# Buhurumeryem - Lale Müldür Kitap özeti, konusu ve incelemesi

> Buhurumeryem kimin eseri? Buhurumeryem kitabının yazarı kimdir? Buhurumeryem konusu ve anafikri nedir? Buhurumeryem kitabı ne anlatıyor? Buhurumeryem PDF indirme linki var mı?  Buhurumeryem kitabının yazarı Lale Müldür kimdir? İşte Buhurumeryem kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...

- Kaynak: Mardin Life
- URL: https://www.mardinlife.com/kitap/buhurumeryem-lale-muldur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi
- Dil: tr-TR
- Yayın tarihi: 2022-08-25T01:00:03+03:00
- Güncelleme: 2022-08-25T01:00:03+03:00
- Yazar: Mardin Life
- Kategori: Kitap
- Görsel: https://cdn.mardinlife.com/2022/08/25/lale-muldur-kimdir-lale-muldur-kitaplari-ve-sozleri-297472.jpg

Kitap Künyesi
 Yazar: Lale Müldür 
 Yayın Evi: Metis Yayınları 
 İSBN: 9789753420366 
 Sayfa Sayısı: 136 
--reklam--
Buhurumeryem Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yıldız Madalyalı Masalların ve kitabın en başında yer alan Umarım Takip Edebiliyorsunuzdur ile hemen onun ardından gelen Dans Adımları Atarak Dans Yuvarlağının Dışına Çıkmak:
Umarım Takip Edebiliyorsunuzdur
–Herkes is is is istediğini yapar.
–Yaa yap yap yapar istediğini.
–Biliyorsun bazan oturur öyle düşünürüm.
–Öyleyse funky sesi duyalım.
–BİR DAHA UMARSIZ YAŞAMALAR YOK
BİR DAHA UMARSIZ YAŞAMALAR YOK
–Peki ya akademi, akademik ses ne diyor?
–Akademik sesi funkla, sars, çıkart at
–Umarım sizi takip edebiliyorumdur.
–Umarım. Biz diyoruz ki lavanta çiçeği bir gökyüzü altında,
turuncu/türkuaz çizgili toprakların üstünde beyaz kır çiçekleri
yağmurunda yani Pİ RİNÇ, PİRİ NÇ tarlalarında
pantolonlarımızın paçalarını sıvamış girerken tam suya, ilerde
kırmızı kayalıkların üstüne tünemiş KALBİNİ YEŞİL
YAPRAKLARIN ARASINDAN ÇIKARAN ADAMIN farkına
vardığımızda çok çok geç kalınmamakla birlikte belli bir eziklik
duygusuyla hareket edip her bir yöne rastgele dağıldığımızda
sanki o bütün gece (sabaha kadar konuşulduğu için)
uyumamışların gündoğumunu izlemek ve günün ilk çaylarıyla
bir ay çöreğini paylaşmak üzere deniz kıyısında bir kahveye
girişimizi, sandalyelerin yerlerini hafifçe değiştirdikten sonra
sanki birden serin/serin bir yeşilliğin denizin ortasından
çıktığını görüp ama onu ele geçirmekte yavaş davrandığımız
için onun gökyüzüne sürekli form değiştiren bir bulut gibi
yükselişini acıyla izlediğimizde ki şimdi bunları düşünürken
ağzımda geveleyip durduğum çam sakızını duvara
yapıştırdığımda kendisine miras olarak bir ecza dolabının
kaldığı hafif dişlek ve hatta dörtgöz kızıl saçlı bir çocuğa
Orientin ilk astronotlarının adı sorulduğunda:
Piri Reis ya da al-Battani gibi muallakta kalan bir
cevap verildiğinde... Tüm cevap beklentilerinin ötesinde...
–Come on, come on, lets hear the funky sound:
–Turuncu/mavi bir hava alanı pistinde, bereketli topraklar
üstünde, yavaşça uykuya kayan bir çocuğunki gibi ellerimiz
birleştiğinde, yani ki artık kendimiz dahil hiçbir düşman
kalmadığında...
–Hadi hadi artık funky soruyu sor:
–Dans adımları atarak benimle dairenin dışına çıkar mısın?
Dans Adımları Atarak 
Dans Yuvarlağının Dışına Çıkmak
Sonsuza dek daha küçük kadrajlara bölünerek
ilerleyen bir aynanın kendi sabit merkezine
doğru yaptığı iç yolculukta geride bıraktığı
tek şey
bir jet uçağının sesi
cıhar-ı yek
Çocukken çizilen renkli patates mühürleri gibi
ah evet şimdi o çocukluğun ay-ışıklı gecelerinde
olduğu gibi dantel yapraklı selvi ağaçlarının
serin nefti yapraklarına gözümüz takıldığında
zeytin ağaçlarının sesini duyar gibi olduğumuzda
yani onlar cırcır böceklerinin eşliğinde
serin akşam şarkılarına başladığında
akşam sefaları gecenin getireceği
binbir kötülükten ürkerek eve yani
kendilerine doğru bir yolculuğa çıktıklarında
arazöz geçtikten sonra
dış kapı önlerine su döküldüğünde
kurabiyeleri bir an evvel karabilmek için
büyük bir ciddiyet ve sabırsızlıkla
ev ödevlerine oturulduğunda
bir taşra gelini duvağı ile birlikte
motosikletin arkasına oturtulduğunda
sevgilim
will you come stepping out with me? 
(Tanıtım bülteninden)
--reklam--
Buhurumeryem Alıntıları - Sözleri
"Sen ve ben
Hep birlikte
Ve hep yalnızız."
"Ve Adam Tanrı'yı sevdi
Ve Kadın Adam'ın Tanrı'yı sevişini sevdi."
çünkü aşkımız kayısı renginde bir şey
ve bütün bunları düşündüğüm zaman
odaya altınımsı bir ışık doluyor.
BEN SENİNLE DİLSİZ KALMAKTAN
HOŞLANlYORUM
seni gerçekten hiç merak eden yok mu
yok zaten etrafıma bir duvar ördüğümü
betonlaştığımı söylüyorlar
kimseyi dinlemiyormuşum
benimle diyalog imkansızmış
peki sizinle gerçekten ama gerçekten
ilgilenen yoksa siz ne yapardınız?
zaman yok çünkü ya da çok hızlı geçiyor.
diyorlar ki ikimiz yapamayız
arada çok engeller var diyorlar
ama ben biliyorum ki
sen 'gidelim' deyince
seni takip etmek için hazır olacağım
Kafka der ki insan Giz'i çözdüğü zaman
her şey değişecekmiş sanır ama
hiçbir şey değişmez.
Yaşam olanca sıradanlığıyla devam eder.
BİR DAHA UMARSIZ YAŞAMALAR YOK
--reklam--
Buhurumeryem İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"YAŞAMIMIN GİZİNİ VERECEĞİM SANA...": *Pazar gecesi şiir etkinliği vesilesiyle kaleme alınmıştır.

