# Bu Filmin Kötü Adamı Benim - Murat Gülsoy Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Bu Filmin Kötü Adamı Benim kimin eseri? Bu Filmin Kötü Adamı Benim kitabının yazarı kimdir? Bu Filmin Kötü Adamı Benim konusu ve anafikri nedir? Bu Filmin Kötü Adamı Benim kitabı ne anlatıyor? Bu Filmin Kötü Adamı Benim PDF indirme linki var mı?  Bu Filmin Kötü Adamı Benim kitabının yazarı Murat Gülsoy kimdir? İşte Bu Filmin Kötü Adamı Benim kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/bu-filmin-kotu-adami-benim-murat-gulsoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-05-25T16:00:18+03:00
- Güncelleme: 2022-05-25T16:00:18+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/05/25/murat-gulsoy-kimdir-murat-gulsoy-kitaplari-ve-sozleri-230959.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Murat Gülsoy 
 Yayın Evi: Can Yayınları 
 İSBN: 9789750703607 
 Sayfa Sayısı: 284 
--reklam--
Bu Filmin Kötü Adamı Benim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Uzak geçmişten süzülüp gelen 'Neşideler Neşidesi'ydi Gaye. Ben, eski, mutlu bir Amerikan filmi: Kahramanlarının aptallık derecesinde saf ve iyi niyetli oldukları o stüdyo filmlerinin sahte yağmurlu sokakları kadar içli, aşk dışında hiçbir seçeneğe yüz vermeden korkusuzca sigara içen jönleri kadar kararlıydım. Gözükaraydım. Aynaya baktığımda tanınmayacak kadar değişmiş olduğumu gördüm Gaye bana baktığında ne görüyorsa o olmuştum. Başka insanlarla yaşarken varlığını hissettiğim kuşkulardan örülmüş o şeffaf duvarın eriyip gittiğini hissetmiştim. Kendimi...Şu evrende yapayalnız olmadığımı...Şu anlam veremediğim hayatın içinde zavallı bir nokta olmadığını...Hissetmiştim."
Günahlar zamanaşımına uğrar mı? Suçlar belki...ama günahlar?
Kendine biçtiği rolü oynadığı mutsuz evliliğini -kendine rağmen- sürdüren ve üçlü bir aşk ilişkisinde İzzet ile Gaye'nin yanında geçmişini arayan başarısız bir yazar: Önder; aynı mutsuz evlilikten -geçerli bir yolla olmasa da- sıyrılmaya çalışan Defne; dört kişinin yaşamını değiştiren garip bir intihar. Mahkûm edildiğimiz yüzeysel hayatların dibinden akan karanlık suların sesine kulak veren bir psikolojik roman. Türkiye'de, şehirde erkek olmanın alçaklığını ve yüceliğini baba figürüyle hesaplaşarak sorgulayan Murat Gülsoy,sıradan kötülüğün sırlarını arıyor.
(Arka Kapak)

Ödüller: 2004 Yunus Nadi Roman Ödülü
--reklam--
Bu Filmin Kötü Adamı Benim Alıntıları - Sözleri
Kitap okuyan insanları izlemeyi severim. Başka durumlarda asla bu kadar masum görünmezler. Kitap okuyan insanın bir rüyanın içindeymiş gibi yarı bilinç durumunda yaptığı hareketler öyle saf ve güzeldir ki: başka bir dünyayı anlayabilmek için dikkatini toplayışı; zaman zaman kaşlarının arasındaki çizgiyi derinleştirerek üzülmesi; bazen sayfayı heyecanla ve hoyratça, bazen de hayalini izlediği kahramanı incitmekten çekinerek usulca çevirmesi, o sırada öne düşen perçemini farkında olmadan düzeltmesi... Gizemli kımıldanışlar.
"Birini ne kadar ayrıntılı tanırsak ona aşık olmamız o kadar zorlaşır."
İnsan yalnızken ne yaparsa yapsın delirmiş olmaz. Delilik başkalarına karşı verdiğimiz bir sınavdır.
Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları.
