Türkiye'de bir Marksist partiye ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Aynı söyleşideki "Nasıl bir sol modelden yanasınız?" sorusuna, şu cevabı vermiştir:

"Her ülke sosyalist modelini kendisi kurar. Sovyetlerin 70 yıldır yaşama geçmiş modelini kabul edemeyiz. Yüzde yüz bağımsızlıktır sosyalizm. Kişi bağımsızlığı, ülke bağımsızlığı, politik bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, özellikle de kültürel bağımsızlık... Sosyalizmin başka bir anlamı yok benim için. Bu çağa gelinceye kadar kültürler birbirlerini beslemişlerdir, yok etmemişlerdir. Oysa çağımızda, kültürler kültürleri yok etmek için, bilinçli olarak kullanılmışlardır, emperyalistler tarafından. Benim için dünya bin çiçekli bir kültür bahçesidir; bir çiçeğin bile yok olmasını, dünya için büyük bir kayıp sayarım."

TİP'ten ayrılan yazar, nedenini partinin niteliğini yitirmesine, bürokratların eline geçmesine ve emekçilerden kopmasına bağladı. Sovyetler Birliği çökmesinin, sosyalizmin de çökmesi değil, tam tersine dünya sosyalizminin zaferi olduğunu 1993'teki bir söyleşisinde dile getirmiştir.

Temalar
« Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım. [...] Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim. Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. »

Yaşar Kemal'im edebi çalışmalarında halka dönük bir düşünce hakim oldu ve bunu, bir yerde politik düşünce ile birleştirerek yürüttü. Yapıtlarıda halk şiirinde, epopelerde olduğu gibi insan değerlerinden kopmamaya çalıştı. Yaşar Kemal, siyasi görüşü ile sanatının paralel olduğunu, "halk ve doğa"ya inandığını, sanatının proletaryanın çıkarlarının emrinde olduğunu dile getirmiştir.

Yaşar Kemal Kitapları - Eserleri
Teneke
Çakırcalı Efe
İnce Memed 1
İnce Memed 2
İnce Memed 3
İnce Memed 4

Ağacın Çürüğü
Ağıtlar
Ağrıdağı Efsanesi
Al Gözüm Seyreyle Salih
Yılanı Öldürseler
Çıplak Deniz Çıplak Ada
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana

Karıncanın Su İçtiği
Tanyeri Horozları
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Yusufçuk Yusuf
Allahın Askerleri
Hüyükteki Nar Ağacı
Zulmün Artsın

Üç Anadolu Efsanesi
Binboğalar Efsanesi
Ortadirek
Denizler Kurudu
Kuşlar da Gitti
Deniz Küstü
Tek Kanatlı Bir Kuş

Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Yağmurcuk Kuşu
Kale Kapısı
Kanın Sesi
Ölmez Otu
Yer Demir Gök Bakır
Gökyüzü Mavi Kaldı

Sarı Sıcak
Yanan Ormanlarda Elli Gün
Nuhun Gemisi
Peri Bacaları
Bir Bulut Kaynıyor
Neredesin Arkadaşım
Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne

Baldaki Tuz
Bugünlerde Bahar İndi
Yolda
Yağmurla Gelen
Binbir Çiçekli Bahçe
Pis Hikaye
Kalemler

Ustadır Arı
Bu Bir Çağrıdır
Yüzler
Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor
Dağın Öte Yüzü
Beyaz Pantolon
Sarı Defterdekiler

Don Quijote ve Roman Sanatı
Bu Diyar Baştan Başa
Röportaj Yazarlığında 60 Yıl
Yeşil Kertenkele
İnce Memed
Taş Çatlasa
Çukurova Yana Yana

Teneke, Sarı Sıcak, Pis Hikaye ve Ötekiler
Bütün Hikayeler
Memed, mein Falke
Van

Yaşar Kemal Alıntıları - Sözleri
" Keşke zelzelede ölseydik de bu hallere düşmeseydik." (Nuhun Gemisi)
İçinden her şeyi bırakıp kaçmak geldi. Yapamadı. (Beyaz Pantolon)
Kaçamıyordu kimseden, kendini yitirip gitmişti. (Yılanı Öldürseler)
Cehennem yerinde hiç ateş yoktur, herkes ateşini buradan götürür... (Kuşlar da Gitti)
Ve sonra Sait Faik… Yeşil, çocuksu gözleri vardı. Onulmaz öfkesi vardı. Hikayeleri kadar da, kendi kişiliğinin tadı vardı. Küfürleri vardı. Ve İstanbul Sait Faiksiz edemezdi.￼ (Peri Bacaları)
"Oğlum, diyordu.Sen sen ol görünüşe aldanma.
İnsanlar iki yüzlüdür..." (Teneke)

Şu insanoğluna akıl ermez. (Ağrıdağı Efsanesi)
Yeni yüzler, yeni dünyalar görmek onu kendine çekiyordu. Yeni yeni insanlara, yeni yeni şeyler söylemek. (Üç Anadolu Efsanesi)
İnsana ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin, insan umudunu kesmemeli. Yalnız kalmış, umudunu yitirmiş insan yarı ölü bir insandır. Bana kalırsa insan yaratım gücünü hiçbir yerde yitirmemelidir. (Çıplak Deniz Çıplak Ada)
Korku, insanın yerleşmiş, büyük duygularından bir tanesi… Bana göre, insanlar korkuyu inkar ettikçe korkuyorlar. (Ağacın Çürüğü)
İnsan doğar, büyür ve ölür. Sınıf da doğar, büyür ve ölür. Ama büyük insanlık ölmez. Doğada da böyle bir oluşum var. Doğanın parçaları da doğar, büyür, ölürler. (Binbir Çiçekli Bahçe)
Çöplükler, şehirlerin tıpa tıp aynasıdır. (Yolda)
insanın katlandığına dağlar katlanmaz. (Bu Bir Çağrıdır)

"Benim Ustam," dedi, "benim ustamda böyle yapardı.Emek varsa yemek vardır" (Yağmurla Gelen)
“Bir insan ne ka­dar yürekliyse, o kadar korkaktır. Ya da bir insan ne kadar kor­kaksa o kadar yüreklidir. Bunun böyle olduğunu bir insan an­cak seksenine gelince anlar.” (İnce Memed 2)
"Bugünlerde öğretmenlik, doğru dürüst vicdanlı öğretmenlik bir kahramanlık değil mi, bu kadar kıyımdan, sürgünden, zulümden sonra… Ve aldıkları para ayın on beşine kadar yetmezken… Baskı, baskı, baskı… Bugünlerde öğretmenlik yapılır mı?" (Baldaki Tuz)
Tanışmadan görüşmeden bir insan bir ıssız ada gibidir.. (Tek Kanatlı Bir Kuş)
"Susmak sövmektir." (İnce Memed 4)
Çok özlem çeken insanlardır çocuklar (Neredesin Arkadaşım)
Umutsuzluk,kötülüğe karşı savasma gücünü yokeden, kıran en büyük silahtır. (Taş Çatlasa)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bu-bir-cagridir-yasar-kemal-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)