Etkinliğe buradan erişebilirsiniz;
gonderi/99139733

"Tanrı'nın yağmura benzeyen hizmetçileri vardır.
Toprağa düşünce mısır, denize düşünce inci olurlar."
diyor Lale Müldür, Buhurumeryem şiirinde ve Gül' ün sırrını açıyor ;

"Evren dört unsurdan mürekkeptir.
Hangisini seçersen goncaya durursun.

Gül: ateşte yanar
susuz kurur
havasızlıktan boğulur
mermerde donar."

Daha ne desin bir şair, ben fakire bu kadarı kâfidir :)

Lale Müldür'ün okuduğum ilk eseriydi. Eserin bazı kelimeleri büyük harfle yazılmış, bu vurgu imlası son dönemlerde şairler tarafından sıklıkla kullanılmaktadır.

Şairin çeşitli vesilelerle İtalya, Belçika gibi ülkelerde bulunmuş olmasının iç dünyasına tesirini gözlemleyebiliyoruz, yer yer dizelerde yabancı kelimeler yer alıyor, bu durum bir çok okuru rahatsız etmiş olabilir, bana kalırsa kelimeler özenle seçilmiş ve şiirine özel bir kişilik kazandırmış. İngilterede bir doktor kendisine aşırı hassasiyet sendromunuz var diye teşhis koymuş ve eklemiş, 'Biz kelebek kanadından ağaç kabuğu yapamayız...’ şairlerin doktorları da şair ruhlu oluyor sanırım :)

Şiirleri yazma sürecinde, bir şiir bana kendini yazdırdığında, noktayı koyar sayfayı kapatırım diyor ve üç gün okumam, sonra açıp okuduğumda o şiiri yazanın ben olduğuma kendimi ikna etmeye çalışırım çünkü çok yabancı gelir, kalem oynatmadan kitabıma alırım diyor. Çok ilginç ve keyifli olsa gerek.