Buralarda hiçbir şey olmuyordu, olamazdı, olmayacaktı. Çünkü o nereye gitse hayat başka bir yerde akıyordu.
Ülkemiz büyük yalancıların cirit attığı beli silahlı adamların oyuncağı olmuş bir Ortadoğu ülkesiydi.
Bence aşk her ortamda olabilir. Hatta en beklenmedik yerde karşımıza çıkar. Hani birini beklerken saate bakıp durursun, hep gözün kapıda olur, şimdi içeri girecek, şimdi gelecek, diye düşünürsün ve o gelmez... tam tersine beklemeyi unuttuğun bir anda, başka bir şey düşünürken bir anda çıkagelir ya... öyle bir şeydir. Bence aşk, hazırlıksız yakalanılan bir şeydir. Beklemediğin bir anda. O yüzden insanlar tedirgin olur. İnanamazlar. 'Yok canım,' derler, 'bu aşk değil, olsa olsa bir arzu. Tutku...' derler. Oysa aşk karanlık bir şeydir.
Modern insanın töreni: her akşam kaderinin iplerini elinde tutan çirkin tanrılara küfretmek.
İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi...
İnsan kendisi için bir kez ölür. Yaşlı bir Kızılderili, "Beni tanıyan son kişi öldüğünde öleceğim." demiş.
Her şey kötü gidiyordu benim açımdan. Benim açım yoktu. Köşe kapmacada herkes bir yeri kapmış, ben ortada kalmıştım.
Biraz düşündüğümde o insanların da benim gibi anlam vermekte zorlandıkları hayatın içinde yapayalnız olduklarını fark ettim. Takım tutan, oy veren, bayramlaşan, namaz kılan, düğün dernek evlenen, birbirlerine sarılan insanlardan oluştuğunu sandığın toplum da aslında benim gibi insanlardan oluşuyordu: başlarına gelen olayların anlamını kavrayamadan, üst üste hatalar yaparak yaşayıp giden yalnızlar ordusu...
Öyle olsa ya. Pat diye söyleyiverse insan. Asıl olanı.
Bazen birilerinin hayatında fazlayızdır, bu kadar basittir. Bize orada yer yoktur.
Kimseye bir kötülüğüm dokunmuyordu. Kendi halinde bocalayan biriydim. Milyonlarca aşksız insandan biri.
--reklam--
Bu Filmin Kötü Adamı Benim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Öncelikle söylemek istediğim ; Murat Gülsoy okumaya neden bu kadar geç kalmış ,kitabı neden aylardır kitaplıkta tutmuşum. Romanı okuduğumdan bu yana kendıme kızıp duruyorum.

Kurgu içerisinde kurgu,roman içerisinde romandı okuduğum .
Kitabın kahramanı hem senarist hem de yazar olan Önder… Önder yazmaya çalıştığı romana da Önder ismini verip bize kendi karanlık düşüncelerini,arayışını,tutunma çabalarını okutuyor. Okurken Önder’den bazen nefret ettim bazen ona acıdım derken tüm kitap boyunca Önder’i yargılayıp durdum.En sonunda Önder’in herkesten biraz olduğuna karar verdim.

Murat Gülsoy ile tanışma kitabım onun yazdığı ilk roman oldu.kalemini sevmedım,bayıldım ..Şimdi tüm kitaplarını okuyasım var ve ben ilk fırsatta tüm eserlerini alıp okuyacağım . (Hülya) 
Hadi biraz hayal kuralım. Bir roman kahramanı düşünün: dört dörtlük, on numara beş yıldız. Kaş göz onda; boy pos deseniz tam yerinde. Bir de iyi ki sormayın; erdemli, dürüst, kişilikli, ahlaklı. Hiçbir zayıf noktası yok; herkes ona hayran. Hatasız kul, mübarek! “Olmaz, olamaz, imkansız” değil mi? Hayatta böyle biri yok çünkü, edebiyatta niye olsun ki? İşte bunu kanıtlayan, kahramanını yapayalnız bir “kötü adam” olarak seçen başarılı bir roman okudum, çok da iyi ettim bence.