İlk etapta şairin uslubunu biraz yadırgadım ama sonra eser bağlıyor okuru kendine. Kendi kelimeleri var Müldür'ün, bu kelimeler öyle çok ki ikinci kullanımına rastlamak çok güç. İmge patlaması denebilir şiirlerine ama söze külçeler indirmeyen, dimağa ve his uçlarına zarif dokunuşlar bırakan, güçlü denemeler...

Yoğun metafizik unsurlar, öğretiler ve inanç sistemlerinin hakim olduğu, kişilerin adeta silinip gittiği kozmik bir evren, şairin zihninden bize kadar ulaşan mental sesler...

İnsan çok sevdiği biriyle konuşurken, bir zamandan sonra sesini duymaz olur, hisler o kadar baskındır ki sesler siliniverir... Yahut danseden birini seyrederken dansın figürleri müziği sustururya hani...Bazı şiirlerinde kelimeleri unutturan bir müzik var. Bazı şiirlerindeyse kuyular var Müldür'ün, sadece kendi sesinizi duyabileceğiniz ve belki bir zaman sonra onunla da yollarınızı ayırmak mecburiyetinde kalacağınız.

Etkinliğin başında eserin 130 sayfa oluşu beni sevindirmişti ama şakaklarım zonkladı diyebilirim :)

Buhurumeryem; çoğumuzun sıklamen diye bildiği çiçeğin adı. Çiçek yetiştiren kitap dostları bilirler buhurumeryemi yetiştirmek, hayata bağlamak oldukça zordur, asık suratlı bir çiçek olmasın diye gece gündüz uğraşmak gerekir. Öyle nazlıdır ki, rüzgar deyse dalına hemen bırakıverir kendisini, çok güzel bir görüntüsü vardır, gökyüzüne açılan avuçlar gibi çiçek açar ve geceleri kapatır yapraklarını...

Divan edebiyatında da 'Buhurumeryem' sıklıkla kullanılır, güzel kokuyu, saflığı, masumluğu temsil eden bir motiftir, özellikle Baki şiirlerinde çok yer verir. Tadımlık bir beyit;

“Erişti hakten bûy-ı buhur-i Meryem eflâke
Muattar eyledi göklerde dâmân-ı Mesihâ’yı”
{Buhur-ı Meryem’in kokusu yerden göklere erişti. İsâ’nın eteğini kokulara
boyadı.}

Diğer yandan Hz. Meryem'in, Hz. İsa aleyhisselam'ı doğururken, ağrının şiddetinden, bu çiçeğin ağacına tutunduğu anlatılır. Bu nedenle buhurumeryem çiçeğinin dallarını kurutup doğum anında ebelerin şifa için kullandığı da vakidir.

Eserin son şiirinin adı Buhurumeryem, ince bir öyküleme yer alıyor şiirde... Hz. Meryem'den ve Kuran-ı Kerim'de geçen kıssasından izler bulunuyor.

Pol ile Virginie'nin mektupları çok güzeldi; bir yanıyla bilge bir ciddiyet, bir yanıyla içli bir tebessüm...

Büyük harflerle yazılmış Pozitif Vibrasyon şiiri ömür törpüsüydü :) Mühendis olmanın bütün olanaklarından faydalanarak son hamlesini yapıyor şair :)

Diğer eserlerini de okumayı çok isterim.

Çok sevdiğim, sözleri Lale Müldür'e ait olan Destina'yı dinleyerek biraz dinlenelim :)

"İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için,
Yaşamımın gizini vereceğim sana"

https://youtu.be/fJlojNx-gxg

Öncelikle Lbsarsln9268 olmak üzere eşlik eden tüm arkadaşlara teşekkür ederim.

Keyifle okuyun.

Derin saygımla... (Eylül Türk) 
Son derece abartılı gibi olacak, ama esasında abartısız yazıyorum, son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. O kadar içim ısındı, öyle iyi hissettim, öyle iyi geldi ki bu şiirler, okurken kelimenin tam anlamıyla kendimden geçtim. Her bir satırı şuraya eklemek istedim dönüp dönüp bir daha okurum diye. Daha önce, adından başka hiçbir şeyini bilmezdim Lale Müldür'ün, belki bir iki kez şiirlerini görmüşümdür orada burada, hepsi bu. Okumaya başladığımda da hiçbir beklentim yoktu, okuyacağım şiir kitaplarını özenle seçmem çünkü, bu konuda kaderci bir yaklaşımım var. O beklentisizliği alıp öyle bir noktaya getirdi ki Lale Müldür, yaptığım ilk şey diğer kitaplarına da kavuşmayı hayal etmek oldu. Ki bu daha önce sadece Orhan Veli ve Birhan Keskin için söz konusu olmuştu.
Ne hoştur ki YKY, bu anlamda güzel adımlar atmış ve bütün şiirlerini derlemeye çalıştıkları iki kitap çıkarmış.

Şiir kitaplarını tavsiye etmek ne derece doğru, bilmiyorum, bu yüzden sessiz kalacağım. Okumak isteyenlere, buyurun diyorum ama, muhakkak okuyun. Keyifli okumalar. (Gamze Züleyha Üredi) 
Sevdim desem olmaz sevmedim desem olmaz beni arafta bırakan kitaplardan biri oldu..

Konu şiir olunca biraz daha anlam arıyorum ve okurken akıp gitmesini..
Bu olmadi maalesef ama yine de şairlik yönüne laf edemedim okunmayı yine de hakediyor. (Ged) 
--reklam--
Buhurumeryem PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Lale Müldür - Buhurumeryem kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Buhurumeryem PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Lale Müldür Kimdir?
1956'da Aydın'da doğdu. Liseyi Robert Kolej’de bitirdi. Şiir bursu alarak Floransa’ya gitti. Türkiye’ye dönerek birer yıl ODTÜ Elektronik ve Ekonomi bölümlerine devam etti. 1977’de İngiltere’ye gitti: Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden lisansını, Essex Üniversitesi Edebiyat Sosyolojisi Bölümü’nden master derecesini aldı. 1983-1987 yılları arasında Brüksel’de yaşadı: Ressam Patrick Clays ile on iki yıl evli kaldı. 14 Aralık 2002’de beyin kanaması geçirdi, iki ay hastanede yattı.