Bu yıl boyunca okumayı hedeflediğim Murat Gülsoy külliyatında yolun yarısına gelmiş bulunmaktayım. Yazıldığı sırayla takip ettiğim külliyatın içinden Haziran ayı okuması olarak seçtiğim kitap Bu Filmin Kötü Adamı Benim, sevgili yazarımıza 2004 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandırmış bir eser, hem de bir ilk roman olarak. Kitabı heyecanla okumaya başladım ve aynı heyecan okuduğum iki gün boyunca da artarak sürdü çünkü Gülsoy edebî dehasıyla beni yine kendine hayran bıraktı. Sevdiğim postmodern esintilerle üst kurmaca tekniğini tam dozunda kullanarak roman içinde roman ve hatta içteki romanın içinde de bir “romancık” kurgulamış yazar. Üstelik bunu öyle bir yapmış ki romanların ortak kahramanı kendini “kötü adam” ilan eden Önder’i kanlı canlı bir insan olarak görebiliyorsunuz. Bunu yaparken yazarın farklı anlatıcı bakış açılarını kullanmasına bayıldım. Üçüncü tekil şahsın anlattığı yerler romanın kendi zamanı, birinci tekil şahısla anlatılan bölümler romandaki yazar Önder’in yazdığı roman. Yazar, üçüncü tekilin anlattığı olayların geçtiği dış romanın zamanında romanını yazmaya devam ediyor ve biz de birinci tekil şahıs ağzından o yazdıkça romanı okuyoruz. Roman, başlı başına bir kurmaca dersi gibi zaten; okuduğum öykülerinden yazarımızın kurmacayı konu edinmesine severek alıştığım için kurgu dünyaya dair fikirlerle bezeli bu romanı da okurken keyfime diyecek yoktu.

Okurken film gibi sahneleri peş peşe gözümün önüne getiren zekice kurgulanmış bu romanı, roman yazmaya çalışan kırk yaşındaki tekinsiz, gelgitleri olan ve baba-oğul çekişmesinde sinip kalmış Önder’in hayat denen filmde “kötü adam” olma hikayesini merak ederseniz mutlaka okuyun. (Nur) 
Kitabı yarım bıraktığım için kendimden utanıyorum, fakat yazar bence Oğuz Atay 'dan çok etkilenmiş. Belki ilk olarak Tutunamayanlar kitabını değil, bu kitabı okusaydım sevebilirdim. İlerleyen günlerde tekrar deneyeceğim sanırım. Okuyan arkadaşlar fikirlerini paylaşırsa çok sevinirim. (Ecem İspir) 
--reklam--
Bu Filmin Kötü Adamı Benim PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Murat Gülsoy - Bu Filmin Kötü Adamı Benim kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Bu Filmin Kötü Adamı Benim PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Murat Gülsoy Kimdir?
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde Elektrik-Elektronik Mühendisliğini bitirdikten sonra yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde tamamladı. İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri üzerine yaptığı deneysel tez çalışmasından sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği Programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde temel bilimsel çalışmalar yaptı. 2000 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak çalışmakta Biyofotonik konusunda dersler vermekte, araştırmalar yapmaktadır. Lazer-doku etkileşimi, lazerle doku kaynağı, cerrahi lazer sistemi tasarımı konularında çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1992-2002 yılları arasında çıkardığı Hayalet Gemi dergisi ile edebiyat alanında adını duyurmaya başladı. Bu dergide öykü ve deneme türünde yazılarını yayımlayan Gülsoy ilk kitabını 1999 yılında Can Yayınları'ndan çıkardı. 2001 yılı Sait Faik Hikâye Armağanı, "Bu Kitabı Çalın" adlı kitabına, 2004 yılı Yunus Nadi Roman Ödülü, "Bu Filmin Kötü Adamı Benim" adlı romanına, 2013 yılı Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü "Baba, Oğul ve Kutsal Roman" adlı romanına verildi. Kitapları çeşitli dillere (İngilizce, Almanca, Çince, Makedonca, Rumence, Bulgarca, Arapça, Arnavutça) çevrilmektedir. Yapıtlarında akıcı bir üslup kullanan yazarın gerçekliğin ve zihinsel deneyimlerin aldatıcılığı, rüyalar, ölüm ve aklın sınırları gibi konuları ele aldığı söylenebilir. Öykü ve romanlarında türler arasında gidip gelmekten çekinmeyen Gülsoy edebiyat üzerine de inceleme ve denemeler yazmaktadır. Borges, Kafka, Orwell, John Fowles, Coetzee, Tanpınar, Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk sıklıkla andığı yazarlar arasında sayılabilir. Boğaziçi Üniversitesi'nde vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerini Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı kitabında, Modernizm/Postmodernizm üzerine görüşlerini 602.Gece adlı inceleme kitabında yayımlamıştır.

Açık Radyo'da 1995-2002 yılları arasında Hayalet Gemi, Simgeler Sözlüğü, Ubor Metenga gibi programlarda yer almış olan Gülsoy 2010 yılından bu yana TRTTURK kanalında Açık Şehir programında Sinemada Edebiyat Uyarlamaları hakkında yorumlar yapıyor. Murat Gülsoy aynı zamanda 2004 Yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.
--reklam--
Murat Gülsoy Kitapları - Eserleri
Bu Kitabı Çalın
Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
Ve Ateş Bizi Tüketiyor
Öyle Güzel Bir Yer ki
Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet
Gölgeler ve Hayaller Şehrinde
Baba Oğul ve Kutsal Roman
Nisyan
Bu Filmin Kötü Adamı Benim
Belirsiz Bir Ânın Kıyısında
İstanbul'da Bir Merhamet Haftası
Tanrı Beni Görüyor mu?
Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul
Sevgilinin Geciken Ölümü
Binbir Gece Mektupları
Karanlığın Aynasında
602. Gece
Türkiye Hikayelerini Anlatıyor
Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler
Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım
Sindirella’nın Bilmecesi
Belki de Gerçekten İstiyorsun
Şiir Dünyadan İbaret
--reklam--
Murat Gülsoy Alıntıları - Sözleri
Sıradan insanlar ancak hedeflerden söz edildiğinde rahatlarlar. Oysa çoğu zaman, gerçekte hedefin ne olduğunu asla bilmeden doğup ölürler. (Tanrı Beni Görüyor mu?)
Öyle... Zihin dağılmaya başladı mı toparlaması çok zordur." (Ve Ateş Bizi Tüketiyor)
sanki aklının içindeki bir düş dünyasında yaşıyordu (Tanrı Beni Görüyor mu?)
Okunan kitapların sayısı değil onların okunma yoğunlukları önemlidir. (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)
Onun sesini zihninde canlandırmak için çabalıyordu. O yüzden onun cümleleriyle düşünüyordu. (Sevgilinin Geciken Ölümü)
Madem kendisi bir yazar olarak ciddiye alınmıyor, o da gizlice yetiştireceği yazarlarla var olacaktı. Adı kimse tarafından bilinmese de olurdu. Tek istediği geleceğe bir yolla katılmaktı. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
“İnsanlar... Asla yapmam dedikleri ne varsa, inan bana, şartlar müsait olduğunda herkesten önce yapıyorlar. Üstelik bunun en doğru hareket şekli olduğunda ısrar edip seni aptal yerine koyuyorlar. O yüzden en iyisi, kimseden bir şey beklememek. Böylece sukutuhayale de uğramazsın.” (Gölgeler ve Hayaller Şehrinde)
Kalp bir para gibi renklerini kaybediyor, gerçekler aleminden palavralar alemine doğru hızla yuvarlanıyor. (Bu Kitabı Çalın)
Koşuyordum; düşüncelerin, düşlerin, şakaların, oyunların, madrabazlıkların içinden geçiyor, sonra başladığım yere geliyordum nefes nefese. (İstanbul'da Bir Merhamet Haftası)