İlk şiirleri 1980’de Yazı ve Yeni İnsan dergilerinde çıktı. Gösteri, Defter, Şiir Atı, Oluşum, Mor Köpük, Yönelişler, Sombahar ve kitap-lık dergilerinde birçok şiir ve yazısı yayımlandı. Bir dönem Radikal gazetesinde yazdı. Şiirlerinden bazıları (“Destina”, Yeni Türkü) bestelendi ve filmlerde kullanıldı. Şiirlerinden bir seçki Water Music adıyla Dublin’de (Poetry Ireland, 1998), Fransız ressam Colette Deblé’nin resimleri üzerine yazdığı şiirler Fransızca olarak Ainsi parle la Fille de pluie (Yağmur Kızı Böyle Diyor) adıyla Fransız Enstitüsü’nde, 2008’de ise Donny Smith’in çevirdiği yine bir seçme şiirler kitabı (I Too Went To The Hunt Of A Deer) Türkiye’de yayımlandı. Yurt dışındaki birçok toplantıda Türkiye’yi temsil etti; Amerika’da yayımlanan Türk şiiri antolojisinde “80’lerde başlayan krizi aşan bir şair” olarak anıldı. Ultra-Zone’da Ultrason ile 2007 Altın Portakal Şiir Ödülü’nü aldı.
--reklam--
Lale Müldür Kitapları - Eserleri
Buhurumeryem
Anemon /
Saatler / Geyikler
Kuzey Defterleri
Anne, Ben Barbar mıyım?
Apokalips / Amonyak
Tehlikeliydi Biliyordum
Bizansiyya
Leonardo
Seriler Kitabı
Siyah Sistanbul
Yağmur Kızı Böyle Diyor
Güneş Tutulması 1999
Ultra-Zone'da Ultrason
Haller Leyla
Anne’ye Ayetler
Divanü Lûgat-it-Türk
Voyıcır 2
Alnımdan Fırlayan Bir Kartal
Uzak Fırtına
Medine ve Kavun Likörü
--reklam--
Lale Müldür Alıntıları - Sözleri
garip nasıl da benziyor
gün uzun donduran
bir yağmura
aşk gittiği zaman (Tehlikeliydi Biliyordum)
kendimi vahşi bir hayvanı izler gibi izledim.
bir ses "madem bu kadar güzelsin" dedi,
"niçin kendini yaralıyorsun?" (Divanü Lûgat-it-Türk)
..kölelerinden say beni aklımla seni izlediğim için. (Kuzey Defterleri)
Yaraların iyileşmesi isteniyorsa, yaralayan yay ele geçirilmeli. Çünkü arp kırıksa, kırılmışsa, bir akor titreşir ve ağlar... (Anne, Ben Barbar mıyım?)
Öyle sakin, sükunet-i ahenkle duruyordun ki sen Leonardo... Ay işığı damlamış gibiydi üzerine (Leonardo)
kalbinden küçük atlarını
söküp atacağım, küçük şair,
ellerinin işlerini ellerine anlatacağım. (Kuzey Defterleri)
“Uyu benim yalnızlığım gözler uçuşan şeylerle doludur.
Hava uzaklaşan kaçan şeylerle.
Uyu benim yalnızlığım hiç örtme kapıları
Biliyorsun ki sevilen şeyler nasıl olsa uzaklaşıp gidecekler.
Anılar da öyle bir gölün kıyısından geçip gidiyorsun da sanki
Dokunulmuyor bile gölün sessizliğine
Göl anlamaz sessiz geçişleri onun olmayan sesleri
Uyu benim yalnız gözüm , gözler terkedilen şeylerle doludur.” (Kuzey Defterleri)
oysa bizim yok onlara
verebilecek birşeyimiz
gereksiz birkaç açıklama dışında (Seriler Kitabı)
Ölen anlamlar değil...
Anlam fazlalıkları... (Bizansiyya)
önce güzel bir dünya öldü
sonra güzel dünya düşleri (Anemon /)
Milyonlarca insan...
paramparça yüreğim benim.
Ah, yapraklar, yapraklar... (Leonardo)
Âşığım desem de yalan, değilim
desem de. Tanrı tanıktır ki
aslını anlamadım. Dedim Ya
açıklanamayan şeylerin merkezi
bu kitap. Merkeze yaklaştıkça
da aşk çoğalıyor ya da
yokoluyor. Tanrı tanıktır ki
aslını anlamadım. (Apokalips / Amonyak)
ah ne biçim ne biçim ağlatıyorsun beni Rimbaud...
ah ne yakışıklı bir öldürgensin sen Rimbaud... (Apokalips / Amonyak)
BEN SENİNLE DİLSİZ KALMAKTAN
HOŞLANlYORUM (Buhurumeryem)
Düş gören birisinin düşlediği bir düşüm ben diyorum inanmıyorlar ... (Seriler Kitabı)
Şu anda garip bir noktada duruyorum. İyi bir insan olmak ve iyi bir şair olmak arasında bir gerilim. Doğruyu buldum, doğru şudur dediğim anda belki Nirvana'ya ulaşıyorum ama yaratıcılığım bitiyor. Çünkü Nirvana kelime anlamıyla da aklın evrilip çevrilmelerinin bittiği yer demek. Şairlere ise daha çok 'Cennette kul olmaktansa, cehennemde hüküm sürmek yeğdir' diyen Milton'un Satan (Şeytan) rolü yakışıyor. (Anne, Ben Barbar mıyım?)
Unutmuşum başka bir sendi. Ben ölüyordum Tropiko.
Unutuşun beyaz romansıyla ölüyordum.
Söyleyecek başka şeyim yok artık.
Unutmak istemiyordum oysa.
Güzel kalan yaralarda var çünkü... (Alnımdan Fırlayan Bir Kartal)
Seni hatırlamamak mı daha üzücü
Hatırlamak mı? (Ultra-Zone'da Ultrason)
Kafka der ki insan Giz'i çözdüğü zaman
her şey değişecekmiş sanır ama
hiçbir şey değişmez.
Yaşam olanca sıradanlığıyla devam eder. (Buhurumeryem)
beyaz terliklerimle çıkmışım
Cuma günü
Cuma namazına
 Afrika dahil (Siyah Sistanbul)

---
Kaynak: [Mardin Life](https://www.mardinlife.com/kitap/buhurumeryem-lale-muldur-kitap-ozeti-konusu-ve-incelemesi)