Modernizm ilerlemeyle barbarlıktan kurtulunacağını vaat ediyordu. Oysa tam tersi olmuştu, barbarlık steril ve organize bir hal almıştı. İşte modernliğin ürünleri olan Nazizm ve dünya savaşları ortadaydı. Insanlar şu sorunun yanıtını bulamıyorlardı: Böylesine gelişkin bir uygarlık, böylesine incelmiş bir kültür nasıl olur da böylesine büyük bir barbarlık üretebilmişti? Üstelik bilimcilerin bu süreçteki rolü hiç de azımsanmayacak kadar önemliydi. Bir çoğu gönüllü olarak bu süreçte rol almış, savaş endüstrisinin kilit noktalarında görev yapmış, insanlar üzerinde yapılan korkunç deneyleri tasarlayıp gerçekleştirmişti. (602. Gece)
"... Ve sonuçta yeni sanat sinemadan yararlanma deneylerini oyuncu ve tiyatro yönetmeni Nikolai Vladimroviç Ekk ile birlikte kurduğu tiyatro Metla'da dener. (Ekk 1931-41 yılları arasında Hayat Yolu, Grunya Kornakova, Bülbül. Sorochinsk Fuarı, Mayıs Gecesi adlı filmler çekecektir.)" (Şiir Dünyadan İbaret)
İki insanın aşkı gibi değildi bizim yakınlaşmamız, acı çeken bir insanın aynada kendini öpmesi gibi yalnızlık doluydu. (Karanlığın Aynasında)
İlahî adaletin tecelli ederek kendisini cezalandırdığını düşünerek kendine dur demişti. (Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul)
Orta sınıfın sınırsız sorumsuz mutluluğuna küfretti Önder. Mutluydular. Ahmakçasına. Kendilerinden memnundular. Kafalarında kendilerine ve geleceklerini ilişkin net planlar vardı. Kendilerine, bahçe içindeki evlerine, birbirlerine güveniyorlardı. Yastıklı plastik sandalyelerini yaslanarak başkalarını çekiştiriyorlardı. Her evde bu küçük mahkemelerden binlercesi kuruluyordu akşamları. (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
Biliyor musun, annem gibi konuşuyorsun. O da böyledir. Ne zaman ona göre yanlış bir şey yapsam bu benim düşüncem olamaz. İlle de aklıma biri girmiştir. (Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet)
İnsan her zaman aldatır, her zaman kötüdür. (Öyle Güzel Bir Yer ki)
Toplanmak için dağılmak gerekir. (Türkiye Hikayelerini Anlatıyor)
İnsanlara bakmıştım. Milyonlarca Hayat vardı dışarıda. Uzaktan birbirlerine benziyorlardı ama yeterince dikkat edince her birinin diğerinden farklı olduğu anlaşılıyordu. Her biri ayrı renkte bir kapıydı. Açması zordu belki ama hepsi de açılmayı bekliyorlardı. Benim gibi... (Bu Filmin Kötü Adamı Benim)
Nazım’ı önce tiyatroya, sonra da sinema dünyasına çekecek daveti Muhsin Ertuğrul yapar. Nazım 1924 yılındaki ilk dönüşünde, Süreya Paşa sinemasının müdürlüğünü yapan babası Hikmet Bey’in Osmanlıca-Fransızca Sinema Postası (Le Courrier du Cinéma) dergisine yardım eder. Ancak edebiyat eylemcisi Nazım, Şeyh Said isyanını öne sürerek çıkarılan Takrir-i Sükûn Yasasını ’nın verdiği baskılar sonucu, sadece yedi ay kalabildiği ülkesinden Sovyetler Birliği’ne kaçmak zorunda kalır. Ankara’da İstiklal Mahkemesi’nde açılan davada gıyaben on beş yıl hapse mahkûm olmuştur. (Şiir Dünyadan İbaret)
Gerginliği oluşturan nedenlerin başında da sosyal başarısızlık ve dışlanma korkusu gelir. (Bu Kitabı Çalın)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/bu-filmin-kotu-adami-benim-murat-gulsoy-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)